35# Dağlar depremi engeller mi? -Bilimsel açıklaması-

Bilim Kuran'la Çelişmez

Soru: Dağlar depremleri engeller mi? Dağların depremler ile ilişkisi nedir? Bazıları dağların depremlerle alakası olmadığını ve hatta çok dağ olan yerlerde daha fazla deprem olduğunu söylüyorlar.

Cevap: Kuran’ı Kerim’de şöyle bildirilir:

Nahl 15: “Hem dünya hareketiyle sizi sarsmasın diye, yeryüzüne AĞIRLIKLAR koydu. Amaçlarınıza ermeniz için ırmaklar, geçitler yerleştirdi.”

Enbiya 31: “Yerin insanları sarsmaması için oraya AĞIRLIKLAR yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.”

Lokman 10: “O gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yarattı. Yere de, sizi sarsmaması için, AĞIRLIKLAR koydu ve orada her türlü canlıyı üretip yaydı. Gökten de bir su indirdik, orada her güzel çifti yetiştirdik.”

Nebe 7: “Dağları da bir kazık yapmadık mı?”

İzostatik denge nedir? Dağların depremleri engellemesiyle alakası nedir?

Dağlar, depremleri engellemek üzere yer kabuğunda nasıl bir denge unsuru olduğunu anlayabilmemiz için, izostasik denge (Isostatic Equilibrium) kavramını ve dağların oluşumunu bilmemiz gerekiyor.

Yeryüzü 15 büyük tektonik plakadan oluşur. Bu plakalar birbirinden bağımsızdır ve dar alanda hareket eden çarpışan arabalar gibi birbirleriyle çarpışırlar, birbirlerini iterler. Bu hareketleri kısa zaman aralığında olmaz ve yüz milyonlarca senede meydana gelir. Aşağıdaki şekilde yeryüzünü oluşturan 15 tektonik plakanın sınırları gösterilmiştir (West, 2009).

dağlar deprem

Dünya’mızın içini henüz göremedik ama çok komplike olduğunu ve aşağıda gösterildiği gibi çok dinamik bir yapısı olduğunu biliyoruz (West, 2009).

dağlar depremleri engeller mi?

Dünya’nın içindeki bu dinamik yapıya iç kuvvetler adı verilir ve kıtaların sürekli hareket etmesini, şekil değiştirmesini, dağların oluşmasını, depremlerin oluşmasını tetikler. Dünya üzerinde her yıl çok sayıda irili ufaklı deprem yaşanır. Her 30 saniyede bir yer mutlaka sallanıyor. Örneğin Alaska’da yılda 22.000 adet küçük çaplı sallantılar olduğu bildirilmiştir (Prager, 2009).  Depremlerin çoğu ise tektonik plakalar sınırlarında meydana gelir. İç kısımlarda meydana gelen toprak kırılmalarına ise fay hatları denir ve bunlarda depremlerin oluşmasını sağlar (Prager, 2009).

Dağların oluşumu

Dağların oluşumu birkaç farklı mekanizma ile gerçekleşir:

  • Kırılma: Bu tür etkiler kıtaların sıkışması sonucu sert kayalık yerlerde meydana gelir. Kayalarda büyük kırılmalar oluşur. Zaman içinde bu kırılan parçalar, sıkışan kıtaların etkisi ile yeni dağlar olarak yükselir.

the-formation-of-mountains-9-638

  • Volkanik dağlar: Yerkabuğu altındaki magmanın lav olarak yeryüzüne çıktığı noktalarda bu tür dağlar oluşur.
  • Kıvrılma: Tektonik plakaların birbiriyle çarpışması ile temas hattı boyunca büyük dağ sıraları oluşur. Bu plakalardan ağır olanı hafif olanının altına girer ve hafif olan ise dağın görünen kısmı olarak yükselir, ağır olan ise dağların yerin altında kalan ağır kısımları olarak devam eder. Bu dağlara örnek olarak Everest’in de içinde bulunduğu Himalayalar ve Alp dağları verilebilir. Dağların bu oluşumuna ve yer altında kalan köklerine ilişkin aşağıdaki şekle bakabilirsiniz.
Yazarın önerisi:  82# SÜLEYMAN PEYGAMBER VE KARINCANIN KONUŞMASI

