
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Bir ayette "Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. Mearic 4) diyor. Adamın bir şöyle demiş:
Cebrail vahiy getirirken 50.000 yıl mı geçiyor? O halde iki vahiy arası 50.000 yıl olması gerekir. Gözlemlenebilen evren 46 milyar ışık yılı. Cebrail ışık hızıyla gitse kaç bin yılda çıkabilecek bizim evrenden.
ilk olarak gün kelimesi bildiğimiz gün kelimesi değil aşağıda çok güzel bir yazı var okumanızı tavsiye ediyorum ayrıca din ve mitolojiyi okumamanızı tavsiye ediyorum adamlarım sümer kaynakları kitabının aynısı bende var adamlar kendileri metin uydurmuş cidden rezil insanlar
İlk olarak bu ayet muhtemelen kıyamet ile ilgili. Çünkü kıyamet gününün 50 bin yıl süreceği ile ilgili hadisler var ve ayetin öncesi kıyametle ilgili.
İkinci olarak, ayette fi kelimesi geçiyor. Bu içinde demek. Yani 50 bin yıllık bir günün içinde. Bir salise de olabilir bu. Bilemeyiz.
“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)
Az önceki yanıtım bu soruya giriş olarak okunmalı, o yüzden buraya yapıştırıp bu sorunuzu onun altında cevaplayayım:
Öncelikle bir ayette meleklerin kanatları olduğu haber veriliyor ama ışık hızına kanatları vasıtasıyla ulaşıyorlar diye anlamıyoruz ki biz. Bunu ancak çarpıtmak isteyen ateistler anlar. örneğin desem ki insanlar bacakları olan varlıklardır. Sonra başka yerde desem ki Türkiye'den Amerika'ya 12 saatte gidiyorlar. Buradan ne anlarsınız? Bacakları var ama Amerika'ya 12 saatte bacaklarıyla gitmiyorlar, uçarak gidiyorlar.
İşte ayeti birbiriyle kaynaştırıp akıl oyunu kurmak da militan ateistlere mahsus bir akıl çeldirme. Kanatları var o halde bizim günümüzle 50.000 senelik yolu kanatları ile alıyorlar gibi bir şey.
Bir ateist de buna benzer bir şeyi sosyal medyada yazmıştı. Bir bayan da ona cevaben çok mantıklı bir cevap vermişti. Demişti ki zaman melekler için iki ucu boru gibidir. Bizler zamanın iki boyutu içinde düz bir yüzeyde hareket ederken, melekler o borunun içinde aşağı ve yukarı çıkabilirler, yani zamanı üç boyutlu kullanabilirler. Sadece ileri geri değil zamanın derinliğini de kullanıp bizim 50.000 senemize denk gelecek işi bir gün gibi halledebilirler.
Aslında göreceliğin temel prensibi de bu. Fakat Einstein bile meseleyi zamanın üçüncü boyutu ile açıklayamadı. Evet bence de bizler zamanı iki boyutlu yaşarken zamanın üç boyutlu yaşanması göreceliği doğuruyor. İlgili yazım şurada:
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2018/08/45-goklerin-ve-yerin-6-gunde-yaratilmasi-ne-demektir/
Şimdi vahiy 50.000 yılda mı geliyor sorusuna geçelim.
"Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir. Mearic 4)
Burada insanların zamanı ile meleklerin göreceli zamanı kıyaslanıyor. Melekler vahiy almak üzere bir günlüğüne gitse gelseler evet 50.000 sene geçer ama meleklerin ayeti almasının bir gün sürdüğünü söylemiyor bu ayet. Bir günü kıyaslamak için söylemiş. Yani melek eğer bir salise içinde vahyi alıp getiriyorsa Dünya'da da ona göre bir vakit geçmiş olur. Buradan tersine hesap yapmak lazım. Eğer melek Dünya zamanıyla bir gün arayla gelmişse vahiy aldığı yere gidip gelmesi bize göre kaç salise sürdü?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Hocam ben tam anlamadım. Ayette O'na(ki muhtemelen Allah'ın huzuruna) 50.000 bin yıllık bir günde çıkarlar diyor. Yani Allah ile yer arasındaki mesafeyi almaları 1 gün sürüyor. Bizde ise 50.000 yıl geçmiş oluyor. O halde vahiy için de 50.000 yıl geçmiş olmaz mı? Neden 1 salise diyoruz?
“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)
Anlaşıldı kardeşim örnek vermeden bu mesele tam anlaşılmıyor. O halde örnekle anlatayım, muhtemelen makale de yapabilirim.
Dedik ki bizim 50.000 senemiz ile meleğin hızının karşılaştırılması orandır. Yani orantı yöntemiyle gerçek değer bulunur. Şöyle:
50000 yılımız---------->1 gün ise
1 günümüz------------->x gündür.
Burada x gün meleğin süresini hesaplar. 50.000 gün 18.250.000 gün eder. O halde orantı problemlerindeki içler dışlar çarpımı ile sonuç 1/18.250.000 gün eder. Bunu salise olarak hesaplayabilirsin. Saliseden bile daha küçük bir rakam çıkar. Yani bize vahiy bir gün sonra geldiyse biz onu 1 gün olarak algılarız ama melek onu bir salisenin altında algılar. Bu zamanın göreceliğinden kaynaklanıyor. Zamanın göreceliği zor bir konu biliyorum. Bu yüzden en çok zaman sorularını anlatmakta zorlanıyorum ama zamanın göreceliğini biliyorsanız işimiz kolaylaşıyor.
Bir örnekle daha açıklayayım. Örneğin bir araca çarpışma testi yapacağız ve 50 metrelik bir yoldan aracı getirip saatte 50 km hızla çarpıştırdığımızı söyledim. Şimdi bir adam dese ki bu araç bir saat gitmiştir. 50 km gitmiş sonra çarpışma olmuştur. hayır, böyle olmadı. Saatte 50 km derken sadece hızını belli etmek için orantısal olarak saatte 50 deriz. Bu, bir saat gittiği veya 50 km gittiği anlamına gelmez. Araç sadece 50 metre gitmiştir. Buradan yukarıdaki orantı problemindeki gibi yazar ve içler dışlar çarpımı yaparsanız aracın ne kadar süre gittiğini bulabilirsiniz. Şöyle:
50 km yolu------------------->1 saatte alıyorsa
50 m yolu---------------------> X saatte alır.
kilometreyi metreye çevirirsek 50 km 50.000 metre eder. İçler dışlar çarpımı yaparsak sonuç 50/50.000 çıkar. Buda 1/1000 eder. O halde araç bir saatin binde bir kadar süre yol almıştır.
Yani 50 km hızla giden bir araçtan söz edince siz bir saat gittiğini anlamazsınız. Gittiği mesafeye göre hesaplarsınız ve 50 metreyi sadece bir saatin 1/1000 'lik bir süresinde kat ettiğini anlarsınız.
Aynı şekilde meleklerin ne kadar zamanda vahiy alıp geldiğini bulmak için yukarıda verilen orantıyı kullanırsınız ve meleğin bir gün sonra gelmesinin ona göre sadece günün 1/18.250.000 gibi kısa bir süresinde gerçekleştiğini anlarsınız.
Bu göreceli zaman karmaşık gelebilir. Bunun için Einstein'ın özel görelilik kuramını anlamanız gerekir. Bunu şu aşağıda linkini verdiğim yazıda anlatmıştım. Hatta 50.000 senemizin bir güne eşit olması için ışık hızının kaçta kaçı hızla gidilmesi gerektiğini Einstein'ın formülleriyle hesapladım.
Yani melek eğer solucan deliği gibi borudan ışık hızının belirttiğim kadar hızlarına ulaşarak giderse bize göre bir gün gelen bir ayrılık ona göre sadece 1/18.250.000 gibi gelir. melek anında vahyi alıp geldiğini hisseder. Bu ayetler aslında Einstein'dan önce zamanın göreceli olduğunu haber veriyor. İnanılmaz bir mucizeye imza atıyor. Şimdi anlaşıldı mı?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Şimdi anladım hocam. Yani bu vahyi almaları 1 gün sürseydi bize göre 50.000 yıl geçecekti. Allah razı olsun.
“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)
Senden de kardeşim.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Anlaşıldı kardeşim örnek vermeden bu mesele tam anlaşılmıyor. O halde örnekle anlatayım, muhtemelen makale de yapabilirim.
Dedik ki bizim 50.000 senemiz ile meleğin hızının karşılaştırılması orandır. Yani orantı yöntemiyle gerçek değer bulunur. Şöyle:50000 yılımız---------->1 gün ise
1 günümüz------------->x gündür.Burada x gün meleğin süresini hesaplar. 50.000 gün 18.250.000 gün eder. O halde orantı problemlerindeki içler dışlar çarpımı ile sonuç 1/18.250.000 gün eder. Bunu salise olarak hesaplayabilirsin. Saliseden bile daha küçük bir rakam çıkar. Yani bize vahiy bir gün sonra geldiyse biz onu 1 gün olarak algılarız ama melek onu bir salisenin altında algılar. Bu zamanın göreceliğinden kaynaklanıyor. Zamanın göreceliği zor bir konu biliyorum. Bu yüzden en çok zaman sorularını anlatmakta zorlanıyorum ama zamanın göreceliğini biliyorsanız işimiz kolaylaşıyor.
