171# İslam’da cariyelik var mı?

Kadın

İslam’da cariyelik yoktur. Fakat cariyeliği bırakmak istemeyenler için cariyelerin haklarını düzenleyen ayetler vardır. Daha önceki 168 nolu yazımda İslam’ın kölelik ve cariyeliği emretmediğini, tam tersine kölelik ve cariyeliğin bitirilmesini tavsiye ettiğini fakat kesin bir dille de yasaklamadığını anlatmıştık. Bugün cariyelik kavramını ve neden kesin dille yasaklanmadığını anlamaya çalışacağız.

Öldürmek esir almaktan daha büyüktür

Öncelikle bir insana yapılacak en büyük zulüm nedir diye sorsam cevabınız ne olurdu? Evrensel insan hakları açısından cevap bir insanı öldürmektir. Yani öldürmek en büyük suçtur, çünkü kişinin geleceği hakkındaki tüm güzellik planlarını ve ihtimallerini sıfırlamış olursunuz. Vereceğiniz her acı belki telafi edilebilir ama ölümü telafi edemezsiniz.

Peki biz insanlar neden düşmanları savaşta öldürürüz. Neden teröristleri öldürürüz? Mademki öldürmekten kötü bir şey yoksa biz neden öldürüyoruz. Burada itiraz edeceksiniz ve diyeceksiniz ki: Bizde kimseyi öldürmeyi istemezdik ama biz onları öldürmesek onlar şehre gelip bizi öldürecek, savaşta silahların eşitliği ve orantılı bir mücadele için düşmanın yaptığını yapmasak yeryüzünde denge olmaz. Eğer insan öldürme bir gün tamamen kalkarsa biz de kimseyi öldürmeyiz.

İslam’ın öğretilerinde Kölelik ve Cariyelik yoktur

Bakın en büyük kötülüğü işleyen günümüz insanlarının verebileceği en makul savunma bu şekilde olacaktır. Fakat eğer gelecekte insan öldürme tamamen kalkar, tarihe karışırsa gelecek nesiller sizleri birer cani ve barbar olarak görecekler, eleştirecekler. Nasıl böyle bir işi atalarımız canice yapıyormuş diyecekler. Fakat o gelecek nesillere uzaktan çok kolay gelen bu işi kaldırmak şu an için mümkün değil, çünkü savaşta “silahların eşitliği ve mütekabil kuvvetlerin dengesinin bozulmaması” kuralı olmasa bir taraf sürekli tek taraflı zararlar görürdü. Fakat bunu o günün insanına anlatıp kendinizi anlatmakta zorlanacaksınız.

İşte bugün de benzer şekilde bizler eski toplumlardaki kölelik ve cariyeliğin Kuran tarafından bir anda neden kaldırılmadığını konuşuyoruz. Doğru! Kuran bir anda kaldırmamıştı, çünkü düşmanlarınız sizin canınıza kast ederken ve kadınlarınızı esir edip cariye yaparken Kuran’ın “düşmanları öldürmeyin veya cariyeliği kaldırın” demesi Müslüman toplumların aleyhine güçlerin dengesizliğine yol açması ve caydırıcılığın olmaması demekti.

blank

İslam’da cariyelik istenmiyor

Ben Kuran’ın genel olarak tutumundan şunu anlıyorum ki Kuran köleliği ve cariyeliği istemiyor hatta Muhammed 4 ayetine göre savaş bitince esirleri salın diyor. Öldürün veya köle yapın demiyor. Fakat yine de herşeyi kesin bir dille yasaklamıyor, çünkü düşman tarafı savaşı kazanırsa sizi köle edecek, savaşta mütekabiliyet olmazsa psikolojik üstünlük karşı tarafa geçer. İbn Aşur’un bildirdiğine göre (10) o günün insanlarını savaşmaktan korkutan en büyük sebep kadınlarının düşmanların eline geçmesi korkusu idi. Tüm Dünya’da savaş esiri kadınlar cariye olarak alınırken ve bu durum düşmana korku verirken İslam’ın cariyeliği tek taraflı olarak tamamen kaldırması müslümanlara çok ağır bir bedel olurdu. Sizi öldürmeye gelen insanların da bu bedeli göz önüne alıp gelmeleri gerekirdi.

Eski insanların cariyelik meselesini eleştirmeden önce bugün gözümüze normal olarak görünen savaşmak ve kan akıtmak gibi en büyük suçu kaldırabiliyorsak kaldıralım hadi demek lazım. Gelecek nesillerin de bizi eleştireceği böyle bir konuyu kaldırmak şu an için eğer size adaletsiz bir uygulama olarak görünüyorsa o zaman “Kuran neden bir anda köleliği ve cariyeliği kaldırmadı” diye oturduğumuz yerden farklı zaman ve farklı şartlara adaletsiz veya ahlaksız yakıştırması yapıştırmaktan vaz geçin. Çünkü insanların birbirini esir etmesi ve kullanması tıpkı insanların birbirini öldürmesi gibi psikolojilerinde yatan bir gerçektir. Kuran adam öldürmeyi yasaklar fakat adam öldüreni de öldürün der. Bu bir tezat değildir. Benzer şekilde Kuran köleliği veya cariyeliği de istemez.

Yazarın önerisi:  258# Tesettür neden farz? Yeni Dünya Düzeni ve Barbie Bebekler

İslam’da cariyelik için veriler reçeteler

İkinci olarak bir hekim bir tümörü eğer kısıtlı bir bölgede ise (lokalize) keserek çıkartmak isteyebilir. Fakat eğer tümör vücuda çok yayılmışsa (generalize) bunu ilaç ile tedavi ederek bir anda değil de zamanla küçültüp yok edilmesini sağlayacaktır. İşte Kuran da bir toplum hekimi olarak yukarıda verdiğimiz “silahların eşitliği ve mütekabil kuvvetlerin dengesinin bozulmaması” meselesinden dolayı bir anda köleliği ve cariyeliği kaldırmamış fakat indirdiği düzeltici ayetler sayesinde, toplumun bunu kaldırmaya hazır olduğunda kendiliğinden kaldırmasının zeminini hazırlamıştır.

blank

İslam cariyelerle evlenmek ve nikahı şart getirmiştir

Peki, ateistlerin göstermeye çalıştığı gibi İslam’da cariyeler rastgele birlikte alınan fahişeler midir?

Tabiki hayır. Zina zinadır, cariyelerle bile zina yapılamaz. Yaygın yanlış kanının aksine Kuran’da cariyeler nikâhlanmaz diye bir şey söylenmez. Tam tersine Kuran cariyelerin nikâhlanması gerektiğini söyler. Cariyeye fahişe muamelesi yapılamaz, istismar edilemez.

Nur 32-33: “Sizden bekâr olanları ve kölelerinizden, cariyelerinizden temiz olanları nikâhlayıp evlendirin; yoksulsalar Allah, lütfuyla onları zengin eder ve Allah’ın lütfu boldur ve o, her şeyi bilir. Evlenmeye güçleri yetmeyenler de Allah, onları lütfuyla zengin edinceye dek ırzlarını korusunlar. Köle ve cariyelerinizden, bir müddet içinde birden veya taksitle bir mal veya para karşılığı azat olmak isteyenlerin dileklerini de, bunda bir hayır olduğunu bilirseniz kabul edin ve onlara, Allah’ın size verdiği maldan verin. Cariyelerinizi, onlar da namuslu yaşamayı istedikleri halde, geçici dünya malı için kötülük yapmaya mecbur etmeyin. Zorla kötülüğe sevk edildikten sonra da şüphe yok ki Allah, onların suçlarını örter, rahimdir.”

Ayette cariyeler için “enkihu” ifadesi geçer, bu da nikâhlayın demektir. Cariyenin sahibi isterse cariyeyi sadece evin hizmetlerinde istihdam edebilir veya isterse onunla cariye statüsü devam edecek şekilde evlenebilir, fakat bu evlilik teserri olmadan olmaz.

Aralarında İmam Ebu Hanife ve İmamı Malik’in de bulunduğu bazı âlimlere göre, hür bir hanımı olan kimsenin onun üzerine bir cariye ile evlenmesi uygun değildir. (11) Tabi burada cariyelerle evlenmenin gerekmediğini söyleyenlere de bir cevap mahiyetinde oluyor. Cariyelerle nikah gerekmiyorsa alimler boşuna mı hür kadınla evli olanın cariye ile de evlenmesinin doğru olmadığını söylüyor. Sahipleri cariyelerle nikahsız birlikte olabiliyorlarsa evlenmek ve nikah nedir?

Teserrinin gerçekleşmesi için şartlar:

Birincisi, Cariyesine de ayrı yuva kurmalı

Normal hür kadınlardan olan eşlerine ayırdığı gibi, tesri (birlikte olmak) istediği cariyesi için de hususî bir mesken ayırması, yani ona da bir ev yapacak.

İkincisi, Cariyeye diğer eşler kadar zaman ayrılmalıdır

Teserrinin bir diğer şartı, diğer eşine ayırdığı zamanı ona da ayırmasıdır. İmam Ebu Yusuf’a göre ondan bir çocuk edinme arzusu da şarttır.[1-3] Cariye doğum yaparsa artık özgür olur.[4]

Üçüncüsü, Cariyeye mehir ve nikah şart

Nisa suresi 25’e göre cariyeleri de nikâhlarken mehir vermek gerekir. Evlenilecek cariyeye mehir verilmesi eski alimlerin de ortak kanaatleridir.(12) Mehir verilmesi de zaten nikah demektir. O günlerde nikah mehir verildimi kıyılmış sayılırdı, bugünlerde herşeyi törenselleştirdimiz gibi nikah kıyacak imamlar aranmazdı. Mehir verip nikahladığının bir kaç kişi tarafından bilinmesi yeterli idi. Bu durum hem hür kadınlarda hem cariyerlerde geçerli idi. Nikah yapmak için bundan fazlası gerekmediği için bazıları tarafından cariyelere mehir verilmediği ve nikah yapılmadığı, bunun gerekmediği gibi yanlış bir kabul var sayılmaktadır.

Nisa 25: İçinizden özgür mü’min kadınları nikâhlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin malik olduğu inanmış cariyelerinizden (evlensin.) Allah sizin imanınızı en iyi bilendir. Öyleyse onları, fuhuşta bulunmayan, iffetli ve gizlice dostlar edinmemişler olarak velilerinin izniyle nikâhlayın. Onlara mehirlerini maruf (güzel ve örfe uygun) bir şekilde verin.

Dördüncüsü, Sınırsız cariye diye bir şey yok

Bir kişi hizmetçi yapmak için dilediği kadar cariyeye sahip olabilir. Fakat onlarla nikâhlanıp birlikte olmak isterse bu sayı sınırlıdır[6]. İmam Ebu Hanife, İmamı Malik, İbni Şihâb ezZührî ve Haris el-Uklîye göre hürlerle evlenmeye güç yetiremeyen kimse cariyelerden dörde kadar nikâhlar, daha fazlasını nikâhlayamaz. [7] Hammad bin Ebî Süleyman ise bu sayıyı iki ile sınırlandırırken, 8] İbni Abbas, İmam Şafî, Ebu Sevr, İmam Ahmed ve İshak ise birden fazlasını uygun görmemiş ve bir kimsenin birden fazla cariye ile evlenemeyeceğini söylemişlerdir.[9]

Yazarın önerisi:  70# Miras paylaşımında erkeğe neden iki hisse veriliyor?

blank

Alimlerin görüşlerine göre nikâhlanabilecek kadın sayısı ayetle en fazla 4 olabileceği açıklanmışsa, bu sayı cariyeler içinde geçerli olmalı, yani nikâhlanabilecek eşler ve cariyeler toplam en fazla 4 olmalıdır.

Allah Resulünün cariyesi yoktu hanımları vardı

Allah Resulü hayatının hiçbir döneminde cariye edinip kullanmamıştır. Ona cariye olarak nispet edilen üç eşi, mutlaka önce azat edilmiş, sonra diğer hanımlara verdiğinden az olmamak kaydıyla mehri ödenmiş sonra da nikâh yoluyla eş edinilmiştir.[5] Ahzab 50’de geçen “Allah’ın sana ganimet olarak verdikleri (savaş esirleri)nden sağ elinin malik olduğu” ifadesi savaşta esir düşen safiye ve Cüveyriye isimli eşlerini kapsar, fakat belirttiğimiz gibi onlar önce hürriyetine kavuşturulup sonra mehirleri verilerek nikâhlanmıştır.

Araplarda cariye denilince hizmetçi anlaşılırdı. Yani her cariye ile yatılırdı diye bir şey yok. Zaten ayet cariyeye de nikah kıyılması gerektiğini söyler ki bu durumda nikahsız birliktelik olmaz. Yani cariye hizmetçi demektir fakat cariye ile evlenirsen onunla ancak o zaman yatabilirsin. Bu ayrımı bilmek lazım yoksa her cariye sahibinin cariyesiyle istediği zaman yatabildiği gibi bir algı insanların zihninde yer etmiş.

Peygamberin evine temizliğe gelen cariyeler

Örneğin peygamberimizin evini temizlemeye cariyeler gelirdi, fakat onlar peygamberin eşleri veya nikahlı hanımları değildi. Cariyenin asıl görevi hizmet etmektir, günümüzdeki hizmetçiler gibi hizmetli kadın demektir ve bunlar peygamberin evinin işlerinde evin kadınına yardım edip giderlerdi. Bu yüzden bazı hadis kitaplarında bahsedilen Peygamberin hanımlarına ev işlerinde yardım etmek üzere gelen cariyeleri, Peygamberin hanımları ile karıştırmamak gerekiyor. Nikahsız onlarla da birlikte olmak mümkün değil.

İslam zorbalıkla köle ve cariye edinmeye izin vermemiştir

Allah Resulünün savaşta esir düşmüş iki eşi vardır fakat Allah Resulü savaşlarda cariye almamıştır, bunu yapmaya toplumsal örf izin verir, gücü de vardır ama yapmamıştır. İslam’da savaşa katılmayanların cariye alınması diye bir durum yoktur, Mekke fethedilirken bile en çok kötülüğü yapan bu insanlar serbest bırakılmışlardır.

Hür insanlar İslam’dan önce baskınlarla kaçırmayla vs. köle olurken, İslam’la birlikte kişilerin canları ve malları dokunulmaz olmuş, savaş için gelmeyen hiç kimsenin köle ve cariye olarak el konulması, satılmasının önü kapatılmıştır. Bu durum hem Hz. Muhammed zamanında hem Raşid halifeler devrinde böyle olmuştur, insanların malları, canları ve hürriyetleri dokunulmaz kabul edilmiştir.

Kuran’ın cariyelik ve kölelik haklarını düzenlemesi

Kuran, köleliği veya cariyeliği emretmediği için kölelik ve cariyelikle ilgili hükümler köle ve cariye sahibi olan kişiler için geçerlidir. Günümüzde kölelik olmadığı için bu ayetler ne olacak diye sorulmaz. Eğer kölelik varsa hüküm kullanılır. Örneğin savaş esirlerinizi kömür ocaklarında çalıştırıyorsunuz diyelim, bu durumadı kölelik olmayan bir köleliktir ve Kuran’ın emriyle onlara iyi davranıp zorbalık yapmamanız gerekir.

Yani sebep varsa ilgili hüküm kullanılır sebep yoksa hüküm orada bekler. Bu sadece kölelik için değil her durum için geçerlidir. Örnek olarak bir toplumda hırsızlık olmasa bile kanunlarda hırsızlıkla ilgili hükümler vardır ve birgün insanlar hırsızlığı geri getirirlerse oradaki kanunlar tatbik edilir. Kuran’da da bunun gibi kölelerin ve cariyelerin hukuklarını koruyan ayetler vardır ve savaş esirliğinin olduğu zamanlarda esirlerin bu hukuku gözetilmelidir. Köle ve cariye, savaş esiri demektir ve aslında savaş esirleri günümüz toplumlarında dâhil her zaman olmuştur.

Nisa 25 cariyelerle evlenmek

Soru: Yukarıdaki Nisa 25 ayetine göre cariyelerle evlenmek kötü müdür?

Cevap: Evlilikte denklik önemli. Denklik olmadığı zaman o evlilik sağlam temeller üzerine kurulmuyor. Buna Hz. Zeyd ve Zeynebin evliliği şahittir. Allah yasaklamıyor ama hür kişinin hür kültürden gelmiş biriyle evlenmesi evliliğin kültürel açıdan problem vermemesi ve uyumsuzluk yaratmaması açısından önemli bir husus.

Yazarın önerisi:  108# Nisa 34: Kadının yuvasını koruyan ve diyalog tavsiye eden ayet

Dengi ile evlilik yapılmayan aileler günümüzde dahi çok yürümüyor, sağlam olmuyor, bir müddet sonra sevgi gidiyor, yerini farklı düşüncelere bırakabiliyor. O yüzden hür birinin köle bir kadınla evlenip sonradan kendi de kültürel bir uyumsuzluk yaşaması ve her iki tarafında rahatsız olması olağan bir durumdur. Yani durum tamamen kültürel doku uyumu ile alakalı bir durum, köleyi veya cariyeyi aşağılama durumu değil.

Nisa 36: “…sahibi olduğunuz köle ve cariyelere iyilik edin…”

Bakara 221: “Elbette iffetli bir cariye, hür bir müşrikten sizin için daha hayırlıdır…””

Özetle

Cariyelik ve kölelik gibi uygulamalar “silahların eşitliği ve mütekabil kuvvetlerin dengesinin bozulmaması” ilkesi gereği tek seferde kaldırılmamıştır, fakat Kuran (bir toplum hekimliği ile bütün insanlık buna hazır olduğunda) kölelik ve cariyeliğin kalkmasını tavsiye etmiştir. Kuran köle ve cariyelere iyilikler yapılmasını emrederek onları koruma altına almıştır. Cariyeler hizmetçilerdir; ateistlerin vazgeçemediği ve seks işçileri olarak tanımladıkları günümüz porno sektörünün kurban kadınları gibi birer ortalık fahişesi değildir, kendilerine nikâh kıyılan, hakları olan ve kötü davranılmasının yasaklandığı kişilerdir.

Nisa 36: “…sahibi olduğunuz köle ve cariyelere iyilik edin…”

Bakara 221: “Elbette iffetli bir cariye, hür bir müşrikten sizin için daha hayırlıdır…””

Ek olarak; İslam’da kölelik (cariyelik) vardır diye propaganda yapanlar yanılıyor, çünkü İslam’da cariyeliğin olması için İslam’ın cariyeliği emretmesi veya teşvik etmesi gerekir. Cariyelik olmayan toplumlarda da cariyelik olsun diye teşvik ederse o zaman İslam’da cariyelik var denebilirdi. Fakat Kuran köleliği yani cariyeliği kaldırmayı öğütler, kaldırmak zor gelen toplumlar için ise köle ve cariyelerin haklarını koruyacak emirler verir. Bu yüzden İslam’da kölelik ve cariyelik yoktur, İslam’ın bir emri değildir. İslam kölesiz ve cariyesiz bir toplumda daha güzel yaşanabilir.

Beled 12: “Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle (cariye) azat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.”

Kaynaklar

  1. “Nihayetu’l-muhtac,29/343-şamile”.
  2. Muğnil-Muhtac, 20/316.
  3. el-Bedai’, 8/344-45-şamile.
  4. Şimşek, M.S., Kur’an’ın Ana Konuları, 2. Bs., Beyan Yay., İst., 2001, s. 198-203. Kaynak: Cariye ile nikâh şart mı? – MURAT KAYACAN.
  5. DUMAN, M.Z., İSLAMIN KÖLE VE CARİYE SORUNUNA YAKLAŞIMI. ilahiyat Fakültesi Dergisi, 2011/1.
  6. Hüseyin, ÇELİK. KUR’AN-I KERİM’DE CARİYELERLE EVLİLİK MESELESİ. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, (18), 137-173.
  7. 123 Serahsî, el-Mebsût, 5/108; Cassâs, Ahkamu’l-Kur’an, 2/225; Kurtûbî, Ahkâmu’l-Kur’an, 5/139; Ebu Hayyan, Bahrü’l-Muhît, 3/230; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/490; eş-Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, s. 292 124
  8. Kurtûbî, Ahkâmu’l-Kur’an, 5/139; Ebu Hayyan, Bahrü’l-Muhît, 3/230; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/490; eş-Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, s.292 125
  9. Kurtûbî, Ahkâmu’l-Kur’an, 5/139; Ebu Hayyan, Bahrü’l-Muhît, 3/230; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/490; eş-Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, s. 292
  10.  İbn Aşûr, Et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, 5/6
  11. Serahsî, elMebsût, 5/108; es-Seâlibî, el-Cevâhir, 2/216; elKurtûbî, el-Kâfî, s. 244; İbn Aşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, 5/13; Yazır, Hak Dînî Kur’an Dilî, 2/1329
  12. el-Fîruzâbâdî, Tenvîrü’l-Mikbâs min Tefsîri İbni Abbâs, s. 89; Ebubekir İbnü’l Arabî, Ahkamu’l-Kurân, 1/388; İbn Atiyye, Muharrerü’l-Vecîz, s. 424; el-Cevzî, Zâdü’l-Mesîr, 2/57; el-Cevzî, Abdurrahman b. Ali, Tezkiretü’l-Erîb fî Tefsîri’l-Garîb, Beyrut: Dârü’lKütübi’l-İlmiyye, 2004, s. 62; İbn Aşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, 5/14; Sabûnî, Âyâtü’l-Ahkâm, 2/189; Serahsî, elMebsût, 5/111
  13. Serahsî, elMebsût, 5/108; Cassâs, Ahkamu’l-Kur’an, 2/225; Kurtûbî, Ahkâmu’l-Kur’an, 5/139; Ebu Hayyan, Bahrü’l-Muhît, 3/230; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/490; eş-Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, s. 292
  14. Kurtûbî, Ahkâmu’l-Kur’an, 5/139; Ebu Hayyan, Bahrü’l-Muhît, 3/230; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/490; eş-Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, s. 292
  15. Kurtûbî, Ahkâmu’l-Kur’an, 5/139; Ebu Hayyan, Bahrü’l-Muhît, 3/230; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/490; eş-Şevkânî, Fethu’l-Kadîr, s. 292
  16. Hüseyin, Ç. E. L. İ. KUR’AN-I KER İM’DE CAR İYELERLE EVLİ Lİ K MESELES İ. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, (18), 137-173. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ksuifd/issue/10252/243366
blank