
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
@kemal Allah razı olsun hepsini topla okuyalım kardeşim. Yalnız okuyucular şunu bilmeli. Deccal Mehdi konularındaki hadislerde birbirleriyle çok tutarsızlık var. Eski alimler bunu açıklarken demişler ki hadisleri nakledenlerin zamanında İslam merkezleri Mekke Medine ve Şam gibi yerlerdi. Bu yüzden aktaranlar hadislerdeki şahısların hep buralardan çıkacağını sanıp hadisleri böyle yorumlayarak kısmen yanıltıcı aktarmışlar. Bunu bilerek okumak lazım.
Amin hocam cümlemizden.
Evet, doğru hocam. Mesela bazı hadislerdeki kavramlar da sembolik anlamlar içerebiliyor. Yani Nebi aleyhisselam ashabının anlayacağı şekilde, o günün diliyle konuları anlatmış olabilir. Allahu alem. Bu yüzden hadis yorumlarken de hemen atlamamak, üzerinde durup düşünmek lazım. Hadisin farklı vecihleri olabiliyor, farklı yollardan geliyor vs. Neyse teknik tarafına girmeyelim. Benim de o konuda detaylı bilgim yok zaten. Bu yüzden hadislerin şerhini de okumakta da fayda var.
Devam...
11) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Otuz kadar yalancı deccaller çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlardan her biri Allah'ın elçisi olduğunu zanneder."
Kaynak : Tirmizi, Fiten 43, (2219), Ebu Davud, Melahim 16 (4333, 4334, 4335)
Açıklama :
1- Daha önce de açıkladığımız üzere دَجْلِ kelimesi Arapçada "telbis (=giydirme, örtme) manasına gelir. Kizb yani yalan manasına da kullanılır. Çünkü, kizb de gerçeğin örtülmesidir. Deccal bu durumda yalancı demektir. Peygamber olmadığı halde peygamberliğini iddia eden manasında. Bu manada, sapık mezheplerin kurucuları birer Deccal olmaktadır.
2- Yalancı deccallerin çıkacağını haber veren hadisler farklı vecihlerde gelmiştir. Bunların herbirinde, mevzuyu açıklayıcı bazı ziyade unsurlara rastlanmaktadır.
* Ahmed İbnu Hanbel'de Huzeyfe'den gelen bir rivayette, bu yalancıların 24 adet olacağı, bunlardan 4 tanesinin kadın olacağı, herbirinin kendisini resulullah zannedeceği belirtilmiştir.
* Yine Ahmed’de gelen bir rivayette: “...Ben peygamberlerin sonuncusuyum, benden sonra peygamber yoktur” ibaresi mevcuttur.
“ Ahmed’in bir diğer ziyadesi, bu yalancılardan sonuncusunun a’ver yani “bir gözü kör” olacağını belirtir.
* Taberâni'nin bir rivayetine göre yalancıların sayısı 70'dir.
İbnu Hacer de ki: "Muhtemeldir ki, onlardan peygamberlik iddia edenler 30 veya otuz civarındadır. Bu miktardan fazlası, sadece yalancıdır, batıla davette bulunur, fakat peygamberlik iddia etmez." Buna örnek olarak Gulat-ı Rafizâ, Batıniyye, Ehl-i Vahdet, Hululiyye gibi ayet ve hadiste açık seçik beyan edilmeyen, aksine hadisin sarahatine muhalif olan meselelere inanmaya çağrıda bulunan dalalet fırkaları örnek gösterilmiştir.
Bu hususun doğruluğunu, Ahmed İbnu Hanbel'in kaydettiği bir rivayet te'yid eder. Mezkur rivayette, Hazreti Ali, peygamberlik iddia etmemekle beraber Rafizîlikte ifrata kaçan Abdullah İbnu'l-Kevva'a: "Muhakkak ki sen Resulullah'ın haber verdiği yalancılardansın" demiştir.
Son devir müellifleri, İslam âleminin her tarafında Batılıların tahribiyle çıkmış olan din kisvesi altındaki Batıcı cereyanların liderlerini de Resulullah'ın haber verdiği bu deccaller (decâcile) zümresinden saymışlardır: Kadıyanilik, Bahailik vs. gibi. Bunlarda, ayete ve sünnete ters düşen iddialar mevcuttur
12) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Ümmetimin sonunda yalancı deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!"
Kaynak : Müslim, Mukaddime 6, (6)
13) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (birgün): "Beytu'l Makdis'in imarı Yesrib'in harabıdır. Yesrib'in harabı melhamenin (savaşın) çıkmasıdır. Melhame İstanbul'un fethidir, İstanbul'un fethi Deccal'in çıkmasıdır!" buyurdular. Sonra elini (Resulullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hazreti Muaz'ın) dizine vurdular ve: "Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular." Hazreti Muaz burada kendisini kasdetmektedir. [Yani Aleyhissalatu vesselam'ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel Radıyallahu Anh'dir.]"
Kaynak : Ebu Davud, Melahim 3, (4294)
Açıklama :
Burada, birbiriyle irtibatlı olarak zuhura gelecek bazı hadiseler nazar-ı dikkate arzedilmektedir. Ebu Davud bu hadisi Emaratu'l-Melahim başlığı altında kaydeder. Buna göre, sayılan hadiseler melhame denen büyük savaşların çıkmasına alamettir; o da Deccal'in çıkmasına...
* Beytu'l-Makdis, Mescidu'l-Aksa denen Kudüs şehrindeki mukaddes mesciddir. Onun umranı, imandır. İmar da insanca, gelirce, malca çokluğa kavuşmasıyla gerçekleşir.
* Yesrib, Medine-i Münevvere'nin cahiliye devrindeki eski adıdır.
Hadisi bazı şarihler: "Mescid-i Aksa'nın imarı Medine'nin harabının sebebidir" diye anlamıştır. Ancak Aliyyu'l-Kârî, "sebeb"i kabul etmez, "Mescid-i Aksa'nın imarı, Medine'nin harab olma zamanına rastlar" şeklinde Açıklama getirir.
Bazı şarihler, "Beytu'l-Makdis'in imarı"ndan, harab edildikten sonra yeniden imar edilmesini anlarlar. "Çünkü derler, ahirzamanda, o harab olur, kâfirler sonra imar ederler." Bazı şarihler: "Umran, mükemmel şekilde imardır. Öyleyse, Beytu'l-Makdis, Medine'nin harabı zamanında normalin üstünde mükemmel bir imara mazhar olacaktır. Çünkü Beytu'l-Makdis'in harab olması mevzubahis değildir" demiştir.
* Hadiste geçen melhame yani büyük savaştan, Şam ile Rum arasında çıkacak büyük bir savaş anlaşılmış ise de, İbnu Melek "Şam'la Tatarların arasında geçen savaşın kastedildiğini" söyler. Aliyyu'l-Kârî: "Birinci görüş daha doğru" der.
Bazı alimler, bunlardan herbirinin, kendinden sonra vukua gelecek bir hadisenin alâmeti olduğunu belirtir.
Resulullah, Hazreti Muaz'a, bu söylediklerinin yakin ifade ettiğini belirtmiştir. Gerçekten de hepsi çıkmıştır
14) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Melhame ile Medine'nin fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccal çıkar."
Kaynak : Ebu Davud, Melahim 4, (4296), İbnu Mace, Fiten 35, (4093)
Bu açıklama olarak verdiklerim İbrahim Canan'ın yorumlarıdır. Kafası karışacak arkadaşlar olabilir. Kabul etme zorunluluğu ve bağlayıcılığı yok anlayacağınız. Fikir vermesi açısından paylaşıyorum.
Açıklama :
Hadiste geçen Medine'den maksad İstanbul'dur. Çünkü Medine, kelime olarak şehir demektir. Kelime burada lügat manasında kullanılmış olmaktadır. Mamafih yine Ebu Davud'un bir rivayetinde "Büyük melhame, İstanbul'un fethi ve Deccal'in çıkması yedi ay içerisindedir" denilmektedir. Bu hadiste Medine yerine İstanbul zikredilmiştir.
İki hadis arasında dikkat çeken bir müşkil var: Birinde "yedi yıl" denirken, diğerinde "yedi ay" denmektedir. İbnu Kesir şöyle bir Açıklama ile müşkili gidermeye çalışır: "Melhame'nin başı ile sonu arasında altı yıl vardır. Sonu ile İstanbul kastedilmiş olan Medine'nin fethi arasında bir yakınlık vardır. Öyle ki, bu Deccal'in çıkmasıyla birlikte yedi ay içerisinde olur."
