43# Eşcinsellik genetik midir, hastalık mıdır, yoksa tercih midir?

lgbt Sosyal Hayata İlişkin

Soru: Eşcinsellik genetik midir? LGBT hastalık mıdır, tercih midir? Doğuştan mı gelir, eşcinsellik geni var mıdır?

Cevap: Cinsiyet bozukluklarına lgbt ismi verilir. Literatürde böyle bireylere de lgbt bireyler denir. Açılımı ise lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel kelimelerinin baş harflerinden oluşur.

LGBT kelimesinin açılımı

Lezbiyenlik cinsel olarak kadının kadını tercih etmesidir. Herhangi vücutsal bir bozukluğu ifade etmez.

Gey kavramı ise erkeğin cinsel olarak erkeklere yakınlaşması olayıdır ki bu da lezbiyenlik gibi fiziki bir kusuru ifade etmez. Biseksüellik, her iki cinsiyetten olan insanlara karşı cinsel olarak ilgi duyma, ve onlarla duygusal veya cinsel bir ilişki içine girme potansiyelidir.

Biseksüel bir kimse her iki cinse de aynı ölçüde ilgi duymayabilir, ve bu ilginin derecesi zaman içinde değişebilir.

Transseksüel sendromu ise eşcinsellikle alakası yoktur, kişinin kendini farklı bir cinsiyetin ruh halinde hissetmesidir. Eşcinsellikte kişi kendi cinsiyetiyle yatmaktan hoşlanır, farklı bir cinsiyete sahip olma istemez, ikisi arasındaki fark budur. Transseksüellerin parayla fuhuş yapan travesitlerle de alakası yoktur. Dünya çapında üniversite hastaneleri tarafından tedavi edilen, doğuştan olan tıbbi bir durumdur. Maalesef transseksüel bireyler kendi tercihleri olmadığı halde cinsiyetleri yüzünden toplumda yalnızlığa itilmekte, psikolojik ve fiziksel şiddet görmekte maruz kalmaktadırlar.

Bu durumu onun bir ayıbı veya kusuru olarak görülmemesi gerekirken, toplum tarafından ömür boyu taşıyacağı bir kambur olarak omuzlarına yüklenmektedir. Bunun sonucu olarak böyle kişilerin sonu çoğu zaman cinayet veya intiharla bitmekte veya toplum tarafından dışlanınca yaşamını devam ettirmek için kendiyle aynı durumda olanlarla birlikte fuhuş yoluna gitmektedir. Bu da toplumsal anlayış ve şefkatımızın henüz yeterince gelişemediği fakat toplumsal bencilliğimizin iyi gelişmiş olduğunu göstermektedir.

Eşcinsellik alışkanlığı çevreden kazanılır

İnsanlarda cinsi aktiflik 10 yaşında başladığına dair bilimsel kanıtlar vardır. Bu dönemde veya biraz daha geç dönemlerde ki yanlış yönlendirmeler (örneğin arkadaş ortamı v.s.) eşcinselliğe neden olabilmektedir. O yüzden bu dönemlerde doğru rehberlik şarttır. [1] Kaldı ki böyle geç çocukluk ve erken ergenlik dönemlerinde insan sadece cinsel tercihleri açısından değil her türlü yönlendirmeye açıktır ve gelecekteki tercihlerinin oluşumunda önemli paya sahiptir. Örneğin bu dönemde çocuklar, özentiden dolayı uyuşturucu ve sigaraya alıştırılması, bilgisayar oyunu bağımlısı olması gibi birçok bağımlılık türlerine alışabilmektedirler. Gelecekte kullanacağı ve bağımlı olacağı çoğu zevklerini bu dönemdeki yönlendirmelerle edinirler.

Geleneksel aile yapısının korunmayıp zevke doymayan nesillerin yetişmesi

Eşcinsellik alışkanlığının kazanılmasında etkili diğer önemli bir faktör ise geleneksel aile yapısının yeterince korunamamasıdır. Çocuklar üzerinde şefkatli ve ilgili bir baba bulunmayışı, geleneksellikten uzaklaşma da eşcinselliğe zemin hazırlayıcı sebeplerdendir. 10 yaş civarında bu işin sakıncalı olduğunun anlatılması çocukların zihninde bir tiksinti uyandıracaktır ve eşcinsellik riskini azaltacaktır. Çocuklara bir örnek olarak Lut kavmi anlatılabilir. Buna rağmen çocukları bu işe bulaşmış ebeveynler öfke ve dışlamak yerine bir uzmandan yardım almalıdırlar. Dışlama yoluna gidilmesi ise genci iyice bu işin içine itecektir ve psikolojik sorunlar geliştirmesine neden olacaktır. [1]

Çok sayıda erkek eşcinsel ilişki yaşayıp bırakmıştır

Amerika’da 1948 yılında yayınlanmış bir çalışmaya göre erişkin erkeklerin % 37’si hayatında en az bir kere eşcinsel ilişiki yaşamıştır, fakat eşcinselliğe devam edenlerin oranı % 4 olmuştur. [2] Bu bulgu gösteriyor ki eşcinsellik meraktan kaynaklanıyor ve istenirse terk edilebiliyor.

Eşcinsellik en çok Avrupa ve Amerika’da bütün meslek gruplarında bulunan insanlar arasında hızla yayılmıştır. Bunun doğal sonucu olarak eşcinselliğin doğal bir insani hak olarak görülmesi için akademik camia ve siyaset üzerinde baskılar artmış ve böylece seksenli yıllardan itibaren eşcinsellik hastalık olarak görülmekten çıkarılmıştır.

Eşcinselliğe olan karşıt tepkinin birbirinden uzak olan tüm kültürlerde, birbirinden bağımsız olarak eski zamanlardan beri görüldüğünü araştırmalar bildirmiştir. Peki, neredeyse her kültürün birbirinden habersiz olarak eşcinselliği itici ve ahlak dışı bulmasındaki temel sebep nedir? Galiba, insanlığın doğal olarak hoş görmediği bir durum olmasından kaynaklanmaktadır [3-6]

İnsan tabiatına aykırı yapılan davranışlar diğer insanları rahatsız eder. Böyle toplumlarda eşcinseller alışkanlıkları, bağımlılıkları ve vicdanları arasında kalır, daha sonra bağımlılığından kurtulamayacağını anlayınca vicdanını susturmak için kendi durumunu içselleştirmeye başlar.

Eşcinsellik genetik midir, doğuştan mı gelir?

Eşcinselliğin genetik olarak doğuştan mı geldiği yoksa sonradan kazanılan bir alışkanlık mı olduğu uzun zamandır araştırma konusu. Genetikçiler bu konuda geniş çaplı araştırmalar yapmasına rağmen şu ana kadar bir eşcinsellik geni bulamadılar. [7, 8] Kromozom X üzerinde Xq28 bölgesinde eşcinsellik ile ilişkili olabileceği düşünülen bir bölge olduğu bir çalışmada bildirildi, fakat daha sonraki çalışmalar bunu doğrulayamadı. [7] Yine ikiz kardeşler üzerinde yapılan çalışmalar bir eşcinselin ikiz kardeşinin de eşcinsel olma oranının %20 oranında olduğunu göstermiştir. [7, 8] Tabi bu rakamın tamamını genetik faktöre de veremeyiz, çünkü birlikte büyüyen ikiz kardeşlerin birbirlerini alışkanlıklar konusunda da etkileyeceğini unutmamalıyız.

Eğer eşcinsellik doğuştan gelen genetik olarak kaçınılmaz bir sonuç olsa idi bu tür ikiz kardeşlerin her ikisinin de kaçınılmaz olarak eşcinsel olması gerekirdi. Şu ana kadar böyle bir genin bulunamayışı eşcinselliği yöneten kuvvetli ve karşı konulamaz bir genin bulunmadığını gösteriyor. Çünkü bir özelliği sağlayan kuvvetli genlerin bulunması çok kolaydır ve kısa sürede bulunur. Bilim insanları da artık eşcinsellik üzerinde etkili kuvvetli bir gen olmadığına kanaat getirmiştir ve doğuştan gelen genetik faktörler yerine sonradan kazanılan epigenetik faktörlerin daha etkili olduğu yönünde fikir birliği oluşmuştur. [8]

Yazarın önerisi:  76# YAO! ZATEN CAHİL TOPLUMLARDA DİN YAYGIN (!)

Genetik yatkınlık olabilir fakat özgür iradeyi bağlayıcı değildir

Fakat yatkınlık sağlayan düşük kuvvetli genler bir ihtimal olabilir. Çünkü her insan genetik olarak bir şeylere yatkın olabilir. Örneğin kimisi genetik olarak çok yemek yemeğe yatkındır, kimisi dedikoduya, kimisi bencilliğe yatkındır vs. Yatkınlıklar düşük kuvvetli genler tarafından meydana getirilir fakat bu yatkınlıklar kişi için bağlayıcı değildir ve karşı koyulabilir. Örneğin çok yemek yemeğe yatkın olduğu halde güzel görünmeye de yatkın olduğu için kendini diyete alan çok sayıda insan vardır. Buna rağmen şu ana kadar eşcinsellik üzerinde etkili olan düşük kuvvetli bir gen dahi tespit edilememiştir. Bunlar gösteriyor ki “eşcinselliğim doğuştan geliyor, kaçınılmaz” diye bir mazeret kabul edilemez.

Popülasyon genetiği açısından bakıldığında; genetik faktörlerin eşcinselliği oluşturmada ciddi bir etkisi olsa idi, buna neden olan genler uzun zaman önce doğal seçilimle yok olup giderdi. Çünkü eşcinsel bir ilişki ile üreme şansı olmadığı için, eşcinseller genlerini sonraki nesillere aktarmada eşcinsel olmayanlara göre çok daha zayıf kalacaklardı, böylece eşcinsellik zamanla tükenecekti. Eğer genlerin cinsel tercihler üzerinde bağlayıcı bir etkisi olsaydı böyle olması beklenirdi, çünkü bu tür insanlar karşıt cinsle birlikte olamayacak ve ister istemez hem cinsleriyle birlikte olacaktı. Bu yüzden popülasyondaki gen frekanslarının hızla düşmesi ve kaybolması gerekirdi.

Eşcinselliğin psikolojik tahribatı

Eşcinselliğin psikolojik sağlık üzerindeki etkisini araştıran bir çalışmada, 1265 genç üzerinde araştırma yapılmıştır. Eşcinsellerin majör depresyon geçirme oranı %71 olarak bulunurken eşcinsel olmayanların depresyon oranı %38 olarak bulunmuştur. Anksiyete oranları ise aynı sırayla %28 ve %12’dir. [9]

Toplumdan soyutlanma, eşcinsel değilmiş gibi davranma, kendinden nefret etme ve utanma, eşcinselliğini ahlaki ve dini açıdan onaylamama, diğer eşcinsellere yönelik olumsuz tutumlar gibi kendini gösteren içselleştirilmiş homofobinin, kişinin ruh sağlığını olumsuz etkilediği düşünülmektedir [10-12]. Dolayısıyla eşcinsellik insanın psikolojik dünya’sını alt üst eden bir etmendir. Araştırmacılar, 190 gey, 81 biseksuel, 14109 heteroseksuel bireye ulaşarak yaptıkları çalışmada, duygu-durum bozuklugunu gey erkeklerde %42.3 olduğunu belirtmişlerdir. [13] ABD’de şehirlerde yaşayan 2172 gey ve biseksüel erkeğe telefonla ulaşarak yaptıkları çalışma sonucunda; katılımcıların %52’sinin keyif verici madde, %85’inin alkol kullandığını ve %12’sinin alkolle ilgili problemi olduğunu bildirmiştir [14]

Eşcinsellerin intihar oranları

Eşcinsellerin intihar oranları için Türkiye’de yapılmış bir çalışmada, eşcinsel katılımcıların dörtte biri (%26.7) intihar girişiminde bulunduklarını bildirdiler [15].

Çin’de 17106 eşcinsel genç üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Bu gençlerde intihar etme fikrinin oranını eşcinsel olanlar ve olmayanlar için sırasıyla %12.8 ve %8.1 olduğunu bildirmişlerdir. İntihar teşebbüsü oranlarını ise yine sırasıyla %4.0 ve %2.4 olarak belirtmişlerdir [16].

Amerika’da 14322 eşcinsel genç üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Bu gençlerde intihar etme fikrinin oranını eşcinsel olanlar ve olmayanlar için sırasıyla %17,2 ve %6,3 olduğunu bildirmişlerdir. İntihar teşebbüsü oranlarını ise yine sırasıyla %4.9 ve %1,6 olarak belirtmişlerdir [17]. Bu çalışmada eşcinsel bireylerin 3 kat daha fazla intihar düşüncesi ve eylemine sahip oldukları görülüyor.

Amerika’da 134 okulda 12,000 ergen üzerinde yapılan bir araştırmada eşcinsellerde intihar düşüncesi ve teşebbüsünün 2 kat fazla olduğu ayrıca depresyon ve alkol kullanımı oranlarının da fazla olduğu bildirildi [18].

İzlanda’da yapılan çalışma 3813 ergen genç üzerinde yürütülmüştür. Erkek eşcinsellerin 17 kat daha fazla, kız eşcinsellerin ise altı kat daha fazla intihar teşebbüsü gösterdiği bildirilmiştir [19].

Amerika’da 9. ve 12. Sınıf öğrencileri üzerinde yürütülen bir araştırma 21.927 ergen üzerinde yapılmıştır. Eşcinsel ergenlerin yarısının intihar düşüncesine sahip olduğu üçte birinin ise intihara teşebbüs ettiği tespit edilmiştir [20].

İngiltere’de 1285 eşcinsel üserinde yapılan araştırmanın sonucunda bunların % 43’ünde mental rahatsızlıklar tespit edilmiş ve %31’i intihara teşebbüs etmiştir. [21, 22]

Eşcinsellerin alkol ve madde kullanımı

Eşcinsellikle birlikte görülen depresyon, anksiyete, alkol ve madde kullanımları oranları hem yetişkinlerde hem ergenlerde fazladır [23]

Bir çalışmada, ilişki esnasında eşcinsellerin %85’inin alkol, %58’inin esrar, %20’sinin eroin kullandığı belirlendi. [24] Görüldüğü gibi bir yanlış alışkanlık bir diğerini doğuruyor veya insanın bozulan psikolojik ve ahlaki yapısı ile birlikte hepsi birbiri ardına gelebiliyor.

Eşcinsellerin yaşadıkları bu tür depresyon ve mental problemler çevre baskısı ve azınlık stresi ile açıklanmaya çalışılsa da bunlar en önemli etkenler değildir. Çünkü psikolojik rahatsızlıklar eşcinsellikten kaynaklanmıyor. Belki sıkıntı, stres ve mental rahatsızlıklar çarpık ilişkileri doğuruyor. İnsanlar, içinde bulunduğu depresyon ve anksiyeteden kurtulmak için her türlü zevki tatmak istiyorlar. Böyle insanlara toplum tarafından kültürel veya dini sebeplerle yasaklanmış zevkler daha cazip gelmektedir ve kendilerini her türlü kurala isyan eder bir şekilde çeşitli aşırılıklar içinde bulmaktadırlar.

Bu aşırılıklar ise alkolde, uyuşturucuda, cinsel tercihlerde, sadistlikte vb. ortaya çıkmaktadır. Psikolojisini rahatlatmak için girdiği her yanlış ise geçici bir rahatlık sağlasa da ardından daha büyük bir üzüntü ve pişmanlık bırakmakta ve bu tür yanlış yönelimler içine giren insan bağımlılık kazanmaktadır. Bu bağımlılıktan da ciddi bir destek ve tedavi olmadan çıkamamakta, bir kısır döngü içinde hayatını psikolojik sorunlarıyla baş etmeye çalışarak tüketmektedir. Baş edemediği nokta da ise genel olarak intiharı bir çözüm olarak görmektedir.

Yazarın önerisi:  238# Eşcinselliğe zorlayan bir eşcinsellik geni olmadığı ortaya çıktı

Eşcinselliğe yönlendiren faktörler

Bu faktörlerin başında aile bütünlüğünün sağlanamaması, çocuklara yeterli eğitim verilemesi ve çocukların arkadaş ortamlarında gördükleri eşcinsel yönelimlere duydukları merak sayılabilir. Örneğin, Çırakoğlu (2006) eşcinselliğe ilişkin dört farklı nedensel yükleme olduğunu bulmuştur. [25] Bunlar fiziksel ve/veya psikolojik bozukluklar, cinsel tercih, model alma ya da heyecan arayışı ve karşı cinsle ilişkilerde yaşanan sorunlar şeklinde özetlenebilir.

Bunların dışında, yine Göregenli ve Erel, yaş ve adil dünya inancı ile okula devam edenlerin bölüm (sosyal bilimler/fen bilimleri) ve sınıflarının da eşcinselliğe/biseksüelliğe yönelik tutumlarla ilişkili olduğunu bulmuşlardır. [26] Buna göre; bireylerin yaşları arttıkça ve üst sınıflara geçtikçe, homofobi düzeyleri azalmaktadır.

