Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
Kuran'da anlatılan Hüdhüd sıradan, bizim bildiğimiz bir kuş mudur, yoksa Süleyman Peygambere özel olarak verilmiş "dron" benzeri bir teknolojik alet olabilir mi?
"Hüdhüd'ün" kuş olduğu ayetlerin Arapçasında hangi kelimeyle ifade edilmiş? Bu kullanılan Arapça kelime sadece kuş anlamına mı gelir?
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Sanmıyorum. Belki Hz Süleyman'ın kuşa konuşmasını anlayamıyorsundur ama birkaç ayet sonra karıncaların konuşmalarını da duyduğunu yazıyor. Hz Süleyman'ın işlerine şimdilik akıl erdiremiyoruz.
Kuş ordusunu teftiş ettiğinde Hüdhüd'ün eksik olduğunu görüyor. Bu durum Hüdhüd'ün dron gibi yönetilen bir nesne değil, kendi kararlarını verebilen bir canlı olduğunu gösteriyor.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Hüseyin Kemal Gürger'in videoları var bu konuda. Şimdilik en aklıma yatan açıklama bu. Belki dinlemek istersin @infinity kardeşim.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
@kurtulusberzan sanki öyle gibi duruyor. Sorduktan sonra Neml 20den itibaren okudum. Ayetlerde Süleyman Peygamber Hüdhüdün geçerli bir mazereti yoksa ona şiddetli bir azap edeceğinden ya da başını keseceğinden bahsedildiğini görünce geçek bir kuş olduğunu düşündüm. Sonra bir de kuşlardan, cinlerden oluşan bir ordusu olduğu da başka ayetlerde geçiyor. Muhtemelen hüdhüd ve diğer kuşlar Süleymana yardımcı olması için Onun emrine verilmişlerdi.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Belki Hz Süleyman'ın kuşa konuşmasını anlayamıyorsundur
yok aslında sorumun sebebi akıl erdiremem değil de, hüdhüd ile Belkıs'a gönderilen mektup mu yoksa kitap mı? Bu kısma biraz takıldım. Kuranda kitap diye geçen kelime mektup olarak meallendirilmiş. Ben de Belkıs'a gönderilen kitap ise kuş taşıyamaz dedim.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Bu konuda İslâm ansiklopedisindeki "hüdhüd" maddesini de okuyabilirsiniz hocam. Ben hüdhüd konusunu derinlemesine araştırmadım. Alan sebebiyle biraz edebiyattaki yansımalarına aşinayım. Feridüddin Attar'ın Mantıkuttayr (Kuşların Dili) adlı bir mesnevisi var. Klâsik Türk edebiyatına da çok etki etmiş bir eser. Orada bu kuştan bayağı bahsedilir ancak hikâye olarak tabii. Ansiklopedinin maddesi şurada:
Linkini atabilirseniz dinlerim tabi ki Serpil abla. Ben farklı fikirleri severim.
Muhtemelen siz bulup dinlemişsinizdir ama ben yine de atayım.
Bu linkteki eski bir kayıt. Ama buradaki bazı fikirlerinden vaz geçmiş Hüseyin Bey. Sonra da şu kaydı atmış.
Bence ikisini de dinleyin.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
@serpilyucel hocam ikinci videoyu izledim. Hüseyin hocayı severim ama kelimeler üzerinde fazlaca durup konuyu çok dağıta dağıta anlatım biçimi yüzünden dinlerken çok dağılıyorum. Herneyse ben ins ve cin ayrımını bu şekilde açıklayanların yaklaşımını doğru bulmuyorum. Kuran anlatımında cin kavramı insandan ayrı olan görünmeyen varlıklar için kullanılır yabancı, tanınmayan insanlar için cin denilmez. Bu çok yanıltıcı. Cin şayet yabancı insanları kullanmak için ise yabancı kavim falan denilebilirdi neden yabancı insanlara cin denilsin?
Videoyu ben sonuna kadar izledim yaptığı çıkarımları ben mantıklı bulamadım hocam. Konuya girişte en başta söylediği bize kuşların mantığı öğretildi kısmını kuş dili, kuş lisanı öğretildi anlamından daha mantıklı buldum. Yaptığı açıklamada en güzel yeri buydu bana göre.
Benim bu konuda görüşüm şu şekilde: Muhtemelen Süleyman Peygamber babası Davut peygamberden bazı hayvanlar hakkında bilgi sahibiydiler bu hayvanların başında da kuşlar geliyordu. Hayvanların hareket ve davranışlarını iyi gözlemleyen ve onların dilinden anlayan kişilerdi.Kuşları da yetiştirmeyi iyi biliyorlardı, dolayısıyla Davut peygamberden beri kuş yetiştiriciliği yapmış ve onlarla diyalog kurmayı öğrenmiş olabilirler. (Hüdhüd Süleyman Peygamberin kendi yetiştirdiği haberci kuşlarından bir tanesi olan bir kuşa taktığı özel bir isim de olabilir. )
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Kuran anlatımında cin kavramı insandan ayrı olan görünmeyen varlıklar için kullanılır yabancı, tanınmayan insanlar için cin denilmez. Bu çok yanıltıcı. Cin şayet yabancı insanları kullanmak için ise yabancı kavim falan denilebilirdi neden yabancı insanlara cin denilsin?
Böyle demişse büyük hata. Kuran'da cinlerin topraktan değil nar-ı semumdan yaratıldığı belirtilir.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Kuran anlatımında cin kavramı insandan ayrı olan görünmeyen varlıklar için kullanılır yabancı, tanınmayan insanlar için cin denilmez. Bu çok yanıltıcı. Cin şayet yabancı insanları kullanmak için ise yabancı kavim falan denilebilirdi neden yabancı insanlara cin denilsin?
Böyle demişse büyük hata. Kuran'da cinlerin topraktan değil nar-ı semumdan yaratıldığı belirtilir.
Evet hocam öyle demiş. Özetleyecek olursam; Hüdhüd Süleymanın ordusundaki bir istihbaratçı insan (asker), haberci kuş aracılığıyla iletişim sağlıyor olarak anlatmış. Sebede de cin asker( yani ona göre yabancı insan) bulunuyor galiba. Yani hüdhüd kuş değil, kendi ordusundaki insandan bir asker oluyormuş.
40. Dakikadan biraz sonra bu konuyu işlemeye başlamış. İsterseniz sizde izleyin hocam.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Yani hüdhüd kuş değil, kendi ordusundaki insandan bir asker oluyormuş.
Yok artık. Kudüs ile Yemen arası 2480 km. Bir insan kısa bir süreliğine gözden kaybolup 2500 km'de yeni yerler keşfedip geri dönebilir mi? Nasıl yorum bu?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Yani hüdhüd kuş değil, kendi ordusundaki insandan bir asker oluyormuş.
Yok artık. Kudüs ile Yemen arası 2480 km. Bir insan kısa bir süreliğine gözden kaybolup 2500 km'de yeni yerler keşfedip geri dönebilir mi? Nasıl yorum bu?
Yok hocam öyle değil. Hüdhüd denilen asker kendi ordusunda bir insan oluyor, haberci kuş ile sebede bulunan diğer yabancı asker aracılığıyla istihbarat sağlıyor ve Süleymana başka diyarlardan (ülkelerden) istihbarat topluyorlar. Adam kendisi gitmiyor sebeye haberci kuş gönderiyor. En iyisi siz kendiniz izleyin hocam. 🙂
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Kuşları da yetiştirmeyi iyi biliyorlardı, dolayısıyla Davut peygamberden beri kuş yetiştiriciliği yapmış ve onlarla diyalog kurmayı öğrenmiş olabilirler. (Hüdhüd Süleyman Peygamberin kendi yetiştirdiği haberci kuşlarından bir tanesi olan bir kuşa taktığı özel bir isim de olabilir. )
Şimdi aklıma geldi, Davut peygamber iyi sapan kullanan bir gençti. Talut'un ordusunda Calutu da bir sapan taşıyla öldürdüğü anlatılıyor. ( demek ki çok iyi sapan kullanan, çok iyi bir kuş avcısıydı gençken) Yani kuşlarla önceden beri haşır neşir olan bir kişi olması muhtemel.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM