92# Allah önceden biliyorsa neden yarattı? Allah zamana tâbi midir?

Varlığın Amacı

Bazı hocalar Allah’ın haşa zamana tâbi olduğunu, zamana bağımlı olduğunu iddia etmişler. Bu iddiaları Allah’ın bizler gibi (ZAM)ÂN’a sıkışmış olduğunu ifade etmektir ki böyle bir durum Allah için çok büyük bir kusur olurdu ve (haşa) böyle kusurlu bir Tanrı evreni bu kadar kolay idare edilecek bir yer haline getiremezdi. Çünkü Tanrı’nın zamana bizler gibi sıkışmış olması demek geleceği de bilmemesi demektir ki zaten bunu da iddia ediyorlar. O halde evrenin başına gelecekte ne geleceğini bilemeyen (haşa) zamana sıkışmış bir Tanrı insana nasıl sonsuz saadet hayatı veya cehennem hayatı vaad edebileceğini açıklamaları gerekir? Zamana sıkışmış ve geleceği bilmiyorsa bunu nasıl yapabilir? Hem Kuran’da bazı gelecekten haber veren ayetler vardır. Örneğin Rum suresinde Allah;

Rum 2-4: “Elif, Lam, Mim. Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Dünyanın en alçak yerinde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de sonra da emir Allah’ındır. Ve o gün müminler sevineceklerdir.

diye Bizanslıların o gün için yenildiklerini fakat ileride galip olacağını haber verir. Peki olaylar nasıl olmuştu. 613’te Sasaniler Bizans’ı yenilgiye uğratarak Kudüs dahil birçok toprağını ele geçirmişler ve bu duruma müşrikler sevinmişti. Çünkü müşrik dinlerin ehl-i kitaba galebe ettiğini ve kendilerinin de İslam!a galebe edeceğini düşünüyorlardı. Fakat Allah müminleri takviye etmek için ne dedi? Rum orduları birkaç yıl içinde galip gelecek. Dediği gibi de oldu. Bizans 627 yılındaki Ninova Savaşı’nda Sasaniler’i kesin bir yenilgiye uğrattı. Peki bu mucizeyi görüp te Allah’ın zamana sıkışmış olduğunu ve geleceği bilmeyeceğini nasıl iddia edebiliyorsunuz?

Bu iddiayı Einstein’dan önce dile getirmiş olsanız zaman denilen olgunun madde gibi bir boyut olduğunu, değişebildiğini, göreceli olduğunu, uzayıp kısalabildiğini vs. bilmediğinizi ve zamana bağlı olmamak ne demek diye anlayamadığınız için bu iddiayı dile getirdiğinizi düşüneceğim. Fakat bilmeniz gerekiyordu ki Einstein ile beraber zamanın bildiğimiz gibi olmadığı ortaya açıktı. Evrenin farklı yerlerinde hızlanan, yavaşlayan, durma noktasına gelen hatta kara delikler içinde kaybolan değişken bir zaman var. Peki madde bile zamanın durduğu veya kaybolduğu noktalara ulaşabilirken Allah’ın zamana tabi olduğunu nasıl düşünebiliyorsunuz.

Böyle düşünmelerinin nedeni bazı ayetlerin ne demek istediğini anlayamamış olmalarıdır. Bu ayetleri inceleyelim:

Hadid 3: “O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, her şeyi bilendir.”

Evvel ve Ahir isimleri zamanla ilgili kavramlardır. Fakat zamanın en başında veya en sonunda olan anlamını taşımaz. Çünkü öyle olsa zamanın ve (haşa) Allah’ın başlangıcı ve yine zamanın ve Allah’ın bir sonunun olduğunu anlamı çıkar. Çünkü bu düşünceye göre Allah Ahir ise ve Ahir son demek ise zamanın başlangıcı olduğu gibi zamanın ve Allah’ın haşa sonunun olduğunu gösterir. Peki soruyorum bu tanımladığınız aciz bir Tanrı tasavvuru insana sonsuzluğu vaad edebilir mi? Zamanın her yerinde değilse bizden ne farkı kalıyor. Bizde zaman denilen nehrin AN denilen noktasında sıkışmışız, ne ileriye gidebiliyoruz ne geriye. Tanrı’da haşa bizim gibi bu zaman nehrinin içinde sürükleniyorsa her şeyin sahibi nasıl olabilirdi?

Yazarın önerisi:  102# Kozmik Kaza

Öyleyse El Evvel ve El Ahir isimleri zamanın içinde olarak düşünülürse başlangıcı ve sonu olan Allah olarak karşımıza çıkar ki bu sapıkça bir düşüncedir. Doğrusu şudur,

El Evvel: Zamandan önce var olan Allah

El Ahir: Zamandan sonra da var olan Allah

Sonra göklerin ve yerin 6 günde yaratılmasını öne sürerler. Gökleri 6 günde yarattıysa zamana tabidir derler. Oysa ki Allah burada zamanı mekân ile karşılaştırır Kendi ile değil. Bunu şu şekilde anlatalım. Yeni bir araba alıyoruz ve deposu tam dolu. Mühendisi diyor ki depodaki yakıt sizi 630 km götürür. Evet burada araba ile yakıtı birbiri ile uyumludur ve biri olunca diğerinin anlamı var. Tek başlarına anlamı yok. Yakıt araba ile araba da yakıt ile bağlı. Mühendisi ise arabanın hareketini yakıtın ölçü birimiyle nakletti, fakat araba yakıta bağlı diye mühendisin kendisi de yakıta bağlı olmuş olmuyor. Şimdi arabayı alan sorsa ki bu yakıtla araba kaç saat gider. Mantıklı bir şey sormamış olur. Çünkü araba zamana göre değil yakıta göre gidiyor. Fakat evren ise zamana göre ilerliyor. Arabadaki yakıt neyse evrendeki zaman odur. Evren zamana göre hareket ediyorsa elbette ki Allah evrenin sürecini zaman cinsinden verecektir.  Fakat böyle vermesi kendisinin zamana tabi olmasını gerektirmez.

Yani buradaki zaman evreni bağlar. 6 günde yaratılış ile ilgili yazımı şuradan okuyabilirsiniz:

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2018/08/45-goklerin-ve-yerin-6-gunde-yaratilmasi-ne-demektir/

Diğer bir ayet: Mearic 4: “Melekler ve ruh, O’na, süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.”

Bu ayet te Allah’ın zamana tabi olduğunu göstermez. Çünkü meleklerin ve ruh’un ellibin yıllık bir zaman dilimini bir günde aşmaları kendileri açısındandır. Allah açısından değildir. Araba örneğinde olduğu gibi meleklerin kat ettiği yol zaman cinsinden verilmektedir.

Hac  47: “Ve Rabbinin katındaki bir gün, sizin saydığınız bin sene gibidir.”

Burada Rabbinin katı ifadesi yani Arapça “İndallah” kelimesinin ne anlama geldiğini hiç kimse bilmiyor. Bu çok manaya geliyor olabilir. Bu ayetten Allah burada bulunuyor manası çıkaramayız. Çünkü O bize şah damarımızdan yakın olduğunu da buyuruyor veya kâbeye “Allah’ın evi” de diyor fakat kâbe’nin içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Peki ne olabilir? Örneğin Allah’ın isimlerinin tecelli ettiği ana merkezî kat olabilir. Örneğin içinde yaşadığımız evreni insanların ve başka varlıkların geçici bir sınav alanı olarak bir simülasyon halinde hazırladıysa gerçek hayat burada değildir ve gerçek hayatın olduğu yere Allah’ın katı diyor olabilir. Ama Allah’ın katı ifadesi Allah’ın orada yaşadığı gibi bir anlama gelmiyor ve dolayısıyla oranın zamanına uymak zorunda olduğu anlamına da gelmiyor.

Ankebut 64: “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!”

Gerçek manasını en iyi Allah bilir. Ama “Allah’ın katı” ifadesi orada Allah yaşıyor, bizden uzakta manasını verecek bir mana ifade etmiyor. Öyleyse buradaki kat ifadesi zamanın işlediği bir yerdir. Fakat Allah buradadır diye bir çıkarım yanlış olur. Aynı şekilde “Allah arşa istiva etti” ayetinin ne demek istediği hakkında da henüz uzaktan yakından hiçbir bilgimiz yok. Arş nedir, madde midir, yoksa maddeden daha gelişmiş maddenin aslı olan bir şey midir, program mıdır bilmeyiz. Allah bununla Arapların anlayacağı bir deyimi söylemiştir diyenler de var. Yani buradaki mâna her şeyin idaresini eline aldı, her şeyi idare ediyor manasına gelen bir deyim olduğunu söyleyenler de var. Bunların kanıtları ise Neml suresinde hükümdar Belkıs’ın da bir arşı olduğunun söylenmiş olması. Öyle ise arş demek Melik’in mülkü demektir, saltanatı demektir gibi yorumlayanlar da var. Demek ki Allah’ı zaman ve mekândan münezzeh tutmak için delil gösterilecek ayetler olduğu halde ve akıl da bunu gerektirdiği halde Allah’ı zaman ve mekânla sınırlı olduğunu söylemek hem ayetlere ters hem de akla terstir.

Yazarın önerisi:  16# Ateistlerin bir kısım bahaneleri:

 Rahman 31: “Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!”

Allah’ın bunun gibi gelecek ile ilgili konuştuğu ayetler ise O’na göre gelecek değildir. Bize göre gelecektir. Allah Kuran’da insan için insan algısına göre konuşuyorsa elbette ki bizim için gelecekte olacak bir olay hakkında gelecek zaman kipini kullanacaktır.

Sonuç olarak kendini Sübhan olarak yani akla gelecek her türlü kusurdan, acizlikten ve hatadan münezzeh olarak tanımlayan Allah için aklıevvel insanların O’na kusur veya acizlik isnad etmekten uzak durmaları gerekir.

screenshot_20181209_104915.png

Yukarıdaki resmi bir sayfadan aldım.

Biz insanlar, iç yüzünü anlayamadığımız konuları kavramaya çalışmak yerine neden hemen reddeder ve alay etme yolunu seçeriz?

İnsanların en büyük yanılgılarından bir tanesi de Allah’ın bütün hikmetlerini anlayacak kadar gelişmiş bir varlık sanmalarıdır. İnsan Allah’tan bazı özellikler almıştır. İrade gibi, görmek gibi, duymak gibi ve insanı diğer hayvanlardan ayıran özelliği olan derinlemesine düşünmek ve tefekkür yapmak gibi. Fakat bunlar Allah’ın özelliklerinin birer gölgesi olduğundan Allah’ın tam bizlerin kıstaslarına göre seçimler yapmasını ve hareket etmesini bekliyoruz. Buna uygun beklentileri karşılanmazsa, inkar etme eğilimleri ortaya çıkıyor.

Muminun 71: “Eğer hak onların arzularına uysaydı, gökler ile yer ve onlarda bulunanlar elbette bozulur giderdi.”

Çizdikleri karikatürde bile Allah’ı bir bina yapan ve sonra 14 milyar yılın dolmasını bekleyen biri gibi tasvir etmişler.

Zaman, henüz tam anlayamadığımız göreceli bir kavramdır. Örneğin, bize göre 14 milyar gibi gelen bir zaman aralığı, uzayda bir kara delik içinde durma noktasına gelir ve bir saniye gibi algılanır.

Biz maddeden yapılmışız. Madde ve zamanın kurallarına tabi olan canlılar için bile zamanın artması yada azalması söz konusu olabilirken madde ve zamanın Yaratıcısı olan Allah’ın bir insan gibi 14 milyar sene beklediğini nasıl düşünebiliyorsunuz?

Hadid 3: ‘O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır. O her şeyi bilendir.’’

El Evvel: Zamandan önce var olan

El Ahir: Zamandan sonra var olan

El Zahir: Bütün varlığın dışında bulunan

El Batın: Bütün varlığın içinde

 bulunan demektir.

