
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Merhabalar, bir sorum olacaktı. Gönderilen vahiyler arasında niçin sadece Kur'an korundu, diğer gönderilen vahiylerin tahrifine niçin izin verildi, en başından yalnızca Kur'an indirilseydi ve korunsaydı olmaz mıydı? Bu sorular saçma mı, bir mantık hatası içeriyor mu? Şimdiden teşekkür ederim.
Iki çeşit vahiy gönderilmediğini söyleyen müslümanlar var.Yani sadece vahiy olarak kuran gelmiştir diyorlar.Hadis ve sunnetler ise peygamberimizin ictihatları-yorumlarıdır diyorlar.
Çoğu müslüman ise 2 çeşit vahiy olduğunu savunuyor.(vahyi metluv ve vahy gayri metluv).yani kuran ve hadisler diye...
Sonuç olarak vahiy olarak kabul edilsin veya edilmesin hadisler korunmamıştır.Allah hadisleri korumaya almamıştır.Ayrıca ilk dönem sahabeler,halifelerde korumaya almamış ve bunu bilinçli olarak yapmamışlar.Hatta hz.ömer zamaninda bir miktar hadislerin yazildiğı ama hz.ömerin bunları yaktırdığı rivayetleri var.Yani bu noktada Allah'ın hadisleri korumadığı ve müslümanların bilinçli olarak hadisleri korumadığı anlaşılıyor.Yani bilinçli olarak hadislerin tahrif edilebilir halde bırakılmıştır.Peki Allah neden hadisleri korumaya almamış?veya doğru yanlış karışık bir şekilde bize ulaştırmıştır? Allah dileseydi hepsini bize net ,doğru birşekilde ulaştırırdı?
Şuan elimizde %100 doğru olan Kur'an var ve doğru-yanlış karışık olan hadisler var.
Allah böyle olmasını niiçin istemiş, buradaki hikmet ne olabilir?
Kuran mesajı yorumlanabilen, esnetilebilen bir mesaj taşıyor.600 lü yıllardaki ve sadece sıcak, çöl barından ve arap cografyasındaki müslümanlarin yorumlamaları ve yaşam şekillerinin mutlak dogru gibi algilanması engellendi.çünkü islam tüm dünyadaki insanlara gönderildi ve ahirete kadar olan tüm zamanlar için...peygamberimizin eskimolar arasında gelseydi, eskimo kıyafetleri giyerdi ve eskimo kiyafetleri sünnet olarak algılayanlar olacaktı.Peygamberimiz deveye bindi,dişlerini misvakla fırçaladı, sahabeler yaralandığında yarayı dağlama yaptılar veya hacamat yaptılar.sizce araba olsaydı, yarayı dağlama yerine uyusturarak cerrahi müdahale edilmesine karşı çıkarmıydı veya diş fırçası ve macunu olsaydı ve o dönemdeki doktorlar bunun daha sağlıkki olduğunu söyleseydi diş fırçası kullanmayacak mıydı? Yani hadisler mutlak doğru olsaydı kuran mesajını sınirlandırır ve evrensel olmasına engel olurdu.Bunu ilk dönem sahabilerde bildiği için , çok hadis rivayet eden diğer sahabilere siz Kuran'ın talmudunu oluşturmaya mı çalışiyorsunuz? diye eleştirmiş.(talmut ,tevrat mesajını gölgede birakmış) .
Şuan elimizde hadisler mevcut.Şii müslümanların kabul ettikleri hadisleri sünniler tümüyle yalandır ,doğru değildir diyor veya doğru olsada beni ilgilendirmez diyor.Tersi durumda sözkonusu...Ayrıca bir sunnilerdeki bir hadisçinin, mezhebin kabul ettiği doğrudur dediği hadislere, diğer mezhep ve hadisçiler yalandır diyor.Yani herkes kendi yorumuna ,, anlayişına göre hadis bulabiliyor.
Problem hadislerin olması değil.Hadisler olmasaydı bile bu mezhepleşme ve yorum farkları olacaktı.Yani problem bazı müslümanların yorumlarını, ictihatlarını, sectikleri doğru buldukları hadisleri mutlak doğru olarak kabul etmeleri ve diğer müslümanlara bu seçtikleri hadisleri kabul etmedikleri peygamberi takip etmemekle suçlamalari.örnek :şiiler sunnileri peygamberi takip etmemekle, onun hadislerini kabul etmemekle suçluyor..
Islam dini için kuran temel mesaj olarak yeterlidir.Ama peygamberimizden gelen hadisler yardımcı kaynak olarak kullanılmalı.hatta eski alimlerimiz bu ayetleri nasil anlamış veya yorumlamış diye bakılmali.Ayetle tamamen zit olan hadisler veya yorumlar kabul edilemez.Ayetle çelişmeyen hadisler veya eski alimlerin yorumları kabul edilir.Fakat bu yorumlarin %100 doğru olmadığı kabul edilmeli, sonuç olarak bu sizin seçtiğiniz hadisler veya eski alimlerin yorumlarıdir.Başka muslumanlar başka hadisleri veya başka yorumları kabul edebilir.Buda islamda esnekli saglıyor ve tüm dunyada ve tum yüzyillarda uygulanabilmesini sağlıyor.
Örnek:Eskimolar abdestte ayaklar meshedilmeli yorumununu ,o yondeki hadisleri seçiyor.Zaten giydikleri o çarık gibi şeyleri çıkarıp ,o soğuk havada ayakları yıkamaları zor.Zaten sıcak olan arap cografyasinda, terlikle gezen müslumanlarda ayaklar yıkanmalı diyor.Siz ayaklar yikanmalı yorumunuzu mutlaklastırirsanız eskimoların müslüman olmalarına engel olusturursunuz.
Merhabalar, bir sorum olacaktı. Gönderilen vahiyler arasında niçin sadece Kur'an korundu, diğer gönderilen vahiylerin tahrifine niçin izin verildi, en başından yalnızca Kur'an indirilseydi ve korunsaydı olmaz mıydı? Bu sorular saçma mı, bir mantık hatası içeriyor mu? Şimdiden teşekkür ederim.
Merhabalar,
Ben şöyle düşünüyorum. Allah insanların iradesini tamamıyla engellemez. Yani kitabı değiştirme iradeleri her zaman var. Fakat Hz Muhammed zamanından sonra insanlık medeniyeti daha fazla geliştiği için (örneğin iletişim artıp, kağıt ve baskı teknikleri gelişeceği için) Allah'ın koyduğu sistem içinde Kuran otomatik olarak korunacaktı. Allah'ın koyduğu sistem içinde otomatik olarak gerçekleşen işlere Allah biz yaptık der.
Korunma olayında Kuran'ın kıyamete kadar gelecek son kitap olmasının da etkisi olabilir. Allah'ın neyi ne için istediğini bilmek ve tam anlamak biz primitif beyinli insanlar için zordur. Bunu anlayabilirim diye iddia edenler anlayamayınca beyinlerine çok güvendiklerinden dolayı sapıtan insanlardır. Örnek olarak Tanrıtanımazlar gibi.
Örneğin bir baba çocukları hakkında onların hoşuna gitmeyen bir sürü karar alır. Çocuklar bunu kendi mantıkları içinde anlamlandıramaz fakat babanın daha gelişmiş beyni ve mantığı içinde her şeyin bir anlamı vardır. Bu yüzden Allah neden şunu şöyle yaptı diye mantığını anlayamadığımız soruların cevabını bulamasak da Allah'ın daha iyi bildiği bir şeyler vardır diyebilmeliyiz. En azından Allah'ı anlamadıkları için itiraz eden melekler gibi Allah'ın bizden fazla bildikleri var diyebilmeliyiz:
Bakara 32-34:
Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.
Âdem'e her varlığın ismini (neye yaradığını) öğretti, sonra onları meleklere gösterdi: "İddianızda haklıysanız bana şunların isimlerini söyleyin!" dedi.
