Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

İnsanlık çizgisi ve...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] İnsanlık çizgisi ve Peygamberler

(@selimmass)
Katılım : 4 sene önce
Gönderiler: 6
Konu başlatıcı  

Selamün aleyküm, Prf. Dr. Niyazi Kahvecinin Çağımız ve Türkiye Düşün ve Bilim Alanları eserinde İnsanlık çizgisinden bahsediliyor. Bu insanlık çizgisinde peygamberlerin hiçbir etkisinin olmadığı, insanlığa katkı sağlamadıkları iddia ediliyor. Bunun gibi şeyler çok fazlasıyla kitapta anlatılıyor. Hatta şuan ki İslam toplumlarının 18. yy öncesi veya daha eski dinsel-tanrısal dönem içinde yer aldıklarını, medeniyete henüz eklemlenemediği iddiası söz konusu. Bunlar gerçekten bilimsel gerçeklikler mi yoksa bir iddiadan öteye geçmeyen hükümler mi? Teşekkür ederim.


   
dayssoon reacted
Alıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 

Hangi delile göre bu çıkarımı yapmışlar ki? İnsanlığın gelişmesinde birincil sırada Peygamberler geliyor ve Peygamberlerin izince yürüyenler. Sonra filozoflar ve salih amel sahibi erdemli ve akıllı insanlar ve tabiki de bilim insanları.

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

Onlar teknolojik gelişmeye göre değerlendirmişler. Evet peygamberlerin zamanında teknoloji yoktu, sanayi devrimi ile ortaya çıktı. Fakat peygamberler böyle bir gelişme getirme amacında değillerdi. Peygamberler sosyal yapının korunması, ahlakın gelmesi, hırsızlığın kalkması, toplumsal yardımlaşmanın inşa edilmesi gibi insanın ve toplumun eğitilmesini amaçlıyorlardı. Hz Muhammed de tarihte bunu başarmış en başarılı insan.

Çok safsata bir söz söylemiş, fena saçmalamış.

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
SelimMASS, Furkan, dayssoon and 1 people reacted
CevapAlıntı
serpilyucel
(@serpilyucel)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 511
 
Gönderen: @selimmass

Selamün aleyküm, Prf. Dr. Niyazi Kahvecinin Çağımız ve Türkiye Düşün ve Bilim Alanları eserinde İnsanlık çizgisinden bahsediliyor. Bu insanlık çizgisinde peygamberlerin hiçbir etkisinin olmadığı, insanlığa katkı sağlamadıkları iddia ediliyor. Bunun gibi şeyler çok fazlasıyla kitapta anlatılıyor. Hatta şuan ki İslam toplumlarının 18. yy öncesi veya daha eski dinsel-tanrısal dönem içinde yer aldıklarını, medeniyete henüz eklemlenemediği iddiası söz konusu. Bunlar gerçekten bilimsel gerçeklikler mi yoksa bir iddiadan öteye geçmeyen hükümler mi? Teşekkür ederim.

Selam aleyke.

Niyazi Kahveci'nin eserlerini okumadım ama bir kaç videosunu izledim. Çoğu mesele de fikirlerimiz uyuşmuyor. Artık kendisini de seyretmiyorum, zira fikirlerime bir katkısının olmadığını hissediyorum. 

Bu konuda da aynı fikirde değiliz mesela. O da, ben de kanıtlayamam ama ben tam tersine insanlığın sıçramalarının genellikle bir peygamber vasıtası ile olduğunu düşünüyorum. Bence ilk buğdayı bir peygamber öğüttü, ilk elbiseyi bir peygamber dikti, ilk binayı bir peygamber inşa etti, ilk haritayı bir peygamber çizdi vs. Şimdi bu söylediklerim çok basit icatlar gibi gelebilir ama devrinin devrimleri niteliğinde, insanlığın hayatta kalması için elzem şeylerdi. Peygamberler muhakkak ki insandı ama ferasetli, sabırlı, zeki, alim insanlardı. Yine kanıtlayamayacağım bir iddia ama onlar peygamber oldukları için böyle değildi, böyle oldukları için peygamber seçildiler. 