Aliyyu'l-Kârî, teâruzun halledilemez durumda olduğunu belirttikten sonra melhame-i kübra ile Deccal'in çıkması arasında yedi yıl olduğunu belirten hadisin, yedi ay olduğunu söyleyen hadisten daha sahih olduğunu -Ebu Davud'un kaydına dayanarak- cezmen ifade eder.
15) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Yedi şeyden önce amelde acele edin: Unutturucu fakirliği mi bekliyorsunuz? Tuğyan ettirip azdırıcı zenginliği mi bekliyorsunuz? İfsad edici hastalığı mı bekliyorsunuz? Aklınızı götürecek ihtiyarlığı mı bekliyorsunuz? Ani ölüm mü bekliyorsunuz? Deccali mi bekliyorsunuz. Bu beklenen gaib bir şerdir. Yoksa kıyameti mi bekliyorsunuz? Kıyamet ise hepsinden kötü, hepsinden daha acıdır."
Kaynak : Tirmizi, Zühd 4, (2308), Nesai, Cenaiz 123, (4, 4)
16) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Kıyametin üç alameti vardır, onlar zuhur edince, "daha önce inanmamış olanların artık inanmaları da onlara fayda vermez" (En'am, 158) Güneşin battığı yerden doğmasi, Deccal, Dabbetu'l-arz"
Kaynak : Müslim, İman 249, (158), Tirmizi, Tefsir, En'am (3074)
Açıklama :
Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) En'âm suresinin 158'inci ayetinde geçen "...Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imânıyla bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez..." ibâresinde zikredilen "mucizeler"le, kıyamet alâmetleri olarak zûhur edeceği bildirilen güneşin batıdan doğması, Deccâl ve Dabbetu'l-arz'ın çıkması hâdiselerinin kastedildiğini belirtmektedir.
Kıyametin büyük alâmetleri arasında zikredilen bu üç şey hakkında gerekli malumatı kıyametle ilgili bölümde (5004 hadisten sonra) açıklayacağız
17)Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
İbnu Ömer (Radıyallahu Anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki:"İleride genç bir grup ortaya çıkacak. Bunlar Kur'an-ı okuyacaklar, ancak okudukları gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek. Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır."İbnu Ömer der ki: "Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın: "Onlardan bir grup çıktıkça kökleri kazınacaktır" ibaresini yirmi kereden fazla işittim.(İbnu Ömer, Resulullah'tan işittiği sözleri şöyle tamamladı): "Nihayet bu cemaatin sürdürdüğü hile ve aldatma esnasında Deccal çıkacaktır."
Kaynak : İbnu Mace Sünen (174) - Hds :(6034)
Açıklama :
Hadis, Haricî fesadın, kıyamete kadar devam edeceğini, kökü kazınsa bile zamanla tekrar zuhur edeceğini haber vermektedir. Yani, yeryüzünde hakbatıl kavgası değişik zevahir altında kıyamete kadar devam edecektir. İnsanlar, inananlar mütemadi bir imtihan içinde kalacaklardır. Her devirde, harici kelimesiyle ifade edilen Ehl-i Sünnet'e zıt görüşler, cereyanlar eksik olmayacaktır. Ne var ki, hiçbiri çoğunluğa ulaşamayacak ve hâkimiyet kuramayacak, hevaya tabi, düşüncesi kıt bir kısım gençler arasında bir müddet revaç bulsa da az sonra sönüp gidecektir. Yirmi kere kökünün kazınmaları bunu ifade eder. Hadis "Haricî" cereyanların daha çok gençler arasında müşteri bulacağına dikkat eder. Haricî kelimesini lügat manasında anlamamız da mümkündür. Bu durumda İslam'a ters düşen bütün moda cereyanlar kastedilmiş olur: Reformistler, Batıcılar, çağdaşçılar, ilericiler, inkılabcılar, feministler, sosyalistler, komünistler... vs. hep haricîdirler. Hadis bunların hiçbirinin kök tutamayıp, hepsinin zaman içinde köklerinin kazınacağını belirtmiş olmaktadır. Öyle ise mü'minler bu irşad-ı Nebevîden ders alarak diyar-ı İslam'da zaman zaman hâkimiyet kuran anti İslam karşısında ye'se düşmemeli, bunların geçici olduğunun şuurunda olarak, ümitle mücadeleye devam etmelidir.
