Bilim Kuran'la Çelişmez

376# Beş bilinmez nedir? Yakup Deniz’e cevap

Beş bilinmez nedir? Bu yazıda beş bilinmez (muğayyebat-ı hamse) konusunda Yakup Deniz’e cevap verilecektir.

Dün Hubeyb Öndeş arkadaşımız, Yakup Deniz’e cevap vermek için kendisi ile bir söyleşi yaptı. Ben de izleme fırsatı buldum. Yakup Deniz daha önceki videolarında beş bilinmeyen yani Arapça terimiyle muğayyebat-ı hamse ayeti olarak bilinen ayetin bilim tarafından çürütüldüğünü iddia ediyordu. Biz de kolayca çürütülebilecek bu tür iddiaları çok ciddiye almadığımız için çok fazla yanıtlamıyoruz normalde. Fakat yanıtlamayınca da tekrar tekrar çözümsüz bir problemmiş gibi her yerde anlatılmaya devam ediliyor.

Yakup Deniz’i ciddiye almamanın sonuçları

Yıllar önce kırmızı ışıkta dururken 18 yaşından küçük olduğunu tahmin ettiğim bir sürücü arkadan gelip aracıma çarpmıştı. Araçtan indim baktım ki benim araçta çok hafif çizik oluşmuş, çarpan aracın ise farları falan kırılmış. Genç şoför de başını ellerinin arasında tutarak çıkınca ben de daha fazla üzülmesin diye “neden çarptın” dememiştim. Olayı ciddiye almayıp arabama binmeye gidiyordum ki genç şoför bana “hop birader, nereye gidiyorsun, neden yolun ortasında durdun?” demesin mi? Anladım ki haklı olduğunu anlatmazsan, haksızlar haksız yere üste çıkmaya çalışacaklar. Dedim ki “evladım koskoca kırmızı ışığı görmüyor musun cidden?”. Sonra aymazlığa verip üstelemeye devam edince diğer şoförler gelip nasihat verdiler “işine git, polis gelirse iki aracın zararını da sen karşılarsın, hem de yaşın 18 bile görünmüyor, ehliyetin bile yok herhalde” deyince, genç şoför arabasına binip gitmişti. Toplumda böyle insanlar çok maalesef. Haksız olduklarını söylemezsen haklı olduklarına kendileri de inanıyorlar. Yakup Deniz’e cevap yazımız da bu anlayışla hazırlandı. C:\Users\world\AppData\Local\Microsoft\Windows\INetCache\Content.Word\trafik kazası.jpg

Beş bilinmez nedir?

Neyse beş bilinmez nedir (mugayyebta-ı hamse) konusunda Yakup Deniz’in aradığı cevabı anlatalım:

Öncelikle Yakup Deniz, turan Dursun vb. kişiler hep geçmiş Müslümanların ayetleri anlayış şekli ile İslam’ı ve Kuran’ı eleştirmeye çalışır. Rivayetlerden zayıf da olsa en çok işlerine yarayanı kullanarak eleştiri yaparlar. Bilimsel ayetlerde bile eski müfessirlerin söylediği tek gerçekmiş ve onların anlayışlarının dışına çıkılamazmış gibi söz söylerler. Oysa eski müfessirlerin devrinde bilim gelişmiş olmadığı için onlar da kendi devrinin anlayışları içinde Kuran’ı yorumlayacaklar ve hata yapabileceklerdir. Yani bilimsel ayetlerde eski müfessirler konunun otoritesi değildir. Oysa Yakup Deniz söyleşi sırasında bilimsel ayetlerden ne anlamamamız gerektiğini dikte etmek için eski tefsirlere “otoriteye müracaat” diye başvurup, onların eksik veya hatalı yorumlarını Kuran’a mal etmeye çalışmaktadır. Tekrarlayalım: Bilimsel ayetlerde eski müfessirler otorite değildir. Onlar Kuran’ın omurgasını, ana ayetlerini oluşturan muhkem ayetlerde otorite olabilirler.

Beş bilinmez ayeti: Lokman 34

Beş bilinmez nedir (muğayyebta-ı hamse) konusunda Yakup Deniz’in bahsettiği ayet Lokman 34’tür.

Lokman 34: Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah’ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.

Bu ayetteki bilgilerin yanlış olduğunu yani bugün rahimlerdeki bebeğin cinsiyetinin bilindiğini, yağmurun ne zaman yağacağının bilindiğini, yarın ne kadar kazanılacağının bilindiğini iddia etmekte, bu yüzden bu ayetin yanıldığını söylemektedir.