Bir örnekle daha açıklayayım. Örneğin bir araca çarpışma testi yapacağız ve 50 metrelik bir yoldan aracı getirip saatte 50 km hızla çarpıştırdığımızı söyledim. Şimdi bir adam dese ki bu araç bir saat gitmiştir. 50 km gitmiş sonra çarpışma olmuştur. hayır, böyle olmadı. Saatte 50 km derken sadece hızını belli etmek için orantısal olarak saatte 50 deriz. Bu, bir saat gittiği veya 50 km gittiği anlamına gelmez. Araç sadece 50 metre gitmiştir. Buradan yukarıdaki orantı problemindeki gibi yazar ve içler dışlar çarpımı yaparsanız aracın ne kadar süre gittiğini bulabilirsiniz. Şöyle:
50 km yolu------------------->1 saatte alıyorsa
50 m yolu---------------------> X saatte alır.kilometreyi metreye çevirirsek 50 km 50.000 metre eder. İçler dışlar çarpımı yaparsak sonuç 50/50.000 çıkar. Buda 1/1000 eder. O halde araç bir saatin binde bir kadar süre yol almıştır.
Yani 50 km hızla giden bir araçtan söz edince siz bir saat gittiğini anlamazsınız. Gittiği mesafeye göre hesaplarsınız ve 50 metreyi sadece bir saatin 1/1000 'lik bir süresinde kat ettiğini anlarsınız.
Aynı şekilde meleklerin ne kadar zamanda vahiy alıp geldiğini bulmak için yukarıda verilen orantıyı kullanırsınız ve meleğin bir gün sonra gelmesinin ona göre sadece günün 1/18.250.000 gibi kısa bir süresinde gerçekleştiğini anlarsınız.
Bu göreceli zaman karmaşık gelebilir. Bunun için Einstein'ın özel görelilik kuramını anlamanız gerekir. Bunu şu aşağıda linkini verdiğim yazıda anlatmıştım. Hatta 50.000 senemizin bir güne eşit olması için ışık hızının kaçta kaçı hızla gidilmesi gerektiğini Einstein'ın formülleriyle hesapladım.
Yani melek eğer solucan deliği gibi borudan ışık hızının belirttiğim kadar hızlarına ulaşarak giderse bize göre bir gün gelen bir ayrılık ona göre sadece 1/18.250.000 gibi gelir. melek anında vahyi alıp geldiğini hisseder. Bu ayetler aslında Einstein'dan önce zamanın göreceli olduğunu haber veriyor. İnanılmaz bir mucizeye imza atıyor. Şimdi anlaşıldı mı?
Hocam ayette direk 50 bin yıllık 1 günde giderler diyor bu 1 günün tamamını kapsamaz mı? Neye göre bu günün içindeki saliselerden bahsediyoruz? Ayette 1 günde çıkabilmektedirler ve bu dünya zamanına göre 50 bin yıl sürer diyor biz bu neye göre saliseleri sayıyoruz?
Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
Duha suresi 3. Ayet
Anlaşıldı kardeşim örnek vermeden bu mesele tam anlaşılmıyor. O halde örnekle anlatayım, muhtemelen makale de yapabilirim.
Dedik ki bizim 50.000 senemiz ile meleğin hızının karşılaştırılması orandır. Yani orantı yöntemiyle gerçek değer bulunur. Şöyle:50000 yılımız---------->1 gün ise
1 günümüz------------->x gündür.Burada x gün meleğin süresini hesaplar. 50.000 gün 18.250.000 gün eder. O halde orantı problemlerindeki içler dışlar çarpımı ile sonuç 1/18.250.000 gün eder. Bunu salise olarak hesaplayabilirsin. Saliseden bile daha küçük bir rakam çıkar. Yani bize vahiy bir gün sonra geldiyse biz onu 1 gün olarak algılarız ama melek onu bir salisenin altında algılar. Bu zamanın göreceliğinden kaynaklanıyor. Zamanın göreceliği zor bir konu biliyorum. Bu yüzden en çok zaman sorularını anlatmakta zorlanıyorum ama zamanın göreceliğini biliyorsanız işimiz kolaylaşıyor.