Melekler, "Biz sana içten boyun eğeriz, bizde senin öğrettiğin dışında bilgi olmaz. Her şeyi bilen ve kararları doğru olan Sensin." dediler.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Gönderilen vahiyler arasında niçin sadece Kur'an korundu, diğer gönderilen vahiylerin tahrifine niçin izin verildi, en başından yalnızca Kur'an indirilseydi ve korunsaydı olmaz mıydı?
Ben de düşüncelerimi söyleyeyim.
Kur'an'ın korunması demek zaten gönderilen tüm vahiylerin korunması demek. Allah'ın indirdiği ilk vahiy ile son vahiy arasında cennetlik olmakla cehennemlik olmak gibi ciddi farklar olamaz zaten. Belki bir kaç hüküm. (İsrailoğullarına haram iken sonraki nesillere helal edilenler gibi)
Kerim Kur'an ile sadece korumanın metodu değişmiş olabilir. Önceki nesillerde gereken zamanlarda yeni nebiler gelerek vahyin hükümlerini tekrar hatırlatıyordu (zikr). Bu yöntem, son nebi ile son boldu.
Neden artık nebi gelmesine ihtiyaç duymuyor Rabbim derseniz, bunun da bir tercih olduğunu düşünüyorum. Çünkü nebiler gelmeye devam etse muhtemelen bazılarımız da neden hâlâ geliyor diye sorardık. Hele hele sosyal medyanın böylesine pervasız olduğu bu günlerde nebilerin maruz kalabileceği linci düşünmek bile istemiyorum.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
Gönderilen vahiyler arasında niçin sadece Kur'an korundu, diğer gönderilen vahiylerin tahrifine niçin izin verildi, en başından yalnızca Kur'an indirilseydi ve korunsaydı olmaz mıydı?
Kuran haricinde ki vahiylerin hepsini eksiksiz doğru kabul edemeyeceğimiz bir gerçek. Sonuç olarak insanlar duyduklarını, bildiklerini anlatırken kendi yorumları ve anladıkları ile anlatırlar. İstedikleri kadar eksiksiz anlatmaya çalışsınlar elbette bir yerlerde eksikler olabilir. Örneğin peygamberimizin (S.A.V) veda hutbesinde anlattıklarını ezberleyenler, yazanlar olmuş olabilir. Ancak diyemeyiz ki Peygamberimizin söyledikleri kelime kelime ayni yazılmıştır. Biliyoruz ki dönemin müslümanları veda hutbesini bize aktarırken eksikleri olmuştur. Ancak tamamiyle bozulmuş, tamamiyle yanlış anlaşılmış diyemeyiz. Bazen, bazı konularda bu mümkündür. Hadisleri yanlış aktarmaya çalışanlarda olmuştur. Ancak bu bize peygamberin bize aktardığı dinin hükümlerini yok sayma hakkı tanımaz. Çünkü dinin ayrıntıları ve son hali peygamberimizin hayatı ile anlaşılabilir. Eğer ki dinin hükümleri tamamiyle bozulmuş olsaydı sorardık "Allah bizden yalnızca Kuran ile amel etmemizi emretmediği ve peygamberi bize örnek kıldığı halde dinin çoğu hükmünün ve peygamberin Sünnetinin bize doğru halde ulaşamamasının sebebi nedir ?"
