126# YARATILIŞ ve TESADÜF DİYALOGLARI

Evrim

İnananlar evrenin ancak kasıtlı olarak bir planlayıcı tarafından inşa edilebileceğini düşünür. Çünkü hayatın başlaması, gelişmesi, güzelleşmesi ve yayılması bir irade tarafından olmalıdır diye önerirler. Tanrıtanımaz insanlara ise “Peki bu hayatın bu hale gelmesini Allah ile açıklamak istemiyorsanız ne ile açıklayacaksınız? Ancak bir kasıt ve irade ile açıklanabilecek olguları siz ne ile açıklıyorsunuz?” diye soru yönelttiklerinde Tanrıtanımazların cevapları genelde kaçamak olur: “Bilim”

Bilim cevabını biraz açmalarını isterseniz, “evrensel sabitler ve yasalar” derler. Peki, “hayat bu evrende nasıl başladı” diye sorarsınız. “Bütün mümkün olasılıkların aynı anda rastlamasıyla” derler. “Yani biz bir olasılıktık, rastlantı sonucu veya diğer adıyla tesadüf sonucu oluştuğumuzu mu kast ediyorsunuz?” diye sorarsınız.

Bu soru biraz sıkıcı gelir onlara. Çünkü her ne kadar “bir irade sonucu yaratıldık” fikrinin tek karşıt tezi “rastlantılar sonucu oluştuk” ise de bu tesadüf kelimesinin akla çok yatkın olmaması ve kimseyi çok ikna edemediklerinden dolayı bu kelimeyi ne tam kabul etmek ne de bütün bütün terk etmek isterler. Çünkü “rastlantının” terk edilmesi “kasıt” olgusuna götürecektir.

Şu şekilde açıklamaya çalışırlar:

Yani bir olayı “tesadüf” olarak tanımlamak, o olayın neden-sonuç ilişkileri içerisinde gerçekleşmediği anlamına gelmez… Ancak bir olayın “tesadüfen” gerçekleştiğini söylemek, o olayın nasıl ve neden meydana geldiğiyle ilgili pek fazla bilgi vermez. İşte bu nedenle bilimde “tesadüfler” pek sevilen tanımlamalar değildir…  (evrim ağacı).”

Yazarın önerisi:  159# Açık sistemlerde evrim entropi kanununu engelleyebilir mi?

“Peki öyle olsun” dersiniz. “Canlılık nasıl oluştu?” diye sorarsınız, “Evrimle” diye cevap verirler. “Evrim tesadüf müdür?” dersiniz. “Tesadüf değildir, herşeyin bir sebebi vardır”, derler. O zaman “eğer canlılık tesadüfen oluşmadıysa nasıl oluştu?” diye sorarsınız. “İlk hücrenin rastlantı sonucu oluşmasıyla” derler.

Yani bu tekerleme, kuyruğunu kovalayan kedi gibi döner de döner.

“Peki evrim mekanizmalarının tesadüflerle çalıştığını mı iddia ediyorsunuz, yoksa bilinçli bir Yaratıcının yönlendirmesi ile olduğunu mu?” dersiniz. “Tabiki Yaratıcı yok, uygun ihtimallerin rastlantısal (tesadüfi J) olarak çakışmasıyla” derler ve evrimle tesadüf ilişkisini şöyle açıklarlar:

“Evrim Mekanizmaları olarak bilinen 6 temel mekanizma vardır: Doğal Seçilim, Yapay Seçilim, Cinsel Seçilim, Mutasyonlar, Genetik Sürüklenme, Göçler…

Doğal Seçilim’de, temel olarak hiçbir rastlantısallık (halk diliyle “tesadüf”) unsuru yoktur…

Yapay Seçilim’de de hiçbir rastlantısallık (halk diliyle “tesadüf”) unsuru yoktur…

Cinsel Seçilim’de de hiçbir rastlantısallık (halk diliyle “tesadüf”) unsuru yoktur…

Genetik Sürüklenme evrimin rastlantısal yönünün neredeyse tamamını tek başına içerisinde barındıran mekanizmasıdır.

Mutasyonlar, Evrimin en rastlantısal mekanizmalarından birisidir; ancak yine, tesadüfi olması “takip edilemez” olduğu anlamına gelmemektedir. (evrim ağacı)”

Görüldüğü gibi bu açıklamaları yapmışlardır. Evrim hipotezinin en can alıcı temel noktasının yani mutasyonların oluşumunu tesadüflerle açıklamışlardır. Çünkü başka çare yoktur.

Yazarın önerisi:  38# DNA mutasyonları tesadüf eseri mi oluyor? Bu, yaratılış için bir kusur mudur?

Mutasyonların tesadüfen olması gerekir ki “evrimimiz bilinçli bir el tarafından yönetiliyor” denilemesin. Oysa, “Darwinizm’in zor günleri “ paylaşımımızda bilimin yeni bulgularının mutasyonların tesadüfen (rastlantısal) oluşmadığını, organizmanın ihtiyacına göre enzimlerin kasıtlı olarak mutasyon oluşturduğunu gösterdik. Öyleyse şu sonuç çıkıyor, canlıların şu andaki şekilleri, yayılışları, alışkanlıkları bir iradenin onları bugünlere getirmesi iledir.

Tesadüflerin mantıksızlığından dolayı, sebeplere dayanan olayları gösterip “bakın işte bunlar sebep-sonuç ilişkisi iledir, öyleyse biz her şey tesadüf demiyoruz” diyenler şunu hatırlamalı ve kelime oyunlarını bırakmalıdır ki;

“bazı olgular tesadüf değildir” demeniz canlılığın oluşumunu, bu hallere gelmesini tesadüflerle açıklamadığınız anlamına gelmiyor.

Çünkü açıklamanızın temeline tesadüfü koyduğunuz sürece onun üzerine çıktığınız katların bazısına neden-sonuç ilişkisi demeniz bir şey değiştirmiyor. Temeli tesadüfle atmanız sonucu da tesadüfe bağlıyor.

Dünya’daki bu canlıların oluşumuna ya tesadüf diyeceğiz ya da Allah diyeceğiz, bu meselenin ortası yok. Ha eğer derseniz ki “canlılık tesadüfen oluşmadı”, o halde “kasıtlı oluştu”  ve bu da size kasıtlı olarak bu Dünyanın dört bir yanına güzellikler saçan Allah’ı bulduracak.

Halbuki evrende tesadüf diye bir şey yoktur ve herşey sistemli bir sürecin parçasıdır. Tesadüf dediğiniz olgular ise insan aklının eksikliğinden dolayı neden-sonuç ve amaç-çıktı ilişkisini tam kavrayamayışından doğan boşlukları doldurmak için kullanılan bir kavramdır.

Yazarın önerisi:  33# TESADÜFi EVRİMİN MANTIK ÇIKMAZI

O halde tesadüf kelimesi  «boşlukların açıklaması» olduğu görülüyor.