
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Selamün Aleyküm Hocalarım.
Bugün bende olan çok çok büyük bir sorunumu paylaşacağım. Aslında sorundan ziyade aklımda sorular var.
1- Müslüman nüfus neden bu kadar azaldı. Çevremde "Allah" diyen birisini duyunca çok seviniyorum artık. Genç kesimde dinsizlik neden arttı ?
2- Bir insan nasıl sonsuz cehennem tehdidine karşı korkusuz olur? Ya gerçekten de İslam'ın olayını çözüp terk etmişler ya da çok aptallar.( Biri ikisi aptal olsa neyse de aralarında çok zeki olanlar, doktor profesör olanlar da var)
3- Bende şöyle bir algı oluştu: Genç kesim araştırmayı sorgulamayı seviyor ve bu yüzden dinden çıkıyor. Bazen düşünüyorum acaba biz müslümanlar mi zorluyoruz bu din için? Onların bilimsel çelişki olarak gösterdikleri ayetleri biz zorlayarak mucize olarak mı yansıtıyoruz?
4- Yoksa İslam dini çoktan rafa kalktı da biz cennet vaadi için mi hâlâ tutunuyoruz?
5- Benim bu hayatta en çok istediğim şey , inandığım dine şüphesiz inanmak. Tam teslimiyet namaz kılmak, kuran okumak, dini kitaplar okumak istiyorum ama o şüphe duygusu beni yiyip bitiriyor. Septik oldum galiba.
6- Her ne kadar İslam'ın hak olduğua deliller var olsa bile derinlerden gelen bir ses " Ya dinsizler haklıysa , ya onlar zorlamayıp doğruyu bulduysa" geliyor.
7- Gün içinde mutlu olduğum anlarda bile bu ses geliyor ve bütün huzurum kaçıyor. Artık hayattan tat almamaya başladım. Asla bunun için namazı bırakmadım ama çok zorlanıyorum bu düşünceler yüzünden.
8- Deizm bana hiç mantıklı gelmiyor ama ateizm ile alakalı acabalarım var. Çok korkuyorum bu acabalarım yüzünden.
9- Bir an önce ölüp kim haklıymış görmek istiyorum.
10- Karşıma dinden çıkmış insanların yorumları geliyor diyorlar ki" bu zamana kadar çok tutundum ama artık yeter diyip dinden çıktım şuanda çok rahatım , özgürlük varmış" diyorlar.
11- Eskisi gibi şüphesiz bir şekilde inanmak, namaz kılıp mutlu olmak istiyorum, hayattan keyif almak istiyorum ,Yaşamak İstiyorum.
12 - Ara sıra camide namaz kılarken içimden bir ses " Ya biz nabıyoruz böyle, bir sürü koyun Bir tanrıya tapıyor. Allah neden övülmek istesin ki , Allah neden böyle bir şey (namaz kılmak) istesin ki " bunları söylüyor.
13- Artık eskisi gibi şüphesiz şekilde inanmak istiyorum İnşallah o günler tez vakitte gelir. Bazen bu düşüncelere dalarken boğulma hissi geliyor bağırıp " Yeterrr artık" demek istiyorum.
14- Şuan da bunu yazarken ağlıyorum bu şüphe ne kadar kötü bir şeymiş ya.
15- Artık onlar ( dinsizler) gibi düşünmeye başladım. Kuran'da anlatılan kıssalar , masal gibi gelmeye başladı.
16- Kur'an'ın vahiy sürecinde bir olay üstüne inen ayetlerde şüpheli olmaya başladım. Açıklamak gerekirse ( mesela Hz Muhammed in akrabalarını toplayıp peygamberliğini açıklayınca Ebu Lehebin inkar etmesi ve bunun üzerine Tebbet Suresi inmesi gibi)Yani, sanki o ayetler Hz Muhammed in düşüncesi gibi düşünmeye başladım.
Bu kardeşinize yardım edin, tavsiye verin, kafam allak bullak oldu. Kurtuluş hocam, Serpil Ablam , Kemal abim ve diğer arkadaşlar bu kardeşinize birşeyler söyleyin.
Biraz uzun oldu içimi dökmek istedim. Lütfen sonuna kadar okuyun .
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Aleykümselam.
Karşıma dinden çıkmış insanların yorumları geliyor diyorlar ki" bu zamana kadar çok tutundum ama artık yeter diyip dinden çıktım şuanda çok rahatım , özgürlük varmış" diyorlar.
Ben bu arkadaşları anlamıyorum rahatlıktan kasıtları günahlardan dolayı vicdan azabı çekmemek mi acaba? İslam'ın hayatı zorlaştırdığı ne var ki rahatım, özgürlük varmış gibi laflar ediyorlar?
16- Kur'an'ın vahiy sürecinde bir olay üstüne inen ayetlerde şüpheli olmaya başladım. Açıklamak gerekirse ( mesela Hz Muhammed in akrabalarını toplayıp peygamberliğini açıklayınca Ebu Lehebin inkar etmesi ve bunun üzerine Tebbet Suresi inmesi gibi)Yani, sanki o ayetler Hz Muhammed in düşüncesi gibi düşünmeye başladım.
Vesvesecinin şerrinden Allah'a sığınmalıyız. Kur'an'daki tüm ayetler durumlar üzerine inmiştir. Peygamberin yaşadığı dönemde ona en çok zararı dokunan ve baş düşmanı Ebu Lehebti. Allah İslam'a savaş açanların ibretlik sonunu bildirmek için ve Peygambere onların sonunu bildirerek moral vermiş olabilir. Çünkü bir insanın bu ayetleri böylesine yazmasının bir manası yok, elde edeceği bir şeyde yok. Haşa kendi yazıyor olsa Kur'an'ı bu ifadeleri sözlü olarak söylerdi en fazla hadis kaynaklarında Peygamber Ebu Leheb'e lanet etti diye geçerdi.
14- Şuan da bunu yazarken ağlıyorum bu şüphe ne kadar kötü bir şeymiş ya.
Yaşlarımız fazla büyük olmadığından zihinlerimiz kolay manipüle edilebiliyor bende dahil. Benimde kafayı yiyecek gibi olduğum zamanlar oldu Allah'a şükür geçti bol bol dua ettim.
Deizm bana hiç mantıklı gelmiyor ama ateizm ile alakalı acabalarım var. Çok korkuyorum bu acabalarım yüzünden.
Etrafımızdaki en küçük çiçekleri, ağaçları, gökyüzünü incelemeliyiz. Dün okuldayken öğle arasında çimenlere oturdum hemen hemen yer çimenlikte bulunan insanların dikkat etmediği sarı bir çiçeğe öylece gözlerimi diktim ve "Şu çiçeğe bakıp dikkat eden kimse yok aslında çünkü her yerde var. Ama en küçük çiçek bile aslında tamamen bir sanat eseri, öylesine güzel ki" diye içimden geçirdim. Ben ne zaman her türlü hayvana, doğa güzelliklerine baksam en ufak bir şüphem kalmıyor.
Ra'd Suresi﴾28﴿ Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek gönülleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.
Selamün Aleyküm Hocalarım.
Bugün bende olan çok çok büyük bir sorunumu paylaşacağım. Aslında sorundan ziyade aklımda sorular var.
1- Müslüman nüfus neden bu kadar azaldı. Çevremde "Allah" diyen birisini duyunca çok seviniyorum artık. Genç kesimde dinsizlik neden arttı ?
2- Bir insan nasıl sonsuz cehennem tehdidine karşı korkusuz olur? Ya gerçekten de İslam'ın olayını çözüp terk etmişler ya da çok aptallar.( Biri ikisi aptal olsa neyse de aralarında çok zeki olanlar, doktor profesör olanlar da var)
3- Bende şöyle bir algı oluştu: Genç kesim araştırmayı sorgulamayı seviyor ve bu yüzden dinden çıkıyor. Bazen düşünüyorum acaba biz müslümanlar mi zorluyoruz bu din için? Onların bilimsel çelişki olarak gösterdikleri ayetleri biz zorlayarak mucize olarak mı yansıtıyoruz?
4- Yoksa İslam dini çoktan rafa kalktı da biz cennet vaadi için mi hâlâ tutunuyoruz?
5- Benim bu hayatta en çok istediğim şey , inandığım dine şüphesiz inanmak. Tam teslimiyet namaz kılmak, kuran okumak, dini kitaplar okumak istiyorum ama o şüphe duygusu beni yiyip bitiriyor. Septik oldum galiba.
6- Her ne kadar İslam'ın hak olduğua deliller var olsa bile derinlerden gelen bir ses " Ya dinsizler haklıysa , ya onlar zorlamayıp doğruyu bulduysa" geliyor.
7- Gün içinde mutlu olduğum anlarda bile bu ses geliyor ve bütün huzurum kaçıyor. Artık hayattan tat almamaya başladım. Asla bunun için namazı bırakmadım ama çok zorlanıyorum bu düşünceler yüzünden.
8- Deizm bana hiç mantıklı gelmiyor ama ateizm ile alakalı acabalarım var. Çok korkuyorum bu acabalarım yüzünden.
9- Bir an önce ölüp kim haklıymış görmek istiyorum.
10- Karşıma dinden çıkmış insanların yorumları geliyor diyorlar ki" bu zamana kadar çok tutundum ama artık yeter diyip dinden çıktım şuanda çok rahatım , özgürlük varmış" diyorlar.
11- Eskisi gibi şüphesiz bir şekilde inanmak, namaz kılıp mutlu olmak istiyorum, hayattan keyif almak istiyorum ,Yaşamak İstiyorum.
12 - Ara sıra camide namaz kılarken içimden bir ses " Ya biz nabıyoruz böyle, bir sürü koyun Bir tanrıya tapıyor. Allah neden övülmek istesin ki , Allah neden böyle bir şey (namaz kılmak) istesin ki " bunları söylüyor.
13- Artık eskisi gibi şüphesiz şekilde inanmak istiyorum İnşallah o günler tez vakitte gelir. Bazen bu düşüncelere dalarken boğulma hissi geliyor bağırıp " Yeterrr artık" demek istiyorum.
14- Şuan da bunu yazarken ağlıyorum bu şüphe ne kadar kötü bir şeymiş ya.
15- Artık onlar ( dinsizler) gibi düşünmeye başladım. Kuran'da anlatılan kıssalar , masal gibi gelmeye başladı.
16- Kur'an'ın vahiy sürecinde bir olay üstüne inen ayetlerde şüpheli olmaya başladım. Açıklamak gerekirse ( mesela Hz Muhammed in akrabalarını toplayıp peygamberliğini açıklayınca Ebu Lehebin inkar etmesi ve bunun üzerine Tebbet Suresi inmesi gibi)Yani, sanki o ayetler Hz Muhammed in düşüncesi gibi düşünmeye başladım.
Bu kardeşinize yardım edin, tavsiye verin, kafam allak bullak oldu. Kurtuluş hocam, Serpil Ablam , Kemal abim ve diğer arkadaşlar bu kardeşinize birşeyler söyleyin.
Biraz uzun oldu içimi dökmek istedim. Lütfen sonuna kadar okuyun .
