237# Hz. Muhammed okuma yazma biliyor muydu?

Hz. Muhammed okuma yazma Peygamber

Peygamberlikten önce Hz. Muhammed okuma yazma biliyor muydu sorusuna dair elimizde tarihsel bir veri bulunmazken tam tersine peygamberlik geldiğinde Hz. Muhammed ‘in okuma yazma bilmiyor olduğuna dair çokça kayıt vardır.

Hz. Muhammed okuma yazma bildiğini iddia edenleri ikiye ayıracağız, birincisi peygamberlikten önce okuma yazma bildiğini iddia edenler ve ikincisi peygamberlikten sonra okuma yazma öğrendiğini iddia edenler.

Birinci grup peygamberlikten önce okuma yazma biliyordu derken bu iddialarını herhangi bir kaynağa dayandıramamaktadır sadece zanlar üzerinden çıkarımlar yapmaktadırlar. Mesela delil olarak derler ki Hz. Muhammed ticaret yapıyordu, o halde mutlaka okuma yazma bilmesi gerekir. Peki o halde biz de sorarız ki okuma yazma bilmeyenler hiç ticaret yapmıyorlar mı? Bir şeyi alıp satmak için paraları tanımak yeterli değil midir?

Benim yaşlı bir akrabam da okuma yazma bilmez ama pazara gider, alışverişini kendi yapar ve parasının hesabını da iyi bilir. Bu devirde okuma yazma bilmeyen kişiler alışverişini yapabiliyorsa geçmişte şüphesiz okuma yazma bilmek mutlak gereklilik değildi. Yani bu iddia bir delil değildir ve peygamberlik öncesine ait başka bir delilleri de yok zaten.

Hz. Muhammed ‘in sonradan kısmen okuma yazma öğrenmiş olması mümkündür

Peygamberlikten sonra öğrenmiş olabilir diyenlerin iddialarını ise tamamen yalanlamayacağım. Sonradan öğrenmiş olması mümkündür veya ismini yazacak kadar öğrenmiş olması veya okuma yazmayı birazcık öğrenmiş olması mümkündür. Bu iddialar hadis kaynaklarında geçen birkaç hadise dayanıyor. Bu ifadelerden de peygamberin çok iyi okuduğu yazdığı değil aksine yarım yamalak okuma yazma öğrendiği anlaşılıyor.

Mesela Hudeybiye antlaşmasında Hz. Ali, antlaşma maddesine Allah’ın Rasulü Muhammed yazıyor, müşrikler onu silmesini istiyor, Hz. Ali silmeyince Peygamberimiz bana nerede yazıldığını göster diyor ve kötü bir yazıyla kendisi yazıyor.[1]

Bu rivayet doğruysa Hz. Muhammed’in en azından kendi ismini düzgün olmayan bir yazıyla da olsa yazmayı öğrendiği anlaşılabilir. Fakat başka bir hadiste ise Taif heyeti Peygamberimize İslam’a girmek için yazılı şartlar getiriyorlar, getirilen maddeler arasında faiz ile ilgili bir madde de vardır, Hz. Peygamber o maddenin kendisine gösterilmesini ister, kendisine gösterilince parmağıyla işaret ederek oranın silinmesini ister. Bu hadis te peygamberlikten sonra en azından iyi düzeyde okuma yazma bilmediğine delil getirilmektedir. [1]

Yazarın önerisi:  221# Kuran’ın bilimsel hataları iddialarına cevap! İslam'a inanmak için 100 neden!

Bunun dışında bazı rivayetlerde İslam’dan sonraki hayatında insanların okuma yazma öğrenmesine çok önem verdiği anlaşılmaktadır. Mesela Bedir esirlerinden okuma yazma öğretenleri serbest bırakmıştır. Okuma yazmaya önem veren birinin okuma yazma öğrenmemiş olması mümkün değil deniyor. Bu mantıklı görünüyor ama kesin delil değildir. Çünkü örneğin okuma yazma bilmemesi Kuran’a da geçmiş Kuran’ı ispat eden bir delildi ve Hz. Muhammed bu avantajı bozmak istememiş te olabilir. Yani imkânının olması öğrenmiş olduğunun delili değildir.