5205f4cf6b1510a3dfa129e236918ff935890690

Kıvrılma dağ oluşumu sadece iki levha sınırında gerçekleşmez. Çarpışma noktasından uzaklaştıkça azalan bir kuvvet geniş alanların kıvrılmasına ve irili ufaklı dağların oluşumuna neden olur. Bu kıvrılmalar izostatik dengeyi sağlar. İzostatik denge ise depremlerle yakından ilişkilidir.

Tektonik plaka ve izostatik denge

Yerkabuğu tek bir parçadan oluşmamaktadır, çeşitli parçalara ayrılmıştır. Bu parçaların her birine tektonik plaka (levha) adı verilir. Bu parçaların bileşimleri, yoğunlukları, derinlikleri ve kalınlıkları birbirinden farklı özellikler gösterirler. Kalınlıkları, bileşimleri ve yoğunlukları farklı olan bu çok çeşitli bloklar, yerin derinliklerinde bir denge halinde bulunmaktadır. Bunun için yerin hafif topraktan oluşan kısımları direk gibi yükselir ve dağları oluşturur, böylece bu bölgeler yoğunlaşır ve diğer bölgelerle eşit yerçekimi alanı ve basınç oluşturur.

Yeryüzü her noktasında eşit çekim kuvveti ve dolayısıyla izostatik denge oluşturmak için dağları yükseltir. Bir diğer ifadeyle, bu dağ bloklarının manto içinde uygulamış oldukları basınç belli bir derinlikte dengelenmekte ve eşitlenmektedir. İşte bu dengeye İzostatik denge adı verilir (Arslan, 2016) aşağıdaki şekilde izostasi etkisi ile dağların bazı bölgelerde oluşumu ve bunların yer altındaki kökleri sayesinde oluşturdukları eşit ağırlık ile manto sıvısı üstünde dengede yüzdüğü görülmektedir.

1471257492

İzostasik denge yasasına göre, yerkabuğunun her yerinde eşit madde yoğunluğu ve eşit yerçekimi oluşması gerekir. Dağların oluşması için değişik mekanizmalar var olmasına rağmen, yeryüzünde bulunan dağların birçoğu bu mekanizma ile oluşur.

Dağ oluşumlarının yer kabuğunu dengelediği izostatik dengenin anlaşılmasıyla ortaya çıktı

Dağların depremleri önleme mekanizması yer kabuğunun alttaki sıvı üzerinde sakin ve dengede durmasıyla alakalıdır. Bu dengeye izostasi denir. George Everest’in Hindistan’daki öncü jeoloji çalışmaları, izostasi ilkesinin keşfine yol açmıştır. Daha sonra Airy [1855] ve Pratt [1855] adlı iki araştırmacı birbirlerinden bağımsız olarak Everest’in kuzey Hindistan’daki Himalaya dağlarının derinlerde nasıl desteklendiği sorusunu ele almak için dikey verileri kullandı. Airy’nin Himalaya’nın derin bir yer kabuğu “kökü” tarafından desteklendiğine dair hipotezini savunan Fisher [1881], Dünya’nın kabuğunun hidrostatik bir dengede olduğu ve akışkan alt tabakada, deniz suyundaki bir buzdağı gibi yüzdüğü sonucuna vardı.

Buna göre, yer kabuğu magma üzerinde yüzerken dengede kalabilmesi için bazı noktalarda uzun bazı noktalarda kısa dağlar ve bu dağların tam karşısında kökler ile yer kabuğundan yukarı ve aşağı doğru uzamıştı. Aşağıdaki şekilde yer kabuğunun İzostatik dengeye gelmek için oluşturduğu girinti ve çıkıntılar görülebiliyor (Watts, 2011).

