52# Allah, neden genetik hastalıklarla birlikte doğan çocuklar yaratır?

Varlığın Amacı

Merhabalar arkadaşlar, birçok insanın kafasını karıştıran bir soru ile yine desteğimizi sürdürüyoruz. Bu yazımızı okuduğunuz da hayata bakışınızın bir kat daha anlam bulacağını göreceksiniz. Mümkün olduğunca herkesin anlayacağı dille anlatmaya ve teknik terimlerden uzak durmaya çalıştık. Soru şu;

“Kalıtsal hastalıklar Yaratıcının yaratma sanatında bir kusur mudur? Yaratıcı, genetik hastalıklarla birlikte doğan çocukları neden yaratır?

Cevap: Kalıtsal genetik hastalıklar DNA’mızda bulunan genlerin zararlı mutasyonlara uğraması sonucu oluşur. Tabi bu zararlı mutasyonlar cinsiyet hücrelerimizde meydana gelirse kalıtsal olur. Diğer vücut hücrelerinde kalıtsal olmaz, yani sonraki nesle aktarılmaz.

Önce DNA’mızda meydana gelen ve genetik değişime yol açan mutasyonları anlatalım, mutasyonlar 3’e ayırılır:

Yararlı mutasyonlar: Bu mutasyonlara “adaptif mutasyonlar” deniyor. Bu mutasyonlar canlıların herhangi bir ortama adapte olması için gereken bedensel dönüşümü sağlayan mutasyonlardır. Eskiden mutasyonların tesadüf eseri olduğu düşünülürken adaptif mutasyonların keşfedilmesiyle birlikte yararlı mutasyonların tesadüf eseri oluşmadığı ve vücutta bazı mekanizmaların bilerek yararlı mutasyonlar oluşturduğu anlaşılmıştır. Çünkü canlılar, yeni bir ortama geçerse o ortama adapte olacak şekilde protein yapısını değiştirmesi gerekiyordur ve işte tam da bu ihtiyaç doğduğunda insan aklının bile başaramayacağı bir tarzda hangi gende hangi mutasyona ihtiyaç varsa o mutasyon gerçekleşir. Kısaca doğada yararlı mutasyonlar bu mekanizma ile gerçekleşir ve bunlar rastgele oluşmuş tesadüfi mutasyonlar değildir. Bu konuyu daha önce “DNA mutasyonları tesadüf eseri mi oluyor?” yazımda anlattığım için detayına burada girmiyorum.

 

Nötr mutasyonlar: Bu tür mutasyonlar ise herhangi bir zararını veya faydasını tespit edemediğimiz mutasyonlardır.

 

Zararlı mutasyonlar: Bu tip mutasyonlar, normal şartlarda ortaya çıkmaz ancak doğanın normal işleyişinin bozulması ile ortaya çıkar. Normalde doğa içinde kurulan sistemde canlılar kendi bulunduğu ortama adapte olmuştur ve hayatını arızasız devam ettirecek şekilde biyolojik mekanizmalara sahiptir. Yani normal şartlar altında, doğadan canlıya zararlı mutasyon oluşturucu bir etki gelmez. Tam aksine kendi ortamına adapte olan canlıya, doğa sürekli şifa sunar. Kendi ortamındaki besin maddelerinde bulunan vitaminler, antioksidanlar vs. canlının zararlı mutasyonlardan korunması için çalışır. Hayvanlar doğadaki dengeyi bozup zararlı mutasyonlar çıkmasına neden olmaz. Fakat insanoğlu doğanın işleyişini bozabilir, bozunca da doğanın bozulması başta insan olmak üzere tüm canlılara zarar verebilir. Örneğin bir ağaç doğa da sizin sağlığınıza hizmet eder, fakat siz bu ağacı yaktığınız zaman ağacın doğasını bozmuş ve onu karbonlaştırmış olursunuz. O da bozulan yapısını doğaya duman olarak salar. Siz bu dumana kendinizi maruz bırakmamanız gerekli, eğer dumana çokça maruz kalırsanız bu duman hücrelerinizde mutasyon oluşturabilir. Fakat Allah insanların küçük hatalarından etkilenmemeleri için vücutlarına onarıcı sistemler koymuştur. Bu dumana maruz kalsanız ve duman hücreleriniz de bozukluk yapsa bile onbinde biri hariç kalan dokuzbin dokuzyüz doksandokuz tane zararlı mutasyon hücrelerdeki onarma görevlileri tarafından onarılır. Yani yaptınız bir hata kendinizi tabiatın temiz havasından ayırıp duman içinde bıraktınız ve kendinize zulmetmiş oldunuz. Bu durumda bile hatalarınızın çoğu için karşılık görmüyorsunuz, hatalarınız hücre içinde düzeltiliyor. Aynı şekilde dumanı doğaya salmakta doğaya ve ozon tabakasına zarar verir. Ama doğa da bunu hemen sorun yapıp size zararlı mutasyonlar ile karşılık vermiyor, ağaçlar ve bitkiler sizin saldığınız karbondioksiti alıp size oksijen olarak geri veriyorlar. Yani yaptığınız hataların çoğunu doğa Allah’ın koyduğu kanunlarla telafi ediyor.

Yazarın önerisi:  24# GENÇLERE BİRKAÇ TAVSİYE

Nisa 79: “Size gelen her iyilik Allah’tandır, başınıza gelen her kötülük de kendinizden.”

Şura 30: “Başınıza gelen herhangi bir musibet, sizin ellerinizin kazandıklarından dolayıdır. Çoğunu da affeder.”

 

Bu zararlı mutasyonlar eğer cinsel hücrelerde oluşursa sonraki nesillere aktarılıp onların genetik bozuklukla doğmasına yol açar. Eğer vücut hücrelerinde meydana gelirse kanser ve tümör oluşumuna neden olur. Yani zararlı mutasyonlar hem genetik hastalıkların hem de kanserin ana sebebidir.

 

Zararlı mutasyonların sebebi nedir?

Zararlı mutasyonlara yol açan sebepleri dış sebepler ve iç sebepler olarak ikiye ayırırız.

Dış sebepler; X ışınları, Gama ışınları ve kozmik ışınlar gibi radyasyon yayıcı ışınlardır. Özellikle ozon tabakası olmak üzere atmosfer, Dünya’yı bu ışınlardan korur, fakat insanoğlu atmosferi kirletip tahrip ederse bu ışınlara hepimizin maruz kalması kaçınılmazdır ve şu anda bunu yaşıyoruz. Doğa normalde canlılara zarar veren bir radyasyon barındırmaz, fakat insan atmosferi kirletirse ve mevcut ağaçlar da bu hava kirliliği ile baş edecek seviyede değilse işte o zaman ozon tabakasını inceltirsiniz ve böylece güneşin radyoaktif ışınları Dünya’ya dolmaya başlar. Diğer taraftan radyoaktif olmasa bile güneş altında sürekli deri hücrelerinizin yanması da bu hücrelerin dengesinin bozulmasına ve mutasyon oluşumuna neden olabilir. Yani vücudunuzu ne kadar hor kullanırsanız, vücutta zararlı mutasyon oluşma olasılığı o kadar artar. Bu hor kullanma sadece duman solumayla da değildir. Örneğin eti pişirirken yakarsanız, onun doğasını bozarsınız bu doğası bozulmuş eti yerseniz vücudunuzla uyuşmayacak ve size mutasyon olarak geri dönecektir. Başka bir örnek kolon kanserlerinin bir nedeni de dışkılamayı geciktirme alışkanlığınızdır. Vücut zarar gördüğünü size bağırsaklarınızın acısı ile bildirir, fakat siz bu geciktirme işini sık tekrarladıkça hücreleriniz artık zararlı mutasyon geçirmeye başlar ve kanser olur.

 

İç sebepler ise hücrelerimizde her an gerçekleşen iyilik ve kötülük savaşının, kanserojen maddeler ile dengesinin bozulmasıdır. Nedir hücrelerimizde her an yaşanan bu iyilik ve kötülük savaşı? Hücrelerimizde her an oksidanlar üretilir, bunlar eğer üretilen antioksidanlar ile dengelenmezse DNA hasarı ve mutasyon meydana getirirler.

Yazarın önerisi:  25# “OL DEYİNCE OLUR” NE DEMEKTİR? ZAMAN NEDİR? BİZ NEREDEYİZ? Sorularına kısa bir cevap

Normal olarak, üretilen oksidanlardan dolayı sağlıklı insan kalmaması ve herkesin kansere yakalanması veya genetik hastalıklarla doğması gerekirken, antioksidanların bu oksidanlarla savaşması ve onları dengelemesi sonucu, çoğu insan bu savaşın hiçte farkında olmadan normal hayatlarını sürdürürler. Kanser yapıcı kimyasalları yeme içme veya soluma ise vücuttaki bu dengeyi bozar. Bu zararlı maddeler ise hazır olarak tüketmeye alıştığımız ve kapitalist dünyanın bize sunduğu hazır paketlenmiş gıdalar içinde fazlasıyla vardır.

İnsanlar doğal olmayan maddeleri yemek içmek suretiyle tüketmeye başladığında bu denge kötülük lehine değişir, yani oksidan üretimi artar, bu ise hücrelerde DNA hasarı ve zararlı mutasyonlar ile sonuçlanır. Yani, hücrelerimizdeki oksidan-antioksidan dengesi eğer bizlerin kanserojen maddeler tüketme gibi zararlı alışkanlıkları olmazsa kolay kolay bozulmuyor. Yapılan araştırmalar da göstermiştir ki bugünün insanları “dış sebeplerden” daha çok “iç sebeplerden” yani bu kanserojen maddelerden dolayı zararlı mutasyonlara uğramaktadır.[1-3] Down sendromu gibi kalıtsal hastalıkların da bu oksidanlarla alakalı olduğu bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir.[4-6]

Yukarıda da değindiğimiz gibi zararlı mutasyonlar vücut hücrelerinizde olursa kanser olarak geri döner ve eğer cinsiyet hücrelerinizde olursa sonraki nesillere kalıtsal hastalık olarak geri döner. Bütün bu zararlı mutasyonların sebebi insanın yanlış uygulamaları sonucu direk kendine veya doğaya verdiği zarardır. Yeni araştırmalar zararlı mutasyonların ancak mutajenik maddeler (fiziksel, kimyasal veya biyolojik maddeler) veya radyoaktivite ile olabileceğini göstermiştir.[7, 8] İnsanın doğaya verdiği zarar ise sadece kendini değil hayvanlar dahil tüm canlıları etkiler.

Bütün bu anlattıklarımızdan şu anlaşılması gerekiyor; İnsanlar kendi vücutlarını veya doğalarını ilk çağlardan beri tahrip ediyorlardı, fakat şimdikine göre çok daha az bir oranda idi. İnsanlar, şu an içinde yaşadıkları post modern medeniyetin süslü fakat zehirli hediyeleri ile beslenmeye devam etmektedirler. Yediğimiz paketli gıdalar kanser ve genetik hastalıklar saçıyor, kullandığımız elektrikli eşyalar radyasyon saçıyor, soluduğumuz hava kirli, içtiğimiz su doğal değil. Durum böyle olunca da insanlar kendi elleriyle kendilerini hasta ediyorlar, kendi genlerini bozuyorlar ve sonraki nesillere aktarıyorlar.

Oysa bakın Allah insanoğlunu nasıl uyarmıştı:

Rum suresi 41: “İnsanların bizzat kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulmalar olmuştur. (Bozgunculuktan) dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) insanlara tattıracaktır.”

İşte şimdi insanoğlunun aslında kendi kendini hasta ettiğini anlayabiliyor musunuz, bunların sebebinin Allah değil de insan olduğunu. Sonra yine Allah uyarmamış mıydı bizleri;

Enfal 25: Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz (herkesi bulur) ve bilin ki Allah’ın ikabı (katmerli azap) şiddetlidir”

Evet, bizi uyarmıştı, insanlığın kendi elleriyle doğada oluşturdukları, sosyal hayatta oluşturdukları her türlü bozgunculuk (fitne) sel olur ve sadece zalimleri bulmaz, herkesi bulur. Peki, soralım kendimize, insanoğlu her geçen gün kapitalist hırsları uğruna Dünya’yı ve doğayı ve sağlığımızı tahrip ederken biz buna karşı koyduk mu? Bu bozulmayı engelleyebildik mi? Eğer el birliği yapıp bu bozulmayı engelleyemediysek doğanın bize verdiği reaksiyonlara hep birlikte şahit olacağız. Kanser artacak, genetik hastalıklarla doğan çocuklar artacak. Ve ayetin belirttiği gibi, bu fitne masum-zalim demeden insanlara ulaşacak.

Yazarın önerisi:  102# Kozmik Kaza

İnsanoğlu doğanın mekanizmasını bozup ta genetik hastalıklara maruz kalınca “Allah bunu neden yaptı” demek ile bir çiçeğin üzerine tuz ruhu döküp “Allah bu çiçeği ve tomurcuklarını neden kuruttu?” demek arasında fark yok.

Fakat insanlığın kendi elleri yüzünden yaptığı sonuçlar, karşısına geldiği zaman bunun sebebinin Allah değil de kendi de dahil topyekün insanlık olduğunu kabul etmeli ve kulluktan kopmamalı, haline sabır göstermelidir. Bu Dünya’nın sonsuz hayatımızın yanında bir nokta kadar değeri olmadığını, geçici olduğunu hatırlamalı ve insanlar için “İyilikler Yaratan” Rabbine karşı asi olunmadığı zaman Allah’ın insanın her türlü derdini sonsuz hayatta unutturacak kadar ona ikramlar edebileceğini unutmayın. Evet, başımıza gelen bütün iyiliklerin sebebi Allah’tır, bütün kötülüklerin sebebi ise kendimiziz. Son söz:

Enfal 25: Ve öyle bir fitneden sakının ki, içinizden yalnız zulmedenlere dokunmakla kalmaz (herkesi bulur), ve bilin ki Allah’ın ıkabı şiddetlidir”

KAYNAKLAR:

  1. Pollycove, M. and L.E. Feinendegen, Radiation-induced versus endogenous DNA damage: possible effect of inducible protective responses in mitigating endogenous damage.Human & experimental toxicology, 2003. 22(6): p. 290-306.
  2. Epe, B., Role of endogenous oxidative DNA damage in carcinogenesis: what can we learn from repair-deficient mice?Biological chemistry, 2002. 383(3-4): p. 467-475.
  3. Jackson, A.L. and L.A. Loeb, The contribution of endogenous sources of DNA damage to the multiple mutations in cancer.Mutation Research/Fundamental and Molecular Mechanisms of Mutagenesis, 2001. 477(1): p. 7-21.
  4. Busciglio, J. and B.A. Yankner, Apoptosis and increased generation of reactive oxygen species in Down’s syndrome neurons in vitro.Nature, 1995. 378(6559): p. 776.
  5. Arbuzova, S., T. Hutchin, and H. Cuckle, Mitochondrial dysfunction and Down’s syndrome.Bioessays, 2002. 24(8): p. 681-684.
  6. Ishihara, K., et al., Increased lipid peroxidation in Down’s syndrome mouse models.Journal of neurochemistry, 2009. 110(6): p. 1965-1976.
  7. Sonnenschein, C. & Soto, A. M. The Society of Cells: Cancer and Control of Cell Proliferation (Springer verlag, New York, 1999).
  8. Baker, S. G. & Kramer, B. S. Paradoxes in carcinogenesis: new opportunities for research directions. BMC Cancer 7, 151 (2007).

 

storingdatai.jpg

blank

  1. Avatar
    Ayse

    Büyük bir oranla açıklamışsınız elinize sağlık ama yinede aklımda sorular var. Mesela küçücük bedeni kıyıya vuran bir çocuk vardı, gazetelerde görmüşsünüzdür: http://i.internethaber.com/2/590/370/images/news/371585.jpg?v=99999

    Bunun gibi çocuklar, hasta olup 2/3 yaşında vefat eden çocuklar ve daha başına hangi felaket düşmüs bilmediğimiz çocuklar… İslama göre, bu çocukların ruhu var. Peki bu dünyaya niye geldi onlar? Bu dünya bir sınav alanı değil mi? Bu çocuklar bu sınava tabii bile tutulmadı. Eğer tutulmayacaklarsa (ve Allah herşeyi önceden bilir) niye dünyaya geldi ve niye ruh üflendi onlara? Anne ve babalarının sınavının bir unsuru mu bu resimdeki çocuk? Allah merhametli. Ebeveynleri test ediliyor diye bu çocuk niye dehşet verici bir son ile karşılaştı? Çocuk uykusunda da vefat edebilirdi sadece ebeveynleri sınava tabii tutuluyorsa. Niye dehşet içinde kara sularda çırpına çırpına gitti?

    Bu çocuk otomatik olarak Cennete gider diyorsanız, ona niye bu iyilik yapılıyor? Allah adildir. Ben de test edilmeyip Cennete gitmeyi tercih ederdim.

    Şimdiden cevaplarınız için teşekkür ederim.

    Cevapla