
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
@hikayhan kardeşim bu konulara bakış açım benim daha farklı. Bir defa bazı konular, toplum ve şartların değişmesiyle de ilgilidir. Evet Peygamberin eşlerine inen ayetlerin müslüman kadınlara da hitap etmesi doğrudur. Fakat bunu toplum ve şartlar bazında ele alırsan daha iyi çıkarım yapabilirsin. Şimdi Peygamberimizin toplumunda olaylar karışıktı. Yani toplumda karışıklık vardı. Peygambere düşmanlık edenler vardı. Böyle karışıklık dönemlerde kadınların evlerinde oturması bence de daha iyidir ama normal şartlarda kadınların sadece zaruret durumu olduğunda dışarı çıkabilir anlayışı da normal gelmiyor bana. Bir müslüman kadın ne kadar kendini geliştirirse o nispette evine,eşine,çocuklarına ve topluma faydalı olur. Sadece evde oturup temizlik ve ibadet yapmakla akıl geri kalır. Müslüman kadınlar kendilerini her anlamda ve her alanda geliştiremezlerse o toplum diğer toplumlardan daha geride kalacaktır. Çünkü kadınlar toplumunda annesidir.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Alıntıladığın ayet, peygamber eşlerini referans alarak tüm müslüman kadınlara inmiştir.
Her şey Kur'an'da açık açık yazmaz, ''hmm açık açık yazmıyor demek ki böyle bir şey yoktur'' demek idrak kabiliyet zayıflığının işaretidir.
Bi kral hüküm vereceği zaman, bunu açık ve net bir üslup ile yapar. İnsanlar arasında "yok aslında şurada aynı zamanda bu kesime de işaret ediyor" gibi tartışmalara sebep olacak açıklar bırakmaz.
Aksi taktirde bu, insanların idrak kabiliyetinin zayıf olduğundan çok, hükümdarın kendisini ifade etme kabiliyetinin zayıf olduğu anlamına gelir. (haşa)
Bu konuştuğumuz mesele, Allah'ın, ahzap 33'te, emredecek derecede önemli ve vahim ise, Allah neden üstü kapalı bir şekilde hükmediyor?
Allah neden orada "ey müminlerin hanımları" diye seslenmek yerine "ey peygamberin hanımları" diye sesleniyor?
(Haşa) Allah bizimle oyun mu oynuyor?
Bu mesele çok basit ve tartışmaya kapalıdır.
Kime sesleniliyor ise, o kastediliyordur. (Özelliklede çok önemli ve herkesin anlaması gereken, hüküm içerikli bir ayet ise!)
''Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla'' gibi de düşünebilir bazıları, halen idrak edemedilerse yazılarımızı.
Geline özel bir durum var ise ne olacak?
"Kadının evinin içinde kıldığı namaz, evinin avlusunda kıldığı namazdan daha efdaldir (daha faziletli, daha makbuldur.) Evinin avlusunda kıldığı namaz [mahalle] mescidinde kıldığı namazdan daha efdaldir. Evleri onlar için daha hayırlıdır."(3)
3) Mecmaü'l-Enhür, 1: 109.
Hadis meselesinde hiç tartışmak istemiyorum çünkü bu konu da seninle çok zıt görüşlere sahibim. Socrates'in varlığı bile tartışma konusu iken, peygamberin her cümlesinin, kelime-kelimesine, tahrif edilmeden, günümüze kadar gelmesine inanmıyorum.
Bu konu da, ne sen beni, ne de ben seni ikna edebilirim.
En iyisi Kur'an üzerinden tartışalım.
Yani peygamber ailesine gelen bir emir, o ailedeki üyelere özel bir emir ise neden evrensel olan bu kitapta mevcut olabilir?
Güzel soru. O çağa özel ise neden hadislerde değilde, evrensel kaynak olan Kuran'da geçiyor?
Bir şeyin Kuranda yazması ile Hadis olarak söylenmesi o zamanda tesir açısından farkediyordu.
Örneğin Ahzap suresinin 53. ayetinde Allah, o çağdaki insanlara, nebi'nin evinde yemek yedikten sonra onun ile konuşarak, onun vaktini almamaları gerektiğini söyler.
Bunu Muhammed hadis olarak, kendi ağzından söyleyemez miydi, niye evrensel olan Kuran'da var? dersen, Allah ayetin devamında, "o sizden çekindiği için bir şey demiyor." diyor.
Ahzap 33'te denilenlerde bu yüzden ayet halinde indi. Peygamber söylemeye mi çekiniyor du yoksa peygamberin hanımlarında daha büyük bir etki bırakmak için miydi, bilmem. En doğrusunu Allah bilir.
Ancak bu ayetin ancak nebinin hanımlarına özel olması, Kur'an'ın evrenselliğini yitirmez.
Rastgele bir örnek vereyim. Lokman 14. de,
"Biz insana, anne-babasına mümkün olan en iyi şekilde davranmasını emrettik..." cümlesi, hiçkimsesi olmayan bir insanı bağlamıyor diye, bu Kur'an'ın evrensel olmadığı anlamına mı gelir? hayır. Bu ayetin muhatabı, annesi-babası olan insanlardır.
Ahzap 33'ün muhatabıda peygamberin eşleridir. Illaki her ayet, her devrin, her insanına hitap edecek diye bi kural yok.
Bu örnekten anlamamız gereken, her çağın, her insanın her ayete muhatap olması gerekmediği ve bunun Kur'an'ın evrenselliğinden bişey kaybettirmediğidir.
Ahzap 32-33, Ahzap 53 ve bunlar gibi daha onlarca ayetlerde aynı şekilde.
Ahzap 32-33, peygamberin hanımlarını ilgilendiren bir ayet. Ahzap 32'de, nebinin eşlerinin, diğer kadınlar gibi olmadığını söyleniyor. İllaki bu emirde onlara özel sebepler vardır. Eşleri oldukları insanın çok tanınması ve çok düşmanı olması bu ayetin, peygamberin eşlerine özel olduğunu çok net açıklıyor.
Eğer senin mantığına göre hareket etseydik şunu derdik:
Tevbe 5'te, "kafirleri bulduğunuz yerde öldürün!" geçiyor. Hangi kâfirler? Antlaşmayı bozanlar. Ama yok, "'Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla'' gibi düşünmemiz gerek! Allah bura da, antlaşmayı bozan kafirler ile karşı karşıya kalan müslümanlardan örnek vererek, tüm muminlere sesleniyor. Yani her kafiri, sebebsizce gördüğümüz yerde öldürmemiz gerek!
Vallahi ekşi sözlük ateistlerinin, öpüp başlarına koyacakları müslüman profilisin.
İslam'a sımsıkı sarılan bir toplum olsaydık malum haberlere konu olan olaylar da bayağı azalmış olacaktı.
- Sokakta yürürken kendimi güvende hissetmiyorum.
- Sokakta yürüme o zaman.
Allah'ın nazarında mercan kabuğundaki inci tanesi gibi olan kadınlara...
Kadın mercan kabuğundaki inci tanesi, emanet, mal, mülk değildir.
Ben bir erkeğim, Allah'ıma şükürler olsun feminizm gibi şeytan işlerinden de uzağım ama söylediğiniz şeyler karşısında kadın olmasam bile, konuşmamak elde değil. Bu tarz şeyler çok aşağılayıcı.
kadınlara gelen bu emirlerin temel amacı, kadını koruma altına alıp onun en iyi şekilde yaşamasına olanak sağlamaktır. Bazılarının yanlış anladığı gibi ''bir kutuya hapsetmek'' değildir
"Bizim, tüm kadınları güvence altına almak için ürettiğimiz çözüm, onları eve hapsetmek." dememek için savaş veriyorsun adeta. Yok efendim inci tanesiymişte, emanetmişte. Kadın emanet değil kardeşim. Kadın var ailesini belinde taşıyor, kadın var geleceğe yön verecek buluşlar yapıyor.
Sana göre kızların eğitim alması bile caiz değildir. Hayatının 99% evde geçirecek ise neden eğitim alıyorki? Ayrıca iradesi zayıf olduğu için oy haklarınıda ellerinden alalım (sanki erkekler çok mantıklı partilere oy veriyormuş gibi) (Kadın ile erkek psikolojisi arasındaki farkları inkar edemem fakat akıllı kadını/erkeği filtreleyecek kadar kusursuz bir sistem yaratamayız. Haksızlığa uğrayanlar olacaktır, bu şeyler bizim haddimize değil)
Birşeyi ne kadar baskılar isen, gelişimi o kadar yavaşlar. Kadınlar için en hayırlısı, onları eve hapsetmemek, oy ve eğitim haklarını ellerinden almamaktır. Bu sayede topluma daha faydalı olurlar. Aksi takdirde Marie Curie gibilerini çok bekleriz.
Bi de, "kocası çalışıyor ise, meslek sahibi olması caiz değildir" (gibi bişey) söylemişsiniz.
Yani bir kadın, hayali olan mesleği, sırf kocası çalışıyor diye yapamayacak.
Bide çalıştığı meslekte başka erkekler ile iletişim halinde. Tabi canım, şimdi zina falan yapar.
Hatta bi ileri götürüyorum. Kafir Elon Musk'ın marsı kolonileştirme planı vardı, hazır roket Mars'a yola çıkmış iken, dünyadaki tüm kadınları içine tıkalım. Bu fıtratı zayıf varlıklar Mars'ta hem zina yapmazlar, hemde daha güvende olurlar. Hem dünyada küresel ısınma var, kadın gibi ince ve zaafiyetleri olan bir canlı için çok tehlikeli aman diyim!! Onları güvence altına almamız gerek ha!
Bir müslüman kadın ne kadar kendini geliştirirse o nispette evine,eşine,çocuklarına ve topluma faydalı olur. Sadece evde oturup temizlik ve ibadet yapmakla akıl geri kalır. Müslüman kadınlar kendilerini her anlamda ve her alanda geliştiremezlerse o toplum diğer toplumlardan daha geride kalacaktır. Çünkü kadınlar toplumunda annesidir.
Elleriniz dert görmesin.
@drobooss Sevgili abicim kadınların evinde kalması veya medresede hocalık yapmaları demek kendilerini geliştirememek demek değildir. Kur'an evrensel bir dil kullanmıştır ve evrensel zamanı kapsar. Hükümleri kıyamete kadar geçerlidir. Sahih olan hadisler de buna dahil. Kadınlar kendilerini geliştirmeli ki çocuklarını da geliştirebilsin. Fakat geliştirme ortamında erkekler bulunmamalı. Zira belli başlı riskler oluşur ve yalnız kalırlarsa 3.sü şeytan olur. Sahih hadislerle defaatlerce açıkladık durumu.
Kaldı ki, şu anki ortam Kur'an'ın indiği devirden çok daha tehlikeli ve fitne doludur, normal bir ortam yoktur. O devirde dahi örtünme ayeti ve burada bahsi geçen diğer ayetleri müslüman kadınlar tasdik edip uyguladılarsa, şu anki zamanda her halükarda uygulamaları lazımdır. Zaruriyet olmadıkça erkeklerle aynı ortamda bulunmamaları gerekir. Bu ayet ve hadislerle sabittir sevgili abicim. Evde kalmayı sadece temizlik yapmak olarak siz gördünüz, ben o anlamda söylemedim. Kaldı ki dijital çağda evden çalışma, uzaktan çalışma diye bir şey var. Bir insan internet vesilesi ile pek tabii kendini geliştirebilir artık şu anda.
Saygılarımla.
Alıntıladığın ayet, peygamber eşlerini referans alarak tüm müslüman kadınlara inmiştir.
Her şey Kur'an'da açık açık yazmaz, ''hmm açık açık yazmıyor demek ki böyle bir şey yoktur'' demek idrak kabiliyet zayıflığının işaretidir.
Bi kral hüküm vereceği zaman, bunu açık ve net bir üslup ile yapar. İnsanlar arasında "yok aslında şurada aynı zamanda bu kesime de işaret ediyor" gibi tartışmalara sebep olacak açıklar bırakmaz.
Aksi taktirde bu, insanların idrak kabiliyetinin zayıf olduğundan çok, hükümdarın kendisini ifade etme kabiliyetinin zayıf olduğu anlamına gelir. (haşa)
Bu konuştuğumuz mesele, Allah'ın, ahzap 33'te, emredecek derecede önemli ve vahim ise, Allah neden üstü kapalı bir şekilde hükmediyor?
Allah neden orada "ey müminlerin hanımları" diye seslenmek yerine "ey peygamberin hanımları" diye sesleniyor?
(Haşa) Allah bizimle oyun mu oynuyor?
Bu mesele çok basit ve tartışmaya kapalıdır.
Kime sesleniliyor ise, o kastediliyordur. (Özelliklede çok önemli ve herkesin anlaması gereken, hüküm içerikli bir ayet ise!)
Sana namazda 5 vakit gibi daha pek çok konuyu Kur'anda ''açık açık'' yazmadığını ifade etmeme rağmen aynı konular üzerinde durarak vaktimi almaya çalışmanı talihsiz buluyorum sevgili azeri. Emrin muhattabı ''Peygamber eşi değildir'' demedik zaten, lakin peygamber eşlerine dahi böyle bir emir gelmişse ve kadının evinde ibadet etmesi daha hayırlı ise, diğer kadınlar bu ayet ve hadisleri düşünüp kendilerine bir pay çıkaramazlar mı hiç? Tekrar düşünmelisin.
İbn-i Kesîr -Allah ona rahmet etsin- bu âyet hakkında şöyle demiştir:
"Yani evlerinizde kalın ve ihtiyaç dışında evlerinizden dışarı çıkmayın."
Müminlerin hanımı bu ayeti okuyup, ''vaay öyle miymiş ilginç'' diyip hiç hayatlarına uygulamamalı mı? Roman okur gibi okuyacak yani sadece o ayeti. Hiç peygamber eşlerini örnek almamalı mı peki? Peygamber eşleri müminlerin anneleridir ve aralarında ilk müslümanlar vardır. Her hareketleri, yaşam biçimleri diğer tüm müslüman kadınları örnek olmalıdır. Kadının çalışması da, dışarıya çıkması da haram değildir. Örtünme ayeti gibi direkt muhattab alınmamışlardır çünkü bu konularda, bu açıdan haklısın. Fakat ahlaki açıdan ve sahih hadislerle birlikte ''caiz de olmadığını'' belki de 10. defa belirtmek isteriz. Söylendiklerimiz halen anlaşılamamış. Kur'an'da her şey açık açık yazmaz dedik ya, sen önce neden namazı 5 vakit kıldığını açıkla bakalım, Kur'an'da yazmıyor 5 vakit!
Ve ek olarak, Kur'an'da peygamberin evlatlığını Zeyd'in eski eşi ile evlendirme emri vardır, böylece tüm müminlerin evlatlığının eşi ile evlenebileceğini, evlatlığın biyolojik evlat ile bir olunamayacağının bir örneği peygamber üzerinden verilmiştir. İşte ''evlerinizde oturun'' emri de buna benzer. O ayetteki muhattab Müminlerin hanımı fakat diğer müslüman kadınların onu uygulaması ''örtünme ayeti kadar keskin bir emir ve farzlık durumu olmasa dahi'' birbirine benzerdir ve sahih hadislerle de desteklenmiş olunca konu tamamen netleşmektedir. Bence uzatmaya gerek yok. Allah her ayette direkt ve açık açık ifadeler kullanmaz, kullansaydı bu sitenin kurulmasına bile gerek kalınmazdı zaten. Bunun nedenini sen kendi kendine tartışırsın artık. Yahu Allah-u azimüşşan birçok ayetinde ''Ey Muhammed'' bile demez, ismiyle direkt hitap etmez. ''Ey Peygamber'' der, üstteki ayette de olduğu gibi. Biraz daha düşünmeye devam edin, az kaldı dediklerimiz anlaşılacak.
''Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla'' gibi de düşünebilir bazıları, halen idrak edemedilerse yazılarımızı.
Geline özel bir durum var ise ne olacak?
Bu dünyada 'Ey peygamber hanımları!' hitap edilebilecek insan sayısı mahduttur ve sadece o zamana mahsustur. Bu sebeple ayetin muhtevasının direkt hitap edilen kesim olarak onlara ait olması da normal olmalıdır. Aynı muhtevadan bütün dünya mümin kadınlarının kendilerine ders çıkaracak şeyler bulmaları ise zaten olması gerekendir.
Yani ayette sözel olarak muhattab peygamber eşleri, anlam olarak örnek teşkil etme açısından ise evrenseldir.
"Kadının evinin içinde kıldığı namaz, evinin avlusunda kıldığı namazdan daha efdaldir (daha faziletli, daha makbuldur.) Evinin avlusunda kıldığı namaz [mahalle] mescidinde kıldığı namazdan daha efdaldir. Evleri onlar için daha hayırlıdır."(3)
3) Mecmaü'l-Enhür, 1: 109.
Hadis meselesinde hiç tartışmak istemiyorum çünkü bu konu da seninle çok zıt görüşlere sahibim. Socrates'in varlığı bile tartışma konusu iken, peygamberin her cümlesinin, kelime-kelimesine, tahrif edilmeden, günümüze kadar gelmesine inanmıyorum.
Bu konu da, ne sen beni, ne de ben seni ikna edebilirim.
En iyisi Kur'an üzerinden tartışalım.
Bunu en başından beri farkettim zaten, senin tüm problemin burada bundan emin olabilirsin. Sen bence bu işte hadis alimlerine güven, konunun uzmanı onlar ve hangi hadis sahih hangisi değildir kendi uzmanlık alanlarının gerektirdiği yöntemlere göre analiz edip ayırmışlardır ve bu konu alıntıladığım hadislerin hepsi sahihtir. Bu sitede Caner Taslaman ve Mehmet Okuyan tarzı adamların fitnesine kapılmış insanlar göreceğimden hiç şüphem yoktu ve ilk şahit olduğum sen oldun sevgili azeri dostum. Hadisler, Kur'an'ın direkt söylemediği birtakım konuları detaylandırmıştır ve tüm müslümanların daha iyi anlamasını sağlamıştır. Hadisleri topyekun inkar etmek en son dinden çıkmaya kadar götürür maazAllah. Dikkat et dostum.
Yani peygamber ailesine gelen bir emir, o ailedeki üyelere özel bir emir ise neden evrensel olan bu kitapta mevcut olabilir?
Güzel soru. O çağa özel ise neden hadislerde değilde, evrensel kaynak olan Kuran'da geçiyor?
Bir şeyin Kuranda yazması ile Hadis olarak söylenmesi o zamanda tesir açısından farkediyordu.
Örneğin Ahzap suresinin 53. ayetinde Allah, o çağdaki insanlara, nebi'nin evinde yemek yedikten sonra onun ile konuşarak, onun vaktini almamaları gerektiğini söyler.
Bunu Muhammed hadis olarak, kendi ağzından söyleyemez miydi, niye evrensel olan Kuran'da var? dersen, Allah ayetin devamında, "o sizden çekindiği için bir şey demiyor." diyor.
Ahzap 33'te denilenlerde bu yüzden ayet halinde indi. Peygamber söylemeye mi çekiniyor du yoksa peygamberin hanımlarında daha büyük bir etki bırakmak için miydi, bilmem. En doğrusunu Allah bilir.
Ancak bu ayetin ancak nebinin hanımlarına özel olması, Kur'an'ın evrenselliğini yitirmez.
Rastgele bir örnek vereyim. Lokman 14. de,
"Biz insana, anne-babasına mümkün olan en iyi şekilde davranmasını emrettik..." cümlesi, hiçkimsesi olmayan bir insanı bağlamıyor diye, bu Kur'an'ın evrensel olmadığı anlamına mı gelir? hayır. Bu ayetin muhatabı, annesi-babası olan insanlardır.
Ahzap 33'ün muhatabıda peygamberin eşleridir. Illaki her ayet, her devrin, her insanına hitap edecek diye bi kural yok.
Bu örnekten anlamamız gereken, her çağın, her insanın her ayete muhatap olması gerekmediği ve bunun Kur'an'ın evrenselliğinden bişey kaybettirmediğidir.
Ahzap 32-33, Ahzap 53 ve bunlar gibi daha onlarca ayetlerde aynı şekilde.
Ahzap 32-33, peygamberin hanımlarını ilgilendiren bir ayet. Ahzap 32'de, nebinin eşlerinin, diğer kadınlar gibi olmadığını söyleniyor. İllaki bu emirde onlara özel sebepler vardır. Eşleri oldukları insanın çok tanınması ve çok düşmanı olması bu ayetin, peygamberin eşlerine özel olduğunu çok net açıklıyor.
Eğer senin mantığına göre hareket etseydik şunu derdik:
Tevbe 5'te, "kafirleri bulduğunuz yerde öldürün!" geçiyor. Hangi kâfirler? Antlaşmayı bozanlar. Ama yok, "'Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla'' gibi düşünmemiz gerek! Allah bura da, antlaşmayı bozan kafirler ile karşı karşıya kalan müslümanlardan örnek vererek, tüm muminlere sesleniyor. Yani her kafiri, sebebsizce gördüğümüz yerde öldürmemiz gerek!
Vallahi ekşi sözlük ateistlerinin, öpüp başlarına koyacakları müslüman profilisin.
Öncelikle, dinimizi ekşi sözlük ateistlerine göre yaşayacaksak işimiz var, sen klasik tatlı su müslümanı bir profilsin. Önce kendine bir bak.
Peygamber ailesine gelen bir emir, o ailedeki üyelere özel bir emir ise neden evrensel olan bu kitapta mevcut olabilir? sorusunun cevabı aslında çok basitti: tüm müslüman kadınlara örnek olması amacı taşıması.
Üstte de belirttiğimiz gibi ayet sözel olarak direkt peygamber eşlerini muhattab almış, fakat anlam bütünlüğü açısından Dünya'daki tüm müslüman hanımlara örnek teşkil etmiştir. Bu yüzden kutsal kitaptadır zaten. Ki şu devir ahir zamandır. Fitne zamanında müslüman kadınların ekstra bir tedbir alması gerektir, değil mi?
''Kafirleri bulduğunuz yerde öldürün!" ayeti , günümüz müslümanlarının antlaşmayı bozan düşmanlarına savaş açması açısından bir örnek teşkil ettiği gibi, '' Evlerinizde oturun'' ayeti direkt muhattab olunmasa dahi peygamber eşleri müminlerin anneleri ve ilk müslümanlar olduklarından, şu zamanın o zamandan çok daha bozuk olmasından ve yineliyorum sahih hadislerle kadınların(bu sefer peygamber eşleri demiyor, senin için kötü haber dostum) mescidinin evi olmasının belirtilmesinden dolayı günümüz müslüman kadınlarına örnek teşkil etmelidir.
