
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Yasin Meral Beyin şu anlatısından yararlandım, belki ilgi duyan olur diye paylaşmak istedim.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
Yasin Meral Beyin şu anlatısından yararlandım, belki ilgi duyan olur diye paylaşmak istedim.
Geçtiğimiz gün Yasin beyin bu videosu ile karşılaşmıştım. Siz de önerdiğinize göre bir seyredelim bakalım.
Yasin Meral Beyin şu anlatısından yararlandım, belki ilgi duyan olur diye paylaşmak istedim.
Yasin Bey'in farklı yaklaşımları var Serpil hocam. Gerçekten bazen şaşırarak seyrettim. Hepsini bitirmedim ama seyrettiğim kısımlar ilgi çekici ve ufuk açıcı. Kuran'daki meallendirme hatalarına üzerine söylediği sözler, Allah'ın söylemediği şeyleri Allah'a "söyletenler" kısmı çok hoşuma gitti. Mesela bunlardan birisi; Musa aleyhisselama "Kitap" verildiğinin Kur'anda ısrarla belirtilmesine rağmen meallerin bunu Tevrat diye çevirmesi vs.
Yasin hoca bu meallendirme hatalarından bahsederken aklıma geçtiğimiz haftalarda katıldığım bir konferanstaki konuşmacının söyledikleri geldi. Bu konuşmacı da bir dönem Kuran'daki takva kelimesi ve türevlerinin birçok kez sürekli "korku" olarak çevrildiğinden bahsediyordu. Hâlbuki Kur'an korku için en başta "havf" ve "haşyet" kelimelerini kullanır. Takva kelimesine yüklenen bu mana elbette dönemindeki ideolojinin din anlayışı ile doğrudan ilgiliydi.
Yasin hocanın seyrettiğim kısımdaki farklı yaklaşımlarından biri de mesela Nuh aleyhisselamın yaşı ile ilgili kısım. Yasin Meral'in Nuh aleyhisselamın yaşını ifade eden sayı biçiminin Sümer sayı sistemi ile alâkalı olabileceği üzerine bir fikri var.Tabii bunu kesin kabul olarak söylemiyor. Bunun üzerine düşülmesini söylüyor. Dinler tarihçileri ve Kur'an araştırmacıları açısından Kur'an-ı Kerim'de bazı nüansların olduğundan bahsediyor. Tabii benim açımdan Nuh aleyhisselamın yaşının dokuz yüz elli, elli veya otuz üç olması bir şeyi değiştirmez. Fakat dinler tarihi okumalarındaki eş zamanlı okumalar Kuran'ın bildirdiği tarihî verilerin doğruluğunu tasdik ediyor. Yasin Meral de bunu vurgulamış. Dikkate değer yaklaşımlar var.
Yasin Meral sohbetin sonunda şöyle diyor:
Kur'an, bir kelimesine yirmi yıl verilmeye değer bir kitaptır.
Yasin Meral diyor ki:
"Kur'an ahiret, haşir, meâd, ahlâk gibi konuları ele alırken tarihî verileri bunlara kurban etmez, verilen tarihî bilgiler öylesine verilmiş bilgiler değildir."
"Bugüne değin Yahudilerin çoğu Kur'an'ın Hz. Muhammed'e Yahudi hahamlar tarafından yazdırıldığını söyler. Ancak bu durum, Tevratta Nuh aleyhisselamın gemisinin oturduğu yerin Ararat dağı olarak geçmesine rağmen Kuran'da niçin Cûdî olarak geçtiğini, Musa aleyhisselamın gördüğü kızların sayısının Tevratta 7 olarak geçmesine karşın Kur'an'da bu kızların sayısının neden 2 olarak geçtiğini, niçin aralarında bu vb. birçok tarihî bilgi farklılığın bulunduğunu açıklamaz."
Yasin Meral'in Nuh aleyhisselamın yaşını ifade eden sayı biçiminin Sümer sayı sistemi ile alâkalı olabileceği üzerine bir fikri var.Tabii bunu kesin kabul olarak söylemiyor. Bunun üzerine düşülmesini söylüyor. Dinler tarihçileri ve Kur'an araştırmacıları açısından Kur'an-ı Kerim'de bazı nüansların olduğundan bahsediyor.
