
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Öncelikle Selamun Aleyküm bu iki hadisin doğruluğu ne kadardır?Veya açıklamaları varmıdır
Ne bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız. Sahih El- Buhari 8:76:493
Peygamber (s.a.v)dedi ki lut un kavminin yaptığını yapan birini bulursanız onu yapan ve yapılanı öldürün.Ebu Davud 38:4447
1.hadis in açıklaması
Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bizlere benzerini hiç duymadığım bir konuşma yaptı ve şöyle buyurdu:
“Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” Bunun üzerine Resûlullah’ın ashâbı yüzlerini kapatarak hıçkıra hıçkıra ağladılar. (Buhârî, Tefsîru sûre (5), 12; Müslim, Fezâil 134)
Müslim’in rivayeti şöyledir:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbının durumuyla ilgili bir haber alınca şöyle bir konuşma yaptı:
“Cennet ve cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer açısından bugün gibisini görmedim. Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız” buyurdu. Resûlullah’ın ashâbına bundan daha ağır gelen bir gün olmamıştı. Başlarını örterek hıçkıra hıçkıra ağladılar. (Müslim, Fezâil 134)
- Hadisi Nasıl Anlamalıyız?
Peygamber Efendimiz, Allah’ın seçkin bir kulu ve vahye muhatap elçisi olduğu için bizim bilip göremediğimiz şeyleri bilme ve görme imkânına sahipti. Bunlar, Allah’ın kendisine öğretmesi ve göstermesi sayesinde idi. Peygamberimiz, bunlardan bazılarını ashabına ve ümmete açıkladı, bazılarını ise açıklamadı. Yukarıdaki hadîs-i şeriften bunu anlamamız mümkün olmaktadır.
Hz. Peygamber’in bilip bizim bilmediğimiz şeyler âhiret hayatı, cennet ve cehennem ahvâli ayrıca bizim bilme ve görme imkânımız olmayan gayb âlemiyle ilgili hususlardır. Bunlar, Allah’ın isyankârlara verdiği cezalar, itaatkârlara verdiği mükâfatlar, bizlere gizli kalıp Resûlullah’a açılmış olan sırlar, niyetlerdeki bozukluklar ve neticeleri gibi Peygamberimiz’e bildirilen hususlardır. İşte insanlar bunları bilip görmüş olsalardı çok ağlar az gülerlerdi. Bu hadis, Kur’ân-ı Kerîm’in şu âyetinin açıklaması mâhiyetindedir: “Artık kazandıkları işlere karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar” [Tevbe sûresi (9), 82].
İmâm Gazzâlî, bu hadisi güvenilir, doğru sözlü ve doğru davranışlı olan Resûl-i Ekrem’in kalbine Allah’ın tevdi ettiği sırlardan bahseden hadisler arasında sayar. Peygamber’in, Allah’ın kendisine müsaade ettiği sırları açıklaması câizdir. Çünkü seçkinlerin kalbleri sırların gömülü olduğu kabirler gibidir. Hz.Peygamber, bunların bir kısmını açıklamak suretiyle ashâba az gülüp çok ağlamayı tavsiye etmiştir. Ağlamak, Allah’ın zikri ile hayat bulan kalblerin canlılık meyvesidir. Allah’ın azametini, büyüklüğünü ve yüceliğini hissedenler ağlayabilirler. Çok gülmek ise bu hakikatlerden habersiz olmanın bir sonucudur. Dolayısıyla Peygamber Efendimiz bu hadisleriyle bizleri diri bir kalbe sahip olmaya ve gafletten uzak durmaya teşvik etmektedir.
- Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler
- Cennet ve cehennem haktır ve halen mevcuttur.
- Cennet ve cehennem Peygamber Efendimiz’e gösterilmiştir.
- Peygamberlerin bilip gördüğü ve bizlerin bilip görmesine imkân olmayan şeyler vardır.
- Ferde ve topluma fayda sağlayacak sırları açıklamak câizdir.
- Dinimiz, Allah’ı unutacak derecede çok gülmeyi doğru bulmamış, ağlamayı, yani canlı bir kalbe sahip olmayı tavsiye etmiştir.
- Sahâbe-i kirâm’ın Allah sevgisi ve korkusu bizlere örnek olacak niteliktedir.
- Ağlarken yüzü kapatmak dinimizde müstehap kabul edilmiştir.
Kaynak: Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları
İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki:
"Kimin Lût kavminin sapık işini yaptığını görürseniz, fâili de mef'ûlü de öldürün." (Tirmizî, Hudud 24, (1456); Ebû Dâvud, Hudud 29, (4462, 4463)
Tirmizî, Ebû Hüreyre'nin de böyle bir rivâyette bulunduğunu belirtir. Ebû Dâvud'da İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ)'tan yapılan bir rivâyette:
"Livata yaparken yakalanan bekâr (yani muhsan olmayan kişi) de recmedilir." denmiştir.
Livata yapanlara tatbik edilecek hadd hususunda âlimler farklı görüşler ileri sürmüştür:
Şâfiî'nin iki görüşünden daha zâhir olanına göre -ki Ebû Yusuf ve İmam Muhammed de bu görüştedir- failin haddi, zinâ haddidir. Yani muhsan ise recmedilir, muhsan değilse yüz sopa vurulur. Mef'ûle ise Şâfiî'ye göre, muhsan da olsa gayr-ı muhsan da olsa, kadın da olsa, erkek de olsa yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası verilir.
İmam Mâlik ve Ahmed İbnu Hanbel başta, diğer bir kısım âlimlere göre, livata yapanın cezası recmedilmektir, muhsan da olsa gayr-ı muhsan da olsa farketmez.
İmam Şâfiî'nin ikinci bir görüşü, sadedinde olduğumuz hadisin zâhirine uygun olarak fâilin de mef'ûlün de öldürülmesidir.
Öldürülüş tarzı hususunda: "O pis işi yaptıkları ev tepelerine yıkılır." diyenler olmuştur. "Uçurumdan atılarak öldürülür." diyenler de olmuştur.
Ebû Hanife: "Bunlar azarlanır, levmedilir fakat hadd uygulanmaz." demiştir. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Şerhi, c. 6 sh. 253)
İmam Şafiî, İbn Ebî Şeybe, İbn Ebî’d-dünya ve Beyhakî’nin Yazid b. Kays’tan yaptıkları rivayete göre, Hz. Ali (RA), bir Lutîyi recm etmiştir.
İbn Ebî’d-dünya, İbnu’l-Müzir, İbn Büşran ve Beyhakî’nin Muhammed b. El-Mükender’den, İbn Kudame’nin ise Safvan b. Süleym’den naklettiklerine göre, bir kişinin kadın gibi kendini kullandırdığını duyan Halid b. Velid, konuyu Hz. Ebu Bekir (ra)’e bildirmiş, Ebu Bekir de Sahabelerden bazı insanları toplayıp onlarla istişare etmiş, heyette bulunan Hz. Ali (ra), “Bu işi tarihte yalnız bildiğiniz bir kavimden başka (Lut kavmini kast ediyor) yapan yoktur. Onların akıbetini de biliyorsunuz. Bu sebeple, bu adamı yakmanızı öneriyorum.” demiş ve Hz. Ebu Bekir (ra) de Halid b. Velide’e onun yakılması için emir göndermiş ve emir yerine getirilmiştir. (bk. İbn Kudame, eş-Şerhu’l-Kebir, 10/176). Şevkânî, bu hadisin mursel olduğunu söyleyerek zafiyetine işaret etmiştir.(bk. Neylu’l-Evtar, 7/129).
Kaynaklardan anlaşıldığına göre, bu yakma işi -şayet olmuşsa- öldürüldükten sonra gerçekleşmiştir.(a.g.e.).
Tarihte olduğu rivayet edilen yakma olayını hiçbir mezhep alimi benimsememiştir. Bu konuda değişik hadis rivayetlerine dayanan alimlerden bazılarına göre, eşcinsel olan kimse livata yaptığı zaman, zina suçunun cezası ile -bekâr / evli farkı gözetilerek- cezalandırılır.
Bazılarına göre, evli veya bekâr olması fark etmez, her hal-u-kârda recmedilir.
İmam Azam’a göre ve İmama Şafii’nin bir kavline göre, eşcinselin yaptığı lutilik suçundan dolayı, zina cezası değil, tazir cezası (hâkimin uygun göreceği, kınama, azarlama, kırkın altında değnek vurma gibi caydırıcı bir ceza) gerekir.(Tuhfetu’l-ahvezî-şamile- 4/94).
Hanefi eserlerinden, el-Hidâye'de, İmamı Azamın görüşü şu şekilde delillendirilmiştir.
"Bu hareket bir zina değildir. Çünkü sahabeler onun öldürülüş şeklinde ihtilâf etmişlerdir. Kimisi ateşle yakılmasını, kimi üzerine bir duvar yıkılmasını, kimisi yüksek bir yerden itilip peşinden taş atılmasını v.s. söylemişlerdir. Bu fiilde, çocuğu telef etmek veya neseplerin karışması da söz konusu olmadığı için bu, zinâ manâsında değildir. Her iki taraftan bu işe istek olmadığı için gerçekleşmesi de nadirdir. Zinaya ise istek vardır. Lûtinin öldürüleceğini bildiren haberler ise, ya siyâseten öldürüleceğine delâlet eder ya da bu fiili helâl görenlerle ilgilidir."
Bu suçluları cezalandırmak, yetkili mercilerce yapılmalıdır.