Bir örnekle daha açıklayayım. Örneğin bir araca çarpışma testi yapacağız ve 50 metrelik bir yoldan aracı getirip saatte 50 km hızla çarpıştırdığımızı söyledim. Şimdi bir adam dese ki bu araç bir saat gitmiştir. 50 km gitmiş sonra çarpışma olmuştur. hayır, böyle olmadı. Saatte 50 km derken sadece hızını belli etmek için orantısal olarak saatte 50 deriz. Bu, bir saat gittiği veya 50 km gittiği anlamına gelmez. Araç sadece 50 metre gitmiştir. Buradan yukarıdaki orantı problemindeki gibi yazar ve içler dışlar çarpımı yaparsanız aracın ne kadar süre gittiğini bulabilirsiniz. Şöyle:
50 km yolu------------------->1 saatte alıyorsa
50 m yolu---------------------> X saatte alır.kilometreyi metreye çevirirsek 50 km 50.000 metre eder. İçler dışlar çarpımı yaparsak sonuç 50/50.000 çıkar. Buda 1/1000 eder. O halde araç bir saatin binde bir kadar süre yol almıştır.
Yani 50 km hızla giden bir araçtan söz edince siz bir saat gittiğini anlamazsınız. Gittiği mesafeye göre hesaplarsınız ve 50 metreyi sadece bir saatin 1/1000 'lik bir süresinde kat ettiğini anlarsınız.
Aynı şekilde meleklerin ne kadar zamanda vahiy alıp geldiğini bulmak için yukarıda verilen orantıyı kullanırsınız ve meleğin bir gün sonra gelmesinin ona göre sadece günün 1/18.250.000 gibi kısa bir süresinde gerçekleştiğini anlarsınız.
Bu göreceli zaman karmaşık gelebilir. Bunun için Einstein'ın özel görelilik kuramını anlamanız gerekir. Bunu şu aşağıda linkini verdiğim yazıda anlatmıştım. Hatta 50.000 senemizin bir güne eşit olması için ışık hızının kaçta kaçı hızla gidilmesi gerektiğini Einstein'ın formülleriyle hesapladım.
Yani melek eğer solucan deliği gibi borudan ışık hızının belirttiğim kadar hızlarına ulaşarak giderse bize göre bir gün gelen bir ayrılık ona göre sadece 1/18.250.000 gibi gelir. melek anında vahyi alıp geldiğini hisseder. Bu ayetler aslında Einstein'dan önce zamanın göreceli olduğunu haber veriyor. İnanılmaz bir mucizeye imza atıyor. Şimdi anlaşıldı mı?Hocam ayette direk 50 bin yıllık 1 günde giderler diyor bu 1 günün tamamını kapsamaz mı? Neye göre bu günün içindeki saliselerden bahsediyoruz? Ayette 1 günde çıkabilmektedirler ve bu dünya zamanına göre 50 bin yıl sürer diyor biz bu neye göre saliseleri sayıyoruz?
Ayette fî geçiyor. Yani bir günün içinde manası olur. Bu günün tamamı da olabilir, 1 salisesi de olabilir.
“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)
Anlaşıldı kardeşim örnek vermeden bu mesele tam anlaşılmıyor. O halde örnekle anlatayım, muhtemelen makale de yapabilirim.
Dedik ki bizim 50.000 senemiz ile meleğin hızının karşılaştırılması orandır. Yani orantı yöntemiyle gerçek değer bulunur. Şöyle:50000 yılımız---------->1 gün ise
1 günümüz------------->x gündür.Burada x gün meleğin süresini hesaplar. 50.000 gün 18.250.000 gün eder. O halde orantı problemlerindeki içler dışlar çarpımı ile sonuç 1/18.250.000 gün eder. Bunu salise olarak hesaplayabilirsin. Saliseden bile daha küçük bir rakam çıkar. Yani bize vahiy bir gün sonra geldiyse biz onu 1 gün olarak algılarız ama melek onu bir salisenin altında algılar. Bu zamanın göreceliğinden kaynaklanıyor. Zamanın göreceliği zor bir konu biliyorum. Bu yüzden en çok zaman sorularını anlatmakta zorlanıyorum ama zamanın göreceliğini biliyorsanız işimiz kolaylaşıyor.
Bir örnekle daha açıklayayım. Örneğin bir araca çarpışma testi yapacağız ve 50 metrelik bir yoldan aracı getirip saatte 50 km hızla çarpıştırdığımızı söyledim. Şimdi bir adam dese ki bu araç bir saat gitmiştir. 50 km gitmiş sonra çarpışma olmuştur. hayır, böyle olmadı. Saatte 50 km derken sadece hızını belli etmek için orantısal olarak saatte 50 deriz. Bu, bir saat gittiği veya 50 km gittiği anlamına gelmez. Araç sadece 50 metre gitmiştir. Buradan yukarıdaki orantı problemindeki gibi yazar ve içler dışlar çarpımı yaparsanız aracın ne kadar süre gittiğini bulabilirsiniz. Şöyle:
50 km yolu------------------->1 saatte alıyorsa
50 m yolu---------------------> X saatte alır.kilometreyi metreye çevirirsek 50 km 50.000 metre eder. İçler dışlar çarpımı yaparsak sonuç 50/50.000 çıkar. Buda 1/1000 eder. O halde araç bir saatin binde bir kadar süre yol almıştır.
Yani 50 km hızla giden bir araçtan söz edince siz bir saat gittiğini anlamazsınız. Gittiği mesafeye göre hesaplarsınız ve 50 metreyi sadece bir saatin 1/1000 'lik bir süresinde kat ettiğini anlarsınız.
Aynı şekilde meleklerin ne kadar zamanda vahiy alıp geldiğini bulmak için yukarıda verilen orantıyı kullanırsınız ve meleğin bir gün sonra gelmesinin ona göre sadece günün 1/18.250.000 gibi kısa bir süresinde gerçekleştiğini anlarsınız.
Bu göreceli zaman karmaşık gelebilir. Bunun için Einstein'ın özel görelilik kuramını anlamanız gerekir. Bunu şu aşağıda linkini verdiğim yazıda anlatmıştım. Hatta 50.000 senemizin bir güne eşit olması için ışık hızının kaçta kaçı hızla gidilmesi gerektiğini Einstein'ın formülleriyle hesapladım.
Yani melek eğer solucan deliği gibi borudan ışık hızının belirttiğim kadar hızlarına ulaşarak giderse bize göre bir gün gelen bir ayrılık ona göre sadece 1/18.250.000 gibi gelir. melek anında vahyi alıp geldiğini hisseder. Bu ayetler aslında Einstein'dan önce zamanın göreceli olduğunu haber veriyor. İnanılmaz bir mucizeye imza atıyor. Şimdi anlaşıldı mı?Hocam ayette direk 50 bin yıllık 1 günde giderler diyor bu 1 günün tamamını kapsamaz mı? Neye göre bu günün içindeki saliselerden bahsediyoruz? Ayette 1 günde çıkabilmektedirler ve bu dünya zamanına göre 50 bin yıl sürer diyor biz bu neye göre saliseleri sayıyoruz?
Ayette fî geçiyor. Yani bir günün içinde manası olur. Bu günün tamamı da olabilir, 1 salisesi de olabilir.
Bende böyle düşündüm ama 1 gün içinde kelimesi yine o günün tamamını kapsamaz mı?
Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
Duha suresi 3. Ayet
Bende böyle düşündüm ama 1 gün içinde kelimesi yine o günün tamamını kapsamaz mı?
Benim söylediğim yorumun nesi yanlış geldi? Hz. Musa örneği gayet güzel bir örnek değil mi? Demek ki Allah, kullarıyla her yerden iletişime geçebiliyormuş. Bu durumda Cebrail'in her seferinde Allah katına çıkmasına gerek yok bence. Hayır Allah katına çıkıp nasıl vahiy aldığını düşünüyoruz Cebrail'in??
"Yasin 78: Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor."
Bende böyle düşündüm ama 1 gün içinde kelimesi yine o günün tamamını kapsamaz mı?
Benim söylediğim yorumun nesi yanlış geldi? Hz. Musa örneği gayet güzel bir örnek değil mi? Demek ki Allah, kullarıyla her yerden iletişime geçebiliyormuş. Bu durumda Cebrail'in her seferinde Allah katına çıkmasına gerek yok bence. Hayır Allah katına çıkıp nasıl vahiy aldığını düşünüyoruz Cebrail'in??
Cebrail a.s neden dünyada bulunmak yerine evrenin herhangi bi yerinde bekleyip insin ki? Zaten onun için çok kısa bi süre oluyor.
Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
Duha suresi 3. Ayet
Cebrail a.s neden dünyada bulunmak yerine evrenin herhangi bi yerinde bekleyip insin ki? Zaten onun için çok kısa bi süre oluyor.
Dostum, Cebrail'in tam olarak nerede olduğunu bilmiyorum. 🙂 Yani haddimi aşmamak için "(Örneğin) evrenin 1-2 katmanı arası bir yerde duruyordur." dedim. Koskoca evren, belki de biz görmesek de meleklerle ve bilmediğimiz, göremediğimiz canlılarla tıka basa doludur evren, olamaz mı?
Hz. Musa da vahiy almak için kutsal Tuva vadisine gitmemiş miydi?
Naziat 16:
Hani, Rabb'i ona kutsal vadi Tuva'da seslenmişti!
"Yasin 78: Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor."