Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

Kuranda bigbang yal...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Kuranda bigbang yalan mı

 Enes
(@muhammet120)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 27
Konu başlatıcı  

Selamün aleyküm  kuranda bigbang yok diyenler kaynakları taberin tefsiri : Gökler birbirine yapışıktı, yağmur yağdırmıyordu; yer de yapışıktı, bitki bitirmiyordu. Allah gökleri yağmurla, yeri de bitki ile yarıp ayırdı (yağmura ve bitkiye elverişli hale getirdi)  Kuranda bigbang var mı ?


   
Alıntı
(@sahabe)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 33
 

Hadis mi yoksa Taberinin kendi fikri mi? 


   
CevapAlıntı
 Enes
(@muhammet120)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 27
Konu başlatıcı  

    burdakiler kuranda öyle birşeyin olmadığını diyorlar


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Bu konuyu açıklamıştık:

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2020/08/kuranda-evrenin-genislemesi/

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
Katılım : 57 sene önce
Gönderiler: 0
 

Aleykümselam değerli kardeşim 

Öncelikle o sözün bir hadis olmadığını düşünüyorum. Büyük ihtimal taberinin kendi yorumudur ama ben yanlılşhatırlamıyorsam İbni Abbas hazrtlerinin yorumu idi yazdığın. Yorumun kime ait olduğu önemli değil. Her alim kendi dönemine göre yorumlamıştır ayeti. O dönemde Big Bang olayı bilinmediği için müfessirler böyle bir yorumda bulunmuş olabilirler ama ne onların ne de bizim yorumlarımız Kuran' ın kendisi değildir. 


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Kuran'da göklerden bahsederken bazen atmosfer kast ediliyor bazen tüm evren. Bunun hakkında ilerde detaylı bir post yapacağım. Göklerin yerlerden ayrılması atmosferle alakalı bir konu. Bunu da daha önce anlatmıştım:

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2018/08/56-kuran-gogu-dusmekten-koruruz-diyor-peki-bilim-ne-diyor/

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
 Enes
(@muhammet120)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 27
Konu başlatıcı  

Teşekkür ederim herkese


   
CevapAlıntı
Katılım : 57 sene önce
Gönderiler: 0
 

B u ayette ratq kelimesi geçmektedir. Ratq kelimesi şu manalara gelir: "iç içe iken"; "kapalı kütle"; "arasına girilemeyen". [7]

Kelime anlamı düşünüldüğünde göklerin ve yerin (Evrendeki her şeyin) bir zamanlar bitişik olduğu, arasına nüfus edilemeyecek kadar bitişik olduğu net olarak görülür. Göklerde neler vardır? Milyarlarca galaksi, her bir galakside milyarlarca yıldız, her bir yıldız etrafında birçok gezegen, bu gezegenler etrafında dönen birçok uydu vardır. Hatta evrendeki karanlık madde, karanlık enerji de vardır. Evrende iş başında olan 4 temel kuvvet de bunlara dâhildir. Bu kuvvetler yer çekimi kuvveti, elektro-manyetik kuvvet, zayıf nükleer kuvvet ve güçlü nükleer kuvvettir.

Ayete göre bir zamanlar evrendeki her şey (Dünya'mız buna doğal olarak dahil) arasına girilemeyecek kadar bitişikti. Arasına girilemeyecek kadar anlamı çok önemlidir. Evrende her şeyin ama her şeyin arasına girilebilir. Atomların arasına bile girilebilir. Atomlar parçalanır ve içlerinden proton ve nötron çıkar. Nötron, proton ve elektronlar da parçalanabilir-arasına girilebilir. Evrende arasına girilemeyecek olan, kendisinden daha küçük bir şey olmayan yapı 10-33 cm boyutunda olan sicimdir (string). Bu da bir Planck uzunluğuna denktir.

Evet, gerçekten de inanılması imkânsız gibi ama bir zamanlar tüm evrenimiz ve içindeki her şey (Dünya’mız dâhil) arasına girilemeyecek olan bir mesafede bir Planck uzunluğundaydı ve bitişikti (bir aradaydı).

Kapalı kütle manası düşünüldüğünde evrenin kendi üzerine kapalı olduğunu anlayabiliriz yani daha geniş evreni üretmek için açılan oldukça yoğun ve küçük bir noktaydı. Kâinata ‘رَتْقَيْن’ (ratkeyn) denmesi gerekirken ‘رَتْقًا’ (ratq) deniyor. ‘Ratkeyn’ ayrı iki parçayı ifade ederken ‘ratq’ iç içe geçmiş ve bir tek şeyi oluşturana denilir yani ‘ratq’ tekil bir kelimedir. Basitçe; Gökler ve yer bir bütündü.

Lisan-ul-Arab sözlüğünde karanlık anlamı da verilmiştir. [8] Bu çok dikkat çekicidir çünkü ilk ışın büyük patlamandan sonra ortaya çıkmıştır. [9] Yani evren ilk başta kap karanlıktı. Yine bunu destekleyen İbn Abbas’ın bu ayet üzerine bir rivayeti var. İbn Abbas yer ve göklerin bitişik tek kütle hâlinde oldukları sırada sâdece karanlığın bulunduğunu söyler. [66]

Îbn Kesir’in kendisi bu ayetin tefsirinde göklerin ve yerin başta karanlık olduğunu söylüyor. Yine Râzî En’âm suresinin ilk ayetinde karanlığın ışıktan niye önce zikredildiği sorusuna karanlığın nurdan önce yaratıldığını söyleyerek cevap verir.

Ayette geçen (فَتَقْ) fatq kelimesi ise patlama ile açılma (bursting), fıtıklaşma (hernia), ayırmak (split, seperation), kırılma-yarılma (rupture), yer açmak (open place) anlamlarındadır. [67] ‘Fetk’ Arapça’da ‘ratk’ın zıttı olduğu ifade edilmiştir. [68]

Allah’ın bu kelimeyi seçmesi büyük bir mucizedir. Çünkü bu kelime evrenimizin nasıl oluştuğunu açıklayan büyük patlamayı (Big Bang) işaret etmektedir. Big Bang ile evrenimiz tek bir noktadan büyük şişme ile balonlaştı (fıtıklaştı), mekân ve yer oluştu. İlk önce 4 temel kuvvet birbirinden ayrıldı, daha sonra atom altı parçacıklar oluştu, atom altı parçacıklar da atomları oluşturdu. Yerçekimi kuvveti yardımı ile kara delikler, galaksiler, yıldızlar, gezegenler ve evrendeki her şey oluşmuş oldu.

Dilimizde de kullanılan ‘infilâk’ kelimesi de fetq ile aynı anlamda olan ‘f-l-k’ kökünden, ayrışmaya dayalı patlama, açılma, yarılma, anlamındadır. Aksırma eylemi için de ‘infilâk’ kelimesi kullanılmıştır. [10]

Lanes Lexicon sözcüğü, bu kelimenin temel anlamlarını, ayrılmak için bir araya getirilmiş bir şeyin parçalanması olarak tanımlamaktadır yani bir bütünü ayırma anlamına gelmektedir, mesela bir tohumun filizlenmesi fatq fiili ile ifade edilir “bir bütündü, ayrıldı”. Big Bang’i düşündüğümüzde evrenin uçları bitişik iken hepsi birbirinden ayrılmıştır yani uzaklaşmıştır.

Şimdi bu tohum konusu için iki farklı noktaya değineceğim. BVYA şöyle buyurur: “Evren bilindiği gibi Big Bang açılımından önce bir atomdan bile daha küçük bir boyutta idi, buna tekillik diyoruz, sonra ilk patlama ile birlikte evren açılarak içinde bulunduğumuz uzay kısmındaki parçalarını yani yıldızları, gezegenleri, galaksileri meyve olarak verdi. O halde evrenin en başlangıcındaki o tekillik noktası kimin ise şu andaki evren de aynı Tanrı’nındır. Yani tıpkı bir ağacın ilk tohumunu kim sahiplendi ve ekti ise, o tohumun gelişmiş hali olan koca bir ağacın da o kişiye ait olması gibi. Ağacın dallarının, meyvelerinin, yapraklarının birbirinden bağımsız olduğunun sanılması ve ağaçtaki tekilliği göremeyip farklı meyvelerinin farklı kaynaklara ait olduğunu düşünmek bir saçmalık olduğu gibi tekillikten büyüyen bu evrenin de farklı yıldızlarını, galaksilerini birbirinden bağımsız zannedip farklı kaynaklara vermek saçmalığın uç noktasıdır.” [11]

Bu açıklamadan iki yorum çıkartabiliriz. İlki şöyle: Allah tektir, benzeri yoktur. Ama burada önemli olan şu: Otuzuncu ayetten önceki ayetlerde [22-25] Allah’ın birliğinden bahsediliyor.

İkinci önemli nokta ise şöyle: Buradaki örnek bir tohum ile ifade edilmiş tıpkı ayırdık fiili hakkında verdiğim bilgi gibi.

Râzi’ye göre ‘ratk’ ve ‘fetk’ (bitişme ve ayrışma) olaylarında infilâk sonrası kaos-kargaşaya değil bir düzen ve ahenge işaret edilmektedir. Nitekim bu ifadeler yaratıcının varlığına, O'nun birliğine, kudretine ve ilmine delâlet etmektedir. Hakk Teâlâ, yerle göğü bitişik olarak yaratmış; sonra da yeryüzündekilerin varlıkları ve menfaatleri bakımından, hayatlarını sürdürebilecekleri bir ahenkte gökle yeri birbirinden ayırmıştır. [Râzî, Enbiya 30 tefsiri.]

Râzî’nin bu açıklamasını yirmi ikinci ve yirmi dördüncü ayetler ile sağlamlaştırabiliriz: "Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka tanrılar bulunsaydı kesinlikle yerin göğün düzeni bozulurdu. Demek ki arşın rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir … Yoksa O’ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: "Haydi delilinizi getirin! İşte benimle beraber olanların söylediği, işte benden öncekilerin söylediği!" Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bunun için de inatla yüz çevirirler."

Bilimsel olarak bu bilgi doğrudur evrenin yaratılışına baktığımızda aşamalı bir düzen oluşmuştur. Dört temel kuvvet büyük patlamadan sonra oluşmuştur yani kütle çekim kanunu büyük patlamadan sonra oluştu. Kütle çekim bir kanun olduğuna göre kanun olan yerde düzen vardır.

Yine şunu ekleyebiliriz: Fıtıkta olduğu gibi gökler ve yer birbirlerine bağlı kaldılar. Aralarında çekme kuvvetleri var. Ayrıca onları dengede tutan kuvvetleri merkezkaç kuvveti var veya alıp vermeden doğan kuvvet var. ‘Fetq’ kelimesi bu dengeyi ifade etmektedir.

Ayrılmak fiilinin ne kadar ince seçildiğine biraz daha bakalım: Fatq fatır [En’âm 14] (yok iken var etmek) ile aynı kökten gelir. Allah fatq fiilini seçerek evrenin yok iken var olup ayrıldığına işaret oluyor. Çoğu insan yoktan var etmeyi yok iken var etmek ile karıştırıyor. Evren yok iken var olmuştur yoktan var olmamıştır çünkü yokluktan bir şey oluşamaz. Yokluk boşluk değildir hiçliktir. Hiçlik bizim idrak edemeyeceğimiz bir şeydir, karanlık değildir o boşluktur. Evrende boşlukta var olmuştur.

Bilimsel ve felsefi olarak evren gerçekten yoktan var olmuştur. Termodinamiğin ikinci yasasına göre evrende entropi gittikçe artmaktadır. Eğer evren ezeli ise entropide sonsuz olmalı ama artan bir şey nasıl sonsuz olsun? Yine ezeli bir şeyde insan sonradan yaratılamaz. İnsan ya hep vardı ya da hiç olmamalı çünkü ezeli olan bir şeyden bahsederken önce ve sonradan bahsedemeyiz. Önce ve sonra yoksa insan evren yaratıldıktan sonra var oldu da diyemeyiz fakat bu yanlıştır yani evren ezeli değildir yaratılmıştır. Basitçe zamanın aktığı bir yerde ezeliyetten bahsedemeyiz.

Üçüncü olarak, ezeli bir şey sonsuz özelliğe sahip olup, sonsuz olmalıdır. Ama mesela evrenin ilmi bile yok, genişlemekte yani sonsuz büyüklükte değil vs.

Değineceğim başka bir noktada ayette evren için kullanılan gökler ifadesidir. Kur’an’da gökler kelimesi gök kelimesinden farklıdır. Gökler kelimesinin geçtiği tüm ayetlerde Kur’an evrenden bahsediyor. [12]

Gök kelimesi ise bazen atmosfere işaret için bazen de tüm evren (Dünya hariç tüm evren bunu aşağıda açıklayacağım) için kullanılır. [13] Bu kelimelerin bu anlama geldiğine Kur’an’da başka çok ince bir işaret vardır: Nahl 60. “Peki gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren kim? Biz o suyla, sizin bir tek ağacını bile bitiremeyeceğiniz güzel güzel bahçeler, bağlar yetiştirmekteyiz. Allah’tan başka tanrı mı! Doğrusu onlar yoldan sapmış kimselerdir.”

Bu ayette Allah gökleri yarattığını söyledikten sonra gökten su indirdiğini söylüyor. Gökler kelimesi Kur’an’da atmosfer olarak kullanılsaydı Allah niye bu ayette göklerden indirdik demiyor veya niye oradan suyu indirdik demek yerine tekrar gök kelimesini kullanıyor? Basitçe bu ayet atmosferin bitişik olmasından bahsetmiyor.

İddia: Evrenin yaratılışı ile ilgili ayetlerde gökler ve yer deniliyor. Bu demektir ki Dünya evrenin başlangıcından beri var.

Cevap: Bu iddia yanlıştır. Bunu pek çok şekilde ile açıklayabiliriz. Ben bir bilgisayarı alsam ve onu paramparça etsem. Bir kişi yanıma gelip bu parçaların ne olduğunu sorsa ben ona bilgisayarım olduğunu söyleyerek cevap veririm. Aynı şekilde bu ayette Dünya potansiyel olarak mevcut yani Dünya’yı oluşturan maddeler mevcut olduğu için yer denilmiştir.

Bir hadisle de bunu açıklayalım. Peygamberimizin iyi bilinen bir sözü şöyledir: “Âdem su ile çamur arasında iken ben nebî idim,”

Hz. Âdem yalnızca potansiyel olarak mevcut iken Peygamber efendimiz ona Âdem adı veriyor. Daha da şaşırtıcı bir şekilde, Hz. Muhammed (saw)’in, Adem'in dölü olmasına rağmen kendisinin nebî olduğunu söylüyor ancak kendisi Âdem’den binlerce yıl sonra doğmuştur.

Yine bir âyet ile açıklayalım: İnsan 1. “Gerçek şu ki, insanın yaratılış tarihinde onun henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem gelip geçmiştir.”

