214# Saffat 147 – Ninova’nın nüfusu yüzbin mi daha fazla mı?

Ninova'nın nüfusu Çelişki yok

Bir kısım ateist sayfalar, Kuran’ın Saffat 147’de neden nüfus sayısından emin değilmiş gibi yazdığını sayfalarında tartışıp, bunun normal olmadığını iddia etmişler. Ninova’nın nüfusu yüzbin mi yoksa daha fazla mı konusunda Kuran’ın neden kesin bir rakam belirtmediğini sormuşlar.

Cevap: Ayete bakalım;

Saffat 147: “Onu yüz bin veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.”

Bu ayette Yunus a.s.’ın Ninova şehrine elçi olarak gönderilmesi anlatılıyor.

Öncelikle şunu belirtelim ki “veya” kelimesi Arapça’da “hatta” anlamında da kullanılır (Bkz, Kurtubi tefsiri ilgili ayet etfsiri, İmam Ferra, Halil Bin Ahmet Kitabul Ayn “ev” maddesi). Yani oradaki anlam yüzbiv hatta daha da üzeri anlamıdır. Peki neden tam sayı verilmemiş?

Sabit nüfuslu bir Ninova mı?

Tahmin edilebileceği gibi şehirlerin nüfusları sabit değildir, bazı şehirler bazı mevsimlerde fazla göç alır diğer bir mevsimde nüfusu azalır. O yüzden Yunus a.s. tam olarak şu kadar kişilik bir şehirde görev yaptı denilemez, bunun yerine tam sayı maksadınız açısından önemli değilse Kuran’ın yaptığı gibi genel bir tabir kullanırsınız.

Yazarın önerisi:  135# Yahudiler 'Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük' diye bir ifade kullanmazlar mı?

Bu Saffat 147 ayetini okuyunca anlaşılan anlam, Ninova şehrinin nüfusu yüzbin civarı olduğu da olmuş veya daha fazla olduğu da olmuş. Bu nüfus değişikliğinin sebebi mevsimsel göçlerden mi kaynaklanıyor yoksa büyük bir şehir olduğundan sürekli dolup boşalan ve sayısı değişen bir şehir mi olduğunu kast ettiğini olduğundan mı kaynaklanıyor bilmiyoruz. Gerçek sayı, ayetin vermek istediği ders açısından bir anlam ifade etmediği için sadece büyük bir şehir olduğunu belirtmek ve değişken nüfusunu belirtmek üzere böyle genel bir ifade kullanılmış. Yani bu ayetten anladığımız, hem yüzbin hem de yüzbinin üzeri rakamlarının da doğru olup zamana göre değiştiğini ifade etmektedir. Kısaca her ikisi de doğrudur.

Benzer ifadeler

Benzer bir ifade Bakara 74 ayetinde de var.

Bakara 74: “Bu ölünün dirilmesinden sonra (ibret alacakken) kalbleriniz katılaştı. O kalbleriniz taşlar gibi veya ondan daha katı (oldu)…”

Bu ayette bir ölünün dirilmesi mucizesine tanık olan Yahudilerden bazılarının bunu gördükleri halde kalplerinin yumuşamadığı aksine taş kesildiği veya daha da katı olduğu anlatılıyor. Burada kalbin taş kesilmesi Türkçe’de de kullanılan bir deyimdir, hissizleşmeyi duygusuzlaşmayı ifade eder. Fakat dikkat edeceğimiz ifade kalpler taş mı kesildi yoksa daha mı katı oldu. Cevap: Her ikisi de. Yani kişiden kişiye değişen bir durum, her ikisinin de mümessil fertleri var, tıpkı Ninova’nın nüfusunun zamandan zamana değişiklik göstermesi gibi. Kuran gramerine göre bu tür bir “veya” kelimesi kullanımı doğal olup o günün halkının gündelik hayatta kullandığı Arapça ifade tarzına uygundur.

Yazarın önerisi:  243# Şirk affedilecek mi?

” Ninova’nın nüfusu ” üslubu başka ayetlerde de var

Yine benzer bir kullanım Nahl 77 ayetinde var.

Nahl 77: “Göklerin ve yerin gaybı Allah’ındır. O saate/dünyanın sonuna ilişkin emirse bir göz açıp yummak gibi, hatta ondan da yakındır. Allah her şeye kadirdir.”

Burada da göz açıp kapamak veya ondan daha yakın denmiştir. Anlattığımız üç örnekte de Arapça kelime aynıdır, Yani (اَوْ) kelimesi. Bu gibi ayetlerin olması Arapça’da bu kullanımın normal olduğunu ve anlam olarak “hatta” anlamına geldiğini, edebi üslup açısından da birşeyin aşırılığına dikkat çekilmek istendiği anlaşılıyor.

” Ninova’nın nüfusu ” ifadesini anlamak için Türkçe’den örnek

Benzer bir örnek Türkçe’den de verebiliriz: “Bir fırın ekmek yemen lazım veya daha fazla” burada karşımızdaki muhatabın anlamayacağı veya anlam karmaşası oluşturan bir cümle yoktur. Buradaki “veya” kelimesi “hatta” anlamında olduğu açıktır ve aşırılığa yapılan vurguya bir söz sanatı ile dikkat çekmek için kullanılır. Aynı şekilde Kuran’da aynı tarz ifadelerle yukarıdaki üç örnekte üç durumun aşırılığına örnek vermiştir.

Kısaca Ninova’nın nüfusu konusunda açık bir ifade verilmeyişinin düşününce çokça sebeplerini bulabilirsiniz. Yeter ki her gördüğü ayeti nasıl yanlış yorumlarım diye kafa yoran bazı kişilerden olmayın.