Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

hilafet farz mıdır?
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] hilafet farz mıdır?

(@selsebil)
Moderatör.
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 3113
Konu başlatıcı  

bir ülkede hilafetin olması farz mıdır yani o ülkede şeriat olsa ama hilafet olmasa cumhuriyet olsa olmuyor mu.bazıları hilafet farzdır diyorda halife e yapıcak da ülke düzelicek yani ?anlamadım ben bunu açıkçası


   
Alıntı
Taha
 Taha
(@taha)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 628
 

Cumhuriyet ve şeriat farklı yönetim biçimleridir. Hilafet şeriatın içindedir zaten. Ya Laik Cumhuriyetçi olursun ya şeriatçı. Bunun ortası yoktur. Mesela Cumhuriyette cumhurbaşkanı varsa Şeriatta Hilafet makamı(Halife) vardır. Ama hilafet makamı diğer devlet başkanı makamlarına göre biraz daha farklıdır tüm Müslümanların imamlığını yapan kimsedir. Her devlet kendi başkanına halifelik yakıştıramaz sanırım. Başka Müslüman ülkelerin yöneticilerine, yönetici olduklarını belirtecek isimler verilebilir. Malik, Sultan, Emir gibi yani.  

Şura 38: “Rablerinin çağrısına cevap verirler, namazı kılarlar. İşleri/yönetimleri, aralarında bir şura’dır. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.”

Bu ayete bakacak olursak Şeriat kanunları demokrasi ile oluşturulabilir. Allah sadece hırsızlığa, eşcinselliğe, zinaya ve kasten adam öldürmeye ceza vermiştir. Geriye kalan cezaları örneğin alkollü araç sürmenin cezaları gibi şeyleri devlet yöneticileri kendi aralarında bir anlaşma ile düzenleyebilir, milletine söz hakkı verebilir. Milletin kendi yöneticilerini seçmesinde İslam'a aykırı bir durum yoktur.

Zaten 4 halife dönemine bakacak olursan hilafet, eski dönem devletlerindeki gibi babadan oğula değil, halkın güvendiği kimselere geçmiştir. 

Şura kelime anlamıyla kurul, meclis ve konsey anlamına geldiği gibi;

-

Sözlükte “danışma, görüş alışverişinde bulunma, danışan kimseye fikrini söyleyip onu yönlendirme” anlamındaki şûrâ (, “şvr” md.), fıkıh doktrininde terim tanımı yapılmamış olmakla birlikte İslâmî literatürde yöneticilerin ve özellikle devlet başkanının görev alanlarına giren işler hakkında ilgililere danışıp onların eğilimlerini göz önünde bulundurmasını ifade eder.

Kaynak: ŞÛRA - TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr)

-

Hem Laik Cumhuriyetçi hem de şeriatçı olamazsın ama Demokrasici ve Şeriatçı bir insan olunabilir. Zira Kur'an'da demokrasi desteklenmekte.

 

Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.


   
CevapAlıntı
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1214
 

@taha Şer'i hükümlerin belirlenmesinde halka danışılamaz. Çünkü ilmi konularda halkın çoğu avam seviyesinde olabilir. Burada küçümseme yapmıyorum. Gerçek bu -ki herkes ilimde derinleşmek zorunda değil. Bu tür kanun belirleme vs.ler o konuda bilgili kişilerce İslam'a ve halkın durumuna uygun şekilde belirlenir. Ve seçimler için öyle bir sistem kurulmalı ki, sadece iktidara gelen değil diğer insanlar da dini konular dışında, milleti ilgilendiren ekonomi, çevre gibi alanlarda söz sahibi olmalı. Malumunuz şu an böyle bir sistemimiz yok. Sadece iktidar partisi mecliste söz sahibi. Bu yanlış bir şey. Partiler kaldırılıp yine bilgili kişilerden oluşan bir konsey devlet başkanı tarafından kurulabilir. Bunlar gibi birçok çözüm yolu var şeriatta. Yeter ki halka zulmedilmesin ve İslam'a aykırı bir şey olmasın.

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı
Taha
 Taha
(@taha)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 628
 

@xyz123 Bende dediğine katılıyorum. Halka seçim hakkı verilmesi örneğin her şehrin halkı kendini temsil edecek bir adayı meclise sokacak. Tabi bu kişinin aday olması için belli şartlar olacak örneğin belli bir ilim seviyesi, Müslümanlık şartı, güvenilirlik gibi. Diyelim devlet yönetimi değil de ekonomi için sadece Müslüman olması değil Ehl-i Kitaptan birisi olması gibi. Örneğin Hristiyan bir ekonomist halka bağlı olduğu sürece ekonomi başkanlığı yapabilir. Ama devlet yönetimi verilemez. Halk tarafından seçilmiş güvenilir kişiler arasında kurulan kurullar ile ülke yönetilebilir. Halkın direkt yöneticiyi seçmesi ise günümüzde olduğu gibi kötü sonuçlar çıkarıyor. Herkes futbol takımı tutar gibi parti tuttuğu için ülke çok karışık bir hal alıyor. Halkın söz hakkının olmasından kastım buydu. Parti olayı zaten ülkeyi bölmekten başka bir işe yaramıyor maalesef.

Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.


   
CevapAlıntı
Taha
 Taha
(@taha)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 628
 

Düzenleme süresi geçmiş, Kur'an'daki ceza hukuku ile alakalı kısımları eksik yazmışım. Kur'an'daki bulunan tüm ceza hukuku;

Fuhuşta yüz sopa

Nur 2: Zina eden kadınla zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun. Eğer Allah’a ve son güne inanıyorsanız, Allah’ın verdiği cezayı yerine getirirken onlara karşı yumuşamayın. İnananlardan bir takımı da onlara yapılan azabı gözleriyle görsün

Hırsızlıkta el kesme

Maide 38: Erkek hırsız ile kadın hırsızın ellerini kesin ki kazandıklarına karşılık bir ceza, Allah tarafından bir caydırma olsun. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah’tır.

Kasten cinayette kısas

Bakara 178: Ey iman edenler! Öldürme vakaları için size kısas hükmü farz kılındı. Hür olana karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın (olmak üzere kısası yapın). Fakat kime de kardeşi tarafından (kısastan vazgeçilerek) bir şey bağışlanırsa artık (maktul yakınları diyeti) örfe uygun istesin. (Katil de) iyilikle ödesin. Bu, Rabbiniz tarafından (sizin için) bir hafifletme ve rahmettir. Kim de bundan sonra haddi aşacak olursa, onun için can yakıcı bir azap vardır.

Bunlar dışında bazı durumlarda ise kefaret istenmektedir.

Toplumdan birini yanlışlıkla öldürmek

Nisa 92: Bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı yoktur; yanlışlıkla olursa başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, bir mümin esiri özgürleştirmesi ve öldürülenin ailesine ödenecek diyet vermesi gerekir; (öldürülenin velileri) bağışlarlarsa başka. Eğer öldürülen mümin, size düşman olan topluluktan ise mümin bir esiri özgürleştirmek gerekir. Eğer aranızda anlaşma olan bir topluluktan ise[*] ailesine ödenecek diyet ve bir mümin esiri özgürleştirmesi gerekir. Kim bulamazsa art arda iki ay oruç tutar. Bu Allah tarafından dönüşünün (tevbesinin) kabulü içindir. Allah bilir, doğru kararlar verir.

Yalan yemin etmek

Maide 89: Allah, düşünmeden ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutmaz. Ama yeminlerinizle bağladığınız şeylerden dolayı sorumlu tutar. Onun keffâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on çaresizi[*] doyurmak veya giydirmek ya da bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Bunları bulamayan üç gün oruç tutar. Bu, yemin bozmanın kefaretidir. Yeminlerinizi yerine getirin. Allah, âyetlerini size böyle açıklar ki görevinizi yerine getiresiniz.

Hac sırasında ihramlıyken av yapmak

Maide 95: Ey inanıp güvenenler (müminler)! İhramlıyken avı öldürmeyin. Hanginiz onu, bilerek öldürürse öldürdüğüne denk bir hayvanı ceza kurbanı olarak Kâbe’ye ulaştırması gerekir. Bu konudaki kararı sizden güvenilir iki kişi verir. Ceza, yoksulları doyuracak keffaret, yahut suçu dengeleyecek oruç[*] şeklinde de olabilir. Bu, işlediği suçun cezasını çekmesi içindir. Allah, öncekilerini bağışlamıştır. Bundan sonra o suçu kim tekrar işlerse Allah ona hak ettiği cezayı verir. Üstün olan, hak edildiği kadar ceza veren Allah’tır.

Müslüman toplum içinde uygulanacak ceza ve kefaret hükümleri bunlardır. Bunların dışında ise müslümanlara savaş açmış düşmanlara karşı ceza belirlenmiştir.

