
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Ukl veya Ureyne kabîlelerinden bâzı kimseler (Medîne’ye) geldiler. Yakalandıkları mîde ağrısından (veya istiskâ hastalığından) dolayı Medîne’de ikâmet etmek istemediler. Rasûlullâh Efendimiz (Beytü’l-mâle âid) sütlü develerin bulunduğu yere gidip develerin bevillerinden ve sütlerinden içmelerini söylediler. Onlar da oraya gittiler. Bir müddet sonra sıhhat bulunca Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in çobanını öldürdüler ve develerini önlerine katıp götürdüler. Bu haber sabah vakti geldi. Rasûlullâh Efendimiz arkalarından adamlar gönderdiler. Bunlar, gün yükselince hâinleri getirdiler. (Efendimiz kısâs olarak) ellerinin, ayaklarının kesilmesini emrettiler. (Bu cânîlerin) gözleri de oyulup Harre denilen yere atıldılar. Su istediler, kendilerine su verilmedi.
Arkadaşlar bu hadisle alakalı iki sorum var. İlki deve sidiğinin bilimsel olarak mide ağrısına faydası var mıdır ? Hz. Muhammed efendimiz tedavi için önermiş olması deve sidiğinin zararlarını görmezden gelmemizi mi gerektirir ? İkincisi gözlerinin oyulması ne içindir, bazı ateistler buradan yola çıkarak İslam Vahşet dinidir falan diyorlar. Kıssas olduğunu biliyorum ancak ne için su verilmemiş, ne için gözleri oyulmuş gibi soruları sormadan edemiyorum
Kissas cezalari için birşey diyemesemde deve sidiği için bir bölüm var bu yazıda
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2021/04/hadislerde-bilimsel-celiski-aramak/
Ukl veya Ureyne kabîlelerinden bâzı kimseler (Medîne’ye) geldiler. Yakalandıkları mîde ağrısından (veya istiskâ hastalığından) dolayı Medîne’de ikâmet etmek istemediler. Rasûlullâh Efendimiz (Beytü’l-mâle âid) sütlü develerin bulunduğu yere gidip develerin bevillerinden ve sütlerinden içmelerini söylediler. Onlar da oraya gittiler. Bir müddet sonra sıhhat bulunca Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in çobanını öldürdüler ve develerini önlerine katıp götürdüler. Bu haber sabah vakti geldi. Rasûlullâh Efendimiz arkalarından adamlar gönderdiler. Bunlar, gün yükselince hâinleri getirdiler. (Efendimiz kısâs olarak) ellerinin, ayaklarının kesilmesini emrettiler. (Bu cânîlerin) gözleri de oyulup Harre denilen yere atıldılar. Su istediler, kendilerine su verilmedi.
Arkadaşlar bu hadisle alakalı iki sorum var. İlki deve sidiğinin bilimsel olarak mide ağrısına faydası var mıdır ? Hz. Muhammed efendimiz tedavi için önermiş olması deve sidiğinin zararlarını görmezden gelmemizi mi gerektirir ? İkincisi gözlerinin oyulması ne içindir, bazı ateistler buradan yola çıkarak İslam Vahşet dinidir falan diyorlar. Kıssas olduğunu biliyorum ancak ne için su verilmemiş, ne için gözleri oyulmuş gibi soruları sormadan edemiyorum
Ben bu hadiseyi böyle bilmiyorum. Olay gerçekten böyle mi yaşanmış, hadis nerede geçiyor,kaynak güvenilir mi? Kaynak göstermediğin için doğru mu, değil mi birşey diyemiyorum ama bana pek inandırıcı gelmedi abartılar var gibi duruyor.
Deve idrarı hakkında şurada konuşmuştuk belki okumak istersin;
https://www.bilimveyaratilisagaci.com/f/s/deve-idrarinin-iyi-geldigi-bir-hastalik-var-mi/#post-11946
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Gözlerini oymuşlarsa az etmişler, çünkü onlar da katilmiş. Kısas uygulansa onların da öldürülmeleri gerekirdi. Peygamberimiz Kuran'ın emri gereği kısas uygulardı. Bu hadiste bir yanlış olabilir.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kurtulusberzan hocam gözlerinin oyulmasının nedeni öldürdükleri insanların gözlerine mil çekmesiymiş
Ukl veya Ureyne kabîlelerinden bâzı kimseler (Medîne’ye) geldiler. Yakalandıkları mîde ağrısından (veya istiskâ hastalığından) dolayı Medîne’de ikâmet etmek istemediler. Rasûlullâh Efendimiz (Beytü’l-mâle âid) sütlü develerin bulunduğu yere gidip develerin bevillerinden ve sütlerinden içmelerini söylediler. Onlar da oraya gittiler. Bir müddet sonra sıhhat bulunca Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’in çobanını öldürdüler ve develerini önlerine katıp götürdüler. Bu haber sabah vakti geldi. Rasûlullâh Efendimiz arkalarından adamlar gönderdiler. Bunlar, gün yükselince hâinleri getirdiler. (Efendimiz kısâs olarak) ellerinin, ayaklarının kesilmesini emrettiler. (Bu cânîlerin) gözleri de oyulup Harre denilen yere atıldılar. Su istediler, kendilerine su verilmedi.
Arkadaşlar bu hadisle alakalı iki sorum var. İlki deve sidiğinin bilimsel olarak mide ağrısına faydası var mıdır ? Hz. Muhammed efendimiz tedavi için önermiş olması deve sidiğinin zararlarını görmezden gelmemizi mi gerektirir ? İkincisi gözlerinin oyulması ne içindir, bazı ateistler buradan yola çıkarak İslam Vahşet dinidir falan diyorlar. Kıssas olduğunu biliyorum ancak ne için su verilmemiş, ne için gözleri oyulmuş gibi soruları sormadan edemiyorum
Açıklama :
1- Bu hadis, kaynaklarının çokluğundan da anlaşılacağı üzere, birçok farklılıklarla çeşitli vecihlerden rivayet edilmiştir. Yukarıdaki hadiste zikri geçmeyen bazı teferruatı gözönüne alarak hâdiseyi şöyle özetleyebiliriz: Ureyne ve Ukl kabilelerinden, bazı rivayetler de sekiz kişi oldukları belirtilen bir grup Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a gelirler. Ancak Medine'nin rutubetli havası onlara iyi gelmez ve hastalanırlar. Bunu, Medine'nin kendilerine uğur getirmediğine yorarlar ve hatta Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm)'in huzuruna çıkarak yapmış oldukları biat akdini bozmak, İslâm'dan rücu etmek talebinde bulunurlar. Hazreti Peygamber onlara hava değişikliği tavsiye ederek hazine develerinin otlatıldığı Kuba civarındaki Zü'l-Hader denilen yerdeki otlağa gönderir. Oradaki develerin sütünden ve bevlinden içmelerini tenbihler. Bu tavsiyelere uyup iyileşen bedevîler, irtidad ederler. Bununla da kalmayıp işi ihanete dökerek çobanlardan birinin gözlerini oyup el ve ayaklarını kesip sonra öldürürler, hazine develerini de kaçırmaya kalkarlar. Ancak kaçıp kurtulabilen bir çobanın ihbariyle duruma muttali olan Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm), peşlerinden Kürz İbnu Câbir el-Gihrî komutasında yirmi kadar ensârî genci, bir de iz takipçisi (kâif) ile birlikte peşlerinden gönderir. Bunlar, hainleri kıskıvrak yakalayıp Medine'ye getirirler. Hazreti Peygamber kısâsen gözlerinin oyulmasını, ellerinin ve ayaklarının kesilip bu halde Harra'nın bir kenarına atılmalarını, kızgın güneşin altında ölüme terkedilmelerini emreder ve öyle yapılır. Hazreti Enes (radıyallahu anh) onlardan birini gördüğünü, susuzluktan ölene kadar toprağı yaladığını belirtir.
2- Müteakip (1588 numaralı) rivayette görüleceği üzere hadisin bazı vecihlerinde bu hâdise üzerine şu mealdeki âyetin indiği belirtilir: "Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanların, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadcılığa koşanların cezası, ancak öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut (sağ) elleriyle (sol) ayaklarının çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Ahirette ise onlara (başkaca) pek büyük bir azab da vardır..." (Maide 33).
3- Kadı İyaz'ın Açıklamasına göre, hadisi anlamada ulemâ ihtilaf etmiştir. Seleften bir kısmı, bu cezanın hudud ve muhariblerle ilgili (Maide 33) âyetler inmezden önce verildiğini, mezkur âyetler inince hadisin hükmünün neshedildiğini söylemiştir. Bazıları ise hadisin neshedilmediğini söylemiştir. Bu sonunculara göre muhariblerle ilgili âyetler bu vak'a ile ilgili olarak inmiştir. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) da bu cezayı kısas olarak tatbik etmiştir. Çünkü mürtedler Müslüman çobana aynı şeyleri yapmışlardır.
Bazı âlimler müsle'ye haram derken, diğer bir kısmı "haram değil, tenzihen mekruh" demiştir.
4- Hazreti Enes bir rivayette bu mürtedlerin su isteklerini ancak onlara su verilmediğini, toprağı yalayarak öldüklerini belirtir. Bu husus da âlimlerin bazı yorumlarına kapı açmıştır. Rivayetlerde Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm)'in: "Su vermeyin" diye sarih bir sözü gözükmüyor. Ama su verilmeme vak'asından haberdâr olmadığını söylemek de zor. Üstelik, Ashab'ın sünneti de meşru bir hüküm taşır.
Kadı İyâz: "Öldürülmesi farz olan bir kimse su istese, kasden mâni olup da kendisine su vermeyerek iki azabın birlikte tatbik edilmesinin meşru olmayacağında ulemânın ittifak ettiğini belirtir. Nevevî bu görüşe itiraz ederek: "Bu sahih hadiste beyan olunmuştur ki, mürtedler çobanı öldürmüş, İslâm'dan dönmüşlerdir. Şu halde ne su istemede ne de başka hususta kendilerine hürmet kalmaz" der.
Yine Nevevî'nin kaydına göre, Şafiî ulemâsı şöyle demiştir: "Yanında tahâreti için gerekli olan suyu bulunduran bir şahıs, o suyu, ölümden veya şiddetli susuzluktan korkan bir mürtede verip de kendisinin teyemmüm etmesi câiz değildir. Ancak suyu isteyen kimse bir zımmî veya bir hayvan olsa vermek lâzım gelir, bu durumda suyu vermeyip abdest alması caiz olmaz."
5- İmam Mâlik, bu hadise dayanarak, eti yenen hayvanların bevillerinin temiz oldğuna hükmetmiştir. Ahmed İbnu Hanbel, İmam Muhammed, Şâfiîlerden Istahrî ve Rüyânî, Şâ'bi, Atâ, Nehâî, Zührî, İbnu Sîrîn, Hakem ve Sevrî aynı kanaattedirler. Ebû Dâvud, İbnu Uleyye daha ileri giderek: "İnsan dışında -eti yensin, yenmesin- bütün hayvanların bevli ve fışkısı temizdir" demiştir.
Ebu Hanife, Ebu Yusuf, Şâfiî, Ebu Sevr ve diğer bir çok ulemâya göre bütün beviller pistir. Ancak atfedilen az miktar bu hükme dahil değildir. Bunlara göre, Ureynelilere zarurete binaen ruhsat verilmiştir. Zaruret olmadan deve idrarının temiz olduğuna dair hadiste bir hüküm mevcut değildir. Birçok haramlar zaruret sebebiyle mübah kılınmıştır, ancak bunlar zaruret olmadığı takdirde yine haramdır. Sözgelimi harp halinde veya şiddetli kaşınma gibi durumlarda ortaya çıkan zarurete binaen ipekli elbise helâl olur. Bu gibi mazeretleri olmayana ipekli elbise haramdır.
* Haramla tedavi alelıtlak caiz değilse de haramda yüzde yüz şifa olduğu bilinirse caiz olur.
* Devlet reisi, kendisine gelen yabancıların her meselesiyle meşgul olur; tedavisiyle bile...
* İlaç kullanmak, vücuda faydası olan mutad ilacı almak meşrudur.
* Kısasda misilleme meşrudur.
* Mürted, tevbe etmeye çağırılmadan derhal öldürülür. Bunun vacib mi, müstehab mı olduğu hususlarında ihtilâf edilmiştir. Bazı âlimler: "Mürted muharebe ederse, katli vacib olur, tevbe etmesini beklemekte bir mâna kalmaz" demiş ve sadedinde olduğumuz hadisi bu iddiaya delil göstermiştir
Ey Vahdet! Sonsuz deniz!Dalgalanan sensin.Dalgaların çokluğu içinde görünen yine sensin.Kendine bin yüzbin çeşit isim vermişsen de, gökyüzü,felekler yalnız sensin, sen! İnsanın gözü dikkat ve titizlik...
mürted ne için öldürülür