Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

UYDURMA HADİSLER
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] UYDURMA HADİSLER

(@mutefekkir)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 9
 

@xyz123 Kendi aklınız ile mi anlıyorsunuz? O halde akla uymayan tüm ayet ve hadisleri de reddedin? Hz.Peygamber(sallallahu aleyhi ve sellem) efendimizden beri sahih yed silsilesi ile icazet yoluyla gelen ilim boşunaymış. Subhanallah! Konuyu kapatalım. Uzatmak istemiyorum.


   
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 
Gönderen: @coc

@drobooss hadis usülü bilmem diyorsunuz ama hadisler hakkında bilmeden konuşuyorsunuz. Burada kalbini kırmak istemiyorum ama hadis usülü bilmeden hadisler hakkında konuşmamak gerek, siz biraz bunu yapıyorsunuz. Yanlış anlama beni sadece seni uyarmak istiyorum.

Teşekkürler.

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1214
 
Gönderen: @mutefekkir

O halde akla uymayan tüm ayet ve hadisleri de reddedin?

Akla uymayan ayet ve hadis yoktur.

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı
(@muslumangenc)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 14
 
Konuyu açan hesap benimdir . Eski hesabımı artık kullanmıyorum . Artık bu hesaptayım.
 
 
Kim nefsini bilirse Rabbini de bilmiştir
 
Bu sözün aslı yoktur.
Hafız Es-Sehâvî şöyle der: « Ebû Muzaffer b. Sem’âni der ki: ‘Bu söz merfû olarak bilinmez, bilakis Yahya b. Muâz er-Razi’nin sözü olarak hikâye edilir.’ »
(Makâsıd, s.198)
Nevevi de buna benzer olarak bu söz için ‘kanıtlanmamıştır’ demiştir.”
( El-Mukasıd El-Hasene sy.491, no.1149 )
en- Nevevi : rivayetin sabit olmadığını söyler.
Suyûtî (Zeyl el-Muduât, s.203)de buna katılır. Bu hadisin Sahih olmadığını söyler( Haavi lil Fetaavi 2/351)
 
Şeyh Aliyyu’l-Kâri, (Mevduât, sf: 83) İbn Teymiyye’nin rivayet hakkında uydurma dediğini nakleder. (El-Esrar El-Merfuat 83)
Kamûs’un sahibi Fiyruz Abâdî ise şöyle der: « Bu Nebevî hadislerden değildir, çoğu insanlar bunu Nebi (s.a.v.)’in hadislerinden sayarlar. Ancak aslı yoktur, bilâkis İsrailiyattandır: Yani Yahudi kültüründe ‘Ey insanoğlu! Kendini bil ve böylece Rabbinide bilirsin’ diye bilinir.” (El-Red Ala El-Mutaridin 2\37)
ElBani “Bunun aslı yoktur” demektedir
( Silsile El-Zayifa’ 1/165 no: 66 )
 
‘Ey insan nefsini bil ki; Rabbini tanıyasın’.»
İhtisas ehlinin hadis hakkındaki hükmü budur.
 
**************************
 
حب الوطن من الإيمان
Vatan sevgisi imandandır
(Ebu'l-Fezâil Radıyyuddîn -Radî- Hasen b. Muhammed b. Hasen es-Sâgānî, el-Ehadîsu’l-Mevdua, sf: 7)
Uydurmadır.
Es- Sagânî ve diğer muhaddislerde uydurma olduğunu beyan ederler. 
 
UMMETİMİN İHTİLÂFI RAHMETTİR.”
(“Ummetimin ihtilâfı rahmettir.” El-Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1:64; el-Munâvî, Feyzu’l-Kadîr, 1:210-212.)
Ali el-Karî bu hadis (söz) hakkında diyor ki:
İmamların çoğu bunun aslının olmadığını zannettiler. Fakat, Hattabî bunu Garibu’l-Hadis’te istitraden zikretti ve kendi kanaatına göre aslının olduğunu bildirdi.
Suyutî Camiu’s-Sağir’inde şöyle demiştir: Nasr el-Makdisî Hucce’sinde onu tahriç etti ve Beyhakî Risaletu’l-Eş’ariyye’de senetsiz olarak zikretti, ayrıca Huleymi, Kadı Huseyin, İmamu’l-Harameyn ve diğerleri de hadisi zikrettiler.
Munavi, Suyuti’nin şu sözüne bağlı olarak şöyle demiştir: “Subki şöyle demiştir... (ve ondan zikrettiğimiz sözünü nakletti). Sonra da Munavi şöyle dedi: Hafız el-Iraki, bunun senedinin zayıf olduğunu söylemişdir. (Munavi, Feyzu’l-Kadir I, 212-213)
Bu hadis, hafızların bizim ulaşamadığımız bazı kitaplarında olabilir, Allahu a‘lem, dedi.
Suyutî’nin bu sözü tartışmalıdır. Nitekim, âlimlerin bu konuda açıklamaları vardır:
Bu asrın muhaddisi Muhammed Nasuruddin el-Elbani ise şöyle demişdir:
Bu hadisin aslı yoktur. İbni Hazm’dan nakledildiğine göre, o bu hadis batıl ve mekzubtur, demiştir (Elbani, Silsiletu’l-ahadisu’d-daife ve’l-mevzu’a, 76)
Buna göre, hadis sahih değildir veya çok zayıftır ki bunun gibisiyle delil getirilmez. Delil getirmeye elverişli de değildir.
Subkî de: Bu, muhaddislerce bilinen bir hadis değildir. Ben ne sahih, ne zayıf ve ne de mevzu bir senetle bu hadise rastladım, aslının olduğunu zannetmiyorum diyor. (Sabbâğ, Tahkīk ve Ta‘lik, 109, 6. Dipnot.)
Ancak bu bir kimsenin sözü olabilir. Belki de birisi “ümmetimin ihtilafı rahmettir” deyip, bazıları da onu alarak, hadis zannetmiş ve peygamberin sözü saymıştır. Hala inanıyorum ki, bu hadisin aslı yoktur. Bunun asılsız olduğuna rahmetin ihtilaf etmemeyi gerektirdiğini bildiren ayet ve sahih hadislerle delil getirilmiştir (Alusi,Tefsir, IV, 24)
İbn Hazm, İhkâm’da: Bu, hadis değildir; bilâkis o, batıldır, mevzudur. Çünkü, eğer ihtilâf rahmet olsaydı, ittifak gazab olurdu. Bu ise, hiçbir Müslümanın söyleyemeyeceği bir şeydir, diyor.
(Muhammed b. Cemil, Fırka-i Nâciye -Kurtulan Toplum-, çev. Mehmed Alptekin, Saff Yayınları,1989, 115)
 
