
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
@kemal hocam size zahmet
Bu ayet de beş vakte işaret ediyor ama kapalı olarak işaret ediyor biraz. Doğrudan vakit ismi veren ayetler de var.
Rica etsem bu ayetleri dizer misiniz? Hepsine bir bütün olarak bakınca beş vakit mi çıkıyor diye bakmak istiyorum
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Ben sana bir ayet söyleyim. Kemal hocamız sonra gerisini ekler.
Salâtları ve salâtı vustayı koruyucu olun. Allah için içtenlikli olmaya özen gösterin.
Bu ayette salatlar kelimesi çoğul olarak en az 3 vakte işaret eder. Salatı vusta orta namaz demektir. Bir namazın orta namaz olması için diğer namazların en az 4 rekat olması gerekir. Yani bu ayete göre en az 5 vakit namaz vardır.
Bu ayette salatlar kelimesi çoğul olarak en az 3 vakte işaret eder. Salatı vusta orta namaz demektir. Bir namazın orta namaz olması için diğer namazların en az 4 rekat olması gerekir. Yani bu ayete göre en az 5 vakit namaz vardır.
Orta namaz olunca neden 5 vakit olması gerektiğini anlamadım. 3 vakit olunca da ortadaki salat-ı vusta olmaz mı? Örneğin sabah ve akşam namazları uçlardaki namazlardır, bir de günün ortasındaki namaz orta namaz olur. Hatta orta namaz ifadesi 5 vakitten daha çok 3 vakte yakışıyor gibi görünüyor. Yani bu yazdığını sorularla İslamiyet gibi siteler yazmışlar ama doğru bir delil değil.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kurtulusberzan Hocam salatlar arapçada en az 3 vakti karşılıyormuş. 2 vakit için farklı bir çekimi var. Yani salatlar(en az 3 vakit)+salatı vusta.Tabi hud 114 ayetinde namaz vakitleri daha açık. Buradaki salatı vustayı cuma namazı alanlar da olmuş.
Allah cemaat namazları harici gün içinde her vakitin ne zaman müsait olursa o zaman kılınabilir bir anlayış ile tek tek vakit belirleyerek kısıtlamadığı da anlaşılıyor.
Hocam bu cümleyi tam olarak anlamadım. Şunu mu demek istiyorsunuz: Mesela sabah namazını öğle vakti kılmamızda bir sakınca yok. 5 vakit farz olan namazı istediğimiz vakitlerde kılabiliriz.
Ben ayetin ne kadar evrensel bir söylem olduğunu düşünüyorum. Hem daha saatin icat edilmediği dönemde yaşayan insanlara ,hem şu an günümüzün vakit namazlarını cemaatle kılabilme imkânına sahip olmayan milyonlarca insanı daraltmayan esneklikte olduğunu düşünüyorum. Örneğin öğlen vakti ezan okunduğunda namaz kılma imkânı olmayan bir çalışan düşün, saat 3çeyrekte çay molasına çıkınca kılabilecek olduğunu bilmesi rahatlatır ama ayet senin yazdığın cümle tarzında ifade edilmiş olsaydı insanlar Allahın dediği vakitlerin dışında namazlarını kılamayacaklarını düşünürdü.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@berisha1 Onu Razi söylemiş ama Razi de önyargılı olarak 5 vakti ispatlamak için böyle söylemiş diye anlıyorum. Aslında birinci ifade salevat yani çoğul olarak geçerken ikinci ifade salat yani tekil olarak geçiyor. Salat çoğul olsaydı salevat diye de geçmezdi. Kısaca ilkinde namazları koruyun diyor yani burada tüm namazları korumaya teşvik var. Sonra da önemine binaen orta namaza özel dikkat çekiyor, çünkü gündelik işler arasında orta namazı kaçırmayın demek istiyor. Mesela 3 veya 5 çocuğunuzu, bir arkadaşınıza emanet ederken "çocukları koru, ortancaya dikkat et" der gibi bir ifade. Zaten baştaki salevat tüm namazları içermeseydi, hangi namazlar olduğunun belirtilmesi gerekirdi.
