22# Hz. Muhammed’in evlatlığının eski eşi Zeynep ile evlenmesinin psikolojik analizi

Peygamber

Soru: Hz. Muhammed’in, evlatlığı Zeyd’in eski karısı Zeynep ile evlenmiş olmasını eleştiriyorlar. Hz. Muhammed, Zeyd’in karısı Zeynep ile neden evlendi? Hz. Muhammed’in çok eşli olmasının, çok karısı olmasının sebebi nedir? Bu kadınlarla güzellikleri için mi evlendi yoksa başka nedenleri mi vardır?

Cevap:

Öncelikle şunu soralım kendimize. Materyalistlerin, insan aklını karıştırmak için kullandıkları bir yanıltmaca olan “şehvet iddiasını” taşıyacak bir adamın özellikleri nasıl olur? Zamanımızda şehvetlerinin peşinde rahatça koşabilmek için Yaratıcılarını inkâr edebilmeyi marifet sanan insanların sayısı arttığı için bunlara bakarak şehvetin kulu olmuş insanları şöyle tanımlayabiliyoruz.

Şehvet düşkünü insanların özellikleri

  1. Şehvetlerinin girdabından çıkamadıklarından dolayı kendilerini karşı cinsiyetle ilişkilerinde sayı yönünden asla sınırlandırmak istemezler. Erkekler üzerinden örnek verirsek, böyle kişiler gördüğü her güzel kadına sahip olmak için can atar. On tanesine sahip olsa yine de bununla sınırlanmak istemez, yüz kadınla ilişkisi olsa yine başka kadınlara da kanca atmaya çalışır. Kısacası şehvetinin peşindeki bir kişi doymak bilmeyen iştahı ile kendini sınırlandırmayı asla istemez. Çünkü ona göre şehveti yaşamının en önemli felsefesidir.
  2. Dizginini kaçırdığı iştahını doyurmak için toplumsal ahlakı kendisine ayak bağı olarak görür ve ahlakın kalkması için çalışır. Ahlakın kalkmasını da ancak dinin kalkmasıyla mümkün olacağını düşünür ve benlik girdabından kurtulamayan “iblis” gibi, bile bile Allah’a savaş bayrağı açar.
  3. Şehvetine yani keyfine düşkün olduğu için, kendinden başkasını çok düşünmezler. Fedakârlık böyle insanların sözlüklerindeki bir kelime değildir.
  4. Allah’a secde etmek için bırakın gece kalkıp sabaha kadar ibadet etmeyi, gündüz rahat zamanda bile ibadet etme zahmetine katlanmamak için Allah’ın olmaması konusunda bir arzu duyarlar. Allah’ın olmadığına önce kendilerini inanmaya hazırlarlar sonra gördükleri en ufak şüphelere büyük bir delil gibi yapışırlar. Önce Allah’ın olmamasını isterler sonra kanıt ararlar yani tümdengelim yaparlar.
  5. Eğer Allah’ın olmadığını ispatlayabilirlerse, evrendeki diğer hayvan kardeşleri gibi sınırsız cinselliğin tadına varabileceklerdir. Hem içlerindeki kendilerini sürekli azarlayan vicdanlarını da tamamen susturabilecekler.
  6. Bu tür insanlar toplumda haya ve utanma diye bir duygu kalmaması için uğraşırlar. Haya kalkarsa sınırsız ve hayvani bir cinselliğe ulaşabileceklerdir.
  7. Şimdi bunları aklınızın bir köşesinde bulundurun ki, yazının sonunda bu tür şehvet düşkünlerinin nasıl tertemiz bir Peygambere dil uzatmaya çalıştıklarını kıyas edebilesiniz. Çünkü ışığın şiddeti ancak karanlığın şiddeti ile bilinir.

Hz. Muhammed şehvet tutkusu var diyebileceğimiz en son insandır

Hz. Muhammed’in evlilik hayatına baktığımız zaman, şehvetle itham edilecek yeryüzündeki en son insan olabileceğini aklı açık olan insan anlar. Çünkü;

