Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

Yargıçlar Dönemi ve...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Yargıçlar Dönemi ve Talut’un Kral Oluşu Hakkında Muhtemel Bir Arkeolojik Bulgu: Tell Qeiyafa Yazıtı

(@engin-zengin)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 40
Konu başlatıcı  

 

 


Kudüs’ün batısında yer alan ve Kudüs’ün merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta olan Khirbet Qeiyafa isimli arkeolojik bölgede yapılan kazılar Eski Ahit'te ismi Shaaraim olarak geçen kentin bulunmasını sağlamış gibi görünüyor. Kentin kendisinde bulunan özelliklerle birlikte birde yazıt bulunmuş oldu ki bu yazıt, Talut’un kral olmasıyla ilişkiliymiş gibi görünüyor. Qeiyafa şehrinin özelliklerinden ve bulunan yazıtla ilgili detaylardan bahsetmeden önce Kur'an'da ve Eski Ahit'te Talut’un kral olduğu döneme dair neler söylendiğini kısaca hatırlatmak istiyorum.

Bakara suresi Mealinden:
﴾246﴿
Mûsâ’dan sonra İsrâiloğulları’nın ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” dediklerinde o, “Üzerinize savaş farz kılındığında savaşmayacağınızdan korkarım” cevabını verdi. “Yurtlarımızdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımız halde Allah yolunda savaşmayıp da ne yapacağız?” dediler. Üzerlerine savaş farz kılınınca da, içlerinden azı müstesna, yüz çeviriverdiler. Allah zalimleri iyi bilmektedir.
2:247 -
Peygamberleri onlara: "Allah, size hükümdar olmak üzere Talût'u gönderdi." demişti. Onlar: "Ona bizim üzerimize hükümdar olmak nereden geldi? Oysa hükümdarlığa biz ondan daha lâyıkız, ona maldan bir genişlik, bir bolluk da verilmemiştir." dediler. Peygamberleri de "Onu sizin başınıza Allah seçmiş ve ona bilgi ve vücut bakımından bir güç, bir genişlik vermiştir." dedi. Hem Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir, o her şeyi bilir.
2:248 -
Peygamberleri, onlara şunu da söylemişti: Haberiniz olsun, Onun hükümdarlığının alâmeti, size o tabutun gelmesi olacaktır ki onda Rabbinizden bir sekine (sükûnet, gönül rahatlığı), Musa ve Harun ailelerinin bıraktıklarından bir bakiyye (kalıntı) vardır. Onu melekler getirecektir. Eğer iman etmiş kimselerden iseniz, bunda sizin için kesin bir ibret, bir alâmet vardır.
2:249 -
Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir."
2:250 -
Calut ve ordusuna karşı savaş meydanına çıktıkları zaman da şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerlerimize sabır dök, ayaklarımızı sabit tut ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"
2:251 -
Derken, Allah'ın izniyle onları tamamen bozdular. Davud, Calut'u öldürdü ve Allah, kendisine hükümdarlık ve hikmet (peygamberlik) verdi ve ona dilediği şeylerden de öğretti. Eğer Allah'ın, insanları birbirleriyle savması olmasaydı, yeryüzü mutlaka bozulur giderdi. Fakat Allah, bütün âlemlere karşı büyük bir lütuf sahibidir.
Diyanetin tefsirinde, 247. Ayetin tefsir sayfasında şunlar yazmaktadır:
“Eski Ahid’in I. Samuel kitabında (8-11) anlatılanları tarihî bilgilerle tamamlayan araştırmacılara göre Hz. Mûsâ’dan sonra onun yerini alan Yûşa’ b. Nûn, çeşitli şehirlerde yaşayan İsrâiloğulları’nın her bir boyuna (sıbt) bir hâkim tayin etmişti, bunların arasında peygamber olanlar da vardı. Samuel peygamber zamanına kadar devam eden bu döneme “hâkimler dönemi” denilmektedir. O döneme kadar İsrâiloğulları Amâlike, Midyanîler, Ârâmîler ve Filistinliler’le savaşıp durdular. Kimi zaman onlar kimi zaman bunlar galip geliyorlardı. Aynı zamanda hâkim olan Samuel peygamberinyaşlandığı günlerde Gazze yakınlarında Filistîler’le yaptıkları bir savaşta büyük bir mağlûbiyete uğradılar ve çok önem verdikleri kutsal sandığı da (tabut) düşmana kaptırdılar. İleri gelenler peygamberlerinin yaşlanmış, hâkim tayin ettiği iki oğlunun da beceriksiz ve adaletsiz olduğunu, başlarına gelenlerin sebepleri arasında saydıkları için kendisine gelerek, düşmanlarında olduğu gibi kendilerine de bir hükümdar tayin etmesini istediler. Bunun üzerine Peygamber Samuel, Allah Teâlâ’nın bildirmesiyle Tâlût’u bulmuş ve takdis ederek İsrâiloğulları’na hükümdar tayin etmiş ve böylece hâkimler dönemi sona ermiş, krallar dönemi başlamıştır (m.ö. 1095). Tâlût uzun boyundan dolayı bu lakapla anılır. Asıl adı ise Saul b. Kays’tır (Neccâr, Kısasu’l-enbiyâ, s. 303 vd.; İbn Âşûr, II, 487-489).” ( https://kuran.diyanet.gov.tr/.../Bak.../254/247-ayet-tefsiri  )
I. Samuel kitabında Talut’un ismi Şaul(Saul) olarak geçmektedir.
 Gerard Gertoux’un “Kings David and Solomon Chronological, Historical and Archaeological Evidence” başlıklı makalesinin 9. Sayfasında Tell Qeiyafa kazıları ve bulunan yazıt hakkında şu bilgiler verilmiştir.
-Tell Qeiyafa kenti, Eski Ahitteki Shaaraim kenti olarak tanımlanıyor. Shaaraim kenti Davud’un dönemine kadar yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Qeiyafa kentinin sonu karbon 14 metoduyla tespit edilmiştir. Alanda bulunan zeytin çukurlarından alınan örneklerin c14 tarihlendirmesine göre kentin sonu MÖ 1010+-40 aralığındadır. Bu tarih aralığı kentin gerçekten de Davud’un kraliyet dönemine uygun düşmektedir. Bay Gertoux makalenin içerisinde Davud dönemini nelere göre belirlediğini anlatmıştır.
-Kentin tarihlendirmesinin Shaaraim kentine uygun düşmesinin yanı sıra şehir de bulunmuş olan bir yazıt vardır. Aşağıda ki resmi görülen yazıt için bay Gertoux şu çeviriyi veriyor:


