
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Sizce mutluluk nedir ve mutlu olmak için neler yapılmalı?
Mutlu insan neşeli insan mı demektir yoksa huzurlu insan mı demektir?
En mutlu insanlar kimlerdir?
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Bence mutlu insan ve huzurlu insan ve hatta neşeli insan çok farklı insan tipleri. Mutluluk geçici bir şey kanımca. Yani eksene koyulup kendisine göre yaşanılacak bir duygu değil bence. Neşe mutluluktan daha geçici bir şey. Saman alevi gibi. Ancak huzurlu insan her daim, sıkıntısında dahi hemen mutluluğu arzulamayan, dertleriyle de yaşayabilen insandır. Ancak böylesi bir hayat anlamlı olurdu.
Aksi takdirde, günümüzde içi boşaltılmış mutluluk, sevgi gibi kavramlar huzurun ağırlığını veremez kanaatimce. Çünkü, herkes için böyle olmasa da, sevgi, mutluluk gibi kavramlar metalaşıp kapitalistleştiği için, hatta bel altı manalar dahi çağrıştırabildiği için bir tüketim malzemesi hâline gelmiş gibi duruyor. Bahsettiğim elbette ki kadim bilgeliklerdeki veya felsefedeki gibi bir mutluluk vs. değil.
Mutluluk yaşadıklarına ve kazandıklarına razı olmaktır. Gözü hep daha fazlasında olan insan mutlu olamaz. Sahip olduklarımıza değil olmadıklarımıza sürekli gözümüzü dikersek ne para mutlu eder, ne aile, ne de Dünya. Mutlu olmayı bilmek bir karakter meselesi. Allah karakterlerimizi düzeltmemizde yardımcımız olsun.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Elindekiyle mutlu olmak,olanla yetinmeyi bilmek mutluluğun anahtarı olsa gerek...
İnternetten okuduğum bir makale hoşuma gitti. Burada onu da paylaşmak istiyorum.
Zengininden en fakirine, en ünlüsünden en yalnızına, yaşlı veya genç ayırdetmeksizin tüm insanlar aynı duygunun peşinde koşuyorlar.
Herkes, istisnasız daha mutlu olmak istiyor, mutlu olmak için kendince çaba gösteriyor ve ona ulaşmak için yöntemler buluyor ancak ne yazık ki yine de insanların büyük kısmı kendini yeterince mutlu hissetmiyor.
Bu yolda harcanan paraların, gidilen yoga veya meditasyon derslerinin, falcıların, yaşam koçlarının ve sömürülen umutların haddi hesabı yok.
Üzerinde herkesin hemfikir olduğu bir ‘mutluluk’ tanımı olmasa da genel olarak bir kişinin hayatının toplam kalitesini ne kadar olumlu olarak değerlendirdiği onun mutluluk düzeyidir diyebiliriz. Bir görüşe göre ise acıdan kaçınmak ve hazzı aramak insan doğasının temel kurallarından biridir. Mamafih, bu kadar karmaşık hale gelmiş bir yaşam ve bu kadar ilerlemiş bir insan zekasının sadece hazzı arayıp , acıdan kaçınarak mutlu olmasını beklemek pek mümkün değildir.
Hayatta acıdan kaçmak ve bedensel hazlar açısından doyuma ulaşmış olmak elbette belirli bir mutluluk düzeyi sağlar ancak bunların ötesinde daha kalıcı mutluluk düzeyleri sağlayan şeyin, belirli bir amaç doğrultusunda , emek harcayarak anlamlı düzeyde bir ilerleme kat etmek olduğu iddia edilmektedir.
Tarih boyunca ‘nasıl daha mutlu olunabilir’ kavramı üzerinde düşünen birçok düşünür olmuştur, ancak temel olarak bu sorularla çok üğraşan birisi eski yunan felsefecilerinden biri olan Epikür (Epicuros) tur. Epicuros, biraz da yanlış anlaşılarak haz almayı mutluluğun temel gereği olarak tanımlamakla suçlansa da gerçek pek öyle değildir, kendisi , ona inanan belli bir arkadaş grubu ile birlikte şehrin dışında mütevazi bir hayat süren, kendi ürettikleri sebze ve meyvelerle beslenip,felsefe yapmakla geçen bir hayat yaşamıştır. ‘Dünya zevkleri’ olarak tanımlanan birçok uğr-aşla hiç ilgilenmemiştir.
Epiküryen felsefeye göre mutlu olmanın temel koşullarından biri ‘dost edinme yetisi- dostların olması’dır.’Yanında bir dostu olmadan yemek yemek sadece aslanlar ve kurtlara özgüdür, insan yalnız kalmamalıdır’ der .
