
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
@muhammed-ege hocam aslında bu soru haşa şeytan aslında Tanrıdır gibi bir soruya kayıyor gibime geliyor, eğer şeytan Tanrı ise şuan şeytan acizdir, çünkü Kuran diye bir kitap var. Eğer şeytan evren içinde bir varlık ise o konuda ben de çok bir şey diyemem. Simülasyon konusunda ise yani bu cin dediğimiz şey simülasyonu yöneten dersek, işler kolaylaşıyor bizim için. Simülasyonda isek enerjiden var olma bilgi ile oluşuyoruz, değilsek yine enerjiden var olma madde ile oluşuyoruz, yani simülasyonsak bizi simüle edende bulunduğu evrende enerjiye sahip, enerji varsa zamanda vardır uzayda vardır ve uzay, zaman ve enerjiden biri olmazsa diğerleride olmaz, dolayısıyla aynı şekilde sizinde dediğiniz gibi geriye dönük sonsuz olamıyacağından gene Tanrı var olmak zorunda olur, ve Tanrı varsa gücünün ölümüne veya maskelenmesine izin vermez aksi takdirde aciz olur.
Uzay, zaman, mantık kuralları, matematik, fizik, enerji olmayan evren olamaz isterseniz onunla ilgili de kısa bir yazı atabilirim, yarın veya yarından sonra bilgisayardaki arşivimden makaleyi atarım hocam. Hayırlı akşamlar dilerim.
Uzay, zaman, mantık kuralları, matematik, fizik, enerji olmayan evren olamaz isterseniz onunla ilgili de kısa bir yazı atabilirim, yarın veya yarından sonra bilgisayardaki arşivimden makaleyi atarım hocam. Hayırlı akşamlar dilerim.
Hiç sıkıntı değil benim merak ettiğim septisizm makaleleri zaten onları bekliyorum Allah razı olsun
hocam aslında bu soru haşa şeytan aslında Tanrıdır gibi bir soruya kayıyor gibime geliyor, eğer şeytan Tanrı ise şuan şeytan acizdir, çünkü Kuran diye bir kitap var
Aslında yaptıkları şey çok saçma ama vesvese verici. Mesela bu kötücül cin sizin vu düşüncelerinizi size doğruymuş gibi göstermeye sebep oluyor ve bu mantık önermelerinizi sahteye çıkarıyor. Descartesin p yüzden diyor ya “ düşüniyorum öyleyse varım “ diye çünkü bu kötücül cin bu konuda kandıramıyor ve desca diğer sonuçlara kendi varlığımızdan yola çıkarak gitmeyi tercih ediyor. Bizim de bu diğerlerini bulmaya yönelik bir şeyimiz olmalı
@hidayet-g-2 Şöyle bir şey buldum hocam ; Sonuç olarak, burada ele aldığımız itirazların hepsi etkisiz ve dolayısıyla şüpheci sorunu çözmede başarısızdır. Moorecu itiraz şüpheci sonucu reddetme temelinde, yani “iki elimizin olduğunu biliyoruz” iddiasını esas alarak BIV argümanının ilk öncülünü alt etmeye çalışır; ama bu, iki elimizin olduğunu nasıl bildiğimiz sorusunu açıkta bırakır. Nozick ve Dretske ise dedüktif kapanış prensibini eleştirir ve böylece ikinci öncüle itiraz eder. Ancak bu da şüpheci sorunu çözmez. Tartışmalı bir takım bilgi tanımları çerçevesinde yaptıkları bu eleştiri belki haklı olabilir. Fakat bu, olgu durumlarının bilgisini kurtarmasına rağmen, şüphecinin “BIV hipotezinin yanlış olduğunu bilmek mümkün değildir” şeklindeki temel savına teslim olmaktan kurtulamaz. Kartezyen bilgi anlayışına karşı ciddi bir alternatif olarak ortaya çıkan yanılabilircilik öğretisi ise, şüpheci senaryoların mağduru olmadığımızı bilmemizi sağlayacak güçte epistemik delillerimiz olduğunu söyler, ama şüpheci sonucu hiç de sürpriz bulmaz. Bağlamcılık görüşünün şüpheci problem karşısındaki duruşunun ise bir itiraz olup olmadığı bile açık değildir. Kant, Salt Aklın Eleştirisinin hemen girişinde, şüpheciyi ikna edici bir cevap bulamayışımızı ve dolayısıyla bilginin imkanı sorunu karşısındaki çaresizliğimizi felsefenin bir skandalı olarak görür. Bunun bir skandal olup olmadığından aslında pek emin değiliz, ama şüpheci tehdidin henüz daha bertaraf edilemediği de ortadadır. Fakat bu, radikal şüpheciliğin üstesinden gelinemeyeceği anlamına gelmez.
@hidayet-g-2 Bu BIV olma ihtimali ve bilgiye ulaşamama beni hastalandırdı sanırım. Eğer cevap bulamazsam ciddi bir sorun teşkil edebilir.
@hidayet-g-2 Şöyle bir şey buldum hocam ; Sonuç olarak, burada ele aldığımız itirazların hepsi etkisiz ve dolayısıyla şüpheci sorunu çözmede başarısızdır. Moorecu itiraz şüpheci sonucu reddetme temelinde, yani “iki elimizin olduğunu biliyoruz” iddiasını esas alarak BIV argümanının ilk öncülünü alt etmeye çalışır; ama bu, iki elimizin olduğunu nasıl bildiğimiz sorusunu açıkta bırakır. Nozick ve Dretske ise dedüktif kapanış prensibini eleştirir ve böylece ikinci öncüle itiraz eder. Ancak bu da şüpheci sorunu çözmez. Tartışmalı bir takım bilgi tanımları çerçevesinde yaptıkları bu eleştiri belki haklı olabilir. Fakat bu, olgu durumlarının bilgisini kurtarmasına rağmen, şüphecinin “BIV hipotezinin yanlış olduğunu bilmek mümkün değildir” şeklindeki temel savına teslim olmaktan kurtulamaz. Kartezyen bilgi anlayışına karşı ciddi bir alternatif olarak ortaya çıkan yanılabilircilik öğretisi ise, şüpheci senaryoların mağduru olmadığımızı bilmemizi sağlayacak güçte epistemik delillerimiz olduğunu söyler, ama şüpheci sonucu hiç de sürpriz bulmaz. Bağlamcılık görüşünün şüpheci problem karşısındaki duruşunun ise bir itiraz olup olmadığı bile açık değildir. Kant, Salt Aklın Eleştirisinin hemen girişinde, şüpheciyi ikna edici bir cevap bulamayışımızı ve dolayısıyla bilginin imkanı sorunu karşısındaki çaresizliğimizi felsefenin bir skandalı olarak görür. Bunun bir skandal olup olmadığından aslında pek emin değiliz, ama şüpheci tehdidin henüz daha bertaraf edilemediği de ortadadır. Fakat bu, radikal şüpheciliğin üstesinden gelinemeyeceği anlamına gelmez.
Bu yazıda, sinülasyondamıyız sorusunun yanlışlanamayacağını söylüyor, ki haklı, olay şurda aslında, bunların hiç birini yanlışlayamazsınız, BiV mesela, adeta simülasyondayız diyor, Moore ise buna eleştiri getiriyor fakat Moore bunun yanlışlamıyor, yanlışlayamaz çünkü bilimsel bir idda değildir. Aynı şekilde Tanrı'da yanlışlanamaz, Çünkü bir şeyi yanlışlayabilmek için önce buna ait şeyleri empirik olarak görmeliyiz.
Moore'un itirazı sadece belli bir bilginin doğruluğuna dayanmasıyla kabul edilebilir, o bilgi de dış dünyanın varlığıdır fakat Moore'un kabul ettiği bilgi belkide doğru değildir, o zaman dış dünyanın varlığı sıkınıtıya düşer. Yani Moore haksız olur.
Benim burda anlatmak istediğim şey, diyelim ki simülasyondayız(simülasyon BiV'in girdiği grup, BiV demek yerine simülasyon diyeceğim) ve simülasyonda olmamız Tanrı'nın varlığına engel mi ona bakmalıyız. Simülasyonun varlığından ziyade, simülasyonun reddetikleri ve kabul ettiklerine bakmalıyız. Çünkü simülasyonda olabiliriz ama olmayada biliriz. Peki simülasyondaysak ne değişir değilsek ne değişir onları tartmalıyız, aksi takdirde "simülasyonun varlığı = Tanrı yoktur" gibi bir önermeyi kullanırsak tabi ki gaflete düşeriz aklımız karışır.
Asıl değinmek istediğim nokta, ister rüyada olalım, ister simülasyonda, bunları tartıp Tanrıyı reddeder mi etmez mi, ona bakmalıyız. BiV hipotezi Tanrının varlığını reddetmez. İkinci nokta septisizm, yanlış ve o yüzden bu hipotezlere septik gözünden değilde genel geçer bilginin varlığını kabul ederek bak. Hiç bir şeyi bilemeyiz gözüyle bakarsan, Hiç bir şeyi bilemediğin bilmen gerekir ama onuda bilemediğin için Hiç bir şeyi bilemediğini, bilemediğini bilmen lazım yani işin özü bir şeyler bilmen lazım. Bir şey bildiğine göre de, bu sunduğun hipotezlere, aklını, bilgini ve mantığını kullanarak yaklaşmalısın.
Ve cidden dış dünyanın varlığını reddeden hipotezlere karşı aldığın itirazlar cidden etkisiz, çünkü itirazların hepsi bir önermeyi kabul eden itiraz fakat önerme yanlışsa itiraz da geçersiz kalır. BiV gibi hipotezlerin Tanrı'nın varlığını nasıl etkilediği konusunda düşün, reddeder mi reddetmez mi diye.
@muhammed-ege Bu vidyoyu izlemenizi öneririm, simülasyonun tehdit olmadığını anlarsınız.
Aslında çok haklısın hocam hak da veriyorum şuan. Descartesin “düşünüyorum öyleyse varım” dan hareketle bilgiye ulaşılabilindiğini de biliyorum. Çünkü kötücül cin devre dışı kalıyor. Simülasyon hakkında bir yazıya ulaştım.
Simülasyon teorisinin çıkarımları büyüleyici ve bazen oldukça ürkütücüdür. Bostrom, çalışmasında üçüncü önermenin başlıca sonuçlarını tartışır. Örneğin, dini çıkarımlar üzerine tahminlerde bulunur. Post-insanlar, yaratılışları üzerinde denetim yapabilecek tanrı-benzeri yaratıklar haline gelecektir.
Nihayetinde oluşturdukları simülasyonlar, o kadar ileri seviyeye gelebilir ki simüle insanlar da post-insan (simüle post-insan) aşamasına ulaşır ve kendi simülasyonlarını çalıştırır. Ve böylece sonsuza kadar gider! Bostrom, tasarımcıların tanrılar olduğu ve simülasyonlar içindeki simülasyonların varlığın spiritüel zincirinde daha aşağı seviyede olduğu bu yapıdan ortaya çıkan hiyerarşik bir dinin olasılığı üzerine düşünür.
Ve şimdi bende fikrimi yazacağım. Eğer 1 noktayı başlangıç alıp devam edersek yani bizi ele alalım mesela. Biz gerçeğiz ve bu post insan seviyesine gelip sonsuzluk zincirini başlatalım bu sonsuzluk zinciri simüle olanlarla beraber Tanrı’yı getirir ancak biz başlangıç olduğumuz için neden-sonuç ilişkisinden yine bizimde Tanrı’mız sonsuz kudretli varlığa döner. Yani bütün simülasyonlarda bu sonuca varmak mümkündür öyle değil mi?
@hidayet-g-2 Hocam aklıma takılmışken son şeyleri de sorayım. Bu simülasyonların gerçekliği solipsizm e götürmez mi bizi
@muhammed-ege ama hata yapıyorsun, Simülasyonu bilgisayar yazılımı gibi değerlendirmelisin, biz simülasyondayız diyelim, bizi simüle eden varlık ya evren içinde, uzay-zamanın dışında olan Tanrıdır yada uzay-zamanın içinde olan çok gelişmiş bir uygarlıktır. Eğer Tanrıdır dersek sorun zaten çözülür. Fakat uygarlık dersek bizi simüle edene, bu uygarlık ya yaratılmalıdır yada simüle edilmiş bir uygarlık olmalıdır. Geriye dönük zamansal ve nedensel sonsuzluklar zinciri inkansızdır. Neden derseniz isterseniz kendiniz de deneyebilirsiniz. 10'dan 0'a saymak ne kasar kolaysa 0'dan 10'a saymakta o kadar kolay. Şimdi 0'dan sonsuza sayalım, ne zaman sonsuza varıcağız, hiç bir zaman çünkü sonsuz bir sayı değildir. Her ulaştığınız sayı sonlu bir sayı olucaktır. Aynı şekilde Sonsuzdan 0'a sayalım aynı şekilde 0'a hiç bir zaman ulaşamayız.
İkincisi evrenin içinde olan varlıklar Tanrı olamaz. Gelişebilirler fakat hala aciz oldukları kesindir. O yüzden simüle edilmiş evrenler zamansal olarak sonsuz olamaz. Allah zamansız olduğu için ezeli bir varlıktır fakat bu uygarlık zamanlı ve mekanlıdır, dolayosıyla tanrı olamazlar.
@muhammed-ege Bizim Tanrımız zamansız be mekansızdır ve ezeliliği gereği her şey kadirdir, ezelilik gereği ilmi sonsuzdur.
Zamansal sonsuzluk hakkında bilgi istiyorsanız size William Lane Craig'in Kelam Kozmolojik Argümanını bir de Enis Doko'nun Bilfiil Sonsuzun İmkansızlığına Dayanmayan Yeni Bir Hudus Delili yazısını öneririm.
@hidayet-g-2 hayır siz beni anlamadınız benim dediğim eğer 1 den başlayıp sonsuza doğru gitsek dahi o 1 i yaratan Tanrı sonsuz kudretli olduğundan yine sonsuza kadar olanları o 1’i yaratan Tanrı’nın izninde yaratılır. Yani bizi gerçek alırsak da Allah yaratmıştır biz Allah’ın yarattığı insanların simüle ettiği evrende olsak da Allah bizi yaratmıltır şeklinde dedim ben
@muhammed-ege pardon yanlış anlamışım ben, siz posthümanizm diyince aklım başka yerlere kaydı, kusura bakmayın. Evet siz haklısınız yazdığınızda, sonsuzluk zinciri olamaz ama biz Tanrı tarafından yaratılmış olalım ve simülasyon yapalım, o yaptığımız simülasyondakilerde Tanrı tarafından yaratılmış olur. Nasıl Allah dünyayı yarattı diye soralım, Allah tık diye dünyayı yaratmadı, Allah evreni yarattı ve evrene koyduğu yasalar sayesinde dünya var olabildi, dünyayı madde yaptı fakat dünyayı yaratan ise Allah'tır. Her şey Allah'ın izni ile olur.
Hocam tekrardan kusura bakmayın.
@hidayet-g-2 Estağfurullah ne kusuru hocam sizin cevap vermeniz dahi yeterlidir. İşte burda aklımı karıştıran tek şeym simülasyonda solipsizmin mümkün olabilmesi mi
@muhammed-ege Solipsizmden kastınızı anlamadım hocam, ne tür bir şey. Sinülasyondaki tek gerçek benim gibi mi?