Sen cümleleri alıp evirip çevirip cambazlık yapıp kendi mantığına göre yorumlayıp pişirip önüme koyup tartışmayı farklı boyutlara sürüklüyorsun. Niyetinin iyi olmadığı kanaatindeyim azeri.
Bununla birlikte bu konu zaten ''caizlik'' konusudur, haramlık değildir. Eğer ben haram deseydim, uzun yazılarının bir mantığı olabilirdi. O zaman haklı olurdun. Fakat sen o ayetin mümin hanımlarla ile ''hiç'' ilgisi olmadığını, öyle olsaydı direkt öyle hitap ederdi diye bir iddiada bulunuyorsun. Ben de diyorum ki her şey ''açık açık'' ifade edilmediği gibi neredeyse 10 sahih hadis ile birlikte ve ahlaki, mantiki açılardan peygamber eşlerine seslenen bu ayette mümin kadınların da bir payı vardır örnek teşkil etmesi açısından. Bu kadar basit aslında. İsteyen istediği gibi dışarı çıksın çalışsın fakat şunları da kulağına küpe edinsin:
Bir erkek ve kadının, nikahsız olarak ellerinin birbirine değmesi ve yalnız kalmaları caiz değildir.
Mahrem olmayan kadına bakmak haram olduğuna göre, onlara dokunmak veya tokalaşmak mutlaka haramdır. Peygamber Efendimiz (asm)'e biat eden kadınlar dediler ki:
"Ey Allah'ın Resulü, biat ederken elimizi tutmadınız." Peygamber (asm)
"Ben kadınların elini tutup tokalaşmam." buyurdu. (Neseî, Bîyat, 18; İbni Mâce, Cihad: 43)
Hazreti Aişe (ra) biat ile ilgili şöyle buyuruyor:
"Allah'a yemin ederim ki Resûlüllah'ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı." (Buharî, Ahkâm, 49; İbni Mâce, Cihad, 43)
Peygamber (asm) bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor:
"Sizden biriniz, başına iğne ile dürtülmesi, kendisi için helâl olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır." (Taberâni , Mucemu’l Kebir, 20 / 212; Heysemi, Mecmuuz Zevaid, 4/326)
İslâm dini, kadınla tokalaşmayı yasaklamakla kadını tezyif etmiyor; bilakis şerefini kurtarıyor. Kötü niyetli kimselerin şehvetle el uzatmasına engel oluyor. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar, II/170)
Bir kadının eli, yabancı bir erkeğin eline değmesi zaruret yokken haramdır.
"Herhangi bir kimse, bir kadınla yalnız kaldığı takdirde mutlaka onların üçüncüsü şeytandır." (Tirmizi, Rada' 16)
buyurmuşlardır. Bir çok nişanlılar, tenha yerde yalnız kaldıklarında istenmeyen ve meşru olmayan bir takım menfî neticeler meydana gelmekte ve sonunda herhangi bir nedenle nişan da bozulmaktadır. Geride kalan şey vebal ve iffetsizliktir. Bu durumda kadınlar daha çok mağdur olmaktadırlar...
Bunun için dinini, dünyasını ve şerefini düşünen kimseler, meşru olmayan bu gibi şeylere dikkat etmeleri gerekir. (el-Fıkh'ul-İslâmî ve Edilletuha, VII/25; Halil GÜNENÇ, age., II/112)
Kısacası bu tür riskler barındırdığı için, kadının dışarıya en azından tek çıkmaması ve erkeklerin olduğu ortamlarda çalışmaması kendileri için daha hayırlı ve sağlıklı olacaktır. Bunu kabul edip etmemen de bu gerçeği değiştirmeyecektir.
İslam'a sımsıkı sarılan bir toplum olsaydık malum haberlere konu olan olaylar da bayağı azalmış olacaktı.
- Sokakta yürürken kendimi güvende hissetmiyorum.
- Sokakta yürüme o zaman.
🙂 Gülümsettin beni, teşekkür ediyorum. Konuya çok sığ ve düz mantık ile yaklaşıyorsun. Bu ya idrak probleminden kaynaklı ya da niyetin kötü.
Sokağın güvenli olmasında tüm insanlar mesul olmakla ve erkeğin de bakışlarına dikkat etmesi ayette belirtilmekle birlikte, kadının da kendine dikkat etmesi elzemdir. Zaruriyet olmadıkça evlerinden çıkmamaları, evlerinde ibadet etmelerinin daha efdal olması ve erkek-kadın başbaşa kaldıklarında 3.sünün şeytan olması hadisi -ki iş ortamında ve daha nice ortamlarda ne olaylar çıkıyor bir bilseniz, nice evli insanların yuvaları yıkılıyor- böyle bir ahir zamanda, bozuk zamanda yaşayan tüm müslüman kadınları en azından düşündürmelidir. Uymaları farz değildir, fakat ahlaki ve mantıki açıdan düşünüp hayatlarında uygulamaları takvalık açısından üst mertebelerden VIP bilet edinmelerine vesile olur, bilmem anlatabildim mi dostum 🙂
@hikayhan Kardeşim, sana çoğu konuda katılıyorum ama ayet gayet açık peygamberin hanımlarına sesleniliyor bu Ahzab 32'de de açık olarak görülüyor: "Ey peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz." Bu kısım her şeyi açıklıyor. Allah; peygamberimizin hanımlarını diğer mümin kadınlardan ayrı tutmuş çünkü onlar özeldirler biz tüm müslümanların anneleridirler. Diğer konularda hak veriyorum hadisler, kadının erkeklerle çalışmaması, üçüncünün şeytan olması, tokalaşma vs. Ama burada da günümüz şartları noktasını kaçırıyorsun. Zaten çoğu kadın zaruretten çalışıyor, millet iki maaşla zor geçiniyor. Kadın, eğer tesettürüne riayet ediyorsa, erkeklerle iş dışında mesafesini koruyorsa biz bunun aksine ne diyebiliriz? Yüce Allah'ın dediği gibi:" Erkeklerin de kendi kazançlarından payları var kadınların da. Bir de arkadaşlar tabii ki fikir ayrılıklarımız olacak ama burada sadece fikirlerimizi ortaya koyalım. Birbirimize kişisel olarak laf etmeyelim, hepimiz kardeşiz.
Bakara 153: Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.
Allah'ın nazarında mercan kabuğundaki inci tanesi gibi olan kadınlara...
Kadın mercan kabuğundaki inci tanesi, emanet, mal, mülk değildir.
Ben bir erkeğim, Allah'ıma şükürler olsun feminizm gibi şeytan işlerinden de uzağım ama söylediğiniz şeyler karşısında kadın olmasam bile, konuşmamak elde değil. Bu tarz şeyler çok aşağılayıcı.
kadınlara gelen bu emirlerin temel amacı, kadını koruma altına alıp onun en iyi şekilde yaşamasına olanak sağlamaktır. Bazılarının yanlış anladığı gibi ''bir kutuya hapsetmek'' değildir
"Bizim, tüm kadınları güvence altına almak için ürettiğimiz çözüm, onları eve hapsetmek." dememek için savaş veriyorsun adeta. Yok efendim inci tanesiymişte, emanetmişte. Kadın emanet değil kardeşim. Kadın var ailesini belinde taşıyor, kadın var geleceğe yön verecek buluşlar yapıyor.
