203# Ruh nedir? Ruh’un olup olmadığı ispatlanabilir mi?

Genel

Şunu söyleyerek başlayayım, ruhun ne olduğu Kuran’da veya diğer semavi dinlerde açıkça tanımlanmadığı için ruhun olmadığı bilimsel olarak kanıtlanamaz. Çünkü bilimin bir şeyi test edebilmesi için somut olması veya önceden tanımının yapılması veya araştırmayı üstüne bina edecek açık bir hipotezinizin olması gerekir. Mesela şöyle açık bir hipotezinizin olması gerekir: “Kuran’da diyor ki ruh kalbin içindedir, bizde kalbi açıp bakacağız, ruhu orada bulursak hipotez öneriyi doğrulamıştır bulamazsak hipotez öneriyi yanlışlamıştır.” İşte bilim bu tür açık hipotezler üzerinden veri elde eder, bu yüzden Kuran’ın verdiği gaybi haberleri test edip doğrulayacak veya yanlışlayacak hipotezler kuramaz. Bundan dolayı, “bilim artık ruhun olmadığını ispatladı, bilim Cehennem’in, Cennet’in, meleklerin olmadığını ispatladı” gibi bilimin yapamayacağı ve gerçek olmayan şeyleri bilimsel birkaç süslü lafın arasında vererek bilime olan güveni de ateist ideolojileriniz uğruna sarsmayın lütfen.

Kuran’da gayb haberleri (gözle görülmeyen haberler) vardır. Ruhun ne olduğu da şu an için gayb haberleri arasındadır ve kesin olarak şudur budur diyemeyiz. Fakat ne olabileceği hakkında tahminler yürütebiliriz. Kuran, ruhun Rab’bimizin emrinden olduğunu haber veriyor.

İsra 85: “Ve sana rûhtan sorarlar. De ki: “Rûh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir.”

Yazarın önerisi:  144# Salat namaz mıdır? Kesin deliller...

İslam âlimlerine göre EMİR demek Allah’ın emirlerinin (komutlarının) çok hızlı bir şekilde ulaştırıldığı sistemler, âlemler demektir. Bir nevi evrenin ana programıdır ve bu programlama dili ile her şey sorunsuz bir şekilde meydana gelir. Tıpkı bilgisayarda çalışırken arka planda çalışan işletim sistemi sayesinde bir tık ile çok büyük işleri yaptığınız gibi Allah ta evrenin arkasındaki bu Rab’bin emri denilen evren programı sayesinde bir OL emriyle istediği her şeyin anında veya isterse sürece bağlı vücuda gelmesini sağlayabilir. Bilgisayar örneği üzerinden devam edersek bilgisayarın bir kasası vardır fakat bu kasa içinde işletim sistemi kurulu olmazsa tek başına bir iş yapmak için yeterli değildir. İşletim sisteminin harici bir vücudu yoktur. Kasayı açıp işletim sistemini görmeğe çalışırsanız bulamazsınız. Sonra cahilce diyebilirsiniz ki “bilim bilgisayarda işletim sistemi olmadığını ispatladı” (Bilimsel birkaç bilgiyi öğrenmiş olmanız varlığın derinliğini anlayabilecek kapasiteye sahip olduğunuzu göstermez. Bu anlayış sadece zeka veya hafıza veya kolejlerde okumakla sahip olunacak bir yeti de değildir. Daha çok kalbinizle alakalıdır). Bilgisayardaki işletim sistemi gibi evrende Allah’ın emir programları vardır. İşte ruh ta bu programlardan biridir ki cansız atomların bir araya toplanıp bilinç ve benlik kazanmasını sağlar. Kalp kriziyle yere yığılmış ve ölmüş bir adamın fiziki varlığı devam ederken, tıpkı işletim sistemi çöktüğünden çalışamayan bir bilgisayar gibi tekrar hayata dönmediğini bilirsiniz. O halde fiziksel olarak bir uzvu eksilmemişken onu canlı veya ölü yapan şey eğer bir program ise aradığımız ruh tanımının bu program olduğunu söyleyebiliriz.

Yazarın önerisi:  256# Dünyada haram ettiği zina ve içkiyi ahirette ödül yapmış (!)