Ben böyle anlıyorum ama bu ayetten 5 vakit veya 3 vakit çıkar diyemiyorum. Yani salat-ı vustadan bir delil çıkaramıyorum.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Örneğin öğlen vakti ezan okunduğunda namaz kılma imkânı olmayan bir çalışan düşün, saat 3çeyrekte çay molasına çıkınca kılabilecek olduğunu bilmesi rahatlatır ama ayet senin yazdığın cümle tarzında ifade edilmiş olsaydı insanlar Allahın dediği vakitlerin dışında namazlarını kılamayacaklarını düşünürdü.
Şuan Kuran'da namaz vakitlerinde esnek davranabilme imkanı hangi ayette verilmiş?
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
@kemal hocam size zahmet
Bu ayet de beş vakte işaret ediyor ama kapalı olarak işaret ediyor biraz. Doğrudan vakit ismi veren ayetler de var.
Rica etsem bu ayetleri dizer misiniz? Hepsine bir bütün olarak bakınca beş vakit mi çıkıyor diye bakmak istiyorum
Mesajını gördüm dün Rayzen.
Bu konu hakkındaki ayetleri çalışıyorum şu an. Vakit bulunca yazacağım inşallah.
@kemal çok teşekkür ederim hocam. Ayetleri istememin sebebi kendim de toplu olarak bakmak istiyorum. Dediğiniz gibi ayetlere bakınca gerçekten de 5 vakit çıkıyor mu? Ayetler üzerinden kendi fikirlerinizi de söylerseniz minnettar olurum.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Bu konuda bana en akla yakın gelen kaynağı aşağıya bırakıyorum. Sizlerin de düşüncesini merak ediyorum.
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.
Birkaç haftadır çalıştığım ayetler üzerine bir şeyler yazacağımı söylemiştim. Esasen kafamda şema oturmuştu ama yazmak için bir türlü vaktim olmuyordu (Hâlâ da öyle). Fakat artık oturdum ve yazmaya karar verdim. Yazacağım yazı bir şahsa münhasır bir yazı değil ama @rayzen0 arkadaşımıza bu konuda bir nevi söz verdiğimi de hatırlatmış olayım.
İki haftalık süreçte beş vakit namaz hususunda delil olabilecek onu aşkın ayet topladım. Bu ayetlerin büyük bir kısmını birçok tefsirden inceledim ve okudum. Ama merak etmeyin yazım çok kısa olacak. Çünkü lafı uzatmak meseleden koparıyor bir süre sonra. Her şey kafamda iyice belirginleşti.
Bu süreçte sadece tefsirlere başvurmadım. İnternet üzerinden de birçok kaynağa başvurdum. Bu konuda günümüzde farklı görüşten insanların ne söylediğine de bakmaya çalıştım.
Konu beş vakit namazı Kur'an-ı Kerim'den çıkarabilir miyiz sorusu olunca maalesef hadislere çok başvuramadım. Benim nazarımda Peygamber Efendimiz'in (a.s.) ve sahabenin uygulaması oldukça yeterliydi aslında ama dediğim gibi bu herkesi tatmin etmediği için hadislerden de feragat etmek zorunda kaldım çoğunlukla. Yoksa her şey çok açık. Birçok hadiste ve rivayette, az sonra bahsedeceğim ayetlerin adını anarak beş vakte delil getiren birçok sahabe var. Her şeyden önce Nebi aleyhisselamın bu ayetler hakkında, Buhari'de de geçen, tefsirleri var beş vakit namaza işaret eden. Bunları gördüğüm zaman zaten net olan şeyler kafamda daha da netleşti. Ancak ben hiçbir hadisten bahsetmeyeceğim. Kur'an üzerinden ilerleyeceğim.