Ummetimin ihtilafı rahmettir” hadisinin elimizdeki kaynaklarda merfu/sahih bir senedi yoktur.
El-Beyhakî, İmam el-Eş’arî’yi müdafaa maksadıyla kaleme aldığı er-Risâletu’l-Eş’ariyye’sinde [İbn Asâkir, Tebyînu Kezibi’l-Mufterî, 100 vd.] bu hadisi senetsiz olarak nakletmiştir. (İbn Asâkir, Tebyînu Kezibi’l-Mufterî, 106)
Bu hadisi (sözü)bu lafızla zikreden kaynakların hiç birisinde sened zikredilmemiştir. Hatta es-Subkî, “Muhaddisler tarafından bilinmemektedir. Bu rivayetin ne sahih, ne hasen, ne de mevzu bir senedine rastlamadım” demiştir. [el-Munâvî, Feydu’l-Kadîr, I, 212.]
Yaygın olarak zikredilmesi dolayısıyla es-Süyûtî, “Belki önceki Hadis alimlerinin eserlerinde senedli olarak zikredilmiştir de, onların eserleri bizlere ulaşmamıştır” demiştir.[el-Câmi’u’s-Sağîr, I, 210]
Bu rivayeti senetsiz olarak veren kaynaklar es-Sehâvî, el-Aclûnî ve daha birçok alim tarafından zikredilmiştir.
[el-Makâsıdu’l-Hasene, 26-7; Keşfu’l-Hafâ, I, 66-7]
İbni Dibağ eş-Şeybani de şöyle demiştir: Alimlerin çoğu bu hadisin aslının olmadığını söylemiştir. Fakat Hattabi bunu Ğaribü’l-Hadis’inde istidraden (dolaylı olarak) zikrederek kendisine göre aslının olduğunu hissettirmiştir.
(İbn Dibağ eş-Şeybani, Temyizu’t-tayyib mine’l-hadis, 85)
 
Hasılı “Ummetimin ihtilafı rahmettir” hadisinin(sözünün) aslı (senedi) bulunamamıştır. Bu sebeble onu Efendimiz (s.a.v)’e izafe ederek nakletmek doğru değildir.
 
 
Sen olmasaydın Ya Muhammed! Evreni yaratmazdım’ 
لما اقترف آدم الخطيئة؛ قال: يا رب! أسألك بحق محمد لما غفرت لي. فقال الله: يا آدم! وكيف عرفت محمدا، ولم أخلقه؟ قال يا رب! لما خلقتني بيدك، ونفخت في من روحك؛ رفعت رأسي، فرأيت على قوائم العرش مكتوبا: لا إله إلا الله محمد رسول الله، فعلمت أنك لم تضف إلى اسمك إلا أحب الخلق إليك. فقال الله: صدقت يا آدم! إنه لأحب الخلق إلي، ادعني بحقه، فقد غفرت لك، ولولا محمد ما خلقتك 
 
‘’Adem (a.s.), günah işlediğinde şöyle dua etti:
Ya Rabb! Muhammed’in hakkı için benim günahımı bağışlamanı diliyorum.
Allahu Teala dedi ki: Ey Adem! Sen Muhammed’i nereden biliyorsun, ben onu daha yaratmadım.
Adem: Ey Rabbim, Sen beni yarattığında ve ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunları üzerinde ‘Lailahe İllAllah Muhammedun Rasulullah’ yazılı olduğunu gördüm. Ve bildim ki, Sen kendi adının yanına ancak en çok sevdiğin kişinin ismini ilave edersin.
Allahu Teala dediki: Doğru söylüyorsun ey Adem, o (Muhammed s.a.v.) benim en sevdiğim kulumdur. Sen Benden onun (Muhammed s.a.v.) hakkı için istedin, Ben seni bağışladım. Muhammed olmasaydı Ben seni yaratmazdım’’
(Hakim, Mustedrak, 2/615; Ömer (r.anh)’dan merfu olarak ; İbn Asâkir (2/323), el-Beyhâki, Delâil’un-Nubuvve (5/488); Tabarânî, el-Mu’cemu’s-Sağir, 2/82-83; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 8/253; Suyûtî, ed-Durru’l-Mensûr, 1, 116. Yusuf Nebhanî, Huccetullahi ale’l-âlemin, sf: 210)
Uydurmadır !
 
Râvilerinden olan Abdurrahm an b. Zeyd b. Eslem hakkında İbn Hibbân şöyle der: «Hadis uydurmakla itham olunmuş, Leys, Malik ve İbn Lehi’a üzerine hadisler uydurmuştur. Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken, İbn Hacer el-Askalânî de ona katılır.
Zehebi, bu hadis hakkında: ‘’Hadis uydurmadır. Abdurrahman yalancıdır. Ve Abdullah İbni Meslem el-Fahri’nin kim olduğunu bilmiyorum’’ demektedir.
 
İmam Zehebî “Mizanu’l-İ’tidal” isimli eserinde bunun “batıl ve uydurma bir haber” olduğunu söyledi, İbnu Hacer el-Askalânî de “Lisanu’l-Mizan” isimli eserinde ona muvafakat etti.
Elbânî, Abdurrahman bin Zeyd bin Eslem’in zayıf olduğu konusunda ittifak vardır. Ahmed bin Hanbel, Ebû Zur’a, Ebû Hatemi, En-Nesâî, ed-Dârâkutnî ve başkaları onu zayıf görmüştür.
Elbânî: ...“Bana göre ...Zehebî el-Mîzân’da “el-Fiherî”ye yer vererek ona hadis isnad ettikten sonra bunun batıl bir haber olduğunu söyler.” Dedi.
İbn Hacer de, el-İsabe’de 3/360’ta aynısını söylüyor ve ilaveten el-Fiherî hakkında şöyle diyor: “Emsali olduğundan muhtemelen bu ondan önceki kişi olabilir. Bu kişi Abdullah bin Muslim bin Ruseyid’dir. İbn Hacer diyor ki: “İbn Hibban onu hadis uydurmakla itham” etti.
 