Ekran Alıntısı

Kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır. Peki izostatik denge ile dağlar ve yer kabuğunda ki kökleri oluşmasa idi ne olurdu. Yerin hafif, ve daha az yoğun kısımlarında bükülmeler, kırılmalar ve derin faylar meydana gelirdi (Meinesz, 1931). Yerkabuğunun zayıf noktalarının dağlar ile kalınlaşarak dengelenmesi sayesinde tektonik plakalar üzerine binen stres dengelemektedir, yer kabuğunun zayıf kaldığı durumlarda ise fay kırıkları oluşmakta ve depremler meydana gelmektedir (Watts, 2011).

İzostatik denge sayesinde dağlar yer kabuğu sarsıntılarını yani depremleri engeller

Eğer yer kabuğunun manto tabakasının üzerine uyguladığı basınç belirli bir seviyeden itibaren eşitlenmemiş olsaydı, tektonik plakalar, hafif ve ağır uçlarından dolayı daha fazla dalgalanmalar yaşayacak, dengede yüzemeyecekti. Böylece deprem ve sarsıntılar çok daha artacaktı (Eakin, 2018).

Yazarın önerisi:  86# Güneşin Ay'a yetişmesi ne demektir? (Yasin 40)

Jeologlar yeryüzünün yerçekimi haritasını çıkararak kabuk kalınlıklarını hesaplarlar (Mishra, 2011). Yeryüzünde bazı noktalarda yerçekimi kuvveti çevresiyle dengede değildir. Böyle ortamlarda yeni dağ oluşumları devam eder. İzostatik dengenin sağlanmadığı yani yerçekimi dengesizliğinin olduğu böyle yerlerde depremler daha fazla yaşanır (Tsubol, 1940).

Dağlar izostatik dengeyi sağlamak üzere oluşur

Buzulların toprağı aşındırması, yeni volkanların oluşumu, dağların zamanla aşınıp ovaları doldurması gibi yeryüzüne etki eden iç ve dış kuvvetlerle yeryüzü yapısı sürekli değişir, buna uygun olarak izostatik dengeyi sağlamak üzere yeni dağlar oluşarak yeryüzü sürekli yeniden düzenlenir. Bu dağların oluşumu milyonlarca yıl süren bir süreç ister.

Sıra dağların oluşumu ile izostatik dengenin sağlanması depremleri azalttığı gibi, volkanik dağ oluşum mekanizmaları da yer sarsıntılarının azaltılmasında ve absorbe edilmesin de etkilidir. Volkanik dağlar, yer altında sıkışan ve yer kabuğuna basınç uygulayan magmanın dışarı çıkmasını sağlayarak basıncı hafifletir. Yani bir sübap görevi görür ve sarsıntıları azaltır (Segall, 2010; Hill, 2002).

Kuran’ı inkar etmek için bilimi de gizleyen bazı ateistler

Görüldüğü gibi dağlar yeryüzünde büyük bir denge unsuru olarak görev yapmakta ve sarsıntıları azaltmaktadırlar. Yerçekimi dengesizliği olan bölgelerde daha fazla bulunurlar, böylece oralarda meydana gelebilecek büyük sarsıntılar dengelenmiş olur. Bu gerçeklere rağmen dağların bu görevini sırf Kuran’da geçiyor diye kabul etmek istemeyip lafebeliği yaparak saptırmak isteyen bazı kişiler bu konuda bilime ve mantığa ters şu şekilde bir yorum yaparak gerçeği gizlemeye çalışırlar. Derler ki;

-Eğer dağların sarsıntı önleyici rolleri olsaydı, neden Japonya gibi dağlık bölgelerde depremler çok oluyor da, Arabistan gibi düz bölgelerde depremler daha az görülüyor.

Bunun sebebini bu yazımızı okuyanlar kolayca verecektir. Çünkü dağlar izostatik dengeyi sağlamak için depremlerin olduğu bölgelerde daha fazla yükselir ve görevleri denge sağlayıp depremi azaltmaktır. Bu yüzden Japonya gibi yer kabuğunun dengede olmayıp çok fazla fay kırığı oluşturduğu bölgelerde dağlar daha fazla yükselirler, buna karşın yer kabuğunun daha fazla dengede olduğu ve depremlerin daha az görüldüğü bölgelerde daha az yükselirler.