Bu hususta kafamda ışık yakan ilk ayetlerden biri Nisa sûresinin 103. ayeti oldu:
Namazı kıldınızmı, gerek ayakta, gerek oturarak, gerekse yanlarınız üzerine bulunurken Allah'ı anın, (korkuyu atıp) kalbiniz yatışınca da tam olarak namazı kılın. Çünkü namaz BELİRLİ VAKİTLERDE mü'minler üzerine FARZ KILINMIŞTIR. (NİSÂ, 103)
فاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْ فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا
Medine dönemi ayetlerinden olan ayet (ve sure), açık bir şekilde namazın belirli vakitlere yazıldığını/farz kılındığını söylüyordu. Bu ayet otomatik olarak Kur'ân-ı Kerîm'de namazla ilgili ayetlerde namazla birlikte günün vakitlerinin zikredilip zikredilmediği sorusunu akla getiriyordu. Beş vakit namaz konusunda buradan ilerlemenin daha mantıklı olacağı aşikârdı. Çünkü kitap kendisi bunu söylüyordu zaten. Yalnız burada ikinci bir soru ortaya çıkıyordu. Evet, bu noktada kimi ayetlerde günün bazı vakitlerinin adları namazla birlikte zikrediliyordu. Bu çok büyük ve kesin bir delildi fakat günün belirli vakitlerinden bahsedip namazın zikredilmediği ayetler de vardı. Bu ayetlerde ise hamd ve tesbihle birlikte sadece günün belirli vakitleri zikrediliyordu. O ayetleri ne yapacaktık ? Orada da bana Mevdudi cevap verdi. Müfessirlerin geneli bu tür ayetlerde büyük çoğunlukla hadislere dayanarak çıkarımda bulunuyor ve "tesbih, hamd ve günün belli vakitleri bir arada zikrediliyorsa burada kasdedilen namazdır" diyorlardı ancak ayette namazdan bahsedilmiyordu. Daha doğrusu namaz kelime olarak geçmiyordu.
Aslında Mevdudi de bu tür ayetlerden birinin (Rum, 17-18) tefsirinde doğal olarak sahabe-i kiramdan tanıklık getiriyordu ancak devamındaki açıklamaları bana daha makul ve mantıklı geldi. Mevdudi sahabeden delil getirdikten sonra şöyle diyordu:
…Bu yorumu ayetin kendisi de desteklemektedir. Ayet, Allah'ı tesbih etmek için belirli vakitler bildirmektedir. Eğer burada sadece, Allah'ın her tür eksiklik ve zayıflıktan uzak olduğuna inanmak kastedilmiş olsaydı, bu, sabah, akşam, öğle gibi vakitlerle sınırlanmazdı; çünkü bir müslüman her zaman bu inancı taşır. Aynı şekilde eğer Allah’ı, söz ile tesbih edip, yüceltmek kastedilmiş olsaydı, yine vakit belirlenmesi anlamsız olurdu; çünkü bir müslüman her zaman Allah'ın yüceliğini ifade edip O nu tesbih etmelidir. O halde zamanlarla sınırlanmış böyle bir tesbih emri, belirli, uygulamalı bir şekle, yani namaza işaret etmektedir.” (Rum suresi 17-18 tefsiri, IV. Cilt, 289.s.)
Evet, işte bu açıklamalar namaz konusunda kafamda ikinci bir ışık yaktı. Doğrudan ayetin kendisinden beş vakit namaz çıkarımına varma konusunda çok ikna edici bir cevap verdi. Üstelik tesbih ve hamdin en fazla yapıldığı eylem de namazdı. Bunun dışında özellikle belli vakitlerden bahsedilmesi de çok manidardı. Neden tesbih ve hamd için belirli vakitler tayin edilmişti ? Bunlar vakit namazlarına işaret eden önemli ipuçlarıydı. Mevdudi’nin bu açıklamasının yanında Kur’anda da tesbih ve hamdi secde ile birlikte anan ayetler de az değildi. Örneğin:
*“Bizim âyetlerimize ancak öyle kimseler îman eder (ler) ki bunlarla kendilerine öğüt verildiği zaman, onlar büyüklük taslamayarak, yüzü üstü secdeye kapanırlar ve Rablerini, hamd ile, tesbîh (ve tenzîh) ederler.” (SECDE, 15)
*اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذٖينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ ﴿Secde ayeti -
*O hâlde, Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol. (HİCR, 98)
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ
- Şüphesiz Rabbin katındaki (melek)ler O'na ibadet etmekten büyüklenmezler. O'nu tespih ederler ve yalnız O'na secde ederler. (ARAF, 206)
اِنَّ الَّذٖينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهٖ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ يَسْجُدُونَ ﴿Secde ayeti
Elbette secde ve tesbih eylemi her zaman birlikte anılan eylemler değildi. İkisinin farklı eylemler olarak aynı ayette anıldıkları da oluyordu ancak bu tür ayetlerde bile iki eylem arasındaki yakınlık ve birliktelik göze çarpıyordu ve yine bu ayetlerde de belirli vakitlerin ismi zikrediliyordu:
*Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et. Ve gecenin bir kısmında (AKŞAM, YATSI, VİTR, TEHECCÜT?) ve yıldızlar batmaya başladıklarında (SABAH) da O'nu tesbihe devam et. (TUR, 48-49)
وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حٖينَ تَقُومُ
*Sabah ve akşam Rabbinin adını an. Gecenin bir kısmında O'na secde et; geceleyin de O'nu uzun uzadıya tespih et. (İNSAN, 25-26)
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا
وَمِنَ الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوٖيلًا
Bu konuyla alâkalı ikinci bir husus, namaz vakitlerinin zaman dilimi olarak kesinlik arz etmediği iddiası idi. Mesela neden namazı sabah Güneş tam doğarken, Güneş tam tepedeyken veya Güneş tam batarken kılmıyorduk da bu kesin zaman dilimlerinin öncesinde veya sonrasında kılıyorduk ? Bu da merak edilen ikinci bir konuydu. Bunun cevabını da yine Mevdudi’de buldum:
Namazın zamanlarının böyle belirlenmesinde büyük bir hikmet vardır. Bunlardan biri güneşe tapanların ibadet ettikleri zamanlarda namaz kılmamaktır. Çünkü güneş her çağda müşriklerin en büyük ilâhlarından biri olmuştur, onlar da genellikle güneşin batımında ve doğumunda ibadet ederlerdi. Bu nedenle bu iki vakitte namaz tamamen yasaklanmıştır. Bunun yanısıra onlar güneşin tam zirvede olduğu zeval vaktinde de ibadet ederlerdi. Bu nedenle İslâm, müslümanlara gündüz kılınan iki namazdan birini güneş doğmadan önce (Fecr) diğerini de güneş zirveden kaydıktan sonra (Zuhr) kılmalarını emretmiştir.(İsra, 78-79 tefsiri, III. cilt, 130.s. )
Üstelik akşam ve ikindi namazları da böyleydi. Tam güneş batarken değil de Güneş batmadan önce (İKİNDİ) ve Güneş battıktan biraz sonra (AKŞAM) kılıyorduk bu namazları. Namaz vakitlerinin hikmeti konusunda da böylece aydınlanmış oldum. Daha sonra namaz vakitleri ile alakâlı ayetleri incelemeye koyuldum. İşim artık daha kolaydı. Ayetlerin doğrudan kendisinden ilerleme konusunda bir rehber metodum olmuştu. Vakitleri belirlemek nispeten daha kolaydı. Zira ayetlerin bizatihi kendisi, kısmî bir kapalılık da olsa, vakitleri ayan beyan belirtiyordu. Mesela bu ayetlerden en açığı Rum suresinin 17. ve 18. ayetleriydi. Ayet Allah’a tespih ve hamd konusunda yani namaza durma konusunda dört tane vakitten haber veriyordu:
“Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah'ı tespih edin. - Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Akşama doğru ve öğle vaktine girdiğinizde de Allah'ı tespih edin. (RUM, 17, 18)
فَسُبْحَانَ اللّٰهِ حٖينَ تُمْسُونَ وَحٖينَ تُصْبِحُونَ
وَلَهُ الْحَمْدُ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِيًّا وَحٖينَ تُظْهِرُونَ
Akşama girdiğinizde: AKŞAM NAMAZI
Sabaha kavuştuğunuzda: SABAH NAMAZI
Akşama doğru: İKİNDİ NAMAZI
Öğle vaktine girdiğinizde: ÖĞLE NAMAZI
Yukarıdaki ayetlerde kırmızı ile işaretlediğim kelimeler Arapçada (bugün de) tam olarak belirtilen vakitlere işaret eder. Kelimelerin kökeni, bir tanesi dışında (‘aşiyyen) hep kendi vakitlerine işaret eder. Tumsûne mesâ (akşam) kelimesiyle, tusbihûn sabâh kelimesiyle, tuzhirûn de zuhr (öğlen) kelimesiyle kökdeştir. ‘Aşiyyen kelimesi ise akşam ve yatsı namazları arasında bir vakte işaret edebileceği gibi akşamın civarındaki vakitlere de işaret eder. Fakat ayette zaten tumsûne (akşam) vakti belirtildiği için bu kelime akşam civarında, akşam etrafında gibi manalara gelir ki bu da, tümsûnenin tekrarı olamayacağı için, İKİNDİye işaret eder. Alimlerin çoğu da bu manayı vermiş zaten.
Bu dört vakitten sonra geriye bir tek vakit kalmıştı. Onu da Maturidi’nin tefsirinde buldum. Maturidi bu tür ayetlerin tefsirinde YATSI NAMAZI’nın vaktinin de Nur suresinin 58. ayetinde olduğunu gösteriyordu. Maturidi dışında çoğu müfessirin beş vakit namaz konusunda bu ayete değindiğini görmedim:
“Ey iman edenler, sağ ellerinizin malik olduğu ile sizden olup da henüz erginlik çağına ermemiş olan (çocuk)lar, (odalarınıza girmek için şu) üç vakitte izin istesinler: SABAH NAMAZINDAN ÖNCE, öğleyin üstünüzü çıkardığınız vakit ve YATSI NAMAZINDAN SONRA. (Bu) Üçü sizin için mahrem (vakitleri)dir. Bunların dışında size de, onlara da bir sakınca yoktur; onlar yanınızda dolaşabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz. İşte Allah, size ayetleri böyle açıklamaktadır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (NUR, 58)
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لِيَسْتَاْذِنْكُمُ الَّذٖينَ مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ وَالَّذٖينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلٰثَ مَرَّاتٍ مِنْ قَبْلِ صَلٰوةِ الْفَجْرِ وَحٖينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّهٖيرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلٰوةِ الْعِشَاءِ ثَلٰثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلٰى بَعْضٍ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ حَكٖيمٌ
Aynı şekilde Nur suresi de Medine döneminde (beş vakit namaz emrinden sonra) nazil olan surelerdendir. Ayetteki “salâtu’l ‘işâ” ifadesi klasik dönemde de bugün de yatsı namazı için kullanılan bir kelime grubudur. Eski müfessirler de dahil bu kelimeye yatsı namazı manası vermişler. ‘İşâ kelimesi yukarıdaki ‘aşiyyen kelimesi ile kökdeş bir kelime olsa da, aşiyyen kelimesi daha çok akşam ve civarı vakitlere işaret ederken ‘işâ kelimesi yatsı namazına işaret eder. Aralarındaki benzerliğin sebebi iki vaktin de birbirine çok yakın olmasıdır. Fakat eski müfessirler de dahil olmak üzere akşam namazı veya vakti için çoğunlukla âlimler yukarıdaki “tumsûne” (akşam) ve “salâtu’l-mağrib” (yani güneşin gurup ettiği, battığı vaktin namazı) ifadelerini kullanmışlar. Salâtu’l-‘işâ ise eski âlimlerden bu yana “Yatsı namazı” olarak kullanılagelmişti. Demek ki kelime eskiden beri böyle anlaşılan bir kelimeydi. Çünkü bugün de Araplar yatsı namazı için bu kelimeyi (Salâtu’l-‘İşâ) kullanmaktadır. Bu ayette bunun yanında SABAH NAMAZI da (salâtul-fecr) olarak zikredilmekteydi. Buradaki salâtu'l işâ'ya akşam namazı veya akşam ve yatsıyı birleştiren namaz gibi manalar verenler maalesef akşam vaktinin zaten bir kez tumsûne fiilinde zikrolunduğunu görmezden geliyorlardı. Kur'an-ı Kerim sabah namazı için Salâtu'l Fecr ve Kur'anel-Fecr tamlamalarını kullanırken iki tamlamada da FECR kelimesi ile bu namaza aynı isimle işaret ediyordu. Salâtu'l İşaya akşam namazı diyenlerin neden akşam için ayrıca tumsûne'nin kullanıldığını da açıklamaları gerekirdi. Öyle ya sabah namazı için aynı kelime kullanılırken akşam namazı için farklı kelime kullanılsındı? Bu da aslında salâtu'l işâ'nın farklı bir vakte yani üstte de söylediğim gibi yatsı namazına işaret ettiğini gösteriyordu.
Bu noktadan sonra kafamda çok soru işareti kalmamıştı. Söz konusu üç ayetin yanında (Rum 17-18; Nur, 58) beş vakit namaza işaret eden diğer ayetler benim için pekiştirici vazifesi gören ayetlerdi artık.
Örneğin bu konuda en çok bahsedilen ayetlerden birisi Hud suresinin 114. ayetidir. Yukarıdaki çıkarımlardan sonra ayetin ne demek istediğini daha iyi anlamıştım:
*Gündüzün iki tarafında ve gecenin yakınlarında namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür. (HÛD, 114)
وَاَقِمِ الصَّلٰوةَ طَرَفَیِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِنَ الَّيْلِ اِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّپَاتِ ذٰلِكَ ذِكْرٰى لِلذَّاكِرٖينَ
-Gündüzün iki tarafı:
SABAH NAMAZI < öğle > İKİNDİ NAMAZI
Gündüzün iki tarafı iki vakte işaret ederken gecenin yakınları ifadesi de “zülef” kelimesinden dolayı üç vakte işaret ediyor olmalıydı. Bu vakitlerden ikisi AKŞAM VE YATSI olmalıydı fakat diğer vakit ne olacaktı ? Sabah namazı gündüzün iki tarafı kısmında zaten geçmişti. Öyleyse bu üç vakit ne olmalıydı ? Burada sabah namazı önemine binaen gecenin yakınlarının 3’lüsü içinde tekrar zikredilmiş olabilir diye düşündüm. Nitekim aşağıda göreceğimiz gibi sadece sabah namazı değil bazı vakitler de aynı ayette tekrar zikrediliyordu. Bazı âlimler ise burada sabah namazı yerine gecenin 3’lüsüne VİTİR NAMAZINI dahil ediyor ve bu ayetin 6 vakit namaza işaret ettiğini söylüyordu. Bu da mantıklı geldi. Ancak ayet herhâlükârda SABAH, İKİNDİ, AKŞAM VE YATSI namazlarına doğrudan işaret ediyordu. İyice zorlasak en fazla 3 vakte düşürebilirdik: SABAH, İKİNDİ, AKŞAM (veya YATSI)
Zaten yukarıda YATSI NAMAZI (Nur, 58) ve ÖĞLE NAMAZI (Rum, 18) vakitleri de zikredilmişti. Bir başka ayette şöyle deniyordu:
Onların dediklerine karşı sabret. Güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbını hamd ile tesbîh et; gece saatlerinde ve gündüzün taraflarında/uçlarında da O'nu tesbîh et ki ilâhî hoşnutluğa eresin. (TAHA, 130)
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ اٰنَاٸِ الَّيْلِ فَسَبِّحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى
Güneşin doğmasından önce: SABAH NAMAZI
Güneşin batmasından önce: İKİNDİ NAMAZI
Dikkat edilirse bu iki vakit “gündüzün iki tarafı” vakitlerine benziyor. Yani gündüzün iki tarafı diye zikredilen zamanlar güneşin doğmasından ve batmasından önce diye zikredilen iki zaman olabilir.
Ayetin devamında “gece saatlerinde” diye zikredilen kısım da yine en azından YATSI NAMAZINA işaret ediyor. Saatler çokluk ifade ettiği için yine burada AKŞAM, VİTİR (ve belki TEHECCÜT) namazları da bu saatlere dahil edilebilir ancak en az yine bir vakte işaret ediyor. AKŞAM ve YATSI namazlarının üstteki ayetlerde doğrudan vakit adı zaten geçmişti. Bundan dolayı buradaki gece saatlerinin bu vakitlere işaret etme ihtimaline şaşırılmamalı.
Gündüzün taraflarında/uçlarında ifadesi de yine en az iki (en fazla üç) vakte işaret ediyor olmalı. Allahu alem:
En az iki: SABAH - İKİNDİ
En fazla üç: SABAH – ÖĞLE – İKİNDİ
Böylece ayetlerin, başlangıçtaki kesin vakit bildiren ayetlerle birlikte okunduğunda, vakitleri aynı ayette dahi tekrar tekrar zikrettiğini görebiliriz. Meselâ bir diğer ayette bu vakitlerden bazıları yine şöyle geçiyordu:
Güneşin kaymasından gecenin kararmasına kadar namazı güzel kıl, bir de kıraetiyle mümtaz olan sabah namazını, zira sabah Kur'anı hakıkaten meşhuddur (şühuda mazhardır)
Ve geceleyin kalk, sana mahsus bir nafile olmak üzere teheccüt kıl. Umulur ki, Rabbin seni bir Makâm-ı Mahmûd'a (Övülmüş bir makama) gönderecektir. (İSRA, 78-79)
اَقِمِ الصَّلٰوةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ اِلٰى غَسَقِ الَّيْلِ وَقُرْاٰنَ الْفَجْرِ اِنَّ قُرْاٰنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا
وَمِنَ الَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهٖ نَافِلَةً لَكَ عَسٰى اَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا
“Güneşin kaymasından (ÖĞLE) gecenin kararmasına kadar namazı kıl” ibaresi bu zaman dilimi boyunca sürekli ve durmadan namaz kıl manasına gelmeyeceğine göre ve namazların belirli vakitlere yazıldığı bilindiğine göre ayette kasdedilenin de bu zaman dilimi arasındaki belirli vakit namazları olduğu ortaya çıkar. Allahu âlem:
Ayetteki “dülûk” güneşin tepeden kaymasını ifade ederken “ğasak” kelimesi gecenin koyu karanlığını ifade eder.Yani
Güneşin (tepeden) kaymasından gecenin kararmasına kadar ifadesi ÖĞLE-İKİNDİ-AKŞAM-YATSI vakitlerinin namazlarına işaret eder. SABAH NAMAZI ise yine ayetin devamında “Fecr Kur’ânı” olarak ifade edilmiştir. Yani bu ayet de beş vakit namaza işaret eder. Yetmedi. Ayetin devamında gece kılınan namazlardan birisi de (TEHECCÜT) Peygamber Efendimiz’e (a.s.) farz olarak zikredilmiştir. Buradan yukarıdaki ayetlerde geçen “gecenin vakitlerinde” ve “gecenin yakınlarında” gibi ibarelerin içine teheccüdün de dahil olabileceğini anlarız.
Beş vakit namazın bazı vakitlerine işaret ayetlerden birisi de şudur:
Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (KAF, 39)
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ
Güneşin doğuşundan önce: SABAH NAMAZI
Güneşin batışından önce: İKİNDİ NAMAZI
Dikkat edilirse bu beş vakit içinde Sabah ve İkindi namazı vakitlerinin biraz daha ön plana çıktığını görürüz. Nitekim sabah namazı İsra 78 ve Nur 58’de Fecr’in Kur’ânı (okuyuşu) ve Salâtu’l-Fecr olarak özel olarak iki kere zikredilmişti.
Âlimlerin büyük çoğunluğu Bakara 238 ayetindeki “Orta Namaz”ın İkindi namazı olduğunu söyler. İkinci görüşte olanlar ise bu orta namazın sabah namazı olduğunu belirtir. Orta namaz konusunda birçok görüş olsa da en çok anılan iki görüş budur. Yukarıdaki ayetlerde gördüğümüz üzere iki vaktin yan yana birçok defa zikredilmiş olması da bu önemi doğrular görünmektedir. Allah en doğrusunu bilir.
*Namazlara, ve orta namaza (ya da daha üstün olan namaza) devam edin, onu gerektiği gibi koruyun ve Allah'a saygı ve korku dolu bir gönül ile el bağlayıp durun (BAKARA, 238)
حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلٰوةِ الْوُسْطٰى وَقُومُوا لِلّٰهِ قَانِتٖينَ
Üstteki açıklamalardan sonra buradaki orta namazın 5’linin ortasındaki vakti yani ikindi vaktini göstermesi ihtimali kuvvetlenir. Yani namazların (salâvatın) beş vakti gösterdiği açığa çıkar. 3 vakti değil. Bununla birlikte bu 5’linin içindeki orta namaz beş vakit namazdan birisi de olabilir. Örneğin sabah namazını orta namaz olarak ele alırsak şöyle bir şema ortaya çıkar:
Akşam - Yatsı - SABAH – Öğlen – İkindi
Bu şema değişebilir.
Bütün bu ayetler benim beş vakit namazı Kur’anda görmem için yeterliydi. Bu ayetlerin dışında “sabah ve akşam Rabbini tesbih et” şeklinde gelen birçok ayet de var. Bazıları bu ayetlerin çokluktan kinaye olduğunu söylemiş bazıları da beş vakit namaz emrolunmadan önce Peygamber Efendimiz’in sadece sabah ve akşamları namaz kıldığına işaret ettiğini söylemiş. Ayetler her iki görüşü de doğrulayan bir üslubu içeriyor. Bu durum da beş vakit namaz emrolunmadan önce Sabah ve Akşam namazlarının zaten var olduğunu gösteriyor olabilir. Allahu alem:
Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın va'di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (MÜ’MİN, 55)
فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِىِّ وَالْاِبْكَار
Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler. (ENBİYA, 20)
يُسَبِّحُونَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ
*Ve O'nu sabah akşam tesbih edin. (AHZAB, 42)
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا
Ben herkesten bağımsız bir şekilde fikrimi belirteyim, bence Kuran ayetlerinden 3 veya 4 vakit namaz çıkarmak çok büyük zorlama oluyor. Ayetlere baktığımızda zaten 5 vakit mesajını aldığımızı düşünüyorum. Bize aktarılan şeklinde de namaz 5 vakittir. Ayrıca peygamberin yanında bulunan binlerce sahabenin yanlış aktarabileceğini imkansız buluyorum. Bu insanlar bir ibadeti bile doğru aktaramayacaklarsa niye varlar ki? Ben 5 vakit kılamam uğraşamam diyorsanız kılmayın kardeşim. Ayetleri bükmenize gerek yok. Cemre'yi öyle fazla sevmem ama sonuç olarak amacı iyi yönde olduğu için kendisini takdir ederim.
Üst kısımda Kemal çok güzel açıklamış, gayet yeterli bence. 🙂
@kemal şuan müsait değilim hocam. Akşam sindire sindire okuyacağım. Elinize kolunuza bilginize sağlık.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)