  1. İnsan hormonlarının en aktif olduğu yaşlarında bekâr yaşamış, yani 25 yaşına kadar evlenmemiş, dost ve düşmanının tasdiki ile Emin lakabını alan Hz Muhammed’in gençliğinde kimse bir ahlaksızlığını görmemiş, böylece Peygamberlik ona verildiği zaman insanlar kolaylıkla onun peygamberliğine inanmışlardır. Çünkü malumdur ki gençliğinin ahlaksızlıkla geçtiğini gördüğünüz bir kişinin ileride Peygamberlik iddiasına inanmazsınız, böyle bir iddia dallanıp budaklanmaz, zaten ahlaksız bir insan da uzun süre boyunca ahlaklı bir insan taklidi yapıp insanları kandıramaz. Er ya da geç ortaya çıkar. Müşrikler Hz Muhammed’in gençliğini bile ahlaksızlıkla suçlamamışlardır. Eğer suçlamış olsalardı, bunlara verilen cevaplar ciddi bir olay olacağından diğer olaylar gibi mutlaka rivayet kitaplarında yer alacaklardı. Oysa rivayet kitaplarına baktığımızda O’nu mecnunluk ile, büyücülük ile, ayrımcılık ile, yalancılık ile vs. bir çok şey ile suçlayıp iddialarında hezimete uğradıkları halde, gençliğini dahi olsa ahlaksızlık ile suçlamamışlardır. Demek ki zinanın yaygın olduğu, herkesin zina maceralarının gösterilebileceği bir toplumda Peygamber Efendimiz’e kimse bu yönden bir iftira atamamıştır. Her türlü hileyi kabul edilebilir gören müşrik toplum, eğer bu iddialarının tutacağını bilse bunu da yaparlardı, fakat herkes tarafından çok net tanınan bu insana bu yakıştırmanın yapılması kendilerinin haksızlığını ispat etmekten öteye gidemeyeceği için bu yolu deneyememişlerdir.
  2. Hz Muhammed ergenliğin en meraklı ve tutkulu çağları olan 15-25 yaş arasında bekâr yaşamış, yukarıda ispat edildiği gibi ahlaksızlığa yaklaşmamıştır. Bunun aksini iddia eden bir kanıtta yoktur. Yoktan ise ispat değil, şüphe bile olmaz. 25 yaşında iken ise hanımefendiliği ile asaleti ile meşhur kadın Hz Hatice ile evlenmiştir ve 25 sene süren bu evlilik sürecinde başka bir kadınla evlenmemiştir. Oysa kendinden 15 yaş büyük olan bu asil hanım Peygamberimizle evlendiğinde 40 yaşında idi. Efendimiz ise Hz Hatice vefat ettiğinde 50 yaşını doldurmuştu, yani gençliğin hormonlarının eskisi gibi olmadığı ve ihtiyarlığın dinginliğinin ruh dünyasını bürüdüğü bir çağa gelmişti.
  3. Hz Muhammed paraya ve Dünya malına hiç değer vermediği kitaplarda açıkça anlatılmıştır. Dünya malına hiç değer vermeyen ve koca bir devlet kurup yönettiği halde çok fakir bir hayat yaşayan, Hz Ayşe’nin bildirmesiyle aylarca evinde fakirlikten dolayı yemek pişmeyen bir insana, para için Hz Hatice ile evlendi demek yine çok düşmanca bir iddia olur. Vefat ettiğinde kalkanı bir yahudide borç para karşılığı rehin verildiği anlaşılan Hz Muhammed, böyle iftiralardan fersah fersah uzaktır.
  4. Hz Hatice vefat ettikten sonra istese hemen evlenebilirdi, hem de Peygamberdi ve istese Müslümanlar kızını ona nikâhlamak için sıraya girerlerdi. Çünkü değil kızlarını nikâhlamak, Müslümanlar onun için canlarını ve mallarını vererek bunu ispat etmişlerdi. Evliliğe alışan birinin bir eşsiz yaşadığı zamanların acısı ise katlanılması ne kadar zor olduğunu, eşini kaybetmiş yaşlı insanlara sorarsanız anlayabilirsiniz. Böyle bir durumda tam 3 sene evlenmedi. Oysa onu bağlayacak bir durum yoktu. Şimdi şu zamanın şehvetperest insanlarının elinde böyle bir imkân olsa 3 sene, 1 sene, 1 ay değil, 1 gün beklerler mi? Çok evliliğin zaten kültürel bir gelenek olduğu toplumda evinde bir kadın bile olmadan 3 sene yaşarlar mı?Şehvet ile itham edilecek en son insana şehvet isnat etmek insanoğlunun zalimliğinin ve cahilliğinin sınırı olmadığını gösteriyor.
  5. Hayatının son on yılında ise 10 kadınla evlenmiş, Bunlardan ilk evlendiği Hz Sevde 53 yaşında dul, Huzeyfe kızı Zeynep 60 yaşında dul, Ümmü Seleme 65 yaşında yanında beraber kalan 4 çocuğu ile dul idi. Görüldüğü gibi şehvetini düşünen bir insanın, değil evlenmek Selam bile vermeyeceği yaşlı insanlar ile neden evlenmiştir? Öyle ise onun evliliklerinde şehvet aramak büyük bir yanılgı olacaktır. Hz Cüveyriye ve Hz Safiye ise savaş esiri olup onları diğer savaş esirlerinden ayıran özellik ise her ikisinin de kabile reislerinin kızı olması idi. Cariye olarak yani hizmetçi olarak kullanılacak bu kadınların gururlarını Peygamberimiz, onları eş olarak alıp kurtarmıştır. Böylece kabilelerinin ve onlara yakın kabilelerin düşmanlığını azaltmış veya gidermiştir. Burası çok önemli Peygamberimizin aldığı bu iki kadın da savaştığı kabilelerin şeflerinin kızı olup, bu nikah ile o kabilelerin düşmanlığını azaltmıştır. Bu pak hanımlarında Peygamberimizi ne kadar çok sevdiğini ve sadakatlerini, hayatlarını okuyarak öğrenebilirsiniz.
Yazarın önerisi:  79# LUT PEYGAMBER VE HOMOSEKSÜEL KAVİM

