259# Kuantum seğirmenin keşfi: Evrim kendi kendine olmuyor!

Evrim

Soru: Evrim kendiliğinden mi oluşuyor, yoksa yönlendiriliyor mu? Kuantum seğirmesi (Quantum jitters) nedir? Mutasyonlar tesadüfen mi oluyor yoksa yönlendiriliyor mu? Adaptif mutasyon nedir? Yönlendirilmiş mutasyon nedir? Dünyanın ilk zamanında aminoasit bulunması evrim için yeterli mi?

Özet

Canlı türlerinin zaman içinde değişmesini sağlayan DNA mutasyonları, rastlantısal değildir, tesadüfen kendiliğinden oluşmuyor. Bir programa göre oluşuyor. Canlıların kendi yaşadığı ortamlarına en iyi şekilde adapte olması için tam gereken mutasyonlar tam gereken zamanda oluşuyor. Bunun çok sayıda kanıtı bulundu ve ispatlandı, buna biyolojide YÖNLENDİRİLMİŞ MUTASYONLAR ve ADAPTİF (adapte edici) MUTASYONLAR deniyor. Materyalist-ateist evrimcilerin iddia ettikleri gibi evrimin kendi kendine yürüyen bir süreç olamayacağı ve yönlendirilmiş bir süreç olduğu son yapılan keşifler sayesinde daha iyi anlaşılmış oldu.

Canlıların ortama adaptasyonuna bir örnek

 

Giriş

Doğanın ve evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratılmadığını ve kendiliğinden oluştuğunu düşünen insanlar tüm zamanlarda vardı. Biyoloji, fizik, kimya kanunlarının yeterince anlaşılmadığı zamanlarda doğada sonsuz komplekslik içinde sonsuz bir ilmin gizli olduğu ve gelecekte bilim insanlarının ne kadar derine inerse insinler bu gizemlerin kıyısına ulaşmaktan çok uzak olacakları bilinemezdi.

Fakat Allah’a inananlar için gözleriyle gördükleri harikalar [hayvanlar, bitkiler ve (insan eliyle bozulmazsa) saat gibi işleyen ekosistem vb.] yeterli aşkın birer delildi. Bunun karşısında o zamanlar ateizmin tutunacak hiçbir dalı olmamasına rağmen neden Allah’ı inkâr ettiklerini anlamak zor. Muhtemelen inançsızlıklarını kötülük problemi gibi felsefi problemlere dayandırıyorlardı. Yani inançsızlık sebepleri, başlarına gelen kötü işlerde Tanrı’ya kırgınlıklarının bir başkaldırı şeklinde dışa yansıması idi.

Bilimsel ateizmin başlangıcı

Daha sonra tarihler 19. yüzyılın ortalarına geldiğinde Darwin FELSEFİ ATEİZMİN eline bilimsel bir koz verip ateizmi sonu gelmez kısır tartışmaların yaşandığı felsefe bataklığında inançsızlıklarını savunmaya mecbur olmaktan geçici olarak kurtaracaktı. Hatta çağdaşı olan ve koyu ateizmine sağlam bir zemin bulamadığından rahatsız olan Karl Marx Darwin’i evrim teorisinden dolayı bizzat kutlayacak ve teorinin geliştirilmesine çok sevinecekti.

Oysa Darwin’in evrim kuramı ne ilk evrim kuramıydı ne de sonuncusuydu. Darwin’den sonra da evrimi ve mekanizmlarını daha iyi anlayabilmek için Darwin’in söylediklerine aykırı hipotezler sürüldü ve ispatlandı. Evrim konusu henüz çok karanlık bir konu olduğu için evrimi anlama çalışmaları hâlâ sürüyor [Birazdan açıklayacağımız Kuantum seğirmenin (Quantum jitters) keşfi de materyalist Darwinist evrimin ne kadar yanlış olduğunu gösteren keşiflerdendir].

blank

Kısaca Darwinist evrim

Peki evrim teorisi neden ateizm fikrine destek için kullanılmıştı ve evrimin olması demek Tanrı’nın olmaması demek miydi? Bunu anlamak için ateizme destek yapılan evrim anlayışını çok kısa bir şekilde hatırlayalım.