Videoyu izlemedim ama bu kadar söylüyorsa konuyu yarım anlayabilmiş. Sümer tabletlerinde krallar listesi vardır. Tufandan önceki krallar ve sonraki krallar diye ikiye ayrılır. Önceki kralların yaşadıkları yılları binlerle ifade ederken tufandan sonraki kralların yaşları hızla düşüyor ve normal seviyeye geriliyor. Ben bunun hakkında geçen sene bir yazı yazacaktım, Sümer'deki yaş ve yıl kavramının bizim anladığımız gibi olmadığını söyleyecektim ama aynı listede hem tufandan öncekilerin binlerce yaş tufandan sonrakilerin normal yaş olarak verilmesini bir türlü kafamda oturtamadım. Yani mesele Sümer takvim sistemi değil, çok daha derin hakikatler var. Örneğin biyoloji ile alakalı. Bir ihtimal olarak tufandan sonra gen havuzu küçüldüğü için akraba evliliklerinden dolayı zararlı resesif genler insan ömrünü de azalttı diye yorumlanabilir. Ama kafamda oturtmadan yazmayacağım. Yasin beyin bu söyledikleri çok ufuk açan şeyler değil. Fakat Twitter'da falan insanlara yeni gibi geldi ve yayıldı. Bir de o videoda bir peygambere yakışıksız bir şey söylemiş diye linç ettiler adamcağızı. Dediğim gibi ben izlemedim. Tarih, bilim gibi konularda iyi olan bir ilahiyatçı görmediğim için ilahiyatçıları dinlemeye değer bulmuyorum galiba.
Sümer krallar listesi ve yaşları şurada:
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Yazıdan ekran görüntüsü vereyim. Dikkat edin tufandan önce çok uzun yıllar hüküm sürüyorlar. Tufandan sonra kısalıyor süreleri. Tabi aradan binlerce yıl geçtiği için tufan hikayesi de değişmiş, birçok bilgi de karıştırılmış.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Videoyu izlemedim ama bu kadar söylüyorsa konuyu yarım anlayabilmiş.
Yasin Meral zaten bunu bir kabul olarak söylemiyor hocam. Üzerinde düşünülmeli diyor.
Yasin beyin bu söyledikleri çok ufuk açan şeyler değil.
Ufuk açıcı olan sadece bu kısım değil hocam bütün videoyu seyretmenizi öneririm.
Fakat Twitter'da falan insanlara yeni gibi geldi ve yayıldı. Bir de o videoda bir peygambere yakışıksız bir şey söylemiş diye linç ettiler adamcağızı.
Twitter kullanmıyorum hocam. Neden linç etmişler adamı merak ettim. Bütün videoyu seyrettim ben ama öyle hakaret filan göremedim. Gözden mi kaçırdım bilemiyorum tabii. Fakat konuşmasında beni rahatsız eden bir nokta Peygamberlere zaman zaman sadece isimleriyle hitap etmesi. Arada bir "Hz." ibaresini kullansa da genelde peygamberlere isimleriyle hitap etti. Yusuf, Musa gibi. Peygamber Efendimize ise Hz. Muhammed ve Hz. Peygamber demesine rağmen zaman zaman sadece peygamber demekle yetindi. Belki bu eleştirilmiş olabilir.
Tarih, bilim gibi konularda iyi olan bir ilahiyatçı görmediğim için ilahiyatçıları dinlemeye değer bulmuyorum galiba.
Bence hepsi aynı değil hocam. Önyargılı davranmamak lazım.
Sümer'deki yaş ve yıl kavramının bizim anladığımız gibi olmadığını söyleyecektim ama aynı listede hem tufandan öncekilerin binlerce yaş tufandan sonrakilerin normal yaş olarak verilmesini bir türlü kafamda oturtamadım. Yani mesele Sümer takvim sistemi değil, çok daha derin hakikatler var. Örneğin biyoloji ile alakalı. Bir ihtimal olarak tufandan sonra gen havuzu küçüldüğü için akraba evliliklerinden dolayı zararlı resesif genler insan ömrünü de azalttı diye yorumlanabilir.
Bu da ilginç bir yaklaşım hocam. Bu konuda hiçbir bilgim yok ama. İlk defa sizden duydum.