68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com


   
SelimMASS, Kurtuluş Berzan, Furkan and 2 people reacted
CevapAlıntı
mehmettt
(@mehmettt)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 91
 
Gönderen: @selimmass

Selamün aleyküm, Prf. Dr. Niyazi Kahvecinin Çağımız ve Türkiye Düşün ve Bilim Alanları eserinde İnsanlık çizgisinden bahsediliyor. Bu insanlık çizgisinde peygamberlerin hiçbir etkisinin olmadığı, insanlığa katkı sağlamadıkları iddia ediliyor. Bunun gibi şeyler çok fazlasıyla kitapta anlatılıyor. Hatta şuan ki İslam toplumlarının 18. yy öncesi veya daha eski dinsel-tanrısal dönem içinde yer aldıklarını, medeniyete henüz eklemlenemediği iddiası söz konusu. Bunlar gerçekten bilimsel gerçeklikler mi yoksa bir iddiadan öteye geçmeyen hükümler mi? Teşekkür ederim.

Aleyküm Selam,

Yapılan iddia tamamen kişinin dünya görüşüdür. Zira bugün bile dünyanın en etkili 100 insanı sıralamasında Hz. Muhammed(SAV), Hz. İsa(AS), Hz. Musa(AS), Aziz Pavlus gibi kişiler öne çıkmaktadır. Hatta Buda ve Konfüçyüs gibi insanları da bu kategoriye sokabiliriz. Peygamberler tebliğ ettikleri din ile hala dünyayı etkilemektedir. Hukuk kurallarının özünü onların tebliğ ettiği şeriat oluşturmaktadır. Bahsi geçen akademisyenin iddia ettiği 'hiçbir etkileri olmamıştır' ifadesinin akademide bir karşılığı yoktur. Çok iyi bilinir ki dinler bu dünyada en etkili devrimleri yaratmıştır. Komunist, Aydınlanma hareketleri Konfüçyüs öğretilerinin bile gölgesinde kalmıştır. Yeri geldiğinde medeniyet inşaasında başarılı olmak için insanların dinleri haşa icat ettiğini dile getirip sonrasında ise medeniyete insanlığa hiçbir katkısının olmadığı söylemek gülünçtür.

İslam toplumlarını eklemlemek istedikleri medeniyet anlayışları hayasızlığın cesurluk olarak lanse edildiği bir anlayıştır. İnsanı salt madde olarak gören bu medeniyet anlayışına ne İslam ne de İslami toplumlar asla eklemlenmeyecek hatta dayatılan bu materyalist anlayışa karşı panzehir olarak insanların ahir zamanda Tevhid yolunda kalmalarını sağlayacaktır.

En doğrusunu Allah bilir.

Sağlıcakla

Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur'ân'ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?(Fussilet 53)


   
SelimMASS, Furkan, serpilyucel and 2 people reacted
CevapAlıntı
İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1778
 
Gönderen: @mehmettt

İslam toplumlarını eklemlemek istedikleri medeniyet anlayışları hayasızlığın cesurluk olarak lanse edildiği bir anlayıştır. İnsanı salt madde olarak gören bu medeniyet anlayışına ne İslam ne de İslami toplumlar asla eklemlenmeyecek hatta dayatılan bu materyalist anlayışa karşı panzehir olarak insanların ahir zamanda Tevhid yolunda kalmalarını sağlayacaktır

Düşüncelerimi ifade etmişsiniz. Evet, yapılmak istenen tamamen budur. Dayattıkları yani eklemlemek istedikleri dünya görüşünü kabul etmediğiniz için çağ dışı ilan edilirsiniz. Hâlbuki ortada bir çağ dışılık yoktur. Dünya görüşü farklılığı vardır. Doğru ile yanlışın, modern ile barbarın belli bir kıstası yoktur. Çağdaş sözüm ona "medeniyet" kendi görüşüne uymadığı için gerek teknolojik, gerek eğitimsel gerekse de yaşam tarzı, giyim vs. açısından diğerlerini hep kendi içine dahil etmeye ve hatta içinde eritmeye çalışır. Bu noktada direnen ve son kale olarak kalan da İslamdır. Çünkü onların ahlâksız, hayasız ve sömürücü dünya düzenlerine baş kaldırıyor ve kendi kimliğini çoğunlukla hâlâ muhafaza ediyor. Kanayan yaraları ve kuyruk acıları bundan. Sürekli İslam karşıtı yayınlar yapılmasının ve Müslüman dünyanın sürekli oryantalist bir çerçeve içinde ele alınmasının sebebi de budur. 


   
SelimMASS, Furkan, mehmettt and 1 people reacted
CevapAlıntı
(@selimmass)
Katılım : 4 sene önce
Gönderiler: 6
Konu başlatıcı  

@drobooss  Ben bu fikri benimsediğim için burada dile getirmedim. Eserde hiçbir dipnot göremedim ve aya atıf. Mesele bu iddiaların çok ileri noktalara kadar taşınmış olması Kitaptan bir pasajı buraya bırakıyorum:

....."Taklit, icat edilmiş bir fikrin tekrar edilerek üretilmesidir. İcatları, farklı Milletler tarafından kültürleri, akıl ve entelektüel çapları ve düzeyleri doğrultusunda yorumlamak arının insanlık çizgisinin oluşumu açısından değeri yoktur. Tıpkı, Tanrının insanı ilk icat etmesi ve sonra insanın çocuk yaparak onu tekrar üretmesi gibidir. İlk icat olduğu için insan yaratmak, Tanrıyı tanrı yapmaktadır, onu tekrar üreten insan ise tanrı olamamaktadır.

Bu çizginin oluşumunda hiçbir kutsal kitaba ve peygambere yer verilmemiştir. Onları hiçbir alanda insanlığın hayrına somut sonuç doğuracak ve ürün verecek; bir alet nasıl üretilir, bir hastalık nasıl tedavi edilir, insanca nasıl yaşanır, varlıkla ilgili insanın merak ettiği ve sorduğu soruların cevapları gibi ilk teknik bilgi icatları getiren düşünürler ve bilimciler olarak görmez. Kutsal kitapları, beşeri aklın zaten icat etmiş olduğu hukuki, ahlaki ve felsefi fikir, kavram ve bilimsel kuramları, kendi heseflerine ulaşmak amacıyla kullananlar ve kendi toplumlarının çizgiye monte etmeye çalışanlar olarak görür. Peygamberleri içine almaz ama onların mensubu olan mesela Yahudi Philon, Hristiyan Pavlus ve Müslüman Farabiye insanlığın aklının gelişimine katkı yapan düşünürler görerek içine alır."....

Burada İlahiyat Felsefe profesörü olan bir kişin iddiaları var, ben bu kişin eserindeki iddiaların ciddiye alınarak eleştirilmesini ve cevaplanması nı ehil (felsefeci) kimselerden bekliyorum.  


   
CevapAlıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 
Gönderen: @serpilyucel

Yine kanıtlayamayacağım bir iddia ama onlar peygamber oldukları için böyle değildi, böyle oldukları için peygamber seçildiler. 

Bence de öyle.

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1778
 
Gönderen: @selimmass

İlk icat olduğu için insan yaratmak, Tanrıyı tanrı yapmaktadır, onu tekrar üreten insan ise tanrı olamamaktadır

Bunlar boş laflar kardeşim be. Bunların hiçbir bilimsel dayanağı da yok. Bunlar kelime oyunları, bunlar süslü laflar, bunlar aldatmaca. 

Net konuşmuyorlar. Edebiyat yapıyorlar. Bunlar bilimsel gerçeklikler mi diye sormuşsun. Hayır, bunların hiçbir bilimsel tarafı yok. Bunlar sadece ideoloji, bunlar sadece felsefi görüş. Hiçbir mantıki tarafı da yok. Bunun böyle olmadığını nereden biliyoruz? 

Neden binlerce yıl boyunca birbirinden habersiz yaşayan kavimler veya topluluklarda benzer inanışlar var, neden hepsinde bir tek Tanrı temayülü var ? Bu bilimdir işte; araştırdığın zaman, birbirinden bihaber olan insanların, binlerce metrekare uzakta, uzun yıllar boyunca dünyadan izole kalmış toplulukların veya toplumların neden hepsinde aynı veya benzer inanışların olduğunu tesadüfle açıklayamazsın. Biz bunu hepsi ortak kaynaktan geldi diye açıklıyoruz. Ancak onlar kelimelerin ve manaların üzerine sis perdesi çekerek buğulu bir hava veriyorlar ve hakikatin etrafında debelenip duruyorlar. Peygamberler konusunda söyledikleri zaten tamamen safsata. Bugün dahi bunu müşahede edebilir insan rahatlıkla. Din olmadan ne felsefeyi ne sanatı ne de ahlâkı açıklayabilirsiniz. Bunun içine aslı bozulup mitoslaşmış dinler de dahil.

Ehil kişiler gelip buraya görüşlerini ekleyebilir.

Ayrıca şu yazıları okumanızı şiddetle tavsiye ederim:

https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2019/01/felsefik-tuzaklara-dusmeme-recetesi/

https://antikyalanlar.blogspot.com/2018/06/en-eski-inancdin-hakkndaki-calsmalar-1.html?m=1

 


   
Kurtuluş Berzan, dayssoon, SelimMASS and 1 people reacted
CevapAlıntı
(@selimmass)
Katılım : 4 sene önce
Gönderiler: 6
Konu başlatıcı  

Turan Dursunun felsefik görüntüsü bu kişi. Bence eserlerindeki safsata ya da diyalektik argümanlarla karşı güzel yazılar , videolar olursa ( reklam edilmeden) hiç olmazsa başta  ilahiyat okuyan gençlerimiz olmak üzere diğer insanlarımız için de faydalı olacaktır.


   
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 
Gönderen: @selimmass

@drobooss  Ben bu fikri benimsediğim için burada dile getirmedim. Eserde hiçbir dipnot göremedim ve aya atıf. Mesele bu iddiaların çok ileri noktalara kadar taşınmış olması Kitaptan bir pasajı buraya bırakıyorum:

....."Taklit, icat edilmiş bir fikrin tekrar edilerek üretilmesidir. İcatları, farklı Milletler tarafından kültürleri, akıl ve entelektüel çapları ve düzeyleri doğrultusunda yorumlamak arının insanlık çizgisinin oluşumu açısından değeri yoktur. Tıpkı, Tanrının insanı ilk icat etmesi ve sonra insanın çocuk yaparak onu tekrar üretmesi gibidir. İlk icat olduğu için insan yaratmak, Tanrıyı tanrı yapmaktadır, onu tekrar üreten insan ise tanrı olamamaktadır.

Bu çizginin oluşumunda hiçbir kutsal kitaba ve peygambere yer verilmemiştir. Onları hiçbir alanda insanlığın hayrına somut sonuç doğuracak ve ürün verecek; bir alet nasıl üretilir, bir hastalık nasıl tedavi edilir, insanca nasıl yaşanır, varlıkla ilgili insanın merak ettiği ve sorduğu soruların cevapları gibi ilk teknik bilgi icatları getiren düşünürler ve bilimciler olarak görmez. Kutsal kitapları, beşeri aklın zaten icat etmiş olduğu hukuki, ahlaki ve felsefi fikir, kavram ve bilimsel kuramları, kendi heseflerine ulaşmak amacıyla kullananlar ve kendi toplumlarının çizgiye monte etmeye çalışanlar olarak görür. Peygamberleri içine almaz ama onların mensubu olan mesela Yahudi Philon, Hristiyan Pavlus ve Müslüman Farabiye insanlığın aklının gelişimine katkı yapan düşünürler görerek içine alır."....

Burada İlahiyat Felsefe profesörü olan bir kişin iddiaları var, ben bu kişin eserindeki iddiaların ciddiye alınarak eleştirilmesini ve cevaplanması nı ehil (felsefeci) kimselerden bekliyorum.  

Tarihselci olsa gerek. M. Öztürk'ün de böyle ne demek istediğini anlamak için büyüteçle bakarak anca anlaşılabilen İslam ve Kuran aleyhtarı sözlerine çok benzemiş. Ehil bir felsefeci olmaya gerek yok. 

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
Kurtuluş Berzan, SelimMASS, Furkan and 1 people reacted
CevapAlıntı
İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1778
 
Gönderen: @drobooss
Gönderen: @selimmass

@drobooss  Ben bu fikri benimsediğim için burada dile getirmedim. Eserde hiçbir dipnot göremedim ve aya atıf. Mesele bu iddiaların çok ileri noktalara kadar taşınmış olması Kitaptan bir pasajı buraya bırakıyorum:

....."Taklit, icat edilmiş bir fikrin tekrar edilerek üretilmesidir. İcatları, farklı Milletler tarafından kültürleri, akıl ve entelektüel çapları ve düzeyleri doğrultusunda yorumlamak arının insanlık çizgisinin oluşumu açısından değeri yoktur. Tıpkı, Tanrının insanı ilk icat etmesi ve sonra insanın çocuk yaparak onu tekrar üretmesi gibidir. İlk icat olduğu için insan yaratmak, Tanrıyı tanrı yapmaktadır, onu tekrar üreten insan ise tanrı olamamaktadır.

Bu çizginin oluşumunda hiçbir kutsal kitaba ve peygambere yer verilmemiştir. Onları hiçbir alanda insanlığın hayrına somut sonuç doğuracak ve ürün verecek; bir alet nasıl üretilir, bir hastalık nasıl tedavi edilir, insanca nasıl yaşanır, varlıkla ilgili insanın merak ettiği ve sorduğu soruların cevapları gibi ilk teknik bilgi icatları getiren düşünürler ve bilimciler olarak görmez. Kutsal kitapları, beşeri aklın zaten icat etmiş olduğu hukuki, ahlaki ve felsefi fikir, kavram ve bilimsel kuramları, kendi heseflerine ulaşmak amacıyla kullananlar ve kendi toplumlarının çizgiye monte etmeye çalışanlar olarak görür. Peygamberleri içine almaz ama onların mensubu olan mesela Yahudi Philon, Hristiyan Pavlus ve Müslüman Farabiye insanlığın aklının gelişimine katkı yapan düşünürler görerek içine alır."....

Burada İlahiyat Felsefe profesörü olan bir kişin iddiaları var, ben bu kişin eserindeki iddiaların ciddiye alınarak eleştirilmesini ve cevaplanması nı ehil (felsefeci) kimselerden bekliyorum.  

Tarihselci olsa gerek. M. Öztürk'ün de böyle ne demek istediğini anlamak için büyüteçle bakarak anca anlaşılabilen İslam ve Kuran aleyhtarı sözlerine çok benzemiş. Ehil bir felsefeci olmaya gerek yok. 

Yine söylemekte fayda görüyorum. Bu dine ve genel olarak dinlere en büyük darbe ne materyalistlerden ne de agnostiklerden geliyor. En büyük darbe içeriden geliyor; Ne dediği net anlaşılmayan, muğlak ifadeler kullanan, dünya görüşü değiştiği hâlde hâlâ eski kimliğini muhafaza ediyor görünen ilahiyatçılardan, batı özentilerinden, sözüm ona aydınlardan, hocalardan vs. geliyor. Çünkü dürüst davranmıyorlar. Dürüst davranıp "ben buyum" yahut "artık ben şu oldum" deseler anlaşılacak ve ona göre cevap verilecek yahut umursanmayacak. Ancak tek yaptıkları kafa karıştırmak ve laf ebeliği. 


   
CevapAlıntı
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 
Gönderen: @kemal
Gönderen: @drobooss
Gönderen: @selimmass

@drobooss  Ben bu fikri benimsediğim için burada dile getirmedim. Eserde hiçbir dipnot göremedim ve aya atıf. Mesele bu iddiaların çok ileri noktalara kadar taşınmış olması Kitaptan bir pasajı buraya bırakıyorum:

....."Taklit, icat edilmiş bir fikrin tekrar edilerek üretilmesidir. İcatları, farklı Milletler tarafından kültürleri, akıl ve entelektüel çapları ve düzeyleri doğrultusunda yorumlamak arının insanlık çizgisinin oluşumu açısından değeri yoktur. Tıpkı, Tanrının insanı ilk icat etmesi ve sonra insanın çocuk yaparak onu tekrar üretmesi gibidir. İlk icat olduğu için insan yaratmak, Tanrıyı tanrı yapmaktadır, onu tekrar üreten insan ise tanrı olamamaktadır.

Bu çizginin oluşumunda hiçbir kutsal kitaba ve peygambere yer verilmemiştir. Onları hiçbir alanda insanlığın hayrına somut sonuç doğuracak ve ürün verecek; bir alet nasıl üretilir, bir hastalık nasıl tedavi edilir, insanca nasıl yaşanır, varlıkla ilgili insanın merak ettiği ve sorduğu soruların cevapları gibi ilk teknik bilgi icatları getiren düşünürler ve bilimciler olarak görmez. Kutsal kitapları, beşeri aklın zaten icat etmiş olduğu hukuki, ahlaki ve felsefi fikir, kavram ve bilimsel kuramları, kendi heseflerine ulaşmak amacıyla kullananlar ve kendi toplumlarının çizgiye monte etmeye çalışanlar olarak görür. Peygamberleri içine almaz ama onların mensubu olan mesela Yahudi Philon, Hristiyan Pavlus ve Müslüman Farabiye insanlığın aklının gelişimine katkı yapan düşünürler görerek içine alır."....

Burada İlahiyat Felsefe profesörü olan bir kişin iddiaları var, ben bu kişin eserindeki iddiaların ciddiye alınarak eleştirilmesini ve cevaplanması nı ehil (felsefeci) kimselerden bekliyorum.  

Tarihselci olsa gerek. M. Öztürk'ün de böyle ne demek istediğini anlamak için büyüteçle bakarak anca anlaşılabilen İslam ve Kuran aleyhtarı sözlerine çok benzemiş. Ehil bir felsefeci olmaya gerek yok. 

Yine söylemekte fayda görüyorum. Bu dine ve genel olarak dinlere en büyük darbe ne materyalistlerden ne de agnostiklerden geliyor. En büyük darbe içeriden geliyor; Ne dediği net anlaşılmayan, muğlak ifadeler kullanan, dünya görüşü değiştiği hâlde hâlâ eski kimliğini muhafaza ediyor görünen ilahiyatçılardan, batı özentilerinden, sözüm ona aydınlardan, hocalardan vs. geliyor. Çünkü dürüst davranmıyorlar. Dürüst davranıp "ben buyum" yahut "artık ben şu oldum" deseler anlaşılacak ve ona göre cevap verilecek yahut umursanmayacak. Ancak tek yaptıkları kafa karıştırmak ve laf ebeliği. 

Kuran onları çok güzel tarif ediyor aslında Münafikun 4. Ayet:

 Sen onları (münafıkları) gördüğün zaman, (düzgün ve bakımlı) endamları (zahiri kalıpları ve tavırları) Senin hoşuna gidip beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlemeye (değer sanırsın. Oysa bunlar sözlerine, kıyafetlerine ve zahir görünüşlerine aşırı dikkat gösterip, suni ve sahte davranışlarla takva ve tarafsızlık numarası yapmakta ustalaşmışlardır. Aslında) Onlar sanki (sütun misali) dayandırılmış düzgün ahşap-kütükler gibi (şuursuz ve vicdansızdırlar. Bu kofluklarından ve korkularından dolayı da) Her çıkışı ve çağrıyı (her yaygarayı ve konuşulanı) kendileri aleyhlerine sanırlar. Onlar (sinsi ve tehlikeli) düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının (münafıkları tanımaya çalışın ve onlara karşı tedbirli ve dikkatli olun). Allah onları kahretsin; nasıl da (Hakk’tan) çevriliyorlar ve dönekleşip duruyorlar. 

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
rayzen0
(@rayzen0)
Katılım : 4 sene önce
Gönderiler: 657
 

@drobooss Ayette Allah kahretsin diye ibare var. Garip geldi bana. Açıklar mısınız??

Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)


   
CevapAlıntı
İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1778
 

@drobooss Evet, tam olarak bu. Kur'an-ı Kerim çok veciz bir şekilde ifade etmiş. İnsanoğlu çağlar değiştikçe insanın da değiştiği zehabına kapılıyor. Ancak insan değişmiyor, kabuk değiştiriyor. Birkaç prototip var, insanlık bunların yansıması işte. 


   
Kurtuluş Berzan, SelimMASS, Furkan and 1 people reacted
CevapAlıntı
Sayfa 1 / 2

Başa dön tuşu