Bir örnekle açıklayalım

Kurdukları mantık şuna benzer; “İstanbul’da her yerden daha fazla güvenlik güçleri olmasına rağmen en yüksek suç oranları da yine buradadır. Bu demektir ki güvenlik güçlerinin suç önleme ile bir alakası yok.” Mantıksız değil mi? İşte dağların depremleri önlemediğine dair aynı mantıksızlığı kuruyorlar. Dağlar, depremleri önler ayetini geçersiz kılmak için akıl ve bilimden böyle uzaklaşıyorlar.

Bunu, bilimle alakası olmayan kişiler böyle savunduğu zaman çok fazla garipsemezsiniz, kendi inanışlarını savunmadaki taassubuna verirsiniz ama bir jeoloji profesörü de yukarıda anlatılan gerçekleri anlatmayıp durumu diğerleri gibi akıl oyunlarıyla perdelemeye çalışırsa bu çok garip düşer. Çünkü o zaman iki durumdan birine karar verilir;

Ya bu profesör, gösterildiği kadar bilgili değildir, bu konuları bilmiyordur, ya da ideolojisinden gelen taassuplarını bilime karıştırıp onu kirletiyordur. Bilimin işine gelmeyen yerlerini çıkarıp veya yanlış yorumlayarak unvanını ve bilimsel kimliğini kötüye kullanıyordur.

Yazarın önerisi:  107# Tarihselcilik, Tarih ve Kuran'ın bildirdikleri

Dağlar bazı mitlerde de var bahanesi

İnançsızların ikinci olarak öne sürdükleri nokta ise dağların yeryüzünün direkleri olmaları ve sarsılmayı önlemelerinin Kuran’dan daha önce Tevrat’ta, Çin kaynaklarında ve başka kaynaklarda da geçmesidir. Evet, geçebilir, hatta geçmelidir. Çünkü Allah birdir ve bu tür nimetlerini daha önceden değişik toplumlara peygamberler aracılığı ile bildirmesi ve öğretmesi normal bir durumdur. Kuran’da Allah’ın bunları ilk defa insanlara açıkladığı diye bir şey yazmaz. Fakat yinede diğer bazı milletlerin anlatılarında dağlar çivilere benzetilse de açık açık depremleri engelleme görevine rastlamıyoruz. Hz. Muhammed’in elinin altında da internet yoktu ki Çin literatürüne, Türk literatürüne ulaşsın da hem de doğruları seçerek alsın (!).

Bir cahiliye şiirinde de benzer ifadeler geçmektedir. Fakat uzmanlara göre bu tür şiirlerin çoğu Emevi ve Abbasi döneminde değiştirilerek İslamlaştırılmış ve Kuranlaştırılmıştır. Detaylı olarak 93 nolu yazımızdan okuyabilirsiniz.

Kuran hep bilimsel doğruları söyler, bu ise en açık mucizedir

Kuran açısından önemli olan, evren hakkında verdiği bilgilerin hiçbirinin bilimle herhangi bir çelişkiye düşmemesi ve anahtarın kilide uyduğu gibi her seferinde uymasıdır. Eski mitolojilere ait hiçbir bilimsel yanlışı barındırmaması ve her söylediğini bilimin ispat etmiş olması ve her geçen gün bir gerçek daha ortaya çıkmasıdır. Dağlar, depremleri engeller örneğinde olduğu gibi…

Bazı ateistlerin buradaki duruma benzer olarak sanki Kuran’da bilimsel çelişki varmış gibi göstermeye çalıştıkları tüm ayetleri sitemizde (bilimveyaratilisagaci.com) detaylı ve bilimsel kanıtlarıyla açıkladık. Öyleyse 1400 sene önce yazılmış ve evrenin birçok olayından haber veren bir kitabın içinde çelişki bulunmaması elbette ki Kuran’ın erişilemez bir mucize olduğunu gösterir.

KAYNAKLAR

Arslan, S. (2016). Türkiye Jeofizik Rejyonal Gravite Haritaları Ve Genel Değerlendirilmesi. Bulletin Of The Mineral Research and Exploration, (153), 203-222.

Eakin, C. M., & Lithgow‐Bertelloni, C. (2018). An Overview of Dynamic Topography: The Influence of Mantle Circulation on Surface Topography and Landscape. Mountains, Climate and Biodiversity, 37.

Fermor, L. L. (1914). III.—The Relationship of Isostasy, Earthquakes, and Vulcanicity to the Earth’s Infra-Plutonic Shell. Geological Magazine1(2), 65-67.

Hill, D. P., Pollitz, F., & Newhall, C. (2002). Earthquake-volcano interactions. Physics Today55(11), 41-47.

Mishra, D. C. (2011). Gravity and magnetic methods for geological studies. Hyderabad: BS Publications.

Prager, E. J. (2009). Earthquakes and volcanoes. Infobase Publishing.

Segall, P. (2010). Earthquake and volcano deformation. Princeton University Press.

TSUBOI, C. (1940). Isostasy and maximum earthquake energy. Proceedings of the Imperial Academy16(9), 449-454.

Vening Meinesz, F. A. (1931), Une nouvelle methode pour la reduction isostatique regionale de l’intensite de la pesanteur, Bull. Geodesique, 29, 33-51.

Watts, A. B. (2011). Isostasy. In Encyclopedia of solid earth geophysics (pp. 647-662). Springer, Dordrecht.

West, K. (2009). Layers of the Earth. Infobase Publishing.

https://www.britannica.com/science/isostasy-geology

blank

  1. Avatar
    Ayse

    “Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik….”

    Ama hala depremler oluyor. Burada Allah “sizi oldugundan daha fazla sarsmamasi icin” mi demek istedi?

    Cevapla
    1. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      Aslında yazıda örnekle açıklamıştık. Mesela İstanbul’a her yerden daha fazla polis görevlendiririsiniz ve dersiniz ki hırsızlıklar olmasın diye polisler görevlendirdik. Evet polisler suçu azaltır ama suç olmaz demek değildir. Zaten Kuran’da depremler yok demiyor. Depremleri önlemek için dağlar yaptık diyor.

      Cevapla
      1. Avatar
        Taha

        Referans verdiğiniz kaynakların aralarından seçip almadınız demi bütüncül okuyarak baktınız ayrıca jeoloji profesörü ki dunynin bildiği isim bu konuyu en iyi bilenlerden nasil yanilir . Dunyada sadece bir ornek var o da everest oluşumu kazık şeklinde daglar örneği başka var mı.. nacinalceafig belgeselde evereyim hiç kazık gibi olmadığını izledim bunlra cevabınız var mi

        Cevapla
        1. Avatar
          kurangunlukleri Yönetici

          Buradaki yazıyı diğer klasik yazılarla karıştırmışsınız, bu yüzden tam anlayamamışsınız. Benim burada bahsettiğim dağlar ve kökler kıtaların çarpışması sonucu oluşanlar değil, kıtaların ortasında bulunan ve çarpışmayla alaklı olmayan dağlardır. Örneğin Türkiye’de bulunan dağlardan bahsediyorum. Bunların az bir kısmının oluşum mekanizması volkanlar yolu iledir. Çoğunun ise izostasi mekanizması iledir. Yani bunlar everst gibi kıta çarpışması ile oluşmuyor. Ve bunlarında yer üzerinde olduğu kadar yer altında da kökleri var. Yazıya Watts (2011)’den alıntı yaptığım bir resmi ekledim. Burada normal dağların da kökleri olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca o profesör belirli bir ideolojiye (ateizme) mensup olduğu için gerçekleri çarpıtması normal. Ama yukarıdaki kaynaklarda verdiğim profesörlerin görüşleri tarafsız ve herşeyi net gösteriyor. Bu yüzden bu ateist profesör mesleki kimliğini suistimal ediyor. Üçüncü olarak kıtaların çarpışmasıyla oluşan bütün sıradağların kökleri vardır. Everest bunlardan en uzun köke sahip olanıdır ama tek değildir.

          Cevapla
    2. Avatar
      Fikret Çetin

      probleminiz mealler üzerinden gitmekten kaynaklanıyor. Birçok tercüme böyle. Fakat orijinal arapça ibare ان تميد بكم şeklindedir ki “sizi sarsmasın diye” değil “sizi sarsacağı için” şeklinde anlaşılmaya da müsaittir hatta böyle anlaşılması gerekir. zira Kuranda üç yerde aynı ifade aynı istisnai formda gelmektedir. yani لأن لا تميد şeklinde gelmesi beklenirdi ki bu ibare tam olarak “sizi sarsmasın diye” demektir. fakat nadir gelen bir kullanımla 3 yerde de” أن تميد بكم” şeklinde gelmiştir ki “yer sizi sarsacağı için dağlar koydu” demektir. Nitekim müfessir elmalılı da bu inceliği tercümesine yansıtmıştır.

      Cevapla
  2. Avatar
    Taha

    Cevabiniz tesekkurler ayrica Kıtaların daha kalın olduğu dağlık bölgelerde yer kabuğu mantoya derinlemesine saplanır. Peki izostatik denge ile dağlar ve yer kabuğunda ki kökleri oluşmasa idi ne olurdu. Yerin hafif, ve daha az yoğun kısımlarında bükülmeler, kırılmalar ve faylar meydana gelirdi (Meinesz, 1931). Yerkabuğunun zayıf noktalarının dağlar ile kalınlaşarak dengelenmesi sayesinde tektonik plakalar üzerine binen stres dengelemektedir, yer kabuğunun zayıf kaldığı durumlarda ise bu durumda fay hatları ve depremler olmaktadır (Watts, 2011). Ayrıca eğer yer kabuğunun manto tabakasının üzerine uyguladığı basınç belirli bir seviyeden itibaren eşitlenmemiş olsaydı, tektonik plakalar, hafif ve ağır uçlarından dolayı mevcut durumdan daha fazla dalgalanmalar yaşayacak, dengede yüzemeyecekti. Böylece deprem ve sarsıntılar çok daha artacaktı (Eakin, 2018. Yazinizda cok teknik olmuş yazinizi sade olmasi herkesin anlayacagi sekilde onemli. Kuranda revasiye gir baskılar anlamı var bunlar yani bloklar mantoya baskı oluşturduğundan revasiye kelimesiyle tam uyumlu. Ama yazınızda genelde denge ve izostasiden ağırlıklı olarak bahsetmisiniz dağların kurandaki sarsmamasi kazık ve yere çakılması ekseninde olması gerekirdi

    Cevapla
    1. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      Konu bilimsel bir konu olduğu için biraz ağır kaçmış olabilir. İzostatik denge depremleri engellemek için şarttır. Ve dağlar izostatik dengeden dolayı yere kazık gibi oturmuştur.

      Cevapla
    2. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      İlginiz için teşekkürler…

      Cevapla
  3. Avatar
    Taha

    Rica ederim yazınız 3 sene araştırmalarımda bulabildiğim en iyi yazı doyurucu ve açıklayıcı. Bu gibi basarili calismalariniz bizim gibi islamdaki bazi konulari anlamaya calisan gencler icin buyuk bir firsat basarilar ama bu yazınızı daha da derinlemesine anlatarak kuran ayetleriyle aciklarsaniz daha da doyurucu olabilir.

    Cevapla
  4. Avatar
    Taha

    Ayrica bu makalenizi bu konuda aciklama yapan caner taslaman emre dormen gibi hocalarla paylaşmanız görüş alışverişi yapmanız daha iyi olabilir

    Cevapla
    1. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      Birgün sitemizi keşf ederlerse yararlanırlar İnşallah.

      Cevapla
  5. Avatar
    Anonim

    Emre Dormen ve Caner Taslaman Hadis inkarcılarıdır. İtibar etmeyiniz.

    Cevapla
  6. Avatar
    Murad

    İslam inancına göre depremler, (tıpkı yıldırımlar gibi) günahkar, azgın kavimler için Allahın gönderdiği cezalardır, helak vasıtası ve yöntemidir, fay hatlarıyla filan bir ilgisi yoktur. Kuranda buna ilişkin anlatımlar mevcuttur ama fay hatlarıyla ilgili hiç bir bilgi,yoktur. Bunu inkar etmek açıkça kafirliktir. Bugün bile müslümanlar buna inanırlar. Şimdi Allah dağları yaratarak kimi kimden koruyor Allah aşkına? Kuranı bir bütün olarak değerlendirdiğinizde yukarıda yazdıklarınızla hiç bir ilgisi olmadığını anlayacaksınız. (yani umarım)

    Cevapla
    1. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      Öncelikle fay hatlarının bilinmediği zamanlarda Allah fay hatlarıyla depremler oluyor demez, ancak bu tür bazı gerçeklere müteşabih ayetlerde bazen işaretler eder. Burada ise insanların en güzel ve bildikleri ifadelerle dağlar depremlerden koruyor demesi zaten kullanılablecek en mucize ifadedir. Lütfen amacı bilimsel gerçekleri bütün çıplaklığı ile anlatmak olmayan Kuran’dan mantıklı isteklerde bulunalım. İkinci mesele ise Allah bazen zalim kavimleri depremlerin yakaladığını belirtiyor ama dağlar olmasaydı yeryüzü depremlerden dolayı herkes için yaşanmaz bir hal alacaktı. Üçüncü mesele Allah bazı kavimlerin depremle cezalandırıldığını söylemesi, depremlerin sadece cezalandırma amaçlı olduğunu söylediği anlamına gelmiyor. Burada da mantık hatası yapıyorsunuz. Örnekle anlatayım. Örneğin çocuğunuz okuldan akşam eve geliyor ve yüzü kızarık. Soruyorsunuz ki ne oldu diye. Diyor ki öğretmen tokat attı. Öğretmen de diyor ki çok ileri giden çocukları böyle terbiye ederim ki başkalarına zarar vermesinler. Fakat bu demek değildir ki çocuk her yüzü kızarık geldiğinde öğretmen onu cezalandırmış olsun. Yani Kuran’da zalimleri bazen deprem yakaladığı söyleniyor ama her deprem mutlaka Allah’ın cezalandırmasıdır diye bir ayet yok, bu sizin mantık hatanızdır. Allah kullarını depremlerden korumak için dağlar koyar ve buna rağmen zalim kavimleri de bazen depremle cezalandırabilir. Örneğin pompei halkının zinada ve eşcinsellikte aşırı kaçması ve yanardağ patlaması ile taş kesilmeleri aynı kavimde ve aynı zamanlarda meydana gelmiştir. Bu, Allah’ın cezalandırması değil demek ispatlanamayacak bir iddia olur. Lavlar sıkıştı da ondan patladı demek bir açıklama değildir. Çünkü Allah zaten mucizeler dışında hiçbirşeyi sebepsiz yaratmaz. Zalim kavimlere gelen depremlere fay kırıklarını sebep yapar, yanardağ patlamasına da lav sıkışmasını. yani bilimsel açıklaması var diye bunu Allah yapmadı da diyemezsiniz. Bunun Allah tarafından geldiğini ispatlamak da yanlışlamak da mümkün değil. Allah zalimleri helak etmek için geldi diye ispatlansa zaten sen de ben de müslüman oluruz. Aramızda fark kalmaz. Bir müslümanın senden farkı ise Allah’ın gösterdiği mucizeleri iyi okuyup analiz edip sonra da aslını bilemeyeceği bazı gaybi olaylara ise, delillere dayalı elde ettiği imanla birlikte teslim olmaktır. Yani imanım delillere dayalıdır ama delilleri her gaybi olayda görmem gerekmiyor. Gördüğüm mucizevi Kuran ayetleri diğer gaybi Kuran ayetlerinin de doğru olduğunu ispatlamak için yeterlidir. Anladınızmı bilmiyorum. (umarım anlamışsınızdır)

      Cevapla