Peki nedir insanı veya hayvanları bir et parçası veya atomlar yığını olmaktan çıkarıp şuur ve irade sahibi bir varlık haline dönüştüren. Elbette ki beyinleri ve nöronlarına yazılmış programları. Bir buzağıyı doğduğunda seyredin, doğduktan kısa süre sonra ağzıyla annesinin memesini aramaya başlar, bulunca içine çekerek sütünü emer. Peki daha önce hiç Dünya’yı görmemiş bu buzağıya annesinin memesini araması gerektiğini kim ve nasıl öğretti? Peki bu sütü ağzıyla içebileceğini kim öğretti? Neden memeye gözünü veya kolunu uzatmaya çalışmadı da ağzını uzatmaya çalıştı? Ve ağzını uzattıktan sonra emmesi gerektiğini kim öğretti? Bu gibi davranışlar hayvan davranışlarıdır ve her canlının beyin nöron hücrelerinde kendi fıtratı ve nasıl davranması gerektiği doğuştan kodlanmıştır. Bir kuzu kendini aslan sanmaz, aslan da kendini kartal sanmaz. Canlıya benliği ve fıtratını veren beynine yazılan bu programdır ki işte canlıda aradığımız işletim sistemi budur. Yani ruh beynimize yazılı olan programın adıdır. Bu yönüyle insanın ruhu yani programı diğer hayvanlarınkinden çok daha karmaşıktır, onu tüm varlığın anlamını sorgulamaya ve Yaratıcısıyla muhatap olmaya kadar götürür. Oysa diğer hayvanların programları varlıklarını sorgulamak üzere değil hayatta kalmak ve üremek üzere tasarlanmıştır.

Beynimizdeki programlar vücudumuzu olağanüstü bir fabrika gibi idare eder ve bundan hiç haberimiz olmaz. Beyin programlarımızı kullanarak kolumuzu kaldırdığımızda bile beynimizin neresini aktif edeceğimizi hangi sinirden hangi sinyalleri göndereceğimizi dahi bilmeyiz ama program o kadar müthiştir ki sizin sadece istemeniz yeterlidir, program hepsini OL emri almış gibi yapar. İşte Rabbimizin emrinden diye Kuran’da tanıtılan ruh bana göre bu beyin programıdır. O yüzden bilimi iyi bilen fakat Kuran’ı anlamak için istekli olmayan veya kabiliyeti olmayan insanların “bilim ruhun olmadığını ispatladı” gibi boş sözlerinin aslı olmadığını bilin ve bir gün hepsinin fena halde yüzlerinin kızaracağından şüpheniz olmasın.

Yazarın önerisi:  246# Kuran soru sormayı yasaklar mı?

  1. Avatar
    Muhammed

    Ruh hakkında ben de sizi üzerinde biraz daha araştırmaya götürecek bir kaç ayetten bahsetmek istiyorum:
    Yarattığı her şeyi güzel yaratan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayan O’dur.
    Sonra da onun soyunu süzülmüş bir özden, değersiz bir sudan yaratmıştır.
    Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve akıllar/kalpler var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!
    [Secde,7-8-9]
    De ki: “O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”
    [Mülk,23]
    Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.
    [Nahl,78]
    Görüldüğü gibi secde suresinde ruh üflenme sonrası kulakların, gözlerin ve akılların oluştuğundan bahsediliyor. Ve diğer ayetlerde de insana kulak, göz ve akıl/kalp verildiği belirtiliyor. O ayetlerin öncesinde ruh üflenmesinden bahsedilmiyor fakat secde suresinden de anlaşılacağı üzere bu insana verilen kulak, göz ve akıl/kalp’in ruh üflenmesinden sonra meydana geldiği anlaşılıyor. Ayrıca;
    30. Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti.
    31. Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin” dedi.
    32. Melekler, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin” dediler.
    33. Allah, şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” dedi.
    34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
    bakara suresinde geçen bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere İblis’in ve Meleklerin Hz. Adem’e secde etme emri kendisine isimlerin öğretilmesi hadisesinden sonra veriliyor.
    71. Hani, Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım.”
    72. “Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin.”
    73. Derken bütün melekler topluca saygı ile eğildiler.
    74. Ancak İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
    Sad suresindende geçen bu ayetlerde ve Kur’an’ın birçok surelerinde bahsediliyor Hz. Adem’e ruh üflenip sonrasında secde etme emrinin verilmesi.
    Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum:
    Ruh üflenmesi insanda kulak, göz ve aklın meydana gelmesini şüpheden uzak bir şekilde belirtiyor, ayrıca Hz. Adem’e de isimlerin öğretilmesi şeklinde kesin olmamakla beraber anlaşılabiliyor.

    Cevapla