Yine bu açıklamadaki yorumlar da şahsi yorumlar. Katılıp katılmamak bize kalmış. Müellifin ehli sünnet olduğu unutulmasın.
Deccal denince Yecuc Mecuc konusunu unuttuk.
18) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Abdullah İbnu Mes'ud Radıyallahu Anh anlatıyor: "Miraç gecesinde, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Hazreti İbrahim, Hazreti Musa ve Hazreti İsa ile karşılaştı. Kıyameti aralarında müzakere ettiler. Önce Hazreti İbrahim aleyhisselâm'dan başlayıp ona Kıyametten sordular. Onun Kıyamet hakkında herhangi bir bilgisi yoktu. Sonra Hazreti Musa aleyhisselâm'a sordular. Kıyamet hakkında onun da bir bilgisi yoktu. Söz Hazreti İsa aleyhisselâm'a geldi. O: "Kıyametin kopmasına yakın şeyler (alametler) hakkında bana bilgi verildi. Ama Kıyametin kopma (vaktini) Allah'tan başka hiç kimse bilemez" dedi. Sonra (Kıyametin alâmetlerinden biri olarak) Deccal'in çıkmasını anlattı. Şunları söyledi: "Sonra ben inip onu öldüreceğim ve bundan sonra halk memleketlerine dönecek. Bu defa onların karşısına Ye'cüc ve Me'cüc çıkacak ve her tepeden hızla hücum edeceklerdir. Onlar giderken rastladıkları her suyu içip tüketecekler ve uğrayacakları her şeyi bozup alt-üst edecekler. Bunun üzerine halk feryat ederek Allah'tan yardım dileyecek. Ben de Ye'cüc ve Me'cüc'ü öldürmesi için Allah'a dua edeceğimDuam kabul görecek) ve yer onların (leşlerinin) kokusu ile çok pis kokacak. Ben yine Allah'a dua edeceğim! Allah da bir su gönderecek ve o su, onları taşıyıp denize atacaktır. Daha sonra dağlar ufaltılıp dağıtılacak ve yer, derinin yarılıp genişletildiği gibi yayılıp genişletilecek. İşte söylenen bu hal vukua gelince, insanlara yakınlığı itibariyle Kıyametin, ev halkı ne zaman doğumu ile aniden karşılaşacaklarını bilmedikleri hamile kadın gibi olacağı bana bildirildi." Râvi el-Avvâm demiştir ki: "Bunun tasdiki Kitabullah'da bulunmuştur (Meâlen): "Nihayet, Ye'cüc ile Me'cüc'ün önündeki sed açıldığında, her tepeden saldırmağa başlarlar" (Enbiya ).
Kaynak : İbnu Mace Sünen (4081) - Hds :(7232)
19) Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Ebu Safâ Radıyallahu Anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) yanımıza geldi. Biz o sırada Mesîh Deccal'i müzakere ediyorduk. Dediler ki: "Ben size, nazarımda sizin için Mesih Deccal'den daha ürkütücü bir şeyi haber vereyim mi?" "Evet! Ey Allah'ın Resûlü! Söyleyin!" dedik. "Şirk-i hafidir (gizli şirk). Mesela, kişi kalkar, namaz kılar, bu namazını, kendisine bakanlar sebebiyle güzel kılar, (işte bu, gizli şirke bir örnektir)" buyurdular."
Kaynak : İbnu Mace Sünen (4204) - Hds :(7288)
Bu kadardı. Başka bilen varsa buraya yazabilir. Vesselam...
@kurtulusberzan hocam bir sorum daha olacak, hz. İsa tekrar yeryüzüne inerse (ki ben inanıyorum) Ondan yeni bir insanlık soyu olur mu? Olursa bu yeni bir tür insan mı olur yoksa normal bir tür mü olur? Yani yeni tür olursa tıpkı hz. İsa'nın genetiğini mi taşır? Yoksa yine bizlerin genetiğine mi sahip olur? Yahut ikisi arası bir tür mü olur?
@kurtulusberzan hocam bir de böyle bir sorum vardı.
hz. İsa tekrar yeryüzüne inerse (ki ben inanıyorum) Ondan yeni bir insanlık soyu olur mu? Olursa bu yeni bir tür insan mı olur yoksa normal bir tür mü olur? Yani yeni tür olursa tıpkı hz. İsa'nın genetiğini mi taşır? Yoksa yine bizlerin genetiğine mi sahip olur? Yahut ikisi arası bir tür mü olur?