Hâkim’in bu hadisle ilgili rivâyeti, onu red nedenlerinden biridir. Zira kendisi “el Medhulu İlla Ma’rifeti’s-Sahih-i Mine’s-Sakîm” adlı kitabında (uydurma) hadisler rivâyet ettiğini söyler.
Bu işin erbabından olan ve düşünebilen bir insan, bu yaptığının onun aleyhinde olduğu konusunda zorluk çekmez.
Elbânî der ki: Hâkim, el-Mustedrak’te kendi kendine çelişkiye düşmüştür. Zira (cilt 3, sf:332)’de adı geçen Abdurrahman’dan rivâyetten başka bir hadis sahih görmediği halde bunu rivâyet etmiştir. Ayrıca Buhârî ve Muslim’in, Abdurrahman bin Zeyd’i Huccet olarak kabul etmediklerini de söyler.
Değişik yollarında merfu mu? Yoksa mevkûf mu? Olduğunda çelişkilik derecesinde farklılık vardır.
Bu hadisi Kur’ân-ı Kerîm’e ters düşmesinden hadisin batıl ve uydurma olduğunu söyleyen âlimlerin tesbitini güçlendirmektedir.
 
 
Ben gizli bir hazineydim ve ben bilinmeyi diliyordum bundan dolayı ben yaratılmış olanı (insanoğlunu) yarattım sonra kendimi onlara bildirdim ve onlar beni tanıdı”. Sözü
 
Sehavi (905 , İbni Hacer El-Askalani’nin öğrencisi) dedi ki “İbni Teymiyye derki “İbni Teymiyye derki ‘bu Peygamberin (s.a.v.) hadislerinden değildir ve sahih yada zayıf oluşuna dair bilinen hiç bir isnad yoktur.’ Zerkaşi ve Şeyhimiz (İbni Hacer) onu (bu kararında) desteklemiştir.” (Sehavi, el-Makasıdu’l-hasene, no. 838)
 
Suyuti (911) dediki “bunun aslı yoktur” (Suyuti, Durur al Muntasar, no. 330)
El Acluni (1162) dediki “bu söylem genellikle ona itimat eden ve bazı temellerini onun üzerine kuran sufilerde vuku bulur.” (El-Acluni, Keşfu’l-hafa, no. 2016)
El- Elbani derki “bu hadisin aslı yoktur” (Muhammed Nasiruddin El-Elbani, Silsile El-Zayıf, 1/166)
 
 
 ، أوْ فاَسْتَعِينُوا بِأَهْلِ اْلقُبُورِ
“İşlerinizde ne yapacağınızı şaşırdığınızda kabirlerdeki ölülerden yardım isteyiniz”
(İsmail b. Muhammed el-Aclûnî, Keşf’ul-hafâ, Beyrut 1988/1408, c. I, s. 8. ; Mahmut USTAOSMANOĞLU -Mahmud Efendi- başkanlığında bir heyet, Ruhu’l-Furkan Tefsiri, İstanbul 1992, c. II, s.82)
 
Halbuki İbn Teymiye’nin de belirttiği gibi “Peygamberimizin hadislerini iyi bilen ulemanın ittifakıyla bu söz yalandır, Peygamberimize yapılmış bir iftiradır. Hadis ulemasından hiçbiri bunu hadis diye rivayet etmemiştir. Güvenilir hadis kitaplarının hiçbirinde bulunmamaktadır. (İbn Teymiye, Mecmu-u Fetâvâ, c: 1, s: 356) Şirk kapısını açan biri tarafından yapılmış bir uydurmadır.” (Mecmu-u Fetâvâ, c: 11, s: 293)
 
Alimlerin mürekkebi şehidlerin kanından daha faziletlidir” sözü
(Suyûti, Keşfu’l Hâfa, 2/400)
 
يوزن يوم القيامة مداد العلماء ودم الشهداء؛ فيرجح مداد العلماء على دم الشهداء
رواه الشيرازي عن أنس، ورواه الموهبي عن عمران بن الحصين، وأخرجه ابن عبد البر عن أبي الدرداء، وابن الجوزي في "العلل" عن النعمان بن بشير، قال المناوي: وأسانيده ضعيفة؛ لكن يقوي بعضها بعضًا؛ قاله في التمييز، وسكت عليه، لكن قال ابن الغرس. هو ضعيف
 
El-Mekasıd’da , bunun el-Hasan el-Basri’nin sözü olduğu söylenir. İbn Abdilberr bunu , Ebu’d-Derda’dan merfu olarak şu lafızıla rivayet eder :
“Kıyamet günü alimlerin mürekkebi , şehidlerin kanıyla tartılır”.
El-Hatib bunu , İbn Ömer’den şöyle rivayet eder: “Alimlerin mürekkebi , şehidlerin kanıyla tartılır ve alimlerin kanı ondan ağır gelir.” İsnadında hadis uydurmakla suçlanan biri vardır.
Ez-Zeyl’de bu hadis “uydurma”dır denilmiştir.
Senedinde İsmail İbn Muhammed İbn Ziyad vardır. O, İsmail İbn Muslim’dir. Musul Kâdı’sı’dır, yalancıdır.
 
(İmam Şevkani ; El-Fevaid El-Mecmua Fi’l-Ehadis El-Mevdua -MEVZU HADİSLER, sayfa 405, Medarik yayınları)
 
 
Ben ne yeryüzüne ne de göğüme sığarım, fakat mu’min kulumun kalbine sığarım.” (Sözü)
 
