
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Mite göre Adapa tanrısal soydan gelen bir fanidir. Balıkçı teknesini devirdiği gerekçesiyle Güney Rüzgârı'nın kanatlarını kırınca cennetin ve tanrıların tanrısı olan Anu'nun önünde hesaba çekilmesi gerekir. Adapanın koruyucu tanrısı olan Ea/Enki, cennetteyken yiyip içmemesi gerektiği konusunda onu uyarır. Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.
Bu mite göre ise insanların ölümlü oluşu Adapa'nın aptallığından kaynaklıdır. Enki (Ea), oğluna bilgelik vermiş, ama ölümsüz yaşamı vermemiştir. Bir gün Adapa'nın önüne ölümsüzlüğü elde etme şansı çıkar, ancak Adapa reddeder. Tanrı Anum'un huzuruna çağrılır. Ea, önceden ona orada ölüm için yiyecek ve içecek verileceğini, onlardan tatmamasını haber verir. Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anum, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir. Adapa bunları da almak istemez. Anum, şaşırıp nedenini sorar. Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi". Anum, buna bakıp Adapa'nın yeryüzüne atılmasını emreder.
Yahudilerin Babil sürgünü sırasında Yahudi bilginleri tarafından diğer mitolojik unsurlarla birlikte kültürel hafızaya alınan Adapa öyküsü ilk insan ve insanlığın atası olarak Tevrat'ın yazımı sırasında Tevrat anlatımlarına (genesis) konu edilmiş, kültürel miras olarak Ortadoğu din ve inanışlarına aktarılmıştır.
Adapa ve diğer sümer mitolojilerine ait çok sayıda imgenin Adem ve tufan hikâyeleri gibi Tevrat anlatılarına aktarıldığı düşünülmektedir.[2] Bunlardan bazıları Adem (Adam) ismi, sonsuz yaşam sürülen cennette yaşamaktayken yasak meyvelerden yeme ile bağlantılı bir şekilde tanrı tarafından hesaba çekilme ve cennetten atılma, her şeyin isminin (bilgisinin) kendisine öğretilmiş olması, kendisinin ilk insan olmakla birlikte ilk rahip (ibrahimi dinlerde ilk peygamber) oluşu, cennetten medeniyete ait sanat veya bilgileri getirmesi, Ea ile Eva (Havva) isim ve rollerine ait benzeşmelerdir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Adapa
Mitoloji araştırmalarına göre Yunus hikâyesi Sümer mitolojisinde insan balık kombinasyonu olan yarı tanrı Unna-Adapa'dan ilham alan bir Tevrat hikâyesiydi.[3][4] Buna göre Unna-Adapa kültü iki farklı isimle, Jonah ve John olarak Tevrat hikâyelerine aktarılmıştı. Bahsedilen isimlerin Kur’andaki karşılığı Yunus ve Yahyadır. Kur’anda mukatta harfleri arasında geçen ve anlamı bilinmeyen Nun harfi ise Sabienlerde Yahya kültünün sembolüdüydü.[5]
https://tr.wikipedia.org/wiki/Mukattaa_harfler
Adem ve Havva, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Nun harfi ve Kalem suresi, Yahya mitinden mi alıntı?
Yunus ve Yahya, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Mite göre Adapa tanrısal soydan gelen bir fanidir. Balıkçı teknesini devirdiği gerekçesiyle Güney Rüzgârı'nın kanatlarını kırınca cennetin ve tanrıların tanrısı olan Anu'nun önünde hesaba çekilmesi gerekir. Adapanın koruyucu tanrısı olan Ea/Enki, cennetteyken yiyip içmemesi gerektiği konusunda onu uyarır. Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.
Bu mite göre ise insanların ölümlü oluşu Adapa'nın aptallığından kaynaklıdır. Enki (Ea), oğluna bilgelik vermiş, ama ölümsüz yaşamı vermemiştir. Bir gün Adapa'nın önüne ölümsüzlüğü elde etme şansı çıkar, ancak Adapa reddeder. Tanrı Anum'un huzuruna çağrılır. Ea, önceden ona orada ölüm için yiyecek ve içecek verileceğini, onlardan tatmamasını haber verir. Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anum, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir. Adapa bunları da almak istemez. Anum, şaşırıp nedenini sorar. Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi". Anum, buna bakıp Adapa'nın yeryüzüne atılmasını emreder.