Bir diğer önemli mutluluk kaynağı, ruhen, fikren ve bedenen özgür olmaktır, istemediğimiz işler yapmak, sevmediğimiz veya inanmadığımız bir kişi için veya bir amaç uğruna çalışmak hep kronik mutsuzluk kaynaklarıdır.Gündelik hayatın kavgaları ve politika , Epiküyen felsefeya göre uzak durulması en zaruri olan şeylerdir.
İnsanın hayatta varoluşu ve üzerinde uğraşıp emek harcamadan, hayatın kendi başına anlam verilmesi zor bir kavram olması, insanı devamlı iç huzursuzluğuna iter, ve bu durum varoluşsal gerginliğimizn temel sebeplerinden biridir, bu durumu aşmak ancak daha çok okumak, hayat üzerine ve bizim hayatımıza katacağımız anlam üzerinde kendimizle ve dostlarımızla durmadan fikir alışverişi yapmakla belki biraz mümkün olur. Düşünmek huzursuzluğu azaltır. Boş, amaçsız ve umarsız yaşamak da kronik bir mutsuzluk sebebidir
Dostluk yoksa zenginlik, özgürlük yoksa bir 4x4, huzura kavuşturan düşünceler yoksa bir dağ evi mutluluk düzeyimizi arttırmaz.
Mutluluk konusunda sosyal bilimlerin tüm alanlarından, bilhassa ekonomistlerin ciddi araştırmaları vardır. Economic Journal da Temmuz 2004 de yayınlanan bir araştırmada, daha çok para kazananların, daha az para kazananlara göre daha mutlu oldukları, ancak belirli bir gelir düzeyinin üzerinde daha çok paranın mutluluk düzeyine olan katkısının azaldığı ortaya konmuştur.
Ailelerde çocuk saysısının ikinin üzerine çıkması muhtemelen ekonomik kaygılar nedeniyle bildirilen mutluluk düzeyini azaltmaktadır. Düzenli bir ilişkisi olanlar yalnız kimselere göre kendilerini daha mutlu hissettiklerini ifade etmişlerdir.
Eğlenceli bir yaşantısı olanlar ve yaşamlarının ana odağına ‘haz’ prensibini koyanlar daha mutludurlar ancak bu tarz mutluluklar genelde geçici-sabun köpüğü-mutluluklardır.
Tüm bu yukarıda belirtilenler, ekonomik durum, aile, çocuk sayısı, kişinin bedensel sağlığı, eğlenceli bir hayatı olup olmadığı mutlaka ne kadar mutlu hissettiğimiz açısından çok önemlidir, ancak bu mutluluğu kalıcı hale getimek için çok önemli iki kavram vardır, bu kavramlar, üretkenlik ve anlam’dır.
Çalışan insanlar daha mutludur. Problem çözen, ileriye giden,sorumluluk alan ve yaratıcı olan kişiler kaçınılmaz bir tatmin duygusu içindedirler. TV’yi kapatmak veya bir yemek davetini reddedip işinizle ilgili bir rapor hazırlamak zor gelecektir ama işin gerçeği bu uğraş toplam mutluluğunuzu daha çok arttırmaktadır.
Ancak; yaptığınız işler, yaşadığınız hayat veya üretiminiz size bir anlam ifade etmiyorsa , ne kadar üretken olursanız olun mutlu olamazsınız.‘Anlam’ olmadan mutluluk formülü tamamlanamaz.
Birçoğumuz için hayatımıızn büyük kısmı yapmakta olduğumuz iştir.Bu nedenle işimize bir anlam yükleyebilirsek tatmin olma düzeyimiz ve dolayısıyla mutluluğumuz artacaktır. Ancak Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan bir araştırma çalışanların %75’inin işlerinden ‘nefret’ ettiklerini göstermiştir. Bu durumda işimizden tatmin olmuyorsak, ‘anlam’nerede bulunabilir?
Mutlu kişilerin en önemli özelliklerinden biri gönüllü olarak hayır işlerinde ve sosyal projelerde görev almalarıdır.Modern hayatla birlikte insanların birbirine ihtiyaçları giderek azalmıştır, bu üzerinde herkesin hemfikir olduğu bir tespittir. Günümüzde eğer istiyorsak tüm sosyal bağlarımızdan uzak ve birey olarak özgür bir şekilde kendi kaderimizi yaşama şansımız bulunmaktadır.
Ancak yüzelli bin yıllık insanlık tarihi boyunca insan, hep bir yere aidiyet ve sorumluluk hissi ile yaşamıştır.Bu nedenle artık birilerine ihtiyaç duymasak bile ‘birilerinin bize ihtiyaç duymasına ihtiyacımız vardır’. Bu eksiği sadece karşılıksız –gönüllü olarak insanlara yardım ederek giderebiliriz. Mecbur olmadığımız halde insanlar için iyi birşeyler yapıyor olma duygusu oldukça tatminkar bir mutluluk kaynağıdır.
Mutluluk için maalesef tek cümlelik mucizevi bir formül vermek mümkün değildir, ancak , eğer bu makaledeki önerilerin büyük kısmı hayatınızda var ancak yine de bir tatminsizlik, boşluk ve mutsuzluk hissi yaşıyorsanız o zaman psikoterapi sizin için doğru bir seçenek olabilir.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Mutluluk kişinin yolunu bilmesidir. Bir labirentte hiç şaşırmadan çıkacağınız yolu biliyorsanız hiçbir endişeniz olmaz. Ayrıca bu labirenti beraber aşacağınız bir yol arkadaşınız varsa bu yolculuk daha fazla haz verir insana. Kişinin belli bir yolda aynı gayeyi taşıyan insanlarla beraber ilerlemesi muhtemelen bu dünyadaki en güzel şeydir.
“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)
Mutluluk kişinin yolunu bilmesidir. Bir labirentte hiç şaşırmadan çıkacağınız yolu biliyorsanız hiçbir endişeniz olmaz. Ayrıca bu labirenti beraber aşacağınız bir yol arkadaşınız varsa bu yolculuk daha fazla haz verir insana. Kişinin belli bir yolda aynı gayeyi taşıyan insanlarla beraber ilerlemesi muhtemelen bu dünyadaki en güzel şeydir.
Çok güzeldi kardeşim. Eline sağlık.
İnsan mutsuzluğun içinde kendi mutluluğunu kurmayı bilmeli. Şartlar ve insanlar zorlasa da zorluğa rağmen mutlu olmayı öğrenmeli. Pozitif insanlarla iletişim içersinde olmak da mutluluk kaynağı. O yüzden insan ve arkadaş seçimlerinde mümkün olduğunca pozitif insan biriktirmek lazım. Negatif insanlarla iletişim içersinde olmaktan sakınmak da şart bence. Kronik mutsuzluk bence psikolojik bir rahatsızlık durumudur ve bulaşıcıdır. Mutsuz insanlar etraflarında ki mutlu insanları çekemezler ve sürekli negatif konuşmalarla sinir bozarlar. Kaçınmak lazım.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Mutluluğun anahtarı kıymet bilmektir. Elindekilerin kıymetini bilmelidir insan ailesinin, akrabalarının, arkadaşlarının ve elinde ne kadar güzellik varsa insan bunların kıymetini bilmelidir. Kıymet bilmeyen insan doymaz. Bir şey eline geçer daha fazlasını ister ve daha fazlası için çabalarken elindekileri kaybeder. İnsanın hayatı kıymet bildikçe ve ümidini yitirmedikçe yaşanılır haldedir. Ümidi olmayan insanın hayali olmaz, hayali olmayanın yaşama amacı olmaz. İnsan darda kaldığında da, refah olduğu durumda da ümidini asla yitirmemelidir.
Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.
Kul olduğunu bilmektir.
Şimdi kul olmak deyince çok alışılmış geliyor ama öyle değil. Şems suresinde tümdengelim ile insanın yaratılışı anlatıldıktan sonra 8. ayette 'O (nefse)na fücurun ve takvanın ilham' edildiği söyleniyor. Bu büyük bir payedir. İnsan ile Rabbi arasına iki veri kanalı tahsis edilmiş. Dilerse takva kanalını, dilerse fücur kanalını kullanabilir.
Biz anneler çocuklarımız küçükken onlara çok az bağımsız alan veririz. Her an gözümüz üzerindedir. Suyunu biz verir, yemeğini biz yediririz. Kesici, delici aletleri kıyı köşe saklarız. Çocuk büyüyüp becerileri arttıkça bağımsızlık alanlarını büyütürüz. Bir annenin çocuğuna verebileceği bağımsızlık ne olabilirse hepsi o kadar.
Ama ALLAH, kulu dilerse bütün hayatını mahvedebilecek kadar bile bağımsızlık verebilir. Çünkü O'nun kudreti sonsuzdur, kulunu battığı tüm bataklardan kurtarıp dosdoğru yol üzerine bir anda koyabilir. Ya da kulu dilerse bu dünyadaki hayatını da cennet kılabilir. Eksi sonsuzdan artı sonsuza bir bağımsızlık. (ki bu kötülük problemini de açıklıyor.)
İşte kul olmak bu bağımsız alana sahip olmak ve gerçekten hür olmaktır.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com

Prof. Dr. Özgür Öztürk