  • Darwinist evrim hipotezine göre canlı türleri ileriye doğru sürekli farklılaşarak değişiyor.
  • Zamanda geriye doğru gidildiğinde ise benzer türlerin ortak birer atada birleşmesi gerekiyor.
  • O türler de daha eski devirlerdeki başka türlerde birleşiyor.
  • Ve böylece bütün canlılar gelip ilk ilkel canlıda birleşiyor.
  • Bu hipoteze göre Dünya’da bir ilk ilkel canlı eski Dünya koşullarında tesadüfen oluşmuş olmalı ve bu canlı türü ölmeden önce kendini kopyalamayı ve çoğalmayı yine tesadüfen başarmış olmalı.
  • Bu canlılar çoğalınca bazıları mutasyonlar geçirip değişmeye başlamış olmalılar ve bu mutasyonlar zaman içinde biriktikçe canlılık gittikçe ilkellikten çıkıp kompleks yapılar geliştirmiş olmalı, mide, akciğer, böbrek, beyin geliştirmiş olmalılar.
  • Böylece erkek ve dişiye de ayrılmış olmalılar. Daha sonra bu canlılardan yeni canlılar ve onlardan da daha yeni canlılar ve derken evreni anlayabilen, sevebilen, keyif alan, hüzünlenen ve canlılığın en üstün sürümü olan akıllı insanoğlu hiç yoktan kendiliğinden başlayan bu yolculukta tesadüf zincirinin son halkalarından biri oluyor. Ne kadar inandırıcı değil mi (?!).
Yazarın önerisi:  155# Evrim gerçek mi?

 

Şahsen, hayat tarzı olarak tüm sorumluluklardan sıyrılmak isteyen ve kendine bir kaçış yolu arayan, tamamen serbest olmak isteyen birisi olsaydım bu hikâye bana da yeterdi.

Evrimin başlangıcı (Abiyogenez)

Neyse konumuza dönelim. Evrim teorisine göre yaklaşık 3 milyar önce bir ilkel canlı kendiliğinden oluşmuş olmalı. Fakat bu canlının kendiliğinden nasıl oluşabileceği çözülemeyen bir soru. Dünya’nın ilk atmosfer koşullarında amino asitlerin oluşabileceği hipotezi geliştirildi veya amino asitlerin kuyruklu yıldızlardan gelmiş olabileceği söylendi. Ama evrimin başlangıcını çözmek için aminoasitlerin varlığı da yetmiyor. Amino asitler sadece binanın tuğlaları hükmünde. Yani Mısır piramitlerinde bulunan blok taşların oluşum yerini keşfetmemiz piramitlerin kendiliğinden o hale dönüşebileceğini göstermiyor. Kaldı ki en basit bir biyolojik canlı bile mısır piramitlerinden katrilyon kere katrilyon ölçüde zor, karmaşık bir düzen barındırıyor.

blank
Aminoasitlerden oluşmuş bazı proteinler

Evrim Tanrı’yı reddetmez, aksine gerektirir

İlk evrimcilere rağmen son zamanlarda evrimin Tanrı’nın yokluğunu ispat ediyormuş gibi oluşturulan algı kaybolmaya ve durum daha geniş perspektiflerden değerlendirilmeye başlandı. Evrim’in olması Tanrı’nın yokluğu demek değildi. Evrim başıboşluk demek değildi. Pekâlâ, evrimle canlılığı sıralı bir şekilde biçimden biçime dönüştürerek, her biçimde farklı canlılar, farklı görünüşler yaratmak yeryüzünü kudretinin ve ilminin bir sergisi yapan Tanrı için beklenilebilecek bir olgudur. Yani Tanrı her şeyi sebep sonuç ilişkileri içinde yaratma kanununa riayet ediyorsa evrim olgusu hızlı çekimde izlendiğinde Tanrı’nın eserlerini ortaya koyduğu muhteşem bir gösteri alanı olduğu görünür.

