
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
kafamı karıştıran şu yazı
http://ilimvetasavvuf.com/Yedi%20Kat%20G%C3%B6klerin%20S%C4%B1rlar%C4%B1.htm
ve şu fotoğraf
yani baksanıza
yer ve gök bitişikken biz onları ayırdık deniyor
yerin dünya yeri olduğu çok bariz
bu ayet bu fotoğraf ile çok uyumlu
dünya önceden yoktu bu yüzden günümüz tefsiri zorlama gibi
veya Miraç hadisi
peygamber dünya semasından geçiyor ve 1. cennete varıyor orada ademi görüyor tıpkı fotoğraftaki gibi
sonda ikincisine yükseliyor vs vs
bu kadar uyum varken günümüz biliminin ışığıyla yapılan tefsirler zorlama geliyor cevap arıyorum ama bulabilmiş değilim yardım ederseniz mutlu olurum
bulursam İslam hakkında ufacık bir şüphem kalmaz
Yok Türkçende sorun yok ama neden oranın evrenimiz olamayacağını açıklamıyorsun, bu şekilde nasıl yardımcı olabiliriz? Bu hadis doğruysa evren olarak algılamakta sorun görmüyorum ben. Evren hakkında ne kadar şey biliyoruz ki? Neredeyse hiç. Evrende bir yerlere gitmiş olamayacağını düşündürten şey nedir?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Şu kişiden alıntılanmıştır: kurangunlukleri Tarih: 25 Şubat 2021, 00:40Yok Türkçende sorun yok ama neden oranın evrenimiz olamayacağını açıklamıyorsun, bu şekilde nasıl yardımcı olabiliriz? Bu hadis doğruysa evren olarak algılamakta sorun görmüyorum ben. Evren hakkında ne kadar şey biliyoruz ki? Neredeyse hiç. Evrende bir yerlere gitmiş olamayacağını düşündürten şey nedir?
tam olarak nasıl söyleyebilirim bilemiyorum
Hz Aişe gibi kişiler bunu beden ile değil ruh ile yaptığını söylüyor
peygamber miraçta cennet ve cehennemi görüyor peygamberleri görüyor yükseldiğinden söz ediliyor vs vs bunların hepsinin evrende bulunması garip ve saçma geliyor
bu kadar alim gelmiş geçmiş kimse bu hadisi neredeyse takmamış yada ben denk gelmedim
sanırım ben yanlış yorumluyorum belki miraçta anlatılan gökler farklıdır ama çok karışık bir konu birinin hepsini inceleyip değinmesi gerekiyor
Başka biri yine yedi gökle ilgili konu açmıştı orada daha detaylı açıklıyor
Bu konuda son olarak şunu söyleyeyim; Kuran'da gök kavramı bazen atmosferi anlatır, bazen evreni anlatır. Bunu nereden anlıyoruz? Çünkü bazen atmosfer gerçeğine tam uyuyor bazen evren gerçeğine. Bu yüzden atmosfere uyduğunu gören kişi başka bir yerde evren gerçeğine uyduğunu gördüğünde kafası karışıyor. Bunu yazılarımda her fırsatta dile getiriyorum.
Sen yerlerin ve göklerin ayrılmasından bahsetmişsin. Bunu daha önce açıklamıştım. Bu ayeti bazıları evrene uyduğunu söylüyor ama ondan daha da iyi bir uyumla atmosfere uyuyor. Şu yazılarımı oku:
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/12/gokyuzunu-korunmus-bir-tavan-yaptik/
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Şu kişiden alıntılanmıştır: kurangunlukleri Tarih: 25 Şubat 2021, 10:02Bu konuda son olarak şunu söyleyeyim; Kuran'da gök kavramı bazen atmosferi anlatır, bazen evreni anlatır. Bunu nereden anlıyoruz? Çünkü bazen atmosfer gerçeğine tam uyuyor bazen evren gerçeğine. Bu yüzden atmosfere uyduğunu gören kişi başka bir yerde evren gerçeğine uyduğunu gördüğünde kafası karışıyor. Bunu yazılarımda her fırsatta dile getiriyorum.
Sen yerlerin ve göklerin ayrılmasından bahsetmişsin. Bunu daha önce açıklamıştım. Bu ayeti bazıları evrene uyduğunu söylüyor ama ondan daha da iyi bir uyumla atmosfere uyuyor. Şu yazılarımı oku:
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/12/gokyuzunu-korunmus-bir-tavan-yaptik/
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2018/08/56-kuran-gogu-dusmekten-koruruz-diyor-peki-bilim-ne-diyor//blockquote >
tamam gök kavramları farklı ama yedi gök ile kastedilen şey aynı
Yazılarımın genelinde anlatmaya çalıştığım bir gerçek var. Kuran diyor ki ayetlerin müteşabih olanları var ve ikili manalıdır. Yani yedi gök kavramının da hem atmosfer hem evren için ikili manalı olarak kullanıldığını düşünüyorum. Bu yazıyı okumanı tavsiye etmiştim. Burada bu ikili manayı ve müteşabihliği anlatmıştım.