Rivâyet uydurmadır:
Iraki, bu şekilde tahric edilen bir rivayet görmediğini ifade etmiştir. İsrailiyat olduğu da ifade edilmiştir. (Keşfu’l-Hafâ 2:165)
Hadis diye uydurulan bu sözün geçtiği bazı kaynaklar :
(El-Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ 2:165; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kutu’l-Kulub, I, 240; Gazzâli, İhya, III, 14; İbn Arabî, el-Futûhât, I, 732, VI, 4, VIIı, 103. El-Futuhat, , 325, IV, 184, 322, V, 138, 165, 327, VII, 166, VIII, 308,470, IX, 257, 276, X, 52, 53 (O. Yahyaneşri); Suhrererdî, Avârif, 133; Sadreddin Konevî, Kırk Hadis, 82; Kâşânî, Istılahât es-Sûfiyye, 122; Eşrefoğlu Rumî, Muzekki’n-Nufûs Tercümesi, 43, 424; Abdurrahman el-Câmî, Nefehat Tercümesi, 51; Bursevî, Temamu’1-Feyz, 11/a; Ali el-Kârî, er-Redd Alel-Kâilin Bi Vahdeti’l-Vucud, 116; İsmail Ankaravi, Mirihâcu’I-Fukara, 181; İmâm Rabbani, el-Mektûbât, I, 101, 325, II, 30, 128, III, 65; Gümüşhanevî, Câmiu’l-Usûl, 24; Ramazanoglu Mahmud Sami, Musahabe, IV, 141; Süleyman Ateş, İslâm Tasavvufu, 95; İsmail Çerin. Edeple Varış Lutuflâ Dönüş, 268; Abdurrahman Umeyre, et-Tasamıf, 100)
 
Hadis âlimlerinin bu uydurma söz hakkında dedikleri :
Hafız Iraki, “aslını bulamadım” demiştir. (Irakî, el-Muğnî, III, 14)
 
Subki (771/1369), “bunun isnadını bulamadım” demiştir. (Sııbki, et-Tabakat, VI, 331)
 
Zerkeşi, “bu sözü zındıkların uydurduğunu” belirtmiştir. (Zerkeşî, Tezkira, 135)
Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye, “Hamd Allah içindir. Bu söz İsrailiyat arasında zikredilmektedir.
 
Ebû Umâme, Rasûlullah’ın (s.a.v.) şöyle dediğini rivayet etmiştir:
“Allah Teâlâ’nın yeryüzünde birtakım kapları vardır. Onların Allah’a sevimli olanları, ince ve pâk olanlarıdır. Allah’ın yeryüzündeki kapları, sâlih kullarının kalpleridir”
(Ahmed b. Hanbel, Zuhd, sf: 223, Hadis no, 827; Zebidi, İthâfu’s-sâdeti’l-muttakîn, 6/209, 7/234; Suyuti, Camiu’s Sağir, 2, 415; Nebhani, El-Fethu’l Kebir, Hadis no: 4103, 1/374 ; Munavi, Feyzu’l Kâdir, 2375, 3720 ,2 / 629)
 
Rivâyet uydurmadır:
 
Hadis diye uydurulan bu sözün geçtiği bazı kaynaklar :
(Hakim Tirmizi, Nevadir II, 320, 336, 337, 529; Ebu Talib el-Mekki, Kutul-Kulub, 1,240; Gazali, İhya, III, 15)
Hadis âlimlerinin bu uydurma söz hakkında dedikleri :
Mâna olarak bir önceki hadise yakın görünen ve Ebu Inabe tarafından rivayet edilen hadisi Taberâni (360/971) nakletmiştir.
 
Senette yer alan Bakıyye b. Velid (197/813) mudellis bir ravidir. Fakat hadisi tedlisi saklayarak rivayet etmiştir.
Bu râvi hakkında hadis alimleri şunları söylemiştir:
 
İbn Huzeyme (311/923) “Bakıyye’yi huccet kabul etmem.”
Yahya b. Main ve Ebu Zur’a; “O’nun meçhul ve metruk râvilerden rivayette bulunduğunda tedlis hilesine başvurduğunu” söylemişlerdir.
Ahmed b. Hanbel, “Bakıyye bilinmeyen kişilerden rivayette bulunursa onu kabul etmeyin.”
Ebu Hatim (277/890) “Tanınmayan kişilerden rivayeti munkerdir.”
Ebu hatim, “Ebu Mısher’in onun hakkında Bakıyye’nin hadislerinden sakın, onlardan uzak dur, çünkü temiz değildir.”
Iraki (806/1403) “aslı yok” derken,
Subki (771/1369) “onu isnadını bulamadığı hadisler arasına koymuştur.”
 
(Sehâvî, el-Mekâsıd, 347; İbn Tolıın, eş-Şezra, II, 117; Munâvi, Feyz, II, 496; Zehebî, el-Muğni, 1,109; Ukaylî, ed-Du’afâ el-Kebir, 1.162; İbn Hıbbân, el-Mecrûhîn, 1,201; İbn Adiyy, el-Kâmil, II, 504;
Bakiyye b, Velki’in tercemesi için:
İbn Adiyy, el-Kârnil, II, 504-511; İbn Hacer, Tehzibu’t-Tehzib, 1, 473-478; Irakî, el-Muğnî, 10.15, Subkî’a Tabakat, VI, 3l6)
 
أحبوا العرب لثلاث لأني عربي والقرآن عربي وكلام أهل الجنة عربي
“Şu üç şeyden dolayı Arabları seviniz: Çünkü ben Arab’ım, Kur’an Arabcadır ve Cennetliklerin dili Arabcadır.”
Sahih değildir.
 
(Hâkim, el-Mustedrak, c: 4, s: 87; Beyhaki, Şuabu’l-İmân, c: 3, s: 34, Hadis no: 1433, 1610; Feyzu’l-Kadîr, 1:178 Hadis no: 225; Halimi Minhac (2/77); İbni Asakir (5/397); Ukayli Duafa(3/348); Suyuti, Leali (1/404); Fevaidu Mecmua(413); Fethul Kebir(353); Mecmauz Zevaid (10/52); Esrarul Merfua (706); Tenzihuş Şeria (2/30); İhyau Ulumid Din (2/364); Zehebi, Mizan (5737); Keşfu’l Hafa (133); Zubeydi İthaf (7/112); Durru Mensur (4/3); Kenz (33922); Nevafihul Atire (47); Tahricul İhya(2/364); Lisanul Mizan(4/486) İlelul Hadis (4641) Daife (160); İbni Cevzi, Mevduat (2/46); Ahmed Bin Mubarak, El İbriz (161); Kurtubi (1/23); Taberani (11/185); İbni Mende, Tercemeti Ebul Kasım Suleyman Bin Ahmed (1/357); Cami us Sagir (225); İbni Teymiyye İktiza (s212)
 
