118# KENDİNİ TÜKETEN BAKTERİ SENDROMU

Felsefe

İnsan bir günah işledikten sonra içinden bir ses der ki “Dinler olmasaydı da şu günahları doya doya işleyip, vicdan azabı da duymadan Allah’tan da korkmadan şöyle günahların tadını sınırsızca çıkarabilseydim. İlk bakışta çok zevkli bir hayat gibi görünüyor. Zevklerde sınır yok. Kanun görmedikten sonra herkesin mutluluğunu kendi zimmetine geçirebilirsin. Şöyle hayvanlar gibi sınırsız cinsellik peşinde koşmak, yüzüstü bırakıp kandırdığın kişiler senin umurunda bile olmasın. Çaldığın çırptığın seni mutlu etsin, isterse fakirlerden bile çalmış ol fark etmez, ne de olsa kanuna yakalanmazsan seni sorgulayacak kimse yok. Mazlum bulursan, millet tepesine çökmüşse elindeki son kırpıntıları da sen al, o mutlu olacağına sen mutlu ol. İşte böylece keyfinin peşinde mesut bir hayat sürüp gidersin.” diyor içindeki ses. Bazı kişilerde kısık ve boğuk, anlaşılmaz bir sesle, bazılarında ise açık açık geliyor bu sesler, düşünceler. Bende böyle bir şey olmuyor deme. Her insanın hamurunda bir parça şeytanın mayası vardır. Maya tutarsa şeytanlaşır. Peki içimizdeki bu şeytanın fısıtıları acaba bize gerçek mutluluğu mu vaad ediyor? Yoksa babamız Adem’e yalan vaadler edip saptırdığı gibi, bize vaad ettiği bu hayat ta bir sürgünden mi ibaret olacak?

Evet maalesef, Allah’sız bir insanlık öyle rezil ve zalimane bir şekil alacak ki, değil kimsenin mutlu olması belki yaşaması bile mümkün olmayacak. Düşünsenize dinin aileyi ön plana çıkarmasına mukabil şimdilerde şeytan aileyi bitirme üzerine oyunlar oynuyor. Televizyonda, internette aile kurumunu sarsacak, zinayı sıradanlaştıracak örnek modeller, dizilerle, filmlerle göremediğimiz bir şer odağı tarafından sürekli olarak toplumsal bilincimize işleniyor. Zina etmek sıradan bir şey olursa ne olacak? Evlilik ve aile kalkacak, doğan birçok çocuk baba sevgisi ve koruyuculuğu olmadan yabani bir hayat içinde büyüyecek. Büyüdüklerinde çocukluklarındaki ezilmişliklerinin hıncını topluma fatura edecekler. Üstelik onlar belki de Allah’ı hiç duymamış olacaklar. Allah korkusu olmayacak. Şimdiki ateistler yine az çok Allah’ı bilen bir toplumda yaşadıklarından dolayı Allah’sız bir toplumun ne olacağını kestiremiyorlar, ama oluşturmak istedikleri nesil hiç te hayal ettikleri gibi mutlu bir nesil olmayacak. Erdemlerin değil bencilliğin egemen olduğu bir toplumda yaşamak ne kadar süre insanı mutlu edebilir ki? Teknolojik bir safari hayatı yaşayacaklar. Bu kişilerin durumunu, etrafına toksin (metabolit) salan bakterilerin durumuna benzetiyorum. Bakterileri eğer yiyecek dolu bir kaba koyarsanız ilk başlarda çok eğlenceli gelir onlara, sürekli çılgınca yerler ve yediklerini toksin yaparlar. Fakat zaman geçtikçe ortamda toksin artar ve içinde bulundukları ortamdan rahatsız olmaya başlarlar. En sonunda bütün bakterilerin kaçınılmaz sonu ise kendi oluşturdukları zevk atıkları olan kendi toksinleri içinde kokuşarak yok olmalarıdır. İlk başlarda zevk veren kokuşmuşluk öyle bir düzeye ulaşır ki artık kendileri için bile yaşanmaz durum oluşur. Tahmin ediyorum ki insanlığın sonu da böyle olacak. Bu yüzden Allah’ı ve erdemi bırakıp heveslerinin ve bencilliklerinin peşinde sürüklenen günümüz insanoğlunun kendi sonunu getirmesine izninizle bir terim önermek istiyorum: KENDİNİ TÜKETEN BAKTERİ SENDROMU”.

Yazarın önerisi:  182# Kırmızı hapa cevap 1: Yaratıcının varlığı kaçınılmaz sonuçtur.

İnsanlık maalesef şeytanın yalancı cennet vaadlerine kanıp Dünya’sını da ebedi yaşamını da berbat edecek dönüşü olmayan bir yola girdi görünüyor. Bu yolda işlediğimiz İslam’a zıt her hareketimiz kokuşma sürecini ve dolayısıyla kendi sonumuzu hızlandırıyor. Şu anda zevkli görünen fuhşiyat ve dinsizlik, 50 sene sonra bu süreci hazırlayanların bile içinde yaşamak istemeyeceği kötülüklerin olduğu erdemsiz ve zalim bir topluma gebe.