Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

Hadis sorunsalı hak...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Hadis sorunsalı hakkında değerlendirmelerim

dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
Konu başlatıcı  

1- Hadisleri o zamanın,o dönemin şartları içersinde değerlendirmeyip genele nüfuz ettirmek. Hadisleri evrenselleştirip,her dönemde ve şartta o hadise göre hüküm vermek.
2- Her hadisin vahiy olduğunu zannetmek.
3- Her rivayeti peygamberimizin ağzından çıkmış gibi değerlendirmek.
4- Sahih hadislerin içersinde,asla yanlış aktarılmış veya yanlış anlaşılmış veya çelişkili hadis olamayacağı şeklinde iddialarda bulunmak.
5- üzerinde düşünmenin, sorgulamanın,tartışmanın,eleştiride bulunmanın kişiyi dinden çıkaracağına dair güçlü bir inanç ve korku taşınması.
6-Bilinçsiz bir şekilde uydurma hadisleri sahiplenip,savunmak ve ilginç anlayışlarla tevil edip topluma yaymak.
7- Kuranın korunmuşluğuyla bir tutup ,hadislerinde aynı şekilde,aynı yöntemle korunmuş olduğuna inanarak Kuranla eş değer görmek.
8- Bazı hadisler hakkında, yanlış olduğu kanaati taşıyana hadis inkarcısı gözüyle bakılması. Ya hepsini kabul et ya da hepsini reddet baskısı yapılması( psikolojik baskı).
9- Hadislerde yanlış veya çelişki olduğunu farkedenlerin tüm hadisleri inkâr yoluna gitmeleri.
10- Sahih hadislerde çelişkiler olduğunu söyleyen müslümanlarla, uzun ve gereksiz tartışmalara girilip birbirini kırma,dışlama, aralarının bozulması.
11- Birkaç uydurma hadis görüp dinden çıkmak.
12- Hadisler üzerinden İslamı eleştirmek, yanlışlamak, karalamak,kötülemek.
13- Hadis inkârcısı olan müslümanların,hadislere inananları cahil,müşrik,beyinsiz, yobaz,bağnaz,gerici gibi sıfatlar takarak aşağılayıcı tavırlarla yerip hakaret etmeleri.
14- Hadisleri inkâr yoluna sapıp,Kuranı kendi anlayışlarıyla,yanlış manalar,yanlış anlayışlar katıp ayetleri eğip bükmek.
15- Bazı hadislerin, Kuranın bazı hükümlerini değiştirebileceğini söyleyen cahil cühelâ söylemleri.
16-Kuranda olmamasına rağmen, hadislerde olduğunu öne sürerek, Kurana aykırı davranış ve hükümler çıkartıp Kuranda ki hükümleri hiçe saymak...

Bunlar benim kendi toplumsal gözlemlerime dayanan, hadisler üzerine yaptığım kısa ve gerçekçi değerlendirmelerimdir. Kişisel olarak değil, genel olarak gördüklerimden kısaca maddeler halinde çıkarımlarımdır...

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
Walter Beyaz reacted
Alıntı
Konu Etiketleri
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 1214
 
Gönderen: @drobooss

15- Bazı hadislerin, Kuranın bazı hükümlerini değiştirebileceğini söyleyen cahil cühelâ söylemleri.

Şu an 4 mezhebin cumhur alimlerine(İmam-ı Azam, İmam Malik,...) cahil demiş oldun.

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı
(@musluman)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 77
 

Birazdan görüşlerimi paylaşacağım İnşallah.


   
CevapAlıntı
 sdoz
(@sdoz)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 13
 

Olum gidin az Hadis Usulu hakkında bilgi edinin la .d bu ne abi?


   
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
Konu başlatıcı  
Gönderen: @xyz123
Gönderen: @drobooss

15- Bazı hadislerin, Kuranın bazı hükümlerini değiştirebileceğini söyleyen cahil cühelâ söylemleri.

Şu an 4 mezhebin cumhur alimlerine(İmam-ı Azam, İmam Malik,...) cahil demiş oldun.

Onlarında yanlışları olabilir. Elbetteki onlar için cahil cühelâ demedim. Ben halkımızın anlayışlarından gözlemlediklerimi aktardım sadece. Zaten bunu paylaşımımda belirtmiştim keşke dikkate alsaydın.

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
Walter Beyaz reacted
CevapAlıntı
(@musluman)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 77
 

1-Hadislerdeki hükümler tabi ki evrenseldir. Sizin evrenselden kastınız nediranlamadım.
Sadece dönemi ilgilendiren veya sadece bir kesimi ilgilendiren bazı hadisler olabilir.Mesela şuan kimse tuvaletten sonra taş ile taharet almaz kağıt havlu diye bir şey var. Veya kimse şuan hasta olduğu için deve idrarı ve sütü karıştırıp içmez elimizde bir çok çeşit ilaç var. Veya kuyudan su çekmek ile ilgili hükümler benim gibi şehirde yaşayan birinin fazla işine yaramaz.
Böyle hadisler tabi ki vardır. Ama hadislerin evrensel olmadığını söylemek tarihselci bir bakış açısına sebep olur ve bu zamanla Kur'an-ı Kerim'e de sıçrar. Sen bugün mürtedin katledilmesi o dönem içindi dersen biri çıkıp el kesmek de o döneme hastır diyebilir.

 

2- İslamda gayrı-metluv yani okunmayan vahiy vardır. Peygamberin sözleri fiilleri vahiydir. Dünyalık bazı konularda peygamber kişisel fikrini belirtebilir bu tabi ki vahiy değildir. Bu durumu anlatan hurma ağaçlarının aşılanması hakkında bir hadis vardır dileyen bakabilir. Bunlar dışında peygamberin sözleri ve fiilleri vahiy iledir. Kur'an'a baktığımız zaman da Kur'an dışı vahyin olduğunu görüyoruz (bkz: tahrim suresi 1-5). Bundan mütevellit sahih
olarak peygamberden bize ulaşan haberlerin vahiy olduğuna iman ederiz.

 

3-Durum yukarıda anlattığım gibi. Peygamberden bize sahih olarak ulaşan sözler ve fiiller ona aittir.

 

4- Peygamberin sözünün yanlış anlaşılması durumu olmuştur. Ancak hadisler bir çok
kanaldan farklı sahabelerden gelir biri karıştırsa diğer kanallardan bize doğru olarak ulaşır.Zaten sahih olan kanallara muhalefet eden hadisler hadis usulünde elenir. Dediğin durum zaten olmuştur ve yakalanmıştır. Örneğin Hz. Aişe'nin Ebu Hureyre'nin yanlış anladığı sözü düzeltmesi gibi. Böyle şeylerolmuş ve yakalanmıştır zaten kardeşim. Çelişki meselesine
gelirsek. Kardeşim çelişki dediğin şeyin alimlerce defaatle açıklaması zaten yapılmıştır. İslamda Garîbu'l-Hadis, Te'vilu Muhtelifi'l Hadis gibi sadece bu konuyla uğraşan ilim dalları vardır. Çelişiyor denilen hadislerin hepsinin açıklaması vardır. İbn Kuteybe'nin Hadis müdaafası eserine bakılabilir bu konu için.

 

5- Hadisler üzerine düşünmek insanı dinden çıkarmaz. Kişinin süpheleri giderilmek sureti ile yardımcı olunur. Ayrıca kişi sahih hadis inkar ederek küfre düşmez. Küfür olan mütevatir hadis inkar etmektir.

 

6-Uydurma hadislerin ayıklanması için alimler büyük çaba sarf etmişlerdir. İbn Cevzi, Acluni, Suyuti gibi alimlerin sadece uydurma hadisleri topladıkları kitapları vardır ki insanlar bunları hadis zannetmesinler. Ancak günümüzde toplum tarafından hoca olarak görülen ilmi
haysiyetten uzak kimseler insanları hurafelerle zehirlemek için insanların akılları ile dalga geçer şekilde bunları hadis olarak sunuyorlar. İnsanlar cahil oldukları sürece böyle kişiler prim bulmaya devam edecekler maalesef.

 

7- Kuran sahabeler tarafından kitaplaştırılarak. Sahabe,Tabiin ve Tebe-i tabiin yolu ile bize kadar geldi. Hadisler de bize Sahabe,Tabiin ve Tebe-i tabiin yolu ile gelir. Yani ikisinin de bize geldiği kanal aynıdır. Hadislerde bize büyük ölçüde yazı yolu ile gelmiştir. Sahabelerin müstakil hadis mecmuaları vardı. Ebu Musa el Eşari ve Ebu Hureyre gibi sahabelerin hadis yazıları bilinir. Şuan elimizde Ebu Hureyre’nin öğrencisi olan Hemmam bin Mümebbih’in hadis mecmuası vardır. Peygamberden 70 80 yıl sonrasına tarihleniyor. Yani yakın bir dönem. Bu mevmualar çoktur ve daha eskileri de var ama elimizde nüshaları yok. Nüsha yoksa varlıklarını nereden biliyoruz diye soracak olursan ilk dönem hadis kaynaklarında bu sahabelere ait mecmualara pek çok atıf var biz bu atıflar sayesinde varlıklarını biliyoruz.Hatta Hemmam bin Mümebbih’in mecmuasının varlığını bu atıflar sayesinde nüsha bulunmadan öncede biliyorduk. Bu atıfların doğru olduğunu gösteren güzel bir delildir. Ayrıca İslam’ın ilk dönemlerinde binlerce hadis ezberleyen bir sürü hadis hafızı vardı. Yani hadisler bize bildiğimizden daha sağlam bir yol ile gelmiştir.

