
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Ben gecenin yakınları ifadesinin gece henüz yeni gelmişken olarak algılıyorum
Ya hocam, Allah niye haşa lafı dolandırarak anlatıyor ki? Neden ihtilaf ortamı oluşturuyor? Müteşabih ayetlerde ihtilaf olması güzel birşey ancak muhkem ayetlerde ihtilaf olmamalı. Net olmalı. Allah namaz konusunda şöyle de diyebilirdi: Size namazı güneş doğarken, güneş tepedeyken, akşam olmaya yakın, güneş batarken ve gece de olmak üzere farz kıldım... diyebilirdi. Neden dolaylı dolaylı lafı çevirerek anlatıyor ki?
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Cevaplayabilecek var mı ? İddiaları doğru ?
Ya hocam, Allah niye haşa lafı dolandırarak anlatıyor ki? Neden ihtilaf ortamı oluşturuyor? Müteşabih ayetlerde ihtilaf olması güzel birşey ancak muhkem ayetlerde ihtilaf olmamalı. Net olmalı. Allah namaz konusunda şöyle de diyebilirdi: Size namazı güneş doğarken, güneş tepedeyken, akşam olmaya yakın, güneş batarken ve gece de olmak üzere farz kıldım... diyebilirdi. Neden dolaylı dolaylı lafı çevirerek anlatıyor ki?
Vardır bir bildiği. Ben Allah değilim ki her şeyin hikmetini anlayabileyim. Tamam sizin anlayamadığınız çok şeyin hikmetini çözmüş olabilirim ama her şeyi anlamam gerekmiyor. Bir şeyin hikmetini anlayamamam da onun yanlış bir şey olduğunu göstermiyor, çünkü ben de Tanrısal bir zeka yok ki Tanrı'nın her hikmetini hemen çözeyim. Benim de henüz anlayamadığım bazı şeyler var elbette. Her şeyi birden anlayamam. O kadar ukala değilim.
Örneğin ben senin gibi söylerim, ondan sonra bir gün anlarım ki zaten sahabenin kullandığı bir ifadeymiş bu ve o dönemdeki sahabeler Kuran'ın muhkem ifadelerini çok iyi anlıyorlarmış. Mesela gecenin erken saatleri için gecenin yakınları diyormuşlar. O yüzden hikmetini anlamadığım şeylerde anlamaya çalışırım ama ukalalık yaparak değil, temkinle çözmeye çalışırım. Bunun da çözülecek önemli bir mesele olduğunu düşünmediğimden üstünde durup konuyu detaylı araştırmıyorum. Çünkü Kuran'ın kullandığı ifadelerin o dönemki Araplar tarafından iyi anlaşıldığını iyi bilen biriyim. Bize gelen namaz vakitlerinden de bir şüphem olmadığı için detaylarla vakit kaybetmek çok da ilgimi çekmiyor.
Bu cevabı sana bu şekilde yazıyorum (çok defa yazdığım gibi) ki doğru düşünmeyi öğren ve bu tür anlamsız soruların genel cevabını aklına iyice yerleştir İnşallah.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Bu ayette geçen “zulef” sözcüğünün çoğul yani üç ve
üçten fazla bir anlama sahip olmasından hareketle, namazın beş vakit
olduğu söylense de “zulef” sözcüğü gecenin üç bölümünü ifade etmekte-
dir; gecenin ilk bölümü, gecenin ortası ve gecenin son bölümü. (Örneğin
73:2,3,4; 73:20.) Dolayısı ile gecenin yakınlarından kasıt, gecenin ilk bö-
lümüdür. Günümüzde cemaatle kılınan namazlara bakıldığında da na-
mazların aslında üç vakit ve ikişer rekât olduğu anlaşılmaktadır. Dikkat
edilirse namazların farzları olarak sabah namazı iki rekât ve ikisi de
sesli; öğlen namazı dört rekât, dördü de sessiz; ikindi namazı dört rekât,
dördü de sessiz; akşam namazı üç rekât, ikisi sesli, biri sessiz; yatsı na-
mazı dört rekât, ikisi sessiz ikisi sesli kılınmaktadır. Kılınan namazlarda,
sesli olarak kılınanlar sabah iki, akşam iki ve yatsı iki şeklindedir. Yani
günde üç vakit ve ikişer rekât sesli kılınmaktadır. Sessiz kılınanlar son-
radan yapılan ilavelerdir. Bu ilaveleri çıkarırsak geriye namazın vakitleri
ve rekât sayıları kalmaktadır.
Arapça bilgisi olan biri yardım edebilir mi? Bu adam iddialarında haklı mı?
Bu ayette geçen “zulef” sözcüğünün çoğul yani üç ve
üçten fazla bir anlama sahip olmasından hareketle, namazın beş vakit
olduğu söylense de “zulef” sözcüğü gecenin üç bölümünü ifade etmekte-
dir; gecenin ilk bölümü, gecenin ortası ve gecenin son bölümü. (Örneğin
73:2,3,4; 73:20.) Dolayısı ile gecenin yakınlarından kasıt, gecenin ilk bö-
lümüdür. Günümüzde cemaatle kılınan namazlara bakıldığında da na-
mazların aslında üç vakit ve ikişer rekât olduğu anlaşılmaktadır. Dikkat
edilirse namazların farzları olarak sabah namazı iki rekât ve ikisi de
sesli; öğlen namazı dört rekât, dördü de sessiz; ikindi namazı dört rekât,
dördü de sessiz; akşam namazı üç rekât, ikisi sesli, biri sessiz; yatsı na-
mazı dört rekât, ikisi sessiz ikisi sesli kılınmaktadır. Kılınan namazlarda,
sesli olarak kılınanlar sabah iki, akşam iki ve yatsı iki şeklindedir. Yani
günde üç vakit ve ikişer rekât sesli kılınmaktadır. Sessiz kılınanlar son-
radan yapılan ilavelerdir. Bu ilaveleri çıkarırsak geriye namazın vakitleri
ve rekât sayıları kalmaktadır.
Arapça bilgisi olan biri yardım edebilir mi? Bu adam iddialarında haklı mı?
Ben aşağıda kopyaladığım kısmı atıyorum. Bana Erhan Aktaş'ın açıklamasına göre daha tutarlı geldi:
Mustafa İslamoğlu Meali
Hûd Suresi 114. Ayet Açıklaması
[1811] Bu âyet namazın vakit sayısının beş olduğunun dilsel delilidir. “Gündüzün iki ucunda” ifadesinin iki vakte tekabül ettiği açıktır. “Gecenin gündüze yakın vakitlerinde” diye çevirdiğimiz ibaredeki zulefen, “gecenin gündüze sarkan saatleri ve gündüzün geceye sarkan saatleri” için kullanılır (Lisân). Kelime olarak çoğul kipindedir ve dilde çoğulun alt sınırı üçtür (zira Arapça’da ayrı bir tesniye formu vardır). Buna göre, bu âyette beş vakitten söz edildiği dilsel bir sonuçtur. Tartışılabilir olan, bu âyette kaç vakte atıf yapıldığı değil, hangi vakitlere atıf yapıldığıdır. Beş vaktin zamanları ve namazın diğer ayrıntıları, Allah Rasûlü’nün uygulamalarıyla sabittir. On binlerce insan bu uygulamaları nesilden nesile taşımıştır. Âyetten de çıkartılacağı gibi, Allah Rasûlü “gündüzün iki ucunu” öğle ve ikindi, “gecenin gündüze yakın vakitlerini” de akşam, yatsı ve sabah olarak uygulamıştır.
[1812] Seyyiât ile benzer anlama gelen zunûb arasındaki fark şudur: Birincisi bir kötülüğü istemek ya da bir yasağı çiğnemek, ikincisi ilâhî bir emri terk etmektir. Allah Rasûlü’nün günahları büyük ve küçük olarak sınıflandırması, özünde Kur’an’a dayanmaktadır (Bkz: 4:31 ve 53:32).
Ayetteki “iyilikler kötülükleri giderir” ilahi müjdesi nasıl anlaşılmalıdır? Allah Rasûlü’nün, bu ayeti nasıl yorumladığına dair ipucu veren ilginç bir olay aktarılır. Bir genç peygambere gelerek bahçede sevdiği kızla buluştuğunu, onunla cilveleştiklerini, fakat bundan öte gitmediklerini, ilişkiye girmediklerini söyler ve “Ne uygun görürsen onunla hükmet” der. Hz. Ömer “Eğer kendisi örtseydi, Allah onun bu durumunu örtmüştü” der. Allah Rasûlü arkasından gözüyle adamı takip eder ve “onu bana geri getirin” der. Getirirler. Ona “Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namazı ikame et! Unutma ki iyilikler kötülükleri giderir” ayetini okur. Hz. Ömer “Ya Rasulallah! Bu sadece ona mı has, yoksa herkes için geçerli mi?” diye sorar. Allah Rasûlü de, herkes için geçerli olduğunu söyler. (İbn Kesir, Tefsir, 2/462. Müslim, Tevbe 45’te bu olay üstü kapalı aktarılır).
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@drobooss Cevabınız için teşekkürler. Arapça bilgim pek yok da o yüzden Erhan Aktaşın mealinde hata olup olmadığından emin olamamıştım? Fakat galiba bir tek böyle aktaran Erhan Aktaş. Diğer gördüğüm herkes 3 zaman diye aktarmış. Burada Erhan Aktaş nerede hata yapmış? Arapça bilginiz varsa yardımcı olabilir misiniz?
@drobooss Cevabınız için teşekkürler. Arapça bilgim pek yok da o yüzden Erhan Aktaşın mealinde hata olup olmadığından emin olamamıştım? Fakat galiba bir tek böyle aktaran Erhan Aktaş. Diğer gördüğüm herkes 3 zaman diye aktarmış. Burada Erhan Aktaş nerede hata yapmış? Arapça bilginiz varsa yardımcı olabilir misiniz?
Malesef benim de Arapça bilgim yok. Bunu böyle anlamak isteyen yeni dönem müslümanları Kuranda namazın ayrıntısı neden geçmiyor diyenlere cevap olarak ve de muhtemelen kendileri de böyle düşündükleri içindir. Edip Yüksel de 3 vakit olduğunu bu ayeti öne sürmüş meselâ. ( kusura bakmayın cümlelerimi toparlayamadım)
Edip Yüksel Meali
Hûd Suresi 114. Ayet Açıklaması
Ayetin ilk bölümündeki "ve" harfini ekleme anlamında değil, açıklama anlamında kabul ettik. Kuran Arapçasına göre gece, güneşin batımından doğumuna kadar süren tüm zaman dilimidir (2:187). Akşam ve sabah namazlarının vakitleri, gündüzün iki ucunda gecenin gündüze yakın birer bölümüdür. "Ve" harfinin farklı anlamlarda kullanımının örnekleri için bak 2:53; 21:48; 13:26. Kuran namaz hakkında detaylı bilgi içermektedir. Elinizdeki çevirinin son bölümünde yer alan "Kuran'a Göre Nasıl Namaz Kılabiliriz" başlıklı Not ilgili ayetleri sergilemektedir.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@drobooss Ve kelimesini bana açıklama almak saçma geldi. Kendilerine göre anlamlar belirliyorlar. Salatı vusta'da ayetinde de aynı hatayı yapmış kendisi. Ayette salatlar(en az 3 vakit) ve salatı vustayı koruyucu olun denmiş. Salatlar kısmını sabah ve akşam olarak almış fakat 3 vakiti 2 vakit olarak vermiş. Erhan Aktaş da salatı vusta derken kastedilenin Cuma namazı olduğunu söylemiş. Hadisleri bu kadar inkar etmek de bana saçma geliyor açıkçası. Hadislerdeki gibi kılmayacağız diye Kurandaki anlamları değiştiriyorlar.
@drobooss Ve kelimesini bana açıklama almak saçma geldi. Kendilerine göre anlamlar belirliyorlar. Salatı vusta'da ayetinde de aynı hatayı yapmış kendisi. Ayette salatlar(en az 3 vakit) ve salatı vustayı koruyucu olun denmiş. Salatlar kısmını sabah ve akşam olarak almış fakat 3 vakiti 2 vakit olarak vermiş. Erhan Aktaş da salatı vusta derken kastedilenin Cuma namazı olduğunu söylemiş. Hadisleri bu kadar inkar etmek de bana saçma geliyor açıkçası. Hadislerdeki gibi kılmayacağız diye Kurandaki anlamları değiştiriyorlar.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Ben gecenin yakınları ifadesinin gece henüz yeni gelmişken olarak algılıyorum
Ya hocam, Allah niye haşa lafı dolandırarak anlatıyor ki? Neden ihtilaf ortamı oluşturuyor? Müteşabih ayetlerde ihtilaf olması güzel birşey ancak muhkem ayetlerde ihtilaf olmamalı. Net olmalı. Allah namaz konusunda şöyle de diyebilirdi: Size namazı güneş doğarken, güneş tepedeyken, akşam olmaya yakın, güneş batarken ve gece de olmak üzere farz kıldım... diyebilirdi. Neden dolaylı dolaylı lafı çevirerek anlatıyor ki?
İşte sen ve benim gibi insanlar veya Peygamber tarafından bu ayetler yazılmış olsa idi tam da böyle yazardık Rayzen. Milletin keyfi bozulmasın, kafası rahat etsin, fazla düşünmesin diye böyle yazardık sanırım. Şu ayet bile haddizatında Kitab'ın insan tarafından yazılmadığına delil teşkil eder. Çünkü bir insan yazsaydı kolay olanı veya işine geleni yazar, çiziktirirdi. Böyle ayetler Müslümanları düşünmeye, araştırmaya, akletmeye sevkediyor bir nevi. Zannedilenin aksine bir zenginlik aslında.
Ben gecenin yakınları ifadesinin gece henüz yeni gelmişken olarak algılıyorum
Ya hocam, Allah niye haşa lafı dolandırarak anlatıyor ki? Neden ihtilaf ortamı oluşturuyor? Müteşabih ayetlerde ihtilaf olması güzel birşey ancak muhkem ayetlerde ihtilaf olmamalı. Net olmalı. Allah namaz konusunda şöyle de diyebilirdi: Size namazı güneş doğarken, güneş tepedeyken, akşam olmaya yakın, güneş batarken ve gece de olmak üzere farz kıldım... diyebilirdi. Neden dolaylı dolaylı lafı çevirerek anlatıyor ki?
İşte sen ve benim gibi insanlar veya Peygamber tarafından bu ayetler yazılmış olsa idi tam da böyle yazardık Rayzen. Milletin keyfi bozulmasın, kafası rahat etsin, fazla düşünmesin diye böyle yazardık sanırım. Şu ayet bile haddizatında Kitab'ın insan tarafından yazılmadığına delil teşkil eder. Çünkü bir insan yazsaydı kolay olanı veya işine geleni yazar, çiziktirirdi. Böyle ayetler Müslümanları düşünmeye, araştırmaya, akletmeye sevkediyor bir nevi. Zannedilenin aksine bir zenginlik aslında.
@kemal hocam ek olarak, Rayzenin kurduğu cümle Allahın belirlediği namaz vakitlerinin tersine bir cümle olmuş. Allah cemaat namazları harici gün içinde her vakitin ne zaman müsait olursa o zaman kılınabilir bir anlayış ile tek tek vakit belirleyerek kısıtlamadığı da anlaşılıyor. Atıyorum ben gece namazını 23de müsaitsem o zaman veya sabah olmadan istediğim bir saatte kılabilme imkânına sahip olmuş olurum. Bu şekilde ayet beni bir saate hapsetmemiş olur.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Allah cemaat namazları harici gün içinde her vakitin ne zaman müsait olursa o zaman kılınabilir bir anlayış ile tek tek vakit belirleyerek kısıtlamadığı da anlaşılıyor.
Hocam bu cümleyi tam olarak anlamadım. Şunu mu demek istiyorsunuz: Mesela sabah namazını öğle vakti kılmamızda bir sakınca yok. 5 vakit farz olan namazı istediğimiz vakitlerde kılabiliriz.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Allah cemaat namazları harici gün içinde her vakitin ne zaman müsait olursa o zaman kılınabilir bir anlayış ile tek tek vakit belirleyerek kısıtlamadığı da anlaşılıyor.
Hocam bu cümleyi tam olarak anlamadım. Şunu mu demek istiyorsunuz: Mesela sabah namazını öğle vakti kılmamızda bir sakınca yok. 5 vakit farz olan namazı istediğimiz vakitlerde kılabiliriz.
Hayır Rayzen, eğer böyle bir şey olsaydı insana sorumluluk duygusu aşılanamazdı. Hocamın burada demeye çalıştığı şey, Mesela Yatsı namazı okundu sen müsait değilsin saat çok geç oldu ancak İmsak okunmamış durumda. Bu durumda hâlâ kılabilirsin demek.
Onlara (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleri ile ve Elçisi ile mi alay ediyordunuz?"
@drobooss Rayzenin kasdı da bu dediğinize yakın esasen hocam. O zannederim "vakitler esnek olsa da belli dönüm noktaları genel çerçevede verilmeliydi" diyor. Siz kesin vakitlerden bahsediyorsunuz yani şu namaz şu saatte öbür namaz tam şu saatte olacak deseydi o zaman zorluk olurdu diyorsunuz sanki yanlış anlamadıysam.
Bu arada hoş geldiniz.
Rayzenin kasdı da bu dediğinize yakın esasen hocam. O zannederim "vakitler esnek olsa da belli dönüm noktaları genel çerçevede verilmeliydi" diyor.
Hay elinize sağlık hocam. Bir türlü bunu anlatmaya çalışıyorum. Kelimeleri seçemedim bir türlü. Bir saattir yazıp yazıp geri siliyorum aklımdakileri yazmak için.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)