İnsan henüz anılan bir şey olmadığı zaman bile Allah bu şeye insan adı veriyor.

Zaten Allah için olan biten her şey aynı anda gerçekleşmektedir. Bu aynı zamanda kıyamet günündeki birçok olayın, bizim bakış açımızdan çok ileride, Kur'an-ı Kerim'de geçmiş zamanda neden atıfta bulunduğuna dair felsefedir.

Birisi cupcakes yapıyorsa un, yumurta, tereyağı ile bir karışım yapar. Bu noktada, kendi başına hiçbir şey olmayan pürüzsüz bir karışım olur. Ama aşçıya ne yaptığını sorarsanız, “Ben kek yapıyorum, göremiyor musun?” der.

Yine çok önemli bir nokta var ki bin dört yüz yıl önce kâinat diye bir kelime yoktu. Kur’an kâinata gökler ve yer ifadesi ile mecazen tüm evrene işaret ediyor. Bunu İbn Abbas bile söylemektedir: “Göklerle yerin zikredilmesi ile kastedilen, alemin tümüdür.” [Kurtûbî, Fatır 1 tefsiri.]

İbn Abbas’ın sözünü, Şuara 23-24 ile destekleyebiliriz: “Firavun "Alemlerin Rabbi nedir?" dedi. [Musa] dedi ki: "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan her şeyin Rabbidir. Eğer 'kesin bilgiyle inanıyorsanız' (böyledir).”

Ayette alemin ne olduğu soruluyor, Hz. Musa “gökler ve yer” diye cevap veriyor. Yani basitçe ayette yer denilme sebebi onun şu anki formda var olduğunu söylemek için değil, tüm evrenin kastedildiğini söylemek için var. [63] Eğer ayette yer denilmese işte o an hata olurdu çünkü sadece gökler denilse Dünya hariç her şey bitişik olmuş olurken gökler ve yer denilerek tüm alem bitişik denilmiştir.

Yine bu ayette yerin başlangıçta bu hale sahip olmadığına başka bir delil ise Kur’an’a göre göklerin Dünya’dan önce yaratıldığına işaret etmesidir. Bunu detaylıca daha sonra işleyeceğiz.

Zâriyât suresinin kırk yedinci ayeti Enbiyâ otuzu tefsir eden bir ayettir: “Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz genişletmekteyiz.”

Âyette geçen ‘mûsiûn’ ism-i fâildir. Arapçada bu kalıp ise şimdiki ve gelecek zaman için kullanıldığından ‘fetk’ yani ayrışma ve genişlemenin devam ettiği anlaşılmaktadır. Big bang çok yüksek dereceye ulaşan bir genişlemedir. Bir genişleme varsa doğal olarak bu demek oluyor ki evren bir noktada başladı yani bu âyette büyük patlamanın Kur’an’da olduğuna dair bir ispattır.

Şimdi eski tefsirlere geçelim: "Ebu Müslim el-İsfehâni şöyle der: "Ayetteki "feth" ile yaratıp ortaya koyma manası kastedilmiş olabilir. Bu tıpkı, "O, göklerin ve yerin fatırıdır" [Fatır, 1] ve "Hayır, sizin Rabbiniz hem göklerin, hem yerin Rabbidir, bunları o "fatr" etmiştir. [Enbiya, 56] ayetleri gibidir. Binâenaleyh Cenâb-ı Allah, yaratmasını "fetk" ile, yaratmazdan önceki durumu da "ratk" ile ifade etmiştir. "Ben derim ki işin özü şudur: Yokluk (adem), sırf yokluktur. Yoklukta, birbirinden ayrılan ve birbirine zıd olan zatlar (varlıklar) ve cevherler yoktur. Aksine hepsi, sanki birbiri içinde, birbirine benzer tek bir şeydirler. Binâenaleyh eşya meydana geldiğinde, varlık ve oluşum tahakkuk ettiğinde, bunlar birbirinden seçilir ve birbirlerinden ayrı olurlar. İşte bu yolla "ratk", yokluk manasına "fetk"i var oluş manasına mecaz kılmak güzel olmuştur." [Râzî, Enbiya 30 tefsiri.]

Ebu Müslim büyük patlamayı bin yıl önce bu ayetten çok güzel şekilde çıkartmaktadır. “Aksine hepsi, sanki birbiri içinde, birbirine benzer tek bir şeydirler” ifadesi tekilliği hatırlatmaktadır. Kendisi de fatq fiilinin yoktan yaratma olduğunu söylemiştir.

"… Veyahut yer, gökcisimlerine bitişik, hepsi bir şeydi. Gök cisimleri ve kütleleri arasında şimdiki çeşitlilik söz konusu olmayıp hepsi de birbirine benzer birer madde idi. Veyahut hepsi başlangıçta var olmamakla ortaktı. Dışta görünen ve farklı özellik gösteren bir varlık değildi. Bunları da şimdiki görünen durumlarından bir fikir edinip ondan delil çıkarmak yolu ile veya duyulup nakledilen bilgiler ışığında bilirler veya bilebilirler. Baksalar ya, öyle iken biz onları koparıp ayırdık. Yok iken yaratıldılar, bir şey iken çoğaldılar. Başlangıçta duman gibi bir madde iken farklı şekiller alıp değişik kütleler oldular. Bir tabiatta kalamayıp değişik karakterlerle çeşitlendirildiler ..." [Elmalılı, Enbiya 30 tefsiri.]

Elmalılı’nın “… Gök cisimleri ve kütleleri arasında şimdiki çeşitlilik söz konusu olmayıp hepsi de birbirine benzer birer madde idi …” ifadesi tekilliği hatırlatmaktadır. “Yok iken yaratıldılar, bir şey iken çoğaldılar” ifadesi ise evrenin yoktan olduğunu bu ayetin tefsirinde olduğunun delilidir. “Başlangıçta duman gibi bir madde iken farklı şekiller alıp değişik kütleler oldular” ifadesi de evrenin ilk baştaki durumunu anlatmaktadır. Evren büyük patlamadan üç yüz bin yıl sonra duman halindeydi. Elmalılı’yı eski tefsirler arasında zikretme sebebim Elmalılı’nın big bang hakkında bilgisi olmamasıdır.

Şimdi modern bir tefsire bakalım: "Göklerin yeryüzünden ayrılması: "Kâfirler gökler ve yeryüzü birbirine bitişik iken onları ayırdığımızı... görmüyorlar mı?" Yani Allah'ın ilâh olduğunu inkâr edenler Allah ile O'ndan başkasına tapanlar Allah'ın yaratıcılık hususunda tamamen bağımsız, idare hususunda yegâne güç olduğunu bilselerdi, Onunla başkalarına tapınmayı veya O'na başka bir şeyi şirk koşmayı nasıl lâyık görürlerdi? Onlar gökler ve yeryüzünün önce parçaları birbirine geçmiş, birbiri üzerine sarılmış, birbirine tamamen bitişik iken sonra bunları birbirinden ayırdığımızı dünya seması ile yeryüzü arasında hava tabakası koyduğumuzu bilmiyorlar mı? İşte güneş, yıldızlar ve yeryüzünün önceleri tek bir parça olduğunu, güneşin önce bir ateş küresi olduğunu ve çok süratli seyri esnasında dünyamız ve diğer gezegenlerin ondan ayrıldığını ispat eden Astronomi bilginleri arasında Sedim Teorisi adıyla bilinen teori de budur.” [69]

Vehbe Zuhayli’nin bahsettiği Sedim teorisi bulutsu (nebula) teorisidir. “Bulutsu teorisi, bilimin ve teknolojinin getirdiği yeni bakış açılarıyla birlikte günümüzde Güneş sisteminin oluşumunu ve aynı zamanda Güneş sisteminde bulduğumuz nesneleri ve onların dağılımlarını en iyi açıklayan teori olarak kabul ediliyor.” [14]

Başka bir yazımda Kur’an’da evrenin sonunu işlemiştim. [15] Bahsettiğim yazıda Kur’an’da evrenin bir tekilliğe çökeceğini anlatmıştım. Âyetlerde Allah ilk sefer nasıl yarattıysa geri öyle iade edeceğini söylüyordu. Bu demektir ki evren ilk başta bir tekillikti. Aynı yazının başlarında "infitar" kelimesinin küçük nesnelerin parçalanmasını kastettiğini söylemiştim. Allah Enbiyâ 30 ve Fatır 1 gibi ayetlerde gökleri ve yeri “fatır” ettik diyor. Bu da evrenin ilk başta küçük bir nesne olduğunu gösterir.