Sana göre kızların eğitim alması bile caiz değildir. Hayatının 99% evde geçirecek ise neden eğitim alıyorki? Ayrıca iradesi zayıf olduğu için oy haklarınıda ellerinden alalım (sanki erkekler çok mantıklı partilere oy veriyormuş gibi) (Kadın ile erkek psikolojisi arasındaki farkları inkar edemem fakat akıllı kadını/erkeği filtreleyecek kadar kusursuz bir sistem yaratamayız. Haksızlığa uğrayanlar olacaktır, bu şeyler bizim haddimize değil)
Birşeyi ne kadar baskılar isen, gelişimi o kadar yavaşlar. Kadınlar için en hayırlısı, onları eve hapsetmemek, oy ve eğitim haklarını ellerinden almamaktır. Bu sayede topluma daha faydalı olurlar. Aksi takdirde Marie Curie gibilerini çok bekleriz.
Bi de, "kocası çalışıyor ise, meslek sahibi olması caiz değildir" (gibi bişey) söylemişsiniz.
Yani bir kadın, hayali olan mesleği, sırf kocası çalışıyor diye yapamayacak.
Bide çalıştığı meslekte başka erkekler ile iletişim halinde. Tabi canım, şimdi zina falan yapar.
Hatta bi ileri götürüyorum. Kafir Elon Musk'ın marsı kolonileştirme planı vardı, hazır roket Mars'a yola çıkmış iken, dünyadaki tüm kadınları içine tıkalım. Bu fıtratı zayıf varlıklar Mars'ta hem zina yapmazlar, hemde daha güvende olurlar. Hem dünyada küresel ısınma var, kadın gibi ince ve zaafiyetleri olan bir canlı için çok tehlikeli aman diyim!! Onları güvence altına almamız gerek ha!
Azeri, sana 2 büyük örnek:
Peygamberimiz (asm), yirmi üç yıllık Nübüvvet mesajlarını özetlediği, özelde yüz binden fazla insan seline, genelde ise tüm insanlığa irad ettiği Veda Hutbesinde, kadınları, Allah’ın emanetleri olarak nitelemiş ve onları bu şekilde ümmetine emanet etmiştir:
"Ey insanlar!
Kadınların haklarını korumanızı ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim.
Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız.
Onların iffet ve namuslarını Allah adına söz vererek helal edindiniz.
Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır…"
Bu konuyu en güzel açıklayan rivayetlerden biri şöyledir:
Veda haccı sırasında Enceşe isimli sahabi, bazı ezgiler okumuş, develeri iyice hızlandırmıştı. Kervandaki kadınları rahatsız edecek derecede develerin hızlı gittiğini gören Peygamber Efendimiz (asm) Ençeşe’ye seslendi:
“Ey Enceşe dikkat et, ağır ol, Pırlantalara, Kristal parçalarına dikkat et, onları rahatsız etme.” (Buhari, Edep, 90, 95, 111)
Dinimizde kadının canı, onuru ve hakları dokunulmazdır ve emanettir.
Arapçada “güvenmek, korku ve endişeden emin olmak” manasındaki emn masdarından gelen emanet kelimesi hıyanetin karşıt anlamlısı olarak isim şeklinde kullanıldığı gibi “güvenilir olmak” anlamında masdar şeklinde de kullanılır. (bk. Müfredât, Lisânü’l-Arab, “emn” md.)
Ne kadar aksini iddia etsen de feminizm illetine saplanmış biri gibi cümleler yazıyorsun. ''Ben baba-oğul-kutsal ruha çok önem veririm, sever sayar saygı duyarım ve müslümanım'' cümlesi ne kadar tutarsız bir cümle ise böyle cümleler yazıp feminist değilim demek de aynı oranda tutarsızdır, zira benimle onların dilinden konuşuyorsun!
''Bizim, tüm kadınları güvence altına almak için ürettiğimiz çözüm, onları eve hapsetmek." Evi neden bir hapis olarak görüyorsun? Bununla birlikte dışarı çıkmaları katiyyen yasaktır, haramdır mı dedik? Güvenlik ve ahlaki endişelerden dolayı özellikle günümüzde mecburiyet gerektirmedikçe evlerinde kalmaları, dışarıda kalmalarından daha sağlıklı ve hayırlıdır dedik. Çünkü biz kendilerine değer veriyoruz. Eğer vermeseydik sürekli kötü konuşur, sürekli dışarıda kalsın, eve gelmesin derdik. Ev, güvenli limandır. Hapis olarak düşünülmemeli ve dijital çağdayız artık, iş-çalışma-ibadet her şey evde de mümkün. Bununla birlikte kadınların, erkeğin olmadığı kendilerine uygun bir işte de çalışmasında bir sıkıntı, risk olmayacaktır. İmam hatip kız okulu, hafızlık medresesi, ana-okul öğretmenliği vs.
Ayrıca ben erkek olmama rağmen gece yürürken çok rahat olamıyorum, sen halen ne demeye çalışıyor neyi iddia ediyorsun?
"Kocası çalışıyor ise, meslek sahibi olması caiz değildir" gibi bir şey demedik. Yine yanlış anlamışsınız. Kocası varsa geçim derdi olmayabilir bu yüzden çalışmaması hem maddi hem ahlaki açıdan uygun olacaktır anlamında dedik. Eşi yoksa; tek başına kalıp ailesine yük olacağına, çalışıp helalinden para kazanması -riskli olmakta birlikte- daha mecburi olacak yani. Geçim derdi devreye giriyor çünkü. Fakat kocası ona yetiyorsa çalışmayabilir ve onun için bu daha hayırlıdır zaten. Anlamı buydu kısacası.
Ayrıca ev hanımı da bir meslektir, küçümsenmemeli. Bununla birlikte çalışan kadın olan bir tanıdığımın çocuğu mecburi olarak kreşe verildi ve kolunu kırdı. Bize hamdolsun bir şey olmadı. Ev hanımı olanlar, çalışan kadınlara nazaran daha iyi annelik yapar, evleri ile meşgul olurlar. Anneler iç işleri bakanı, babalar dış işleri bakanıdır. Çalışan kadın hem dışarıyla hem içeriyle uğraşmak durumunda kalıyor bu da kendilerinin psikolojilerini bozuyor, toplumun uçuruma sürüklenmesinin bir diğer nedeni budur. Gerekli ilgiyi göremeyen çocuklar sevgisiz büyür çünkü anne dışarıda, anne şefkati babadan çok daha elzemdir. Bu noksanlıkla büyüyorlar ve sağlıksız, ruh hastası bireyler haline geliyorlar. Popüler kültür beyninizi iyice kirletmiş ve sizi özünüzden koparmış. Kıyameti siz ve sizin çocuklarınız getirecek. Bu konu hakkında daha çok yazı yazarız, şimdilik size bu yeterli olacaktır.
Son olarak, biz kadınlar okumasın, çalışmasın demiyoruz. Bahsi geçen ayetlere hadislere ve akıl-mantık-ahlak açısından düşünerek kadınlar mecburi olmadıkça erkeklerle bir arada okumamaları ve çalışmamaları, kendileri açısından daha iyi, sağlıklı, hayırlı olacaktır diyoruz. Zaten kadınlarımız okuyor, okudukları kuruma da ''medrese'' diyoruz. Yüzde 99 evde dursun diye bir şey söz konusu değildir, buradaki mevzu ''erkekle'' olmasıdır. Her şeyi yanlış anlamanızdan mütevellit her cümleyi tekrar tekrar açıklamak durumunda bıraktınız bizi, ayrıca mizah anlayışınız da fevkaladenin fevkinde. Cem Yılmaz görse mesleği bırakırdı yalnız bir farkınız var kendisinden, o gerçekler üzerinden espri yaparken siz hayali ve kirli bilinçaltınız veyahut idrak zayıflığınızdan meydana gelen düşüncelerle mizah yapmaya çalışıyorsunuz.