Peygamber, tek cariyesiyle de evlenmiş

Ayrıca Peygamberimizin Mısır kralı Mukavkıs’a İslam’a davet mektubu göndermesiyle birlikte, Mukavkıs bu davete çeşitli hediyeler ve iki cariye göndererek mukabele etmiştir. İşte bu cariyelerden biri ile yani Mariye ile evlenmiş, diğerini de başka bir sahabe ile evlendirmiştir. Bir devlet başkanından diğer bir devlet başkanına hediye olarak giden cariyelerin ikisinin de bayağı bir güzel olduğunu söylemeye gerek yoktur herhalde. Fakat güzelliklerine rağmen Efendimiz yalnızca biri ile evlenmiştir. Şimdi düşünün şehvet düşünen bir insana iki güzel cariye hediye olarak gelmişken ve cariyeliğin normal olduğu bir toplumda hiçbir ayıplama ile de karşılanması mümkün değilken neden sadece bir tanesi ile evlendi.

Cevabı şu idi; O hiçbir zaman keyif için evlenmemişti. Bu iki cariyeden bir tanesini kabul etmesi ise Mısır devleti ile dostluğun pekiştirilmesi amaçlı olduğunu düşününce anlayabilirsiniz. Hz Ayşe ise Peygamberimizin her halini hareketini gelecek nesillere aktarıp ders veren en iyi öğretmen olduğuna bakılırsa, Öğretmenliğinin yanında İslam ordusunu yönetecek kadar gözüpek bir yapıda olduğu da düşünülürse O’nunda peygamberin kutlu evine seçilen diğerleri gibi sıradan bir kişi olmadığı anlaşılır. Fakat O’nun hakkında eski zaman İslam düşmanlarının uydurdukları ve yeni zaman İslam düşmanlarının ise bir şey bulduk diye sevinmeye çalıştıkları, küçük yaşta evlenmesi doğru değildir. O 17 yaşında evlenmiştir. Başka bir yazımızda bunu da detaylı açıkladık. Sitemizden bakabilirsiniz. Bu İslam ve İnsan düşmanlarının en çok kullanmaya çalıştıkları ve insanları şaşırtmaya çalıştıkları Hz Zeynep ile olan evliliğini ise şimdi inceleyeceğiz.

Peygamber Zeyd’i köle iken neden hür bir evlatlık yaptı ve Zeynep ile evlendirdi?

Zeyd, henüz Hz. Muhammed’in peygamber olmadığı zamanlarda köle pazarından satın aldığı ve bir zaman sonra babasının onu bulup para karşılığı geri istemesine rağmen babasıyla gitmeyip Peygamberimizle kalmayı tercih eden bir kişidir. Bu olaydan sonra Peygamberimizde onu köle olarak değil evlatlık olarak kabul etmiştir.

Kuran’ın birçok ayetinde kölelerin özgürlüğüne kavuşturulmasını veya onlara yardım edilmesini belirten ayetler vardır.

“Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir.” Maide 89

“Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler.” Mücadele 3

Köleliğin kaldırılması örnek olarak ve zamana bırakarak mümkündü

Kölelik alışkanlığının bir anda kaldırılmaması da o zaman da kurulmuş sosyal düzenin hemen koparılamayacak bir parçası olmasındandır. Eğer bir anda kaldırılsaydı sosyal düzende büyük yaralara sebep olacaktı. Üstelik İslam’ın düşmanları savaşta ele geçirdiği Müslümanları köle olarak kullanabilirdi. Bu sebeplerden dolayı Kuran köleliği bir anda kaldırmamış fakat kölelik anlayışını zayıflatmıştır. Kuran, köleliğe sıcak bakmadığını, doğru olanın köle azat etmek olduğunu belirterek, kölelik sorununun zamanla kaybolmasını sağlamıştır. Kuran, bir sosyoloji ve psikoloji hekimidir, zina, içki gibi bazı toplumsal tümörlere acil rezeksiyon (kesip çıkarma) uygularken, bazılarını ise sunduğu reçetelerle zaman içinde tedavi eder.

