182# Kırmızı hapa cevap 1: Yaratıcının varlığı kaçınılmaz sonuçtur.

Felsefe

Özel olarak bir şahsa cevap vermek pek tarzım değil ama genç takipçilerim tarafından “Kırmızı Hap” serisine cevap vermem hakkında talepler aldım. Pek ciddiye almadığım argümanlara sahip bu videoyu gençlerin ciddiye aldığını anlayınca bu teklifi kabul ettim. O halde ben de seri halinde “Kırmızı Hap”  videosunun iddialarını tek tek cevaplayacağım.

Birinci iddia: Bu evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığını bilemeyiz, iddiasıdır.

Cevap: Evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığını bilemeyeceğimizi söylemeniz için

  1. Yaratıcılık sıfatlarını gerektirecek olan I) plan-program, II) estetik, III) kullanışlılık, IV) denge, ve V) dengeyi sürdürecek mekanizmaların olmaması gerekir,
  2. Başı boşluğun getireceği sonuçların en büyüğü olan “düzen yerine kaos”un hâkim olması,
  3. Yaratıcı’nın insanlıkla iletişime geçip kendi maksadını anlatmış olma ihtimalinin safdışı edilmesi gerekir. Kırmızı hap’ın hipotezi bunları ne kadar karşılayabiliyor bakalım.

1. Plan, program, güzellik, kullanışlılık, denge, ve dengeyi sürdürecek mekanizmalar:

Yaşadığımız evrende herşey bir program ile ortaya çıkmaktadır. İnsanlar DNA ile programlanmıştır ve bir plana göre ortaya çıkmaktadır. Hakeza, bütün çiçekler, böcekler, balıklar, kuşlar ve tüm biyolojik canlılar bir programa sahiptir. Yine hava durumunun değişmesi de bir program dâhilinde olur, böylece bu programın dilini bilen meteorologlar bir ay sonraki havanın bile nasıl olacağını tahmin edebilirler. Aynı şekilde güneşin izleyeceği yol ve hayatını nerede tamamlayacağı hepsi bir program üzeredir. Bu programların dillerini okumayı öğrenirseniz, evrende gelecekte olacak herşeyi bilebilirsiniz. Kısaca evrende başıboşluk yoktur ve DNA örneğinde anlattığımız gibi her düzenli varlık bir program üzere ortaya çıkar. İkincisi, evrende ortaya çıkan ESTETİK te Yaratıcının iradesinin kanıtıdır. Üçüncüsü doğadaki ve evrendeki tesadüf rüzgârlarının karşı konulması imkânsız yıkıcılığına rağmen bir DENGENİN VARLIĞI da bu dengeyi sağlayan ve DEVAM ETTİRECEK MEKANİZMALARI koyan iradeyi kaçınılmaz olarak gerektirir.

Yazarın önerisi:  119# İyilik yapmak için dine ihtiyacımız yok mu?

Belirtilen videoda akıllı tasarımın bilimsel kanıt olmayacağı belirtilmiş. Örnek olarak ta çölde yürüyen bir adamın diğer arkadaşına “Çöl sonsuzdur, çünkü yürü yürü bitmiyor” hipotezinin bilimsel kanıt olamayacağı örnek verilmiş.  Oysa bu örnek, konuya uyan bir örnek değil. Çünkü çöldeki adam çölün sınırlı olduğuna dair bir kanıt bulamadığı için sınırsız olduğunu düşünmüş. Tıpkı Allah’ın varlığına dair kanıt bulamadığını düşünen ateistlerin Allah’ın olmadığını varsayması gibi. Yani, küçümsedikleri bu mantık, teist değil ateist mantığına tam uyuyor. Teistler ise Allah’ın kanıtlarını gördükleri için inanmayı tercih eder. Yokluğuna dair bir kanıt bulamadıkları için değil. Bunun yerine konuyu açıklayıcı şöyle bir örnek olmalıydı: İki adam çölde yürüyorlar birisi diğerine diyor ki “bu çölde hiç çöl tilkisi yaşamaz”. Diğeri de “bütün çölü arayıp çöl tilkisini görmek gerekmediğini” söylüyor ve ona çöl tilkisinin ayak izlerini gösteriyor ve ekliyor; “Çöl tilkisi olmasa idi çöl tilkisine ait hiçbir delil olmaması gerekirdi. Fakat bir tane bile delil, çölü tamamıyla arama zahmetine girmemizi engeller”… Bilimin kendisi Yaratıcının varlığına en büyük delildir, buna rağmen yaratıcının varlığını bilimle bulamıyoruz demek te şuna benziyor: Scherlock Holmes elindeki büyüteçle Dünya’yı karış karış inceledi ve dönüp dedi ki; “Dünya’da büyüteç imal eden kişilerin olduğuna dair bir kanıt bulamadık”.

Yazarın önerisi:  198# Kırmızı hapa cevap 4: Çocuk yaşta ölenler Cennet’e gidecekse bu nasıl bir sınav

Ayrıca şu örneği vermişler; Birkaç yüzyıl önce yaşamış birinin “hastalıklar Tanrı’nın işi değilse o halde nedir” sorusu bilimsel kanıt değildir. Bu örnek “Boşlukların Tanrı”sı argümanına giriyor, daha önce “Boşlukların Tanrı’sı mı yoksa herşeyin arkasındaki Yaratıcı mı?” isimli yazıda açıkladığımızdan tekrar etmeyeceğiz. Diğer peşpeşe gelen örnekler de aynı mantığı taşıdığından hepsine ayrı ayrı cevap yazmıyorum.

2. Tasarımın kaçınılmaz tek alternatifi rastlantısallıktır (tesadüf). Rastlantısallık ise istatistiksel olarak her zaman keşmekeş meydana getirir. İstatistik bilimine göre

  • Rastlantısallığın getirebileceği küçük bir düzen pırıltısının, yine rastlantısallığın doğasında olan dev yıkıcılık ile hemen yok olması,
  • Rastlantısallığın doğası gereği evrende anlamlı hiçbirşeyin oluşmaması

3. Allah’tan size elçi olarak geldiğini iddia eden Peygamberlerin getireceği tek bir mucize veya delil bile sizin “evrenin Yaratıcısını görmedik, o halde yoktur” tezinizi çürütür. Yazılarımda da bugüne kadar gösterdim ki en büyük mucizesi Kuran olan Hz. Muhammed’in getirdiği Kitap baştan aşağıya evrenin ve insanın en bilinemez mucizelerini en harika ifadelerle açıklayan, edebiyatçıların, tarihçilerin, felsefecilerin, sağlıkçıların ve kozmologların ayrı ayrı mucize bir kitap olduğunu tasdik ettiği eşsiz bir kitaptır. O halde hiçbir açıdan mağlup edilemeyen böyle mucize bir kitap önünüzde dururken, bu kitabın açıkladığı gerçeklere yüzeysel bir açıdan baktıkları için anlayamayıp buna dayanarak Yaratıcı’yı inkâr etmek hangi mantık ile bağdaştırılabilir?

Özetle; Evrenin tüm muhteşem güzellikleriyle, düzen ile, düzeni sağlayan denge ile,  dengeyi koruyan mekanizmalar ile ortaya çıkması akılları aciz bırakacak seviyelerdedir. Akıllar, evrendeki düzeni, dengeyi, bilimsel kanunları ve muhteşem sistemleri anlamakta aciz kalıyorken ve tasarımın tek alternatifi olan rastlantısallığın ise herşeyi bozmaktan başka şansı yokken, “ben bu tutarsız ve eksik kalan akılla çözdüm ki Yaratıcı yok” demenin mantıksal hiçbir açıklaması yok. O yüzden aklımızın alabildiği bir düzenin bile tasarımcısız olduğunu iddia edemiyorken, aksine düzen ve tasarımın sınırları genişleyip tasarlanmış olanların akıllı varlıklar olduğu ve aklın sınırlarıyla çözülemeyecek düzenlerin oluşması durumunda bunların tasarımcısı yoktur demek aklı ve mantığı kullanma açısından geriye gitmektir.  Anlayacağınız üzere Yaratıcı inancı bu evrenin kaçınılmaz sonucudur. İlkel bir insan için bile evren bir Yaratıcı diye haykırırken, bilim ilerleyip te evrenin sistemini daha iyi anladıkça Yaratıcının varlığını bilme ve bunun tek alternatifi olan rastlantısallığın olanaksızlığını anlamak kaçınılmazdır. Bu yüzden ateizm hiçbir zaman kalıcı ve tutarlı bir mantık üzerine oturtulamamış, her iddiaları kısa sürede çürütülmüştür ve çürütülmesi de her zaman kolay olmuştur. Fakat ateizm öncelikli olarak mantıksal nedenlerden değil psikolojik, kültürel ve bireysel nedenlerden başladığı için (örneğin camide dayak yeme veya dinin sürekli kötülendiği bir evde büyüme gibi), ateistlerin iddialarını mantıkla çürütmeniz, yanlışlarından dönmeleri için yeterli değildir.

Yazarın önerisi:  196# Kırmızı hapa cevap 2: İnsanı uzaylılar yaratabilir mi? Allah'ı kim yarattı?

Şimdi ben soruyorum; ya kırmızı hapı alır ve evrenin Yaratıcısını tanımaya çalışırsınız ya da mavi hapı alır ve evren rastlantısal olmuş, siz başıboşmuşsunuz, yaptıklarınızın karşılığı yokmuş gibi farz ederek gözlerinizi kapayıp “bilmemek mutluluktur” deyip yaşamaya devam edersiniz.