Yahudilerin Babil sürgünü sırasında Yahudi bilginleri tarafından diğer mitolojik unsurlarla birlikte kültürel hafızaya alınan Adapa öyküsü ilk insan ve insanlığın atası olarak Tevrat'ın yazımı sırasında Tevrat anlatımlarına (genesis) konu edilmiş, kültürel miras olarak Ortadoğu din ve inanışlarına aktarılmıştır.
Adapa ve diğer sümer mitolojilerine ait çok sayıda imgenin Adem ve tufan hikâyeleri gibi Tevrat anlatılarına aktarıldığı düşünülmektedir.[2] Bunlardan bazıları Adem (Adam) ismi, sonsuz yaşam sürülen cennette yaşamaktayken yasak meyvelerden yeme ile bağlantılı bir şekilde tanrı tarafından hesaba çekilme ve cennetten atılma, her şeyin isminin (bilgisinin) kendisine öğretilmiş olması, kendisinin ilk insan olmakla birlikte ilk rahip (ibrahimi dinlerde ilk peygamber) oluşu, cennetten medeniyete ait sanat veya bilgileri getirmesi, Ea ile Eva (Havva) isim ve rollerine ait benzeşmelerdir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Adapa
Mitoloji araştırmalarına göre Yunus hikâyesi Sümer mitolojisinde insan balık kombinasyonu olan yarı tanrı Unna-Adapa'dan ilham alan bir Tevrat hikâyesiydi.[3][4] Buna göre Unna-Adapa kültü iki farklı isimle, Jonah ve John olarak Tevrat hikâyelerine aktarılmıştı. Bahsedilen isimlerin Kur’andaki karşılığı Yunus ve Yahyadır. Kur’anda mukatta harfleri arasında geçen ve anlamı bilinmeyen Nun harfi ise Sabienlerde Yahya kültünün sembolüdüydü.[5]
https://tr.wikipedia.org/wiki/Mukattaa_harfler
Adem ve Havva, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Nun harfi ve Kalem suresi, Yahya mitinden mi alıntı?
Yunus ve Yahya, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Aynı zamanda Oannes veya Unna-Adapa'nın hikayesi Yahya hikayesi ile de benzerlik göstermektedir.
Yani Yahya Hikayesi, Oannesden mi Alıntı?
Mite göre Adapa tanrısal soydan gelen bir fanidir. Balıkçı teknesini devirdiği gerekçesiyle Güney Rüzgârı'nın kanatlarını kırınca cennetin ve tanrıların tanrısı olan Anu'nun önünde hesaba çekilmesi gerekir. Adapanın koruyucu tanrısı olan Ea/Enki, cennetteyken yiyip içmemesi gerektiği konusunda onu uyarır. Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.
Bu mite göre ise insanların ölümlü oluşu Adapa'nın aptallığından kaynaklıdır. Enki (Ea), oğluna bilgelik vermiş, ama ölümsüz yaşamı vermemiştir. Bir gün Adapa'nın önüne ölümsüzlüğü elde etme şansı çıkar, ancak Adapa reddeder. Tanrı Anum'un huzuruna çağrılır. Ea, önceden ona orada ölüm için yiyecek ve içecek verileceğini, onlardan tatmamasını haber verir. Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anum, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir. Adapa bunları da almak istemez. Anum, şaşırıp nedenini sorar. Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi". Anum, buna bakıp Adapa'nın yeryüzüne atılmasını emreder.
Yahudilerin Babil sürgünü sırasında Yahudi bilginleri tarafından diğer mitolojik unsurlarla birlikte kültürel hafızaya alınan Adapa öyküsü ilk insan ve insanlığın atası olarak Tevrat'ın yazımı sırasında Tevrat anlatımlarına (genesis) konu edilmiş, kültürel miras olarak Ortadoğu din ve inanışlarına aktarılmıştır.
Adapa ve diğer sümer mitolojilerine ait çok sayıda imgenin Adem ve tufan hikâyeleri gibi Tevrat anlatılarına aktarıldığı düşünülmektedir.[2] Bunlardan bazıları Adem (Adam) ismi, sonsuz yaşam sürülen cennette yaşamaktayken yasak meyvelerden yeme ile bağlantılı bir şekilde tanrı tarafından hesaba çekilme ve cennetten atılma, her şeyin isminin (bilgisinin) kendisine öğretilmiş olması, kendisinin ilk insan olmakla birlikte ilk rahip (ibrahimi dinlerde ilk peygamber) oluşu, cennetten medeniyete ait sanat veya bilgileri getirmesi, Ea ile Eva (Havva) isim ve rollerine ait benzeşmelerdir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Adapa
Mitoloji araştırmalarına göre Yunus hikâyesi Sümer mitolojisinde insan balık kombinasyonu olan yarı tanrı Unna-Adapa'dan ilham alan bir Tevrat hikâyesiydi.[3][4] Buna göre Unna-Adapa kültü iki farklı isimle, Jonah ve John olarak Tevrat hikâyelerine aktarılmıştı. Bahsedilen isimlerin Kur’andaki karşılığı Yunus ve Yahyadır. Kur’anda mukatta harfleri arasında geçen ve anlamı bilinmeyen Nun harfi ise Sabienlerde Yahya kültünün sembolüdüydü.[5]
https://tr.wikipedia.org/wiki/Mukattaa_harfler
Adem ve Havva, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Nun harfi ve Kalem suresi, Yahya mitinden mi alıntı?
Yunus ve Yahya, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Kardeşim, bizde alıntı çalıntı yok vahiy var. Rabbimiz hz. Muhammede geçmiş Peygamberlerle ilgili bilgileri vahyetmiş. Geçmiş zamanlarda yaşamış Peygamber hayatlarının Kuranda geçmesinin nesi alıntı olsun?
İsimler dilden dile farklılaşmış olabilir, anlatılar halk arasında zamanla mitolojik anlatı şeklini almış olabilir. Tevratta Adem değil de Adapa ise ilk insanın ismi, alıntı olsa idi Kuranda da Adapa olmaz mıydı? Kaldı ki hz. Muhammedin okuma yazma bilmediği herkesçe bilinen birşey. Tevratı falan okumuşluğu bile yok yani. Ne alıntısı, ne çalıntısıymış bu?
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
1. Bu tarz hikayeler genellikle zorlama ile benzerlik varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor buradan da bu olmuş gibi duruyor.
2. Mitlerin doğruluğu hakkında şüpheci olmak en doğrusu olacaktır çünkü mitler çok çok sonra yazıya geçirilmiştir. Mesela Hindu metinleri m.ö 600 e kadar dayanmaktadır. Ancak ilk metinleri 1500 lu yıllara dayanmaktadır (Rig Veda)
3.Sana karşı söylenen sözler, senden önceki Rasullere söylenmiş olanlardan farklı bir şey değildir. Senin Rabbin tevbe eden mü'minlere karşı, elbette af ve mağfiret sahibidir. Allah düşmanlarının, senin tebliğe memur olduğun hususları yalanlayanların, işledikleri suça denk, âdil cezayı da O verir. / Fusillet 43
Bu ayettende anlaşıldığı gibi her peygambere söylenmiş olan sözlerdir. Benzerlik olması Kuranı doğrular.
4. Bu mitlerde geçen şeyleri tarihsel olarak kabul edersek genede Kur'anı doğrular çünkü zaman içinde peygamberlerin hikayelerini mitlere yansıtması oldukça normaldir.
Böyle benzerlik bulduğunu iddia edenlerin kaynaklarını çok dikkatli incelemek gerek Örnek: Zeminde Olan Ama Aynı Zamanda Yüksekte Olan Beyin Adlı bir kanal olsun. Videonun başlığı hinduizm ritüelleri ve islam benzerliği (çalıntı) diye bir video atsın kanalına ancak videoları incelediğimiz zaman neredeyse hiç bir benzerlik bulamayalim pek doğru gelmiyor. Mehmet ve Ahmet kardeştir Thor ve Loki kardeştir lafını birbiriyle aynı sanıp sonra video çekmek epey bir zorlama olurdu.
Mite göre Adapa tanrısal soydan gelen bir fanidir. Balıkçı teknesini devirdiği gerekçesiyle Güney Rüzgârı'nın kanatlarını kırınca cennetin ve tanrıların tanrısı olan Anu'nun önünde hesaba çekilmesi gerekir. Adapanın koruyucu tanrısı olan Ea/Enki, cennetteyken yiyip içmemesi gerektiği konusunda onu uyarır. Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.
Bu mite göre ise insanların ölümlü oluşu Adapa'nın aptallığından kaynaklıdır. Enki (Ea), oğluna bilgelik vermiş, ama ölümsüz yaşamı vermemiştir. Bir gün Adapa'nın önüne ölümsüzlüğü elde etme şansı çıkar, ancak Adapa reddeder. Tanrı Anum'un huzuruna çağrılır. Ea, önceden ona orada ölüm için yiyecek ve içecek verileceğini, onlardan tatmamasını haber verir. Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anum, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir. Adapa bunları da almak istemez. Anum, şaşırıp nedenini sorar. Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi". Anum, buna bakıp Adapa'nın yeryüzüne atılmasını emreder.
Yahudilerin Babil sürgünü sırasında Yahudi bilginleri tarafından diğer mitolojik unsurlarla birlikte kültürel hafızaya alınan Adapa öyküsü ilk insan ve insanlığın atası olarak Tevrat'ın yazımı sırasında Tevrat anlatımlarına (genesis) konu edilmiş, kültürel miras olarak Ortadoğu din ve inanışlarına aktarılmıştır.
Adapa ve diğer sümer mitolojilerine ait çok sayıda imgenin Adem ve tufan hikâyeleri gibi Tevrat anlatılarına aktarıldığı düşünülmektedir.[2] Bunlardan bazıları Adem (Adam) ismi, sonsuz yaşam sürülen cennette yaşamaktayken yasak meyvelerden yeme ile bağlantılı bir şekilde tanrı tarafından hesaba çekilme ve cennetten atılma, her şeyin isminin (bilgisinin) kendisine öğretilmiş olması, kendisinin ilk insan olmakla birlikte ilk rahip (ibrahimi dinlerde ilk peygamber) oluşu, cennetten medeniyete ait sanat veya bilgileri getirmesi, Ea ile Eva (Havva) isim ve rollerine ait benzeşmelerdir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Adapa
Mitoloji araştırmalarına göre Yunus hikâyesi Sümer mitolojisinde insan balık kombinasyonu olan yarı tanrı Unna-Adapa'dan ilham alan bir Tevrat hikâyesiydi.[3][4] Buna göre Unna-Adapa kültü iki farklı isimle, Jonah ve John olarak Tevrat hikâyelerine aktarılmıştı. Bahsedilen isimlerin Kur’andaki karşılığı Yunus ve Yahyadır. Kur’anda mukatta harfleri arasında geçen ve anlamı bilinmeyen Nun harfi ise Sabienlerde Yahya kültünün sembolüdüydü.[5]
https://tr.wikipedia.org/wiki/Mukattaa_harfler
Adem ve Havva, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Nun harfi ve Kalem suresi, Yahya mitinden mi alıntı?
Yunus ve Yahya, Unna-Adapa'dan mı alıntı?
Kardeşim cevap yardımcı olmadıysa cevabın neresi eksik söyleyebilir misin?
@kinglion
Unna-Adapa veya oannes ile yunus ve Yahya isminin benzerliği. Kafamı karıştırdı. Tdv İslam ansiklopedisinde Yahya gerekçe lounnes anlamına geliyor.
Sitemizde Adapa diye arattığınızda şu yazı çıkıyor:
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/05/240-sumer-mitolojisinde-yaratilis/
Yunus diye arattığınızda şu yazı çıkıyor:
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2021/03/oannes-ve-yunus-benzerligi/
Sitemizdeki yazıları okuyup sonra ateist sitelere dalsanız rahat edersiniz. Yüzme öğrenmeden dalmaya gidilmez. Her sorunun cevabı sitede var. Önce bir yazıların hepsini baştan sonra bitirin, daha sonra aklınıza hiç bir ateist sorusunun takılmadığını, hepsinin sinek vızıltısı gibi uyduruk şeyler olduğunu fark edeceksiniz. Ama lütfen şu sitedeki yazıların hepsini okuyun.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Sitemizdeki yazıları okuyup sonra ateist sitelere dalsanız rahat edersiniz. Yüzme öğrenmeden dalmaya gidilmez. Her sorunun cevabı sitede var. Önce bir yazıların hepsini baştan sonra bitirin, daha sonra aklınıza hiç bir ateist sorusunun takılmadığını, hepsinin sinek vızıltısı gibi uyduruk şeyler olduğunu fark edeceksiniz. Ama lütfen şu sitedeki yazıların hepsini okuyun.
Yirmili yaşlarımın başında bu iddialarla karşılaştığımda tabiiki benim de ilk tepkim şüphe etmek ve vesveselere gark olmak olmuştu. Fakat sonraki tepkim, bütün bu şüpheleri bir süre halı altına silkelemek olmuştu. Sanırım o zamanlar imanımı kaybetmekten korkmuştum. Ancak daha sonra biraz biraz ateist ve deistlere cevap veren siteleri takip etmeye, onların yazılarını okumaya başlayınca gayri müslimlerin çokça yalan söylediğini farketmiştim. Ama dediğim gibi bu ateist deist iddiaları ile karşılaşınca ilk refleksim sorulardan uzaklaşmak olmuştu. Belki o zamanlar merakıma yenilip bakmaya devam etsem, şeytana uysam şu an çok kötü bir konumda olabilirdim maazallah. Bugünden bakıyorum da o zamanlar iyi ki o kararı vermiş ve uzaklaşmışım. Merakıma yenik düşmemişim. Usul metot bilmeden, genel olarak inanç ile alâkalı konuları bilmeden oralara girse idim hâlim nice olurdu kim bilir. O süreçler beni araştırmaya sevk etti, Arapça öğrenmeye meylettirdi vs. Öyle ya, yalanlarını yakaladıktan sonra artık öğrenmek farz olmuştu. Kendi kitabımın dilini bilmeden daha çok kandırılırdım. O süreç beni araştırmaya sevk ettirdi daha doğrusu vesile oldu şer gördüğüm şeyler. Araştırdım ama DOĞRU mecralarda gezindim . Çünkü bir kere DERS almıştım artık. Lüzumsuz mecralarda gezinemezdim.
Ama şimdiki arkadaşlara bakıyorum bodoslama dalıyorlar hiçbir bilgileri olmadan. İlginç... "Cesaretlerine" şaşıyorum. İmanları bu kadar kıymetsiz mi acaba. Tabii yukarıda ben "imanımı kaybetmekten korkmuştum" deyince bazı güruhlar hemen atlayıp: "İşte bak imanlarını kaybetmemek için tutunuyorlar dinlerine" diyebilir. Böylelerini kale almıyoruz elbette. Sanki inançlı bir insanın imanını kaybetmekten korkması, doğruyu bulmak için araştırması kötü bir şeymiş gibi. Bir de şöyle bir tezat var. İnsan inanmadığı bir şeyi kaybetmekten niye korksun ? Zaten ona dair bir inancı yoksa korkmaz. Korkuyor, can havliyle peşine düşüp doğruyu arıyorsa bu korktuğu şeyden emin olmak içindir. Bir yalanın üstüne yatmak için değildir. Sözün özü, insan yalan olduğunu düşündüğü bir inancını kaybetmekten korkmaz. Onu elinden çıkarmaya karar verdiyse zaten korku diye bir şey olmaz. Cehennem korkusunda da anlattıklarım geçerli. Cehennemden korkmamız da doğrudan inancımızın temelini oluşturmaz. Bunun çocukluktan gelen inançlarla da alakası olduğunu düşünmüyorum. Nitekim nice insan var ki dindar bir ortamda büyüyüp yoldan çıkabiliyor. Demek ki bu meselenin çocukluk inançlarına "tutunmak"la filan da bir ilgisi yok. İmtihan ortamı, çevresi, coğrafyası, ortamı ne olursa olsun, herkese iradesi gereği her türlü özgürlüğü tanıyor
Denildiği gibi cehennemden korktuğumuz için inanıyorsak bu yine çok absürt bir şey olur. Çünkü o inancın hiçbir temel dayanağı yoktur. İnsan "yalan" olduğunu bildiği bir inancın cehenneminden korkar mı hiç? Yalan olduğunu düşünüyorsa zaten hiç korkmaz. Ancak delil başka. Korktuğumuz için değil elimizde kat'î delillerimiz olduğu için inanıyoruz. Tabii deliller üzerine inşa ettiğimiz inancımızda cehennem korkusunun ve imanımızı kaybetme korkumuzun olması da gayet normal. Ama bu doğrudan bir sebep değil. Sonuç.
@kemal Ben de gençlerin sitemizdeki yazıları bilirken okumayıp sonra gidip ateist yazılarına öncelik vermelerine şaşırıyorum doğrusu. Çünkü tahripte merak ve lezzet var. Onlar tahrip ettiği için daha merak uyandırıyor. Biz onların yaptıklarını tamir ediyoruz ama tamir işi çok merak uyandırmaz hiç bir zaman. Tahrip daha çekicidir.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kemal Ben de gençlerin sitemizdeki yazıları bilirken okumayıp sonra gidip ateist yazılarına öncelik vermelerine şaşırıyorum doğrusu. Çünkü tahripte merak ve lezzet var. Onlar tahrip ettiği için daha merak uyandırıyor. Biz onların yaptıklarını tamir ediyoruz ama tamir işi çok merak uyandırmaz hiç bir zaman. Tahrip daha çekicidir.
Bir de tamir etmek daha zor hocam. Elbette tamirle önünde sonunda düzeltilebilir ancak tahrip için küçük bir menfezden basit bir şüphenin girmesi bile kafi geliyor. Bu mekanizmayı bilmedikleri için sanırım kolayca tamir edebileceklerini zannediyorlar. Dediğiniz gibi harpten çıkmış asker gibi oluyorlar sonra maazallah. Kirli ortamlara girmemek bir eksiklik veya özgüven problemi değildir ki. Eğer neyi nasıl niçin yaptığını bilmiyorsan tabii.
@kemal Ben de gençlerin sitemizdeki yazıları bilirken okumayıp sonra gidip ateist yazılarına öncelik vermelerine şaşırıyorum doğrusu. Çünkü tahripte merak ve lezzet var. Onlar tahrip ettiği için daha merak uyandırıyor. Biz onların yaptıklarını tamir ediyoruz ama tamir işi çok merak uyandırmaz hiç bir zaman. Tahrip daha çekicidir.
Bir de tamir etmek daha zor hocam. Elbette tamirle önünde sonunda düzeltilebilir ancak tahrip için küçük bir menfezden basit bir şüphenin girmesi bile kafi geliyor. Bu mekanizmayı bilmedikleri için sanırım kolayca tamir edebileceklerini zannediyorlar. Dediğiniz gibi harpten çıkmış asker gibi oluyorlar sonra maazallah. Kirli ortamlara girmemek bir eksiklik veya özgüven problemi değildir ki. Eğer neyi nasıl niçin yaptığını bilmiyorsan tabii.
Çok doğru. Gençlerde bilgi eksikliği de fazla olunca neredeyse her duyduklarından, her okuduklarından, her iddiadan inanılmaz derecede etkileniyorlar ve kimisi de ateist oluyor.
Ben ateistleri şöyle bir incelediğim zaman ne kadar basit meselelerden ateist olduklarını gördüm. Allah hidayet versin, doğru yoldan ayırmasın ne diyeyim.
Mesela örnek vereyim şimdi aklıma geldi; "dinler savaş sebebi. Tanrının gönderdiği dinler yüzünden insanlar birbirini katlediyor. Hiç din göndermeseydi insanlar arasında barış ortamı hakim olurdu" diyorlar. Sanki insanları savaştıran Tanrıymış gibi.
"Köleliği yasaklasaydı, cariyelik niye kaldırılmadı vs.
"dinde kadınlar ikinci sınıf hiçbir vasıfları ve hakları yok" vs. Bunlar gibi konulara bakış açıları hiç derinlemesine değil. Resmen görmek istediklerini görüyorlar. Anlatılınca dinlemiyorlar. Sorma şekilleri bile genelde alay maksadı taşıyor.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@kemal Ben de gençlerin sitemizdeki yazıları bilirken okumayıp sonra gidip ateist yazılarına öncelik vermelerine şaşırıyorum doğrusu. Çünkü tahripte merak ve lezzet var. Onlar tahrip ettiği için daha merak uyandırıyor. Biz onların yaptıklarını tamir ediyoruz ama tamir işi çok merak uyandırmaz hiç bir zaman. Tahrip daha çekicidir.
Bir de tamir etmek daha zor hocam. Elbette tamirle önünde sonunda düzeltilebilir ancak tahrip için küçük bir menfezden basit bir şüphenin girmesi bile kafi geliyor. Bu mekanizmayı bilmedikleri için sanırım kolayca tamir edebileceklerini zannediyorlar. Dediğiniz gibi harpten çıkmış asker gibi oluyorlar sonra maazallah. Kirli ortamlara girmemek bir eksiklik veya özgüven problemi değildir ki. Eğer neyi nasıl niçin yaptığını bilmiyorsan tabii.
Çok doğru. Gençlerde bilgi eksikliği de fazla olunca neredeyse her duyduklarından, her okuduklarından, her iddiadan inanılmaz derecede etkileniyorlar ve kimisi de ateist oluyor.
Ben ateistleri şöyle bir incelediğim zaman ne kadar basit meselelerden ateist olduklarını gördüm. Allah hidayet versin, doğru yoldan ayırmasın ne diyeyim.
Mesela örnek vereyim şimdi aklıma geldi; "dinler savaş sebebi. Tanrının gönderdiği dinler yüzünden insanlar birbirini katlediyor. Hiç din göndermeseydi insanlar arasında barış ortamı hakim olurdu" diyorlar. Sanki insanları savaştıran Tanrıymış gibi.
"Köleliği yasaklasaydı, cariyelik niye kaldırılmadı vs.
"dinde kadınlar ikinci sınıf hiçbir vasıfları ve hakları yok" vs. Bunlar gibi konulara bakış açıları hiç derinlemesine değil. Resmen görmek istediklerini görüyorlar. Anlatılınca dinlemiyorlar. Sorma şekilleri bile genelde alay maksadı taşıyor.
Son derece doğru hocam. Genelde aklî değil de duygusal sebepler öne çıkıyor. Muhakeme ve bilgi eksikliği de perçinliyor süreci. Cevabını bulamadıkları sorular olunca da hemen inkâra meylediyorlar. Hâlbuki cevabını bulamamak cevabı olmadığı anlamına gelmez veya duygusal sebeplerle ve sürü mantığıyla reddetmek kişinin haklılığına delil teşkil etmez. Bilgisizlik, acelecilik, hemen cevap alma arzusu, okumaktan çok seyretmeye meyil, zihin tembelliği, muhakeme eksikliği vs. Daha birçok sebep sayılabilir.
Alay konusu ise başlıbaşına bir sorun. Alay edince, yüksek sesle gülünce ve bağırınca haklı olunmuyor. Bu, düşünmenin, akletmenin önünü kapatıyor. Fikirler değil duygular çarpışıyor.