Kölelerin de bir insan olduğunu göstermek adına Peygamberimizin yaptığı devrim niteliğindeki icraatlarından biri de bir köle damgası yemiş ve o zamanın ağır kast sistemine göre aşağılanan bir insanın hiç olmayacak bir şekilde üstün bir aileden, Abdulmuttalib’in torunlarından, Peygamberin halasının kızı Zeynep ile evlendirilmiş olmasıdır. Topluma yer etmiş yanlış alışkanlıkların acil kaldırılması gerekenleri ve kaldırılabilecek olanları Peygamberimiz hep kendi akrabalarından başlayarak kaldırmıştır. Örneğin ilk kaldırdığı faiz amcası Abbas’ın alacağı faizdir. Yine ilk kaldırdığı kan davası amcası Haris’in kan davası olmuştur. Savaşlarda da kendisi ve yakınları hep en ön saflarda savaşmışlardır.

Peygamber’in akrabalarından beklediği fedakarlık

Kölelerin de insan olduğunun topluma hatırlatılması ve bu derin kast sisteminin buzlarının eritilmesi için yine kendi yakınlarından fedakarlık beklemiştir. Bunun için 35 yaşına kadar kimseyi kendine denk görmediğinden evlenmek istememiş olan halasının kızı Zeyneb’in Zeyd ile evlenmesi için halasının kapısını çalmıştır. Fakat bu kız isteme onlarda buz gibi bir soğuk duş etkisi yapmıştır. Zeynep ilk başta Peygamberimizin kendi için geldiğini zannederek ümide kapılmış, daha sonra Zeyd ismini duyunca reddetmiştir. Fakat bu mesele için, Allah, Zeynep annemizin şahsında tüm inananları uyarmıştır;

“Allah ve Peygamberi bir iş, bir mesele hakkında hüküm verdiğinde, artık hiç bir mü’min erkeğe ve kadına kendi iş ve meselelerinde istediklerini seçmek uygun olmaz. Kim Allah ve Peygamberine karşı gelirse, gerçekten o, açık bir sapıklıkla sapıtmış olur.” Ahzab 33

Bu ayetten sonra Hz Zeynep ‘O zaman ben de Allah ve Resûlü’ne âsi olmam, ben de onu eş olarak kabul ettim’ demiştir1. Dengini bulup evlenememişken, köle diye anılan biri ile evlenmesi onun için zor olmuştur. Bir sene süren evliliklerinde huzuru bir türlü yakalayamamışlar, her ikisi de Peygamber eliyle evlendirildikleri için bu evliliği çabuk bozamamışlardır. Fakat bir sene sonunda Zeyd iyice bunaldığı için Hz Peygambere gelip boşanmak istediğini birkaç defa söylemiş, Hz Peygamber ise ona her seferinde sabretmesi ve Allah’tan korkması gerektiğini, ve boşanmamasını bildirmiştir. Bu konuşmalar ayet ile sabittir.

“Hani (sen), kendisine hem Allah’ın ni’met verdiği, hem de senin ni’met verdiğin kimseye (Zeyd’e): ‘Zevceni üzerinde (nikâhında) tut ve Allah’dan sakın!’ diyordun; Allah’ın, kendisini ortaya çıkarıcı olduğu şeyi ise, içinde gizliyordun ve insanlardan çekiniyordun. Hâlbuki Allah, kendisinden çekinmene daha lâyıktır. Buna rağmen Zeyd (kendisini fazîlet cihetiyle ona koca olarak denk görmediğinden) ondan ihtiyâcı (olan boşamasını) yerine getirince, onu sana (biz) nikâhladık; tâ ki, kendi(zevce)lerinden alâka(larını) kestikleri zaman evlâdlıklarının zevceleri (ile evlenmeleri husûsu)nda mü’minlere bir zorluk olmasın! Ve Allah’ın emri, (böylece) yerine getirilmiş oldu.” Ahzab 37

Yazarın önerisi:  163# Allah peygamberine gaybı bildirmez mi?

Görüldüğü gibi Peygamberin muhtemelen uzun uzadıya verdiği sabır telkinleri ve “Allah’tan kork” tavsiyesi özet olarak ayete girmiştir.

Ne olduğu belirsiz bir rivayet

İslam düşmanları uydurma olduğu hadis eleştirmenleri tarafından onaylanan hadis kitabında geçen bir rivayeti göstererek sözde Peygamberimizin bir gün Zeyd’in evine gittiğini, Hz Zeynebi gündelik kıyafetleri içinde gördüğünü, sonra “Kalpleri evirip çeviren Allahım” diyerek oradan uzaklaştığını dillerine dolar, malzeme olarak kullanmaya çalışırlar. Bilmeyen insanları kandırmak için onu çıplak gördü gibi hadiste geçmeyen nefret söylemlerini de uydurarak eklerler. Oysa bu hadisi İbnü’l-Arabî, İbn Kesîr gibi birçok ilim adamı eleştirdiği gibi, şimdi de üzerinde uzlaşma ile uydurma olduğuna yönelik görüşler çoktur.2 Çünkü bir defa Hz Zeynep, Peygamberin halasının kızıdır ve Hz Zeyd ile evlendiğinde bile Hz Peygamberi sıklıkla görmektedir.

Çünkü ilk Müslümanlardan olan ve Mekke’deki zorlukları yakından yaşayan bu halasını Peygamberin sıklıkla ziyaret etmesi olağandır ve Hz Zeynep ile bir kuzen tanışıklığı kurulmamış olması düşünülemez. Aynı şehirde yaşayan kuzenler günümüzde bile birbirlerini ailelerinden biri gibi iyi tanırlar. O zamanda ise küçük bir toplumun içinde, kabilecilikte yaygın olduğu için akrabalar çok daha iyi ilişkilere sahip idiler. Yani Hz Peygamber, Hz Zeynep’i, onun yüzünü, huyunu, mizacını çocukluğundan o ana kadar hallerini, kızı Fatma’yı tanıdığı gibi tanıyordu. Onu farklı bir kabileden gelin getirmiş değildi. Yani Peygamberimiz kadınların güzelliklerine değer vermiş olsa onunla çoktan kendisi evlenmişti.

Hz Hatice’den sonra 3 sene bekar yaşaması ve sonrasında da, kendisine istese hemen verecekleri hala kızını kölesi ile evlendirmesi ve aralarının bozulmasından endişelenerek Zeyd’e “Allahtan kork” demesi Hz Zeynep ile evlenme niyetinin olmadığını gösterir. Hem Arabistan gibi sıcak bir memlekette yaşayan 35 yaşındaki bir kadının, genç ve bakire kızlara göre çekiciliği olduğu düşünülemez. Peygamber şehvet istemiş olsaydı böyle dedikodulara hiç bulaşmadan istediği kadar bakire ve genç kızla evlenebilirdi. Çünkü o toplumda çok eşlilik zaten olağandı ve kimse bakire kızlarla evlendi diye O’nu suçlamazdı. Çünkü bunu herkes zaten yapıyordu. Öyle ise Hz Zeynep ile evliliği çekicilik üzerine olamaz.

Allah’ın, kendisini ortaya çıkarıcı olduğu şeyi ise, içinde gizliyordun

Ayette geçen “Allah’ın, kendisini ortaya çıkarıcı olduğu şeyi ise, içinde gizliyordun” ifadesi, Peygamberimizin gelecekte Hz Zeyneb ile evleneceğinin, Peygamber tarafından anlaşılmasından ve O’nun bundan dolayı içinde korku duymasından dolayıdır. Korkuyordu çünkü halkın dedikodu yapacağını biliyordu ve bu evliliği bundan dolayı istemiyordu. Allah’ın düşmanı olan insanlar o günden bugüne kadar bu evliliği malzeme edinmek istemişlerdir. Peygamberler ilhama çok açık kişilerdir, onlar ilham ve rüyalar ile bazen gelecekte olacak olayları görebilirler. Fakat çoğu zaman ise bizler gibi geleceği bilmeyerek yaşamaya devam ederler. Örneğin yukarıda, Allah’ın düşmanı kişiler tarafından arkasına düşülen uydurma hadise karşın, Peygamberimizin vefat ederken hanımlarına söylediği “Bana en önce kolu en uzun olanınız kavuşacaksınız”3 gibi gelecekten haber verdiği bir söze hiç yer vermezler.

Hz Aişenin deyimiyle uzun kollu olmak demek en cömerti olmak demek idi. Hz Zeynep ile çok iyi anlaşamamasına rağmen yine onun sözleri ile en cömert hanım Hz Zeynep idi. Peygamberden sonra ilk vefat eden de yine Hz Zeynep idi. Bu işareti de doğru çıkan Rasulullah’ın bunları bilmesi elbetteki mekanizmasını bilemedeğimiz ilham alemlerine açık olmasından dolayıdır. Daha nice gelecekten verdiği haberleri (uydurulma hadisler hariç) doğru çıkan Rasulullah’ın Hz Zeynep ile evleneceğini ilham olarak bilmesi normaldir. Ayrıca yukarıdaki hadisi ağızlarına sakız edenlerin, Peygamberin Hz Zeynep ile evlenirken iki kişilik yemek ile insanları onar onar çağırıp doyurması mucizesinden neden bahsetmemektedirler?