[... your neighbour?]

1) do not exploit, and serve G[od]. Despised by (Lv 19:13)
2) the judge, and the widow wept, he had the power
3) over the foreign resident and the child, he suppressed them together.
4) The men and the chiefs have established a king (1Sa 8:10)
5) Devoting <sixty> servants among the generations.
Bay Gertoux çevirinin hemen altında şu noktalara dikkat çekiyor:
“The text "uses verbs that were characteristic of Hebrew, such as asah "did" and ‘abad "worked", which were rarely used in other regional languages.”
Metinde kullanılan bazı fiiller İbranice’nin karakteristiği olan kelimelerdir. Mesela “yaptı” anlamındaki asah fiili veya “işçi/hizmetçi/köle” anlamlarına gelen abad kelimeleri bölgedeki diğer diller tarafından nadiren kullanılırlar.
Devamında diyor ki:
“Particular words that appear in the text, such as almanah "widow" are specific to Hebrew and are written differently in other local languages.”
Metinde özgün kelimeler görünmektedir. Mesela almanah “dul” gibi kelimeler İbranice’ye özgüdür ve diğer yerel dillerde farklı şekilde yazılmıştır.
Devamında şu tespitleri yapıyor:
Metnin bağlamı İsrailoğulları dışında bölgedeki halkların kültürüne yabancıdır. Çok tanrıcı kültürlerde görülen ve tanrıların fiziksel ihtiyaçlarından bahsedip onları ululayan yazıtlardan farklı olarak Tevrat’ takine benzer şekilde sosyal düzenlemeler içerdiği öne sürülmüştür. ( Levililer 19:13 “Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın." Dikkat edilirse yukarıdaki kırık yazıtın çevrisinin içerisinde komşudan bahsediyor ve hemen alt satırında “do not exploit, and serve G[od].” Yani, “sömürmeyin ve Tanrı'ya hizmet edin.” deniyor. )
I. Samuel kitabında anlatılan Şaul’ün kral oluşu ile bu kırık yazıttaki ifadeler paralellik arzetmektedir. İsrailoğullarının yaşlıları tarafından Samuel peygamberden yozlaşmış olan yargıçların yerine bir kral talep edildiğinde oluşan tabloyu çağrıştıran bir anlatımın görüldüğüne dikkat çekiyor bay Gertoux. (Bununla birlikte aynı kitapta Şaul’ün savaş koşullarında kral haline geldiği ve İsrailoğulları’nın onun bayrağı altında birleştiği de anlatılıyor. Yahudi kaynaklarında Şaul hakkında anlatılanların tam olarak örtüşmediğini ve rivayetlerin muhtelif olduğunu ifade etmek istiyorum. )