 
Ahmed b. Hanbel’in bu rivayeti “zayıf” gördüğü,
Ukaylî’nin munker” ve “aslı yoktur” ve, Zehebî’nin ise “uydurma” dediği kaydedilmiştir.  Muhaddislerin gerek bu ifadeleri ve gerekse rivayetin farklı geliş yolları ve râvileriyle ilgili değerlendirmeleri hakkında geniş bilgi için: (Heysemi, Mecmau’z-Zevâid, c: 10, s: 25; Zehebî, Telhîsu Kitâbi’l- Mevzûât, c: 1, s: 92; Suyûtî, el-Leâli’l-Masnûa, c: 1, s: 404-405; Fetteni, Tezkiretu’l-Mevzûât, c: 1, s:112; İbn Arrâk, Tenzihu’ş-Şeria, c: 2, s: 30-31; Şevkânî,el-Fevâidu’l-Mecmûa, s: 413; Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, c: 1, s: 54-
 
Benim Ümmetimin Ömrü 1500 Seneyi Pek Geçmeyecektir” Sözü
(Suyuti, el-Keşfu an Mucavezeti Hazihil Ummeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi, Suyuti. 2/248, tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi ; Said Nursi Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 46; Kastamonu Lahikası, s. 33)
Dünyanın ömrünü yedi bin yılla tahdit eden ve Peygamber’in altıncı bin yılın sonunda geldiğini bildiren haberlerden sadece birisi merfu olarak rivayet edilmis, ancak ibnu’l-Cevzî ve diğer hadis uzman ve sarrafları bunun da uydurma olduğuna hükmetmislerdir.
Madem bu haberlerin herhangi bir kıymeti yoktur, öyleyse hadislere dil uzatmak için bize bir sebeb teskil edemez. Bunlardan bazıları mevkuf olarak sahabeden ve tâbiundan rivayet edilmistir. Sabit oldukları kabul edilse dahi, husn-u niyetle Müslüman olan ehl-i kitabdan aldıkları, batıl israiliyattan oldukları muhakkaktır. Maazallah merfu olmaları mümkün degildir.
 
Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalış” sözü
( اعمل لدنياك آأنك تعيش أبدا، واعمل لآخرتك آأنك تموت غدا )
 
Merfû olarak aslı yoktur. Ancak son zamanlarda halk arasında şöhret bulmuştur.
 
Nasıruddin Albani , “Silsiletul Daifa Vel mevdua” cilt: 1 (muhtasar)
Hadîs dilinde “meşhur” deyince Rasululah (s.a.v.)`tan itibaren her devirde en az üç ravinin rivayet etmiş olduğu hadis anlaşılır. (Abdullah AYDINLI, Hadis Istilahları Sözlügü 97)
Bahsi geçen söz ise hakkındaki meşhurluk, halk arasında yaygın anlamındadır.
Aslında uydurma olan bir söz, sonradan halk arasında yaygın, yani meşhur hale gelebilir: Bu onun “sahih” olduğunu göstermez.
Önce bu “söz” altı değil, meşhur dokuz hadis kitabında da yoktur.
Hadis kitaplarından 2. Ve 3. Dereceden olan hadis olan Beyhakî ve İbn Kuteybe bile zayıf senetlerle rivayet etmişlerdir. Yine “Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (Câmiu’s-Sagîr, 2:12, Hadis No:1201.) şeklinde zayıf bir rivayette vardır.
 
Asrımızın muhaddislerinden Elbanî “Bu hadisin Rasulullah (sav)’a varan bir aslı bilinmemektedir” demektedir.
(Silsiletu’1-ehadîsid-Dâife, I/20 (H. 8) Ali İRFAN’ın yazdığı Mufassal Ahlak-i Medenî (Ist.1329) adlı kitabın baş tarafında A1i’nin sözü olarak verilmiş, kaynak gösterilmemiş
 
ALLAH’IN İLK YARATTIĞI ŞEY NURUMDUR”
 
Allah’ın ilk olarak Peygamber Efendimizin (s.a.v.) nurunu yaratmış olduğu, sabit bir gerçek olmadığı gibi, bunu belirten hiçbir sahih rivayet de yoktur. Bilâkis, Allah’ın ilk yarattığı şeyin “kalem” olduğuna dair hadisler vardır.
 
UMMETİMİN ALİMLERİ, BEN-İ İSRAİL’İN PEYGAMBERLERİ GİBİDİR”
علماء أمتي لي مثل أنبياء اسرائيل
Bu söz için Demirî ve Askalânî; Aslı yoktur, dediler.
Zerkeşî de böyle sükut etmiştir.
(Aliyyu’l-Karî, Esrâru’l-Merfû‘a, 247; Şevkânî, Fevâidu’l-Mecmû‘a, 286)
Es- Sehâvî şöyle der: “Hocamız (İbn Hacer) ve ondan önce de ed-Demîrî ve ez-Zerkeşî, “Aslı yoktur” demişlerdir. Bazıları buna, “Herhangi bir muteber kitapta mevcudiyeti bilinmemektedir” ifadesini de eklemiştir.”
(es-Sehâvî, el-Makâsıdu’l-Hasene, 286; krş. A.mlf. el-Ecvibetu’l-Mardıyye, I, 248; ez-Zerkeşî, et-Tezkire, 167; el-Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, II, 83)
 
NEFİSLE CİHAD, EN BÜYÜK CİHADDIR (!) (sözü)
 
İmam İbn Teymiye şöyle der:
“Bazılarının Tebük seferi dönüşünde , Rasulullah’ın ; “küçük cihaddan büyük cihada döndük” şeklinde söylediğini rivayet ettikleri hadisin aslı yoktur. Nebi’nin (s.a.v) söz ve fiillerini bilen hiç kimse bunu rivayet etmemiştir. Kafirlerle cihad , amellerin en büyüğü , hatta insanın yapacağı en büyük iyiliklerdendir. Tüm bunlardan sonra sonra hadisin mevzu olduğu hususunda şubhe edecek değilim”
(El Farku Beyne Evliya-i Rahman ve Evliya-i Şeytan s. 44-45)
Beyrûti (1276/1859) ve Elbânî ona “zayıf kaydı düşerlerken” îbn Teymiyye (728/1328), hadisin aslının olmadığını söylemiştir.
 
 
Kadınları odalarda bulundurmayın, onlara yazıyı öğretmeyin, yün eğirmeyi ve Nur suresini öğretin.”
(Zehebi, dipnotta bu hadisin mevdu – uydurma olduğunu belirtir. Zehebi, Mecmau’z-zevaid, IV, 93; Taberani’nin el-Mu’cemul Evsat’da bu rivayeti naklettiği, senedindeki Muhammed b. İbrahim eş-Şami hakkında Dârakutni’nin ‘’kezzab’’ (yalancı) değerlendirmesinde bulunduğunu belirtir. Yine Hafız Nuruddin el-Heysemi, Mecmau’z-Zevâid’de rivâyetin sahih olmadığını bildirir.)
 
Kadınlara yazı öğretilmesiyle ilgili olarak Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel’in rivayet ettiği sahih hadis gayet açıkken, bazı âlimlerin, rivayet zincirinde hadis münekkidlerinin uydurmacılık ve yalancılıkla itham ettikleri bir ravinin bulunduğu, Zehebi’nin yanında İbnu’l Cevzi’nin de uydurma (mevdu – uydurma) olduğunu belirttiği (el-Adabu’ş Şer’iyye, III, 296) bir rivayeti kabul edici izahı güç birtakım te’villere girişmelerini anlamak mümkün değildir.
(et-Teratib’ul İdariyye, Kettani – Dr. Ahmet Özel, s. 131-134)
 
Her kim günah işlerken gülerse, ateşe ağlayarak girer
( من أذنب وهو يضحك دخل النار وهو يبكي )
Uydurmadır.
Bu rivayette yukarıda geçen Muhammad b. Ziyâd adında yalancı ve hadis uyduran birisi kanalından gelmiştir.
 
Câhım (makamım) ile tevessül edin, çünkü cahım Allah’ın indinde büyüktür
( توسلوا بجاهي؛ فإن جاهي عند الله عظيم )
Bunun aslı yoktur.
Ravilerinden olan Umer b. İbrâhîm bilinmemektedir.
Rivayetin yalan olduğu gün gibi açıktır
 
Ashabım yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz” (İbn Abdi’l Berr, Camiul- İlm (2/91), İbn Hazm, İhkâm (6/82)
( أصحابي آالنجوم ، بأيهم اقتديتم ؛ اهتديتم )
Bu hadis uydurmadır.
Ravilerinden olan Sellâm b. Suleym yalancı olup, İbn Hibban’ın da dediği gibi uydurma hadisler rivayet etmiştir. Diğer bir râvi olan Hâris b. Gusayn ise bilinmemektedir. 
 
Ehli beytim yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz
( أهل بيتي آالنجوم ، بأيهم اقتديتم ؛ اهتديتم )
Uydurma
Ravilerinden olan Ahmed b. Kâsım er-Reyyân hakkında ez-Zehebî, yalancı olduğunu söyler.
Bu rivayet yalancı olan Ahmed b. Nubeyt nüshasındadır. Dolayısıyla İbn Arrâk [Tezih eş-Şeria’da (2/419)] rivayetin uydurma olduğunu beyan eder.
 
Ensenin meshi (cehennemde) zincirlemeden korur
( مسح الرقبة أمان من الغل )
Hadis uydurmadır.
En-Nevevî [el-Mecmû, 1/465]bu rivayetin uydurma olup Peygamber (s.a.s.)’in sözlerinden olmadığını söyler.
Es-Suyûtî [Zeyl el-Ahâdis el- Mevdûa, s.203] de bu sözü en-Nevevi’den naklederek ona katılır.
 
İnsanların hepsi ölüdür; ancak alimler, alimler de hepsi helâk olmuştur; ancak amel edenler, amel edenlerin hepsi ise boğulmuştur; ancak ihlaslı olanlar, ihlaslı olanlar da büyük bir tehlike üzeredirler.
( الناس آلهم موتى ؛ إلا العالمون، والعالمون آلهم هلكى ؛ إلا العاملون، والعاملون آلهم غرقى ؛ إلا
المخلصون ، والمخلصون على خطر عظيم )
Hadis uydurmadır.
Es-Sagânî aynı kaynakta rivayeti nakleder ve şöyle der: « Bu hadis iftiradır ve fasih değildir ».
 
Müminin artığı şifadır.
( سؤر المؤمن شفاء )
Bu sözün aslı yoktur.
Bunun böyle olduğunu Ahmed el-Gazzî [el-Ceddu’l-Hasis, s.168] ifâde eder.
El-Aclûnî [Keşfu’l-Hafâ, 1/458] de buna katılır.
 
Sarık ile kılınan namaz sarıksız kılınan namazın yirmi beşine eşittir. Sarık ile kılınan Cuma namazı sarıksız kılınan cumanın yetmişine eşittir. Gerçekten melekler sarıklıların cumasına katılırlar, güneş batana dek sarıklılar üzerine salât getirirler.
( صلاة بعمامة تعدل خمسا وعشرين صلاة بغير عمامة، وجمعة بعمامة تعدل سبعين جمعة بغير عمامة.
إن الملائكة ليشهدون الجمعة معتمين، ولا يزالون يصلون على أصحاب العمائم حتى تغرب الشمس )
Bu hadis uydurmadır.
İbn Neccâr rivâyet etmiştir.
İbn Hacer [Lisân el-Mizân, 3/244] « Bu uydurma bir hadistir » der. Bunuda es-Suyûtî Zeyl el-Ehâdis el-Mevdûa [s.110] naklederek bu hükme katılır.
İbn Arrâk [2/159] da aynı şekilde buna uyar. Sonradan es-Suyûtî bunu unutarak hadisi el-Câmiu’s-Sagîr de zikreder.
El- Munâvi, eserin Şerh’inde İbn Hacer’in hadise uydurma dediğini naklederek es- Suyûti’nin hata ettiğini belirtir.
 
Sözün en doğrusu, yanında hapşurulandır [et-Tâberânî, el-Evsat , 1/191/2/3502]
( أصدق الحديث ما عطس عنده )
Bu hadiste batıldır.
 
 
Örümcek şeytan olup Allâh onun şeklini değiştirmiştir, dolayısıyla onu öldürün
( العنكبوت شيطان مسخه الله ؛ فاقتلوه )
Hadis uydurmadır.
İbn Adiy[1/320] rivâyet etmiştir. Râvilerinden olan Mesleme hakkında şöyle der: « Meslemenin hadisleri, tamamen veya genelde mahfûz değildir.»
Bu hadisin bâtıl olduğuna başka bir delilde, Muslim[8/55] de gelen hadisle çatışmasıdır. ( Allâh hayvana dönüştürdüğü hiçbir şeye nesil ve soy kılmamıştır )
İbn Hazm Muhalla[7/430] da şöyle der: « Maymun ve domuz dışında gelen her mesh (dönüştürme), batıl, yalan ve uydurmadır.» Ancak es-Suyûtî adeti üzere yine muhâlefet ederek hadisi Câmi de zikreder!
 
Her kim Kur’an dan başkasıyla şifa isterse, Allah Teâla ona şifa vermesin
( من استشفى بغير القرآن ؛ فلا شفاه الله تعالى )
Hadis uydurmadır.
Es-Sâgânî el-Ehâdis el-Mevdûa [s.12.] da zikreder. El-Aclûnî el-Keşf[2/332] te buna katılır.
Hadisin aslını el-Vahidî Tefsirinde[2/185/2] rivâyet eder. Râvilerinden olan İbnu’l-Hâris’in hadisi terkedilmiştir. Ez-Zehebî Tarihu’s-Sahâbe adlı kitabında bu haberin sahih olmadığına işaret etmiştir. Bu hadis maddi tedaviyi terkedip, yanlız Kur’ân tilâvetine güvenmeye işaret etmektedir. Bu ise Rasul (s.a.s.)’in kavlî ve fiili sünnetiyle uzak ve yakından uyuşmamakta.
Rasûl (s.a.s.) defalarca maddi tedavi ile muâlece olup bunu emretmiştir. Şöyle buyurur:
(Ey Allâh’ın kulları! Tedavi olun ; Allâh indirdiği her hastalığa bir de ilaç indirmiştir )
Bu hadisi el-Hâkim sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
 
. Allâh Azze ve Celle ve Melekleri Cuma günü sarık saranlara salât getirirler [et-Taberânî, el-Kebir]
( إن الله عز وجل وملائكته يصلون على أصحاب العمائم يوم الجمعة )
Hadis uydurmadır.
İbnu’l-Cevzî [Mevdûât , 2/105.] şöyle der: « Bu hadisin aslı yoktur, (ravilerinden olan) Eyyub teferrud etmiştir.
Ezdî şöyle der: Bu hadis Eyyub’un uydurmasıdır, Yahyâ b. Main onun yalancı olduğunu söylemiştir, ed-Dârekutnî de onu terketmiştir.»
 
Üç şeyden dolayı Arabları sevin ; Çünkü ben arabım, Kur’ân arabçadır, Cennet ehlinin dili de arabçadır.
( أحبو العرب لثلاث ؛ لأني عربي ، والقرآن عربي ، وآلام أهل الجنة عربي )
(Hâkim, el-Mustedrak, C. 4, Hadis no: 87; Ma’rifetu Ulûm el-Hadis, s.161-162; el-Ukaylî Duafâ, s.327; et- Taberânî el-Kebir, 3/122/1, el-Evsat ; el-Beyhakî, Şuabu’l-İmân, C. 3, S : 34; Feyzu’l-Kadîr, 1:178 Hadis no: 225)
 
Hadis uydurmadır.
Bu senedin üç tane illeti vardır:
1-: Ravilerinden olan el-Alâ b. Amr hakkında ez-Zehebî metrûk olduğunu söyler, İbn Hibbân ise, mutlak olarak kendisiyle ihticac etmenin câiz olmadığını söyler.
2-: Diğer bir râvi olan Yahyâ b. Yezîd, muhaddislerce zayıf addedilmiştir.
3-: İbn Cureyc hadisi anana sigasıyla rivâyet etmiştir. Kendisi mudellistir. Hadisi İbnu’l-Cevzî [el-Mevdûât, 2/41]
El-Ukaylî’nin yoluyla zikrederek, el-Ukaylî’den hadisin munker olduğunu ve aslının olmadığını aktarır.
Ahmed b. Hanbel’in bu rivayeti “zayıf” gördüğü, Ukaylî’nin “munker” ve “aslı yoktur” ve Zehebî’nin ise “uydurma” dediği kaydedilmiştir.
 
Arablar itibarını kaybedince, İslâm da itibarını kaybeder.
( إذا ذلت العرب ؛ ذل الإسلام )
(Ebû Nuaym, Ahbâru Isbahân, 2/340; Ebu Ya’lâ, Musned 3/402/1881)
 
Hadis uydurmadır.
Ebû Hâtim şöyle der: « Bu hadis bâtıldır aslı yoktur.» Hadisin iki tane illeti vardır:
İlki: Ravilerinden olan Muhammed b. El-Hattâb, hâli itibarıyla mechûldur.
İkincisi: Ali b. Zeyd zayıftır.
 
Gerçekten her şeyin bir kalbi vardır, Kur’an’ın kalbide (Yâsindir). Kim onu okursa sanki Kur’an’ı on kere okumuş gibidir.
( إن لكل شيء قلبا ، وإن قلب القرآن (يسن) ، من قرأها ؛ فكأنما قرأ القرآن عشر مرات )
(et-Tirmizî, 4/46; ed-Dârimî, 2/456)
 
Hadis uydurmadır.
Et-Tirmizî, ravilerinden olan Hârûn b. Muhammed’in meçhûl olduğunu söyler. Ez- Zehebî de bu hadisi onun uydurduğunu zikreder. Ebû Hâtim ise hadisin batıl olup, aslının olmadığını bildirir. 
 
Kimin çocuğu olurda ona bereket talebiyle Muhammed ismini verirse; o ve çocuğu cennettedir
( من ولد له مولود، فسماه محمدا تبرآا به؛ آان هو ومولوده في الجنة)
(İbn Bukeyr, Fadlu men ismuhu Ahmed ve Muhammed, 1/58)
 
Hadis uydurmadır.
İbn Kayyım, ravilerinden olan Hâmid b. Hammâd el-Askerî yüzünden, hadisin bâtıl olduğunu belirtir. Eş-Şeyh el-Kâri [el-Mevdûât, s.109] de ona katılır.
Bu araştırmayı gözden kaçıran el-Munâvî es-Suyûtî’nin hadisi hasen saymasına katılır. Dolayısıyla buna aldanma.
 