Beş bilinmez nedir (muğayyebta-ı hamse) konusunda Yakup Deniz’in bahsettiği Lokman 34 ayeti rivayetlere göre bir kişinin gelip peygamberimize sorduğu soruların cevabı olarak nazil olmuştur.

Kurtubi tefsirinde şöyle anlatılır:

Mukâtil de şöyle demiştir: Bu âyet-i kerîme ismi el-Vâris b. Amr b. Harise olan, çölde yaşayan bir kişi hakkında nazil olmuştur. Bu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın yanına gelerek şöyle dedi: Benim hanımım hamiledir, ne doğuracağını bana haber ver. Yaşadığımız yerler kuraktır, ne zaman yağmur yağacağını bana bildir. Ne zaman doğduğumu biliyorum, fakat ne zaman öleceğimi sen bana söyle. Bugün neler yaptığımı biliyorum fakat yarın ne yapacağımı bana sen bildir. Bir de kıyâmetin ne zaman kopacağını bana bildir. Bunun üzerine yüce Allah bu âyet-î kerîmeyi indirmiştir.

beş bilinmez nedir

Lokman 34 bebeğin cinsiyeti bilinemez mi?

Öncelikle Lokman 34 ayetinde bebeğin cinsiyetinden bahsedildiğine dair bir ifade yok. Belki soran kişi bebeğin cinsiyetini sordu ama cevaplayan Allah bebeğin cinsiyetiyle ilgili bir cevap vermemiş. Ne soru soran kişinin beklediği cevabın aksine bir şey söylemiş ne de yanlış olan bir kelime etmemiş.

Kuran’ı zaten taklid edilemez yapan ustalık burada. Hz Muhammed döneminde Kuran yazmak isteyen biri “nasıl olsa bebeğin cinsiyetini kimse bilemez” deyip, ayette açık açık “rahimdeki bebeklerin kız mı oğlan mı olacağını yalnızca Allah bilir” diye çok acemice yazılmış bir söz getirmesi gerekirdi. Fakat Kuran yazarı o kadar usta ki geleceği de biliyor, evreni de biliyor, insanoğlunun gelecekte neyi bilip bilemeyeceğini de biliyor. Bu yüzden kullandığı ifade cinsiyete tahsis edilmiş bir ifade olmuyor. Genel konuşuyor. Rahimlerde ne varsa Allah bilir diyor.

Bakın bu genel konuşmadan dolayı müfessirler de cinsiyetten bahsediyor dememişler. Cinsiyeti de tahminlerinin içine koyarak şöyle açıklamışlar:

Ruh-ul Beyan tefsiri: “Ve rahimlerde olanı O bilir.” Yani bebeğin erkek mi, kız mı, canlı mı cansız mı, organları tam mı, eksik mi, güzel mi, çirkin mi, mutlu mu, yoksa bedbaht mı, olduğunu O bilir.

Evet cinsiyet de müfessirlerin o günkü bir tahmini, bebeğin sağlam mı sakat mı olacağı da bir tahmin.

Bakın Rad 8 ayetinde de benzer bir ifade var ve cinsiyetten bahsetmiyor, çünkü cinsiyet azalıp artan bir şey değil:

Rad 8: Allah her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin neyi eksiltip neyi artıracağı bilir. O’nun katında her şey bir ölçüye (miktara, kadere) bağlıdır.

Rahimlerde olan ifadesi

Bugünün bilim anlayışı ile Lokman 34 ayetine bakarsanız şu gerçekle örtüştüğünü görürsünüz. Bebeğin oluşması için her kromozom çifti, anneden iki ve babadan iki kromozom kombinasyonuyla 4 farklı şekilde diziliyor. 23 çift kromozom olduğuna göre bir anne babadan doğan bebek;

4^23= 70.368.744.177.664 adet farklı şekillerde farklı yüz ile, farklı genetik yapı ile doğabilir. Her sperm ve yumurta, geldikleri annenin ve babanın farklı olasılıksal kromozom dizilimlerini taşırlar. Hangi spermin hangi yumurta ile birleştiğine bağlı olarak yukarıdaki katrilyonları geçen bu sayı kadar farklı sayıda ihtimal içinden bir bebek Dünya’ya gelir. Dünya’da şu an yaşayan insan sayısından bile onbinlerce kat daha farklı şekillerde bebek doğma ihtimali var. Yani bizler hepimiz bu belirsizlik içinde doğmuşuz. Tıpkı Heisenberg’in belirsizlik kanununu gibi değil mi? Heisenberg der ki bir atom altı parçacığı konumu ve hızı olasılıksal tahminlerden ibarettir. O kadar çok ihtimal vardır ki aynı anda parçanın hem yerini hem hızını bilmek mümkün değildir. İşte anne rahmine dökülüp birbirleriyle yarışmaya başlayan milyarlarca spermden hangisinin yumurtaya ulaşacağını bilemeyeceğiniz için bebeğin nasıl olacağını da bilemezsiniz.