Kuran kainatın en büyük, en önemli kitabı. Bu sebepten içinde biz insanlar için çok elzem konular ve çözülmesi gereken sırlar barındırıyor. Çünkü Kuran Allah'ın kelamı. Allah kelamını bizim anlayabileceğim haliyle, vahiy yoluyla bizlere ulaştırmıştır. Kuran her konuda bizi aydınlatır, yol gösterir. Fakat çok önemli durumlardan bahsetsede, sonuç olarak acizlikleri olan insan oğlunun, bazı özel konular ve ayrıntılarada muhtaç olan insana Kuran'da ayrıntılı şekilde bahsetmek tercih edilmemiştir. Kuran'ı bir fıkıh kitabı gibi düşünemeyiz elbette. Öte yandan yalnızca basit konular değil, namaz gibi insan hakkında ki en önemli konularda Kuran da ayrıntılı şekilde bulunmamaktadır. Ancak Kuran da geçmiyor diye dinin bu tür önemli hususlarını es geçemeyiz. Kuran'da açıkça belirtiliyor ki dini Peygamberimizden öğreniriz. Bu yüzden hadislerin tamamı tahrif edilmiş olamaz. (En azından ben böyle düşünüyorum)
Ayrıca aşşağıda ki ayetlerde de Peygamberin ve peygamber yoluyla bildirilen hükümlerin önemi vurgulanmıştır;
“Sonra biz seni din hususunda bir şeriat sahibi kıldık.” (Casiye, 45/18)
“Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün önüne geçmeyin.” (Hucurat, 49/1)
“Seni hakem yapmadıkça iman etmiş sayılmazlar.” (Nisa, 4/65)
“Allah'a ve Resulüne karşı gelenler.” (Mücadele, 58/5)
“Allah sana Kitabı ve hikmeti indirdi.” (Nisa, 4/113)
“O hevasından konuşmaz!” (Necm, 53/3)
“Resulün hükmünden ancak münafıklar kaçar.” (Nisa, 4/61)
“Kim Resule itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiştir.” (Nisa, 4/80)
“Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar.” (Nisa, 4/13)
“Kim Resule muhalefet ederse onu cehenneme sokarız.” (Nisa, 4/115)
Örnek:Eskimolar abdestte ayaklar meshedilmeli yorumununu ,o yondeki hadisleri seçiyor.Zaten giydikleri o çarık gibi şeyleri çıkarıp ,o soğuk havada ayakları yıkamaları zor.Zaten sıcak olan arap cografyasinda, terlikle gezen müslumanlarda ayaklar yıkanmalı diyor.Siz ayaklar yikanmalı yorumunuzu mutlaklastırirsanız eskimoların müslüman olmalarına engel olusturursunuz.
Yanlış anlamadıysam burada abdestin rükünleri ile alâkalı bir konuda hadislerden çıkarılan yorumları kastetmişsiniz. Ancak bu hadislerden çıkarılmaz. Maide suresinin 6 ayetinde geçer bu ayak yıkama şartı. Hadislerle bir alakası yok yani. Hadislerden çıkarılan bir yorum gibi anlatmışsınız yanlış anlamadı isem.
Belki burada şunu diyebiliriz. Peygamberimiz Sibirya coğrafyasından çıksa idi böyle bir şart inmeyebilirdi.
Kuran-ı Kerim'de Buyuruldu ki:
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve başlarınıza mesh edip her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın...
Kaynak : Maide Suresi, Ayet 6, Sayfa 108, Sure No 5, Cüz 6
Cevap veren herkese çok teşekkürler. Fakat cevaplar konunun dışına çıkmasın diye açıklama yapayım. Soru, hadisler konusuyla değil, Hz. Peygamber öncesi indirilmiş vahiylerin niçin korunmadığıyla ilgileniyor.
Örnek:Eskimolar abdestte ayaklar meshedilmeli yorumununu ,o yondeki hadisleri seçiyor.Zaten giydikleri o çarık gibi şeyleri çıkarıp ,o soğuk havada ayakları yıkamaları zor.Zaten sıcak olan arap cografyasinda, terlikle gezen müslumanlarda ayaklar yıkanmalı diyor.Siz ayaklar yikanmalı yorumunuzu mutlaklastırirsanız eskimoların müslüman olmalarına engel olusturursunuz.
Yanlış anlamadıysam burada abdestin rükünleri ile alâkalı bir konuda hadislerden çıkarılan yorumları kastetmişsiniz. Ancak bu hadislerden çıkarılmaz. Maide suresinin 6 ayetinde geçer bu ayak yıkama şartı. Hadislerle bir alakası yok yani. Hadislerden çıkarılan bir yorum gibi anlatmışsınız yanlış anlamadı isem.
Belki burada şunu diyebiliriz. Peygamberimiz Sibirya coğrafyasından çıksa idi böyle bir şart inmeyebilirdi.
Kuran-ı Kerim'de Buyuruldu ki:
Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve başlarınıza mesh edip her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın...