 
53. “Bir saat düşünmek (tefekkur) , altmış sene ibâdetten daha hayırlıdır “
( فكرة ساعة خير من عبادة ستين سنة )
(Ebu eş-Şeyh, el-Azame, 1 / 297 / 42)
 
Bu söz uydurmadır.
İbnu’l-Cevzi, ravilerinden olan Osman b. Abdullah el-Kuraşi ve İshak b. Nuceyh el-Malatî’nin yalancı olduklarını söyler. [el-Mevduat, 3 / 144]
 
Biriniz hanımıyla veya cariyesiyle ilişkide bulunduğunda, edep yerine bakmasın, çünkü bu körlük bırakır. [İbn Adiy, 1/44 ; İbn Asâkir, 13/295/2; İbn Ebî Hâtim, 2/295]
( إذا جامع أحدآم زوجته أو جارية ؛ فلا ينظر إلى فرجها، فإن ذلك يورث العمى )
Hadis uydurmadır.
İbnu’l-Cevzî rivayeti el-mevdûât adlı kitabında zikreder. İbn Hibbân ve Ebu Hatim er-Râzi rivayetin uydurma olduğunu söylerler.
İbn Salâh hadisin gerçek illetine vakıf olmadığı için, isnadın ceyyid (iyi) olduğunu söyler
 
 
Âdem su ve çamur arasındayken Nebiydim.
( آنت نبيا وآدم بين الماء والطين )
Hadis uydurmadır.
 
Nebî olduğumda ne Âdem ne su ne de çamur vardı.
( آنت نبيا ولا آدم ولا ماء ولا طين )
Hadis uydurmadır.
Es-Suyûtî [Zeyl el-Ehâdîsi’l-Mevdûa, s.203] bunun ve bir önceki rivâyetin de uydurma olduğunu İbn Teymiyye’den nakleder ve ona katılır.
 
Son üç hadisin uydurma olduğu konusunda âlimler ittifak etmişlerdir
 
Hayırlı geceler

   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 
Gönderen: @coc

@drobooss hadis usülü bilmem diyorsunuz ama hadisler hakkında bilmeden konuşuyorsunuz. Burada kalbini kırmak istemiyorum ama hadis usülü bilmeden hadisler hakkında konuşmamak gerek, siz biraz bunu yapıyorsunuz. Yanlış anlama beni sadece seni uyarmak istiyorum.

En önemli hadis usulü şudur ki hiçbir hadis %100 Peygambere aittir veya %100 uydurmadır denemez. Hadis alimlerinin geliştirdikleri hadis eleme yöntemler sayesinde sadece doğruluk ihtimalleri artar. Örneğin Buhari'dekilerin ihtimalleri artar fakat hiçbir hadise %100 doğrudur diyecek bilgisi hiç kimsenin yok. Yüzde yüz yanlıştır diyecek bilgisi de kimsenin yok. @xyz123 ün belirttiği gibi İbnül Cevzi biraz hadis ayıklamıştır, yani bunların uydurma olma ihtimalleri çok yüksek demektir, yoksa %100 yalan diye söylemek de kimsenin haddi değil, isterse allame-i cihan olsun, kimse böyle gaybi bir konuda %100 kesin bilgiye sahip değildir. Sadece ihtimaller vardır. Doğruluğa yakın ihtimalle yanlışlığa yakın ihtimal arasında bir yere oturtmaya çalışırlar. 

Eski alimler kendilerine göre bir usul belirleyip hadisleri ayıklamaya çalışmışlar fakat usul her zaman geliştirilmeye devam edilebilir. Yeni akılcı kriterler eklenebilir. Örneğin denebilir ki bilim asrında yeni ortaya çıkan bilimsel gelişmelere mucize şekilde uyan hadislerin doğruluk payı yüksektir. Bu da yeni bir hadis usulü olabilir. Ben kendim bu usulü kullanıyorum. Sadece eskiden icat edilmiş hadis usulleri geçerlidir diyenler eskide kalabilirler.

Bunun yanında şunu da bilmek gerekiyor ki bir hadisin sahih olması, o hadisin kelimesi kelimesine de Peygamberimiz tarafından söylenmiş şekli olduğu anlamına gelmiyor. zaten aynı olay farklı hadis kitaplarında hatta aynı hadis kitaplarında farklı rivayetler ile aktarılması hadislerin geçirdiği dönüşümü göstermeye yetiyor. Bu yüzden bir hadise çok büyük ihtimalle sahih desek bile kelimesi kelimesine sahih olduğu anlamına gelmiyor. Hadisler konusunu burada çok konuştuk. Bu konuda anlattıklarım şurada:

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/islam/acve-hurmasi-ve-zehir-bahsi/#post-5199
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/s/sahih-hadisleri-diger-hadis-turlerinden-ayiran-fark-nedir/#post-5212
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/se/tekfir-konusu/#post-6334
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/se/tekfir-konusu/sayfa/2/#post-6351
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/fel/hadis-sorunsali-hakkinda-degerlendirmelerim/sayfa/2/#post-6869
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/s/tevbe-29-hz-muhammed-istihlak-yapmis-gibi-bir-mana-cikartiyor-mu/#post-7186
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/s/tevbe-29-hz-muhammed-istihlak-yapmis-gibi-bir-mana-cikartiyor-mu/sayfa/4/#post-7242
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/s/tevbe-29-hz-muhammed-istihlak-yapmis-gibi-bir-mana-cikartiyor-mu/sayfa/4/#post-7244
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/s/tevbe-29-hz-muhammed-istihlak-yapmis-gibi-bir-mana-cikartiyor-mu/sayfa/4/#post-7254

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2021/04/hadislerde-bilimsel-celiski-aramak/

 

 

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
(@partixan)
Katılım : 4 sene önce
Gönderiler: 285
 

@drobooss Levlake hadisi için Kutsi Hadis diyorlardı. Kafam karıştı şimdi


   
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 
Gönderen: @partixan

@drobooss Levlake hadisi için Kutsi Hadis diyorlardı. Kafam karıştı şimdi

Hadisler hakkında fazla kafanız karışmasın. Bir üstte hocamızın yorumu ve attığı linklerde yapmış olduğu açıklamaları var onları okudunuz mu?

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/islam/rasulullahi-kurutan-sozler-uydurma-hadisler/sayfa/2/#post-8458

 

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/s/sahih-hadisleri-diger-hadis-turlerinden-ayiran-fark-nedir/#post-5212 < hocamızın bu açıklamasını mutlaka okuyun kardeşim. Harika ötesi.

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
Sayfa 2 / 2

Başa dön tuşu