Öyle ya, eğer doğruluğu kuvvetli şüpheler içeren bir hadis üzerinden Peygamberi itham edecekseniz, doğruluğu birçok sahabe tarafından bildirilmiş şu olayı da kesin olarak kabul etmelisiniz. Eğer bunu kabul ederseniz Hz Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğunu da kabul edeceksiniz ve Hz Zeynep ile evliliği hakkında şüpheleriniz iptal olacak. Yani mantığınızla bir kısır döngüye girmiş durumdasınız. Öyleyse mecburen uydurma olduğu çok belli olan veya ciddi şüpheler barındıran bir hadis ile peygambere asılsız ithamlar yakıştırmayacaksınız. Tabi eğer mantık dairesinde değil de içlerinde besledikleri hasetten dolayı yapıyorlarsa, diyecek sözümüz yok.

Hz Muhammed, Zeyd’in evliliğini neden istedi?

  1. Hz Muhammed, Zeyd ile Zeynebin evliliğinde kast sistemini kaldırmak ve insanların eşit olduğunu göstermek istiyordu.
  2. Köle olarak bilinen bir insanı asalet ve güzelliği ile tanınan bir kadınla evlendirmesi çok uç bir örnek olmuştur. Bununla insanların eşitliğinin tam olduğunu göstermek istemiştir.

Peki, Allah, evlatlığın eşiyle evlenebilme iznini neden verdi? Bunun faydası ve amacı nedir?

İlkin şunu belirtmemiz gerekir ki Yüce Allah bir şeyin olmasını istediği zaman onun çok amaçları, gayeleri bulunur. Fakat Kuran’da bunları detaylı bir şekilde açıklamaz, akla bir anahtar verir; akıl, anahtarı kullanarak kapıları kendi açar. Bunu ayetlerin hemen hepsinde görebilirsiniz, Allah amaçlarının sadece bir kısmından bahseder fakat ortaya çıkan işin amaçları çoğu zaman sayılmakla bitmez. Bizim burada söyleyeceğimiz amaçlar bizim görebildiklerimizdir, tabi ki hepsi değildir. Bunlar;

  1. Hz Zeynep ve ailesi büyük bir sadakat imtihanından geçirilmiş ve bu imtihanı geçmişlerdi. Allah’a ve Resul’üne olan sadakatlarını, kendilerine çok ağır gelen bir olayda göstermişlerdi. Fakat bu durum neticesinde duygusal ve psikolojik anlamda yıpranmışlar, kimseye layık görmedikleri kızları artık köle birinin dul bıraktığı kadın olarak tanınmıştı. Böyle bir kadının da o dönemde artık yeniden normal bir evlilik yapması mümkün değildi. Bu durumda iken Hz Peygamberimizle evlenmesi ise onu böyle zor bir durumdan çıkaracak ve diğer insanlar tarafından tekrar hürmet edileceği bir konuma yerleştirecekti. Onun sabrının mükâfatı da bu oldu. Böylece bir köleyle evlenmenin kadının değerini düşürmeyeceğini de insanlar öğrenmiş oldu.
  2. Bu evlilik, Hz Peygamber için de bir zor idi ki ayetin tabiri ile insanların dedikodularından korktuğu için bu evliliği istemiyordu. İstese 35 yaşında bir kadın yerine nice genç eşler alırdı da kimse onu ayıplamazdı. Çünkü o zamanki toplumlar için normal olan bir şeydi. O ise daha önce anlattığımız gibi evliliklerini kendi nefsi için yapmadı. Evlendikleri kadınların çoğunun yaşlı ve dul olması bunu ispatlar. Fakat her şeyi en iyi bilen Rabbinin emrine uydu ve bu emir Rabbinden gelince huzur buldu. Çünkü Rabbi razı olursa, bütün insanlar küsse de önemi yoktu. Doğru olanı yapmanın rahatlığını vicdanında duydu. Böylece O da kendi imtihanını başarı ile tamamladı.
  3. Bu evlilikte sadece Hz Peygamber ve Hz Zeynep’in zorlanması söz konusu değildi. Biraz dikkat edilince şehvet kaygısından çok uzak olduğu belli olan bu evlilik aslında Müslümanlar ve diğer bütün insanlık için de bir turnusol kağıdı* idi. Evet, niyeti bozuk olanlar, bozuk bir bakış ile baktıklarında bu evlilik onları iyice bozarken, Müslümanlar ise dengeli ve dikkatli bir bakışla Peygamberlerinin ne kadar büyük bir insan olduğunu, ne kadar büyük imtihanlardan geçtiğini, şehvet kaygısından ne kadar uzak olduğunu görerek Hz Muhammed’e olan inançlarını bir kat daha artırmışlardır.
  4. Bu evlilikte Hz Zeynebin üstünlük hisleri de törpülenmişti. Bu da Hz Zeynebin, Peygamber evinin temiz sahiplerinden olmadan önce bu tür duygulardan arınması açısından Hz Zeyneb’e yararlı olmuştur.
  5. Diğer bir sebebi de evlatlıkların hanımlarını biyolojik oğulun hanımları gibi görme âdetini, yani hayali, suni akrabalığın gerçekte olmadığını topluma öğretmektir. Peygamberin evliliğinden sonra dedikodular ortaya çıkınca Yüce Allah bu duruma müdahil olmuş ve şu sözleri ile Müslümanlara ders vermiştir; “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirisinin babası değildir; fakat Allah’ın Resûlü ve nebilerin sonuncusudur. Allah ise, herşeyi hakkıyla bilendir.” Ahzab 40
  6. Allah, yine bu evlilikle köle biri ile evlenmiş bir kadının değerinin düşmediğini topluma göstermeyi diliyordu.
Yazarın önerisi:  257# Garanik ve şeytan ayetleri

Daha bunun gibi göz önünde olan sayısız faydaları ve sonuçları belli olmuş bir evlilik elbetteki her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

Peki, şimdi evlatlığın neden gerçek akrabalıktan kaldırıldığını inceleyelim. 

Kuran evlatlık olan bir çocuğun kendi öz evladı olamayacağını ve bu hayali akrabalığın evlenme, miras, mahremlik gibi İslam kurallarına tabi olamayacağını bildirmek için evlatlık bir çocuk ile biyolojik evladı birbirinden ayırmıştır. Bunun çok büyük faydaları olup ayrı bir makale konusu olmasına rağmen özet olarak bahsedecek olursak;

  1. Hayali akrabalık evlenme konusunda bir sınırlayıcı olamazdı. Çünkü aile içi olan yasak olan evlilikler de insan biyoçeşitliliğinin ve aile içi hürmetin korunması amacı vardır. Biyoçeşitliliğin kaybolması ise biyolojik bir türün felaketidir ki bu konuda biyolojik makaleler okuyabilirsiniz. Ayrıca birinci dereceden biyolojik akrabalıklara getirilmiş evlenme yasaklarının (örneğin kardeş evlilikleri, veya anne-çocuk evliliği) psikolojik sakıncaları da vardır ki, evlat edinilen bir çocuk bu psikolojik sakıncalardan uzaktır. Örneğin aynı evde büyüdüğü karşıt cinse rahatlıkla âşık olabilir. O senin kardeşin diye anlatamazsınız. Bu yüzden evlatlıklar biyolojik evlat gibi değildir.
  2. Miras yönünden bakarsak, evlatlığa mirastan diğer kardeşlere ayrılan kadar pay ayrılması, öz kardeşler içinde evlatlık çocuğa karşı bir kin oluşmasına yol açacaktır. İnsan, tabiatı gereği böyle bir durumu hemen kolaylıkla kabul edemeyeceği bir gerçektir. Oysa öz kardeşler arasında paylaşılan mala “elaleme gitti” gözüyle kimse bakmamaktadır. Burada da hayali akrabalık ile biyolojik akrabalık büyük fark oluşturmaktadır.
  3. Hayali akrabalık biyolojik akrabalığın duygusal-psikolojik yönlerini tam taşımadığından mahremlik konusunu değiştirebilir. Örneğin, geç yaşta eve alınmış bir erkek evlatlığın, kız kardeş, teyze, hala gibi psikolojik yönlerin etkili olduğu bir akrabalığı hissedememesi normaldir.

Bu gerçeklere karşın Kuran’ın yetimlere verdiği değeri 20 küsur ayetinde görebilirsiniz. Yetim malı yiyenleri tehdit eder, Yetime yardım edilmesini, sevgi gösterilmesini ister, yetimi azarlamayı yasaklar.5 Yani Kuran yetimlerin bakımını üstlenmeyi emrederken, onları diğer çocuklardan bir adım önde tutar ve azarlanmalarını da ayetlerle yasaklar. Fakat, insan doğasını da göz önünde bulundurarak biyolojik evlat gibi olmadığını da açıklar.

Sonuç

Yazımızın girişinde şehvet insanlarının özelliklerini maddeler halinde vermiştik. O maddelere dikkat edilince Hz Peygambere taban taban zıt insan profilinin ortaya çıktığını görürsünüz. O, devrinin kötü alışkanlıklarından, aşırılıklarından en çok uzak duran insandı. Şehvet düşkünü insanlar gibi zinanın yaygınlaşması için değil kalkması için çalıştı. Rahatına düşkün insanlar gibi kral hayatını değil, her gece sabahlara kadar Rabbine secde edeceği kul hayatını seçmişti. Bugünün haramzade insanları gibi çatlayana kadar yemeği serbest etmek yerine günlerce oruç tutarak rahatlık kaygısında bir insan olmadığını ispatlamıştır. Daha O’nun güzellikleri o kadar çoktur ki kitaplar alır.

Gerçeği arıyor isek Peygamber hakkında söylenen sözleri şu şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Materyalistler tarafından Peygamber hakkında yapılan kötü betimlemeler tamamen hayal ürünüdür ve kötü bir niyetle insanların hal ve hareketlerinden tahminler çıkarmaya çalışmaktır. Fakat net görünmeyen bulanık bir tablo üzerinden Peygamber hakkında bir takım olumsuz yorumlar yapılıyor ise ve bu belirsiz tabloya o taraftan değil de bu taraftan da bir bak denildiğinde, görüntünün, mateyalistlerin karalamaya çalıştıkları gibi olmadığı ihtimali de ortaya çıkar ise, bu bulanık tablo üzerinden peygamber hakkında karar vermenin yanlış olduğu anlaşılacaktır.

Öyle ise Hz Peygamber hakkında betimlenmeye çalışılan olumsuz yorumlar gerçeği yansıtmaz, öyleyse Peygamber hakkında bilgi sahibi olmak için Peygamberi bütün yönleriyle incelemelisiniz. Bo konuyu Hz. Muhammed’in peygamberliğinin ispatı yazımızda anlattık. Fakat diğer özellikleri incelerken öncelikle mutlaka onu sevenlerinden dinlemeli ve okumalıyız. Çünkü insan elindeki tohumdan ne çıkacağını görmesi için ona bir şans vermesi ve toprağa ekip sulaması gerekir. Kötü bir ağaç olursa onu sonradan tahrip edebilir fakat kötü bir ağaç olma düşüncesinden dolayı en baştan tahrip ederse o ağacın ne olduğunu bir daha asla öğrenemeyecektir. Bu yüzden bir insanı önce kötüleyenlerden değil sevenlerinden her yönü ile dinlemek gerekir.

Yazımız boyunca anlattığımız gerçekleri toplu halde düşündüğünüzde Hz Peygamber’in şehvet ile itham edilecek en son kişi olduğu anlaşılabilir.

Referanslar

1) Taberî, Câmi‘u’l-Beyân, XX, 271; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân’i’l-Azîm, VI, 417

2) İbn Kesîr, VI, 420; İbnü’l-Arabî, III, 1542 vd.; Krş. Zemahşerî, III, 427

3) Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe: 101; Tabakât, 8: 108; Hilye, 2: 54.

4) Buhârî, “Nikah”, 67/65; Şâmî, XI,202-203.

5) Ayet no: (2:83, 2,177, 2:215, 2:220, 4:2, 4:3, 4:6, 4:8, 4:10, 4:36, 4:127, 6:152, 8:41, 17:34, 59:7, 76:6, 89:17, 90:14, 9:15, 90:16, 93:6, 93:9, 107:2)

 

el-deserto

blank

  1. Avatar
    Ozcan

    Yazinizi bilimsel temellere oturtarak yazdiginiz icin tesekkur ediyorum. Dusuncelerimi bilimsel veriler esliginde yazip dile getirmissiniz. Selamlar..

    Cevapla
    1. Avatar
      rehber Yönetici

      Yorumunuz için ben teşekkür ederim

      Cevapla
  2. Avatar
    Said

    Ben çoooook teşekkür ederim bu yazdıklarınız için …. çünki ben dün rastladığım Peyqamberimizin hz Zeynep ile evliliyini çok kötü şekilde yorumlayan bir yazıya rast qeldim ve Allah beni affetsin içime bir şüphe düşdü…amma ve lakin bu hemen 1 qün bile qeçmeden nerden buraya qeldiyimide bilmeden sizin yazdıklarınızı sabırla okudum vee çook rahatladım. Demek ki Yaradan bunu bana qöstermek istedi. Allah sizden razı olsun,Allaha emanet olun

    Cevapla
  3. Avatar
    Ezel

    Gerçekten harika bı yazı çok merak ediyordum bu konuyu sayenizde bilgi sahibi oldum çooooooook teşekkür ederim

    Cevapla
  4. Avatar
    Marksist

    Bunu okudum ve mantıklı bir yazı gerçekten çarptırılmış olduğunu anladım ve böyle bir adamın şehvet için evlenmesi gibi özelliklerine bakmadan bir insanın objektif/nesnel değerlendirmeden kendisini inanmamak için yalancı bahaneler bulması/ psikolojik olarak irrasyonel veya subjektif değerlendirme yapması kendince bir yere kadar haklı olabilir ama objektif olarak baktığımızda aslında gerçekten inancın misyonu ve Tanrı nın insanları sınaması gibi yaradılış misyonuna baktığımızda bu gayet mantıklıdır ama bu ikinci bir bakış açısı kendimce ve aslında cinsel film/video sektörlerinde ne senaryolar yazıp oynatıyorlar bunları bilerek görmeyip hemen kendisini yani kendi aklını fikrini zorla/militarist biçimde bu evliliğe “böyle şey olur mu gibi ne sapık adam” gibi değerlendirme yapması objektif olmaz lütfen tarafsız olalım.

    Cevapla