-Mayıs 2012 de 3 büyük odadan oluşan ve tapınak olarak kullanılmış olması muhtemel bir yapı keşfedildi. Dönemin Kenanlıları ve Filistinlileri dini ritüellerini ayrı ayrı tapınaklarda icra ederlerdi. Aynı tapınağı farklı odalara bölerek belirli ritüelleri belirli odalarda icra etme gibi bir gelenekleri yoktu. (Bay Gertoux’un bu tespiti yapması önemli çünkü İsrailoğullarında Bir tapınağın üç odaya bölünmesi geleneği varmış gibi görünüyor. Brittanica. com’un Süleyman tapınağına dair sayfasında verilen bilgilere göre Süleyman tapınağı tamda üç odadan oluşan bir yapıdaydı. Şöyle yazıyor: “The Temple building faced eastward. It was oblong and consisted of three rooms of equal width: the porch, or vestibule (ʾulam); the main room of religious service, or Holy Place (hekhal); and the Holy of Holies (devir), the sacred room in which the Ark rested.” )

Bay Gertoux’un şu paragrafı da çok önemli:
“According to Garfinkel the decorations of cultic rooms lack any human figurines. He suggested that the population of Khirbet Qeiyafa observed at least two biblical bans, on pork and on graven images, and thus practiced a different cult than that of the Canaanites or the Philistines”
Arkeoloji profesörü Yosef Garfinkel’in aktardığına göre tapınak olduğu düşünülen bu yapının odalarında insan heykelcikleri de yokmuş. Hatta Qeiyafa halkının en az iki Tevrat yasağına uyduğunu öne sürmüş. Bunlar oyma tasvirler ve domuz hakkındadır.
Hem yazıtta geçen bazı kelimelerin İbranice için karakteristik olması hem de şehrin diğer özellikleri burasının gerçekten de bir zamanlar İsrailoğulları tarafından kullanılmış bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. C14 tarihlendirmesi de şehrin sonunu, gerçekten de Shaaraim şehri olabilecek şekilde ortaya koymuştur. Şehir Talut ve Davud periyoduna tarihlenmiştir. Metin bir kavmin önderlerinin bir kişiye biat ederek onun kral haline gelmesini anlatıyor ve bu da Talut’un kral oluşuyla Yargıçlar döneminden Monarşi dönemine geçişe dair Tevrat anlatımlarıyla uyuşuyor. Yukarıda verilen çeviride hata yoksa ve doğrudan o şekilde kabul edilirse, gerçekten bir kraliyetin ilk kuruluşunu anlatıyor intibaını vermektedir.
Yazıt:“4) The men and the chiefs have established a king”
I.Samuel Kitabı 8:10 “ Ve Samuel, kendisinden kıral istiyen kavma, RABBİN bütün sözlerini söyledi.”
Akademisyenler arasında tartışılan bir diğer hususta şudur ki, bulunan kırık yazıtın Talut’un hükümdar olması yerine Davud’un tahta geçişini anlatma olasılığının da olduğu ileri sürülmüştür. Yazıtın yargıçlar döneminden Monarşiye geçiş olarak anlaşılması halinde Talut’un tahta geçişini anlattığını düşünmek daha makul olmaktadır. Dahası Qeiyafa şehri, Shaaraim olarak kabul görecekse yine metnin Talut’tan bahsettiğini düşünmek daha makul olur sanıyorum.

   
dayssoon, serpilyucel, İbn-i Sebîl and 1 people reacted
Alıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 

Emeğinize sağlık Engin hocam. Bu "tabut, sandık" daha sonra ne olmuş? Bununla ilgili bilginiz var mı hocam? 

Bir de konuyla alakasız, ben Hammurabi denilen kişiyi merak ediyorum. Hammurabi'nin kim olduğu biliniyor mu, siz biliyor musunuz?

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Gönderen: @engin-zengin

Mayıs 2012 de 3 büyük odadan oluşan ve tapınak olarak kullanılmış olması muhtemel bir yapı keşfedildi. Dönemin Kenanlıları ve Filistinlileri dini ritüellerini ayrı ayrı tapınaklarda icra ederlerdi. Aynı tapınağı farklı odalara bölerek belirli ritüelleri belirli odalarda icra etme gibi bir gelenekleri yoktu. (Bay Gertoux’un bu tespiti yapması önemli çünkü İsrailoğullarında Bir tapınağın üç odaya bölünmesi geleneği varmış gibi görünüyor. Brittanica. com’un Süleyman tapınağına dair sayfasında verilen bilgilere göre Süleyman tapınağı tamda üç odadan oluşan bir yapıdaydı. Şöyle yazıyor: “The Temple building faced eastward. It was oblong and consisted of three rooms of equal width: the porch, or vestibule (ʾulam); the main room of religious service, or Holy Place (hekhal); and the Holy of Holies (devir), the sacred room in which the Ark rested.” )

Bu iddia doğruysa o halde Kudüs'teki ağlama duvarı Süleyman mabedinin kalıntısı değil ve Süleyman tapınağı Kudüs'te değildi, doğru mu anladım? Bu çok ciddi bir iddia ve bu konuda bilinenlerin yıkılması için çok ciddi kanıtlar gerekir.

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
dayssoon reacted
CevapAlıntı
(@engin-zengin)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 40
Konu başlatıcı  

@kurtulusberzan Neden  bu  şekilde  düşünüyorsunuz  hocam? Süleyman (as) ın  yaptırdığı  Mabedin 3  odalı  oluşuyla  ağlama  duvarının  çelişmesi  nasıl  oluyor  ve neden  mabed  Kudüs'te  bile  olmamalı?

 


   
dayssoon reacted
CevapAlıntı
(@engin-zengin)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 40
Konu başlatıcı  

@drobooss Sandığın  daha  sonra  ne  olduğunu  bilmiyorum.  Hammurabi,  Eski  Babil dönemi hükümdarıdır. MÖ 1750 de  öldüğü  düşünülüyor.  Yanlış  bir  bilgi  olarak  ilk  kanunnameyi  yaptırdığı  okutuldu  yıllarca.  Umarım  müfredat düzeltilmiştir.  Gerçekte Sümer kralı  Ur-Nammu'nun  adıyla  bilinen  Ur-Nammu  kanunnamesi  300-400 yıl kadar  daha  eskidir. Bununla ilgili  bakabilirsiniz:  https://antikyalanlar.blogspot.com/2022/04/sumerlerde-idam-cezas-uygulanan-suclar.html  

