Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] Peygamber Hayâsı

İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Gönderiler: 1778
Konu başlatıcı
 

Hayâ, hoşa gitmeyen yahut terk edilmesi yapılmasından daha uygun olan, bir şeyin yapılması esnasında yüzünde beliren ince kızarma hâli olarak tanımlanır. Utanma, sıkılma manalarına da gelen hayâ, en geniş şekliyle İslâm ahlâkında yerini bulmuştu.

Bu ahlâk en mükemmel hâliyle yine Peygamberimizde görülmektedir. Peygamberimiz her türlü temiz huyda olduğu gibi, hayâ bakımından da insanların en üstünü ve en utangacı idi. 

Peygamberimiz son derece hayâ sahibiydi. Görülmesi ve açılması ayıp sayılan şeylere karşı gözü kapalı , âdeta yumuktu. Bu hususta da insanların en edeplisiydi. 

Ebu Said el-Hudri, Peygamberimizin fevkalade hayâ sahibi olduğunu ifade ederek şöyle demektedir:

"Peygamber (a.s.m.) öyle bir hayâ ve edep sahibiydi ki, kimseye hoşlanmadığı şeyle hitap etmezdi."

Abdullah bin Mesud'un rivayetine göre, bir gün Resul-i Ekrem Efendimiz, sahabilere şu tavsiyede bulundu:

"Yüce Allah'tan hakkıyla, gerçek hayâ ile hayâ ediniz." buyurunca, sahabiler: 

"Ya Resulullah, Allah'a hamd olsun, biz Allah'tan hayâ edip utanıyoruz." dediler. 

Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.m.) şu tavsiyede bulunur:

"Hayâ etmek böyle değildir. Allah'tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve başın taşıdığı organları, karnı ve karnının içine doldurduğu organları haramdan korumak, ölümü ve toprak altında çürümeyi hatırda tutmaktır. Ahireti isteyen kişi de dünyanın ziynetini (süsünü) bırakır. İşte, kim böyle yaparsa, Allah'tan gerçek manada hayâ etmiş olur." 

Peygamberimiz sevmediği, hoşlanmadığı bir şey görürse, o kişinin yüzüne vurmaz, söylemezdi. O adamı üzüp hatırını kırmazdı. Peygamberimizin hayâsı başkalarının kusur ve ayıplarını hatırlatmaya ve söylemeye meydan vermezdi. Söylenmesi gerekse dahi , doğrudan değil de, dolaylı olarak uyarıda bulunurdu. Bu konuyla ilgili Peygamberimizin bir hâlini Hz. Âişe annemiz anlatıyor: 

"Peygamberimize, bir kimsenin hoş olmayan bir şeyi yaptığı bildirilince, "Neden falan kimse böyle diyor, böyle yapıyor?" demez, genel anlamda "Niçin böyle yapıyorlar ve diyorlar?" şeklinde konuşurdu. 

Yine Hz. Âişe validemizin ifadelerine göre, Peygamberimiz edebe aykırı bir söz söylemez, böyle bir söz söylemeye kesinlikle teşebbüs bile etmezdi. Çarşı ve pazarda herkesi rahatsız edecek şekilde yüksek sesle konuşmazdı. Kötülüğe aynı ile karşılık vermez, aksine hoşgörülü davranır veya affederdi. Hoşlanmayacağı bir şeyi söylemek zorunda kalsa bile dolaylı olarak söylerdi. Hayâsının fazlalığından dolayı hiç kimsenin yüzüne dik ve sabit bir şekilde bakıp kalmazdı. 

Kurre bin İyas anlatıyor: 

"Peygamberimizle beraberdik. Huzurunda hayâdan bahsedildi. Sordular: 

'Ya Resulullah, hayâ dinden midir?'

Peygamberimiz şöyle buyurdu: 

'Evet, hatta o dinin tamamıdır.'

Sonra şöyle buyurdular: 

'Hayâ, haramdan sakınmak, sükût etmek, suskun olmaktır. Dil sessizliği, yoksa kalp sessizliği değil. İffet imandandır. Bunlar ahirette sevabı artırır, dünyalığı ise azaltır. Ama ahiretten arttırdıkları dünyalıktan azalttıklarından fazladır. Cimrilik, beceriksizlik ve yaramaz söz nifaktandır. Bunlar da dünyadan olan şeyleri artırır ve ahiretten olan şeyleri azaltırlar. Ahiretten azalttığı şeyler ise dünyadan arttırdığından daha çoktur'

 

Kaynak: Mehmed Paksu, Peygamberimizin Örnek Ahlâkı 

 
Gönderildi : 28 Haziran 2022 02:04
serpilyucel and dayssoon reacted
Konu Etiketleri
İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Gönderiler: 1778
Konu başlatıcı
 

Hadis-i Şerifte Buyuruldu ki:

Ravi: Ebu Said el-Hudri

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çadırdaki bir bekâr kızdan daha çok haya sahibi idi. Hoşlanmadığı bir şey görmüşse biz bunu yüzünden hemen anlardık.

Kaynak : Buhari, Edeb 77, Menakıb 23, Müslim, Fedailu'n-Nebi 67, (2320)

 
Gönderildi : 15 Ekim 2022 20:36

Başa dön tuşu