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/12/gokyuzunu-korunmus-bir-tavan-yaptik/
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Şu kişiden alıntılanmıştır: suzerain Tarih: 24 Şubat 2021, 23:08kafamı karıştıran şu yazı
ve şu fotoğraf
Bu tabloyu kim yaptı bilmiyorum fakat yapan kişinin Aristo’nun teorisinden bakma ihtimali yüksek çünkü Aristo’nun Aristo nun teorisiyle aynı hiçbir farkı yok 7 gezegen teorisine aynısı almış ve birkaç şey eklemiş https://rasyonalist.org/yazi/aristotelesin-evreni-dunya-merkezli-evren/?amp=1
Kısacası bu tablonun doğru olma olasılığı semavati ve sema nın aynı anlama geldiğini kabul etmek kadar düşük bir olasılık kısacası tablo asla doğru değil Ve hadisin Arapçasında hangi kelime geçiyor. Bu bilgi olmadan ne ifade ettiğini anlayamayız
Şu kişiden alıntılanmıştır: suzerain Tarih: 24 Şubat 2021, 23:08kafamı karıştıran şu yazı
ve şu fotoğraf
Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi zatlar da evreni bu şekilde düşünmüş. Buna benzer tablolar çizmişler ama onlar kendi devirlerinin anlayışlarına göre çizmişler bunu. Kuran'daki evren modeli günümüz bilimine tam uyuyor oysaki.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Yedi kat gök ne anlama gelmektedir?
Kâinat, içindeki herhangi bir cisimden dışarıya doğru hiyerarşik tabakalar halinde uzanan manyetik bir düzene sahiptir. Her üst manyetik alan, bir alt manyetik alandan çok sayıda içerir. Gökcisimleri galaksileri, galaksiler de galaksi kümelerini oluşturmuştur. Galaksi kümeleri de, süper kümeleri ve (süper kümeleri birbirine bağlayan) ipliksi yapıları oluşturmuştur. Bu ölçekte ağ gibi görünen Kâinat’ta daha büyük manyetik yapılar da vardır. Kuran, yıldızların ve gezegenlerin oluşturduğu ilk manyetik alanları yani galaksileri (içlerindeki cisimlere göre) en aşağı ve birincil gök saymış, galaksilerin oluşturduğu üst manyetik alanları ise (galaksilerdeki cisimlere göre) üst gökler saymıştır.[1] Dünyaya göre de (Samanyolu galaksisi, Yerel küme, Başak süperkümesi, Balıklar-Balina süperküme kompleksi ila nihaye Kainat'ın tümü şeklinde) yedi tabaka manyetik göklerin varlığı bildirilmiştir.[2] Kuran'da (dünya merkezli olarak) "yedi gök" şeklinde ifade edilen manyetik gökler (estetik yanında) adres bulmayı sağlar.[3] Örneğin dünyaya göre kutup yıldızı birinci gökte yani Samanyolu galaksisinde bulunur. Andromeda galaksisi ise ikinci gökte yani Yerel kümede bulunur. Dünyaya göre yedinci gök, Kâinat’ın tümünü kuşatan ve üye manyetik alanları bir arada tutan en üst manyetik alandır. Altı gök dışında (daha geniş alanda) kalan tüm cisimler, Kâinat’ın ortasında veya kenarında yer alsın fark etmez, dünyaya göre yedinci gökte sayılırlar. Günümüzde beşinci gök kısmen gözlenmektedir. Gelecekte kozmik Arş ve ayrıca yedi gök, gördüğümüz ışık dışı bir sebeple (muhtemelen Arş'a ait bir dalga frekansının keşfi ile) gözlenebilecektir.[4] Yedi gök (yani Kâinat) kadar (alana dağılmış) dünya dışı gezegenler de yaratılmıştır.[5] Bunlar da bir yıldız sistemine bağlıdırlar.[6] İnsi ve cinni zeki varlıklar, (fizik yasalarını kullanarak) yaşadıkları gezegenlerden dışarı çıkabilirler ve faklı gezegenlerin nimetlerinden yararlanabilirler,[7] ancak imtihan halinde olduklarından Kâinat dışına çıkamazlar.[8]
[1] Kuran, 41/11-12.
[2] Kuran, 37/6, 41/11-12, 67/3-5, 78/12.
[3] Kuran, 23/17.
[4] Kuran, 23/86.
[5] Kuran, 65/12.
[6] Kuran, 13/15, 79/27-29.
[7] Kuran, 5/66, 31/20, 34/24, 51/22-23, 57/4, 84/19.
[8] Kuran, 22/15, 55/33.
Üzerinde yaşadığımız Dünya küre şeklinde bir gezegendir. Dünya Güneş’e asılı vaziyettedir. Güneş (galaksinin merkezi etrafında) yüksek hızda seyretmesine rağmen Dünya hep Güneş ile birliktedir. Dünya, dairesel bir yörüngede yılda bir devir tamamlayacak şekilde Güneş’in etrafında döner. Ayrıca Dünya Güneş’in etrafındaki devrini 23 derece 27 dakika eğimle yapar. Bu eğimden dolayı temmuz ayında kuzey kutbuna ışık dik düşer. Dünya Güneş’in diğer tarafına geçtiğinde ise ocak ayında güney kutbuna ışık dik düşer. Işığı dik veya dike yakın açıyla alan bölgelerde sıcaklık artışı yaşanır. Dünya’nın Güneş’in etrafında sabit eğimle dönmesi sayesinde mevsimler yaşanmaktadır. Dünya, ayrıca günde bir devir tamamlayacak şekilde (topaç gibi) kendi ekseni etrafında döner. Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi sayesinde gece ve gündür yaşanır. Güneş’in Dünya’ya uzaklığı (elips şeklindeki yörüngeden dolayı farklılık arz etse de) ortalama 149,5 milyon kilometredir. Güneş Dünya’dan bir milyon üç yüz bin kat daha büyüktür.
Dünyanın uydusu olan Ay da dünyaya asılı vaziyettedir. Dünya (Güneş’in etrafında) seyir halinde olmasına rağmen Ay hep Dünya ile birliktedir. Ay da, dairesel bir yörüngede ayda bir devir tamamlayacak şekilde Dünya’nın etrafında döner. Ay’ın Dünya’ya uzaklığı (elips şeklindeki yörüngeden dolayı farklılık arz etse de) ortalama 384 bin kilometredir.
Güneş sistemi içinde muhtelif büyüklüklere ve yörüngelere sahip (Merkür, Venüs, Mars, Jupiter, Satürn, Üranüs, Neptun, Plüton, Eris, Ceres, gibi) başka gezegenler de bulunur. Bazı gezegenlerin uyduları yok iken (Jupiter, Satürn gibi) bazı gezegenlerin birden fazla uyduları vardır. Güneş sistemi içinde ayrıca gök taşları, kuyruklu yıldızlar vs de bulunur. Güneş, tüm sistemi ile birlikte bir bütün olarak, dairesel bir yörüngede, yaklaşık 225 milyon yılda bir devir tamamlayacak şekilde, Samayolu galaksisinin merkezi etrafında saniyede yaklaşık 220 km hızla döner. Güneş sistemi içinde sadece Dünya’da hayat bulunmaktadır.
Gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz yıldızlar, aynı Güneş gibi büyük ve parlaktırlar, ancak çok uzakta olduklarından dolayı mum gibi silik gözükürler. Örneğin Güneş’ten sonra dünyaya en yakın yıldız olan Alfa Centuri’nin ışığı dünyaya 4,3 yılda gelir. Sirius yıldızının uzaklığı ise 8,6 ışık yılıdır. Kutup yıldızının uzaklığı ise 433 ışık yılıdır. Işığın bir saniyede aldığı yol yaklaşık 300.000 km’dir. Çıplak gözle iki bin civarı yıldız gözükür. Dürbünle bakıldığında görülebilen yıldız sayısı biraz daha artar. Daha uzaktaki yıldızlar ise ancak teleskoplarlarla gözlenebilir. Çok daha uzaktaki yıldızlar ise artık teleskoplarla da görülemezler. Çok uzakta olduğu için tek tek görülemeyen milyarlarca yıldızın oluşturduğu kalabalık uzaktan bakıldığında bulut gibi bir görüntü oluşturur.
Yıldızlar standart büyüklükte değillerdir. Güneş ortalama bir yıldız olup çok daha küçük ve çok daha büyük yıldızlar vardır. Yıldızların yaydığı ışığın rengi de (beyaz, sarı, kırmızı, mavi vs) farklılık arz eder. Uzayda gezegenler yıldızlara asılı vaziyette bulunurlar. Her yıldızın aynı Güneş gibi kendine ait sistemi (yani gezegenleri, uyduları, gök taşları, kuyruklu yıldızları vs) vardır.[1] Yıldız sistemleri de büyüklük ve materyal açısından çeşitlilik arz ederler. Hatta bazı sistemler (Alfa Centuri’de olduğu gibi) birden fazla yıldızlıdır.
Yıldızlar uzayda guruplar halinde bulunurlar. Yıldızların oluşturduğu ilk gruba “galaksi” veya “gökada” denir. Galaksilerdeki yıldızların sayısı milyarlarla ifade edilir. Galaksilerin içinde seyrek olarak on binlerce yıldızın oluşturduğu kümeler de bulunur. Ancak uzayda gruplaşmada temel birim galaksidir. Galaksiler de, gerek içerdikleri yıldız sayısı açısından ve gerek şekil açısından (sarmal, çubuklu sarmal, eliptik vs gibi) farklılık arz ederler. Ayrıca büyük galaksilerin uydu galaksileri de bulunur. Yıldızlar, dairesel yörüngelerinde galaksilerin merkezleri etrafında dönerler. Galaksilerin merkezlerinde ise büyük kara delikler bulunur. Güneş’in üyesi olduğu galaksiye “Samanyolu” adı verilmiştir. En az 200 milyar yıldız içermektedir. Kenardan bakıldığında ince kenarlı merceğe benzer. Yandan bakıldığında ise helezon şeklindedir. Çubuklu sarmak yapıya sahiptir. İki ana kolu bulunmaktadır. Kalınlığı yaklaşık bin ışık yılı kadardır. Çapı ise yaklaşık yüz bin ışık yılı kadardır. Güneş, merkezden 27 bin ışık yılı uzakta (yarıçapın ortasında kenara biraz yakın konumda) Avcı kolunun içinde bulunur. Gece gökyüzüne bakıldığında bir uçtan diğer uca görünen bulutsu yapı Samanyolu’nun Avcı koluna aittir. Samanyolu’nun etrafında ayrıca ortalama beş milyar yıldız ihtiva eden onlarca uydu galaksi bulunmaktadır.