 


   
dayssoon reacted
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 

Gönderen: @engin-zengin

@drobooss Sandığın  daha  sonra  ne  olduğunu  bilmiyorum.  Hammurabi,  Eski  Babil dönemi hükümdarıdır. MÖ 1750 de  öldüğü  düşünülüyor.  Yanlış  bir  bilgi  olarak  ilk  kanunnameyi  yaptırdığı  okutuldu  yıllarca.  Umarım  müfredat düzeltilmiştir.  Gerçekte Sümer kralı  Ur-Nammu'nun  adıyla  bilinen  Ur-Nammu  kanunnamesi  300-400 yıl kadar  daha  eskidir. Bununla ilgili  bakabilirsiniz:  https://antikyalanlar.blogspot.com/2022/04/sumerlerde-idam-cezas-uygulanan-suclar.html  

 

Çok teşekkür ederim hocam. Peki bu Hammurabi çok Tanrıcı mıydı yoksa tek Tanrıcı mıydı? Sümerlerin yıkılma döneminden sonra mı yaşamış bir hükümdardı?

 

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Gönderen: @engin-zengin

@kurtulusberzan Neden  bu  şekilde  düşünüyorsunuz  hocam? Süleyman (as) ın  yaptırdığı  Mabedin 3  odalı  oluşuyla  ağlama  duvarının  çelişmesi  nasıl  oluyor  ve neden  mabed  Kudüs'te  bile  olmamalı?

Bu yapı Kudüs'e 25 km uzaklıktaki antik bir kentte bulundu demiştiniz ya ve bu yapı Süleyman mabedi olabilir demiştiniz, bizler klasik olarak Süleyman mabedinin Kudüs'te bulunduğunu ve ağlama duvarının ise Süleyman mabedinden kalan son duvar olduğunu biliyoruz. O halde bu klasik bilgiler yanlış olmuş oluyor.

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
dayssoon reacted
CevapAlıntı
(@engin-zengin)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 40
Konu başlatıcı  

@kurtulusberzan  Hocam demek  istediğim  şuydu: Süleyman  mabedinin  3  odadan  oluşması  ve  Tel  Qeiyafda ki  mabed  olduğu  düşünülen  yapının da  üç  odalı  olması  bu    şehrin  İsrailoğullarına  ait  olduğunu  işaret  eder.  Çünkü    dönemin Kenanlıları ve Filistinlileri dini ritüellerini ayrı ayrı tapınaklarda icra ediyorlarmış. Aynı tapınağı farklı odalara bölerek belirli ritüelleri belirli odalarda icra etme gibi bir gelenekleri yokmuş.

Aslında  çok  değerli  bir  detay.  Sadece  üç  odadan  oluşmakla  kalmayıp  eğerki  Süleyman Mabedi gibi peş  peşe  gelen  üç  oda  şeklinde  ise  çok  daha  anlamlı  bir  delil  olur  ve hem  tapınak  oluşunu  hemde  israiloğullarına  ait  oluşunu  daha  kuvvetli  şekilde  destekler.  Malesef  bay  Gertoux'un  kitabında  herhangi bir  resim  veya  başak  bir  detay  görmedim  hocam.  Araştırmaya  değer  bir  ayrıntı.


   
CevapAlıntı
(@engin-zengin)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 40
Konu başlatıcı  

@drobooss Babil bütün  dönemlerin  putperest  olarak  görünüyor.   Hem  Sümerler  Hem de   Babilliler de  ortak  olan  bir  anlayış  kralın  bir  çeşit  peygamber  gibi  görülmesidir.  Kral  "tanrılar"  ile  halk  arasında  seçilmiş  bir  aracı  olarak  görülürdü  ve  "tanrıları"  razı  edip  bereketi  sağlamaktan  sorumlu  idi. internette yaygın  olan  tasvire  göre  Hammurabi  güneş  tanrısının  karşısında  dikiliyor  ve  tahtında  oturan  güneş  tanrısı  Hammurabiye kanunlar  veriyor. inanışa  göre  Güneş  tanrısı adaletten  sorumlu  idi.  Kralın  kanunları adalet  tanrısından  alması bunları  sorgulanamaz hale  getiriyor. Fakat değiştirilemez  yaptığını  sanmıyorum.  Çünkü  neticede  bir  sonraki kralda  bir  peygamber  gibi  görülecek  ve  "tanrıların"  yeni  kanunlarını  dikte  edebilecektir. 

İşin özü  sümerler  bilinen  tarihte  ilk  defa onbinlerce  insanın  bir arada  yaşadığı şehirleri  inşa  ettiler ve bu  kadar  nüfusun  birlikte  uyum  içinde  yaşayabilmesi için  devlet  teşkilatını  oluşturmalarını  gerektirdi  ve  ilk  bilinen  devletin  teokratik  devlet  olduğu  görülüyor.  Bu  doğaldır  çünkü  din, gelenek  ve  töreler  devletlerden  önce  var  olmuş  olmalıdır.  Yerleşik  insan  nüfusu  artıpta  devlet dönemi  başladığında  insanların  ilk  teşkilatlanmanın  merkezine  dini  yapıları,  yani  rahipleri  koyması  ve  kralın  başrahip  olması  şaşılacak  birşey  değil.   Göbeklitepede  bile  rahip  sınıfının  varlığı  düşünülüyor. 

Kralın peygamber  olarak  görülmesi  ise  sanırım  sonradan  olan bir  abartma  ve köpürtme.  Nitekim  orda da  durmuyorlar  ve    Gılgamış'ı  3 te 2  tanrı  kabul  ediyorlar.  Anne babasından  biri  tanrı  biri  insanmış  güya...   sonra  Akadlar   "tanrı"  ünvanını  kullanıyorlar.  Tabi yeri göğü  biz  yarattık  demiyorlar  ama  yinede  bu  ünvanı  kullanarak  kendilerini  halkın üstünde tanrı  yetkisinde  gördüklerini  gösteriyorlar.  Yani  hükümdarlar  yetkiye  doymuyor.

 


   
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 

@engin-zengin  hocam ben tarihte yaşamış birçok peygamberin devlet kurduğunu ve halkı yönettiğini düşünüyorum. Onlardan sonra gelen hükümdarlar da kendilerini Peygamber gibi göstermiş olmalılar. Muhtemelen yalancı peygamber olmalarından  Tanrıyı kendilerince güneş tanrısı, o tanrısı bu tanrısı diyerek halkı kendilerine inandırmak istemiş olmalılar. Kral peygamberler olduğu gibi, kral olmak için peygamberlik iddia edenler de olmuş olabilir.

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

@engin-zengin Çok teşekkürler, şimdi anladım a50

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
(@engin-zengin)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 40
Konu başlatıcı  

@drobooss  Peygamberlerin önderlik  ettiği  kitlelerin  zamanla  çoğaldığını ve  devletleştiğini  düşünüyorum.  Aradan  geçen  yüzyıllar boyunca   birçok şey  aslından uzaklaştırılıp  farklı  hale  getiriliyordur  diye  düşünüyorum.  Tabi  Birçok  şeyde bişekilde devam  ediyordur. Namus  anlayışı, evliliğe  dair  temel  kabuller, öldürme yasağı   ve  hırsızlık yasağı   gibi bazı  temel hususlar  değiştirilmeden  veya  aslına  yakın  şekilde  devrediyordur  diye  düşünüyorum.   

Mezopotamya devletler  dönemine  geçtiği  vakit  yüzlerce binlerce  yıl  geriye  uzanan  bir  mirası da şekillendirmeye  devam  etmekteydi. Hz.  İbahim 'in Sümer-Akad çağındyaşadığını  düşünüyoruz.  Yani  Mezopotamyalılara  değiştirmiş  oldukları  mesajın  aslı  yeniden karşılarına  konmuştu.  Ancak çoğunluğu  benimsemedi  ve Allah, hz  İbrahim'e kendi  neslinden milletler  nasip  etti.

Babil  ve  Asur gibi  büyük  impratorlukların  bünyesinde birçok  farklı  kültür  birarada  bulunmuş  oldu.  Çok  sayıda  kültürü  inceleme  ve  doğru  seçenekleri  belirleme  imkanı  demektir  bu.   Bizler  geçmişe  dair  çok  az  veriye  sahibiz  ve elimizdeki  tabletler  vb.  şeylerde  dönemin  resmi  ideolojisinin eserleri.  Hükmeden  sınıfın  geride  bıraktığı  anlatımlar.  Kendi  geçmişlerindeki  peygamberlerin  sünnetleri  törelerini  ne  şekilde  etkilemiştir  yahut  hükmettikleri  sınıflardan  ne  gibi  örnek  alacakları  şeyler müşahade  etmişlerdir  bilemiyoruz.   


   
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 

Gönderen: @engin-zengin

Hz.  İbahim 'in Sümer-Akad çağındyaşadığını  düşünüyoruz. 

Hocam niye böyle düşünüyorsunuz? Sümerler Hz. Nuh'tan sonra gelen Sam peygamberin kavmi ve hz. İbrahim o dönemlerde gelmiş olamaz.

Akadlar da hocamız makalesinde anlatmıştı Ad kavmi oluyor. Akadlar döneminde de yaşamış olamaz. 

 

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Gönderen: @dayssoon

Akadlar da hocamız makalesinde anlatmıştı Ad kavmi oluyor. Akadlar döneminde de yaşamış olamaz.

Aslında Akadların son devrinde yaşadı. Nemrut Naram-Sin Akad kralı idi. Fakat Akad devleti helak olmadan önce Kenan'a göç ederek orayı terk etmişti. Naram-Sin'in nedeni belli olmayan ölümünden kısa süre sonra Akadlar tümden helak oldu. 

Hz İbrahim Ad kavminin merkezine gönderilmiş, onları uyaran Peygamberi değildi. Öyle olsaydı zaten kavmini tümüyle terk edemezdi. Akad kavminin merkezine gelen Peygamber Hud idi. Hz İbrahim ise Urfa'da bireysel bir eylem yapmış bir genç idi. O sırada Urfa ve Diyarbakır'ı fethe gelmiş Nemrut onu yakmak isteyince Allah onu yakmamış, o da gizlice çıkıp Kenan'a göç etmişti. Onun asıl Peygamberlik yeri Kenan idi.

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/10/nemrud-kimdir-ibrahim-urfa/

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2021/01/ad-kavmi-irem-sehri/

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
dayssoon reacted
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 

Gönderen: @kurtulusberzan

Gönderen: @dayssoon

Akadlar da hocamız makalesinde anlatmıştı Ad kavmi oluyor. Akadlar döneminde de yaşamış olamaz.

Aslında Akadların son devrinde yaşadı. Nemrut Naram-Sin Akad kralı idi. Fakat Akad devleti helak olmadan önce Kenan'a göç ederek orayı terk etmişti. Naram-Sin'in nedeni belli olmayan ölümünden kısa süre sonra Akadlar tümden helak oldu. 

Hz İbrahim Ad kavminin merkezine gönderilmiş, onları uyaran Peygamberi değildi. Öyle olsaydı zaten kavmini tümüyle terk edemezdi. Akad kavminin merkezine gelen Peygamber Hud idi. Hz İbrahim ise Urfa'da bireysel bir eylem yapmış bir genç idi. O sırada Urfa ve Diyarbakır'ı fethe gelmiş Nemrut onu yakmak isteyince Allah onu yakmamış, o da gizlice çıkıp Kenan'a göç etmişti. Onun asıl Peygamberlik yeri Kenan idi.

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/10/nemrud-kimdir-ibrahim-urfa/

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2021/01/ad-kavmi-irem-sehri/

Hocam hz. İbrahim Kenan'a göç ettikten sonra mı evleniyor, çocukları (hz. İsmail ve hz. İshak) Kenan'da iken mi oluyor? Kenan'dan sonra da Mekke'ye mi gidiyor? Mekke'de Kabeyi yeniden inşaa ettikten sonra artık hep orada mı kalıyor ve nerede vefat ediyor?

@kurtulusberzan

 

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı

Başa dön tuşu