Yasin hocanın Sümer sayı sistemi hakkında söylediklerinde dikkate değer bulduğum nokta Kuran'da Nuh aleyhisselamın yaşının ifade edilişinin farklı bir sayı biçimiyle olduğunu söylemesi. Hakikaten de Kur'an Nuh aleyhisselamın yaşını ifade ederken 950 yıl demiyor 1000-50 yıl diyor. İkisi zahiren aynı şeyi ifade ediyor ama Arapçada 950 sayısını ifade etmenin birincil bir yolu zaten var. Neden farklı bir yol tercih edilmiş ona dikkat çekiyor. Buna benzer bir sayı biçimi gerçi Orhon yazıtlarında ve Eski Türkçede de var. Mesela 13 sayısını ifade etmek için 3 ve 20 rakamları (üç yigirmi) birlikte kullanılır. Yani 20'den önceki 3 rakamını barındıran sayı gibi düşünebilir. Sümer dönemine kadar gidersek sayı sistemlerinin daha farklı olması bana garip gelmiyor nedense hocam. Tabii bu da bir yorum. Kur'an'ın dediğini sağa sola bükmemek lazım.
Bence hepsi aynı değil hocam. Önyargılı davranmamak lazım.
Hepsi aynı değil ama ilahiyatçıların toprağı münbit olmuyor, ben bugüne kadar ilgimi çeken birini görmedim. İlahiyatçılar genellikle ömürleri boyunca sadece dini ilimlerde yetiştikleri için kısır tartışmalar içinde boğulmaktan öteye gidemiyorlar. Çocukluktan itibaren ufuklarının açılacağı dersler ve zihin yapısı verilmesi lazım. Tek taraflı beslendikleri için ben sevmiyorum günümüz ilahiyatını. Günün birinde gerçekten beni etkileyen bir ilahiyatçı çıkarsa takdir ederim tabiki. Bir ara Halis Aydemir hoşuma gitmişti, adam meğer aynı zamanda matematikçiymiş, bir farklılık sezmiştim zaten ama zamanla o da açmamaya başladı. Şu an için bana feyz veren bir ilahiyatçı yok. Benim sevdiğim metod ile onların metodları çok farklı. Klasik fosilleşmiş mesellerde debelenip durmak istemiyorum hakikati kovalamak istiyorum ben. Bu yüzden frekansımın uyuştuğu insan çok az toplumda, ilahiyatçılarda ise hiç yok. Bugünkü ilahiyat öğretiminin toprağı o tür insanları yetiştirmeye ayarlanmamış, sınırlarını aşamıyorlar, aşanı görmedim.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Bence hepsi aynı değil hocam. Önyargılı davranmamak lazım.
Hepsi aynı değil ama ilahiyatçıların toprağı münbit olmuyor, ben bugüne kadar ilgimi çeken birini görmedim. İlahiyatçılar genellikle ömürleri boyunca sadece dini ilimlerde yetiştikleri için kısır tartışmalar içinde boğulmaktan öteye gidemiyorlar. Çocukluktan itibaren ufuklarının açılacağı dersler ve zihin yapısı verilmesi lazım. Tek taraflı beslendikleri için ben sevmiyorum günümüz ilahiyatını. Günün birinde gerçekten beni etkileyen bir ilahiyatçı çıkarsa takdir ederim tabiki. Bir ara Halis Aydemir hoşuma gitmişti, adam meğer aynı zamanda matematikçiymiş, bir farklılık sezmiştim zaten ama zamanla o da açmamaya başladı. Şu an için bana feyz veren bir ilahiyatçı yok. Benim sevdiğim metod ile onların metodları çok farklı. Klasik fosilleşmiş mesellerde debelenip durmak istemiyorum hakikati kovalamak istiyorum ben. Bu yüzden frekansımın uyuştuğu insan çok az toplumda, ilahiyatçılarda ise hiç yok. Bugünkü ilahiyat öğretiminin toprağı o tür insanları yetiştirmeye ayarlanmamış, sınırlarını aşamıyorlar, aşanı görmedim.
Aynen hocam katılıyorum.
İlahiyatçılar sadece Kuran yorumluyorlar tefsir gibi biraz. Kimisi de Kuranı da anlamadığı için bazı ayetlere mecaz yorum getiriyorlar. Kimisi de malesef müslüman olmadığını itiraf etmeden sadece meslek ve para kazanma aracına çevirmiş. (Tabiki hepsini tenzih ederim.)
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Bence hepsi aynı değil hocam. Önyargılı davranmamak lazım.
Hepsi aynı değil ama ilahiyatçıların toprağı münbit olmuyor, ben bugüne kadar ilgimi çeken birini görmedim. İlahiyatçılar genellikle ömürleri boyunca sadece dini ilimlerde yetiştikleri için kısır tartışmalar içinde boğulmaktan öteye gidemiyorlar. Çocukluktan itibaren ufuklarının açılacağı dersler ve zihin yapısı verilmesi lazım. Tek taraflı beslendikleri için ben sevmiyorum günümüz ilahiyatını. Günün birinde gerçekten beni etkileyen bir ilahiyatçı çıkarsa takdir ederim tabiki. Bir ara Halis Aydemir hoşuma gitmişti, adam meğer aynı zamanda matematikçiymiş, bir farklılık sezmiştim zaten ama zamanla o da açmamaya başladı. Şu an için bana feyz veren bir ilahiyatçı yok. Benim sevdiğim metod ile onların metodları çok farklı. Klasik fosilleşmiş mesellerde debelenip durmak istemiyorum hakikati kovalamak istiyorum ben. Bu yüzden frekansımın uyuştuğu insan çok az toplumda, ilahiyatçılarda ise hiç yok. Bugünkü ilahiyat öğretiminin toprağı o tür insanları yetiştirmeye ayarlanmamış, sınırlarını aşamıyorlar, aşanı görmedim.
Bugünkü akademinin ve hatta çocukluktan itibaren verilen eğitimin bir sonucu bu hocam. Dar kalıpların dışına çıkabilen allame insan bulmak çok zor. Klasik dönem âlimleri bugünkü akademisyenler kadar dar kalıplar içinde düşünmüyormuş ama. Çok yönlülermiş. Hakeza eski müfessirler de öyle. Kur'an'ı tefsir etmek için birçok ilme vakıf olmak gerektiğinin farkına varmışlar, daha az dogmatiklermiş. Bugün işin içine payeler, unvanlar, maaşlar giriyor. Akademideki hocaların kendi alanları dışında çok okumaları yok. Tek bir noktaya derinleşiliyor. Her konuyu o derinleştiği nokta üzerinden yorumlamaya çalışıyor bu sefer. Bu çok nakıs bir metot. İçinden geçtikleri ve geçtiğimiz sistem için onları da çok haksız bulmuyorum ama. Zihni bir yaşa kadar belirli bir tornayla yontulan insanın kendini farklı makinelerle şekillendirip donatmasını beklemek çok zor.
Uzmanlık çağının götürülerinden biri de maalesef bu oldu hocam. Herkes belli bir alanda derinleşiyor, hakikaten alanında çok kaliteli ilahiyatçılar var ama alanında kalıyor işte Bu sadece ilahiyat için değil diğer alanlar için de böyle. Belli bir yaşa, ilmen çok eksik olduğum zamanlar bu tür insanlara itibar ederdim sonra gördüm ki benzer şeyleri ısıtıp ısıtıp sunuyorlar. Farklı okumalar yapmıyorlar, bir zaman sonra farklı okuma yapmaya başlasalar bile içinden geçtikleri sistemden ve yöntemsizlikten dolayı sapıtıyorlar. Dogmatik oluyorlar, hizipleşiyorlar, duygular önplana çıkıyorz fikrî kavgalar şahsi kavgalara dönüştürülüyor. Bakıyorsun o koca koca adamlar eften püften konularda çocuk gibi didişiyorlar. Münakaşa şehvetine kapılıyorlar.
Bir ara Halis Aydemir hoşuma gitmişti, adam meğer aynı zamanda matematikçiymiş, bir farklılık sezmiştim zaten ama zamanla o da açmamaya başladı.
Halis hocayı severim hocam. Mühendislik çıkışlıydı galiba. Ama dediğiniz gibi bunların dışında farklı alanlarda bilgisi az. Kur'an'ı tefsir etmedeki üslubu, anlatımı çok hoş ve kendi alanındaki bilgisi çok güzel.
Sümer tabletlerinde krallar listesi vardır. Tufandan önceki krallar ve sonraki krallar diye ikiye ayrılır. Önceki kralların yaşadıkları yılları binlerle ifade ederken tufandan sonraki kralların yaşları hızla düşüyor ve normal seviyeye geriliyor. Ben bunun hakkında geçen sene bir yazı yazacaktım, Sümer'deki yaş ve yıl kavramının bizim anladığımız gibi olmadığını söyleyecektim ama aynı listede hem tufandan öncekilerin binlerce yaş tufandan sonrakilerin normal yaş olarak verilmesini bir türlü kafamda oturtamadım. Yani mesele Sümer takvim sistemi değil, çok daha derin hakikatler var. Örneğin biyoloji ile alakalı. Bir ihtimal olarak tufandan sonra gen havuzu küçüldüğü için akraba evliliklerinden dolayı zararlı resesif genler insan ömrünü de azalttı diye yorumlanabilir. Ama kafamda oturtmadan yazmayacağım.
@kurtulusberzan hocam bence sizin bakış açınız çok ufuk açıcı. Bunun yanısıra tufandan sonra Dünya'nın dönüş hızı döngüsü de değişmiş olabilir bence. Tufandan önce Dünya daha hızlı dönüyorsa bugünün zamanıyla 1gün, o zamanın 10 gününe eşdeğerdi veya 1yıl 10 yıl gibi geçiyordur belki yani Dünya Güneş etrafında dönüşünü daha hızlı tamamlıyordur.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Dar kalıpların dışına çıkabilen allame insan bulmak çok zor. Klasik dönem âlimleri bugünkü akademisyenler kadar dar kalıplar içinde düşünmüyormuş ama. Çok yönlülermiş.
Evet demek istediğim buydu. Eskiden ilim adamı dedin mi sadece din ilimlerini değil fen, tarih, astronomi, tıp ilimlerini de öğrenirlermiş. Bu yüzden bağnazlık olmadan çok yönlü düşünen insanlar yetişirdi. Şimdiki ilahiyatçılar ise çocukluktan itibaren çok kısır yetiştirilip sonra da eski şeyleri tartışmaktan çok öteye gidemiyorlar. Öyle bir münbit toprakta yetiştirilmiyorlar çünkü. Argümanları ya abdestsiz namaz kılınır mı kılınmaz mı ya da hadislerin mevzusuna da iman ederizden öteye geçemeyen insanlar yetişiyor. Bir tane Sümer makalesi okusalar kendilerini aydınlanmış alimler sanıyorlar, çünkü tarihe, tıpa, astronomiye, jeolojiye, kısaca yeni bilgilere yabani yetiştiriliyorlar.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Videoda ana başlık olarak dikkatimi çekenleri burada not olarak bulunsun diye yazarsam,
Sümer sayı sisteminde 950 sayısının 1000 den 50 eksik gibi söylendiğini söylüyor. Ama bu açıklama neden 1000 seneden 50 yıl eksik olarak söylendiğini yani sene- yıl (سنة - عام) farkını da açıklamıyor ama her bakış açısı bir kazanımdır.
Hz. Musa ile sihirbazların karşılaşmasının 'süs günü' (يَوْمُ الزّ۪ينَةِ) diye bilinen firavunun başa geçmesinin çok büyük ve kostümlü otuzuncu yılı kutlamalarında olduğunu,
Hz. Şuayb'ın Hz. Musa ile 8 hicac için anlaşmalarının tam sekiz yıl olmayabileceği, eğer o kavimde bir yılda birden fazla hac var ise mesela bir yılda iki hac yapılıyorsa 4 yıl olabileceğini,
Samiri kelimesinin antik Mısır dilinden geldiğini ve se=sevgili, mer= oğul sevgili oğul ile ilgili anlamına geldiğini (başka bir videosunda),
Ashabı kehf kıssasının Hz. İsa sonrası değil, yahudi gençlerin başından geçenler olma ihtimalinin yüksek olduğunu,
Hz. Musa'nın muhatap olduğu firavunun büyük olasılıkla III.Tutmose olduğunu, bu firavunun lakabının dokuz yayı parçalayan kudretli kişi anlamına geldiğini, dokuz yay ile düşmanların kastedildiğini, dokuz belanın özellikle bu kavme gönderilerek firavunun bir tanesini bir def etmeye gücünün yetmeyeceğini gösterdiğini,
de söylüyor.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