Mutasyonlar rastgele mi oluşuyor?

Evrimin temel dinamiğini oluşturan mutasyonların rastgele oluşarak canlılığı çeşitlendirdiği ve böylece türlü güzellikte kelebekler, böcekler, bitkiler, hayvanlar, çiçekler, insanlar vs. tesadüfi mutasyonlara bağlı olarak tesadüfi olarak şekil aldığı, materyalist evrimcilerin iddiaları arasındadır. Peki burada kilit soru şu: Mutasyonlar gerçekten rastgele mi oluşuyor? Evrimi tesadüfler mi yönetiyor, yoksa evrim yönlendirici bir kader planına göre mi şekilleniyor? Mutasyonların nasıl olacağının belirlendiği olağanüstü bir mekanizma var mı ve canlıların şekilleri bu olağanüstü mekanizmanın planlarına göre mi şekilleniyor?

Yönlendirilmiş mutasyon (Directed mutation)

Evrim araştırmacıları uzun yıllar boyunca mutasyonların rastgele oluştuğunu ve rastgele oluşan mutasyonlardan en elverişli olanların nesilden nesile aktarıldığını ve elverişli olmayanların elendiğini düşündüler. Fakat ortada çözülemez bir sorun vardı. Mutasyon hızı göz önüne alındığında rastgele mutasyonların bu kadar hızlı bir evrime yol açması mümkün görünmüyordu. 1988 yılında Cairns adlı araştırmacı Nature dergisinde mutasyonların rastgele olmadığını ve bir hedefe ulaşmak için yönlendirilmiş oldukları hipotezini kanıtlarıyla birlikte yayınladı.[1] Daha sonraki yıllarda bu hipotezi doğrulayacak çok sayıda kanıt elde edildi.

Yönlendirilmiş mutasyonu kanıtlamış bazı araştırmalar

Örneğin; Bakterilerin antijenik (hastalık yapıcı) özelliklerinin çeşitliğini sağlayan genlerin içinde bulunulan şartlara göre daha hızlı mutasyona uğrayıp adaptasyon sağladığı tespit edilmiştir.[2, 3] Oysaki rastgele mutasyonlarda bu gen bölgesinin bir ayrıcalığı olmaması ve değişen çevre koşullarına bu kadar hızlı adapte olabilecekleri mutasyonlar oluşmaması lazımdı.

Yazarın önerisi:  33# TESADÜFi EVRİMİN MANTIK ÇIKMAZI

Başka örnek; Omurgalı hayvanların bağışıklık sistemi genlerinde hiper mutasyonlar oluştuğu keşfedildi. Yani canlıların değişen koşullara adapte olmasını sağlayacak ihtiyaç duyulan mutasyonlar, rastgele mutasyonlarla elde edilecek kadar yavaş değil, bunun yerine hızlı ve ihtiyaç duyulan mutasyonların geliştiği tespit edildi.[4, 5] Rastgele mutasyon teorisine göre canlıların böyle adaptasyonu doğru mutasyonlarla bu kadar hızlı ve doğru olmaması gerekirdi.

Başka örnek; Canlılarda çok hayati bazı genler vardır ki bunların korunması ve mutasyona çok uğramaması gerekir. Mutasyona uğraması proteinlerin görevini yapamaması ve ciddi sonuçlara yol açması demektir. Gerçekten de böyle gen bölgeleri bulunmuştur ve bu bölgelerde yüz milyonlarca yıl içinde bile pek mutasyon oluşmaz ve bu bölgeler korunur.[6] Bu bölgelerde de yönlendirilmiş mutasyon olgusunun varlığını görebiliyoruz. Daha bunlar gibi çok örnek var ama yazıyı akademik seviyeye taşıyıp anlaşılmaz yapmak istemediğimden bu kadarı yeterli.

Evrim’in tesadüfi (rastgele) mutasyonlarla oluşması için evrenin ömrü yeterli değil

Kısaca tüm kanıtlar evrimin yönlendirilmiş mutasyonlarla (directed mutations) oluştuğunu, canlıların ihtiyaç duyduğu zaman gereken mutasyonların hiper mutasyon şeklinde çok sayıda ve tam kararında oluştuğunu gösteriyor. Oysa akıllı insan bile bir mutasyonun oluşmasının vücutta ne gibi değişikliklere yol açacağını bilmezken vücut bunu nasıl bilip yönlendiriyor?

Mutasyonların beraber oluşup doğruyu bulmaları ihtimalinin katsayısı evrendeki atom sayısından bile daha fazladır. Çünkü vücudumuzda 3 milyar baz var, doğru bir mutasyonun oluşması ihtimali 3 milyarda birdir, aynı anda doğru iki mutasyon gerçekleşme ihtimali 3 miyar üzeri 2’dir. Aynı anda 10 gerekli mutasyonun gerçekleşme ihtimali ise 3 milyar üzeri 10’dur ve evrendeki tüm atom sayısından daha fazla bir rakam karşımıza çıkar.

Eğer tüm vücudumuzun tesadüfi mutasyonlarla kendi kendine oluşması ihtimalini düşünürsek, mutasyon hızı baz alındığında, Dünya’nın ömrü değil evrenin ömrü bile insanın veya dinozorların oluşması için yeterli değil. Evrenin ömrü çölde bir kum tanesi kadar kalır ve insanın tesadüfen oluşabilmesi için evrenin ömrünü çöldeki diğer tüm kum taneleri kadar çoğaltmamız gerekirdi.

Kuantum seğirme (Quantum jitters) keşfi mutasyonlara yol açan hataların kasıtlı olduğunu gösterdi

Yönlendirilmiş mutasyonun ve yönlendirilmiş evrimin en önemli kanıtı ise 2015 yılında geldi. Bugüne kadar mutasyonların DNA’nın kendini kopyalarken hata yapması sonucu olduğu düşünülüyordu veya bu hataların kasıtsız olduğu düşünülüyordu. Fakat 2015 yılında bir grup bilim adamı gösterdi ki DNA kopyalanması sırasında bazlardan (zincir halkalarından) biri diğer bazı saniyenin binde birinden daha az bir zamanda taklit ediyor ve tam bu sırada DNA kopyalanması diğer baza göre yapılıyor. Bu sayede yeni bir mutasyon ortaya çıkmış oluyordu. Yani DNA’yı kodlayan proteinlere kasıtlı olarak hata yaptırıldığı ve gerekli mutasyonun ortaya çıkması için proteinin yönlendirildiği ortaya çıkmış oldu, eskiden sanıldığı gibi DNA çoğaltmayı sağlayan proteinin beceriksizliği değil. Bu olaya kuantum seğirmesi  (quantum jitters) adı verldi.[7, 8] Yani kuantum seğirme sayesinde bir organizmanın belirli mutasyonları geçirdiği ve ortama adapte edilmenin altında yatan mekanizmanın bu olduğu ve mutasyonların eskiden sanıldığı gibi rastgele bir protein hatası olmadığı ortaya çıktı.

Kuantum seğirme mekanizmasını keşfeden Duke üniversitesi bilim insanları diyor ki:

“Bu hatalar kritiktir, çünkü eğer bu hatalar yapılmasaydı, bildiğimiz gibi asla hayatımız olmazdı, çünkü asla evrimleşmeyecektik. Fakat eğer çok fazla olsaydı, genlerimiz kontrolden çıkardı ve yine hayatta kalamazdık. Bu kuantum seğirmeleri, bu kendiliğinden olan mutasyonların sıklığını doğru seviyeye uyarlıyor.”[8]

Yazarın önerisi:  159# Açık sistemlerde evrim entropi kanununu engelleyebilir mi?

Yani mutasyonlar başıboş değil ve yaşamın gelişmesi için onları doğru bir şekilde uyarlayan bir irade var.

blank
DNA eşlenmesi

Peki kanser?

Aklınıza gelebilir ki, yararlı adaptif (adapte edici) mutasyonların yanında kansere yol açan zararlı mutasyonlar da var.

Fakat bilindiği gibi kanser, organizmanın düzgün işlediği sağlıklı olduğu zamanlarda ortaya çıkmıyor. Kansere yol açan mutasyonların oluşması için kanserojenik maddelere bulaşma gibi, sistemin bozulmasını ve yanlış işlemesini sağlayan faktörler gerekiyor. Yani adaptif mutasyonlarla kansere yol açan mutasyonlar tamamen farklı olgulardır. Biri organizmanın normal durumudur, diğeri ise patolojik durumudur.

Ek olarak Adem bir mucize olarak yaratılmıştır

Adem (a.s.)’ın bir mucize olarak ilk insan formunda yaratıldığını ve mucizelerin doğa kanunlarından bağımsız olduğunu ve bundan dolayı Adem’in yaratılışının evrim teorisine uyması gerekmediğini daha önce açıklamıştım. Yani nasıl Allah Musa’nın asası ile denizi yarıyorsa ve bunda fizik kanunları aranmaz ise Allah insanoğlunu Adem ile mucize olarak yeni baştan yaratabilir, önceki hümanoidlere benzer fakat çok daha zeki bir insanlık türü yaratabilir ve yaratmıştır. Adem’in yaratılışı Kuran’da Allah’ın bir mucizesidir ve evrime göre sıralı bir şekilde yaratılmış olması gerekmez. Detaylı yazı web sitemizde 156 nolu “Adem nasıl yaratıldı?” başlıklı yazımızdır.

Özetle

Allah sebeplere göre yapar, eğer evrimin bugünkü tahmin ettiğimiz mekanizmaları ile canlılık başlatıldı ve geliştirildi ise elbetteki ortamda aminoasitler bir şekilde bulunmalı ve bir şekilde proteinler oluşturulmalıdır. Yani ilk Dünya’da aminoasitlerin varlığı ispatlandı veya uzaydan geldiği ispatlandı dolayısıyla Tanrı yok söylemleri çok mantık dışı ateist söylemleridir. Bu şuna benziyor; piramitlerin taşlarının ilk çıkarıldığı yer bulununca bu piramitlerin kendiliğinden oraya dikildiğini ispatlamak gibi bir mantık hatası barındırıyor.

Canlı türlerinin zaman içinde değişmesini sağlayan mutasyonlar, rastlantısal değildir, tesadüfen kendiliğinden oluşmuyor. Bir programa göre oluşuyor. Canlıların ortamlarına en iyi şekilde adapte olması için tam gereken mutasyonlar gereken zamanda oluşuyor. Bunun çok sayıda kanıtı bulundu ve ispatlandı, buna biyolojide yönlendirilmiş mutasyonlar ve adaptif mutasyonlar deniyor. Bu durumda materyalist-ateist evrimcilerin iddia ettikleri gibi evrimin kendi kendine yürüyen bir süreç olamayacağı ve yönlendirilmiş bir süreç olduğu son yapılan keşifler sayesinde daha iyi anlaşılmış oldu. Zaten bu birbirinden güzel ve işlevsel canlıların ve hatta onların tek bir hücresinin bile Tanrı programlamadan kendi kendine oluşması mümkiniyat çizgisine sonsuz derecede uzak görünüyor.

Referanslar

  1. Cairns J, Overbaugh J, Miller S. 1988. The origin of mutants. Nature 335: 142–5.
  2. Moxon ER, Rainey PB, Nowak MA, Lenski RE. 1994. Adaptive evolution of highly mutable loci in pathogenic bacteria. Curr Biol 4: 24–33.
  3. Moxon R, Bayliss C, Hood D. 2006. Bacterial contingency loci: the role of simple sequence DNA repeats in bacterial adaptation. Ann Rev Gen 40: 307–33.
  4. Odegard VH, Schatz DG. 2006. Targeting of somatic hypermutation. NatRev Immun 6: 573–83.
  5. Schatz DG, Swanson PC. 2011. V(D)J recombination: mechanisms of initiation. Ann Rev Gen 45: 167–202.
  6. https://www.commonlounge.com/discussion/cbec99e22825470d9318333139ddb8c2.
  7. “Visualizing Transient Watson-Crick Like Mispairs in DNA and RNA Duplexes,” Isaac J. Kimsey, Katja Petzold, Bharathwaj Sathyamoorthy, Zachary W. Stein, and Hashim M. Al-Hashimi. Nature, March 12, 2015. .
  8. https://phys.org/news/2015-03-quantum-jitters-basis-evolution-cancer.html.

 

blank

  1. Avatar
    Pross

    Abi “Mucize Yalanları” sitesine karşı toplu bir MCC gelebilir mi?

    Cevapla
    1. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      Hepsi olacak inşallah, acele etmeyin, konu çok. Allah ömür verdikçe herşeyi açıklayacağız.

      Cevapla
      1. Avatar
        Pross

        Yok abi kuranda mucize yok diyenlerin dayanak noktası o site. Kaynaklarını kökten çökertince zaten bir daha uğraşmaya gerek kalmaz.

        Cevapla
      2. Avatar
        Ahmet

        Allah razı olsun.

        Cevapla
  2. Avatar
    MEMET

    ALLAH RAZI OLSUN

    Cevapla
  3. Avatar
    MEMET

    ALLAH RAZI OLSUN HOCAM SİZDEN MCC EN ÖNEMLİ KATEGORİ BENCE O YÜZDEN DEVAM ETMENİZ ÇOOK ÖNEMLİ

    Cevapla
  4. Avatar
    Fuat Giray

    Sayin KuranGunlukleri,

    Sitenizin ve zat-i alinizin ve analizlerinizin sıkı bir takipcisiyim. Hemen tum yazilarinizi okumuşumdur. Bazi tespitleriniz beni çok derinden etkilemiş, oyle zamanlar olmuştur ki gözüm üstündeki perdelerin kalktığini hissetmişimdir. Yalniz, bir kablosuz haberleşme doktoru olarak ve uzun yillardir “Kehf” suresini inceleyen bir kardeşiniz olarak ifade etmek isterim ki Cenab-i Hakkin peygamberlerine lutfettigi “mucizelerde” fizik kanunlarinin aranamayacaği fikrinize katilmiyorum. Ornegin, bu yazida işaret buyurduğunuz Musa a.s. mucizelerinde manyetik, elektromanyetik ve radyoaktik temeller mevcut. Asa ise farkli ve oldukca kuvvetli bir indiksiyon teknolojosine uyuyor vs. Bunun gibi, Kuran-i Kerim’de bahsedilen tum mucizeler icin bilimsel bir aciklama getirilebilir. Bunlardan bazilari halihazirdaki evrensel bilimsel teori ve kanunlarla aciklanmistir. Zaten zat-i aliniz bunlardan bazilarini vurguladiniz. Bazilarinin çözumlenmesi ise bilimsel gelişmelerin terakkisine vâbestedir. Bunlar bizden sonraki nesiller icin hayret vesilesi olacaktir. Bu anlamda, sitenizin Cenab-i Hak’ka hakkiyla iman edip ondan hakkiyla korkan alimlerin bir murekkep hokkasi oldugunu degerlendiriyorum. Allah, bu hokkaya daldirarak neşrettiginiz her bir “bit” degerine karşılik misli ile sevaplar ve hayirlar nasip etsin.

    Calismalarinizin devamini temenni eder afiyetler dilerim.

    Not: Keşke bu makaleleriniz Ingilizce’ye cevrilse tüm dünyaya iletilebilse…

    Cevapla
    1. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      İlerde hepsi olacak inşallah, teşekkürler içten yorumunuz için.

      Cevapla