Eşcinselliğe karşı çıkanlar genelde iki grup olarak incelenebilir. Birinci grup otoriter, sosyal üstünlük yöneliminde, dinine bağlı, geleneksel cinsiyet rolleri ile yetişmiş kişilerin oluşturduğu gruptur. Bu kişiler eşcinselliğe daha çok geleneksel sebeplerden dolayı karşıdırlar. Eşcinselliğin psikolojik, fizyolojik, sosyolojik veya sağlık yönlerini çok bilmezler. Diğer grup ise eşcinselliğin bireysel ve toplumsal çapta etkilerini araştıran çalışmalara ve öngörülere dayalı olarak bilimsel bir temelde eşcinselliği zararlı bulan kişilerden oluşur.

Eşcinselliğin sağlık üzerine etkisi

Eşcinsellerde heteroseksüellerden daha fazla görülen sağlık sorunları, intihar, sigara, alkol, madde kullanımı, depresyon, HIV/AIDS olarak saptanmıştır [3, 4, 6, 27]

HIV virüsünün yani AIDS hastalığının vajinal ya da anal birleşme ile geçtiği bilinmektedir.[28] İşin ilginç tarafı AIDS hastalığının ilk defa Amerika’da eşcinseller arasında tespit edilmiş olmasıdır. [29] Halen Amerika’da yapılan araştırmalar gösteriyor ki AIDS eşcinseller arasında yılda %8 oranında artıyor. [30] Anal yolla HIV enfeksiyonlarının daha hızlı bulaşmasının nedeni anal ve vajinal yolların immünohistolojik yapısının farklı olmasından kaynaklanıyor. [31] Ayrıca grup şeklinde yapılan birleşmelerde AIDS hızını artırmaktadır. [31] Aşağıdaki grafik Dünya çapında elde edilen verilerden hazırlanmış ve bilimsel olarak yayınlanmış bir grafiktir.

Grafik 1: Grafik Dünya çapında kıtalara göre AIDS hastalığının eşcinsellerde ve eşcinsel olmayanlarda görülme sıklığını belirtmektedir. Grafikten görüldüğüne göre eşcinsellerin AIDS taşıma oranı 3 ile 15 kat daha fazladır. (Beyrer, 2012 ‘den alınmıştır). [32]

a.PNG

Ayrıca 35 ülkenin verileri üzerinde yapılan bir incelemede 2004 yılından 2007 yılına kadar eşcinsellerde AIDS hastalığında % 26 artış saptandığı bildirilmiştir. [33] Eşcinsellerin oranı toplumda daha az olmasına rağmen 2016 yılında bir raporda yeni AIDS vakalarının % 53’ü eşcinsellerde görüldüğü bildirilmiştir. [34] Bu sağlık raporları eşcinselliğin AIDS hastalığını toplumda ne kadar hızla yaydığını göstermektedir.

Ayrıca eşcinseller diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkları da daha fazla taşırlar. Yapılan bir çalışmada 564 eşcinsel erkeğin %13’ünde bel soğukluğu (gonore) veya frengi (sifilis) gibi cinsel hastalıklarının olduğu tespit edilmiştir. [35]

Ayrıca eşcinselliğin hayvanlarda da görülmesi normal birşey olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü hayvanlarda ensest ilişkilerde var. Yani birey kendi annesiyle veya kızkardeşi ile de çiftleşmekten kaçınmıyor. Ayrıca eşcinsellik davranışı gösteren hayvanlarda hormonel veya anatomik olarak bir farklılık tesbit edilmemiştir. [36] Yine eşcinsellik hayvanlar arasında, insanlarda olduğu gibi bir süreklilik göstermemektedir. [37] Yani kalıcı değildir ve böyle hayvanlar kısa süreliğine bu tür davranış gösterse de normal cinselliğe geri dönerler.

Sevgi, hayranlık ve şehvet aynı şeyler midir?

Eski zamanların temiz sevgilerini bilmeyen insanlar Mevlana Celaleddin Rumi’ye eşcinsellik yaftalaması yapmaktadırlar. Şems’e olan aşkını ve ona yazdığı aşk dolu fakat bir gram bile cinsellikten bahsetmeyen mektup ve şiirlerini zamanımızın anlayışıyla eşcinselliğe yormuşlardır. Böyle insanlar eski talebe ve hoca arasındaki bağlılığı bilmezler. Eski gerçek sevgilerin ne olduğunu bilmezler, bu yüzden kendisini bir vaizlikten sıyırıp üstün bir düşünce ve sevgi adamı yapan hocasına karşı kalbi alakasını şehvete bağlarlar. Çünkü sevginin tamamıyla şehvetle ölçüldüğü bir zamanda yaşıyoruz. Üstelik Mevlana Mesnevisinde eşcinseller için şu ifadesini kullanmıştır “Dışardan adam görünürler içerden melûn Şeytan!” (Mesnevi Cilt 2 3155-3160. Beyitler s.137-138). Bunu görmezden gelerek O’nun Şemse olan aşkını cinselliğe yormak, hele bir insanı böyle bir fiil yaparken görmemişken O’na iftira etmek büyük günahlardandır.

Referanslar

  1. Harrison, T.W., Adolescent homosexuality and concerns regarding disclosure. Journal of School Health, 2003. 73(3): p. 107-112.
  2. Kinsey, A.C., et al., Sexual behavior in the human female. 1998: Indiana University Press.
  3. Services, H., Gay, and L.M. Association, Healthy people 2010: Companion document for lesbian, gay, bisexual, and transgender (LGBT) health. 2001: Gay and Lesbian Medical Association.
  4. Lombardi, E. and T. Bettcher, Lesbian, gay, bisexual, and transgender/transsexual individuals. Social injustice and public health, 2005: p. 130.
  5. D’augelli, A.R., Mental health problems among lesbian, gay, and bisexual youths ages 14 to 21. Clinical child psychology and psychiatry, 2002. 7(3): p. 433-456.
  6. Mays, V.M. and S.D. Cochran, Mental health correlates of perceived discrimination among lesbian, gay, and bisexual adults in the United States. American journal of public health, 2001. 91(11): p. 1869-1876.
  7. Balter, M., Can epigenetics explain homosexuality puzzle? 2015, American Association for the Advancement of Science.
  8. Gavrilets, S., U. Friberg, and W.R. Rice, Understanding Homosexuality: Moving on from Patterns to Mechanisms. Archives of sexual behavior, 2018. 47(1): p. 27-31.
  9. Fergusson, D.M., L.J. Horwood, and A.L. Beautrais, Is sexual orientation related to mental health problems and suicidality in young people? Archives of general psychiatry, 1999. 56(10): p. 876-880.
  10. Herek, G.M., Beyond “homophobia”: Thinking about sexual prejudice and stigma in the twenty-first century. Sexuality Research & Social Policy, 2004. 1(2): p. 6-24.
  11. Herek, G.M., et al., Correlates of internalized homophobia in a community sample of lesbians and gay men. Journal-Gay and Lesbian Medical Association, 1998. 2: p. 17-26.
  12. Huebner, D.M., et al., The impact of internalized homophobia on HIV preventive interventions. American Journal of Community Psychology, 2002. 30(3): p. 327-348.
  13. Bostwick, W.B., et al., Dimensions of sexual orientation and the prevalence of mood and anxiety disorders in the United States. American journal of public health, 2010. 100(3): p. 468-475.
  14. Stall, R., et al., Alcohol use, drug use and alcohol‐related problems among men who have sex with men: the Urban Men’s Health Study. Addiction, 2001. 96(11): p. 1589-1601.
  15. Yalçinoglu, N. and A.E. Önal, Escinsel ve biseksuel erkeklerin icsellestirilmis homofobi duzeyi ve saglik uzerine etkileri. Turkish Journal of Public Health, 2014. 12(2): p. 100.
  16. Lian, Q., et al., Sexual orientation and risk factors for suicidal ideation and suicide attempts: a multi-centre cross-sectional study in three Asian cities. Journal of epidemiology, 2015. 25(2): p. 155-161.
  17. Silenzio, V.M., et al., Sexual orientation and risk factors for suicidal ideation and suicide attempts among adolescents and young adults. American journal of public health, 2007. 97(11): p. 2017-2019.
  18. Russell, S.T. and K. Joyner, Adolescent sexual orientation and suicide risk: Evidence from a national study. American Journal of public health, 2001. 91(8): p. 1276-1281.
  19. Arnarsson, A., et al., Suicidal risk and sexual orientation in adolescence: a population-based study in Iceland. Scandinavian journal of public health, 2015. 43(5): p. 497-505.
  20. Eisenberg, M.E. and M.D. Resnick, Suicidality among gay, lesbian and bisexual youth: The role of protective factors. Journal of adolescent health, 2006. 39(5): p. 662-668.
  21. King, M., et al., Mental health and quality of life of gay men and lesbians in England and Wales: controlled, cross-sectional study. The British Journal of Psychiatry, 2003. 183(6): p. 552-558.
  22. Warner, J., et al., Rates and predictors of mental illness in gay men, lesbians and bisexual men and women: Results from a survey based in England and Wales. The British Journal of Psychiatry, 2004. 185(6): p. 479-485.
  23. Marshal, M.P., et al., Suicidality and depression disparities between sexual minority and heterosexual youth: A meta-analytic review. Journal of Adolescent Health, 2011. 49(2): p. 115-123.
  24. Jimenez AD. Triple jeopardy: targeting older men of color who have sex with men. J AIDS. 2003;33(Suppl. 2):S222–5.
  25. Çırakoğlu, O.C. (2006). Perception of homosexuality among Turkish University students: The role of labels, gender, and prior contact. The Journal of Social Psychology, 146(3), 293-305.
  26. Göregenli, M., Gruplararası ilişki ideolojisi olarak homofobi. Kaos GL. Geylerin ve lezbiyenlerin sorunları ve toplumsal barış için çözüm arayışları, 2006: p. 142-148.
  27. Dogan, S., Cinsel kimlik ve cinsel yönelimle iliskili sorunlarda psikoterapötik yaklasimlar/Psychotherapeutic approaches in issues related to sexual identity and sexual orientation. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 2009. 10: p. S33.
  28. Beyrer, C., et al., Bisexual concurrency, bisexual partnerships, and HIV among Southern African men who have sex with men (MSM). Sexually transmitted infections, 2010: p. sti. 2009.040162.
  29. Control, C.f.D., Kaposi’s sarcoma and Pneumocystis pneumonia among homosexual men–New York City and California. MMWR. Morbidity and mortality weekly report, 1981. 30(25): p. 305.
  30. Smith, A., et al., Prevalence and awareness of HIV infection among men who have sex with men-21 cities, United States, 2008. Morbidity and Mortality Weekly Report, 2010. 59(37): p. 1201-1207.
  31. Li, H., et al., High multiplicity infection by HIV-1 in men who have sex with men. PLoS pathogens, 2010. 6(5): p. e1000890.
  32. Beyrer, C., et al., Global epidemiology of HIV infection in men who have sex with men. The Lancet, 2012. 380(9839): p. 367-377.
  33. CDC. Questions and answers: the 15% increase in HIV diagnoses from 2004 to 2007 in 34 states and general surveillance report questions [Internet]. 2009 [Cited 2010 Jan 15]. http://www.cdc.gov/hiv/topics/surveillance/resources/qa/surv_rep.htm.
  34. CDC. Estimates of new HIV infections in the United States [Internet]. 2008 [Cited 2010 Jan 15]. http://www.cdc.gov/hiv/topics/surveillance/resources/factsheets/incidence.htm.
  35. Ntale, R.S., et al., HIV seroprevalence, self-reported STIs and associated risk factors among men who have sex with men: a cross-sectional study in Rwanda, 2015. Sex Transm Infect, 2018: p. sextrans-2017-053311.
  36. Bagemihl, Bruce (1999). Biological Exuberance: Animal Homosexuality and Natural Diversity. New York: St. Martin’s Press.
  37. Animal Homosexuality: A Biosocial Perspective By Aldo Poiani, A. F. Dixson, p. 179, 2010, Cambridge University Press
Yazarın önerisi:  101# Kuran'ın öğütleri evrenseldir

main-qimg-83dbc408a69f0c78b6f909ba20b9550c

blank

  1. Avatar
    önder

    Selam olsun sizden bir ricam olacaktır hayvanlar ve eşcinsellik hakkında yazı yazabilir misiniz ya da buraya ekleyebilir misiniz ?

    Cevapla
    1. Avatar
      kurangunlukleri Yönetici

      Bu yazının sonunda kısmen bahsetmiştim. oradaki gerçekler konuyu anlamak açısından yeterli sanıyorum.

      Cevapla
  2. Avatar
    Furkan

    Söylediklerinizi kaynaklarla açıklamanız şahsen çok güzel ve LGBT propagandası yapmayan sayfaların sizin gibi bu konuya daha çok edilmelerini görmeyi çok isterim yazınız için teşekkürler

    Cevapla