Enbiyâ 30’da iki defa Allah bu ayetlerde inanmak için delil olduğunu vurguluyor bu da ayetin sonradan mucize olarak ortaya çıkacağının başka bir delilidir. Hem dikkat çekici başka bir noktada Allah bunu inkarcılara söylüyor. Bu da demektir bu keşfi onlar yapacak.

كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَا (bitişik idiler biz onları ayırdık): Bu cümlenin ebced değeri 1929’dur. Edwin Hubble 1929’da evrenin genişlediğini teleskobu ile onayladı. Bu da demek oluyordu ki evren bir noktada başladı yani bir büyük patlama oldu. Tevâfuken Kur’an’daki bu olayın anlatımında kullanılan kelimelerin ebced değeri, yukarıdaki buluşun tarihi ile aynı.

İddia: Gökler ve yer ayrılamaz, Dünya hala evrenin içinde nasıl ayrılmış olsun?

Cevap: Detaylı olarak gördük ki bu ayet büyük patlamaya işaret ediyor. Buna dair pek çok ayet, kelime anlamı açıklaması ve tefsir sunduk. Âyetlerin ayırmaktan neyi kastettiğini gördük. Basitçe Enbiyâ 30’un anlamı şudur: "Her şey (alem) birbiriyle bitişik iken, Allah onları bir bütünü nasıl ayırıyorsak yok iken yarattıktan sonra öyle ayırdı, genişletti."

Yani ayette gökler ve yer denmesi onların ikisinin ayrıldığı anlamında olmadığını da söyledim çünkü dediğim gibi o an Dünya diye bir şey yoktu. Kelime anlamlarından çok güzel şekilde tekilliği tarif edildiğini gördüğümüz için buradan da onların ikisinin ayrılmadığını anlayabiliriz çünkü tekillikte her şey birbirine benzerdir, Dünya ve gökler sadece potansiyel olarak vardır. Yine ben gökler ve yer ifadesinin evreni kastetmek için bir deyim olduğunu söyledim, yani gökler ve yer birbirinden değil evren ayrıldı.

Yine de biz yerin göklerden ayrıldığını kabul edelim. Bu hatalı mı? Hayır. Çoğu insan sanıyor ki Kur’an’da gökler kelimesi evren demektir. Fakat bu tam doğru değildir. Gökler kelimesi Dünya hariç tüm evren demektir. Bunu ayetler ile kolayca görebiliriz zaten gökler ve yer denilmesi bunun bir delilidir. Hiçbir ayette Dünya’nın göklerde olduğunun söylenmemesi de buna delildir. Zaten semâ kelimesi yukarı kelimesinden gelmektedir. [70]

Durum böyle iken ayet yine doğru çıkıyor çünkü ayete göre Dünya hariç her şey bir zamanlar Dünya ile bitişikti. Sonrasında ise Allah Dünya’yı yaratarak onu göklerden ayırmıştır. Astronomik teorilere göre, bundan 4,5 milyar yıl önce, Güneş sisteminin gökcisimleri ve yerküre; şimdiki Güneş sisteminin yerinde dönmekte olan nebulanın (yani gaz ve toz bulutumsusunun) içinde bir arada bulunuyorlardı. Çok uzun zaman sonra nebula bulutumsusunun sıkışmasıyla, sıcaklık 1,5 milyon dereceyi bulduğunda, bu bulutumsuda şiddetli patlamalar başlamış, ondan parçalar kopmuştur. İşte Dünya da o kopan parçalardan biridir. [97-98]

Buna göre ayetin manası şöyle olur: Gökler ve yer bir tekillik idi. Allah onları yoktan var edip belirli bir zaman sonra Dünya’yı nebuladan ayırarak yeri göklerden ayırtmıştır.

Basitçe ayette evreni ve Dünya’yı ayırdık denilseydi hata olurdu ama Allah gökleri ve yeri diyor.

İddia: Allah ayette görmediniz mi diyor. Evrenin yaratılışı gözle görülen bir şey değil ki.

Cevap: Kur’an’da “görmek” fiili “bilmek” anlamında pek çok defa kullanılıyor. Mesela Bakara suresinde şöyle geçer: “Görmez misin ki binlerce kişi, ölümden çekinerek yurtlarından nasıl çıktılar da sonra Allah onlara ölün dedi, sonra da diriltti onları. Şüphe yok ki Allah, insanlara karşı ihsân sahibidir ama insanların çoğu şükretmez.” [Bakara 243]

Bu ayet İsrailoğulları’ndan bahsettiği halde yani Peygamberin doğuşundan önce olmasına rağmen Allah Peygambere “görmez misin” diyerek hitap ediyor. Bu ayette görmek fiilinin bilmek anlamında kullanıldığını açık bir şekilde görüyoruz: “Burada "görmek" bilmek anlamındadır.” [83]

Yine pek çok ayette görmek bu anlamda kullanılmıştır. [Bakara 246; 258; …] Enbiyâ otuzda görmenin bilmek anlamında kullanıldığını çok eski müfessirlerde söylemektedir. [71]

Allah Kehf suresinin elli birinci âyetinde zaten göklerin ve yerin yaratılışının insanlar tarafından görülemeyeceğini söylemiştir: “Ben onlara ne göklerin ve yerin yaratılışını ne de bizzat kendilerinin yaratılışını gösterdim. Ben yoldan çıkaranları yardımcı edinecek değilim.”

Yine şöyle de denilebilir: “… bu bilgi mucize olan Kur’ân’da yer almaktadır, dolayısıyla, gözle görülmüş, tanık olunmuş gibi kesinlik arzeden bir bilgi konumundadır.” [72]

Şöyle de anlaşılabilir: “… göklerle yerin bitişik olduğunu ve sonradan birbirinden ayrıldıklarını akıl ile düşünüp anlamak mümkündür.”

Yani ayetteki görme, aklın görmesidir çünkü bu gerçekten böyledir. Büyük patlamanın en büyük delili evrenin genişlemesidir. Bilim adamları da evrenin genişlediği bilgisi ile yola çıkarak büyük patlamayı ortaya çıkartmışlardır. Bu akli bir çıkarımdır.

İddia: Bu âyetin gerçek tefsiri şöyle: “Biz gökleri ve yeri”, birbirine bitişik iken ve aralarında bir boşluk yokken yağmurla ve bitkilerle “ayırdık.”

Cevap: Biz defaatle ayetin büyük patlamaya işaret ettiğini gördük bu yüzden bu ayet hakkında farklı yorumlar zayıftır. Hem başka bir yazımda Kur’an’da bazı âyetlerin sonradan anlaşacağını bilimsel bir yoruma sahip olacağını anlatmıştım. [16]

Şimdi bu âyet yorumunun niye hatalı olduğuna bakalım. Bu yorum gökleri yağmur ile ilişkilendirmektedir. Fakat daha önce söylediğim gibi Kur’ân’da gökler ifadesi asla ama asla atmosfer için kullanılmaz ve hiçbir ayette gökler ve yağmur ilişkilendirmez yani hiçbir ayette göklerden yağmur yağdı denilmiyor.

İddia: Âyette gökler kelimesi kullanılıyor. Bu demektir ki büyük patlama anında evren zaten yedi kat halindeydi, bu nasıl oluyor?

Cevap: İlk başta Kur’an’daki gökler ifadesi yedi kat gök anlamında mı bilmiyoruz. Yani gökler ifadesinden yedi kat zaten vardı anlamı çıkartmak yanlıştır.

İkinci olarak, Arapçada bu konuda çok ince bir detay vardır âdeta bin dört yüz yıl önce bu iddianın geleceği biliniyormuş gibi. Bu incelik şudur: Bitişik için kullanılan kelime müsennalı (iki şey) şekilde gelmiş. Yani gökler çoğul olduğu halde âyette kullanılan fiil çoğul değildir. Bu da göklerin tek bir parçada olduğuna bir delildir.

Üçüncü olarak, Allah bazen gök fiilini gökler olarak kullanılıyor. Mesela Allah hem gökleri yükselttik diyor [Ra’d 2] hem de göğü yükselttik diyor. [Gâsiye 18] Yani demek istiyorum ki gökler bir tek gök olsa bile gökler kelimesi kullanılabilir. Hem bu âyetlerin anlattığı olayda yedi göğün oluşmasından öncedir ama Allah yine de gökler ifadesini kullanıyor.

Dördüncü olarak, Allah gökleri ve yeri yok iken var etti deyince bile gökler kelimesini kullanıyor. Gökler varlık âleminde olmadığı halde nasılda farklı parçalara ayrılsın da yedi gök oluştursun? Bu demek oluyor ki Allah gökler kelimesini yedi gök halinde olmadığı halde kullanabilir. Buna dair daha pek çok örnek verebiliriz.

İddia: Göklerin ve yerin ayrılması mitolojilerde ve Tevrat’ta yazıyor.

Cevap: Kur’an’ın başka metinlerden çalıntı mı olduğu konusunda göğün genişlemesi hakkındaki yazımda buna değinmiştim. [17] Bu yüzden burada bu konuya çok değinmeyeceğim sadece bu metinlerde göklerin ve yerin nasıl ayrıldığının anlatılışını analiz edeceğim.

Yaratılış 1: 1-19. “Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde hareket ediyordu. Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu. Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı gök kubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu. Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu. Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu. Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu. Tanrı şöyle buyurdu: “Gök kubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” Ve öyle oldu. Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gök kubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.”

Bu anlatımda sayısızca hata bulabiliriz. Bu ayetlere göre Dünya büyük patlama önce boş bir alandı. Bu yanlıştır çünkü evren tekillik iken Dünya hala yaratılmış değildir yani üzeri boş bir yer olamaz.

İkinci olarak burada gök ve yer değil gök ve su ayrılıyor.

Üçüncü olarak, bu ayetlerde bahsedilen su yeryüzündeki denizlerin suyudur fakat Kur’an’da durum böyle değildir.

Dördüncü olarak, bu ayetlerden denizlerin toplanıp karanın görünür hale geldiğini çıkartıyoruz. Fakat bu yanlıştır. Yeryüzündeki su gökten meteorit vasıtasıyla inmiştir. Yani sular çekilmemiştir. Yine bu ayetten suların her zaman yeryüzünde olduğu manası çıkıyor. Bu ayetler hem bilim hem de Kur’an ile çelişmektedir. Kur’an’a göre sular gökten inmiştir. [18]

Beşinci olarak, meyveler, bitkiler, mevsimler Güneş’in ve Ay’ın yaratılışından önce oluştuğu söyleniliyor. Bu imkansızdır çünkü Güneş Dünya’nın yaratılışından öncedir. Ay ise herhangi bir canlının yaratılışından öncedir.

Altıncı olarak, Allah Ay’a ve Güneş’e ışık demektedir, sanki aynı cisimlermiş gibi anlatılıyor. Sanki tek fark boyutlarıymış gibi anlatılıyor. Bu hem bilim ile hem de Kur’an ile çelişmektedir. Kur’an Ay’ı Güneş’ten ayırmıştır farklı şeyler olduğunu söylemiştir. [19]

Yedinci olarak, Kur’an’da yaratılış pek çok ayette dağıtılmışken Tevrat’ta ise Eski Ahit’in ilk bölümünde yaratılışın altı gününün kronolojisi bir bölüm halinde kesintisiz bir kıssa halinde anlatılmıştır. Peygamber Tevrat’tan kopya çekse niye Kur’an’daki anlatım dağınıktır? Sonuçta kopyalayınca hepsini bir kere de koyabilirdi.

Sekizinci olarak, Kur’an’da evrenin 6 günde yaratıldığı yazıyor fakat bu günlerin mahiyeti hakkında bilgi verilmez Tevrat’ta ise “sabah oldu, akşam oldu birinci gün” ifadesi geçiyor. Sanki bu ve benzeri ifadeler bunların bizim yerküremizin günlerinin aynısı olduğuna işaret eder bir nitelik arz etmektedir. Peygamber kopya çekse niye bunları kopyalamadı?

Dokuzuncu olarak, Tevrat’ta altıncı günün sonunda insanın yaratıldığı belirtiliyor. İnsanın yaratılışı da ilk altı gün içinde yer alıyor. Kur’an’da insanın yaratılışına ilk altı gün içinde yer verilmez.

Ayrıca önemine binaen şunu da belirtmek gerekir ki: Kitab-ı Mukaddes’te yaratılış olayı sadece hikâye edilmiştir. Üzerinde düşünüp ibret almaya teşvik etme hususunda herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Kur’an-ı Kerim’de yaratılış ile ilgili olarak verilen ayetler yaratılışın önemi ve mükemmelliği üzerinde insanı düşünmeye sevk edecek şekilde yer almıştır. “Düşünenler için ibret vardır”, “düşünüp ibret almaz mısınız?” vb. ibareler yer almıştır. [Ali İmran 191] Ayrıca yaratılışın her bir öğesinin yaratanın büyüklüğüne delalet ettiği de sık sık belirtilmiştir. [Talak 12]

Onuncu olarak, Tevrat’ta Tanrı gökleri yeri yarattıktan sonra dinlendi, yaptığı bütün işini bıraktı şeklinde bir anlatım vardır. Ama Kur’an’da yaratanın dinlendiğine veya işini bıraktığına dair herhangi bir ifade yoktur. Aksine Kur’an’da bu yanlış anlayışı açıkça reddederek şöyle buyruluyor: “Gökleri, yeri ve ikisi arsında bulunanları altı günde yarattık ve bir yorgunluk da duymadık …” [Kaf 38]

On birinci olarak, Kur’an’da göğün yaratılışına pek çok yerde değinilirken Tevrat bu konuda pek çok şey söylememektedir. Kur’an göğün bina edilmesinden, genişletilmesinden, gecesinin karartılmasından, yükseltilmesinden, duman halinde oluşundan, çatlaksız oluşundan vb. bahseder. Tevrat ise yeryüzünün yaratılışına odaklanır ki bu büyük bir eksikliktir. Bu kadar büyük bir evrende zerre kadar değeri olmayan Dünya’yı evrenin yaratılışında en önemli konuma koymak düşünülemez.

On ikinci olarak, Tanrı insanı yarattığı zaman yerden çıkan sular yeryüzünü kaplamış olmasına rağmen hiçbir kara bitkisi yoktu (Göğün ve yerin yaratılış öyküsü: Rab Tanrı göğü ve yeri yarattığında, yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü Rab Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti). [Tekvin 2:4-5] Metnin bundan sonraki kısmı “insanla birlikte Tanrı bir de bahçe yaratır” [Tekvin 2:8] diyerek bu noktayı doğruluyor. Görülüyor ki, yeryüzünde bitki örtüsü insanla aynı zamanda ortaya çıkmaktadır. Oysa bu bilimsel açıdan yanlıştır. Çünkü insan arza ayak bastığında, çok uzun zamanlardan beri yeryüzü bir bitki örtüsünün taşıyıcısı idi. Bu Kur’an ile de çelişir çünkü Allah Bakara 29’da yeryüzündeki her şeyin bizden önce yaratıldığına vurgu yapıyor sonraki ayette ise Adem’in yaratılışından bahsediliyor.

Görülebileceği üzere Kur’an ve Tevrat arasında pek çok fark vardır hem Tevrat bilim ile pek çok noktada çelişmektedir. Tüm bu sebepler Kur’an’ın Tevrat’tan kopya olmadığı sonucunu çıkartır.

Mitolojilerde göklerin ve yerin ayrıldığının yazılma bilgisi doğrudur fakat Kur’an’daki anlatım çok daha kısadır, çelişki barındırmamaktadır ve isabetli şekilde anlatılmıştır. Mitolojilerde ise bu olay hakkında pek çok hatalı detay verilmiştir ve pek çok çelişki barındırmaktadırlar.

Sümer efsanelerinde sudan çıkan şey büyük bir dağdır. Yine sümer efsanesinde gök ile yer başta ayrı idi sonradan birleşti ve bu birleşmeden hava doğdu ve bu hava gök ile yeri ayırdı. [20] Bunlar hatalıdır, evren başta kocaman katı bir şey değildi ve ayrı şeyler değillerdi. Evren sıvı halinde bir tekillikti. Bu tek bilim ile değil Kur’an ile de çelişmektedir çünkü Kur’an’da hem ilk başta ayrı oldukları bilgisi yoktur hem de ayetlerden anladığımıza göre evren ilk başta bir tekillikti yani tekillikten önce ayrı değildi.

Babil mitlerinde Tiamat tanrıçasının bedeni ikiye ayrılarak gök ve yer yaratılmıştır. [21] Burada büyük bir hata vardır çünkü bu anlatıma göre Tiamat sadece ikiye ayrılmıştır fakat büyük patlamaya göre gök cisimlerinin hepsi birbirinden ayrılmıştır. Hem ikiye ayrıldığını söylemek yerin göklerle yaklaşık aynı boyutta olduğunu söylemeye getirir. Şu an bu yazıyı yazarken bile bazı atomlar bedenimden ayrılmaktadır. Fakat kimse benim ikiye ayrıldığımı söylemez. Aynı şekilde evren benim bedenim olsa Dünya o atomdan daha küçüktür bu yüzden Tiamat’ın ikiye ayrılmasından bahsedemeyiz.

İkiye bölme efsanesi Hintlerde [22-23], Azteklerde [24] ve Okyanusyalılarda da vardır. [25] Açıkladığım gibi bu yanlış bir anlatımdır.

Çin’e uzanırsak burada daha çok hata vardır. Göklerin ve yerin her gün üç metre uzadığı söylenilmekte ki bu yanlıştır. [26] Evren ışık hızından daha hızlı bir şekilde genişlemektedir hem de burada yeryüzünün genişlemesi hızı evrenin ki ile eş tutulmuş. Bu tamamen hatalıdır. Yeryüzü bir senede birkaç santimetre genişler evren ise böyle değildir. Ayrışmadan on sekiz bin yıl sonra göklerin atmış kilometre büyüklüğünde olduğu söylenilir ki bu da hatalıdır. [26] Evren büyük patlamadan bir salise sonra bile milyarlarca ışık yılı büyüklüğündeydi.

Evreni temsil eden P’an ku öldükten sonra bu varlığın gözlerinin Güneş’e ve Ay’a dönüştüğü söylenilir. Saçları ise yıldızları oluşturduğu da ifade edilir. [26] Yani Güneş’in kökeni yıldızlarla eş tutulmak yerine Ay ile eş tutuluyor. Bu bilimsel olarak yanlıştır. Ay Dünya’nın bir uydusudur, Güneş ise bir yıldızdır.

Aslında tüm bu benzerlikler tüm bu bölgelere Peygamberin geldiğine delildir. Birbirinden bağımsız farklı kavimler aynı şeyi söylüyorsa bu bilgi doğrudur. Canlılar arasındaki benzer genlerin ortak atadan geldiği çıkarımını yapan ve kesin emin olan insanlar (gayrimüslimler) neden Sümerlerdeki bu benzerliklerin de aynı ortak kaynağın ürünü olduğunu düşünemiyorlar?

Daha önce söylediğim gibi ‘fetq’ kelimesi ‘f-l-k’ kökünden gelir. Bu kökten gelen bir kelime bir sureye adını vermektedir, bu sure Felâk suresidir. Bu surenin ilk iki ayetinde şöyle buyrulur: “De ki: Felak'ın Rabb'ine sığınırım. Yarattığı şeylerin şerrinden.”

Ayetlerde, Allah’ın “yaratılmışların şerrinden kendisine sığınmamızı” emrederken; kendi sıfatlarından değişik bir terkip (Rabbi`l Felak) kullandığı ifade edilmektedir. Felak kelimesinin etimolojik açıdan pek çok manası vardır. Ancak kelimenin tam manası, “birdenbire çatlayıp, şiddetle patlamadan doğan” demektir. Diğer bir tarife göre; ‘infilak ettirilmiş’ anlamına gelmektedir. Yani infilak olayının sonucuna verilmiş bir kavramdır. Felak kelimesi, yarılmak, ortaya çıkmak, şiddetli infilak ile ortaya çıkan nesne anlamlarına gelmektedir.

Kur’an varlıkları tanımlarken büyük patlamadan sonra var olanları ‘felak’ kelimesi ile tanımlıyor. Ayet-i kerimenin en önemli noktası, rab sıfatı ile ‘felak’ kelimesinin sentezidir. Rab sıfatı düzenleme fiziki nizam verme, yetiştirip olgunlaştırma demektir. Allah maddesel evrenin şekillerini (Kâinatın yaratılışını) murat etmiş ve (kün) ‘ol’ emri ile bir patlama yaratmıştır. Sonuçta felaklar, yani patlamadan doğan varlıklar, Allah’ın rab sıfatı ile akıl almaz fiziksel bir bilgisayar nizamına sokulmuştur.

Kaynaklar:

1. İbn Hibbân, Sahîh, thk. Şuayb Arnavut, Müessesetü’r-Risâle, Beyrut, 1993, c. I, s. 76, nr. 79; Taberî, Kurtubî, İbn Kesir, Ayete’l-Kürsî tefsiri; Beyhaki, Esma ve’s-Sıfat, h. no: 861, 862; Kenzu’l-Ummal, h. no: 44158.

2. Anisotropic flow in Xe–Xe collisions at sNN=5.44 TeV - ScienceDirect

3. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S037026931830515X?via%3Dihub;

4. https://www.sciencedaily.com/releases/2018/10/181015113545.htm

5. http://www.sci-news.com/physics/fluid-quark-gluon-plasma-06511.html

6. İsviçredeki Işık: Göğün dalgalanması ve gök cisimlerin yüzmesi (isvicredekiisik.blogspot.com)

7. Dict. and Glos of Quran by Penrice, s. 55; Lanes Lexicon, s. 1027; Celâleyn, Beydâvî, Enbiyâ 30 tefsiri; Taberî, Câmiu’l-Beyân, c. XVI, s. 254.

8. رتق - - The Arabic Lexicon (hawramani.com); Râzî, XXII, 163.

9. Işık Nasıl Oluştu? Nasıl Görürüz? – Gelecek Bilimde

10. Mevdudi Tefsiri, Felak suresi, 1. ayet Tefsiri; Halîl b. Ahmed, Kitâbu’l-Ayn, thk. Mehdî el-Mahzûmî - İbrahim es- Semerrâî, Beyrut 1988, c.1, s. 319.

11. 235# Allah'ın birliğinin delilleri (bilimveyaratilisagaci.com)

12. 'ELSMEVET' ifadesi Kuran'da tarandı - KuranMeali.EU

13. 'ELSMEÙ' ifadesi Kuran'da tarandı - KuranMeali.EU

14. Güneş Sistemi I: Güneş Sistemi ve Oluşumu – İTÜ Astronomi Kulübü (itu.edu.tr)

15. İsviçredeki Işık: Kur'an'da evrenin sonu (isvicredekiisik.blogspot.com)

16. İsviçredeki Işık: Kur'an tefsir edilebilir mi? (isvicredekiisik.blogspot.com)

17. İsviçredeki Işık: Evrenin genişlemesi (isvicredekiisik.blogspot.com)

18. İsviçredeki Işık: Meteorit vasıtasıyla gökten inen su (isvicredekiisik.blogspot.com)

19. İsviçredeki Işık: Kur'an'da Güneş ve Ay (isvicredekiisik.blogspot.com)

20. Kramer, Samuel Noah, Sümer Mitolojisi, s. 83

21. NTV Yayınları, Mitoloji, s. 27.

22. Dick Teresi, Kayıp Keşifler, s.198.

23. Dick Teresi, Kayıp Keşifler, s.199.

24. NTV Yayınları, Mitoloji, s. 391.

25. NTV Yayınları, Mitoloji, s. 457.

26. NTV Yayınları, Mitoloji, s. 331.

27. 103# “Allah gökleri, gördüğünüz direkler olmadan yükseltendir…” ne demektir? (bilimveyaratilisagaci.com)

28. İsviçredeki Işık: Bakterileri kim yarattı? (isvicredekiisik.blogspot.com)

29. İsviçredeki Işık: Kur'an'da Dünya'nın şekli (isvicredekiisik.blogspot.com)

30. Bilim, Erken Evren Sisi Nasıl Temizledi, 2010.

31. Dr. Melik kara, yerkürenin ve atmosferin oluşumu.

32. DERGİ - Okyanuslar nasıl oluştu? - BBC News Türkçe

33. Deepest water found 1000km down, a third of way to Earth's core | New Scientist

34. An ocean of water is found 620 miles below Earth's surface | Daily Mail Online

35. Histoire évolutive des végétaux — Wikipédia (wikipedia.org)

36. Sortie des eaux — Wikipédia (wikipedia.org)

37. Apparition de la vie sur Terre - Vikidia, l’encyclopédie des 8-13 ans

38. Sudan karaya geçiş - Vikipedi (wikipedia.org)

39. Sığır - Vikipedi (wikipedia.org)

40. Sean MacEachern, John McEwan, Alan McCulloch, Andrew Mather, Keith Savin & Mike Goddard, “Molecular evolution of the Bovini tribe (Bovidae, Bovinae): Is there evidence of rapid evolution or reduced selective constraint in Domestic cattle?”, 9 Nisan, 2009. [İnternetten okuma için: Molecular evolution of the Bovini tribe (Bovidae, Bovinae): Is there evidence of rapid evolution or reduced selective constraint in Domestic cattle? (nih.gov)]

41. Camelidae - Wikipedia

42. Carles Lalueza-Fox, Maria Lourdes Sampietro, Jose Castresana & Tomàs Marquès-Bonet, “Molecular dating of caprines using ancient DNA sequences of Myotragus balearicus, an extinct endemic Balearic mammal”, Şubat, 2005. [İnternetten okuma için: Ultrametric tree of Caprinae derived from the cytochrome b... | Download Scientific Diagram (researchgate.net)]

43. Lei Chen, Qiang Qiu, Yu Jiang, …, "Large-scale ruminant genome sequencing provides insights into their evolution and distinct traits", 21 Haziran, 2019. [İnternetten okuma için: Large-scale ruminant genome sequencing provides insights into their evolution and distinct traits | Science (sciencemag.org)]

44. “Bitkilerin Meyveleri ve Hayvanların Ürünleri Bize Neden Güzel veya Tatlı Geliyor? - Evrim Ağacı (evrimagaci.org)

45. Date palm - Wikipedia

46. Yizhen Wan, Heidi R Schwaninger, Angela M Baldo, Joanne A Labate, Gan-Yuan Zhong & Charles J Simon, “A phylogenetic analysis of the grape genus (Vitis L.) reveals broad reticulation and concurrent diversification during neogene and quaternary climate change”, 5 Haziran, 2013. [İnternetten okuma için: A phylogenetic analysis of the grape genus (Vitis L.) reveals broad reticulation and concurrent diversification during neogene and quaternary climate change | BMC Ecology and Evolution | Full Text (biomedcentral.com)]

47. Irene Julca, Marina Marcet-Houben, Pablo Vargas & Toni Gabaldón, “Phylogenomics of the olive tree (Olea europaea) reveals the relative contribution of ancient allo- and autopolyploidization events”, 25 Ocak, 2018. [İnternetten okuma için: Phylogenomics of the olive tree ( Olea europaea ) reveals the relative contribution of ancient allo- and autopolyploidization events | BMC Biology | Full Text (biomedcentral.com)]

48. İsviçredeki Işık: Kur'an'da dağlar (isvicredekiisik.blogspot.com)

49. New Plasma Wave Observations from Earth's Magnetosphere - Eos

50. L. V. Berkner & L. C. Marshall, “History of major atmospheric components”, Haziran, 1965. [İnternetten okuma için: N.A.S. Symposium on the Evolution of the Earth's Atmosphere: HISTORY OF MAJOR ATMOSPHERIC COMPONENTS (nih.gov)]

51. Neil R. Thomson, “Daytime tropical D region parameters from short path VLF phase and amplitude”, 16 Eylül, 2010. [İnternetten okuma için: Daytime tropical D region parameters from short path VLF phase and amplitude - Thomson - 2010 - Journal of Geophysical Research: Space Physics - Wiley Online Library]

52. Havaküre Neden Uzaya Kaçmıyor? | BilimFili.com

53. Dünya Atmosferini Nasıl Koruyor? | TÜBİTAK Bilim Genç (tubitak.gov.tr)

54. P. Sanchez-Bel, I. Egea, M.T. Pretel, …, " Roasting and packaging in nitrogen atmosphere protect almond var. Guara against lipid oxidation", 2 Kasım, 2011. [İnternetten okuma için: Roasting and packaging in nitrogen atmosphere protect almond var. Guara against lipid oxidation - P. Sanchez-Bel, I. Egea, M.T. Pretel, F.B. Flores, F. Romojaro, M.C. Martínez-Madrid, 2011 (sagepub.com)]

55. Ozone layer and ultra-violet radiation | Copernicus

56. Gözlemlenebilir Evren Hiçlikten Nasıl Oluştu? - Kozan Demircan (khosann.com)

57. Çokluevren Oluşturan Enerji Nereden Geliyor? - Kozan Demircan (khosann.com)

58. Evrenin 3 Değil, 11 Boyutlu Olduğunu Savunan Kuram: M Teorisi - Ekşi Şeyler (eksisozluk.com)

59. İsviçredeki Işık: Kur'an'da izafiyet (isvicredekiisik.blogspot.com)

60. Histoire de l'Univers — Wikipédia (wikipedia.org)

61. Cosmic dust – Herschel Space Observatory (herscheltelescope.org.uk)

62. Sweeping up the mystery of cosmic dust | New Scientist

63. Yılmaz, Kâinatın Yaratılışı, s. 239-240; Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, IX, s. 4785.

64. Hans Wehr 4th ed., page 1094 (of 1303).

65. Mukâtil b. Süleymân, et-Tefsiru’l-Kebir, c. 3, s. 76.

66. Îbn Kesir, 11, 506.

67. Arapça-İngilizce sözlük Steingass, page 774 (of 1241).

68. Zebîdî, Tâcu'l-Arûs, c. 26, s. 270; Nesefî, Enbiyâ 30 tefsiri.

69. Tefsirü’l-Münir, cilt 9, s. 41.

70. Râgib El-İsfahâni, Müfredat, s-m-v maddesi.

71. İbn Âşûr, Tahrîr ve’t-Tenvîr, c. XVII, s. 53; Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb, c. XXII, s. 162; Beydâvî, Nesefî, Kurtubî, İbn Cevzî, …, Enbiyâ 30 tefsiri.

72. Keşşâf, c. 4, s. 428.

73. Bina edilme hakkında başka ayetler: Bakara 22; Mü’min 64; Nebe 12; Kâf 6.

74. Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb, c. 27, s. 108.

75. ‘Summe’nin bir de veya ‘ve’ anlamında kullanıldığı başka ayetler: Bakara 51; Ali İmran 111; Maide 93; En’âm 154; Araf 11; Nahl 69; Meryem 70; Furkan 45.

76. İbn Kesir tefsiri, 1, 101; İbn Hişâm El-Ensarî, s. 159.

77. İmam Kastalâni, Mevâhib-i Ledünniyye, s. 9; Mir’at-ı Kâinât, c. 1, s. 10.

78. Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb, c. 27, s. 105.

79. Râzî, Mefâtihu’l-Ğayb, c. 27, s. 105.

80. Tirmizî, Tefsir, 58; Ahmed, Müsned, 11/370.

81. Suyûtî, el-Hey'e, c. 5, 7/b.

82. İbn Âşûr, et-Tahrir ve’t Tenvir, c. 24, s. 246.

83. Vehbe Zuhaylî, c. 1, s. 655.

84. Ebussuud, VIII, 4.

85. El-Mevdudi, V, 322.

86. Neccar, s. 100.

87. İsmail Özdemir, Kur’an-ı Kerim’de Göklerin ve Yerin Yaratılışı ve “Altı gün” Problemi, s. 99-100.

88. Ana Lopes, “NA64 casts light on dark photons”, 22 Haziran, 2019. [İnternetten okuma için: https://home.cern/news/news/physics/na64-casts-light-dark-photons ]

89. Alessandra Filippi, “Searching in the dark: the hunt for the dark photon”, 23 Mayıs, 2020. [İnternetten okuma için: Searching in the dark: the hunt for the dark photon - ScienceDirect]

90. https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0262407913621478

91. Karanlık çağ (teknolojide.com)

92. İnan, Kozmostan Kuantum’a, I, 28.

93. Şimşek, Said, Yaratılış Olayı, Beyan Yay., İstanbul, 1998, s. 11.

94. İbni Kesir, Ebu’l Fidâ İsmail, Hadislerle Kur’ân-ı Kerim Tefsiri, (Çev: Bekir Karlığa-Bedrettin Çetiner), Çağrı Yay., İstanbul, 1993, XI, 2981.

95. Ulutürk, Veli, Kur’ân-ı Kerim’de Yaratma Kavramı, İnsan Yay., İstanbul, 1995, s. 97.

96. El- Mu’cem el- esâsî, s. 252.

97. Aksoy, Süleyman, Kur’ân’ın Bâzı Âyetlerinin Açığa Çıkan Astronomik Mucizeleri, Zenbil Yay., Ankara, 2004, s. 59-60.

98. Nebular hypothesis - Wikipedia

99. Keşşaf, c. 6, s. 1250.

100. Big Bounce — Wikipédia (wikipedia.org)

101. Eleonora Di Valentino, “Shape of the universe: study could force us to rethink everything we know about the cosmos”, 13 Kasım, 2019. [İnternetten okuma için: Shape of the universe: study could force us to rethink everything we know about the cosmos (phys.org)]

102. Yoksa Evren Topaç Gibi Dönüyor mu? - Kozan Demircan (khosann.com)

103. İbni Kesir, Ebu’l Fidâ İsmail, Hadislerle Kur’ân-ı Kerim Tefsiri, (Çev: Bekir Karlığa-Bedrettin Çetiner), Çağrı Yay., İstanbul, 1993, X, 5665.

104. Listening to the Big Bang – in high fidelity (audio) | UW News (washington.edu)

105. zimmer.csufresno.edu/~fringwal/calendar.txt#:~:text=(*) Before April 23 (9.5,at early times than now.

106. Voie lactée : l’âge de notre Galaxie déterminé grâce à des tremblements d’étoiles (futura-sciences.com)

107. Timeline of the early universe - Wikipedia

108. Weinberg, Stephan, İlk Üç Dakika, (Terc: Zekeriyya Aydın- Zeki Arslan), Özyurt Yay., Ankara, 1995, s. 3-9.

109. Bilim ve Teknik Dergisi, Aylık Popüler Dergi, Tübitak Yay., Haziran, 2000, Ankara, XXXIII, 28.

110. https://bilimfili.com/bitki-evrimi-karaya-ilk-cikanlar-bolum-1/


   
CevapAlıntı
 Enes
(@muhammet120)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 27
Konu başlatıcı  

Hepinize teşekkür ederim cevap verdiğiniz için


   
CevapAlıntı
(@oguzhan67)
Katılım : 6 sene önce
Gönderiler: 58
 
Şu kişiden alıntılanmıştır: kurangunlukleri Tarih: 18 Mart 2021, 16:37

Kuran'da göklerden bahsederken bazen atmosfer kast ediliyor bazen tüm evren. Bunun hakkında ilerde detaylı bir post yapacağım. Göklerin yerlerden ayrılması atmosferle alakalı bir konu. Bunu da daha önce anlatmıştım:

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2018/08/56-kuran-gogu-dusmekten-koruruz-diyor-peki-bilim-ne-diyor/

Hocam eger bu ayet sizin dediginiz gibj atmosferden bahsediyor ise burda big bang anlamı çıkmaz o zaman


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Bib bang'a da uyuyor ama asıl kasıt atmosfer diye düşünüyorum.

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı

Başa dön tuşu