Kadın dünyevi eğitim alacaksa o ortamda erkek bulunmamalı kardeşim. Hem ayet hem de sahih hadislerle defalarca yazdık delillendirdik bu düşünceyi.
İmam-hatip okullarındaki sınıflarda da bu yüzden haremlik-selamlık uygulanır; erkeklerle kızlar bir arada olmaz.
Biz, kızlar dünyevi eğitim almasın demiyoruz, kendilerine tahsis edilmiş alanlarda almalılar diyoruz. Nitekim hakiki şeriatın yaşandığı Osmanlı zamanındaki kız mekteplerinde dünyevi ve uhrevi eğitim bir arada verilmiştir. İşte şeriata göre doğru olan budur. Cumhuriyet sistemi ve inkılaplar, Allah'ın kanunlarına yerleştirilmiş dinamitler görevi gördü ve sistemi allak bullak etti, bundan sebep senin gibi biriyle saatlerce tartışıyorum işte. Ne yapacaksın.
Niyetimiz doğruyu doğru şekilde izah etmek, başka bir niyetimiz yoktur.
Allah zihin açıklığı versin sana yazılarıma okurken,
Azerbaycan'a selam ve sevgilerle kardeşim.
@munzevizahid Allah razı olsun kesinlikle haklısınız. Niyeti temiz biri gibi açıklamışsınız. Zaten biz; geçim derdi varsa, ortam uygunsa vesaire ona bir şey demiyoruz. Erkeklerle kendilerini başarıyla izole ederlerse çok daha sağlıklı olur diyoruz. Ve böyle fitne zamanda geçim dertleri yoksa mecburi değilse evlerinden çok çıkmamaları daha sağlıklıdır diyoruz. Ayetin ''direkt'' muhattabı peygamber eşleridir, yazımızın en başından beri bunun aksisine de söylemedik fakat direkt muhattabı peygamber eşiyse diğer müslüman kadınlar da mutlaka o ayetten pay çıkarmalıdır. Uyma zorunlulukları yoktur yani farz & haram söz konusu değildir hocam. Biz böyle konuşunca onlara göre ''yobaz, dar kafalı, gelenekselci müslüman, ekşi sözlük bilmem neyi'' oluyoruz fakat kendileri maşaAllah resmen şeyhler. Bir tarikat kurmadıkları kalmış. İslam'ın son temsilcileri nazar değmesin tü tü.
Daha karma ortamda bulunanların nasıl fitnelere bulaştıklarını yazmadım. Azeri kardeşimiz devam ederse, ne kadar mide bulandırıcı olsa da o kötü olayları teker teker yazacağım, belki kendisi bundan ibret alır. Herkese anladığı dilden.
Saygılarımla hocam.
Fakat geliştirme ortamında erkekler bulunmamalı
Buradaki mevzu ''erkekle'' olmasıdır.
Zaten iş yaparken, proje hazırlarken veya bir konu üzerinde çalışırken sürekli başka insanlar ile (erkek/kadın) iletişim halinde olmak gerekiyor.
Düşünsenize, (Bir kadın olarak) mühendislik hayaliniz var ancak hiçbir erkek ile konuşmayacaksınız?? Nası olacak bu iş?
Kadın belki geleceğe yön verecek bir icat yapabilecek bir potansiyele sahip fakat sırf bu yüzden potansiyeline ulaşamıyor.
Ayrıca evden çalışma meselesine gelirsek:
Bu avantaja, Yüzlerce yıllık medeniyet tarihinde sadece son 50-60 yıl arasında yaşayan kesim sahip. (Ve her işin evden yapılamadığını da belirteyim, her ne kadar dijital çağda olsak bile)
Yani son 50-60 yıldan (civari) önce yaşayan kesim (kadınlar) için evde sadece temizlik yapmak ve ibadet etmek kalıyor.
Sadece işte değil. Gezmek, hava almak için bile dışarı çıkamıyorlar.
sen önce neden namazı 5 vakit kıldığını açıkla bakalım, Kur'an'da yazmıyor 5 vakit!
Evet, Kur'an'da 5 vakit namaz yok. Sadece 3 vakit namaz geçer. (11:114). Hem de isimleri ile.
l-fecri (Sabah) (24:58)
l-vusta (Öğle) (2:238)
l-işa (Akşam) (24:58)
Kur'an'da, namazda söylenecek sözlerin, kaç rekat olduğunun vb. belirtilmemesi, Allah'ın bize bu konu da özgürlük tanıdığı anlamına gelir. Yani "pişmiş aşa su katmayın" gibi de anlayabilirsin.
Ben, en küçük detayına bile önem veren birbirinden farklı yüzlerle namaz kılma yöntemi anlatan hadislere göre değilde, Kur'an'ın belirttiği temel ilkelere uyarak, istediğim gibi namaz kılarım. Allah dinde bize zorluk yüklemez.
Siz Kur'an'dan sorgulanacağımız için, Namazı Kur'an'da olmayan bir şekli ile kılmamız mecburi değildir. Ancak yinede temel ilkeleri bozmuyor ise, sunni veya şii veya başka türlü türlü namazların kılınmasın da sakınca yoktur.
Bu konu da yanlış olsam bile en azından kendim ile çelişmediğimi ve hadislere ihtiyaç duymadan namaz kılabildiğimi sana kanıtladım. Yanlış isem yanlışım. Bu konu kapandı.
Şimdi sen açıkla bakalım. Allah, hüküm edeceği birşeyi üstü kapalı mı söyler yoksa evrensel bir şekilde yani herkesin anlayacağı, açık, net bir şekilde mı söyler?
Aynı muhtevadan bütün dünya mümin kadınlarının kendilerine ders çıkaracak şeyler bulmaları ise zaten olması gerekendir.
Niye olması gerekendir?
"Çünkü onlar peygamber eşleri, bize örnekler" dersen, bende derimki, peygamber eşlerine özel bir durum var ise, bizi neden ilgilendirsin? Çünkü onlara özel bir durum var. Yaşadıkları yer, ünleri gereği.
Kaldı ki, şu anki ortam Kur'an'ın indiği devirden çok daha tehlikeli ve fitne doludur, normal bir ortam yoktur
Allah o ayeti, peygamber hanımlarına, dışarısı genel olarak fitne doludur diye indirmedi. Nebinin eşleriydiler ve özellikle Nebinin düşmanı çoktu. Şuan bir kadının eşinin düşmanı o kadar çok değildir.
Ayrıca konumuz genel olarak fitne fesat ise, sadece kadınlar değil, çocuklar ve erkekler de tehlike altındadır.
Müminlerin hanımı bu ayeti okuyup, ''vaay öyle miymiş ilginç'' diyip hiç hayatlarına uygulamamalı mı? Roman okur gibi okuyacak yani sadece o ayeti. Hiç peygamber eşlerini örnek almamalı mı peki?
Annesiz-babasız insanlar nasıl 31:14 ayetini okuyup geçecek iseler, aynısı ahzap 32-33 okuyacak mümin kadınlar içinde geçerli.
Sen bana şunu açıkla.
Hüküm, emir içerikli, çok önemli olan bu ayet, eğer tüm mumin kadınlara indi ise, Allah neden üstü kapalı hitap ediyor? Çok önemli bir meselede neden üstü kapalı konuşuyor?Hüküm, emir dediğin net ve anlaşılır olmamalımıdır? (Mantıken)
Bu sitede Caner Taslaman ve Mehmet Okuyan tarzı adamların fitnesine kapılmış insanlar göreceğimden hiç şüphem yoktu ve ilk şahit olduğum sen oldun
Oo yavaştan çamur atmaya da başladık.
Bende senin yaptığını yaparak, "Sen alimleri, mesleklerinde hiç yanlışı olmayacak varlıklar olarak görüyor ve onları putlaştırıyorsun!" diye sadece iddia'ya dayalı, karşı tarafı kışkırtacak laflar etsem, sağlıklı bir tartışma ortamı olur mu? Olmaz.
Ayrıca daha çok şahit olacağın kişi olacak. Nitekim sitenin kurucusu da fitne fesat yoluna sapmış (!) mehzepsizin tekidir.
Ayrıca sabahtan beridir belki 10 kez idrak kabiliyetimin zayıf olduğunu iddia ettin. Niyetin kötü felan da dedin. Şimdi gelip cümlelerini, "Azeri arkadaşım" gibi yapmacık hoşgörülü kelimeler ile bitiriyorsun. Yapma Allah'ını seversen.
''Kafirleri bulduğunuz yerde öldürün!" ayeti , günümüz müslümanlarının antlaşmayı bozan düşmanlarına savaş açması açısından bir örnek teşkil ettiği gibi, '' Evlerinizde oturun'' ayeti direkt muhattab olunmasa dahi...
Peygamber eşlerine = Müslümanlara
Emir iner = Emir iner
Zaruret olmadıkça dışarı çıkmayın diye = kafirleri bulduğunuz yerde öldürün diye
Nedeni ise nebinin eşlerinin tehlikede olması = Nedeni ise kafirlerin antlaşmayı bozması
Bu emir tüm kadınları kapsar = Bu emir tüm müslümanları kapsar
Kadınlar (nebinin eşleri olması sebebiyle) tehlikede olmasa bile = Müslümanlar, antlaşmayı bozan kafirler ile karşı karşıya olmasa bile
Tevbe 5. örneğini bu mantığa dayanarak verdim.
Ve ek olarak, Kur'an'da peygamberin evlatlığını Zeyd'in eski eşi ile evlendirme emri vardır, böylece tüm müminlerin evlatlığının eşi ile evlenebileceğini, evlatlığın biyolojik evlat ile bir olunamayacağının bir örneği peygamber üzerinden verilmiştir. İşte ''evlerinizde oturun'' emri de buna benzer
Şu benzetmedeki 2 mantık hatasını açıklayayım:
(1)
"Ahzap 37 ayeti ile, peygamber üzerinden tüm müminlerin, evlatlıklarının eski eşleri ile evlenmelerinin helal olduğunu öğrendik" diyorsunuz fakat, bu meselenin helal olduğunu anlamamız için ahzap 37 ayetine ihtiyacımız yok. Yani biz, bunun helal olduğunu bu ayet ile anlamadık.
Çünkü Kur'an'da haramlar, yasaklar yazar, geriye kalanlar ise helaldir.
Fakat "Zaruret olmadıkça dışarı çıkmayın" emrinden haberdar olmamız için o'na özel ayet olması gerek. (Yani sana göre Ahzap 33)
"Dışarı çıkmak" konusun da bir ayete muhtaç olduğumuza göre, o ayetteki emir, hüküm net ve açıklayıcı olmalıdır ki, herkesi kapsadığını net bir şekilde anlayalım.
(2)
İkincisi ise, Allah'ın, peygambere, zeyd'in eski eşi ile evlenmesini emretmesi, yine ona özel bir durumdan kaynaklanıyor ve o özel durum da ayette belirtildi. Yani Ahzap 37 ayeti'de dönemine ve peygambere özel birşey.
Allah'ın bu ayet ile de tüm müminlere seslendiğini iddia ediyor isenir, o zaman tüm müminler, evlatlıklarının eski eşleri ile evlenmeye mecbur. Niye? Çünkü Allah peygambere emretmiş ise, bize de emretmiştir.
Yok eğer peygambere özel durum var, bizim için farz değildir dersen, o zaman aynısını ahzap 32-33 ayetleri içinde söylemen gerek.
Yahu Allah-u azimüşşan birçok ayetinde ''Ey Muhammed'' bile demez, ismiyle direkt hitap etmez. ''Ey Peygamber'' der, üstteki ayette de olduğu gibi. Biraz daha düşünmeye devam edin, az kaldı dediklerimiz anlaşılacak.
Sonuç olarak yine direkt Muhammed'e sesleniliyor.
Cidden "Ey Muhammed" ile "Ey peygamber" arasındaki farkın, "Ey nebinin hanımları" ile "Ey müminlerin hanımları" arasındaki farkı bir mi tutuyorsun?
"ey peygamber" ve "ey Muhammed" aynı kişiler zaten.
Ancak "ey nebinin hanımları" ve "ey muminlerin/iman edenlerin hanımları" birbirinden farklı kişiler. Biri peygamberin eşleri, diğeri ise tüm müslümanların eşleri. Arada dağlar kadar fark var.
Yani bu da sakat bir benzetme.
Ahlaki ve mantıki açılardan
1. Neyin ahlaklı olup olmadığını sen belirleyemezsin, bilemezsin. Ancak Allah belirler, belirtir ve bilebilir.
1.1 Eğer Kur'an'ı temel alıyorsan, o ayette nebinin eşlerinin kastedildiğini ve onlara özel bir durum olduğunu ve bu özel durumun, diğer mümin kadınlarda olmadığı belirttim.
1.2 hadisleri temel alıyorsan haklısın.
2. Mantıki açıdan hiçbir şey açıklamadın. Ben normal (evli) bi insanın, bir erkek/kadın ile baş başa kalınca, senin sandığın o şeyleri yapacağını sanmıyorum.
Eğer tacizlerden söz ediyorsan, bunun çözümü "kadınlar gerekmedikçe evden çıkmasın!" gibi bişey değil.
İllaki çözüm üretilebilir. Mesela ben bireysel silahlanmanı savunan birisiyim. Şerefsizin teki bi kadına mı sataşıyor, kadın çeksin silahı, vursun (ayağına veya hayati olmayan başka bir yerine) olsun bitsin. Yada başka çözümleri de vardır.
Ancak kadınları, "zaruret olmadıkça" eve tıkmak ve belli başlı işlerde çalışmasına izin vermek, toplumun gelişimini etkiler. Ne kadar kısıtlar isen, o kadar yavaşlar.
Kadın belki çok önemli ve hayatımıza etki edecek teknolojik bir icat yapacak ama o da ne? Ortak olarak çalıştığı erkekler ile konuşması caiz değil.
Mantıklı olan bu mu?
Yani ayette sözel olarak muhattab peygamber eşleri, anlam olarak örnek teşkil etme açısından ise evrenseldir.
sorusunun cevabı aslında çok basitti: tüm müslüman kadınlara örnek olması amacı taşıması.
Aynı muhtevadan bütün dünya mümin kadınlarının kendilerine ders çıkaracak şeyler bulmaları ise zaten olması gerekendir.
Tekrar soracağım, anlam olarak teşkil etme açısından evrensel olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Allah'ın bunu kastettiğinden nasıl bu kadar net bir şekilde eminsiniz?
"Çünkü evrensel kitap olan Kur'an'da geçti" derseniz, cevabını yukarda, örnekler ile açıklaya-açıklaya verdim zaten ancak anlaşılan ön yargı ile okumuşsunuz.
Kur'an'ın, muhataplarına özel ayeti, hükmü olamazmı? Evrensel kitap diye illaki her ayeti herkesimi ilgilendirecek?
Peygamber eşlerinin özel durumu sebebiyle inen bir emirin, tüm mumin kadınları kapsadığını neye temellendirerek belirliyorsun?
Hacı evrensel olan nasıl olur bilirmisin?
Anlaşılır olur. Evrensel bir kitaptaki hükümler, herkesin anlayacağı bir dilde, evrensellikte olur. Ancak sana göre, (haşa) Allah bunu ahzap 32-33 ayetinde becerememiş.
Sen bence bu işte hadis alimlerine güven
Hayır güvenemem. Buhari ve Müslim bile, birçok hadis üzerinde çatışıyor. Birbirlerinin güvenilir gördüğü hadisçileri güvenilir görmüyorlar. Adeta kaos ortamı var. Bu adamlar (tövbe haşa) Allah değil, hata yapabilir. (niyetleri kötü olmasa bile)
Her alime, tefsire vb. güvenecek isek:
55:33 ayeti içinde "Allah'ın tarafından verilen güç" diye tefsirler var. Bu tefsir, günümüzde mühendislerin roket yaparak uzaya çıkamayacağını söyler. Ama görüyoruz ki çıkıyorlar. Bu ne demek, herkes hata yapar demek.
Sırf önemli bi isim diye her dediğini doğru kabul etmem. Einstein, vakti zamanında kuantum fiziğine en şiddetli karşı çıkan bilim adamlarından biriydi fakat sonra yanıldığını itiraf etti. Kuantum fiziği savunucuları, "Einstein demiş ya, vardır bi bildiği" deyip pes etselerdi n'olacaktı?
Ayrıca bana hadislerin, mezhepleri kanıtlamak için sunacağınız argümanların çoğunu biliyorum ve aştım. Yani boşa kendinizi yormayın, zaten konumuz Kur'an üzerinden ilerliyor, hadisler, mezhepler üzerinden değil.
Hadisler sözkonusu olduğunda haklısın. Fakat benim seninle tartışma sebebim, senin bu dediklerini Kur'an'a temellendirmen.
Yinede attığın hadis örnekleri için eline sağlık.
Bununla birlikte bu konu zaten ''caizlik'' konusudur, haramlık değildir. Eğer ben haram deseydim, uzun yazılarının bir mantığı olabilirdi.
Tamam, anladık, "haramdır" demiyorsun. Zaten o yazılarımı, senin (dinen) uygun görülmediğini, yani caiz olmadığını iddia etmen üzere yazdım.
Güvenlik ve ahlaki endişelerden dolayı özellikle günümüzde mecburiyet gerektirmedikçe evlerinde kalmaları, dışarıda kalmalarından daha sağlıklı ve hayırlıdır dedik. Çünkü biz kendilerine değer veriyoruz.
Farketmez, benimde eleştirdiğim ve Kur'an'da olmadığını söylediğim, "mecburiyet gerekmedikçe dışarı çıkmalarının caiz olmaması" görüşüdür.
Sırf ailede maddi-ekonomik sıkıntıları olmadığı halde, sadece yaptığı işi sevdiği için yapmasının caiz olmadığı bir yana.
Kadın hava almak, gezmek için dışarı çıkması caiz değilmidir?
Ayrıca ben erkek olmama rağmen gece yürürken çok rahat olamıyorum, sen halen ne demeye çalışıyor neyi iddia ediyorsun?
O yüzden bireysel silahlanma yaşatır.
Uymaları farz değildir, fakat ahlaki ve mantıki açıdan düşünüp hayatlarında uygulamaları takvalık açısından üst mertebelerden VIP bilet edinmelerine vesile olur, bilmem anlatabildim mi dostum
Sana göre tüm müslüman kadınları kapsayan bu emire uymak, nasıl hem aynı zamanda farz olmayıp, hemde caiz olmuyor?
X Caiz değildir = X Dinen yasaklanmışır/uygum değildir = Uyulması farzdır.
?
Gerekli ilgiyi göremeyen çocuklar sevgisiz büyür çünkü anne dışarıda, anne şefkati babadan çok daha elzemdir.
Bu konuda haklısın. Fakat bence çocuk saatlerce anne şefkati den uzak kaldı diye psikolojisi o kadar da etkilenmez.
Sonuç olarak çocuklar 8-10 saat uyur + 5-6 saat felan okulda vakit geçirir + 3-4 saat ders çalışılır vb.
Eğer bebeklerden bahsediyorsanız, haklısınız. Fakat yinede sırf bu yüzden kadını çalışmak istediği mesleğinden etmek, toplumu geriye düşürür.
Bence bi yolu bulunabilir. Mesela Hamile veya bebeği olan annelerin çalışma süreleri kısaltılabilir. Serbest çalışıyor ise zaten kendi kısar. Bence elbet bi yolu vardır.
Allah her ayette direkt ve açık açık ifadeler kullanmaz, kullansaydı bu sitenin kurulmasına bile gerek kalınmazdı zaten
Benim yazdıklarımı ön yargı ile okuduğunuzun bir kanıtı daha. Ben Kur'an herşeyi açık-açık yazar demedim.
Kur'an açıkça yazılması gereken herşeyi açıkça yazar dedim.
Açıkça yazılması gereken şeyler nedir?
Emirler ve hükümler.
Evrensel ve herkesi kapsayan bir kitap, muhataplarına veya herkese olan emir, yasak, haram ve hükümlerini üstü kapalı söyler mi sence? Yukarda sorduğum soruya cevap vermediniz.
Kıyameti siz ve sizin çocuklarınız getirecek.
Hacı galiba rivayetlerdeki deccal benim ?
Hacı bu iftiraların ile sitede bana karşı bi ön yargı oluşturmuş olmuyorsun. Eğer harbi kötü niyetli isem Allah belamı versin artık, ne diyim. Belki bu yeminimden sonra kendi görüşünden olmayan herkesi şeytan olarak nitelemeyi bırakırsın.
Çocuk konusunda endişeniz olmasın, zaten evlenme ve çocuk yapma hevesi olan bir insan değilim. Şimdi manitacılıkmı oynuyorsun diye bana sallamadan onu da söyleyeyim. Sevgilim falan da yok.
Benim bu konu da, bu kadar konuşmamın nedeni, söylediklerinizin toplumun faydasına ters olduğu. Daha iyi şeyler yapabilecek kadınlar var iken, potansiyellerini öldürmememiz gerek. Ve daha da önemlisi, ben Kur'an'da olmayan birşeyi varmış gibi gösteremem.
Ne kadar aksini iddia etsen de feminizm illetine saplanmış biri gibi cümleler yazıyorsun
Feminizm, olduk, olmadık, her konu da erkek veya kadının eşit olmasını savunan, saçma sapan bir görüş. Kadın ve Erkeğin arasındaki fiziksel, psikolojik farkları, kadınların erkeklere ve özelliklede erkeklerin kadınlara olan üstünlüklerini inkar eden bir görüş.
Özellikle günümüzde feminizm daha da yolundan saptı.
Ben ise, kadınların zaruret olmadıkça dışarı çıkmasının caiz olmadığı görüşünü eleştiriyorum. Burada nasıl bir feminizm var?
Twitter'da engellemediğim femoş yoktur, ama sen beni tanımadan, bana feminist falan diyorsun.
o gerçekler üzerinden espri yaparken siz hayali ve kirli bilinçaltınız veyahut idrak zayıflığınızdan meydana gelen düşüncelerle mizah yapmaya çalışıyorsunuz.
Hacı sen niye bu kadar aşağılayıcı bir üslup ile konuşuyorsun?
Ayrıca bence komik. Mizah bazen görecelidir. Size karşı yaptım diye size komik gelmeyebilir. Şayet bu çok normal.