Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

Bebeğe ne zaman ruh...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Bebeğe ne zaman ruh üflenir?

Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1214
Konu başlatıcı  

Kur'an'da bebeğin bilincinin 3 ayda oluştuğunun yazdığını burada bir yazıda okumuştum. Ama Peygamberimizin bir hadisinde 40,40,40 günlük 3 devreden yani 4 aydan sonra ruh üflendiği yazıyor. Sorum şu: Peygamberimiz Kur'an'ın en büyük müfessiriyse buradaki zıtlık neyle izah edilebilir?

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
Alıntı
Kurtuluş Berzan
(@kurtulusberzan)
Moderatör.
Katılım : 8 sene önce
Gönderiler: 4843
 

İddia: Özetle; Mudga’nın bir çiğnemlik et olduğu tefsirlerde söyleniyor. Ama Müslümanlar 25 günlük embriyoda diş izleri benzeri bir yapı olduğunu söyleyip buna mudga diyor. Oysa embriyo bu dönemde 3 mm’dir. Embriyonun çiğnenmiş bir et boyutuna ulaşabilmesi  için (zira bir et parçası ancak 20-30 mm genişliğe ulaştığı zaman ağız dolusu olarak tanımlanabilir) bir kişinin yaklaşık 8 hafta kadar beklemesi gerekecektir ki mugda’nın anlatımlardaki gerçek anlamı da budur.

Buhari ve Müslim tarafından nakledilen aşağıdaki hadise göre ise Muhammed peygamber, Mudga’nın 80 ve 120 gün arasında meydana geldiğini söylemektedir. Ancak bu aşamadaki bir embriyo, halihazırda bir insanın çiğneyebileceği et yumrusundan önemli ölçüde daha büyük olup insana çok benzer ve tamamen bir etten farklı görünür.

“Abdullah ibn Mesud rivayet etmiştir ki Rasulullah şöyle buyurur “Şüphesiz ki sizin herhangi birinizin yaratılması, ana karnında kırk gün nutfe, sonra bunun gibi bir kan pıhtısı, sonra bunun gibi bir parça et olarak devam eder daha sonra Allah ona bir melek gönderir” (Buhari, Ebu Davut, İmam Ahmed)

Cevap: Mudga aşaması Alak aşamasından yani 6. günden sonraki ve 6. hafta arasındaki bir zaman dilimidir. Çünkü Kuran’da embriyoloji konulu bu ayet bir sonraki aşamada iskelet sisteminin oluşmasını tarif ediyor. İskelet sistemi 6. haftada belirginleşmiş oluyor.

Bilimsel olarak gebeliğin 3. haftasından itibaren embriyonun (bebek) sırtında somitler belirginleşiyor ve bir diş görünümü veriyor. Sanki çiğnenmiş bir şey görünümü alıyor. Mesela büyükçe bir sakızı dişlerinizin arasında sıkıştırdığınızda oluşan bir görüntü oluşuyor. Aşağıda bu şekil görülüyor.

Kuran’da embriyoloji

130627279 6th week of pregnancy embryology in utero placenta 1
Embriyodaki diş çiğnemesi görüntüsü
2021 01 01 140530
Dişlerin dizilişi

Burada Kuran bunu çiğnenmiş ete benzetmesi embriyonun şekli ile alakalıdır, boyutu ile alakalı değildir. Modern tıbbın bize sağladığı görüntünün mucize bir şekilde buna uyması kanıt olarak yeter. Yani 3 mm imiş ve bu çiğnenecek kadar değilmiş demek doğru değil, çünkü anlaşılıyor ki Kuran’da embriyoloji konulu bu ayet burada embriyonun görüntüsünden bahsediyor.

Et üstünde diş izi

Bazı kişiler de kelime ve akıl oyunları yapmak için diyorlar ki et üzerinde diş izi bırakılmaz. Cevap: Ayet zaten etin üstünde diş izi var demiyor. Ayette kullanılan kelime çiğnemlik et demek. Biz embriyonun üzerinde yarım daire şeklinde tıpkı diş izleri gibi dizilmiş yapıyı görünce çiğnemlik et ifadesinin bundan bahsettiğini anlıyoruz. Ayrıca Madigan kelimesi de Müfredat sözlüğünde (eski arapça sözlüğü) belirtildiğine göre çene kemiklerine de deniyor. Yani mudga denilince dişler arasına sıkıştırılmış et anlaşılıyor. Yoksa ayette eti çiğnerseniz iz çıkar, Mudga’da da diş izi arayın gibi bir ifade geçtiğini iddia etmiyoruz. Embriyoda diş izleri görülmesi bize bunun bir tesadüf olma ihtimalinin çok düşük olduğunu gösteriyor.

2020 12 30 131531
Müfredat sözlüğünde mudğanın tanımı

İkinci olarak kelime oyunlarıyla gerçeklerin üstünü örtmeye çalışan kişiler diyor ki embriyonun sırtındaki somitler dışa çıkık, oysa diş izi içeri çökük. Cevap: Bu da sorun değil, çünkü ayet bize tarif ederken an yakın benzetilebilecek bir şeklin tarifini çizmiş. Eğer bu ayet hiç olmasaydı ve biri bana deseydi ki embriyonun bu halindeki somitleri bilmeyen insanlara tarif et bakalım. Ben de girinti çıkıntı olmasına bakmaksızın U şeklinde diş gibi tane tane sıralanmış yapılar olarak tarif ederdim. Kuran daha güzel ve çok özet bir kelimeyle anlatmış ve çiğnemlik ete benzetmiş. Normalde bebeğin anne karnındaki boyutunu anlatmak isteseniz çiğnemlik et lafını asla kullanmazsınız. İnsanlara garip gelebilecek bir benzetme olur. Bebek çiğnenecek ete benzetilir mi diye garip gelir. Eğer bebeğin büyüklüğünü anlatmak istiyorsanız bir meyve ile, sebze ile, buğday ile, erik ile vs. karşılaştırıp anlatmak daha mantıklı olur. Öyleyse Kuran’ın sahibi de burada çiğnemlik et ile büyüklük anlatmış olmaza başka bir şey anlatıyordur. Çiğnemlik et derken anlatılmak istenen bebeğin büyüklüğü değildir ve çağımızda anlaşıldı ki anlatılmak istenen bebeğin görüntüsüdür. Bu tür kelime ve akıl oyunları Kuran’da embriyoloji mucizelerini gözden düşüremez.

İlgili yazı:  80# KURAN BİLİM KİTABI MIDIR? O HALDE NEDEN BİLİMİ ÖNCE SİZ BULMUYORSUNUZ?
 

Nutfe, Alaka, Mudga aşamalarını kırkar gün olarak belirten hadis-i şerif

Öncelikle Arapça’da 7, 40, 100, 1000 gibi sayılar söylendiği zaman burada tahmini bir rakam verildiği anlaşılır veya çokluk belirteci olarak bilinir. Zaten her üç aşamaya da kırk gün demesi bunu gösteriyor. Çoğu zaman söyleyenin de gerçek rakamı tam bilmediği durumlarda böyle yuvarlak rakamlar söylenir.

İkinci olarak bu hadis-i şerifin Peygamberimiz tarafından söylendiğine emin olsak bile kelimesi kelimesine tıpkı Kuran gibi korunduğuna emin olamayız. Zaten mütevatir hadis-i şeriflerde bile çoğu zaman aynı olay farklı hadis kitaplarında farklı versiyonlarla anlatılır. Bu da hadis-i şeriflerin insanların algılarından az veya çok etkilendiğini gösterir. Kuran ise en baştan beri yazılı bir kültür üzerinden bizlere ulaşmıştır.

Üçüncü olarak Peygamber de Allah’ın bildirdiği kadar bilebilir. Allah gibi sonsuz ilme sahip olamaz, belki de Kuran’da embriyoloji konulu bu ayeti açıklarken bu yüzden kırkar gün gibi yuvarlatılmış kelimeler kullanmış, kesin rakamlar vermemiştir. Bu saydığımız sebeplerden dolayı hadislerde çelişki aramak yanlıştır ve ateistler tarafından Kuran’a toz kondurulamayınca hadislere dört elle sarılıp açık aramak bile bile kaçak güreşmektir.

Kaynak: https://www.bilimveyaratilisagaci.com/2021/01/kuranda-embriyoloji-mucizeleri/

Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.


   
CevapAlıntı
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1214
Konu başlatıcı  

Hocam şunu tam anlamadım: Zaten 3 aylık bir süreç var yani direkt böyle söyleyebilirdi Peygamberimiz. Ki Kur'an'da böyle olduğunu biliyordu. Neden 120 gün demiş?