Burada Evvel ve Ahir isimleri Allah’ın zamandan münezzeh olduğunu, Zahir ve Batın isimleri ise mekandan münezzeh olduğunun ifadesidir.

Zamanın içinde olmayan Allah’a göre evrenin oluşması ve kıyamet arasındaki süre bir «OL» sözü kadar bir süredir.

Yazarın önerisi:  24# GENÇLERE BİRKAÇ TAVSİYE

O bir ‘’AN’’ lık sürede herşey ‘’OL’’ muş ve ‘’ÖL’’ müştür. Yani bekleyen biziz, O’na göre bir anlık olan süreyi, biz 14 milyar yıl olarak yaşıyoruz.

Bunun daha iyi anlaşılması için şöyle bir örnek vereceğim. Örneğin ben matbaadan hiç haberi olmayan bir ressamım. Bir gün, matbaada baskısı yapılmış harika bir tablo görüyorum ve diyorum ki

‘’Bu şaheser çok uzun süre de yapılmış olmalı’’

Arkadaşım bana diyor ki

‘’Yok, onu matbaa bir anda yapıyor’’

Ben diyorum ki

‘’Ama nasıl olur, bir anda yapılma diye bir şey olamaz. Bu süreç isteyen bir şey. Resimdeki adamın önce yüz hatlarını çizmeden burnu gözü yapılmaz. Herşey aşama aşama yapılır.’’

Haliyle ben bu durumda benim aşama aşama yapılıyor olarak bildiğim resimlerin bir anda yapılmasını anlayamıyorum. Allah’ın bütün zamanları aynı anda yaratmış olmasını da bazıları o yüzden tam anlayamıyor.

Evren ise geçmişi ve geleceği ile bütün zamanların yan yana dizilmesiyle oluşmuş tek parça bir bütündür. Fakat biz zamanın içinde evrenin bir halinden çıkıp bir haline girdiğimizden dolayı büyük resimdeki bütün zamanların üst üste bindiği tek parça evreni göremiyoruz.

Fakat bir matbaanın bir saniyede bütün resmi basması gibi, Allah evreni yaratırken bütün zamanların üst üste binmiş olduğu evrenimizi bir ‘’OL’’ emriyle meydana çıkarmıştır. Bu OL emrinin içinde bizler kendi fiillerimizi kendi tercihimizle ortaya çıkardık. Allah’a göre bu bir anlık süreci biz hâlâ yaşıyoruz.

Allah, evrenin zaman boyutunu bir seferde yarattığı için, Allah şimdiden geleceği biliyor denmez. Çünkü Allah için şimdiki evren, gelecekteki evren, geçmişteki evren diye bir şey yok. Doğduğumuz zaman ile Cennet’te yaşadığımız zamanın beraber olduğu, farklı boyutlarıyla tek bir evren var. Allah’ın Kuran’da verdiği zaman örnekleri ise bizim zaman algımız içindir yoksa kendisi zamana bağlı değildir.

Demek ki bu alaycı insanların durumu şudur;

Bakara 13: »Ve kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler.»

İkinci olarak; bize göre olan 14 milyar yıl içinde de Allah’ın bu uçsuz bucaksız evrende neler yarattığına dair ne eserler ortaya koyduğuna dair en ufak bir fikrimiz olmadan böyle cehalet dolu karikatürlerle kendimizin akıllı olduğunu sanıyoruz.

Daha evrenin tabakalar halinde olduğunu ve her tabakanın kanunlarının birbirinden farklı olduğunu fizik yakın zamanda keşf etti.  Bu farklı fizik kanunlarına uygun ne canlılar yaratılmış olabileceğine dair en ufak fikrimiz olmadan evrenin 14 milyar senedir boş yere durduğunu iddia etmek ve hiçbir bilgiye dayanmadan alay etmek akıl zayıflığının göstergesidir.

Hac 8-9: İnsanlardan öylesi de var ki, hiçbir bilgisi, doğruyu gösterici belgesi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah yolundan saptırmak için burun büküp büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışıp durur. Dünya’da rüsvaylık onadır. Kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.

nasa-wants-your-video-time-capsules-for-future-humans-42be88cd39-3

blank