
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
@samet arkadaşımız bu postu açmıştı. Fakat konu hata veriyordu. Konuyu sildim ve kopyalayıp burada yeniden açtım. Sorusu şöyle:
"Bir ateist arkadaşın olaya bakış açısı ne düşünüyorsunuz? Sorgulama döneminde olduğum için sizlere danışmak istedim. "Bir olayın olma ihtimali ne kadar düşük olursa olsun, çok fazla deneme yapıldığında o olayın olma ihtimali artar. Mesela bir piyango biletinin çıkma ihtimali milyonda bir ise siz bir milyon tane bilet aldığınızda bir tanesinin teorik olarak size çıkması gerekir.<span;>10 milyon tane bilet alırsanız daha da artar. Şimdi evrenin yaşını düşünelim evrenin yaşını düşünürsek bu kadar geçen zaman içinde dünyanın oluşma ihtimali o kadar da düşük değildir. Düşünün evren oluşmuş, üzerinden 13 milyar yıl geçmiş sonra dünya oluşmaya başlamış(sayılardan pek emin değilim)Peki dünyanın yaşını düşünelim. Dünyanın yaşının içinde canlının oluşma ihtimali o kadar da düşük değildir. Düşünün ki dünya oluşmuş üzerinden 4 milyar yıl geçmiş ondan sonra canlılar oluşmaya başlamış"
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Evet bu dediği teorik olarak mümkün fakat 14 milyar senede değil. 14 milyar o kadar küçük bir rakam ki gerçek olasılık rakamı bunun çok çok üstünde. Roger Penrose işte bu olasılığı hesaplamış ve Dünya'daki bütün kitaplara yazılmayacak kadar büyük bir rakamsal yılın geçmesi gerektiğini hesaplamış. 10^10^123 sayısı. Yani 14 milyar çok kısa bir zaman. Bu kısa zamanda rastgeleliğin hayat oluşturması teorik olarak imkansız olduğunu söylüyor bilim insanları. Yazı şurada:
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Bence buradaki mesele süre değil. Mesela evren tohum kadar bir hacimden şu anki devasa boyutlarına ulaşıncaya kadar 13.8 milyar yıldır yaklaşık ışık hızında genişliyor, neyin olasılığı? Hadi ilk patlamayla evren oluşmaya başladı diyelim, böyle bir olasılık verelim, 13.8 milyar yıldır genişlemesini neden normal karşılıyoruz? Bu kadar enerjik bir olay yaşanıyor, evren neden oluştuktan 5dk sonra çökmedi?
Sonra 5-6 milyar yaşında olan yıldızlar var, bunlar nasıl bu kadar süre var olabildi? Neyin olasılığı? Hayır bir de hangisi kendiliğinden oluştu çünkü gözlemlenebilir evrende 70 seksilyon (7×1022) yıldız olduğu düşünülüyor. Bunların birçoğu milyarca yıldır var...
Sonra tamam bazı küçük olasılıklar gerçekleşip tek hücreli canlılar oluştu diyelim, devamında da bu küçük olasılıkların "bozulup oluşma" periyotlarından ötesi olmazdı ama DNA diye bir materyal sayesinde kalıtsal çeşitlilik sonraki nesillere aktarabiliyor. Neden böyle bir şey olmasını bekliyoruz ki? Ayrıca doğada neden evrim(mutasyon, gen sürüklenmesi, paralel evrim, yakınsak evrim, adaptasyon...) var? Basit yapılı canlılar değişen ortama uyum sağlayamayıp yok olurdu işte ve hiç kompleks canlılar oluşamazdı, böyle olsaydı Tanrı yok derdik...
Ayrıca burada yaptığımız bir hata var, biz bilimle "gerçekleş(miş)" olayları inceliyoruz ve "gerçekleşmiş" olayları açıklıyoruz ama din tartışmasında bizim merak ettiğimiz olmuş bitmiş olayın açıklaması değil ki bu olayı kimin yaptığı. Biz zaten eylemi görüp, eylem sonucunda ortaya çıkan milyarlarca kompleks yapıyı görüp, eylem sonucu gerçekleşen mucizevi olayları görüp Tanrı var diyoruz; bilim ise bu mucizevi olayları gözlemleyip açıklıyor. Yani evrendeki olayları bilimle açıklamak ile bizim "Tanrı'nın varlığına evrenden delillerimiz" bambaşka şeyler.
Burada inşallah güzel açıklama yapabilmişimdir, isteyen olursa biraz daha açıklayıcı olabilirim.
Şimdi olasılık ile ilgili bir örnek vermek istiyorum:(Bu hikaye komple kurgudur, anlatılanların gerçek hayatla uyuşmasına takılmayınız.)
Türkiye'nin İstanbul şehrine, o şehirde olmayan tarantulalar gelmiş olsun.
Bu gayet normal değil mi? Belki de Türkiye'nin komşu ülkelerinden gelmişlerdir veya Türkiye'ye yakın bir yerden?
Bir saniye... Bu tarantulalar Türkiye'nin ekolojisine çok zarar veren bir türse? Ve onlarca şehirden sadece zarar vereceği tek bir şehirde bulunduysalar?
Yukarıda komşu ülkelerden geldiğini sorguluyorduk ama araştırdık ve gördük ki komşu ülkelerde böyle bir tür de yaşamıyormuş...
Gerçekleşme olasılığı azalıyor öyle değil mi?
Araştırdık ve gördük ki bu tarantulalar Türkiye'ye 10.000 km uzaktan gelmiş. İyi ama Türkiye'nin onlarca limanına, her gün onlarca gemi geliyor, o gemilerden birine tesadüfen girip tesadüfen Türkiye'deki limana inmiş olamazlar mı?
Türkiye'ye gelen gemileri inceliyoruz ve 10.000 km uzaktaki o ülkeyle sadece 1 sefer yapıldığını görüyoruz. Ve bu gemi onlarca liman içerisinden sadece Türkiye'deki canlı çeşitliliğine zarar verebileceği limana mı gelmiş? Bir dakika! Hem de tam da Türkiye'deki canlılığa en çok zarar verebileceği ayda mı inmiş?
Tamam belki gemi Türkiye limanında 1 gün durdu ama belki de geldiği ülkede 1 ay boyunca duruyordu?
Araştırıp görüyoruz ki geldiği limanda da 1 gün durmuş.
Peki bu tarantulalar belki de topu topu 2 tanedir ve geminin 10.000 km ötede yanaştığı ülkeye yakın bir yerde yaşadıkları için oradan gemiye binmiş olamazlar mı?
Araştırıyoruz ve görüyoruz ki bu gemiden Türkiye'ye 2 tarantula değil de 100 tarantula gelmiş olsun ve geminin 10.000 km uzakta yanaştığı limana yakın onlarca farklı örümcek türü yaşamasına rağmen bunlardan 1 tane bile gemiye binmemiş olsun ama gemiden çok daha uzakta yaşayan bu 100 tarantula o gemiye binmiş olsun...
Bir de Türkiye'nin 10.000 km uzaktaki bu ülkeyle ekolojik bir yarış halinde olduğunu keşfetseydik? Şimdi biz tüm bu olanlara olasılıkların rastlaşması mı diyecektik yoksa bu kadar küçük bir olasılığın gerçekleşmesi imkansıza yakın olduğu için burada bilinçli bir eylemin olduğunu mu düşünecektik?
Kesinlikle bilinçli bir eylemin olduğunu düşünecektik.
Başta yazdıklarımızı ve biraz daha fazlasını düşünelim:
Evrenin tohum kadar ufak bir noktadan muazzam bir patlamayla oluşması ve 13.8 milyar yıldır ışık hızından daha hızlı genişlemesi sizce basit bir olay mı?
Peki evrendeki 1080atom nereden geldi? Bu kadar atom var oldu, bu atomların belirli bir düzende bağ yapma nedeni? Bu atomların belirli özelliklere sahip olma nedeni? Moleküllerin bağ yapma nedeni? Neden tüm bunlar gerçekleşsin ki?
Peki yukarıda da anlattığım gibi evrendeki gaz ve toz bulutlarının kendi içine çökmesi sonucu yıldızların oluşmasını ve bu yıldızların oluştuktan sonra milyarlarca yıl boyunca var olmasının nedeni? Neden böyle muazzam olaylar gerçekleşiyor?
Evrende gözlemlediğimiz ve "doğa yasası" dediğimiz binlerce düzenli olgunların var olması da mı tesadüf?
Üniformitaryanizm ilkesine göre evrendeki yasalar evren oluştuğundan beri aynı, sebep? Bütün olasılıkların gerçekleştiği bir evren hayal ediyoruz, yasalar neden değişmesin ki? Bu arada dünyadaki yaşamın 4.5 milyar yıl önce başladığı ve ilk ökaryot canlılığın 1.8 milyar yıl önce var olduğu ama daha önce de var olmuş olma ihtimali üzerinde duruluyor. Yani bu veriler muhtemelen değişecektir ama biz bu veriler üzerinden gidelim:
Doğada bu sürede telefon oluşmasını bekliyor muyuz? Neden bu sürede telefon oluşmadı dediğimiz zaman "Çünkü doğa yasaları bunu mümkün kılmıyor, yani bu imkansız oysaki Dünya'nın 8 milyon 700 bin canlı türüne ev sahipliği yapıyor olması gayet normal çünkü evrendeki yasalar bunu sağlıyor." cevabını alıyoruz. E olay bu zaten, telefon oluşmasını imkansız olarak görüyoruz ama kimi olasılıkların "anlık" olması, evrendeki yasaların değişmemesi(kütle çekimi, evrim, elektromanyetizma, manyetik alan vb.) ve (şu anki araştırmalarımıza göre) bazı olasılıkların da uzun bir süreç içinde gerçekleşmesi sonucu evrende akıl almaz sayıda şeyler oluştu. Yukarıda dediğim gibi hadi belirli bir zamanda tek hücreli canlılar oluştu, e devam eden süreçte tekrar bozulurdu, neden kompleks canlılar oluşmasını normal karşılıyoruz? Olasılık tek hücreli canlıda bitmedi ki tek hücreli canlılardan sonra canlılar kompleksleşmeye devam etti, burayı atlamamak lazım...
Yukarıda örnek verdiğim örümcek hikayesinin tesadüf eseri geliştiğine inanmayız, trilyonlarca şeyin tesadüfen oluştuğuna mı inanalım? Ki bunların içinde yine milyarlarca kompleks canlılar/varlıklar varken...
"Yasin 78: Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor."
Az önce yazdığım yazı hayatım boyunca yazdığım en tuhaf on yazıdan biriydi...
Neyse siz üzerinde düşünürseniz düşünürsünüz arkadaşlar, benim başım ağrıdığı için uyumam lazım.
"Yasin 78: Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor."