Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

körelmiş organlar
 
Bildirimler
Tümünü temizle

körelmiş organlar

(@neanderthalensis)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 3
Konu başlatıcı  

Naturalist ideolojileri kendine rehber edinmiş bilimsel bir sayfada gördüğüm bir konudan söz açmak istiyorum... İddia ettikleri üzere insanın geçirmiş olduğu evrimsel gelişim sürecinde günümüze ulaşan birçok işlevsiz veya zayıf-körelmiş organa sahip olduklarından bahsediliyor. Neticede de herhangi bir dine ya da Tanrıya inanan insanların sözünü ettikleri gibi "en güzel biçimde yaratılmış insan" modellerinden ziyade tamamen evrimsel gelişimin yamalarıyla ve çürüklerle dolu, mükemmellik bir yana dursun tamamen kusurlarla dolu olduğumuzu ifade ediyorlar. Neticede de bizleri yaratmış olan akıllı bir tasarımcı olduğunun son derece hatalı bir fikir yürütme tarzı olduğundan bahsetmişler.

Elbette bu gibi iddiaların genellikle yanlış olduğunu başka kaynaklarda görsem ve bilim camiasında işlevsiz organ olup olmadığı hakkındaki tartışmaların halen sürmekte olduğunu bilsem de yine de bu tarz naturalizmi ilke edinmiş ve bilimsellikle harmanlayıp alttan alttan insanlara empoze etmeye çalışan tarafların bu iddialarını bilimsel kaynaklarla süslemeleri işi bizim açımızdan biraz çıkmaza sürüklemiş.

Bu yüzden burada da çok fazla detaya girmeden yalnızca bunun hakkında 3-4 tane örnek verip konuyu toparlamak istiyorum.

 

BİRİNCİSİ; çoğumuzun aşina olduğu apandisit organı. Bu organın, eski zamanlarda otçul sindirime yaradığı ve evrimsel süreçte beslenme diyetimizin değişime uğrayarak atalarımızdan bize atık bir organ olarak miras kaldığı söyleniyor.

ABD'nin North Carolina eyaletinde bulunan Duke Üniversitesi Tıp Merkezi'nden araştırmacılar, sindirim için önemli olan bakterilerin ölmesine neden olabilecek kadar ciddi bir dizanteri veya kolera hastalığından sonra apandisin, iyi huylu bakterilerin yeniden sindirim sistemine yayılması için bir rezerv görevi gördüğünü söylüyorlar. Bulgularına rağmen Prof. Dr. Bill Parker, tüm bu yeni keşiflerin bizlerin ne pahasına olursa olsun apandisimize sarılmamız gerektiği anlamına gelmediğini önemle vurguluyor ve şöyle açıklıyor:

  İnsanların apandisin sırf bir görevinin keşfedilmesinin, onun iltihaplandığı zaman vücutta tutulması gerektiği anlamına gelmediğini anlamaları gerekiyor. Yani keşfettiklerimizi keşfetmiş olmamız sevindirici, ancak kimseye herhangi bir zarar vermek istemeyiz. İnsanların kalkıp da 'Ah, apandisimin bir görevi varmış, dolayısıyla doktora aldırmak için gitmeyeceğim. Onu vücudumda ne pahasına olursa olsun tutacağım.' demelerini istemiyoruz.

RMIT Üniversitesi Tıp Bilimleri'nde görev yapan Doç. Dr. Nicholas Vardaxis, Duke Üniversitesi araştırmacıları tarafından ileri sürülen teorinin oldukça mantıklı olduğunu söylüyor ve şöyle ekliyor:

  Bir fikir olarak bu oldukça ilgi çekici. Belki de bu iyi, ufak bakterilerin yerleşmesi için bir alan olarak görev alıyor. Her şeyden izole ufak bir kesecik... Önemli olansa şu: Evrimsel sürece baktığımızda, evrim skalasında bir tür ne kadar yüksekteyse, o kadar daha fazla hepçil olmaktadır. Bu nedenle apandisi de o kadar ufak ve gereksiz olmaktadır. İnsanlar bunun güzel bir örneğidir. Apandisimizdeki bakteriler, sindirim kanalımızdaki bakterilerle aynıdır. Dolayısıyla o özelleşmiş bakterilerimizi yitirmiş vaziyetteyiz. Dolayısıyla artık herhangi bir rezervuar görevi olduğunu düşünmüyorum, hayır. Bu organ, bir zamanlar işlevsel olan versiyonlarının bir kalıntısıdır.

Görülebileceği gibi apandisin insanda körelmiş bir organ olduğu tartışmasızdır. Apandis, asıl görevi selüloz sindirimi olan bir organdır ve insanda bu görevini yapamamaktadır. Dolayısıyla evrimsel süreçte köreldiği tartışılabilir bir konu değildir. (Evrim Ağacı)

 

 

İKİNCİSİ; ayakların ve ayak bileklerinin tasarımı konusu. Bu noktada evrimin çok kötü bir iş çıkardığı ve ayaklarımızdaki gereksiz ve kırılgan yapının had safhada olduğundan bahsediliyor. Yalnızca ayaklarımıza göz atmamız bile hiçbir akıllı tasarımcı ya da Yaratan tarafından meydana getirilmediğimizin, evrimin yamalarıyla ve eldeki imkanlarıyla bölük pörçük ve kusurlu olarak var olduğumuzun kanıtı olduğunu da sinsi bir dille eklemişler.

Anatomimizin bu derece sıkıntılı olmasını Boston Üniversitesinden Dr. Jeremy DeSilva net bir biçimde ifade ediyor:

  Ola ki sıfırdan bir anatomi tasarlayacak olsaydınız, şu andaki insan vücudu kesinlikle tasarlayacağınız ürün olmazdı. Ne yazık ki evrim bir elinde bant diğer elinde ataçlar olan kötü bir mühendis gibi çalışır.  

Bunun en net örneklerinden bir tanesi ayaklarımızdır. Evrimsel süreçteki atalarımız, ağaçlara tutunabilmek için son derece esnek ayaklara ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle çok parçalı kemiklerden oluşan ayaklar evrimleşti. Ancak geride bıraktığımız 5 milyon yıl içerisinde atalarımız ağaçlardan ayrıldı ve yerde iki ayak üzerinde durmaya başladılar. Artık bu fazladan kemiklerin neredeyse hepsi işlevsiz hale gelmiştir. Örneğin ayak baş parmağımız, atalarımızdakinin aksine diğer 4 parmağının karşısına gelebilmesini sağlayan "karşıt parmak" özelliğini tamamen yitirmiştir. Ancak ayağımızda halen 26 kemik, 33 eklem ve 100 den fazla kas grubu bulunmaktadır. Buy kemiklerden önemli bir bölümü gereksizdir ve çok daha verimli olacak şekilde tasarlanabilirdi. (Evrim Ağacı)

DeSilva bunu şöyle anlatıyor:

  Eğer bir ayak tasarlayacak olsaydınız kesinlikle 26 kemik kullanmazdınız. Ayaklarımız sağlam durmak adına modifiye olmuştur. Ancak buna rağmen kemik sayısı halen çok fazla olduğu için, ayaklarımız içe ve dışa gereğinden fazla bükülebilir ve yay halindeki yapısı kolaylıkla çökerek harap olabilir. Bunun sonucu ise ciddi bilek burkulmaları, aşil tendonu yırtılmaları, incik nasırları, kolay kırılabilen bilekler gibi sorunlara oldukça basit bir şekilde yakalanabiliyor oluşumuzdur. 

  Eğer ki iki ayak üzerinde durabilen ve koşabilen bir tasarım istiyorsanız, ayak ve bilek tasarımınız bir devekuşununkine benzer olmalıdır. Devekuşlarının bilekleri ve alt bacak kemikleri tek bir yapı oluşturacak şekilde birbirine kaynamıştır. Bu da adımlarını bizim ayak yapımızın sağlandığına oranla kat kat güçlendirmektedir. Ayrıca ayaklarında yalnızca 2 adet parmak bulunur ve bu dengeli bir şekilde koşmalarını sağlamak için fazlasıyla yeterlidir. Benim neden böyle bir ayağım yok? Bunun en basit nedenleri devekuşlarının bu bacak yapısının temelleri 230 milyon yıl önce yine 2 ayak üzerinde yürüyebilen dinozorlarda atılmış olmasıdır. Bizlerin iki ayak üzerinde yürüyebilen atalarımız ise sadece 5 milyon yıl önce evrimleşmeye başlamıştır.

 

 

ÜÇÜNCÜSÜ; insan dişilerinde evrimsel süreç içerisinde eziyet haline dönüşmüş olan adet döngüsüsü diye ifade ediliyor.

Diğer birçok memeli hayvan türünde adet döngüleri ve doğum gibi olaylar genellikle basit ve acısız bir biçimde meydana gelmektedir. Birçoğu biz insanlarda olduğu kadar sancılı ve kanamalı bir adet evresi geçirmezler. Bunun evrimsel düzlemde birçok nedeni olduğu gibi en önemli nedeni iki ayak üzerinde durmaya evrimleşirken kadın üreme sisteminin bu sürece sağlıklı bir biçimde adapte olamamasıdır. Üstelik adet döngüsü sırasında rahimde gerçekleşen değişimler insan vücudunun son derece kusurlu olduğunun bir başka kanıtıdır. Her bir ovalüasyon(yumurtlama) sonrası rahim duvarındaki zigotun tutunacak olduğu endometriyum tabakasının tamamı içinde ne var ne yoksa atılmaktadır. Döllenmemiş yumurtanın geldiği her seferde, rahim içindeki endometriyal katmanı kişiye büyük acı çektirecek bir yolla tümü sökülerek ve yırtılarak dışarı atılmaktadır.

Evet ne kadar aptalca değil mi! Oturup hesap kitap yapılarak çizilecek bir vücut örneği için tek kelimeyle aptallık! Eğer insan vücudunda azıcık tasarımsal bir örnek görebilseydik organizma açısından son derece masraflı bu olgunun kesinlikle var olmaması gerekirdi. Ancak evrimsel süreçte ne yazık ki hesap kitap yok. En uyumlunun, sorunlara kötü de olsa çözüm bulabilenlerin hayatta kalması ve çoğalması durumu var. Evrim, akıllı veya zeki değildir. (Evrim Ağacı)

 

 

DÖRDÜNCÜSÜ; Yirmi yaş dişleri. Bu dişlerin de atalarımızdan körelmiş bir organ olarak bizlere miras kaldığı için çektirilmediği zaman hiçbir faydası olmadığından ve insana yalnızca acı çektirmekten başka bir işlevi olmadığından bahsediliyor. Dolayısıyla akıllı tasarım örneği diyebileceğimiz bir organizma örneğinde asla var olmaması gereken uzuv parçalarındanmış.

Yirmi yaş dişleri sıklıkla gömülü kalırlar, çıktıkları zaman doğru şekilde çıkmazlar ve diğer dişlere sürtünerek onların yapısını bozabilirler. Bu nedenle de ağrı ve enfeksiyona neden oldukları bilinmektedir. Bunun haricinde ise hiçbir işlevleri bulunmamaktadır. Dolayısıyla ağrıya neden oldukları zaman, diş hekimleri tarafından çekilerek hasta rahatlatılabilmektedir. 20 yaş dişleri çekilen kişilerin ağız fonksiyonlarında hiçbir azalma olmamaktadır. Uzun yıllar insanlar bu dişlerin en başından neden var olduğunu anlayamamış ve bir çeşit "lanet" olarak görmüşlerdir; zira 20 yaş dişlerinin çıkmaya başlamasından çekilene kadar verdiği acıyı, bu dişleri sorunlu olarak çıkan kişiler gayet iyi bilirler. Ancak evrimsel biyolojinin gelişimiyle birlikte öncelikle insan evrimine ışık tutulmuş, daha sonra da bu tip körelmiş organların varlığı açıklanmıştır. 20 yaş dişleri de, insanda görülen 40'tan fazla körelmiş organ ve yapıdan sadece birisidir.

Evrimsel biyolojinin üzerine kurulduğu ve doğada her yerde görülen evrim yasasını açıklayan Evrim Kuramı'nın ortaya koyduğu üzere, insan türü günümüzden 6 milyon yıl kadar önce şempanzeler ve bonobolarla ortak olan atamızdan ayrılarak, günümüzdeki insana kadar evrimleşmiştir. Bu süreçte pek çok değişim geçirmiş, evrimi sırasında pek çok özellik edinip, pek çok özellik yitirmiştir. Bunlardan biri de, diyetin (beslenmenin) değişimine bağlı olarak yapısal evrim geçirmesidir. İnsanların en ilkin ataları halen hem ağaçlarda, hem yerde yaşamaya uygun bir anatomiye sahiptiler. Genellikle meyveler ve yeşillikler ile beslenmektelerdi. Vücutlarında bulunan apandiks organı, yeşillik içerisinde bolca bulunan selülozun (glikozdan oluşan bir polimolekül) sindirimi için bazı enzimler salgılıyordu. Ancak selülozun sindirimi asla kolay olmadığı için, sadece bu enzimler yeterli olmuyordu. Yani buradan anlamamız gereken şudur: Eskiden türümüzün çenesi çok daha genişti ve daha fazla diş barındırıyordu. İşte 20 yaş dişleri dediğimiz üçüncü azı dişlerimiz de bu zamanlarda otların daha güçlü bir şekilde, daha hızlı ve daha etkili parçalanmasını ve öğütülmesini sağlamaktaydı. Yani bunlar, o zamanlar son derece işlevsel yapılardı. Ancak evrimsel sürecin bir noktasında, şempanzelerden ayrılmamızdan çok da uzun olmayan bir süre sonra, insan türü ağaçlardan inerek savana yaşantısına başladı. Bu ortamda uzun mesafelerde göç etmeye, savananın kısa otları arasında hayatını sürdürmeye ve uzun zamanlar saklanacak veya meyvelerinden faydalanacak tek bir ağaç bile bulamadan yaşamaya başladı. Bu sebeple de eskiden yiyebildiği yeşillikleri ve meyveleri bulabilmesi giderek zorlaştı. İşte bu yüzden, türümüzün atalarının popülasyonları içerisinde var olan 20 yaş dişleri gibi uzuvlar evrimsel süreçte körelerek işlevsiz hale geldiler ve günümüzde modern insan için hiçbir anlam ifade etmemektedir. (Evrim Ağacı)

 

Uzun lafın kısası, daha bunun gibi birçok örnek ortaya atılıyor. Kuyruk sokumu, diyafram kasları, timüs bezleri, omurganın S şeklindeki yapısı, körelmiş göz kapağı gibi. Ben yalnızca dikkatimi çok çekenleri aktardım buraya Bunlara verilmiş yanıtlar da var ancak ne yazık ki bizler açısından yeterine aydınlatıcı değil. Elbette evrimsel süreç içerisinde değişim geçiren ve yeni bir görev için özelleşmiş organlarımız olabilir ancak bahsedildiği üzere tamamen kusurlu ve kişiyi zora sokan niteliklerde olması aklımı çok karıştırıyor benim.  Bu yüzden bu konuyu burada açmak istedim ve mümkünse adminin bunun hakkında kapsamlı bir araştırma yaparak bizleri aydınlatmasını rica ediyorum.

 


   
Alıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Müsait zamanda ilgilenirim İnşallah

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
(@mehmet)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 54
 

Hocam benim de kafam karıştı müsait zamanda yazarsınız inşallah cevabı


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Yazıyı yayınladık: https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2021/01/insanda-korelmis-organlar-islam/

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
(@neanderthalensis)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 3
Konu başlatıcı  

Hocam Allah razı olsun, çok sağolun. Makul bir dille açıklama yapmışsınız. Ayak konusunda da tıp mezunu bir tanıdığımla konuştum. Tamamen kişisel saçmalıklarla dolu bir söylem, ayağımız mevcut şekliyle olmasaydı yürüyemezdik bile dedi. Malum bazı bilim insanları kendi yorumlarını abartarak aktarıyor. Fakat yine de bu konuda tam emin olamadım, kendim araştırmaya devam edeceğim.


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

O bir saçmalık. Evrim kanunlarına göre bile her canlı olabileceği en iyi şekle dönüşür. Yani Allah çita bacakları da yapmayı bilir ama bir tavuğa çita bacağı koymaz. Her canlı olduğu gibi güzeldir ve Allah öyle olmasını takdir etmiştir. Yoksa şöyle olsaydı böyle olsaydı diye saçmalamaya başlarsak bunun sonu gelmez. İnsanlarda kartal gözü olsaydı, çita bacağı olsaydı, baykuş gibi kafamız 360 derece dönseydi, goril gibi kaslı olsaydık vs. vs.

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
(@talha)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 2
 

Hocam yeni bir kanal keşfettim 19 mucizesiyle alakalı edip yükselin yaptığı gibi Tevbe suresinin son iki ayetinide inkar etmiyor ve uyumlu olduğunuda savunuyor pek bilen yok fakat çalışmalarına bakılması gerekir bence gayet güzel de araştırmış incelemelisiniz bence


   
CevapAlıntı
(@sahabe)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 33
 
Şu kişiden alıntılanmıştır: Talha Tarih: 19 Ocak 2021, 22:57

Hocam yeni bir kanal keşfettim 19 mucizesiyle alakalı edip yükselin yaptığı gibi Tevbe suresinin son iki ayetinide inkar etmiyor ve uyumlu olduğunuda savunuyor pek bilen yok fakat çalışmalarına bakılması gerekir bence gayet güzel de araştırmış incelemelisiniz bence

Kanal adını söyleyebilir misiniz acaba ben de bir bakayım


   
CevapAlıntı

Başa dön tuşu