Ülkenizle savaşanlara karşı ceza

Müslümanlara savaş açmış olan, onları öldürmeye çalışan insanlara da ya öldürün ya da hem daha hafif bir ceza olarak ellerini ayaklarını çaprazlama kesme cezasına maruz bırakın, ya da karar size bağlı olarak isterseniz sadece sürün diye emir vardır. Bu ceza Müslümanlara savaş açıp öldürmeye çalışanlar içindir.

Maide 33: “Allah’a ve Resûlü’ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri, asılmaları ya da elleriyle ayaklarının çaprazca kesilmesi veya (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.”

Eşcinsel Fuhşa Ceza

Nisa 15: Kadınlarınızdan çirkin fiilde bulunanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun.

Nisa 16: İçinizden bu çirkin fiili işleyen ikilinin canlarını yakın. Eğer tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse artık onlara eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden, çok esirgeyendir.

Daha fazla bilgi için: 284# Şeriat nedir? Şeriatla yönetilen ülkeler şeriatla mı yönetiliyor? (bilimveyaratilisagaci.com)

 

Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.


   
CevapAlıntı
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1214
 

@taha Çok doğru?

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı
Taha
 Taha
(@taha)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 628
 

Ama mesela bir kesimin "din ve devlet işleri ayrılmalıdır, devletin dini olmaz" gibi söylemleri hakkında fikirlerinizi merak ediyorum dostlar. Ne düşünüyorsunuz?

Benim düşüncem şöyle;

Binlerce yıllık dünyada tüm devletler belli bir ideolojiye, bir dine bağlı olarak kurulmuş ve insanlar kendi düzenlerini oluşturmuşlar. Kimse tamamen özgür bırakılmamış ve amaç düzgün bir toplum oluşturmak ve ahlaksızlığı engellemek olmuş. Kimse bu düzenden şikayetçi de olmamış. Ne değişti de son 200 yıldır din ve devlet işleri aynı yere koyulamaz diyorsunuz? Bunca zaman din ve devlet işlerini aynı anda yürüten insanların hepsi mi din tüccarıydı, hepsi mi cahildi? Sınırsız özgürlük sınırsız ahlaksızlık ve kötülük potansiyeli demektir. Ortada bir ahlaksızlık varsa cezası verilir, bir suç varsa cezası verilir. Kimse tamamen özgür kalacak kadar iyi bir insan değil. Özgürlük, herkese saygı sadece aldatıcı ve nefse hoş gelen sözler sadece. Gerçekte asla icraata dökülemeyecek şeylerdir. Devlet yönetimini din olmadan yapmak sadece insanların dinden uzaklaşmasını sağlar, kimseye yararı yoktur. Bir yararı olsaydı dünyanın en az bir ülkesinde herkesin her şeye saygı duyduğu bir toplum oluşurdu. Dünyanın neresine gidersek gidelim mutlaka az da olsa eşcinsellere saygı duymayan insan grupları vardır çünkü. Özenilen Norveç'te, Hollanda'da bile azda olsa vardır. Şeriat ise gerçekliktir. Ahlaksızlık varsa cezasını verir, suç varsa affetmez. Hümanist hayal dünyaları ile alakası yoktur. İnsanların yönelimleri eğer şer, ahlaksızlık getiriyorsa engel olur. Amacı toplumu bir tutmak, düzeni sağlamak ve dini ruhun körelmemesini sağlamaktır. Dini ruhu olmayan toplum ise korkak olur, yıkılmaya müsaittir.

Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.


   
CevapAlıntı
Taha
 Taha
(@taha)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 628
 

Hocamız güzel bir yazı paylaşmış;

Hilafet mi Demokrasi mi? (bilimveyaratilisagaci.com)

Şeriat temelli kanunları cumhuriyet ve demokrasi içeriği ile düzenleyebilir oluşturabiliriz. Hocamız Hz. Ömer'in sözlerinden bahsederek bu olayı bize kanıt olarak sunmuş. İçinde Cumhuriyet ve Demokrasi bulunan bir Şeriat mümkündür ve aslında Şeriat dediğimiz şey Emevilerin babadan oğula saltanatı değil, Kur'an temelli olmak suretiyle  demokrasi yoluyla kanunların koyulmasıdır. Ama Laiklik kavramı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Zira Laiklik Din ve Devlet işlerini ayrı tutmaktır İslam bunu kabul etmez. Ama Şura'ya dayalı, kurullar ve konseyler destekli bir yönetim biçimi, içinde Cumhuriyet ve Demokrasi barındıran, Kur'an temelli bir Şeriat'ı (4 Halife dönemi gibi) İslam desteklemektedir. Halifelikte bu manaya gelir.

Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.


   
CevapAlıntı

Başa dön tuşu