Galaksiler bir araya gelerek galaksi kümelerini oluşturmuştur. Galaksi kümeleri de, gerek içerdikleri galaksi sayısı açısından ve gerek şekil açısından (özel, küresel, simetrik vs gibi) farklılık arz ederler. Kümeyi oluşturan galaksiler dairesel yörüngelerinde kümenin merkezi etrafında dönerler. Samanyolu’nun üyesi olduğu kümeye “Yerel küme” denilmektedir. Yerel küme yaklaşık elli galaksi içerir. Keşifler arttıkça sayı artmaktadır. Yerel kümenin en büyük galaksisi Andromeda M31’dir ve en az bir trilyon yıldız içerir. Dünyaya uzaklığı yaklaşık 2,5 milyon ışık yılıdır. Çıplak gözle de (göğe uzatılan parmağın ucu kadar bulut şeklinde) görülebilmektedir. Ayrıca bu galaksinin de etrafında onlarca uydu galaksi bulunmaktadır. Andromeda M31’den sonra Yerel kümenin en büyük galaksisi Samanyolu’dur.
Galaksi kümeleri de bir araya gelerek süperkümeleri oluşturmuştur. Süper kümelerin bazıları ada şeklinde iken bazıları zincir (flement) şeklindedir. Süper kümeyi oluşturan kümeler de süper kümenin merkezi etrafında dönerler. İçinde bulunduğumuz Yerel küme, ada şeklinde olan Başak Süper kümesinin üyesidir. Başak süper kümesi en az yüz küme içermektedir.
Süper küme ölçeğinde evren ağ gibi gözükse de gruplaşma devam etmektedir. Süper kümeler de bir araya gelerek süper küme komplekslerini oluşturmuştur. Bazıları duvar görünümlüdür. Günümüzde gözlenebilen en büyük yapı, 1 milyar ışık yılı uzakta olan ve 1,3 milyar ışık yılı çapa sahip olan Sloen duvarıdır. İçinde bulunduğumuz Başak süper kümesi, Balıklar Balina süper küme kompleksinin üyesidir.
Evrendeki gruplaşma (her bir gökcisminden dışarıya doğru) bu şekil devam eder. Gruplaşmanın standartı yoktur. Bazı süper kümelerin içinde küme üyesi olmayan münferit galaksiler de bulunur. Hatta süper küme kompleksinde bile münferit galaksiler olabilir. Evrende tek düze bir görüntü yoktur. Bu durum, estetik görüntü yanında gök cisimlerinin konumunu belirlemeyi sağlar.
[1] Kuran, 13/15, 65/12, 79/27-29.
Kuran’da muhtelif ayetlerde en aşağı göğün ve üstümüzdeki göğün yıldızlarla, yıldız kümeleriyle ve gezegenlerle süslendiği belirtilmiştir.[1] Süs, bir yapının ilave parçasıdır, asli parçası değildir. Kaf suresinin 6. ayetinde de (aynı metinde) göğün bina edilmesi ile süslenmesi ayrı fiiller olarak zikredilmiş ve dolayısıyla bunların ayrı olgular olduğu belirtilmiştir. Ayrıca (aynı metinde) gökleri ve yıldızları ayrı olarak zikreden ayetler de vardır.[2] Ayrıca (göklerde ve yerde nelerin olduğuna bakmayı emreden) Yunus suresinin 101. ayeti ve (tabakalar halinde ahenkli yaratılan yedi gökte uyumsuzluğun ve çatlağın görülemeyeceğini bildiren) Mülk suresinin 3. ayeti, göklerin (içlerindeki cisimlerin görülebildiği) şeffaf yapılar olduğunu ve göklerin içlerindeki cisimlerden bağımsız olduğunu belirtmiş olmaktadır. Yıldızlar ve gezegenler süs olduğuna göre göğü bina eden asıl şey (süslerden) farklıdır.[3] Dolayısıyla yıldızlar ve gezegenler değil bunların içinde bulunduğu manyetik alanlar gerçek göklerdir. Bununla birlikte “gökler” dendiğinde (yalın manyetik alanlar değil) içlerindeki cisimler de birlikte kastedilir. Nitekim günümüzde de “evren” veya “galaksi” dendiğinde sadece uzay alanı değil içindeki cisimler de birlikte kastedilir.
Kuran’da geçen “Dabeg” ve “Dıbag” kelimeleri katmanlı olarak düzenlenmiş uzayın manyetik alanlarını ifade eder.[4] Tabaka ve kat anlamına gelen bu kelimeler semantik olarak uyum ve ahenk anlamı da içerirler.[5] Tüm gök cisimleri manyetik alanlara göre uzayda düzen almışlardır.[6] Manyetik alanlar, hem üst üste katlar şeklindedirler ve hem yan yanadırlar. Yan yana olan manyetik alanlar kesişmezler ancak üst üste olan manyetik alanlar (aynı ortamda) kesişirler. Örneğin bir gezegene göre; içinde bulunduğu galaksinin manyetik alanının üstünde (birden çok galaksinin oluşturduğu) kümenin manyetik alanı bulunur. Kümesinin manyetik alanı üstünde de (birden çok kümenin oluşturduğu) süper kümenin manyetik alanı bulunur. Süper kümenin manyetik alanının üstünde de (birden çok süper kümenin oluşturduğu) süper küme kompleksinin manyetik alanı bulunur. Üst manyetik alanlar alt manyetik alanlardan çok sayıda içerirler. Örneğin bir süper küme kompleksinin manyetik alanı çok sayıda süper kümeyi kuşatır. Bir süper kümenin manyetik alanı da çok sayıda kümeyi kuşatır. Bir kümenin manyetik alanı da çok sayıda galaksiyi kuşatır. Yan yana olan manyetik alanlarda uyum olduğu gibi üst üste olan manyetik alanlarda da (kesişme olmasına rağmen) uyum vardır.
Normalde her gök cisminin etrafında manyetik alan vardır. Bu durumu seyir halinde olan arabanın içinde ve dışında uçan sinekle açıklayabiliriz. Seyir halinde olan arabanın içinde uçan sinek, sadece araba içinde uçtuğunu zannetse de, aslında arabayla birlikte süratli bir şeklilde seyahat eder. Seyir halindeki arabanın penceresinden dışarıya çıkan sineğe göre ise araba hızlıca yanından uzaklaşır. Dünya da, hem Güneş’in etrafında, hem (Güneş ile birlikte) Samanyolu’nun merkezi etrafında, hem (Samanyolu ile birlikte) Yerel Küme’nin merkezi etrafında vs çok hızlı olarak seyahat halindedir. Ancak dünyadan bir araç ayrıldığında bu araca göre dünya hızla uzaklaşmaz. Zira dünyadan ayrılan araç dünyanın manyetik alanında kalmaya devam eder. Bu araç, (arabanın içinde uçan sinek gibi) dünyanın manyetik alanı içinde dünya ile birlikte seyahatine devam eder. Dünyadan çok uzaklaştığında ise Dünya’dan bağımsız hale gelir ancak bu sefer (Dünya’yı ve diğer tüm gezegenleri kuşatan) Güneş’in manyetik alanına girer. Güneş’in manyetik alanına giren araç (arabanın içinde uçan sinek gibi) Güneş ile birlikte seyahatine devam eder. Güneş’ten çok uzaklaştığında ise Güneş’ten bağımsız hale gelir ancak bu sefer (Güneş’i ve diğer tüm yıldızları kuşatan) Samanyolu’nun manyetik alanına girer. Samanyolu’nun manyetik alanına giren araç (arabanın içinde uçan sinek gibi) Samanyolu ile birlikte seyahatine devam eder. Her gök cisminin etrafında manyetik alan olmakla birlikte Kuran, yıldızların ve gezegenlerin oluşturduğu ilk manyetik alanı yani galaksiyi (içindeki cisimlere göre) en aşağı ve birincil gök saymış, yani birinci göğü yıldızların ve gezegenlerin oluşturduğu galaksiden başlatmıştır.[7]
[1] Kuran, 15/16, 41/12, 50/6, 67/5
[2] Kuran, 7/54, 22/18
[3] Kuran, 91/5
[4] Kuran, 67/3, 84/19.
[5] Kuran, 67/3.
[6] Kuran, 2/29, 41/12.
[7] Kuran, 15/16, 37/6, 41/12, 50/6, 67/5.
Fussılet suresinin 11-12 nolu ayetlerinde ve Mülk suresinin 3-5 nolu ayetlerinde yedi göğün yaratıldığı ve en aşağı göğün yıldızlar ile süslendiği belirtilmiştir. Hicr suresinin 16. ayetinde ve Kaf suresinin 6. ayetinde ise üstümüzde bulunan göğün bakanlar için süslendiği belirtilmiştir. Dolayısıyla “en aşağı gök” ile “üstümüzdeki gök” aynıdır. Bakara suresinin 164. ayetinde atmosferde bulunan bulutların ve rüzgârların gök ve yer arasında olduğu belirtildiğinden dünyanın mukabili olan kozmik gök atmosferin üstüdür. Fussilet suresinin 12. ayetinde ve Bakara suresinin 29. ayetinde de, atmosfer üstü göğün yedi gök olarak düzenlendiği belirtilmiştir. Nitekim bazı ayetlerde atmosfer alanı (çoğul kelime kullanılarak) “gökler ve yer arası” olarak da zikredilmiştir.[1] Atmosfer üstü uzay yedi gök olarak düzenlendiğine göre birinci gök hemen atmosferin üstünde yer almaktadır. Fussilet suresinin 12. ayetinde geçen “en aşağı gök” aynı ayette belirtilen yedi gökten birinci olanıdır. Bu ayette yer alan “Es- Sema üd- Dünya” terkibinde “ed- Dünya” kelimesi “es –Sema” kelimesinin sıfatıdır. Bu terkip, “en aşağı olan gök” veya “en yakın olan gök” manasına gelir. Bu terkipte izafiyet (iyelik) yoktur. Zira izafiyet terkiplerinde ilk kelimenin başında “el” takısı bulunmaz. Bu terkip, (sanki izafiyet terkibi imiş gibi) “dünyanın göğü” manasına gelmez. Zaten Kuran’da dünya sadece “arz” kelimesiyle ifade edilir. Dolayısıyla birinci göğün altında ayrıca dünya göğünün var olduğu söylenemez. Birinci gök ile en aşağı gök aynıdır. Nitekim evren tasviri yapan rivayetlerde ve miraç olayına ilişkin rivayetlerde birinci gök en aşağı gök olarak ifade edilmiştir.[2]
En aşağı göğün gezegenler ile süslendiğini belirten Saffat suresinin 6. ayetine dayanarak dünyadan gözlenebilen gezegenlerin içinde bulunduğu Güneş sisteminin birinci gök olduğu söylenemez. Zira Fussilet suresinin 12. ayetinde ve Mülk suresinin 5. ayetinde en aşağı göğün “kandiller” ile süslendiği de belirtilmiştir. Bu ayetlerde yer alan “mesabih” kelimesi etrafına ışık saçan yıldızları kasteder. Güneş de etrafına ışık saçan bir kandildir ancak bu ayetlerde çoğul olarak kandiller zikredilmiştir. Bu ayetlerde çoğul olarak kandillerin zikredilmiş olması, en aşağı ve birincil göğün Güneş sisteminden daha büyük olduğunu gösterir. Ayrıca Hicr suresinin 16. ayetinde bakanlar için süslenen (en aşağı) gökte burçların (yani yıldızların görüntüde gökyüzünde oluşturduğu takımyıldızların veya yıldızların gerçekte oluşturduğu kümelerin) de var edildiği belirtilmiştir. Yıldız kümeleri ise Güneş sisteminden daha ötede bulunurlar. Ayrıca Saffat suresinin 6. ayetinde yer alan “Kevkeb” kelimesi Arapçada sadece gezegenler için kullanılmaz. Bu kelime, hem gezegenler ve hem yıldızlar için kullanılır. “Necm” kelimesi ise sadece yıldızlar için kullanılır. Ayrıca gezegenler sadece Güneş sisteminde bulunmazlar. Diğer yıldızların etrafında da gezegenler bulunmaktadır. Nitekim Talak suresinin 12. ayeti Kâinat kadar (alana dağılmış) dünya dışı gezegenlerin var olduğunu, Naziat suresinin 27-29 nolu ayetleri Kâinat’ta da (yıldız sistemlerinde) gece ve gündüzün yaşandığını ve Rad suresinin 15. ayeti Kâinat’ta da (yıldız sistemlerinde) gölgesi olan (karbon temelli) akıllı canlıların yaşadığını bildirmektedir. Bu ayetler, Kâinat’ın yıldızlarla ve gezegenlerle dolu bir yer olduğunu belirtmektedir. Bakanlar için en aşağı göğün yıldızlar, yıldız kümeleri ve gezegenler ile süslendiğini belirten ayetler[3] ise, yıldızların ve gezegenlerin bir araya gelerek oluşturduğu ilk manyetik alanların (içindeki cisimlere göre) en aşağı ve birincil gök olduğunu belirtmektedir.
Yıldızların ve gezegenlerin bir araya gelerek oluşturduğu ilk manyetik alanlar, içlerindeki yıldızlara ve gezegenlere göre en aşağı ve birincil gök sayılırlar. Bunlar da galaksilerdir. Yani bir yıldız ve gezegene göre birinci gök, içinde bulunduğu galaksidir. Birinci göklerin yani galaksilerin bir araya gelerek oluşturduğu manyetik alanlar ise, galaksilerdeki yıldızlara ve gezegenlere göre ikinci göklerdir. Bunlar da galaksi kümeleridir. Yani bir yıldız ve gezegene göre ikinci gök, içinde bulunduğu galaksi kümesidir. İkinci göklerin (yani galaksi kümelerinin) bir araya gelerek oluşturduğu manyetik alanlar ise, galaksilerdeki yıldızlara ve gezegenlere göre üçüncü göklerdir. Bunlar da süper kümelerdir. Yani bir yıldız ve gezegene göre üçüncü gök, içinde bulunduğu süper kümedir. Üçüncü göklerin (yani süper kümelerin) bir araya gelerek oluşturduğu manyetik alanlar ise, galaksilerdeki yıldızlara ve gezegenlere göre dördüncü göklerdir. Bunlar da süper küme kompleksleridirler. Yani bir yıldız ve gezegene göre dördüncü gök, içinde bulunduğu süper küme kompleksidir. Dördüncü göklerin (yani süper küme komplekslerinin) bir araya gelerek oluşturduğu manyetik alanlar ise, galaksilerdeki yıldızlara ve gezegenlere göre beşinci göklerdir. Beşinci göklerin oluşturduğu manyetik alanlar ise, galaksilerdeki yıldızlara ve gezegenlere göre altıncı göklerdir. Altıncı göklerin oluşturduğu manyetik alanlar ise, galaksilerdeki yıldızlara ve gezegenlere göre yedinci göklerdir. Her bir galaksi içindeki bir cisme göre gök katları bu şekil yukarıya doğru artar.
Gök katları (bina katları gibi) eşit büyüklükte olmayıp her üst gök bir alt gökten çok daha büyüktür. Ayrıca her üst gök bir alt gökten çok sayıda içerir. Yani birinci gökler bir araya gelerek ikinci üst gökleri, ikinci gökler bir araya gelerek üçüncü üst gökleri, üçüncü gökler bir araya gelerek dördüncü üst gökleri, dördüncü gökler bir araya gelerek beşinci üst gökleri, beşinci gökler bir araya gelerek altıncı üst gökleri, altıncı gökler bir araya gelerek yedinci üst göğü oluşturmuştur.
[1] Örneğin 20/6, 25/59
[2] Buhari, 349, 3207, 3887; Müslim, 162, 163; Nesai, 448, 450.
[3] Kuran, 15/16, 37/6, 41/12, 50/6, 67/5.
Dünyaya göre Kâinat yedi tabaka manyetik alandan oluşur.[1] Yani Kâinat’ta bulunan gök cisimleri, dünyaya göre yedi kat gök sayılan bir düzen almışlardır.[2] Dünyaya göre; Samanyolu galaksisi birinci gök, Yerel küme ikinci gök, Başak süperkümesi üçüncü gök, Balıklar-Balina süperküme kompleksi dördüncü gök ve ila nihaye Kâinat’ın tümü yedinci göktür. Şu an beşinci göğün içi kısmen teleskoplarla gözlenebilmektedir. İçinde bulunduğumuz Balıklar Balina süper kompleksinin üyesi olduğu üst manyetik alanın sınırı henüz gözlenememiştir. İçinde bulunduğumuz Balıklar Balina süper kompleksinin üyesi olduğu üst manyetik alan, dünyaya göre beşinci göktür. Beşinci göğün üyesi olduğu üst manyetik alan ise, dünyaya göre altıncı göktür. Altıncı göğün üyesi olduğu ve Kâinat’ın tümünü kuşatan üst manyetik alan ise, dünyaya göre yedinci göktür.
Kuran’da geçen “yedi gök” ifadesinin çokluktan kinaye olduğu ve bununla sayısız galaksilerin kastedildiği söylenemez. Zira Nebe suresinin 12. ayetinde üstümüzde (üst üste) yedi sağlam göğün bina edildiği, Mülk suresinin 3. ayetinde yedi göğün tabakalar (katlar) halinde yaratıldığı ve Müminun suresinin 17. ayetinde üstümüzde yedi yolun (yedi adresin) yaratıldığı belirtilmiştir. Kuran’ın bir kısmı diğer kısmını tefsir eder.[3] “Yedi gök” ifadesi de, gezegenimizden dışarıya doğru sıralı olarak yer alan manyetik tabakalar ifade edilmiştir.[4] Ayrıca “yedi gök” ifadesinin çokluktan kinaye olduğu ve bununla sayısız gök katlarının kastedildiği de söylenemez. Zira atmosferin yedi tabaka oluşu, yer kabuğunun merkeze doğru yedi tabaka oluşu, dünyada yedi kıtanın oluşu gibi tabiatta Yüce Allah’ın yedi rakamı üzerinden yaratma sanatına sıklıkla rastlanır. Yüce Allah’ın yedi sayısı üzerinden yaratma sanatı bazı rivayetlerde de dile getirilmiştir.[5] Tabiatta Yüce Allah’ın bu âdetini sıklıkla gördüğümüzden ve Kuran’da da “yedi gök” ifadesi yer aldığından gök katları da yedi olmalıdır. Arapçada bazen yedi sayısı yedi civarı sayı için, yetmiş sayısı yetmiş civarı sayı için, yetmiş bin sayısı yetmiş bin civarı sayı için kullanılır. Yedi gök ifadesiyle de yedi civarı (yani dört veya beş veya altı veya yedi veya sekiz veya dokuz) göğün kastedildiği belki söylenebilir. Ancak Peygamberimizin yedi kat göğün her birine uğradığını ve her birinde bir peygamberle karşılaştığını ayrıntılı olarak bildiren Miraç hadisi bu karineyi zayıflatmaktadır.[6]
Bakanlar için en aşağı göğün yıldızlar, yıldız kümeleri ve gezegenler ile süslendiğini belirten ayetlere[7] dayanarak üst göklerin gözlenemeyeceği söylenemez. Zira bu ayetler, sadece birinci gökte bulunan cisimlerin görülmesine ilişkindirler, üst göklere ilişkin değildirler. Dünyadan bakıldığında sadece birinci göğün yıldızları veya gezegenleri görülebilir iken üst göklerin yıldızları çok uzakta olduğundan tek tek görülemez. Ancak bu durum üst göklerin bir bütün olarak görülemeyeceği anlamına gelmez. Yunus suresinin 101. ayetinde de göklerde ve yerde nelerin olduğuna bakmak emredilmiştir. Bakmak emrediliyor ise görülebilir olduğundandır. Arapçada çoğul kelimeler en az üç nesneyi ifade ettiğinden bu ayette geçen “gökler” kelimesi en az üç kat göğün görülebileceğini belirtir. Günümüzde de beşinci göğün içi kısmen gözlenebilmektedir. Ancak Müminun suresinin 86-87 nolu ayetlerinde yedi kat göğün tümünün ve hatta Arş’ın gelecekte görülecek olması durumuna göre o günün insanları için soru ve cevap işlenmiştir.[8] Muhtemelen Arş'a ait bir dalga frekansının keşfi ile yedi kat gök ve Arş gözlenecektir. Arş’ın yaydığı ışınlar, saniyede 300 km hıza sahip ışıktan farklı olarak ulaştığı en ücra noktaya aniden ulaşır. Muhtemelen Arş'a ait bir dalga frekansının (kozmik ışınlar gibi) Kâinat’ta perde ve engel tanımadan maddenin içinden kısmen geçmesi ve çarptığı nesnelerden de dünyaya doğru yansıma yapması sayesinde Kâinat’ın yapısına ilişkin veriler elde edilecektir. Mülk suresinin 3-4 nolu ayetlerinde de, yedi tabaka göklerin yaratılması zikredildikten sonra, en ince detayına kadar tekrar tekrar bakılsa bile yaratılışta bir düzensizliğin görülemeyeceği belirtilmiştir.
[1] Kuran, 17/44, 23/17 ve 86, 65/12, 67/3, 78/12.
[2] Kuran, 2/29, 41/12.
[3] Kuran, 11/1, 4/2-3.
[4] Kuran, 2/29, 17/44, 23/86, 41/12, 65/12, 67/3.
[5] Örneğin Şuab –ül İman, 3412-3413, Tefsir –i Mukatil, c.4 s.592; Tefsir –i Maturidi, c.1 s.236.
[6] Buhari, 349, 3207, 3887; Müslim, 162, 163; Nesai, 448, 450.
[7] Kuran, 15/16, 37/6, 41/12, 50/6, 67/5.
[8] Ayrıca bkz. Kuran, 27/93, 41/53.
Yıldızların, gezegenlerin, galaksilerin, galaksi kümelerinin vs yer aldığı tüm evreni birinci gök sayan ve üst göklerin farklı içeriklere sahip olduğunu söyleyen görüş hatalıdır. Zira göklerin ve yerin bitişik iken ayrıldığını bildiren Enbiya suresinin 30. ayeti ile göklerin ve yerin varlık sahnesine gelişinden önce evrenin duman halinde olduğunu bildiren Fussilet suresinin 11. ayeti, yer ve göklerin yaratılış, işlev ve fizik yasaları açısından aynı cins varlıklar olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Kuran’da müteaddit olarak yer alan “gök ve yer”, “gökler ve yer” ve “yedi gök ve yer” terkiplerde “yer” kelimesinin “ve” edatıyla öncesindeki “gök”, “gökler” ve “yedi gök” kelimelerine bağlanmış olması, tümünün yaratılış, hammadde, işlev ve fizik yasaları açısından aynı cins varlıklar olduğunu gösterir. Fussılet suresinin 11-12 nolu ayetlerinde, yerin ve gök cisimlerinin varlık sahnesine gelişinden önce evrenin duman halinde olduğu, duman aşamasından sonra ortaya çıkan gök cisimlerinin (dünyaya göre) yedi gök düzeni aldığı ve en aşağı göğün yıldızlar ile süslendiği belirtilmiştir. Yani duman aşamasından sonra ortaya çıkan gök cisimleri, dünyaya göre yedi kat gök sayılan bir düzen aldıklarından dolayı, hem en aşağı gökte ve hem üst göklerde yer almaktadırlar. Fussilet suresinin 12. ayetinde en aşağı göğün yıldızlar ile süslendiğinin özellikle belirtilmesi ise, yıldızların bir araya gelerek oluşturduğu ilk manyetik alanın en aşağı ve birincil gök olduğunu belirtmek içindir. Saffat suresinin 6. ayetinde en aşağı göğün gezegenler ile de süslendiği belirtilmiştir. Ayrıca Hicr suresinin 16. ayetinde bakanlar için süslenen (en aşağı) gökte yıldız kümelerinin de var edildiği belirtilmiştir. Fussilet suresinin 12. ayetine göre dünya dışı cisimler dünyaya göre yedi kat gök sayılan bir düzen aldıklarına göre birinci gökte olanlar ile diğer göklerde olanlar aynı cins şeylerdir. Dolayısıyla en aşağı gökte bulunan yıldızlar, gezegenler ve yıldız kümeleri, üst göklerde de bulunmaktadırlar. Talak suresinin 12. ayeti de, yedi (tabaka manyetik) gök kadar (alana dağılmış) dünya dışı gezegenlerin var olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Rad suresinin 15. ayeti, göklerde gölgesi olan (karbon temelli) akıllı canlıların yaşadığını, yani göklerde yıldız sistemlerinin var olduğunu belirtmektedir. Naziat suresinin 27-29 nolu ayetleri de, gökte gece ve gündüzün yaşandığını ve dolayısıyla gökte yıldız sistemlerinin var olduğunu belirtmektedir. Naziat suresinin 27. ayetinde bulunan “gök” kelimesi, tek gök veya göklerden biri anlamına gelmemektedir, manyetik alanlardan bağımsız olarak tüm Kâinat’ı ifade etmektedir. Zira Bakara suresinin 29. ayeti ve Fussılet suresinin 11-12 nolu ayetlerinde tekil göğün yedi gök olarak düzenlendiği belirtildiğinden tekil “gök” kelimesi ile kastedilen alan ile “yedi gök” kelimesi ile kastedilen alan aynıdır. Kurtubi de, Fussilet suresinin 12. ayetinin tefsirinde (astronominin henüz gelişmediği dönemde) üst göklerde de yıldızların olduğunu söyleyen âlimlerin olduğunu bildirmiştir.[1] İbni Atiye de, Mülk suresinin 5. ayetinin tefsirinde, ayette kastedilenin en aşağı gökteki yıldızlar olabileceği gibi başka göklerde bulunan başka yıldızlar da olabileceğini belirtmiştir.[2] Kuran’da bildirildiği üzere; üst gökler de imtihan için yaratılmıştır[3], üst göklerde de akıllı canlılar yaşamaktadır[4], üst gökler için de kıyamet kopacaktır[5], üst göklerde de hesap yapılacaktır.[6] Üst göklerin birinci gökten farklı içeriklere sahip aşkın varlıklar olduğuna ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Gök cisimleri dünyaya göre yedi kat gök sayılan bir düzen oluşturduklarından dolayı “yedi gök” terkibi Kâinat’ı ifade eder.
[1] Tefsir –i Kurtubi, c.15 s.345
[2] Tefsir –i İbni Atiyye, c.5 s.338-339
[3] Kuran, 11/7, 45/22, 53/31
[4] Kuran, 6/3, 10/66, 13/15, 16/49, 21/19, 22/18, 24/41, 30/18 ve 26, 42/29, 55/29, 58/7, 65/12.
[5] Kuran, 7/187, 16/77, 39/68.
[6] Kuran, 14/48, 19/93-95, 27/65 ve 87, 39/68, 42/29, 70/1-7.