238# Eşcinselliğe zorlayan bir eşcinsellik geni olmadığı ortaya çıktı

eşcinsellik genetik midir? Bilim Kuran'la Çelişmez

Eşcinsellik geni var mı yok mu, eşcinsellik genetik midir, kalıtsal mıdır uzun zamandır araştırıldı ve eşcinsellikle alakalı belirli bir genin olmadığı hakkında son nokta konuldu. Fakat her karakterimiz gibi genetik yapımız eşcinsellik karakterini çok az etkileyebilir. Çok düşük miktarda genetik yatkınlık olabilir fakat bunun bağlayıcılığı yok insan iradesi ve çevrenin tesiri yanında çok küçük bir gücü var. Yani eşcinsellerin veya her türlü “düşkün” cinsel fantezinin önünün açılmasını isteyen ateist grupların bilmeseler de iddia ettikleri gibi “ben doğuştan eşcinselim” veya “genlerimde var” bahaneleriyle eşcinsellik genetiktir, eşcinsellik kalıtsaldır izlenimi vermek tamamen bir algı oyunudur. İnsanları eşcinsel olmaya zorlayan bir eşcinsellik geni yok.

Daha önce web sitemde 43 numaralı yazıda 2018 Haziran’a kadar eşcinsellik hakkında yapılmış bilimsel araştırmaları derlemiştim. Bu yazıyı okursanız;

  • Eşcinselliği belirleyen herhangi bir genin olmadığını,
  • Eşcinselliğin AIDS hastalığını normalden 15 kat daha hızlı yaydığını
  • Eşcinsellerin sayıları az olmasına rağmen ABD’de yapılan araştırmada yeni AIDS vakalarının %53’ünün eşcinsellik kaynaklı olduğunu,
  • Eşcinsellerin majör depresyon geçirme oranlarının ve intihara teşebbüs oranlarının 4 kata kadar daha fazla olduğunu
  • Amerka’da yetişkin erkeklerin yüzde 37’si hayatlarında en az bir kere eşcinsellik yaptıklarını fakat çoğunun vaz geçtiğini, vaz geçmeyip devam edenlerin yüzde 4 olduğunu
  • Tek yumurta ikizlerinin genleri aynı olduğu halde birinin normal cinsel diğerinin eşcinsel olduğu vakaların çok sayıda olduğunu
  • Dışarıdan göstermeye çalıştıkları gibi eşcinselliğin hiçte öyle gökkuşağı gibi rengârenk bir hayat sunmadığını ve insanlığı hırpaladığını bilimsel kaynaklarıyla göstermiştim.

500 bin kişilik araştırma eşcinsellik geni yok dedi

Bu yazımı yayınladıktan sonra Ağustos 2019’da Science dergisinde bu konuda yapılmış en büyük araştırma yayınlandı.[1] Bilim insanları eşcinsel genini araştırmak için tam 500 bin kişinin tüm genomunu analiz ettiler. Bu çok maliyetli ve zaman gerektiren çalışmanın sonucuna göre insanların eşcinsel olmasına katkı yapan en ufak bir gene bile rastlayamadılar.[2, 3] Bu şu anlama geliyor; bir insanın genlerine bakıp o insanın eşcinsel olduğunu söyleyemezsiniz.

Yazarın önerisi:  96# İnsan kan pıhtısından mı yaratıldı?

Raporda zorlayıcı bir eşcinsellik geninin olmadığı belirtilse de yine de eşcinsellikte %8 ile %25 arasında genetik eğilimlerin rolünün olabileceği söylenmiş. Yani bu şu demek; eşcinselliğe insanları mecbur bırakan bir gen yok ama tüm genetik yapı birden düşünüldüğünde her insanda % 8 ile 25 arasında bir genetik yatkınlık var. Biraz kafa karıştırıcı görünüyor değil mi? Hem hiçbir gen bulamadık diyeceksiniz hem de genetiğin de payı olabilir deyip bir rakam vereceksiniz. Bunu hemen açıklayalım.

Daha önceki 43 numaralı eşcinsellik yazımda da eşcinsellik geninin olmadığını fakat yine de zorlayıcı olmayan bir genetik yatkınlık bulunabileceğini şu sözlerle ifade etmiştim:

“Fakat yatkınlık sağlayan düşük kuvvetli genler bir ihtimal olabilir. Çünkü her insan genetik olarak bir şeylere yatkın olabilir. Örneğin kimisi genetik olarak çok yemek yemeğe yatkındır, kimisi dedikoduya, kimisi bencilliğe yatkındır vs. Yatkınlıklar düşük kuvvetli genler tarafından meydana getirilir fakat bu yatkınlıklar kişi için bağlayıcı değildir ve karşı koyulabilir. Örneğin çok yemek yemeğe yatkın olduğu halde güzel görünmeye de yatkın olduğu için kendini diyete alan çok sayıda insan vardır. Buna rağmen şu ana kadar eşcinsellik üzerinde etkili olan düşük kuvvetli bir gen dahi tespit edilememiştir. Bunlar gösteriyor ki “eşcinselliğim doğuştan geliyor, kaçınılmaz” diye bir mazeret kabul edilemez.”

Tüm Karakterlerimizde Genetik Ve Çevrenin Etkisi Vardır

Bu önceki sözlerimi biraz açıklayayım. İnsanların davranışları hem genlerinden gelen özellikler hem de yetişme ortamı gibi çevresinden gelen dış tesirlerle şekillenir. Yani davranışlarımız üzerinde çok az miktarda genlerimizin tesiri vardır fakat irademiz yani kendi kararlarımız davranışlarımız üzerinde daha etkilidir. Örneğin, bazı insanlar kavgacı olmaya genetik olarak çok az bir yatkınlık gösterirken bazıları genetik olarak daha büyük bir yatkınlık gösterebilir. Fakat onları kavgacı olmaya zorlayan belli bir gen yoktur. Kavgacı olmaya genetik olarak çok yatkın kişi düzgün bir ailenin elinde büyüyüp düzgün arkadaşlarla takılsa yeryüzündeki en merhametli kişi olup karıncayı dahi incitmeyebilir.

Yazarın önerisi:  107# Tarih kayıtları mı Kuran'ın söyledikleri mi?

Tersi olarak kavgacılığa çok az yatkınlığı olan bir insan kavgacı bir mahallede büyüyüp her gün cinayetlerin işlendiği bir ortamda kalırsa ilerde bir mafya elemanına dönüşebilir. Bu bir örnektir. Bu örnekleri artırabiliriz. Örneğin şişmanlamaya genetik olarak meyilli bir insan iradesini kullanır ve aşırı yemekten kaçınırsa zayıf kalabilir ve şişmanlamaya hiç meyilli olmayan bir insan da hiç dikkat etmez ve her sofradan tıka basa kalkarsa bir müddet sonra göbek bağlayabilir. Bu örneklerin yüzlercesi verilebilir ama mesele anlaşıldı sanıyorum.

Yani bir insanı eşcinsel olmaya zorlayan bir gen yok ama her insanda %8 ile %25 arasında değişen bir genetik yatkınlık olabilir sözü, eşcinselliğin daha çok, insanların yetiştikleri ortama, arkadaş ortamına vs. bağlı olduğu anlamına geliyor. Ortaokul yıllarımda bu hissi yaşamaya başladım diyen insanlar farklı bir çevrede büyüseydi mesela eşcinselliğin sağlık üzerindeki ve psikoloji üzerindeki ve toplum yapısı üzerindeki zararlarının iyice anlatıldığı ve bu işten tiksindirildiği bir ortamda yetişmiş olsaydı eşcinselliğin çoğu iradeye bağlı olduğu için merak salmayacaktı, tiksinecekti anlamına geliyor.

Tüm İnsanlarda Eşcinsellik Potansiyeli Var fakat Eşcinsellik Geni Yok

Araştırmaya göre tüm insanlarda %8 ile %25 arasında değişen bir yatkınlık var ama mütedeyyin ailelerde yetişen insanlar çoğunlukla bu işten tiksinirken cinsel sınırlamaların olmadığı ailelerde yetişen çocuklarda daha fazla eşcinsel tercihler görülebiliyor. Nasıl ki suç işleme dürtüsünün insanda bir genetik temeli varsa[4-6] yani her insanda az veya çok bir cani olabilmek için bir genetik temel varsa, eşcinsellik dâhil tüm yanlış uygulamalar için de bir genetik eğilim vardır. Fakat yine nasıl ki insanların suç işlemelerini veya ahlak kurallarını çiğnemelerini hoş karşılamıyoruz ve genetik eğilimlere verip de hoş görmüyorsak zararlı olan eşcinsellik de genetik eğilimlere havale edip hoş görülemez. Çünkü herhangi bir suç işleme tercihi çoğunlukla insanın genetiğine değil kendi iradesine bağlıdır, iradesini kendi tercihiyle yanlış kullanıp kendini suça bağımlı hale getirmedikçe genetik eğilimler insanı herhangi bir şeye mecbur bırakmaz.

Yazarın önerisi:  31# Kuran'da matematik hatası var mı? Miras ayetleri ve nispi paylaşım oranları

Aynı şekilde insanı eşcinselliğe mecbur bırakan da herhangi bir gen yoktur, iradesini yanlış kullanıp, hevesleri, merakları ve doyumsuzlukları uğrunda insan her ahlak kuralını çiğneyebilir her türlü yanlış işe kendini bağımlı hale getirebilir. Her ne kadar Avrupa ve Amerika’da eşcinsellerin artmasının ve baskıların sonucu olarak eşcinsellik hastalık tanımlamasından çıkarılmış olsa da, iradenin kötüye kullanılmasının sonucu oluşan bir bağımlılık hastalığı olarak kabul edilmelidir. Eşcinsel vatandaşlar bu alışkanlıklarından kurtulana kadar psikolojik destek verilmeli ve dışlamalardan kaçınılmalıdır.

REFERANSLAR

1.         Ganna, A. et al. Science 365, eaat7693 (2019).

2.         https://www.nature.com/articles/d41586-019-02585-6.

3.         https://www.pbs.org/newshour/science/there-is-no-gay-gene-there-is-no-straight-gene-sexuality-is-just-complex-study-confirms.

4.         https://www.sciencedaily.com/releases/2012/01/120125151841.htm.

5.         J.C. Barnes, Kevin M. Beaver, Brian B. Boutwell. Examining the Genetic Underpinnings to Moffitt’s Developmental Taxonomy: A Behavior Genetic Analysis. Criminology, 2011; 49 (4): 923 DOI: 10.1111/j.1745-9125.2011.00243.x.

6.         https://www.nytimes.com/1982/01/08/us/study-says-criminal-tendencies-may-be-inherited.html.

  1. blank
    Xədicə

    71.Quran,kainatın sonunda göylərin çatlayacağını və ulduzların saçılacağını bildirdi.Müasir elmə görə də kainatın bir toxuması var və bu toxumaya qaranlıq maddə deyilir.Kainatdakı qaranlıq enerji isə qaranlıq maddəni davamlı genişlədib dartır.Belə davam edərsə zamanın sonunda bu qaranlıq enerji kosmosun toxumasını çatladacaq və qalaktikaları tutan bağlar qopacaq.Beləliklə qalaktikalar və ulduzlaq saçılıb bir-birinə qarışacaq.Ətraflı yazı bilimveyaratilisagaci.com saytında 216 nömrəli məqalədir.
    72.Zilzal surəsində isə şiddətli bir zəlzələdə,yerin içindəki ağırlıqları xaricə çıxaracağını yazır ki müasir elm de Dünyanın əsasının duru və qatı dəmirdən yarandığını və Dünyanın qüvvətli yerçəkiminin ağırlığına görə dəmirdən qaynaqlandığını deyir.Quran yerin altında ağırlıqlar olduğunu bilirdi.
    73.Quran,küləklərin vaksinləyicilər olduğunu yazır,müasir elm isə küləklərin gətirdiyi tozların buludların içinə girməsi ilə birlikdə,buxar halındakı suyu intensivləşdirib yağış olaraq yağmasına səbəb olduğunu göstərmişdir.
    74.Quranda,qiyamət səhərində insanların barmaq uclarına qədər nizamlanmış şəkildə oyanacaqları bildirilir.Bəs Quran niyə barmaq uclarını örnək verir?O günün insanına lazımsız bir detal olaraq gələ biləcək bu ifadənin möcüzəliyi elmlə aydınlaşdı.Hər insanın barmaq izi ayrı idi və çox qarışıq bir şifrə kimi işləməkdə idi.Allah isə elmini və qüdrətini göstərmək üçün işlədə biləcəyi ən möcüzə həqiqəti örnək olaraq istifadə etmişdir.
    75.Allah yerlər və göylər yaradılmadan əvvəl Ərş’in maye üzərində olduğunu deyir. 2018-ci il oktyabr ayında zərrəcik sürətləndiricilərlə olunan təcrübə nəticələrinə görə kainat böyük partlayışdan əvvəl duru, maye idi.Eynilə Quranın,kainarın hələ yarasılmağa başlamadan əvvəl maye olduğunu söyləməsi kimi.Ətraflı yazı bilimveyaratilisagaci.com saytında 217 nömrəli məqalədir.
    76.Quranda bir ulduzun(Tariq),yol açan və dələn olduğundan bəhs olunur.Digər xüsusiyyəti isə idrak etməyin çətinliyi olaraq bildirilir.Bu üç tərif isə qara dəlikləri çox yaxşı müəyyənləşdirir.Alimlər də qara dəliklərin 1)Kainatı dəlib 2)başqa nöqtələrə yollar açdıqlarını və 3)idrak edilə bilməyəcək fizika qanunlarını təşkil etdiklərini bildirirlər.Qara dəlikləri bu üç ifadə qədər gözəl heç bir qısa ifadə açıqlaya bilməzdi.Bilməyənlər üçün xatırladım qara dəliklər ulduzların son halıdır yəni sıx ulduzlardır.Ətraflı yazı bilimveyaratilisagaci.com saytında 128 nömrəli məqalədir.
    77.Yenə Peyğəmbərimizə aid olunan bir ifadə də Cəhənnəm’in əvvəl qırmızı atəş olduğu və yandırıldıqca ağ atəşə çevrildiyi və daha çox yandırıldıqca gecə kimi qapqara atəşə çevrildiyi yazılıb.Əvvəllər düşünürdüm ki qara atəş mübaliğə sənəti ilə söylənmişdir amma qara dəliklərin,yanan ulduzların son halı yəni atəşin ən son qara halı olduğunu öyrəndiyim zaman atəşin son halının qapqara olduğunu öyrənmiş oldum və bu sözün bir insan tərəfindən söylənməsinin mümkün olmayacağınl və Ilahi bir məlumat olduğunu başa düşdüm.Üstəlik bu ifadə qara dəliklərin yaranış sırasını yəni öncə qırmızı atəş,sonra ağ atəş,sonra qara atəş olmasını insanüstü bir təxmin gücü ötəsində bildirirdi.Ətraflı yazı bilimveyaratilisagaci.com 128 nömrəli məqalədir.
    78.Infitar 3’də Dünyanın aqibətindən xəbər verərkən dənizlərin bir gün qaynayacağını deyir.Müasir elm də Günəşin bir gün qırmızı bir nəhəng olacağını və o zaman Dünyaya çox yaxınlaşacağını,beləliklə Dünyadakı istiliyin 100 dərəcənin üstünə çıxacağını dənizlərin qazan kimi davamlı qaynayacağını bildirir.Bunu gələcəkdə qiyamət yazısında danışacağam inşAllah.
    79.Quran heyvanların südünün əvvəl qarınlarda olan nəcasətdən daha sonra isə qandan süzülərək yarandığını deyir.Bugün biologiya elmi olan çox insanın belə bilmədiyi və ya başa düşmədiyi bu həqiqət Quranda danışılmışdı.Həqiqətən südün qandan gəldiyini söyləmək o dövrdə təəccüb yaratmış olmalıdı,çünkü bugün belə qırmızı qandan ağ südün çıxacağına və ya bağırsaqdakı nəcasətdən südün süzülə bilməyəcəyinə inana bilməyənlər var.Ətraflı yazı bilimveyaratilisagaci.com saytında 218 nömrəli məqalədir.
    80.Quran,Günəşin və Ayın
    trayektoriyalarında ÜZDÜKLƏRINI deyərkən,içində olduğumuz kosmosun bir maye olduğunu bildirirdi.2014-cü ildə aydınlaşan bir həqiqətə görə də kosmos-zaman toxunması bir mayedir,(durudur) və özünə xas H2O bənzəri molekulları vardır.Amma sudan çox daha incə hətta sıfıra yaxın bir incəlikdə olduğu üçün biz maye kosmosu hiss etmirik.Ətraflı yazı bilimveyaratilisagaci.com saytında 220 nömrəli yazıdır.

    Cevapla