Hocam ben bir de neyi merak ettim biliyor musun? Bu MDCCL harflerinin ebced değeri kaç çıkar acaba? @kemal hanginiz bakarsa rica etsem bir bakabilir misiniz?
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@drobooss Bunu Hz Adem nasıl yaratıldı yazımda anlatmıştım, sanırım oradan aklında kalmış. Sonradan detayını sildim, sadece bir işaret kalmıştı. Bu mümkün. Yani Hz İsa'nın yeni bir Adem olması mümkün. Hatta Hz Adem de Cennet'e çekilirken tıpkı Hz İsa gibi tehlikeler atlattığı için Cennet'e geçici olarak çekilmiş olabilir demiştim. Fakat bu düşüncenin önünde bazı engeller var. Örneğin Kuran'daki ayetlerden anladığımız kadarıyla kıyamet koptuktan sonra Dünya yaşanmaz bir yer haline gelecek. Eğer bu problem olmasaydı bir ihtimal Hz İsa'yı ikinci gelişinden sonra yeni bir türün ilk ferdi olarak belki ihtimal verebilirdik. Doğrusunu Allah bilir.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kurtulusberzan hocam bazıları da diyor ki kıyamet bir anda kopacak. Hz. İsa, Mehdi falan gelmeyecek. Bu bilgiler hadislerde vardır Kuran'da yeri yoktur.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Bunu Hz Adem nasıl yaratıldı yazımda anlatmıştım, sanırım oradan aklında kalmış.
Evet hocam tabiki oradan aklımda kalmıştır. Ben sizin yazılarınızı herkes biliyordur gibi düşündüğüm için onu belirtmek aklıma gelmedi.
Benim sorum aslında genetik kısmı nasıl olur diye bir soruydu. Hani hz Ademin eşide vardı ama hz. İsa gibi aynı genetiğe sahip ikinci bir fert olmadığı için hz. İsa evlenirse yeni doğan bebek nasıl olur diye aklıma gelmişti.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Evet hocam tabiki oradan aklımda kalmıştır. Ben sizin yazılarınızı herkes biliyordur gibi düşündüğüm için onu belirtmek aklıma gelmedi.
Benim sorum aslında genetik kısmı nasıl olur diye bir soruydu. Hani hz Ademin eşide vardı ama hz. İsa gibi aynı genetiğe sahip ikinci bir fert olmadığı için hz. İsa evlenirse yeni doğan bebek nasıl olur diye aklıma gelmişti.
Hz İsa çok büyük bir genetik farklılık da olan biri değil. Bir insanın rahminde büyüyorsa bir insan ile de evlenip çocukları olabilir. Tıpkı insanların Neandertallerle çocuk yaptıkları gibi.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Evet hocam tabiki oradan aklımda kalmıştır. Ben sizin yazılarınızı herkes biliyordur gibi düşündüğüm için onu belirtmek aklıma gelmedi.
Benim sorum aslında genetik kısmı nasıl olur diye bir soruydu. Hani hz Ademin eşide vardı ama hz. İsa gibi aynı genetiğe sahip ikinci bir fert olmadığı için hz. İsa evlenirse yeni doğan bebek nasıl olur diye aklıma gelmişti.
Hz İsa çok büyük bir genetik farklılık da olan biri değil. Bir insanın rahminde büyüyorsa bir insan ile de evlenip çocukları olabilir. Tıpkı insanların Neandertallerle çocuk yaptıkları gibi.
Bebekken konuşması,çamurdan kuş yapıp üfleyince canlanmasını falan genetik farklılıktan kaynaklanıyor diye düşünmüştüm hocam. Bunlar herhalde mucizeye giriyor o zaman değil mi hocam?
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Bebekken konuşması,çamurdan kuş yapıp üfleyince canlanmasını falan genetik farklılıktan kaynaklanıyor diye düşünmüştüm hocam. Bunlar herhalde mucizeye giriyor o zaman değil mi hocam?
Bilemiyorum kardeşim. O kadarı bize karanlık. Üstün özellikleri olduğu muhakkak ama bu mucizeler genetik özellikten gelmiş olmayabilir
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kurtulusberzan teşekkür ederim hocam çok sağolun.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM