
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
@malii61 Sen Veda Hutbesi'ni de inkar ettin şuan. Hocamızın Nisa 34 hakkındaki yazısına da katılmıyorsun. Aslında fikirsel olarak çok uzak değiliz ama anlaşamıyoruz nedense. Ben de hadisler konusunda kararsızdım taa ki bu siteyi bulana kadar. Kendimi ne ehlisünnet olarak tanımlıyorum ne de ehlikuran iki tarafından yanlış yaklaştığı konular olduğunu düşünüyorum. Arada bir yerdeyim, Kuran'la veya bilimle çelişen bir hadis değilse hadisleri kaynak olarak almaktan çekinmem. Hocamızın hadislerle ilgili yazısını okuyunca kendi görüşüme en yakın görüşü buldum. Benim de önceliğim Kuran zaten ama hadisler de gayet kaynak olarak alınabilir daha temkinli yaklaşılarak tabi. Çünkü Kuran-ı Kerim'in korunduğunu biliyoruz fakat hadisler için aynısını söyleyemeyiz. Sen de aslında demiştin ilk cevabında sadece Kuran'a uyan bir müslüman bazı şeyleri yanlış anlayabilir namazı üç vakit anlayabilir falan diye. Sence bunlar önemli eksiklikler değil mi? Bu arada ben de sakal , baston ve o dönemin kıyafetleri konusundaki görüşüne katılıyorum. Deve sidiği hadisi gibi ifadeler de o döneme ait tavsiyeler ama peygamberimizin hiç mi evrensel hadisi yok diyorsun. Ahir zaman hadisleri var, genel ahlak kurallarıyla ilgili hadisleri var. Bir sürü konuda var. Hadisler de vahiydir zaten hepsi olmasa da. "O kendi hevasına göre konuşmaz sadece vahyedilene uyar." Peygamberimizin her ağzından çıkan laf vahiydir demiyorum ama cehennem hakkında hadisleri var, bunları kafasına göre mi söyleyecek tabii ki vahyedileni bize aktaracak. Mustafa İslamoğlu'nun bu konuda bir kitabı vardı:"Üç Muhammed" diye. Hz. Muhammed'e yaklaşım konusunda üç farklı grup vardır. İlki onu sadece postacı olarak görenler.(Sanırım sen bu gruptasın.)İkinci grup onun sünnetini kabul edenler , vahyin uygulayıcısı olarak görenler. (Hz.Muhammed örnek insandır.)(Orta yoldur.) Üçüncü grup ise onu ilahlaştıranlar. Allah'ın, evreni Hz. Muhammed için yarattığını düşünenler. (Bu grup şirke girebilir.)
Sana hocamızın Nisa 34 ile ilgili ve hadislerle ilgili yazısını okumanı tavsiye ediyorum. Belki okumuşsundur ama sence de orta yol bu değil mi?
Bakara 153: Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.
Benim düşüncem ayetlerden yanlış mana çıkardığın veya yanlış mana çıkaranların söyleşilerine kulak verdiğin yönünde. Bunu söylerken hiçbir şekilde sana veya düşüncelerine saygısızlık etme gibi bir niyetim yok. Öncelikle bunu belirtmek isterim. Devamında "o kendi hevasından konuşmaz" denildiğini de bildiğimize göre onu basit bir insan olarak görmek yerine Allah'ın elçisi olduğundan ve islami en güzel yaşayan o olduğundan onun Sünnetini ve nasihatlerini bilmek ve onlara uymak yanlış mıdır ? Gerçek İslamî yaşamak için peygamberin Sünnetinden habersiz, namazı 3 vakit kılan biri mi olmalıyız ?
@jupiter Hatalı hadisler ve sadece o dönemi kapsayan hükümlerden bahsettim. Evet, "kötü taraf" demem yanlış oldu. Örneğin deve sidiği hadisi. "Recm ayetini keçi yedi."hadisi. Şimdi bu hadis Kuran'ın korunmasıyla çelişmez mi? Varsayalım keçi yedi sadece Hz.Aişe ve Hz. Ömer mi biliyordu bu ayeti.Diğer insanlar unuttu mu? Niye yerine konmadı? Hafızlar yok muydu o zaman?
Bakara 153: Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.
Bu konu, nesih meselesinde söz konusudur. Dolayısıyla, Hz. Aişe ve Hz. İbn Ömer -şayet söylemişler ise- bununla Kur'an'dan bazı ayetlerin nesh olduğuna işaret etmek istemişlerdir. Yoksa, Kur’an’ın toplanması halinde bunların alınmadığını söylemek, onların akıllarından bile geçmemiştir. Çünkü, herkesin, bildiği, ezberine aldığı, sayfasına yazdığı ayetleri getirmeleri istenmiştir. Bu görevi yerine getirmek, İslam inancına göre, hem Allah’a, hem Resulüne hem de halifeye karşı bir sorumluluğun gereğidir. Durum böyle olunca, Hz. Aişe ve Hz. İbn Ömer veya herhangi bir sahabî böyle bir olayı bildiği halde, ezberinde bazı ayetler bulunduğu halde bunu ibraz etmemeleri düşünülemez.
