
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
İnsan kafam Rabbimin işlerini daha iyi anlayabilmek için onları gündelik hayattan bazı kavramlarla eşleyince daha iyi anlıyor. Belki sizin de işinize yarar diye bir kısmını aşağıya çıkardım.
Şimdi bu labirente hayat diyelim. Girişe doğum, çıkışa ölüm diyelim. Bu ikisini birbirine bağlayan tek bir yol vardır. Buna sıradelmüstakim (doğru yol) diyelim. Ayrıca bir sürü de çıkışa götürmeyen yollar var, onlara da dâllîn (yanlış yol), o yola gidene dâl (doğru yolu arayan) diyelim. Yanlış yolda olan birinin yolun çıkmadığını fark etmesine istiğfar, o yoldan geri dönmesine tevbe diyelim. Yolun çıkmadığını anladığı halde o yolda kalmaya zor edene kafir, dönmüş gibi yapıp tekrar tekrar aynı yola gidene münafık diyelim.
Kavramlar çoğaltılabilir. Mesela yolcu bu yolda bisikletle yol almaktadır. Bisikletin bir pedalına basmak dünya işleri, diğer pedalına basmak ahiret işlerini yapmaktır. Yani bisiklet kendi yola gitmez, gitmediği gibi bir de devrilir, onu ibadetler ile yolunda tutmak gerekir.
Amaç, doğumla başlayıp ölümle biten bu labirentte doğru yol üzerinde kalmaktır. Herkesin labirenti kendine özel, yolun uzunluğu kendine hastır. Doğru yolun kendine has belirtileri vardır. Rehberleri vardır. Yol tabelaları vardır. Çeldiricileri vardır. Yolcunun içinde, doğru yola karşı bir sevgi vardır, huzur vardır.
Doğru yol geniş, rampa aşağı, sade ve sevimlidir. Doğru yolda olanlar yardımsever, fedakardır. Yolun amaç değil, araç olduğunu bilir; yolun sonundaki cenneti daha önemlisi Yüceler Yücesinin rızasını gözetirler. Bu yolda olmak bir ibadet olduğu için yoldan kaynaklanan varlık veya yokluk onlara paye veya ceza değildir.
Ama yolcu ister istemez zaman zaman dâl olur. Dâl olmak bu işin biraz da doğasında vardır. Yanlış yolun olmadığı durum zaten irade gerektirmediği için bunun adı hayat olmaz. Dâllinde olmak, cehennemlik olmak değildir. Evet, her dâllîn sonunda cehenneme çıkar. Ama yanlış yola girer girmez bir zebani kapmaz yolcuyu.
Yanlış yola ilk girildiğinde fark edilirse geri dönmek çok kolaydır. Birkaç adım. Yanlış yolda kalmaya devam edildikçe doğru yoldan hem süre hem mesafe olarak epeyce uzaklaşılır. Yanlış yolun nebisi olan şeytan, arkadaşı olduğunu düşündüğü yolcunun kulağına eğilir, pis pis sırıtarak (vesvese) der ki: ‘Artık istiğfar için de, tevbe için de vaktin yok. Yattı balık yan gider.’
Ama kazın ayağı öyle değildir. Yolcunun tevbe silahı hem kuvvetli hem de torpillidir. Araba oyunlarındaki Restart tuşu gibidir. Yolcu halis bir tevbe ettiğinde hemen altına sıfır bir bisiklet verilir ve doğru yolun üstüne konulur.
Çıkışa ne kadar kaldığını hiç bilemediğimiz bu yolda doğru yolda kalmaya ve o yol üzerinde iken ölmeye bakalım. Arada bir vesvese ile dâl olabiliriz, olsun. Tevbe silahımızın mermisi ve bu labirentin Yaratıcısının Rahmeti sonsuzdur. O Rahman’a kul olmayı arzu edenlere her yolda esenlik vardır.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
Yazınız çok hoş ve ilgi çekici gerçek ve metaforlarla dolu Serpil hanım. Özellikle şu kısmı çok çarpıcıydı.
Dâllinde olmak, cehennemlik olmak değildir.
Yoldayken karşımıza çıkan, gerek şeytani gerek meleki işaret levhalarının azığımız olması dileğiyle...
@serpilyucel Çok güzel bir tefekkürdü. İnsan bazen yolda iken direksiyonu sola kırmayayım derken aşırı sağa kırıyor. Yine yoldan çıkıyor. Yani direksiyonu ne fazla sola ne de sola kırmadan yola göre konumlandırmayan yoldan çıkıyor. Şimdilerde din adına direksiyonu fazla sağa kıranlar hep dinden uzaklaşmış kişiler olup çıktılar. Allah bizleri zulme giden bir sağdan, şerre giden bir soldan korusun ve sırat-ı müstakim üzere eylesin.
Araf suresi:
﴾16﴿ İblîs dedi ki: “Bundan böyle benim sapmama izin vermene karşılık, ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.
﴾17﴿ Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım (sağa veya sola saptırarak yoldan çıkaracağım) ve sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın.”
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