Dostum benim de arkadaşlarımın çoğu dinsiz ben de bazen düşünüyor acaba ben mi aptalım? Ama onların delil getirememelerini ve adeta sadece yalanlayarak kendi ideolojilerini desteklediklerini görünce gülüp geçiyorum. Bana göre Kuran'da bilimsel tefsir arayacağız diye çok fazla gereksiz aramamıza gerek yok evet Kuran'da bilimsel olaylar vardır fetüs aşamalarının kronolojik bir şekilde Kuran'da verilmesi Kur'an'ın Allah'ta. Olduğuna kanıttır ve bu müslüman olmaya gayet yeterdir. Hz Muhammedin hayatı da başlı başına kanıttır Kuranı baştan sona Hz Muhammed bu ayetleri kendi iyiliği için uydursa böyle söyler miydi diyerekten okursan Kur'an'ın Hz Muhammed tarafından yazılmadığı gayet belli oluyor mesela kıssalar anlatılırken Hz Muhammedin o dönemdeki bir zorluğa atıfta bulunularak Hz Muhammedin psikolojisi yapılıyor ve tavsiye veriliyor mesela o balık sahibi gibi olma deniyor burada balık sahibinden kasıt yunus peygamberdir ve yunus peygamber kavmine çok üzülüp çok kızıp erkenden ayrılmıştır ve Allah, Hz Muhammedin de öyle yapmasını istemiyor Allah Kuran'da hz Muhammed'i bile uyarıyor yoldan çıkmaması için eğer kendi yazmış olsaydı bu tarz ayetler olmazdı en büyük örnek abese süresi ve kalem suresidir Kur'an'ın her yerinde hz Muhammedin müsriklerin teklifine uymaması gerekildiği soylenir bu adam kendisine niye öğütte bulunsun ki? Hele Hz Muhammed okuma yazmayı bilmiyor, hayatında şiir yazmamış bir adam ve Kur'an edebi açıdan o dönemdeki ve şuandaki herkesden üstte bir kaynak yani eğer Kur'an'ın edebi tarzını gören kâfirler şairi tanıyamamışsa bu kuran o dönemdeki hiçbir şair tarafından yazılmadığı anlamına gelir çünkü biz nasıl necip fazilin tarzını biliyorsak o dönemde şairlere çok önem veren Araplar kuranı yazan insanı bilmeliydi ama kuran Allahın kitabı olduğu için kimseye atıfta bulunulmadı. Mesela Kuran'da bal arısı dışı çekimiyle çekimlenir 1400 yıl önce bal arısının dışı olduğu bilinebilir miydi? Kuranın degistirilmis olduğuna dair hiçbir kanıt yok ve değiştirilmediğine dair net deliller var bu kitaba inanmamak akıl kârı değil İslam her türlü dinden daha üstün bir din Hristiyanlık değiştirilmiş olmasina ve adam akıllı ahlak kurallarına bağlı olmayan çelişkili bir din olmasına rağmen dünya üzerindeki popülasyonu çok yüksek hala... Hele Hz Muhammed zaten hadislerde diyor ahir zaman insanının dinlerden yüz çevirecegini çok da abartmaya gerek yok sen kendine bak yeter.
@rayzen0, güzel oğlum (neden bilmiyorum, erkek olduğunu düşünüyorum.) Ben de senin satırlarını okuyunca ağladım, başka bir şey gelmedi elimden.
Bazılarınızda vesvese canavarı ile verdiğiniz savaşı görüyorum. Bir hoca vesveseyi salıncağa benzetmişti. Bir Hakka, bir batıla sallanan bir salıncak. Hak tarafına gelince sükun bulduğun ama bu sükûnetten bile şüphe duyduğun, batıl tarafına gelince içinin karardığı koca bir salıncak.
Dilimde seni bu salıncaktan indirecek sihirli sözlerim yok. Bir tek Kerim Kitap var. O ise size sihirli bir dünya sunmaz. Çalışıp çabalama ister. Başkasından değil, Rabbinden ders al, der. Eğer vakit ayırıp Arapça'ya başlasan ve ayetleri Rabbinden dinlesen çölde serin bir vaha bulmuş gibi ferah hissedeceksin. Ayetlerin Arapçasında değişik bir tat var. Fonetiği bile insana kendini iyi hissettiriyor.
Benim ömrüm Kitab ile geçiyor. Ben öyle kuru kuruya bir görüşe bağlı kalan bir insan olmadım hiç. Mesela mealler beni rahatsız etti ama ne zaman Kitab'a başvursam, meallerin hatalı olduğunu gördüm.
Beni fiziksel olarak hiç tanımıyorsun, beni sözlerimden tanıyorsun. Ben sana sözlerimde hiç mucize vaat etmedim. Sen benden hiç mucize beklemedin. Sen ne sorduysan bildiğim kadarıyla cevap verdim. Sen sadece sorularının cevabını bekledin benden. Eğer bağlamdan kopmadan sana cevaplar verdi isem beni ciddiye aldın, konu ile alakasız cevaplar verdiysem, önemsemedin.
Ama iş Kitab'a gelince O'nun her aklı aciz bırakacak mucizelerle seni inanmak zorunda bırakmasını istiyorsun. Öyle olsaydı cevapları önceden yazılmış kağıdın bir köşesine adını soyadını yazıp kağıdı teslim ederdin, sınıfı geçerdin. Bunun tadı olmaz, bu insan aklına gerek bırakmaz, bu kul olma şerefini yok eder.
Tanrıtanımazlık bir alternatif değil ki, bunun için acabalar yaşayasın. Bütün delillere arkanı dönmek bir duruş bile değil. Bugün Amerika'da yaşanan okul baskınını dinlemişsindir. Eğer bir gün ateizm gerçekten kazanırsa tüm insanlık kaybedecek. O çocukları sadece canı istiyor diye öldüren ve sonra da öldürülen o katili yargılayacak hiç bir kuvvet yok demektir bu. Yaptığını yaparken yaşadığı ruh hali ile hayattan alacağını almış, kendine göre '27 sefilin de sefaletine son vermiş' olarak bir ateist için oldukça doğru bir şey yapmış olacaktır.
Bana göre sorun varsa, Allah'ın var olup olmadığı değil, hangi dinin O'nu doğru tanımladığıdır. İslam'dan şüphe duyulabilir, diğer dinlere bir bakılabilir, onların 'nerden geldim, neden varım, neden aklım var, neden bir Yaratıcı olduğu fikrini kafamdan çıkaramıyorum, neden sevgi var, neden sanat var' sorularına önermeleri incelenebilir. Buna varım. Ama kendiliğinden olma işi bana ters.
Biliyorum, bunlar seni rahatlatmayacak, kendini daha iyi hissettirmeyecek. Ama burada en azından senin durumunda olan insanların bu savaşı atlattıklarını, gönüllerinin zamanla mutmain olduğunu okuyorsun. Okumaya, sormaya, secdelerde ağlamaya devam et. Rabbim bu yolda hidayete eren kullarından eylesin, bizlere de sana eşlik etmeyi lütfeylesin. Amin.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
@serpilyucel amin güzel insan. Çok teşekkür ederim.
Dediğim gibi işte bir insanın ateist olması için bu güzel dini ve bu muhteşem kitabı reddetmesi lazım. Bu sayfadan öğrendiğim kadarıyla bu kitaptaki mucizeler ve diğer öğretiler olsun bana çok mantıklı geliyor ama neden onlara ( dinsizlere) mantıksız geliyor ki?
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Bir insan neden cennet vaad eden bir dine inanmaz ki ? Burda yine demek istediğim 4. Maddede yazdığım olaya geliyor.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Bir insan neden cennet vaad eden bir dine inanmaz ki ? Burda yine demek istediğim 4. Maddede yazdığım olaya geliyor.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Bir insan neden cennet vaad eden bir dine inanmaz ki ? Burda yine demek istediğim 4. Maddede yazdığım olaya geliyor.
Hayır 4. maddeye gitmiyor olay. Çünkü,
Sadece Allah rızası için;
* Bir fakire yardım etmemiş,
* Bir arkadaşının derdi ile dertlenmemiş,
* Oruç tutup iftar etmemiş,
* Huşu ile alnı secdeye gitmemiş,
* Gece herkes ve her şey uyuduktan sonra seccadesinde göz yaşı dökmemiş,
* El açıp dua etmemiş,
* Rabbim sen varsın ve birsin derken 'nefsim kimseden korkma-çekinme, sen tek ve bir olan, kendisinden yüce hiç bir varlığın olmadığı bir Yaratıcı'nın himayesindesin' dememiş,
insan cenneti bu dünyada yaşamadığı için hakiki cenneti tam olarak kavrayamaz da ondan.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
Selamün Aleyküm Hocalarım.
Bugün bende olan çok çok büyük bir sorunumu paylaşacağım. Aslında sorundan ziyade aklımda sorular var.
1- Müslüman nüfus neden bu kadar azaldı. Çevremde "Allah" diyen birisini duyunca çok seviniyorum artık. Genç kesimde dinsizlik neden arttı ?
Öncelikle hidayet Allah'ındır.Buna vesile olan şeylerin başı bilgi kirliliğidir ayrıca kişinin imanının kalkanı namaz ve zikrdir.
2- Bir insan nasıl sonsuz cehennem tehdidine karşı korkusuz olur? Ya gerçekten de İslam'ın olayını çözüp terk etmişler ya da çok aptallar.( Biri ikisi aptal olsa neyse de aralarında çok zeki olanlar, doktor profesör olanlar da var)
Olayın aslını çözdüklerini sanmaları bu olaya vesile oluyor diye düşünüyorum.Şimdi ben size oldukça mantıklı bir şeyi çarpıtarak çok saçma bir şekilde söylesem siz benim çarpıttığım şeyin dayanağını ciddiye almadan direkt kestirip atarsınız.
3- Bende şöyle bir algı oluştu: Genç kesim araştırmayı sorgulamayı seviyor ve bu yüzden dinden çıkıyor. Bazen düşünüyorum acaba biz müslümanlar mi zorluyoruz bu din için? Onların bilimsel çelişki olarak gösterdikleri ayetleri biz zorlayarak mucize olarak mı yansıtıyoruz?
4- Yoksa İslam dini çoktan rafa kalktı da biz cennet vaadi için mi hâlâ tutunuyoruz?
Bunlara delil yoksa veya örnek davranış, boşver direkt.
5- Benim bu hayatta en çok istediğim şey , inandığım dine şüphesiz inanmak. Tam teslimiyet namaz kılmak, kuran okumak, dini kitaplar okumak istiyorum ama o şüphe duygusu beni yiyip bitiriyor. Septik oldum galiba.
Vesvese dönemi geçmiyor en azından benim için, ara sıra gidiyor sadece lakin bana oldukça fazla şey kattı bunlar, yeni bilgili insanlarla tanıştım öğrenmem gereken şeyleri listeledim, yeni hedeflerim oldu.Bu arada vesveselerimle mücadele etmeyi öğrendim neredeyse Elhamdülillah.Kalbimi rahatsız edecek bir şey pek olmuyor sadece kafam meşgul olabiliyor.Sana bu konuda verebileceğim tavsiyeler
Sabırlı olmak
Bilgi doğru mu değil mi kontrol etmek
Araştırmak
İslam'ın delillerine karşı gelebilecek iddiaları düşünmek ve kendine göre yanıtlamak.
6- Her ne kadar İslam'ın hak olduğua deliller var olsa bile derinlerden gelen bir ses " Ya dinsizler haklıysa , ya onlar zorlamayıp doğruyu bulduysa" geliyor.
Hiç bir temele dayanmayan vesveseleri düşünmeyi bırak, karşına buna dair kanıt niteliği taşıdığını düşündüğün bir şey gelirse tenkid edersin.
7- Gün içinde mutlu olduğum anlarda bile bu ses geliyor ve bütün huzurum kaçıyor. Artık hayattan tat almamaya başladım. Asla bunun için namazı bırakmadım ama çok zorlanıyorum bu düşünceler yüzünden.
Kardeşim ben kitap okurken bile en alakasız yerlerden islam aleyhine itirazlar geliyor, düşünebiliyor musun dostoyevski okuyorum 😀 yapman gereken şey temeli varsa düşünmek ki genelde temelsiz oluyor.Temeli olanlar çok başını ağrıtır ama başka çare yok, ileriki zamanlarda seyrekleşir ve hayatınla bir bütün haline gelir.(Kendi tecrübelerime göre konuşuyorum)
8- Deizm bana hiç mantıklı gelmiyor ama ateizm ile alakalı acabalarım var. Çok korkuyorum bu acabalarım yüzünden.
9- Bir an önce ölüp kim haklıymış görmek istiyorum.
Bazen bana da oluyor.
10- Karşıma dinden çıkmış insanların yorumları geliyor diyorlar ki" bu zamana kadar çok tutundum ama artık yeter diyip dinden çıktım şuanda çok rahatım , özgürlük varmış" diyorlar.
Ben öyle yazdıklarını görünce soruyorum niye çıktın dinden diye komik komik şeyler diyorlar, hiç korkma sor direkt.Kafana takılırsa burada kardeşlerin var sorabilirsin.
11- Eskisi gibi şüphesiz bir şekilde inanmak, namaz kılıp mutlu olmak istiyorum, hayattan keyif almak istiyorum ,Yaşamak İstiyorum.
...
12 - Ara sıra camide namaz kılarken içimden bir ses " Ya biz nabıyoruz böyle, bir sürü koyun Bir tanrıya tapıyor. Allah neden övülmek istesin ki , Allah neden böyle bir şey (namaz kılmak) istesin ki " bunları söylüyor.
Allah'ın ne istediğini neden istediğini o bildirmediği sürece kim bilebilir?
13- Artık eskisi gibi şüphesiz şekilde inanmak istiyorum İnşallah o günler tez vakitte gelir. Bazen bu düşüncelere dalarken boğulma hissi geliyor bağırıp " Yeterrr artık" demek istiyorum.
Vesveseleri süzgeçten geçirmen gerek dediğim gibi.
14- Şuan da bunu yazarken ağlıyorum bu şüphe ne kadar kötü bir şeymiş ya.
Dayan kardeşim dayan daha çok yolun vardır bu yolda inşAllah.
15- Artık onlar ( dinsizler) gibi düşünmeye başladım. Kuran'da anlatılan kıssalar , masal gibi gelmeye başladı.
16- Kur'an'ın vahiy sürecinde bir olay üstüne inen ayetlerde şüpheli olmaya başladım. Açıklamak gerekirse ( mesela Hz Muhammed in akrabalarını toplayıp peygamberliğini açıklayınca Ebu Lehebin inkar etmesi ve bunun üzerine Tebbet Suresi inmesi gibi)Yani, sanki o ayetler Hz Muhammed in düşüncesi gibi düşünmeye başladım.
Temellendirmesi olmayan vesveseyi ciddiye alma, herkes temelsiz konuşabilir.
Bu kardeşinize yardım edin, tavsiye verin, kafam allak bullak oldu. Kurtuluş hocam, Serpil Ablam , Kemal abim ve diğer arkadaşlar bu kardeşinize birşeyler söyleyin.
Biraz uzun oldu içimi dökmek istedim. Lütfen sonuna kadar okuyun .
Rabb'inin kelimesi doğruluk ve adaletçe tamdır. O'nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, yalnız yalan söyleyip dururlar.
Rabb'in, yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
Enam 6/115-117
Ey Vahdet! Sonsuz deniz!Dalgalanan sensin.Dalgaların çokluğu içinde görünen yine sensin.Kendine bin yüzbin çeşit isim vermişsen de, gökyüzü,felekler yalnız sensin, sen! İnsanın gözü dikkat ve titizlik...
@serpilyucel ben elhamdülillah bu dediklerini yapıyorum ama derinlerden gelen bir ses Ya biz Allah'ı kendimiz yarattıysak(haşa) Ya kendi oluşturduğumuz bir Tanrıya tapıyorsak. Ya aslında böyle bir zat yoksa.
Bu içimdeki " Ya" sözcüğünden nefret etmeye başladım. Vallahi artık şunu diyorum kendime. Bir an önce öleyim de gerçeği göreyim.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Senin bu yaşadıklarının büyük bir kısmını yakın zamanlara kadar ben de yaşıyordum. Aynı senin gibi aklen bazı konulara ikna olsam da kafamın içindeki belirsizlikler beni yiyip bitiriyordu. Ancak zamanla azaldı ve şimdi de hâlâ kafamda sorular olsa da o eski yoğun duyguları yaşamıyorum. Bir de o soruların hep var olmaya devam edeceğini, silik ve cılız bir şekilde olsa da var olmaya devam edeceğini öğrendim ve tecrübe ettim. Peki nasıl azaldılar dersen? İlim, tevekkül ve sabırla kardeşim. İlim öğrenmeden yaptıkların hep havada kalıyor. Çünkü doğuş anında ve sonrasında bile bir "bilme, anlamlandırma" süreci hep peşinden sürükler seni. İnsan doğduktan sonra ilim tahsil etmeye başlar esasen. Farkında ol veya olma. Bu böyledir. Çocukken dahi etrafını tanımaya yani bilmeye arzuludur insan. Kısaca hayat bir tanıma, bir bilme ve idrak etme sürecidir. Çünkü gelişimiz bunu gerektiriyor. Yani insan ölesiye kadar merak edecek. Tahkiki imana erişsen, mutmain olsan bile soruların devam edecek. O yüzden senin "her şey tam olmalı", "kusursuz olmalı", "her şeyi bütünüyle kavramalıyım", "hiçbir gedik noktası kalmamalı" tarzındaki yaklaşımın doğru değil. Her şeyi tam manasıyla kavramak zorunda değilsin. Şu an bu yaklaşım sana zor geliyor fakat zamanla bu yaklaşımın daha sağlıklı olduğunu anlayacaksın. Eğer kafandaki soruların cevap bulmasını istiyorsan bazı şeyleri göze alman, acı çekmen lazım kardeşim. Aksi takdirde bunun semeresini toplayamazsın. Örneğin üç dört sene önce biraz sonra anlatacağım şahsi tecrübelerimden sonra, bu işin öyle olmayacağına karar vererek dinimin kitabının dilini öğrenmeye karar vermiştim. Bir başlangıç ve ilk adım olarak. Çünkü eğer bu yola girmişsem bazı sıkıntılara katlanmak zorundaydım. Taşın ve taşların altına elimi koymak zorundaydım. Zira dürüstçe olan davranış buydu. Çünkü insanların çoğu bilmeden yaşıyordu dinini. Eğer gerçekten nüfuz etmek istiyorsam bir yerden başlamalı idim. Ben de oradan başladım ve Allah yolumu kolaylaştırdı. Arapçayı öğrendikçe (hâlâ da öğreniyorum) kavrayışımın ve anlayışımın daha da farklılaştığını gördüm. Ayetlerin benim kalbime indiğini gördüm. Manaların benim kalbime aktığını gördüm. Müfessir ve meal yazarlarının birçok çam devirdiğini de gördüm. Çünkü bu bana ilimle öğretilmişti. İlim olmadan bu işin olmayacağını o zaman daha iyi anlamıştım ve şimdi bu düşüncem daha da perçinleniyor.
Geçtiğimiz haftalarda @zeyneppp arkadaşımız kafasındaki sorulardan ötürü sınava girmemeyi bile düşündüğünü söyledi mesela. Bu da son derece yanlış bir yaklaşım. İnsan sıkıntılı anında sadece yaşadığı olaya odaklanırsa debelenip durur. Oysa işine gücüne bakmalı, normal hayatına devam etmeli, farklı meşgaleler edinmeli insan. Kaçmak kişiyi daha duyarlı hâle getirir.
Şimdi senin ne yaşadığını çok iyi anlıyorum. Küçük bir kelime, cümle veya bir olay dahi algılama biçiminden ötürü seni çok çabuk etkileyebiliyor. Hayal dünyanda ve zihninde sızı uyandırıyor. Fakat güzel haber, bunları buradaki ve dışarıdaki çoğu insanın da yaşayıp atlatmış olduğu. Şu an yaşadığın süreç seni beynine kilitliyor ve hiç geçmeyecekmiş zannediyorsun. Bir tek kendin yaşadığın yanılgısına kapılıyorsun. Fakat süreç böyle işlemiyor kardeşim. Yanlış algılar ve birtakım düşüncelerle gelen rahatsızlık hisleri doğru bilgilerle zamanla sönüyor. Rahat ol yani. Hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Çünkü bizim kodlarımızda yok bu.
Birkaç sene önce aklıma hücum eden düşünceler karşısında ben de bir zaman ateistlerin yaptığı gibi o soruları bastırmayı denedim. Kendimi bu sorulardan "azad" etmek, kaçmak istedim. Böylece rahat yaşayacağımı, bütün sorumluluklardan kurtulacağımı zannetmiştim. Şükür ki öyle değilmiş.
Bir süre böyle yaşadım. Amaçsız, başıboş, keyfîliğin ön plana çıktığı, her türlü varoluşsal soruyu dışlayan bir hayattı. Tek yaptığın hayvanlar gibi tüketmekten başka bir şey olmuyor. Her şeyi tüketiyorsun. Sadece maddi şeyler değil. Düşünce ve duygular da dahil... aklına gelebilecek her şeyi sadece ve sadece tüketiyorsun. Ancak şükür ki fıtri kodların senin o kaçtığın ve seni kendine çeken soruları önüne her defasında koyuyor. Kaçamıyorsun. En temel sorular yine zihnine hücum etmeye başlıyor. İnsan bir sınava dahi bir amaç uğruna çalışırken bu dünyada da bir amaç uğruna varım öyleyse diyor. Sınava çalışmanın gayesi, bizatihi sınava çalışma eyleminin kendisi değil, sınavı kazanmak ise öyleyse benim burada bulunmamın anlamının da burada değil de buradan ötelere bakan bir anlamı olmalı diyor insan. Her gece ve gündüz gökyüzüne baktığın zaman tepede gördüğün o iki büyük cisim hep bir düzen içerisinde, bir yörünge üzerinde ilerliyor. Onların bir düzen içerisinde ilerlemesi için hiçbir sebep yok ! Ama ilerliyorlar. Hiç yollarını şaşırmıyorlar. İlerliyorlar. Bıkmadan sıkılmadan, inatla yüzüyorlar da yüzüyorlar. Bunların bir sebebi olmalı diyor insan. Yoksa tek başlarına bir an dahi hareket etselerdi şu an bütün kâinatın fesada uğraması gerekirdi diyor insan. Çiçeğe bakıyorsun. Kışın ölüyor. Bahar geldiğinde ölü olan bitki tekrar diriliyor. Ey bitki ! Senin dirilmen için hiçbir sebep yok. Sen niye bu kadar güzel diriliyorsun diyor insan. Bunu kendin yapamazsın. Çünkü senin bunu yapabilecek zerre kuvvetin yok, maddeden ibaretsin. Öyleyse neden bu kadar güzel diriliyorsun ey bitki! Diyor daha sonra insan. Demek ki senin dirilmen için mutlaka bir sebep olmalı... Her gün doğan ve batan güneşin, ayın ve pencerenin önündeki bitkinin aklı yok. Aklı olmayan bu cisimler, maddeden ibaret olan bu cisimler, iradesi olmayan bu cisimler niye bir düzene tâbiîler? Çünkü onların aklı ve iradesi yok. Neden bu nizam onlarda var, her şeyden önce neden bu cisimler, bu ruhsuz, bilinçsiz cisimler hareket ediyorlar. Onların kendi içinde bunu yapabilme kudreti yok çünkü akılsızlar, şuursuzlar, iradesizler ! Peki insan öyle mi ? İnsanda neden irade var ? Neden insanda akıl var ? Neden insan kainat üzerine ve daha önemlisi kendisi üzerine tefekkür edebiliyor? Demek ki insanın diğer canlılardan bir farkı olmalı diyor insan. Çünkü benim aklım var, şuurum var, iradem var. Bu gerçeklere göz yumarak yaşayan insanlar varsa bu beni neden ilgilendirsin? Bu onların sorunu. Ya deve kuşu misali kafalarını kuma, toprağa gömüp hayvanlar gibi hatta hayvanlardan da beter bir şekilde yaşayacaklar ya da insan olduklarını hatırlayıp o en temel ve insani sorulara gözlerini açacaklar. Çünkü hayvanlar vazifesini yapıyor. İnsansa kendine bahşedilen akıl gibi bir nimeti devre dışı bıraktığı ve O'na ihanet ettiği için hayvanlardan bin derece daha ahmak ve sefil olacak ! Onlar bunu tercih ediyorsa banane ! Bu onların sorunu. Ben bu en temel ve insani sorulardan kaçmadığım için İNSANIM ! Çünkü ben İNSANIM ! Ben bu dikenli ve acı veren yola çıktığım ve bu yolda sabrettigim için İNSANIM. Onlar buna göz kapıyorsa banane! Onlar yük altına girmekten imtina ediyor, çekiniyor, korkuyor ve reddediyorsa banane ! Ben kendimden mesulüm. Çünkü ben farklıyım. Çünkü ben akledebiliyorum. Çünkü benim iradem var. Çünkü ben varoluşum üzerine tefekkür edebiliyorum. Başkası bunu yapmıyorsa banane ! Hep söylüyoruz. ateistler bunu göremiyor mu değil, ateistler bunu görmek istemiyor, bunu dışlıyor demeliyiz. Yani bir tercihte bulunuyorlar. Kendilerine kazık atan bir tercih ama. Onlar bile bunu dert etmezken senin bunu gözünde büyütmen çok absürt.
@kemal çok güzel tevekkül etmişsin. Allah razı olsun
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:
Ebu Zerr'in Buhari'de gelen bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın bi'set (peygamber olarak gönderildi) haberi Ebu Zerr Radıyallahu Anh'e ulaşınca, kardeşi (Üneys')e: "Devene bin! Şu vadiye (Mekke'ye) git! Kendisini peygamber zanneden ve semadan haber geldiğini söyleyen şu adam hakkında bana bilgi edin, sözlerini dinle ve bana getir!" dedi. Kardeşi gidip, Mekke'ye vardı. Onun sözlerinden dinledi. Sonra Ebu Zerrin yanına döndü ve şu bilgiyi verdi: "Onu gördüm, insanlara güzel ahlakı emrediyordu, (insanlara getirdiği) kelam da şiir değil." Ebu Zerr (kardeşinin anlattıklarını tatminkar bulmayarak), kardeşine: "Arzuladığım kadar merakımı gideremedim!" dedi. Azık hazırladı. İçerisine su olan dağarcığını yüklenip yola çıktı. Mekke'ye geldi. Mescide uğrayıp Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı kolladı. Esasen O'nu tanımıyordu. Doğrudan sormayı da uygun görmedi. Böylece birkaç gece geçirdi. Tutup (bir kuytuya) yattı. Derken Ali Radıyallahu Anh onu görüp, bir yabancı olduğunu anladı. Onu görünce takip etti. Bu ikisinden hiçbiri diğerine herhangi bir şey sormadı. Bu suretle sabaha erdiler. Sonra kırbasını ve azığını Mescid'e taşıdı. O gün de öyle geçti ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı akşama kadar göremedi. Bunun üzerine yattığı yere döndü. (Az sonra) Ali Radıyallahu Anh ona uğradı ve adama: "Yerimi öğrenme zamanı gelmedi mi?" dedi. Böylece Ebu Zerr'i kaldırdı ve beraberinde götürdü. (Ebu Zerr onu geriden takip etti.) Birbirlerine hiçbir şey söylemediler. Üçüncü güne ermişlerdi. O gün de aynı şekilde hareket ettiler. Ali onu beraberinde ikamet ettirdi. Ve: "Seni bu memlekete getiren sebebi bana söylemez misin?" diye sordu. Ebu Zerr: "Bana yardımcı olup yol göstereceğin hususunda ahd-u misakda bulunur (kesin söz verir)sen açıklarım!" dedi. Ali söz verdi, o da açıkladı. Ali dedi ki: "O haktır ve Allah'ın Resulüdür. Sabah olunca peşimi takip et. Ben, senin hakkında korktuğum bir şey görürsem, sanki su döküyorum gibi doğrulurum, değilse yürümeye devam ederim. Böylece girdiğim yere sen de girinceye kadar beni takip et!" Ali böyle yaptı. O da onu takip edip geldi. Ali, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın yanına girdi. O da onunla birlikte içeri daldı. Resulullah'ın sözünü dinledi ve anında müslüman oldu. Resulullah kendisine: "Hemen kavmine don. (Gördüklerini) onlara haber ver. Emrim sana gelinceye kadar (orada kal)" ferman etti. Ebu Zerr de: "Nefsim elinde olan Zat'a yemin olsun, ben de haberi onlar arasında bağırarak söyleyeceğim!" dedi. Oradan çıkıp Msecid'e geldi. Yüksek sesle: "Eşhedu en-la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah!" dedi. Halk üzerine atılıp, onu iyice dövdüler, canını pek yaktılar. Derken Abbas Radıyallahu Anh gelip üzerine kapanarak (mani oldu). "Yazık size! Bunun Gıfarlı olduğunu, Şam'a giden tüccarlarınızın yolunun oradan geçtiğini bilmiyor musunuz?" diyerek onu ellerinden kurtardı. Ebu Zerr, ertesi günü aynı şeyi tekrarladı. Mekkeliler, üzerine atılıp tekrar dövdüler. Yine Abbas üzerine kapandı ve onu kurtardı. (Ravi der ki): "Bu, Ebu Zerr el-Giffiri'nin müslüman oluşunun başlangıcı oldu."
Kaynak : Buhari, Menakıbu'l-Ensar 33, Menakıb 10
Ebu Zerr (ranh)ı bu kadar araştırmaya ve şehir değiştirmeye sevk eden ne idi ? Ne için bunu yapmış olabilir ve nasıl bir sebep ki kardeşinin söylediğine tatmin olmadığı hâlde Nebi aleyhisselamın yanına girer girmez biraz sonra Müslüman oluyor ve halkın arasında büyük aşk ve şevkle ihtidasını cümle âleme duyuruyor ? Bu nasıl bir sebeptir ki insanı bir anda başka bir hâletiruhiyeye sokuyor. Demek ki söylenen sözlerdeki doğruluk, ilahi güç ve Nebi aleyhisselamın ahlâkı Ebu Zerr (ranh)i öylesine cezbeye getiriyor ki böyle mecnun bir hâlde sahrada dolaşır gibi dolaşmaya başlıyor. Demek ki mesele "söz"ü anlama meselesi. Öyleyse biz de kitapla doğrudan muhatap olarak oradaki sözü incelediğimiz ve mucizeleri gördüğümüz zaman Hz. Ebubekir ve Ebu Zerr (r.anhüma) den anlama ve tasdik etme noktasında bir farkımız kalmamış oluyor.
Arapçayı öğrendikçe (hâlâ da öğreniyorum)
Kemal kardeşim çok güzel anlatmışsın, bu yolda olan gençlere senin deneyimin ışık tutacaktır.
Bu kadar yazının arasında 'Arapça öğrendikçe' sözüne takılmam da tamamen algıda seçicilik. Aklını yanına alarak Kitab'ı çalışan ve birazcık olsun Arapça bilen 3-5 insanın dahil olduğu küçük bir grup arayıp duruyorum. Bu grup bazı ayetlere verilen mealleri incelesin, bu inceleme ile hem Arapçalarını ilerletsin hem de meali, metni ile tam uyuşmayan ayetlere geliştirebiliyorlarsa kendi meallerini getirsinler istiyorum. Mesela bir ayet gerekiyorsa aylarca çalışılsın filan. Ama bu grubun çalışmasını herkes okuyamasın, vesvese düşmanı var malum.
@kurtulusberzan Forumda böyle sadece bazı üyelere açık bir alt başlık olabiliyorsa böyle bir başlık olmasını çok isterim.
Gönderen: @rayzen0
ben elhamdülillah bu dediklerini yapıyorum ama derinlerden gelen bir ses Ya biz Allah'ı kendimiz yarattıysak(haşa) Ya kendi oluşturduğumuz bir Tanrıya tapıyorsak. Ya aslında böyle bir zat yoksa.
Bunu düşünüyorsan;
* Rabbim sen varsın ve birsin derken 'nefsim kimseden korkma-çekinme, sen tek ve bir olan, kendisinden yüce hiç bir varlığın olmadığı bir Yaratıcı'nın himayesindesin'
bunu ikna olarak yapamamışsın demektir.
Hayatımdan bir örnek vereyim. Evvel zaman içinde bir gün haksız yere tayinim çıktı, şok oldum. Eşimin tayini çıkamaz, çocuklar küçük, annem yeni vefat etmiş, yalnız kalan bir kardeşim var, bana muhtaç. Etrafımdan bu durum duyulunca bizi seven bir ahbabımız bir siyasetçiden bir kart almış, bize getirdi, masanın üzerine koydu. Genel Müdürlüğe git, filancayla görüş, kartı ver, yardımcı olacak dedi. Kartı değil elime almak bakamıyorum bile. Herkes yattıktan sonra masanın başına gittim. Karta baktım ve kendime dedim ki: "Hiç kimse bu yola keyfinden baş vurmuyor, herkes kendini bir çıkmazda hissedince bu yanlış yola tevessül ediyor ve bu yol herkes yapınca mübah oluyor. Eğer sen şimdi zoru görünce bu yanlış yolu seçersen, kime güvenmiş olacaksın?"
Ertesi gün internette bulduğum bir örneğe uygun dilekçe yazdım, adliyeye gittim, dava açtım, müsterih bir şekilde hayatıma devam ettim. Üç ay sonra yürütmeyi durdurma, iki ay sonra da görevime iade kararım çıktı.
Yani demem o ki biz namazlarda koyun gibi kendi yarattığımız bir Yaratıcı'ya eğilip doğrulmuyoruz. Biz, bizi Yaratan ve sadece kendisine güvendiğimiz zaman mutmain olduğumuz Allah'a, bağlılığımıza nefsimizi talim ettiriyoruz. Yoksa tüm mahlukat başını secdeden bir an kaldırmasa Yaratıcı'ya ne katabilir.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com