 

8-Psikolojik baskı değil kardeşim. Dediğim şey şudur hadis usulünü reddetmek ve hadis usulüne uymak arasında tercih yapmak gerekir. İkisinin arasında objektif, tutarlı bir yol tutulamaz. Şayet böyle yaparsanız hadisleri hangi kriterler ile değerlendireceksiniz. Evrensel ahlak ile hadisleri elemeye kalkarsanız Kur’an’daki el kesme gibi had cezalarını da çıkarmanız gerekir zira onlar da evrensel ahlak denilen şeye uymaz . Dediğim şu ki ikinin arasında tutarlı bir sistem inşa edilemez.Bir Hadise yanlış demenin kriteri ne olucak. Göreceli olur. Biri bir hadisi kabul ederken diğer kişi aynı hadisi kabul etmeye bilir. Subjektif bir şey ortaya çıkar.

 

9-Yukarıda belirttiğim gibi çelişki denilen hadislerin hepsinin açıklaması vardır. Bu din 1400 yıl boyunca çelişkili olarak bu güne gelmedi. Bu konu hakkında müstakil İslami ilimler dalları var . Emin olun sorulan her sorunun cevabı var.

 

10- 9.öncülde cevap verdim.

 

11-Bunun üzerine konuşmaya gerek yok bu düpedüz Cahillik ve aptallıktır.

 

12- İnançsızların hadisler üzerinden İslam’a saldırmaları gayet normaldir. Zaten işleri bu. Hadisler İslam’ın ikinci kaynağıdır tabi ki hedef alacaklar. Ancak bizim dinimiz hak olduğu için Allah’a hamdolsun ne söylerlerse söylesinler hepsine cevabımız var.

 

13-Ekleyecek bir şeyim yok biraz hadis ilmi okumalarını tavsiye ederim.

 

14-Buna da ekleyecek bir şeyim yok dediğiniz gibi hadisleri inkarın sonu budur. Herkes kendine göre Kur’an yorumu yapacaktır ve ortaya müslüman sayısı kadar Kur’an yorumu çıkacaktır. Bu kaçınılmaz sonuç.

 

15- Bu sözünüz ile bütün İslam ulemasına cahil demiş oldunuz. Zira İslam ulemasının cumhuru hadisin ayeti nesh edebileceğini kabul ederler. Hadisler ayetteki hükmü genişletebilir veya kaldırabilir ikiside vahiy unsurudur bunda şaşılacak bir şey yok. Zaten Kur’an’ın kendi ayetleri arasında nesh vardır Hadisin nesh etmesi neden bu kadar göze çarpıyor anlamış değilim.

 

16-Bir hükmün Kur’an’da olmaması olmadığını manasına gelmez. Hadisler Kur’an’da olmayan hükümler koyabilirler. Mesela mürtedin katli, Recm vb hükümler. Hadisler Kur’an gibi hüküm bildirirler ve hüküm koyarlar zira hadisler de vahiydir. Hadisler ve Kur’an’daki hükümler ise çelişmez. Çelişiyor diye itiraz edilen meselelerin hepsi İslam âlimleri tarafından izah edilmiştir. Bunlar eski meselelerdir ve hepsi çözüme ulaştı. Bunları biraz açıp okursanız hadisler ve Kur’an arasında bir çelişki olmadığını görürsünüz.

Son söz olarak. Kardeşim lütfen biraz hadis ilimleri okuyun bu soruları sormayacaksınız. Yazıda sataşma, aşağılama gibi bir amacım olmadığını da ekleyerek bitiyorum. Selamun Aleykum


   
CevapAlıntı
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 1214
 
Gönderen: @musluman

Mesela şuan kimse tuvaletten sonra taş ile taharet almaz kağıt havlu diye bir şey var.

Konudan bağımsız, kağıt havlu kullanmak caizdir ama hem bilimsel olarak hem de İslami olarak su kullanmak çok daha iyidir. Taş da döneme uygun bir çözümdür, zaten tuvalet kağıdının caizliği de kıyas yoluyla bilinir.

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı
Taha
 Taha
(@taha)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 628
 
Gönderen: @musluman

15- Bu sözünüz ile bütün İslam ulemasına cahil demiş oldunuz. Zira İslam ulemasının cumhuru hadisin ayeti nesh edebileceğini kabul ederler. Hadisler ayetteki hükmü genişletebilir veya kaldırabilir ikiside vahiy unsurudur bunda şaşılacak bir şey yok. Zaten Kur’an’ın kendi ayetleri arasında nesh vardır Hadisin nesh etmesi neden bu kadar göze çarpıyor anlamış değilim.

Kimin neyi kabul ettiğinden ziyade en önemlisi doğrulardır kardeşim Önemli olan Hz. Peygamber (Sav)'in dedikleri ve Allah'tan gelen vahiylerdir. Dört mezhep imamı da olsa kimse hatasız veya kusursuz değildir. Herkes kendi anladığını aktarır bu kişilerin büyük alimler olması onların kusursuz olduğu anlamına gelmez. Evet hepsi cidden büyük birer alimdirler fakat kusursuz değildirler ve kusursuz olmamaları normaldir hangi insan kusursuz ki? Burada absürt olan şey ise sizin bu mezhep imamlarına ve hadislere verdiğiniz bu kutsal etiket. Kur'an'da bir hükmün öbürünü geçersiz kılması ve bunun sonucunda o hükmün boş olduğu gibi bir saçmalık yoktur tamamen Kur'an'ın kutsallığına gölge düşürür böyle bir düşünce. 129# Kuran’da nasih mensuh ne demek? Allah’ın kanunları değişir mi, değişmez mi?

Birbirinin yerine geçen hükümler vardır  yukarıda paylaştığım makalede hocamız anlatmış. 

Hadisler ayetteki hükmü kaldırabilir ne demek? Anlamıyorum Allah'ın koyduğu hükmü Hz. Peygamber (Sav)'in kaldırabileceğini düşünmek akıl dışı. 

Gönderen: @musluman

1-Hadislerdeki hükümler tabi ki evrenseldir. Sizin evrenselden kastınız nediranlamadım.

Evrensel olan ve her döneme hükmeden Kur'an'dır. Hadislere bu kadar kutsallık vermek bizi yanlışa saptırır sadece. Şura Suresi:

﴾38﴿

Rablerinin çağrısına uyarlar, namazı özenle kılarlar. İşleri de aralarındaki danışma ile yürür. Kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar.

Her döneme göre insan kendi yasalarını Kur'an'a ters düşmediği sürece oluşturabilir.

Bu ayet en sevdiğim ayetlerden biridir ve Kur'an evrenselliğinin delillerinden biridir. Bazı hadislerle evrensel olabilir mesela ahlaka dayalı hadisler. Fakat ceza hukuku içeren hadisler ise yorumlanmaya veya üzerinde değişiklik yapılmaya müsaittir dönemden döneme ihtiyaca göre. Hadisler kutsal değildir, Allah tarafından gelmemiştir. 

Gönderen: @musluman

2- İslamda gayrı-metluv yani okunmayan vahiy vardır. Peygamberin sözleri fiilleri vahiydir

Vahiy değildir bana göre. Vahyin sözlükte geçen anlamı: Tanrı tarafından Tanrısal bir buyruğun ya da düşüncenin peygambere bildirilmesi, Tanrısal esin. Hadisler vahiy değildir. 

Gönderen: @musluman

16-Bir hükmün Kur’an’da olmaması olmadığını manasına gelmez. Hadisler Kur’an’da olmayan hükümler koyabilirler. Mesela mürtedin katli, Recm vb hükümler. Hadisler Kur’an gibi hüküm bildirirler ve hüküm koyarlar zira hadisler de vahiydir. Hadisler ve Kur’an’daki hükümler ise çelişmez. Çelişiyor diye itiraz edilen meselelerin hepsi İslam âlimleri tarafından izah edilmiştir. Bunlar eski meselelerdir ve hepsi çözüme ulaştı. Bunları biraz açıp okursanız hadisler ve Kur’an arasında bir çelişki olmadığını görürsünüz.

Şura 38. ayette Allah'ın belirttiği gibi böyle konuları da kendi aramızda döneme göre düzenlememiz lazım. Örneğin mürtedin katli yüzde yüz gerekli olsaydı Allah elbette bunu ayet olarak peygamberine bildirecekti. Yani anlatmak istediğim bir hüküm Kur'an'da yoksa bu hüküm yorumlanabilir veya dönemden döneme değiştirebilir, yerine başka hüküm konulabilir. 

 

Ek olarak şahsen sahih hadislere güveniyorum burada hadisler hakkında çok bilgisi olan arkadaşlarımda var bizim yanlış anladığımız hadisleri açıklıyorlar teşekkür ederiz. Yalnız benim sizi eleştirdiğim nokta hadislere verdiğiniz kutsallık ve yanlışta olsa namı bilinen alimlerin düşüncelerini sırf büyük alimler diye savunmanız. Hiç kimse kusursuz değildir bu dünyada ki o alimler kusursuz olsun. Her fikir, düşünce veya inanç sorgulanabilir, öğrenilebilir eğer yanlış anlayışlar varsa sorgulanarak ve süzerek doğrular bulunabilir. 

Gönderen: @musluman

Selamun Aleykum

Aleykümselam. 

 

Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.


   
dayssoon reacted
CevapAlıntı
(@selsebil)
Moderatör.
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 3113
 
Gönderen: @sdoz

Olum gidin az Hadis Usulu hakkında bilgi edinin la .d bu ne abi?

Şöyle şeyler diyen insanları anlamakta güçlük çekiyorum adamın okumadığını nereden biliyorsun ikincisi bunları hiç araştırmamış insanlar karşında olsa haklıydın ayrıca şu tarz tartışmalar bence gereksiz tartışmalar gereksiz bir adam hadisin açıklamasını istiyorsa tabi açıklayacaksınız ama bunu demek cidden saçma hangi birini görsem hadis usulu okuyun diyor bunu demek bana düşmez ama bence böyle tartışmalar açmamalısınız tabi eğer islam tekfir dinidir diyorsanız allah fikir versin


   
dayssoon and Zeyneppp reacted
CevapAlıntı
(@musluman)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 77
 
Gönderen: @taha

Kimin neyi kabul ettiğinden ziyade en önemlisi doğrulardır kardeşim Önemli olan Hz. Peygamber (Sav)'in dedikleri ve Allah'tan gelen vahiylerdir. Dört mezhep imamı da olsa kimse hatasız veya kusursuz değildir. Herkes kendi anladığını aktarır bu kişilerin büyük alimler olması onların kusursuz olduğu anlamına gelmez. Evet hepsi cidden büyük birer alimdirler fakat kusursuz değildirler ve kusursuz olmamaları normaldir hangi insan kusursuz ki? Burada absürt olan şey ise sizin bu mezhep imamlarına ve hadislere verdiğiniz bu kutsal etiket. Kur'an'da bir hükmün öbürünü geçersiz kılması ve bunun sonucunda o hükmün boş olduğu gibi bir saçmalık yoktur tamamen Kur'an'ın kutsallığına gölge düşürür böyle bir düşünce. 129# Kuran’da nasih mensuh ne demek? Allah’ın kanunları değişir mi, değişmez mi?

Birbirinin yerine geçen hükümler vardır  yukarıda paylaştığım makalede hocamız anlatmış.Hadisler ayetteki hükmü kaldırabilir ne demek? Anlamıyorum Allah'ın koyduğu hükmü Hz. Peygamber (Sav)'in kaldırabileceğini düşünmek akıl dışı. 

Kardeşim 1400 senedir müslümanların üzerinde ittifak ettiği bir şeydir bu. Bu din  1400 senedir yanlış üzere mi ittifak etti ? bu mantığa uygun mu ? Allah haşa buna göz mü yumdu bu kadar vakit ? Sadece dört mezhep imamından bahsetmiyorum. Bütün İslam ulemasından bahsediyorum. İslam alimlerine kutsiyet atfetmiyorum ancak buradaki bazı kimselerin fazla hafife aldıklarını düşünüyorum.Hadislere kutsiyet tabi ki atfedeceğiz Gayrı metluv vahiy olduklarını söylüyorum. Kuranın kutsallığına gölge düşürmez zira nesh yeni gelen ayetin öncekinin hükmünü kaldırmasıdır. Siz birbirlerinin yerine gelen hükümler var diyorsunuz aynı şeyden bahsediyoruz bir fark yok. Hadislerin yani sünnetin vahiy olduğunu söyledikten sonra bir hadisin bir Ayetteki hükmü neshedebileceğini söylemek gayet normaldır ikisi de vahiydir. Ayetteki hükmü nesheden yine Allahtır peygamber değil sizinle temelde anlaşamıyoruz.

 

 

Evrensel olan ve her döneme hükmeden Kur'an'dır. Hadislere bu kadar kutsallık vermek bizi yanlışa saptırır sadece. Şura Suresi:

﴾38﴿

Rablerinin çağrısına uyarlar, namazı özenle kılarlar. İşleri de aralarındaki danışma ile yürür. Kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar.

Her döneme göre insan kendi yasalarını Kur'an'a ters düşmediği sürece oluşturabilir.

Bu ayet en sevdiğim ayetlerden biridir ve Kur'an evrenselliğinin delillerinden biridir. Bazı hadislerle evrensel olabilir mesela ahlaka dayalı hadisler. Fakat ceza hukuku içeren hadisler ise yorumlanmaya veya üzerinde değişiklik yapılmaya müsaittir dönemden döneme ihtiyaca göre. Hadisler kutsal değildir, Allah tarafından gelmemiştir. 

 

 

Dediğim gibi hadisler vahiy unsurudur haliyle evrenseldir. İnsan Kur'an'a aykırı düşmedikçe kendi kurallarını oluşturabilir sözü de sorunludur. Zira Kuran ve hadisler islamın devlet toplum yapısını ve yasalarını genel olarak zaten çizmiştir. İlerleyen çağla birlikte insanların karşısına çıkan yeni sorunlar için Kuran ve sünnete bakılarak kıyas yapılır islamda uzun bir hüküm çıkarma yolları listesi vardır Fıkıh Usulünde bunu görebilirsiniz. Ayrıca paylaştığınız ayetten söylediğiniz mana çıkmaz . Hadislerdeki hukuk cezaları aynı Kur'andakiler gibi sabittir. Zamana göre değişmezler.

 

 

Vahiy değildir bana göre. Vahyin sözlükte geçen anlamı: Tanrı tarafından Tanrısal bir buyruğun ya da düşüncenin peygambere bildirilmesi, Tanrısal esin. Hadisler vahiy değildir. 

Bana göre diyorsun kardeşim. İslam uleması 1400 senedir Sünnetin vahiy olduğu konusunda mütabıklar. Bunun delilleri de ziyadesi ile mevcut. Malesef işlere çok sığ bakıyorsunuz. 

Şura 38. ayette Allah'ın belirttiği gibi böyle konuları da kendi aramızda döneme göre düzenlememiz lazım. Örneğin mürtedin katli yüzde yüz gerekli olsaydı Allah elbette bunu ayet olarak peygamberine bildirecekti. Yani anlatmak istediğim bir hüküm Kur'an'da yoksa bu hüküm yorumlanabilir veya dönemden döneme değiştirebilir, yerine başka hüküm konulabilir. 

yukarıda bunun cevabını verdim İslamda her şeyin bir usulü vardır.

 

Ek olarak şahsen sahih hadislere güveniyorum burada hadisler hakkında çok bilgisi olan arkadaşlarımda var bizim yanlış anladığımız hadisleri açıklıyorlar teşekkür ederiz. Yalnız benim sizi eleştirdiğim nokta hadislere verdiğiniz kutsallık ve yanlışta olsa namı bilinen alimlerin düşüncelerini sırf büyük alimler diye savunmanız. Hiç kimse kusursuz değildir bu dünyada ki o alimler kusursuz olsun. Her fikir, düşünce veya inanç sorgulanabilir, öğrenilebilir eğer yanlış anlayışlar varsa sorgulanarak ve süzerek doğrular bulunabilir. 

 

 

Kardeşim dediğin gibi herkes hata yapabilir. Ancak sizin iddialarınız bunun çok ötesinde. Bütün İslam ulemasının 1400 senedir ittifak ettiği hususların yanlış olduğunu iddia ediyorsunuz. Haşa bu din bu güne kadar çelişkiler yanlışlar yumağı olarak geldi de bu çağda mı düzeltiliyor  ? bunu kimse onaylamaz diye düşünüyorum. Hakaret etme amaçlı söylemiyorum ama cidden çok sığ bakıyorsunuz. İslami ilimler çok köklü bir gelenektir. Her ilmin oturmuş bir usulü var. Müslümanların bugüne kadar ittifak ettiği her şeye karşı çıkıyorsunuz. Biraz Hadis Usulü Fıkıh Usulü gibi ilimleri okusanız bu itirazları yapmayacaksınız


   
CevapAlıntı
(@musluman)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 77
 

Örnek olsun diye yazıyorum

1-Kuran-ı Kerim 

2-Sünnet-i Seniyye

3-İcma-ı Ümmet

4-Sahabe-i Kiram'sözü

5-Fukahanın kıyası

6-İstihsan

7-Önceki şeriatlar

8-Mesalih-i Mürsele

9-Sahih Örf

10-İstishab

11-Seddu'z Zerai 

Bunlar hüküm çıkarılırken kullanılan şeri delillerdir. Bunların hepsinin kendi içlerinde ayrımları, tafsilatları vb. var. İslami ilimler derin bir alandır. O kadar basit değil

 


   
CevapAlıntı
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 1214
 

@musluman Doğru. Bu alimler zamanında dehriler(ateist) ile münazara ederek büyük bir sorunu ortadan kaldırmışlardır. İmam-ı Azam vaktinde kelam ve felsefe gibi akıl ilimleri o kadar gerideydi ki bir ateist "Allah'ı kim yarattı?" dediğinde tüm alimler susuyordu. İşte bu dönemde İmam Azam kelamın temellerini atarak ateistliğe güzel cevaplar vermiştir. Bu yüzden en büyük alimler olarak kabul edilir bu alimler. İslami ilimlerin temellerini atmışlardır.

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı
Taha
 Taha
(@taha)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 628
 
Gönderen: @musluman

Kardeşim 1400 senedir müslümanların üzerinde ittifak ettiği bir şeydir bu. Bu din  1400 senedir yanlış üzere mi ittifak etti ?

Ben anlayamadığım şeyleri sırf çoğunluk kabul ediyor diye kabul etmem. Yukarıda anlattığım gibi anlayamadığım şeyleri eleştirdim. Örneğin avliye metodu konusunda da mezhep imamları ittifak etmiştir ve avliye metodunu bende mantıklı bulduğum için ve Kur'an'a ters düşmediği için kabul ediyorum. Fakat bir hadisin ayetin hükmünü geçersiz kılma meselesi aklıma yatmıyor. 

Gönderen: @musluman

Ayrıca paylaştığınız ayetten söylediğiniz mana çıkmaz . Hadislerdeki hukuk cezaları aynı Kur'andakiler gibi sabittir. Zamana göre değişmezler.

 

Neden değiştiremeyiz ki? Sonuçta Allah kelamı değil kendi zamanıma göre nasıl uygunsa İslam'a ters düşmediği sürece değiştirebilirim. İlla bir mürtedi öldürmek zorunda değilim, namaz kılmayanı dövmek zorunda değilim recm uygulamak zorunda da değilim eğer bunları kati surette uygulamak zorunda olsaydık dediğim gibi Kur'an'da mutlaka yazardı sonuçta evrensel olduğuna inanıyoruz. Demek ki bunlar mutlak gereklilikler değil.

 

Gönderen: @musluman

Bana göre diyorsun kardeşim. İslam uleması 1400 senedir Sünnetin vahiy olduğu konusunda mütabıklar. Bunun delilleri de ziyadesi ile mevcut. Malesef işlere çok sığ bakıyorsunuz. 

Vahyin kelime anlamı baştan Allah tarafından peygamberine bildirilen ayetleridir sünnetin-hadislerin vahiy olmasının mantıklı bir açıklamasını yapabilirsen senle aynı görüşte olabilirim.

Gönderen: @musluman

Kardeşim dediğin gibi herkes hata yapabilir. Ancak sizin iddialarınız bunun çok ötesinde. Bütün İslam ulemasının 1400 senedir ittifak ettiği hususların yanlış olduğunu iddia ediyorsunuz. Haşa bu din bu güne kadar çelişkiler yanlışlar yumağı olarak geldi de bu çağda mı düzeltiliyor  ?

Çelişki veya yanlışlar yumağı olarak iddia etmiyorum ben şahsen. Bahsedilen alimlere saygım çok büyüktür hepsinden Allah razı olsun yalnız bana mantıklı gelmeyen veya yanlış bulduğum kısımları belirtirim.  

Bu çağda da düzeltilebilir bu çağda da bozulabilir. Terör örgütlerinden bahsetmeme gerek yok sanırım insanlara resmen zindan hayatı yaşatıyorlar İslam adına. Demek ki zihniyet meselesi bazı konularda yani zihniyet kötüyse yanlış anlaşılmalar dine gölge düşürebilir aynı şekilde zihniyet temizse dine ışık olur. 

Gönderen: @musluman

İslami ilimler çok köklü bir gelenektir. Her ilmin oturmuş bir usulü var. Müslümanların bugüne kadar ittifak ettiği her şeye karşı çıkıyorsunuz.

Hayır her şeye değil, mantıklı bulmadığım kısımlara karşı çıkıyorum. Belki doğru kabul edilen şeyleri sorguladıkça en saf halini yani en doğru halini bulacağız değil mi?  

Belki de ben bilgisizliğimden böyle diyorumdur şu anlık bilemeyiz kardeşim. Kısacası hadislerin vahiy olmadığını, hadislerin ayet nesh edemeyeceğini, hadislerin evrensel olmadığını ve hadisteki hükümlerin zamana göre değişebileceğini savunuyorum. Eğer güzel bir reddiye yaparsan memnuniyetle okurum ve aklıma yatarsa senle aynı görüşte olabilirim neden olmasın ki? 

 

. 

Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.


   
dayssoon reacted
CevapAlıntı
(@musluman)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 77
 

@taha Bu şekilde bir yere varamayacağız sen aynı şeyleri söylüyorsun ben de aynı şeyleri söylüyorum. Temelde anlaşamıyoruz. Ben bir şeyler karalayacağım yayınlayınca okursun İnşallah. 


   
CevapAlıntı
(@musluman)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 77
 

İLK MESELE KUR'AN-I KERİM DIŞINDA VAHİY VAR MIDIR ?

 

Konuya buradan başlayacağız İnşallah. Sünnet vahiy midir meselesine gelmeden önce daha genelden başlayıp Kur'an dışında vahiy var mıdır sorusuna yönelmeliyiz. Ben şimdi bir kaç tane örnek verip Kur'an ayetlerinden Kur'an'ın dışında başka vahyin olduğunu ispat edeceğim İnşallah. 

1- iki taifeden birinin vaat edilmesi : Bedir savaşı bitiminde ganimet mallarının taksimi meselesi ortaya çıkınca Enfâl sûresi nâzil olmuş ve bu sûrede savaşın tamamı üzerinde değerlendirme yapılmıştır. Allah Teâlâ bu değerlendirmeye, Hz. Peygamber savaş için evden ayrıldığı andan başlamaktadır.824 Bedir savaşı ile ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır: “Hatırlayın ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birisinin sizin olduğunu vaat ediyordu. Siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

Hz. Peygamber’e vaad edilen828 iki taifeden birisi Kureyş kervanı, diğeri ise Mekkeli müşriklerden oluşan Ebû Cehil komutasındaki orduydu. Allah Teâlâ, daha savaş olmadan Müslümanlara bu iki taifeden birisini ele geçireceklerini bildirmiştir. Ancak bununla ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de herhangi bir âyet yoktur. Bu vaat, Müslümanlara Hz. Peygamber tarafından herhangi bir âyete referansta bulunulmadan ifade edilmiştir. Hâlbuki söz konusu âyet, bunu Hz. Peygamber’in değil Allah’ın bir vaadi olarak göstermektedir. Bundan çıkarılabilecek tek sonuç, söz konusu vaadin Hz. Peygamber’e gayr-i metluv vahiy yoluyla geldiğidir. Bu vahyin rehberliğinde Hz. Peygamber bu savaşta Allah’ın yardım edeceğini sahâbîlerine bildirmiştir. Bu suretle bu olay, Kur’ân’da yer almayan vahiy türünün başka bir delilini teşkil etmekte ve gayr-i metluv vahiy olarak ifade edilmektedir.

2-Rüyasında düşman sayısının az gösterilmesi :Bedir savaşına çıkmadan önce Hz. Peygamber’e, uykusunda düşman ordusunun sayısı olduğundan daha az gösterilmiştir. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hatırla ki, Allah, uykunda sana onları az gösterdi. Eğer onları sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu iş hakkında münakaşaya girişecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtardı. Şüphesiz O, kalplerin özünü bilir.”

Allah Teâlâ, Hz. Peygamber’e rüyasında düşmanların sayısını az göstermiş, Hz. Peygamber de bunu ashâbına haber vermiştir. Hâlbuki düşmanların sayısının az gösterildiğine dair Kur’ân’da başka bir âyet bulunmamaktadır. Dolayısıyla Enfâl sûresinin 43. âyeti, Kur’ân’a yansımayan bir vahiy ile Allah Teâlâ’nın Peygamberi’ni bilgilendirdiğine önemli bir delildir

3-Müslümanlara melekler ile yardım edileceğinin bildirilmesi :Uhud Savaşı münasebetiyle Bedir Savaşı’nda meydana gelen olayları hatırlatmak üzere nâzil olan âyetlerde, Yüce Allah’ın Müslümanlara yardım için melekler gönderme vaadinde bulunduğu anlatılır.834 Bedir savaşı ile ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Hatırlayın ki, siz Rabbiniz’den yardım istiyordunuz. O da, ben, peşpeşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim diyerek duânızı kabul etmişti.”

Eğer vahyi sadece Kur’ân ile sınırlandırmak gerekseydi Kur’ân’da, Allah Teâlâ’nın Bedir’de bin melekle yardım edeceğine dair bir âyetin bulunması gerekirdi. Hâlbuki böyle bir âyetin Kur’ân’da yer almaması, Allah Teâlâ’nın Kur’ân’a yansımayan bir vahiy ile Peygamberi’yle irtibat halinde bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

4-Hz. Peygambere Hz. Zeynep ile evleneceğinin önceden haber verilmesi: Hz. Peygamber, evlatlığı olan Zeyd b. Hârise’yi Zeyneb bint Cahş ile evlendirmiş, ancak bir süre sonra bazı sorunlar çıkması üzerine bu evlilik zorla yürümeye başlamıştır. Zeyd b. Hârise en sonunda eşini boşamıştır. Hz. Peygamber daha sonra Zeyd’in boşadığı eşi Zeyneb ile evlenmiştir. Bu olaydan Kur’ân’da şöyle bahsedilir: “(Resûlüm!) Hani Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye “eşini yanında tut, Allah’tan kork!” diyordun. Allah’ın açığa çıkaracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) mü’minlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir

Burada Peygamberin içinde sakladığı şey Ona daha önceden vahyedilen Zeynep ile evleneceği bilgisidir. Halbuki Kuranda böyle bir ayet yoktur. Demek ki bu Gayrı Metluv vahiydir. 

 

5-Peygambere sırrının ifşa edildiğinin haber verilmesi:

Hz. Peygamber Hz. Hafsa’ya bir sır söylemiş, Hz. Hafsa ise o sırrı ifşa etmişti. Allah Resûlü bu sırrın eşi tarafından ifşa edildiğini öğrenince ondan bir açıklama istemiş, bunun üzerine eşi, sırrını ifşa ettiğini kendisine kimin haber verdiğini sormuş, Hz. Peygamber, bunun Allah Teâlâ tarafından haber verildiğini söylemiştir.859

Bu olay Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatılmaktadır: “Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber’e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber “Bilen, her şeyden haberdar olan (Allah) bana haber verdi” dedi

Hz. Peygamber eşine ifşa ettiklerinin bir kısmını bildirdi, bir kısmını ise bildirmedi. Eşi, ilminin kaynağını sorunca Hz. Peygamber “Bana Alîm ve Habîr olan (Allah) bildirdi” diye cevap verdi. Bu olaydan Allah Teâlâ’nın, eşinin ifşa ettiği şeye Peygamberi’ni muttali kıldığını öğreniyoruz. Ancak Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Peygamber’in eşine ne söylediğinden bahsedilmez. Aynı şekilde eşinin ifşa ettiği şey de beyân edilmemiştir. Bu olay Hz. Peygamber’e gayr-i metluv vahiy yoluyla bildirilmiştir

 

Bu örnekler Kur'an dışı vahyin varlığının kesin olarak delilidir. Burası tamam ise devam edeceğim kardeşim.


   
CevapAlıntı
Sayfa 1 / 2

Başa dön tuşu