Biyoteknoloji ile bebeğin genetiğini belirlemek

Normal şartlarda bilinemez iken doğanın şartlarına müdahale ederseniz bebeğin kromozomlarını kendiniz belirleyebilirsiniz. İstediğiniz kromozomları içeren sperm ve yumurtayı seçerek birleştirebilirsiniz. Yine doğanın normal koşullarının dışında olacak şekilde yağmur bombalarıyla yapay yağmurlar ve hatta yapay şimşekler de yapabilirsiniz. Ayet bunlardan bahsetmiyor, normal koşullardan bahsediyor. Fakat muhtemelen bunlar gelecekte yapay olarak yapılabileceği için ayette “bunları sadece Allah bilir” dememiş. Yani bunlar insan eliyle yapay olarak yapılsa da ayet açısından bir problem yok çünkü sadece Allah bilir denmiyor. Üstelik ayet doğal olan süreçten bahsediyor, yine de sadece Allah bilir demiyor.

Beş bilinmez nedir sorusuna konu olan Lokman 34 ayetinde hangi maddeler için “sadece Allah bilir” deniyor peki?

Lokman 34: Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah’ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.

Kıyamet saatinin bilgisi 🡪 Yalnızca Allah bilir

Yarın ne kazanacağınız 🡪 Yalnızca Allah bilir

Nerede öleceğiniz 🡪 Yalnızca Allah bilir

Rahimlerde olanlar 🡪 Yalnızca Allah bilir diye bir ifade yok

Yağmurun yağdırılması 🡪 “Yalnızca Allah yağdırır veya yağmurun zamanını sadece Allah bilir diye bir ifade yok

Kısaca rahimlerde ne varsa Allah bilir ifadesi “rahimlerdeki bebeğin cinsiyetini yalnızca Allah bilir” demek değildir.

Yarın ne kazanılacağı bilinemez mi?

Yakup Deniz, beş bilinmez nedir sorusuna konu olan Lokman 34 ayetinde kişinin yarın ne kazanacağından kastın ise sadece ücret kazancı olacağını düşünüyor. Ayet bu kadar dar anlamlı değil ama hiç kimse yarın ne kadar ücret kazanacağını da kesin olarak bilemez. Bu ancak olasılıksal olarak bilinebilir. Yani kişi her ay düzenli maaş alıyorsa gelecek ay maaş kazanma ihtimali %99.99 diyebilir. Fakat kimse kesin bir bilgi sahibi değildir. Aybaşına gelmeden ölebilir, ülke ekonomik krize girip maaş ödeyemeyebilir, maaşına haciz gelip eline hiç para geçmeyebilir, maaşın beklenenin üstünde artış veya azalış yaşayabilir. Kimse geleceği net bilemeyeceği için kazancını olasılıksal tahminlerle bilebilirsin ancak. Kaldı ki bu ayet sadece ücretten bahseden bir ayet de değil.

Öleceğin zamanı ve yeri bilebilir misin?

Yine aynı şekilde öleceğinin bilgisi de kimse için kesin değildir, olasılıksal tahminler olabilir ancak. Örneğin günlerdir idam edileceği günü bekleyen insanların idam edileceği gün affedildiği veya suçsuz olduğu için ölümden dönmesi vakaları çoktur. Kısaca kişinin öleceği zaman ve zemin için de olasılıksal olarak güçlü tahminleri olsa da gelecekle ilgili kesin bilgiler bilmek mümkün değildir.

Kıyamet saati bilinebilir mi?

Kıyamet felaketi de evrende veya galaksimizde oluşacak bir felakettir. Maddi âlemdeki hiçbir etki ışık hızından hızlı yayılamaz. Bu yüzden evrenin bir köşesinde oluşan bir kara delik çığlığı veya başka bir yıkıcı etkiyi bize ulaşana kadar bilmemiz mümkün değildir. Çünkü bilgi ışık hızından daha hızlı aktarılamaz. Gelen felaketin bilgisi felaketten önce gelemez. Hatta güneşimiz aniden kaybolsa bunu bile 8 dakika sonra fark ederiz. Güneşten çıkan son ışık fotonları ve kütle çekim dalgaları yine 8 dakika boyunca Dünya’ya gelir. 8 dakika sonra felaketin kendisi ile felaketin bilgisini aynı anda fark edebiliriz. Kısaca kıyametin zamanının da önceden bilinebilmesi mümkün değildir.

Özetle; Beş bilinmez nedir?

Yakup Deniz’e cevap verdiğimiz bu yazımız bitti. Beş bilinmez nedir (muğayyebta-ı hamse) konusunda Yakup Deniz’in bahsettiği Lokman 34 ayetinde bilimsel herhangi bir çelişki yok. Bilimin herhangi bir ayeti iptal ettiği yok. O ancak iddia sahiplerinin eksik bilgilerinden ve gerçeği anladığı halde kabul etmek istemeyişlerinden kaynaklanan bir karanlıktır. Gözünü kapayan ancak kendisi için gündüzü gece edebilir.

Ayrıca Efe Aydal’ın kırmızı hapına cevap serimizi de okuyabilirsiniz: Kırmızı hapa cevap

S.S.S.

Beş bilinmez için hadisler var, bunlardan bağımsız şekilde anlamak doğru olur mu?

Öncelikle bu hadisler tam peygamberin ağzından o kelimelerle mi ifade edildi bilemeyiz. Belki Peygamberimiz “yağmuru” ve “bebeğin cinsiyetini” biraz ayrı tuttu, farklı ve özenle seçilmiş birkaç kelime ile anlattı ama hadis ravileri zamanla bunları da kendi anladıkları şekilde telaffuz ve rivayet etti. Hadislerin lafızları gerçekle çelişirse bu yüzden ben gerçekleri tercih ederim.
İkincisi hadislerin hedef kitlesi Peygamberimizin kendi sahabeleridir. Onların durumlarına göre söz söyler. Fakat Kuran’ın hitabı Peygamberin sözleri gibi değildir. Kuran, hiç bir zaman yanlışlanamayacak ve zaman üstü doğru bilgiler söyler. Beş bilinmez örneğinde gelecekte bilinebilecek meseleler için sadece Allah bilir demiyor. Bu açıdan ayetler hadislerden çok üstündür. İşte bu yüzden Kuran’ı Peygamber yazmış olamaz. Hadislerdeki ifadelerle Kuran’ın ifadeleri çok farklı.

 

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Loading spinner

Kurtuluş Berzan

Yazar 1979 doğumludur. Palandöken dağının eteklerinde yaşamaktadır. 20 yıldır dini ve bilimsel kitaplar okumaktadır. 2018 yılının başından beri öğrendiklerini, çözümlemelerini ve yeni araştırmalarını bu sitede yayınlamaktadır. Doktora derecesine sahiptir. Yazılarımızdan alıntı yapma kuralları için tıklayınız.

5 Yorum

  1. Sirayla tüm çürük islam çökertme delillerine karşı yazılar hazırlamanız çok güzel hocam. Yazılar daha sık geliyor. İnşallah daha çok kişiye ulaşır bu yazılar.

     

    Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Loading spinner

  2. Hocam çok güzel anlatmışsınız Allah razı olsun.
    Bir cümlede ufak bir hata olmuş hocam ilgili yeri kopyaladım
    Oysa eski müfessirlerin devrinde bilim gelişmemiş olmadığı için onlar da kendi devrinin anlayışları içinde Kur

     

    Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Loading spinner

  3. Elinize sağlık hocam gerçekten sağlam bir cevap olmuş. Yazınızı okurken şunu farkettim. Eski müfessirler de hata yapabilirmiş. Bu gayet insanı…ancak sorun insanların bir süre sonra ayetin aslından kopup müfessirin yorumlarını ayetin kendisi zannetmeye başlaması. Bu farkı ayırt etmek o kadar mühim ki. Bu farkı ayırt edemeyen yahut etmek istemeyen (!) kafasına göre tevil ediyor.

     

    Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Loading spinner

  4. Çok müthiş!
    “Gözünü kapayan ancak kendisi için gündüzü gece edebilir.” sözü ayrı güzel.
    Allah razı olsun.

     

    Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Loading spinner

  5. Hocam, cevaplar aklını kullanmak isteyen için gayet açık. Lakin bu zat zaten ön yargılı olduğu için onda pek etki edeceğini sanmıyorum. Allah ıslah etsin. Ne diyelim

     

    Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Loading spinner

Başa dön tuşu