Başka bir kanıt olarak ta hadis kitaplarında geçen Hz. Muhammed falancaya mektup yazdı gibi ifadeler de delil olarak gösterilir. Fakat birçok kaynaktan bilindiği gibi Hz. Muhammed’in kâtipleri vardı ve hem ayetleri hem mektuplarını bunlar yazardı. Yani dolayısıyla burada “falancaya mektup yazdı” ifadeleri mektubu kendinin yazdığı anlamına gelmez. Günümüzde de bir devlet başkanı başka devlet başkanına mektup yazdı dersek bunu kendi elleriyle yazmış olduğu sonucunu çıkarmıyoruz, devlet başkanlarının özel kalemleri bu işi yerine getirirler.

Hz. Muhammed ‘in okuma yazma bilmediğinin kanıtları:

En sağlam kanıt Kuran’dır.

Araf 157: “Onlar ümmi nebi olan bu Rasul’e uyan kimselerdir. Onun özelliğini yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı bulurlar…”  Bir kavme ümmi dendiği zaman genel olarak okuma yazma bilmedikleri veya kitap verilmemiş olduğu anlaşılabilir fakat bir kişiye ümmi dendiği zaman o kişiye kitap verilmediği değil okuma yazma bilmediği anlaşılır.

Bu ayette de Peygambere özel olarak ümmi denmiştir. Bazıları ümmiliği okuma yazma bilen fakat kutsal kitapları okumayan olarak yorumluyor ama bu yorum yanlış çünkü okuma yazma bilen adamın bu kitapları okumadığını kimse kanıtlayamaz. O zaman Kuran da peygamberin ümmiliğini öne sürüp Kuran’ı yazamayacağını öne süremezdi.

Ankebut 48: “Bundan önce sen hiç kitap okuyan değildin ve onu sağ elinle de yazmıyordun. Böyle olsaydı, batılda olanlar kuşkuya kapılırlardı.”

Bu ayette ümmi demez kitabı okumak (tetlu) ve yazmak (tehuttuhu) der. Üstelik kitabı derken belirlilik takısı olan EL kelimesini kullanmaz. Yani El-kitap dese Tevrat veya İncil gibi belirli bir kitaptan bahsettiği anlaşılırdı. Fakat Kuran genel olarak kitap diyor. Yani kitap okuyup yazmakla alakan yoktu demektir.

Yazarın önerisi:  79# LUT PEYGAMBER VE HOMOSEKSÜEL KAVİM

Araf 158: “…O halde gelin Allah’a ve O’nun ümmî nebisi olan Resûlüne iman edin…”

Cuma 2: “Ümmiler içinde kendilerinden bir peygamber gönderen O’ dur…”

(Cuma 2’de geçen ümmiler arasından kendilerinden peygamber ifadesi tüm toplumun okuma yazma bilmediğini değil toplumun genelinin ümmi olduğunu söylüyor. Mesela Türkler çay sever dediğimizde genel bir kural anlaşılır. Çay sevmeyenler yok demek değildir.

Veya başka bir örnek olarak cahiliye Arapları putperestti dediğimizde, içlerinden semavi dinlerin kitaplarına inanan hiç yoktu hepsi kitapsızdı demek değildir. Oradaki toplumun ümmiliği geneldir. Bu ümmilik ise hem toplumun genelinin okuma yazma bilmediği hem de onlara kitap verilmemiş olması ile alakalıdır.)

Ümmi kelimesinin anlamı

Ayetlerdeki ümmi kelimesi Arapça ‘da anasından doğmuş gibi olan, okuma yazma bilmeyen, kitapla uğraşmayan anlamındadır. Zaten Kuran kendi kendini tefsir edip bize ümmi kelimesinin ne olduğunu açıklıyor ve sağa sola çekilmesini engelliyor.

Bakara 78: “Onlardan (Yahudilerden) bazıları ümmîdirler Kitabı anlamazlar. Bildikleri sadece yalan ve uydurmalardır ve sadece zanda bulunurlar…”

Yukarıdaki ayette ümmi kelimesinin kitabet bilmeyen, okuma yazma bilmeyen demek olduğu manası çıkar. Dilbilimci Zemahşeri burada bahsedilenin okuma yazma bilmeyen yahudiler olduğunu söyler.[3] Dikkat ederseniz yahudilerin kitapları olduğu halde onların da ümmileri var. Yani ümmilik demek sadece kitap inmemiş demek değildir. Okuma yazma bilmemekte ümmiliktir.

Tarihi olaylardan anlaşılıyor ki en azından İslam’la şereflenene kadar Hz. Muhammed’in okuma yazma bilmediği ve kitabetle işi olmadığı kesin.[2] Ayrıca yukarıdaki hadis kaynaklarını delil veren kişiler, aynı kaynaklarda Hz. Muhammed’in ilk vahiy geldiğinde “Oku” emrine karşılık “ben okuma bilmem” diye karşılık verdiğinin kaydedildiğinin de farkındadırlar.

Veya “Biz ümmî bir topluluğuz, yazı yazmayız ve hesap yapmayız”[3] hadisi de peygamberin sözleri ise zaten ümmi kelimesinin anlamını açıklar, bir ihtimalle de olsa Onun sözü değilse bile en azından hadislerin yazıldığı dönemde yani peygamberden ortalama 200 sene sonra bu kelimenin okuma yazma bilmeyenler için kullanılıyor olduğunu gösterir.

Daha onun gibi çok sayıda kaynak Hz. Muhammed’in İslam geldiğinde okuma yazma bilmediğini söylüyor. Hatta peygamberliği süresince de okuma yazma öğrendiğine ilişkin açık hiç bir delil yok. Kuran’a o kadar ihtimam gösteren peygamber vahiyleri hep kâtiplere yazdırmış.

Yazarın önerisi:  257# Garanik ve şeytan ayetleri

Bir diğer iddia ise ümmi kelimesinin “okuma yazma bilmeyen” anlamını sonradan kazanmış olabileceğidir. Halbuki kelimenin kökenine bakan bir kişi “okuma yazma bilmeyen” anlamının “kitap verilmemiş” anlamından daha önce oluştuğunu bilir. Çünkü kelimenin kökü “ümm” kelimesinden gelir ve ana demektir. Ümmi ise anadan doğmuş gibi kalan okuma yazma bilmeyen eğitim görmemiş anlamındadır.

Kelimenin geçirebileceği dönüşüm merhaleleri düşünüldüğünde önce “kitap verilmemiş” anlamında ortaya çıkmasının mantıksız olduğu ve “anadan doğduğu gibi eğitimsiz kalan” anlamında ortaya çıkmış olduğu görülür. Tüm eski dilbilimciler de bu kelimenin kökeni hakkında bu bilgiyi verirler.[3]

Toparlarsak

Peygamberlikten önce Hz. Muhammed okuma yazma bildiğine dair hiçbir işaret yokken okuma yazma bilmediğine dair açık Kuran ayetleri en sağlam kanıtlar olarak bu konuyu tartışmaya meydan vermeyecek derecede kapatıyor. Hadis kaynakları da Kuran’ı destekliyor.

Peygamberlikten sonra ise en azından ismini yazabilecek kadar kalem tutmayı öğrenmiş olması muhtemeldir. Fakat yine açık bir kanıt yok. Aşağıdaki ayette ise “bundan önce” tabirine dikkat edersek en azından bu ayet inmeden öncesine kadar okuma yazma bilmediğinin kesin olduğunu söyleyebiliriz.

Ankebut 48: “Bundan önce sen hiç kitap okuyan değildin ve onu sağ elinle de yazmıyordun. Böyle olsaydı, batılda olanlar kuşkuya kapılırlardı.”

Sağ el tabiri Arapça’da Malik olmak anlamındadır. Yani “Bundan önce kitap okumuyordun, yazmaya da malik değildin, öyle bir gücün yoktu” anlamını verir.

Sonuç olarak; peygamberliğe kadar Hz. Muhammed okuma yazma bilmediği kesindir, fakat sonrasında okuma yazma öğrenmiş olma ihtimali var. Ümmiliğinin devam edip etmediği hakkında açık kanıtlar yok. 1450 sene sonra bile hiçbir çelişkisi olmayan ve bilim asrı insanları için bilimsel mucizeleri barındıran bir kitabı o günün şartlarında ümmi bir insan değil en büyük bir dahi bile yazamazdı. Allah, kerametin insanda olmadığını göstermek için ümmi bir toplumdan kıyamete kadar hükmü bâki kalacak mucize kitabı çıkarmıştır.

REFERANSLAR

1.         Kaya, R., Kur’an’da Hz. Peygamberin Beşer ve Ümmi Oluşu. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2002. 11(1): p. 29-52.

2.         ŞEN, A.G.Z., KUR’AN’DA ÜMMÎ KAVRAMI VE HZ. PEYGAMBER’İN ÜMMÎLİĞİ. İslamî İlimler Dergisi. 1(2): p. 203-218.

3. https://islamansiklopedisi.org.tr/ummi