Kaynak : Maide Suresi, Ayet 6, Sayfa 108, Sure No 5, Cüz 6
Hocam maide süresi 6. Ayette: .... فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُم وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ
....
| fegsilu | yıkayın | غسل | |
| 9 | vucuhekum | yüzlerinizi | وجه |
| 10 | ve eydiyekum | ve ellerizi | يدي |
| 11 | ila | kadar | |
| 12 | l-merafiki | dirseklere | رفق |
| 13 | vemsehu | ve meshedin | مسح |
| 14 | biru'usikum | başlarınızı | راس |
| 15 | ve erculekum | ve ayaklarınızı | رجل |
| 16 | ila | kadar | |
| 17 | l-kea'beyni | topuklara | كعب |
Ayette ...yüzlerinizi ve ellerinizi -dirseklerinizle beraber- yıkayın. Başlarınızı ve -aşık kemiklerinizle beraber- ayaklarınızı mesh edin...diye geçer.Yani orijinal metinde bu şekilde yazılıdır.eski müfessirlerimizde bu konuya değinmisler.(bkz fahrettin razi maide 6 tefsiri...)
Bize gelen hadislerden dolayı biz yıkamayı tercih ediyoruz Fakat şiiler bizim bu hadislerimizi kabul etmediklerinden ve onlardaki hadislerde mesh geçtiginden onlar meshediyorlar.Tabi sünnilerde , şii hadisleri kabul etmediklerinden ayakları yikamayi seçiyorlar...
Neden peygamber gelmiyor? Bence son mesaj(kuran) korunduğu için.
Aslında şöyle düşünelim.Yeni bir peygamber gelse, Kuran'da yazılı olan bilgiden farklı birşey söylemeyecek ki zaten.Yani sorularımızin ve sorunlarımızın cevapları zaten Kur'anda mevcut.Yani ek olarak ne katkı sağlanacak.Allah insan aklının sorduğu ben kimim? Niiçin burdayım? Beni kim yarattı? Öldüğümde ne olacak? Ve bu dünyada ne yapmalıyım? Nasıl mutlu - huzurlu olabilirim? gibi sorularimiza cevaplar verdi ve bu kitabı korudu....Allah bize olan nimetini son mesajla tamamladı ve Kuran mesajıni bize ulaştırdı.
Bizim problemimiz ve peygamber beklemedeki niyetimiz aslında şudur.Yani biz bu mesajı okuyup anlama ve diğer insanlara ulaştırma zahmetine girmeyelim.Bir peygamber gelsin bu işleri yapsın ve bizde ona yardımcı oluruz.Yani böyleyece işin zahmetli kısmından kurtulmuş oluruz.Aslında hepimizde bu duygu var.
Aslında peygamberin vazifesi tüm ümmetin omuzlarında.Ama müslümanlar bu vazifeyi yüklenmek istemiyor..
@drcemal Aslında aynı şeyi söylüyoruz ama sanırım meramımı tam anlatamamışım.
İlk nebiden son nebiye kadar mesaj aynı. Bir usul olarak dileseydi Rabbim bir nebi gönderir ve o nebinin getirdiği Kitab'ı da koruyarak nesiller boyu dinini kullarına yaşatırdı. Ama muhakkak ki sayısız avantajları olan bu metodu seçmiş. Bir noktaya kadar zikr nebiler aracılığı ile taşınmış ama bir noktadan sonra artık son nebinin son formu öğretmesi ile son bulmuş. Sadece nebi sayısı arttıkça onların yaşantıları da Kitab'a girerek kendi kendini tefsir edecek Kitab'ın anlam havuzu oluşturulmuş. Her türlü yaratmayı bilen Rabbim her türlü öğreti metodunu da uygulamış.
Cevap veren herkese çok teşekkürler. Fakat cevaplar konunun dışına çıkmasın diye açıklama yapayım. Soru, hadisler konusuyla değil, Hz. Peygamber öncesi indirilmiş vahiylerin niçin korunmadığıyla ilgileniyor.
Benim cevabımda geçen vahiy kavramı ile hadisleri değil, Kerim Kitap ile bize ulaşan vahyi kastediyorum.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
Merhabalar, bir sorum olacaktı. Gönderilen vahiyler arasında niçin sadece Kur'an korundu, diğer gönderilen vahiylerin tahrifine niçin izin verildi, en başından yalnızca Kur'an indirilseydi ve korunsaydı olmaz mıydı? Bu sorular saçma mı, bir mantık hatası içeriyor mu? Şimdiden teşekkür ederim.
Şimdi şöyle düşünmelisin ; birincisi insanlar henüz yazıyı bile keşfetmemişlerdi insanlığın en eski zamanlarında. Yazı olmayınca Allah insanlar kendilerini bozdukça kavimlere kendilerini düzeltmeleri ve Rablerini hatırlamaları için birsürü Peygamberler göndermiş. Bu eski zaman peygamberleri hep sözlü şekilde vahyi aktarmak zorundaydı çünkü yazı yoktu ki kitap olsun. Kitap gönderilen peygamberler sanıyorum İsrailoğullarıyla başlıyor. ( dikkat et Yahudiler demiyorum İsrailoğulları dediğimiz aynı nesilden gelmiş olan, zaman zaman Allahın içlerinden seçmiş olduğu bir çok peygamberleri ve o peygamberlerin içinde bulunduğu toplumların genel adı. Yahudiler de bunların içinde bir kavim hz. Musanın da gönderilmiş olduğu kavim Yahudiler) İsrailoğullarında bile her peygambere kitap gönderilmemişti. Daha doğrusu Kuran gibi büyük bir kitap gönderilmemişti. Sahifeler dediğimiz daha az sayılı suhufları içeriyordu. (Atıyorum Davut Peygambere 10 sayfalık bir suhuf, hz. Musaya 40 sayfalık suhuf.) Mesela Kuranda hz. Musaya bile 10 emir denilen levhalar verilmiş. Yani onlara zaten Kuran gibi büyük bir kitap verilmemişti. Tevrat, Kuran gibi tek bir peygambere verilmiş özel bir kitap değil ve hz. Muhammed gibi bir tek Peygamberin vahiylerinden oluşmuyordu. Hz. Muhammed tek kişi olarak koskaca Arap kavmini uyarmak için ve Yahudilerin ve hristiyanların kitaplarında yer almış olan yanlışların doğrusunu açıklaması için tüm hepsine gönderilmişti ve bir daha Allah Peygamber göndermeyecek olduğu için, Kuranın mesajının kıyamete kadar tüm insanlara ulaşması için bu Kuranı korudu. Bu korumanın da matematik sistemiyle sağlanmasını arzu etti ki, matematik asla yalanlanamaz ,çarpıtılamaz,yanlışlanamaz. İşte bu rakamlarla şifreleme yöntemi ile Rabbimiz istedi ki şimdiki nesil Kuran hakkında asla şüpheye düşmesin ve Kuranın Rablerinden gelen, geçmiş ve gelecekle ilgili( ahireti,dirilişi, cenneti,cehennemi,hesabı) bildirdiği konuların hak olduğunu bilsinler diye. Yani kısacası diğer kavimlere Kuran gibi bir tek kitap zaten gönderilmemişti. Birçoklarına ise hiç kitap gönderilmemiş sadece Peygamber gönderilmişti.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Cevap veren herkese çok teşekkürler. Fakat cevaplar konunun dışına çıkmasın diye açıklama yapayım. Soru, hadisler konusuyla değil, Hz. Peygamber öncesi indirilmiş vahiylerin niçin korunmadığıyla ilgileniyor.
Eski vahiyler korunmadı yeni mesaj neden korundu?
Eski dönemlerde yazının gelişmemiş veya yaygın kullanılmiyor olması , toplumlar, kavimler arasında etkileşim ,bilgi alışverişinin az olması nedeniyle birçok peygamber gönderildiğini düşünüyorum.