Kaldı ki, Kur’an’ı bir araya getirenler, birer hafızdırlar. Özellikle heyet başkanı Hz. Zeyd, Hz. Peygamber (a.s.m)’in vahiy katibi, Kur’an hafızı, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in güvenini kazanmış büyük bir insandır. Böyle bir olay olsaydı, en az birkaç kişinin daha bilmesi ve bunu heyete bildirmesi kaçınılmazdı. Hz. Zeyd b. Sabit de herkesten önce bunu bilmesi gerekirdi. Bütün sahabî hafızların ve yazılı mushaf sahiplerinin de içinde bulunduğu bütün sahabe cemaati tarafından ittifakla kabul edilen Mushaf’ın eksik veya fazla olmasını düşünmek elbette makul değildir.
“Muhakkak ki Kur’anı biz indirdik ve hiç şüphesiz onun koruyucusu da biziz.” (Hicr, 15/9)
mealindeki ayete iman eden bir kimsenin başka düşünme şansı da yoktur. Sahih olan hadis kaynaklarında yer almayan, Kütüb-ü Sitte'den –yalnızca en zayıf ve hataları en çok olan- İbn Mace’de bulunması ayrıca manidardır.
Hz. Peygamber (a.s.m)’e inen bütün ayetler vahiy katipleri tarafından yazıyla kaydedildiği gerçeği tartışılmazdır. Buna rağmen, Hz. Aişe’den başka kimsenin bilmediği bir ayetin varlığından söz edilebilir mi? Oysa Hz. Aişe vahiy kâtipleri arasında yer almamıştır.
Kur’an’ın üç dönemde yapılan cemi esnasında Hz. Aişe’den bu konularda bir ses çıkmamıştır. Herkesin bildiği kadarıyla, Kur’an ayetlerini getirip ilgili jüriye teslim ettiği halde, Hz. Aişe gibi herkesin saygı gösterdiği, Kur’an’ın senasına mahzar alan pervasız bir insanın kaybolduğu söylenen ayetler hakkında bilgi vermemesi düşünülebilir mi? Halbuki onun bu konuda bir şey dediğine dair hiçbir tarihî kayıt yoktur.
Sen Veda Hutbesi'ni de inkar ettin şuan.
Hangisini kardeşim? Onun bile 5 farklı versiyonu var 😀
Hocamızın Nisa 34 hakkındaki yazısına da katılmıyorsun.
Evet bunu kendisine de söyledim zaten. Böyle konularda polemiğe girmiyor hocamız.
Kuran'a uyan bir müslüman bazı şeyleri yanlış anlayabilir namazı üç vakit anlayabilir falan diye. Sence bunlar önemli eksiklikler değil mi?
Allah sürekli Kuran'ı akletmemizi, okumamızı, düşünmemizi ister. Samimi bir şekilde Kuranı okuyup namazın 3 vakit olduğunu düşünen biri ; beynini hocalara kiralamış, Kuranı bir kere bile merak edip mealden okumamış, her gün okuduğu fatihanın bile anlamını bilmeyen ama 5 vakit namaz kılan birinden 1000 kat üstündür. Yani bence asıl eksiklik Allah'ın sözüyle değil de hacının hocanın sözğyle amel etmektir.
Hadisler de vahiydir zaten hepsi olmasa da.
Bu konuda kesin konuşamayız. Allah nurunu Kuranla tamamlamıştır. Amel etmek için de indirilene uyun demiştir. Kuran dışı bir vahiy olsa ve o vahiyle amel etmemiz gerekse bunun belirtilmiş olacağını düşünüyorum.
"O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb'inden Hakk olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!"
Hadi yine de var diyelim. Şundan eminim ki o vahiy amel etmemiz için gerekli değildir. Mesela cehennemin oluşumuyla ilgili bir hadis var. Kara deliklerin oluşumuyla örtüşüyor. Biz buna mucize diyoruz ve Kuran dışı vahiy olabilir diyoruz. Ama bu hadis dini anlamda bir sorumluluk gerektirmiyor. Umarım anlatabilmişimdir.
İlki onu sadece postacı olarak görenler.(Sanırım sen bu gruptasın.)
Postacı demeyelim elçi diyelim 🙂 Keşke ben desem ama bunu direkt Allah diyor.
De ki: "İlk resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
Ahkaf 9
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.
@malii61 Neyse kardeşim, ne kadar tartışsak da bir yere varamayacağız. Tabii ki fikir ayrılıklarımız olabilir bu yüzden forumdayız zaten. Burası başlıkta yazdığı gibi "müslümanların özgür düşünce sahası". Saygı duyuyorum fikirlerine. Sağlıcakla kal.
Bakara 153: Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.
@munzevizahid EyvAllah kardeşim. Kuranla kalalım inşAllah selametle.
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.
Allah'ın kitabını muhafaza ettiğini ve hiçbir beşerin o gücü aşarak Kuran'da değişiklik yapamayacağını biliyoruz. Allah (c.c) Kuran'da birçok ayeti kerimede peygamberimizden, Sünnetinden ve bir çelişki durumunda (aynen şuan olduğu gibi) önce Allah'a sonra ise Resulüne gitmemizi söyler. Biliyoruz 'gitmek' derken kast edilen maddi bir yolculuk değil ilmi bir yolculuk yapmak ve önce Kuran sonra da Resulüne yani Hadislerine bakılmasıdır. Eğer Peygamberimizin hadisleri tamamiyle değiştirilmiş olsaydı veya bir sorun halinde hadislere başvuramayacağımız seviyede bir bozulma olsaydı bu Allah'ın bize
“Eğer bir şeyde çekişirseniz onu Allah'a ve Resulüne götürün...” (Nisa, 4/59)
buyurarak yol gösterdiği ayetin de yanlış olduğu manasına gelirdi. Çünkü Kuran herşeyi tek cümleyle veya tek seferde açıklayan bir kitap değil. Neredeyse Kuran'ın tamamı bu şekilde. Örneğin kuran "dünyanin şekli küreye benzer" denilmemiş bunun yerine hem o zamanın insanlarının anlayacağı hemde ileri ki dönemlerin insanları için hakikatlerden şaşmayacak biçimde buyurulmuştur. Ve kuran uzun uzadıya, herşeyi en ince ayrıntısıyla anlatılmış olduğu bir kitap değildir. Ancak görüyoruz ki Allah'ın bize seçtiği din hayatımızın her alanına dokunur ve baştan aşşağı güzellik ve doğruluk yoluna tabi olduğumuzu görmemiz için bize birçok örneklerle bu bildirilmiştir. Dinimizi ve hükümlerini en güzel şekilde ihya eden, hiç şüphesiz Allah'ın resulüdür. Öyle olmalıdır. Ve dini yalnızca Kuran ile anlayamayacağımıza göre bizim için peygambere uymak şarttır. Bunu ilahlık olarak görmeyin. O apayrı bir mevzu. Eger ki insan Allah varken yalnızca Peygamberi dilinde, aklında ve şükründe tutuyorsa o sapıtanlardandır. Çünkü peygamber yalnızca bir tablacı hükmündedir. O bize doğruyu en güzel haliyle sunar ve bize de onun yolundan giderek Allah'ın rızasına mazhar olmayı hedeflemek kalır. Peygamberi bize bir yol gösterici olarak gönderen Allah'a bunun için şükretmeliyiz. Ancak o şükrü peygambere yapar yalnız ona minnet duyarsak ahmaklık etmiş oluruz. Fakat bir postacı olarak görmek ise büyük bir haksızlık ve Allah'ın Resulüne hakarettir.
Eğer Peygamberimizin hadisleri tamamiyle değiştirilmiş olsaydı veya bir sorun halinde hadislere başvuramayacağımız seviyede bir bozulma olsaydı bu Allah'ın bize
“Eğer bir şeyde çekişirseniz onu Allah'a ve Resulüne götürün...” (Nisa, 4/59)
buyurarak yol gösterdiği ayetin de yanlış olduğu manasına gelirdi
İyi de burada hadislerden bahsedilmiyor ki. Peygamberimiz zamanında hadis yoktu. Kuran indirilirken aklınıza bir şey takılırsa sorun diyor. Zaten birçok ayet şöyle başlar "Sana (neyi infak edeceklerini/ kıyametin nasıl kopacağını vs.) soruyorlar. De ki....".
Eğer google a "sana soruyorlar ayet" yazarsan bu tarz bir sürü ayet bulabilirsin. Her neyse ve cevabı da yine Kuran'da verilmiş zaten. Yani hadislerle bir ilişkisi yok o ayetin.
herşeyi en ince ayrıntısıyla anlatılmış olduğu bir kitap değildir.
Ayrıntılarda boğulmamamızı emreden ayetler varken Kuran bana her şeyi söylemiyor demek ne kadar doğru bir söz?