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı
Katılım : 57 sene önce
Gönderiler: 0
 

Hadiste üç defa tekrar edilen “kırk gün” ifadesiyle bir şeyin ardı sıra olma hali mi, iç içelik mi kastedildiği, kırklar arasında zikredilen “sümme/sonra” kelimesi ile zamanda mı yoksa ifadede mi tertibin amaçlandığı ictihadî bir mevzudur. İmam Şafii ve İmam Ahmed buradaki kırkı, art ardına değil, bir tek kırk olarak almıştır. [Şebrâmellesî, VI, 179.]

Yukardaki hadiste “ruh kırk günden hemen sonra üflendi” denilmiyor. Yani bu “sonra” 2 ay sonrası da olabilir. Yine şöyle delil getirilebilir: Müminun 14’te “bambaşka bir yaratılışa döndürdük” deniliyor. Bazı alimler bu ifadeyi şöyle anlamış: “İbn Abbâs, en-Nehaî, Ebû'l-Âl-iyye, ed-Dahhâk ve İbn Zeyd dedi ki: Bundan kasıt önceleri cansız bir varlık iken daha sonra ona ruhun üflenmesidir.” [Kurtubi, Müminun 14 tefsiri.] Bu ayetteki ifade kemiklere et giydirilmesinden sonra olduğu söyleniliyor. Yani Mudga evresinden hemen sonra olan bir şey değil. Ulemadan bazı müfessirler yüz yirmi gün dedikleri halde, hemen sonra ruhun üflendiğini söylemiyorlardı. Kurtubî, ruhun dört ayın bitimi beşinci ayın girmesiyle üflendiğini söylüyordu [Kurtubi, Hac 5 tefsiri.], ki bu yaklaşık yüz elli güne denk gelir.

 


   
CevapAlıntı
Xyz123
(@xyz123)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1214
Konu başlatıcı  
Şu kişiden alıntılanmıştır: blevita Tarih: 9 Nisan 2021, 19:47

Hadiste üç defa tekrar edilen “kırk gün” ifadesiyle bir şeyin ardı sıra olma hali mi, iç içelik mi kastedildiği, kırklar arasında zikredilen “sümme/sonra” kelimesi ile zamanda mı yoksa ifadede mi tertibin amaçlandığı ictihadî bir mevzudur. İmam Şafii ve İmam Ahmed buradaki kırkı, art ardına değil, bir tek kırk olarak almıştır. [Şebrâmellesî, VI, 179.]

Yukardaki hadiste “ruh kırk günden hemen sonra üflendi” denilmiyor. Yani bu “sonra” 2 ay sonrası da olabilir. Yine şöyle delil getirilebilir: Müminun 14’te “bambaşka bir yaratılışa döndürdük” deniliyor. Bazı alimler bu ifadeyi şöyle anlamış: “İbn Abbâs, en-Nehaî, Ebû'l-Âl-iyye, ed-Dahhâk ve İbn Zeyd dedi ki: Bundan kasıt önceleri cansız bir varlık iken daha sonra ona ruhun üflenmesidir.” [Kurtubi, Müminun 14 tefsiri.] Bu ayetteki ifade kemiklere et giydirilmesinden sonra olduğu söyleniliyor. Yani Mudga evresinden hemen sonra olan bir şey değil. Ulemadan bazı müfessirler yüz yirmi gün dedikleri halde, hemen sonra ruhun üflendiğini söylemiyorlardı. Kurtubî, ruhun dört ayın bitimi beşinci ayın girmesiyle üflendiğini söylüyordu [Kurtubi, Hac 5 tefsiri.], ki bu yaklaşık yüz elli güne denk gelir.

 

Kur'an'da insanın karında taşınması ile emzirilmesi toplam 30 ay yani 2 yıl 6 Ay olarak geçer. Başka bir ayette emzirmenin 2 yıl olduğu geçer. Yani insanın karında taşınması 6 aydır. Hocamız bir yazıda insan bilincinin 3.ayın sonunda oluştuğunu ve ayetin bilimsel bir mucize olduğunu belirtmişti. Yani 90 gün. Bu durumda ruh 90 gün sonra üflenir. Ya da 9 ay 10 gün olarak alırsak 100 gün. Belki de Peygamberimiz sümme ifadesiyle sonra anlamını kastetmemiştir. 2. Kırk ile 3. Kırk arasında yani 80 ve 120 gün arasında bir süreyi ifade etmiştir. 

“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)


   
CevapAlıntı

Başa dön tuşu