Örnek; Hz.ibrahim ve hz.lut aynı dönemde yaşıyor ama farklı kavimlerde peygamberlik yapıyorlar.Hatta bir ayette melekler ibrahim'e(a.s) lut kavminin helak edileceğini söyleyince ,hz.ibrahim ama orada Lut var diyor.Melekler biz orada Lut(a.s)'un yaşadığını biliyoruz diyor.
Yani ibrahim ve lut aynı mesajı getirmişler ama farklı bölgelerde görev yapıyorlar.Birde bölgesel veya yerel olarak toplumlardaki problemler,bozulmalar farklı olabiliyor.bu nedenle ana mesaj aynı fakat şeriatlarda bazi farklılıklar olabiliyor.örnek; hz.lut şeriatında ana mesaj tevhit,ahiret ama geldiği toplumda eşcinsellik yaygın olduğundan eşcinsellik ve cinsellik ile ilgili hükumler daha belirgin, hz.şuayb şeriatında hile, aldatma ,ölçü ve tartıyla ilgili hükumler vurgulanmış, hz.musa döneminde ezilen, sömurülen bir kavim olduklarindan ,,,sömürüye baskaldırı, özgürlük ,savaş ,göç, mücadele ağırlıklı hükumler,,,hz isa döneminde dünyevileşen kavmi için daha çok ahiret vurgusu,maneviyat vurgusu, ibadet vurgusu var gibi duruyor.O nedenle bu mesajların lokal , bölgesel olduklarını yani daha çok gönderilen kavim ile ilgili hükümler olduğu ve sınırlı bir süre için gönderildigini düşünüyorum.Yani Allah zaten bu mesaj-şeriatlerin korunmasını murat etmemiştir.
Ama son mesajda birebir, sadece mekke medine kavminin sorunlarıyla değil tüm insanlığın sorunlarına yönelik hükümler var.Mekke medinede domuz eti zaten yenilmiyordu ama Kur'anda domuz eti haramdır defalarca vurgulanıyor.Yani mesaj lokal degil ve sınırlı bir zaman için değildi.Ayrıca toplumlar arası iletişimin artması, yazı kitap ile bilgi alışverişinin artması nedeniyle son mesaj Allah tarafından korundu.Ve peygamberlik kurumunun vazifesi müslümanlara yüklendi.Artık bu Kuran mesajını diğer insanlara ulaştırmak ve onlara örnek olmak vazifesi müslümanların sorumluluğu haline geldi.
Ayrıca ilk vahiyden son vahiye kadar tüm şeriatlarda ana mevzular ,konular aynıdır ve hepsinin adı islamdır.
Merhabalar, bir sorum olacaktı. Gönderilen vahiyler arasında niçin sadece Kur'an korundu, diğer gönderilen vahiylerin tahrifine niçin izin verildi, en başından yalnızca Kur'an indirilseydi ve korunsaydı olmaz mıydı? Bu sorular saçma mı, bir mantık hatası içeriyor mu? Şimdiden teşekkür ederim.
Aslında vahiy korundu. Zira Kur'an-ı Kerim kendinden öncekilerin özü bakımından birebir aynı mesajları vermektedir dolayısıyla vahiy korundu ancak Önceki insanlar tarafından vahiy geldikçe tahrif ve inkar edildi ama Allah, Kur'an-ı Kerim ile bu vahiy son defa tekrar inmiş oldu. Bu son vahyin neden korunduğunu ise önceki yanıtlarda verildiği gibi insanlar 600'lü yıllardan sonra adeta ayrı bir medeniyetler dönemine girdi. Bilgi daha hızlı bir şekilde yayılmaya başladı. Bir nevi dönemin teknolojik imkanları dahi Kur'an-ı Kerim'in tahrif edilmemesinde rol oynadı ve bu rolü devam ediyor. Allah'ın önceki kavimlerin tahrifatına izin vermesinde bizim hakim olamayacağımız ancak tefekkür ile ulaşabileceğimiz bazı mantıklı nedenler vardır fakat bunlar olabilirlik sınırları içerisindedir ve bu da imanın bir parçasıdır.
En doğrusunu Allah bilir.
Sağlıcakla
Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur'ân'ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?(Fussilet 53)