Bakara 67-73 de Allah Musa'nın kavmine bir inek kesmelerini emrediyor. Kavmi soruyor "Rabbine sor inek nasıl olsun" Musa gidiyor cevabı alıp geliyor. Sonra kavmi yine soruyor "Rabbine sor ineğin rengi ne olsun". Musa yine gidiyor cevabı alıp geliyor. Bu böyle bir süre devam ediyor ve ayetin sonunda Allah diyor ki "Az kalsın ineği kesmeyeceklerdi"
Burada açıkça şunu demek istiyor: Ayrıntılarda o kadar boğuldular ki az kalsın ne emrettiğimi bile unutacaklardı.
Böyle ayetleri okuyup akletmeliyiz. Allah bizler için mükemmel şablon örnekler sunmuş. Bu ayetler boş yere Kuranda yer almıyor.
"Ey iman edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız size açıklanır. Allah, onlardan (bildirmediğine göre) vazgeçmiştir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.
Ve dini yalnızca Kuran ile anlayamayacağımıza göre bizim için peygambere uymak şarttır.
Hadis sözü peygamber sözü değil "peygambere ait olduğu iddia edilen söz" dür. Buna göre devam edelim. Şart dediğiniz zaman şöyle oluyor: Hadisleri reddeden kafir olur.
Doğru mu? Tabi ki hayır. Böyle bir söz hükümdür ve Kuranda kesinlikle yeri yoktur. Allah adına iftira atmak kadar büyük bir günah yoktur. Bir tövbe istiğfar çekmenizi öneririm.
Biz ahiret gününde yalnızca Kuran'dan sorumlu tutulacağız. Buyrun ayeti:
"O (Kuran) senin için de halkın için de bir öğüttür. İlerde ondan sorgulanacaksınız"
Zuhruf 44
Fakat bir postacı olarak görmek ise büyük bir haksızlık ve Allah'ın Resulüne hakarettir.
Ahkaf 9
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.
İyi de burada hadislerden bahsedilmiyor ki. Peygamberimiz zamanında hadis yoktu. Kuran indirilirken aklınıza bir şey takılırsa sorun diyor. Zaten birçok ayet şöyle başlar "Sana (neyi infak edeceklerini/ kıyametin nasıl kopacağını vs.) soruyorlar. De ki....".
Eğer google a "sana soruyorlar ayet" yazarsan bu tarz bir sürü ayet bulabilirsin. Her neyse ve cevabı da yine Kuran'da verilmiş zaten. Yani hadislerle bir ilişkisi yok o ayetin.
Fazla vaktim olmadığı için yazdıklarının geri kalanına sonra cevap vereceğim.
1- Direk olarak hadisleri kast etmediğini zaten biliyorum. Ve belirtmiştim "Allah'a ve sonra peygamberine gitmeliyiz." "Gitmek derken, maddi bir yolculuk yapamayacağımızdan ilmi bir yolculuk yapmalıyız."
Yani kast ettiğim şuydu, Allah' a ve Resulüne doğrudan soramayacağımız için Kuran'a ve hadislere bakacağız. Çünkü bizim elimizde ki kaynak bu. Kuran yalnızca o an yaşayan insanlaramı indirdi o ayeti? Biz bundan sorumlu değil miyiz?
2- Hadislerle ilişkisi olmadığını söylemek her halükarda mantıklı değil. Sonuç olarak peygamber sözlerine hadis diyoruz. Peygamberin sözleri o zaman hadis olarak kaydedilmiyordu tek fark bu. Ve bu bize ayetin hükmünün yalnızca o zamanlarda yaşayanlara olduğu sonucuna vardırmaz.
Hadis sözü peygamber sözü değil "peygambere ait olduğu iddia edilen söz" dür. Buna göre devam edelim. Şart dediğiniz zaman şöyle oluyor: Hadisleri reddeden kafir olur.
Doğru mu? Tabi ki hayır. Böyle bir söz hükümdür ve Kuranda kesinlikle yeri yoktur. Allah adına iftira atmak kadar büyük bir günah yoktur. Bir tövbe istiğfar çekmenizi öneririm.
Biz ahiret gününde yalnızca Kuran'dan sorumlu tutulacağız. Buyrun ayeti:
"O (Kuran) senin için de halkın için de bir öğüttür. İlerde ondan sorgulanacaksınız"
Zuhruf 44
3-
“Sonra biz seni din hususunda bir şeriat sahibi kıldık.” (Casiye, 45/18)
“Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün önüne geçmeyin.” (Hucurat, 49/1)
“Seni hakem yapmadıkça iman etmiş sayılmazlar.” (Nisa, 4/65)
“Allah'a ve Resulüne karşı gelenler.” (Mücadele, 58/5)
“Allah sana Kitabı ve hikmeti indirdi.” (Nisa, 4/113)
“O hevasından konuşmaz!” (Necm, 53/3)
“Resulün hükmünden ancak münafıklar kaçar.” (Nisa, 4/61)
“Kim Resule itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiştir.” (Nisa, 4/80)
“Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar.” (Nisa, 4/13)
“Kim Resule muhalefet ederse onu cehenneme sokarız.” (Nisa, 4/115)
Bunlar gibi çokça ayette bariz bir şekilde Resulullah'ın sözlerinin önemi bahsediliyor. Eğer Allah Resulünün sözlerini Kuran'da, yani hiç değişikliğe uğramadığını bildiğimiz İlahi kitabımızda, çoğu yerde görüyorsak bu boşu boşuna değildir. Ayetleri dikkatle okuduysan anlaman gerekir ki bu ayetlerde bizi ilgilendiren kısım Resûlullah'ın sözlerinin değeridir. Ve bu sözler bize hadis yoluyla geçmiştir. Eğer hadisler peygambere uyamayacağımız şekilde ve seviyede bozulduysa bu demek olur ki bu ayetler işlevsiz kalmıştır. Yani hadisleri bozanlar Kuran da ki ayetleri de bozmuş olurlar. O zaman Allah ayetleri koruduğu gibi Hadisleri de peygamberin sözlerine uyabileceğimiz ölçüde korumuş olmalıdır.
4- "Sonra biz seni din hususunda bir şeriat sahibi kıldık.” buyuruyor Allah. Yalnızca bu bile apaçık bir delil değil midir? Neden inkar etmeyi bu kadar seviyorsunuz? Eğer siz gerçekten Kuran ile amel edenlerdenseniz onun üzerinden yeni bir din çıkarmayın. Allah peygamberini şeriat sahibi kıldığını söylüyor. Bu çok açık şekilde gösteriyor ki onun sözleri dindir. Onun hükümleri Allah'ın hükümleridir. Allah eğer onun hükümlerinin bozulmasına izin verseydi o zaman haklı olurdunuz. Namazı 3 vakit kılar ve gerçek islam bu zannederdik. Kuran'ın peygamber ile bir bütün halinde bize yol gösterdiğini ayetlerinde açıklayan Allah, o yolun ikiye bölünmesine müsade edecek değildir. O bize yarım yamalak bir din sunmaz. Onun dini ki en güzel dindir. Hayatın her alanını kuşatmıştır. O halde siz bu düşüncelerinizle Allah'ın ve Resulünün hükümlerinden kurtulmak muradındasınız. Veyahut düşüncelerini benimsediğiniz kişiler her kim ise onlar bu hükümlerden kaçma çabası içerisindedirler. Eğer ki amacın fesat bir amaç değilse Allah sana aradığın doğru yolu gösterecektir. Ve eğer öyleyse gel bu inkarı bırak, Allah ve Resulünü hakkıyla tanımak için çabala. Allah kendi rızası için çabalayanın çabasını zayi edecek değildir. Ancak sen Allah'ın ayetlerini kendi yorumlamaların ise kısıtlarsan ve nefsine uyarsan Allah'ın rahmetinden uzaklaşmış olursun.
O Kuran ki, Allah onunla kimilerinin imanını, kimilerinin de küfrünü arttırır.
"Fakat o sureler, kalplerinde küfür ve nifak hastalığı bulunanların inkârlarına inkâr kattı ve onlar kâfir olarak öldüler.” (Tevbe, 9/124 ve 125).
“Biz Kur’ân’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyanını artırır.” (İsra,17/82).
İyi de burada hadislerden bahsedilmiyor ki. Peygamberimiz zamanında hadis yoktu. Kuran indirilirken aklınıza bir şey takılırsa sorun diyor. Zaten birçok ayet şöyle başlar "Sana (neyi infak edeceklerini/ kıyametin nasıl kopacağını vs.) soruyorlar. De ki....".
Eğer google a "sana soruyorlar ayet" yazarsan bu tarz bir sürü ayet bulabilirsin. Her neyse ve cevabı da yine Kuran'da verilmiş zaten. Yani hadislerle bir ilişkisi yok o ayetin.
Fazla vaktim olmadığı için yazdıklarının geri kalanına sonra cevap vereceğim.
1- Direk olarak hadisleri kast etmediğini zaten biliyorum. Ve belirtmiştim "Allah'a ve sonra peygamberine gitmeliyiz." "Gitmek derken, maddi bir yolculuk yapamayacağımızdan ilmi bir yolculuk yapmalıyız."
Yani kast ettiğim şuydu, Allah' a ve Resulüne doğrudan soramayacağımız için Kuran'a ve hadislere bakacağız. Çünkü bizim elimizde ki kaynak bu. Kuran yalnızca o an yaşayan insanlaramı indirdi o ayeti? Biz bundan sorumlu değil miyiz?
2- Hadislerle ilişkisi olmadığını söylemek her halükarda mantıklı değil. Sonuç olarak peygamber sözlerine hadis diyoruz. Peygamberin sözleri o zaman hadis olarak kaydedilmiyordu tek fark bu. Ve bu bize ayetin hükmünün yalnızca o zamanlarda yaşayanlara olduğu sonucuna vardırmaz.
Bir defa @malii61 kardeşime karşı aşırı önyargıyla yaklaşıp Onun hiç kastetmediği şeyleri öne sürerek hadis inkarcısı gibi algılamışsınız nedense? İlk verdiği örnek müslüman bir ülkede yaşamayan,İslamı yeterince tanımayan ve müslüman olmayı seçen kisilerin Kuran müslümanı olduklarında herhangi bir hükmü tam anlamayarak ama samimiyetle Allaha ve Kurana yönelmelerini bir örnek olarak vermiş. Yazdıklarınızın tamamını okudum ve konuyu hadis tartışmasına kendiliğinizden çektiğinizi farkettim. Ben hadisler konusunda çoğunlukla @malii61 kardeşime katılıyorum. Sizlerin Peygambere uyun ayetini hadislere kadar getirdiğinizi ve hadislerin de tıpkı Kuan ayetleri gibi vahiy olduğunu ve tıpkı Kuan gibi hafızlar tarafından hıfzedilmiş ve hepsinin de hüküm niteliğinde olduğunu savunduğunuzu biliyorum. Hadisler konusunda bir çok açıdan malesef ki boş bir tartışma içerisine girip öyle düşünmeyen müslümanları ise dışlayıcı tutumlara girip durduk yere kutuplaştırıcı kişiler siz oluyorsunuz. "Dinin içini boşaltıyorsunuz", "Kuran tek başına yeterli bir kitap değildir", "hadislerde vahiydir," "bir hadis Kuran ayetini nehyedebilir çünkü o da ayettir" gibi gibi garip görüşleriniz var.
Herneyse birbirinizi iyi anlayın. Ve de hadislere bakış açınızın daha tutarlı olması ve hadis eleştirilerine karşı daha esnek olmanız tavsiyesiyle hayırlı sahurlar.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Hadis sözü peygamber sözü değil "peygambere ait olduğu iddia edilen söz" dür. Buna göre devam edelim. Şart dediğiniz zaman şöyle oluyor: Hadisleri reddeden kafir olur.
Doğru mu? Tabi ki hayır. Böyle bir söz hükümdür ve Kuranda kesinlikle yeri yoktur. Allah adına iftira atmak kadar büyük bir günah yoktur. Bir tövbe istiğfar çekmenizi öneririm.
Biz ahiret gününde yalnızca Kuran'dan sorumlu tutulacağız. Buyrun ayeti:
"O (Kuran) senin için de halkın için de bir öğüttür. İlerde ondan sorgulanacaksınız"
Zuhruf 44
3-
“Sonra biz seni din hususunda bir şeriat sahibi kıldık.” (Casiye, 45/18)
“Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün önüne geçmeyin.” (Hucurat, 49/1)
“Seni hakem yapmadıkça iman etmiş sayılmazlar.” (Nisa, 4/65)
“Allah'a ve Resulüne karşı gelenler.” (Mücadele, 58/5)
“Allah sana Kitabı ve hikmeti indirdi.” (Nisa, 4/113)
“O hevasından konuşmaz!” (Necm, 53/3)
“Resulün hükmünden ancak münafıklar kaçar.” (Nisa, 4/61)
“Kim Resule itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiştir.” (Nisa, 4/80)
“Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar.” (Nisa, 4/13)
“Kim Resule muhalefet ederse onu cehenneme sokarız.” (Nisa, 4/115)
Bunlar gibi çokça ayette bariz bir şekilde Resulullah'ın sözlerinin önemi bahsediliyor. Eğer Allah Resulünün sözlerini Kuran'da, yani hiç değişikliğe uğramadığını bildiğimiz İlahi kitabımızda, çoğu yerde görüyorsak bu boşu boşuna değildir. Ayetleri dikkatle okuduysan anlaman gerekir ki bu ayetlerde bizi ilgilendiren kısım Resûlullah'ın sözlerinin değeridir. Ve bu sözler bize hadis yoluyla geçmiştir. Eğer hadisler peygambere uyamayacağımız şekilde ve seviyede bozulduysa bu demek olur ki bu ayetler işlevsiz kalmıştır. Yani hadisleri bozanlar Kuran da ki ayetleri de bozmuş olurlar. O zaman Allah ayetleri koruduğu gibi Hadisleri de peygamberin sözlerine uyabileceğimiz ölçüde korumuş olmalıdır.
4- "Sonra biz seni din hususunda bir şeriat sahibi kıldık.” buyuruyor Allah. Yalnızca bu bile apaçık bir delil değil midir? Neden inkar etmeyi bu kadar seviyorsunuz? Eğer siz gerçekten Kuran ile amel edenlerdenseniz onun üzerinden yeni bir din çıkarmayın. Allah peygamberini şeriat sahibi kıldığını söylüyor. Bu çok açık şekilde gösteriyor ki onun sözleri dindir. Onun hükümleri Allah'ın hükümleridir. Allah eğer onun hükümlerinin bozulmasına izin verseydi o zaman haklı olurdunuz. Namazı 3 vakit kılar ve gerçek islam bu zannederdik. Kuran'ın peygamber ile bir bütün halinde bize yol gösterdiğini ayetlerinde açıklayan Allah, o yolun ikiye bölünmesine müsade edecek değildir. O bize yarım yamalak bir din sunmaz. Onun dini ki en güzel dindir. Hayatın her alanını kuşatmıştır. O halde siz bu düşüncelerinizle Allah'ın ve Resulünün hükümlerinden kurtulmak muradındasınız. Veyahut düşüncelerini benimsediğiniz kişiler her kim ise onlar bu hükümlerden kaçma çabası içerisindedirler. Eğer ki amacın fesat bir amaç değilse Allah sana aradığın doğru yolu gösterecektir. Ve eğer öyleyse gel bu inkarı bırak, Allah ve Resulünü hakkıyla tanımak için çabala. Allah kendi rızası için çabalayanın çabasını zayi edecek değildir. Ancak sen Allah'ın ayetlerini kendi yorumlamaların ise kısıtlarsan ve nefsine uyarsan Allah'ın rahmetinden uzaklaşmış olursun.
O Kuran ki, Allah onunla kimilerinin imanını, kimilerinin de küfrünü arttırır.
"Fakat o sureler, kalplerinde küfür ve nifak hastalığı bulunanların inkârlarına inkâr kattı ve onlar kâfir olarak öldüler.” (Tevbe, 9/124 ve 125).
“Biz Kur’ân’ı müminlere şifa ve rahmet olarak indiririz. Ama o, zalimlerin ise sadece ziyanını artırır.” (İsra,17/82).
Gerçekten çok ayıp etmişsin bu sözleri ve bu ayetleri bu kardeşimizi itham etmek için kullanmakla. Bu büyük bir saygısızlık ve hatta iftiraya girer. Neredeyse kafirsiniz diyeceksiniz yazık gerçekten. Basit düşünmek , konuşanın ne dediğini anlamamak,karşındakini inkarcılıkla suçlamaktır senin bu yaptığın. Lütfen senin gibi düşünmeyenleri inkara saplanmış gibi algılayıp yargılama. Belki o senden daha takvalıdır ve Resullullaha saygısı ve sevgisi daha fazladır da o yüzden Ona atfedilen yakışıksız hadisler üzerine sorgulamamaktan yana değildir. Siz sorgulamadan sahih etiketi konulmuş diye kabul etmeye devam edebilirsiniz fakat başkalarının imanını sorgulama hakkına sahip değilsiniz.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@drobooss Kardeşim, @malii61 kendi zaten belirtti hadis inkarcısı olduğunu. Hiç önyargıyla yaklaşmadık ne yazdıysa ona göre cevap vermeye çalıştık. Bu arada "hadis, Kuran ayetini nesh edebilir." fikrini savunmuyorum. Ve, o hadis kitaplarındaki tüm hadislerin vahiy olduğunu da savunmuyorum. Zayıf hadisler var, daha sonra alimlerin ittifak edip uydurma dediği hadisler var. Biz şunu savunuyoruz. Aklımızda dinle alakalı bir soru varsa öncelikli kaynağımız Kuran olmalı. Kuran'da detaylı bilgi bulamıyorsak peygamberimiz bu konuda ne demiş diye bakmalıyız. Veya işte Kuran'da ki bir hükmü peygamberimiz nasıl uygulamış ona bakmalıyız. @malii61, peygamberimiz en hakiki müfessir diyerek kendiyle çelişti. Onun için Kuran dışında peygamberimizin hiç bir lafının hükmü yok ki. Öyle olunca kafana göre ayet tevil edebiliyorsun.(Nisa 34) Peygamberimiz, "hafifçe dövün." demiş. O başka bir anlam var burada diyor. Ondan sonra Kuran'da namaz geçmez biliyorsunuz salat olarak geçer, hadisleri inkar edenler bunu da tevil ederek salat , desteklemek demek dua etmek diye çeviriyorlar. Hz. Muhammed, namazı beş vakit kılmışşa ve kılarken ne okuyacağımızı söylemişse bize laf düşer mi artık? Diyebilir miyiz namaz diye bir şey yok veya namaz üç vakit veyahut ben namazda ettehiyahtü okumuyorum çünkü Kuran'da yok. İşte Hz. Muhammed'in sünnetine , hadislerine riayet etmeyince böyle yanlış, eksik din anlayışları ortaya çıkabiliyor. Bu arada hadisler konusunda esnek olduğumu belirttim. Hadislerin , Kuran gibi korunmadığını bu yüzden temkinli yaklaşmamız gerektiğini söyledim. Ama eğer bir hadise inanmıyorsak, bu ya bilime aykırı olacak, ya Kuran'a aykırı olacak veya alimlerce zayıf hadis, uydurma hadis olarak nitelenecek. Onun dışında kafamıza göre ben bu hadisi reddediyorum diyemeyiz, bir sebebimiz olmalı.
Bakara 153: Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.
@drobooss Kardeşim, @malii61 kendi zaten belirtti hadis inkarcısı olduğunu. Hiç önyargıyla yaklaşmadık ne yazdıysa ona göre cevap vermeye çalıştık. Bu arada "hadis, Kuran ayetini nesh edebilir." fikrini savunmuyorum. Ve, o hadis kitaplarındaki tüm hadislerin vahiy olduğunu da savunmuyorum. Zayıf hadisler var, daha sonra alimlerin ittifak edip uydurma dediği hadisler var. Biz şunu savunuyoruz. Aklımızda dinle alakalı bir soru varsa öncelikli kaynağımız Kuran olmalı. Kuran'da detaylı bilgi bulamıyorsak peygamberimiz bu konuda ne demiş diye bakmalıyız. Veya işte Kuran'da ki bir hükmü peygamberimiz nasıl uygulamış ona bakmalıyız. @malii61, peygamberimiz en hakiki müfessir diyerek kendiyle çelişti. Onun için Kuran dışında peygamberimizin hiç bir lafının hükmü yok ki. Öyle olunca kafana göre ayet tevil edebiliyorsun.(Nisa 34) Peygamberimiz, "hafifçe dövün." demiş. O başka bir anlam var burada diyor. Ondan sonra Kuran'da namaz geçmez biliyorsunuz salat olarak geçer, hadisleri inkar edenler bunu da tevil ederek salat , desteklemek demek dua etmek diye çeviriyorlar. Hz. Muhammed, namazı beş vakit kılmışşa ve kılarken ne okuyacağımızı söylemişse bize laf düşer mi artık? Diyebilir miyiz namaz diye bir şey yok veya namaz üç vakit veyahut ben namazda ettehiyahtü okumuyorum çünkü Kuran'da yok. İşte Hz. Muhammed'in sünnetine , hadislerine riayet etmeyince böyle yanlış, eksik din anlayışları ortaya çıkabiliyor. Bu arada hadisler konusunda esnek olduğumu belirttim. Hadislerin , Kuran gibi korunmadığını bu yüzden temkinli yaklaşmamız gerektiğini söyledim. Ama eğer bir hadise inanmıyorsak, bu ya bilime aykırı olacak, ya Kuran'a aykırı olacak veya alimlerce zayıf hadis, uydurma hadis olarak nitelenecek. Onun dışında kafamıza göre ben bu hadisi reddediyorum diyemeyiz, bir sebebimiz olmalı.
Ama ben size birşey demedim ki @jüpiter e dedim. Artı ben hiç duymadım @malii61 nin hadis inkarcısı olduğunu söylediğini. Tamamen birbirinizi yanlış anlıyorsunuz. Neyi izah etmeye çalıştığını anlayıp dinlemeden konu hadis tartışmasına getirilmiş. Peygamberin hükümleri toplumun yararına olacak şekilde yasaklamalardı. Allahın koyduğu evrensel hükümler değildi. Kardeşimiz bunu bu şekilde izah etmiş siz ise ne demek istediğine değil, ne demeniz gerektiğine odaklanarak durduk yere adamı hadis inkarcısı gözüyle değerlendirmişsiniz. Benim de buna itirazım var.
Herkesin hadislere bakış açısının faklı olabileceğini, bunun insanı dinden çıkarmayacağını anlamanız lazım. Yoksa önünüze geleni haddiniz olmayarak inkarcı ilan edersiniz. Ayrıca bu söylediklerim sadece bu konuşmalarla ilgili de değil. Bu tüm katı hadis savunurları tarafından yapılıp, tek iman sahibi kendileriymiş diğerlerimiz yoldan sapmış sapıklar gibiymişiz gibi değerlenderiliyoruz malesef.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM