
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Güzel soru hocam da benim kapasitem kaldırmaz malesef. O yüzden ben meallerle yetiniyorum. Anlamadığım konuları anlamaya çalışıyorum elbet ama ben Arapça öğrenemem.
Bu büyük bir ön yargı. İnsan eğer gerçekten öğrenmeyi istiyorsa hangi yaşta olursa olsun mühim değildir. Arzu yaşın fiziksel noksanlıklarını giderip ateşleyici olabilir. Birkaç sene önce gittiğim Arapça kursunda her yaştan insan vardı. Zaman zaman koca koca adamlar gençlere anlamadığı konuları soruyordu. Bence sizinki bir şartlanma hocam. Ha öğrenmeyi istemiyorsanız o ayrı. İstek yoksa kafamıza enjekte etseler de öğrenemeyiz. Ama şunu söyleyeyim. Kur'an'ı Arapçasından okurken ilk anladığınız ayetin verdiği duygu inanılmaz. Kur'an'ın o meşhur ve dillere destan olan belagatinin ne olduğunu o zaman anlıyorsunuz. Kelimelerin ne kadar özenle seçildiğini, fesahatinin yüceliğini, cümleler ve kelimeler arasındaki uyumun insanı harekete geçiren akışkanlığını okudukça hissediyorsunuz. Kuru kuru Kur'an bir edebi şah eserdir demekle olmuyor.
Güzel soru hocam da benim kapasitem kaldırmaz malesef. O yüzden ben meallerle yetiniyorum. Anlamadığım konuları anlamaya çalışıyorum elbet ama ben Arapça öğrenemem.
Bu büyük bir ön yargı. İnsan eğer gerçekten öğrenmeyi istiyorsa hangi yaşta olursa olsun mühim değildir. Arzu yaşın fiziksel noksanlıklarını giderip ateşleyici olabilir. Birkaç sene önce gittiğim Arapça kursunda her yaştan insan vardı. Zaman zaman koca koca adamlar gençlere anlamadığı konuları soruyordu. Bence sizinki bir şartlanma hocam. Ha öğrenmeyi istemiyorsanız o ayrı. İstek yoksa kafamıza enjekte etseler de öğrenemeyiz. Ama şunu söyleyeyim. Kur'an'ı Arapçasından okurken ilk anladığınız ayetin verdiği duygu inanılmaz. Kur'an'ın o meşhur ve dillere destan olan belagatinin ne olduğunu o zaman anlıyorsunuz. Kelimelerin ne kadar özenle seçildiğini, fesahatinin yüceliğini, cümleler ve kelimeler arasındaki uyumun insanı harekete geçiren akışkanlığını okudukça hissediyorsunuz. Kuru kuru Kur'an bir edebi şah eserdir demekle olmuyor.
Şiir gibi yazmışsın @kemal hocam.
Ben biraz tembelim, hafızamda zayıf. Hani öğrensem de çabuk unuturum, verdiğim emeğe bile yazık olur sanki. O yüzden Arapça öğrenmeye veya İngilizce öğrenmeye çalışmak yerine belki vaktimi daha iyi değerlendiririm. Bol bol kaza namazı kılsam mesela benim için daha iyi olur. Allah bana sen zekânı- hafızanı bilip dururken ne diye Arapça öğreneceğim diye boşa kürek çektin, gidip eksiklerini tamamlasaydın önce,ben sana Arapça niye öğrenmedin diye mi soracaktım diye sorar yani. O yüzden de istemiyorum. Yapılacak çok işim var yapacaksam onları yapmam benim için daha önemli. Belki boş olsam oturur uğraş verirdim ama ben bir şeye odaklandığım zaman çevresel faktörlerin odağımı dağıtması yüzünden tekrar tekrar adapte de olamıyorum. Sinirlenmeme bile sebep olur, niye öğrenemiyorum diye moralim bile bozulur.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Kur'an'ı Arapçasından okurken ilk anladığınız ayetin verdiği duygu inanılmaz. Kur'an'ın o meşhur ve dillere destan olan belagatinin ne olduğunu o zaman anlıyorsunuz. Kelimelerin ne kadar özenle seçildiğini, fesahatinin yüceliğini, cümleler ve kelimeler arasındaki uyumun insanı harekete geçiren akışkanlığını okudukça hissediyorsunuz. Kuru kuru Kur'an bir edebi şah eserdir demekle olmuyor.
Tecvidli olarak yavaşta olsa Arapça okumasını biliyorum ama kelime anlamlarını bilmiyorum. Kuranda geçen kelimeleri ezberlesem onu isterim. Bu kadarı benim için harika olur. Daha fazlasını yapamam. Belki ölmez kalırsam 2 sene sonra bunu yaparım Allah izin verirse.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@drobooss En iyisini siz bilirsiniz hocam tabi.
@kurtulusberzan Arapça konusunda bize kılavuzluk edecek birini bulma şansımız yok mudur? Mesela Hübeyb Öndeş ile mailleşme şansınız var ise bazı metinlerde yardımını isteyebilir misiniz? Bu ayette olduğu gibi gramer olarak bir yaklaşım hatası yapıyorsam açıklamama bakıp şundan dolayı şöyle çevirmelisiniz diyecek kadar bir dönüş yapabilir mi acaba?
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
Bu konuda çok haklısınız. Bu da başlı başına bir konu. Nisa 128'de açıkça 'kocası' ibaresi ile evlilik bağı zikredilmişken dayak(!) ayeti dahil neden pek çok ayette eş değil de kadınlar deniyor, bu da çalışılması gereken bir konu.
Hocam o gün araştırma yaparken Edip Yüksel böyle bir şey yazmış belki siz daha iyi anlarsınız, sorularınıza belki cevap olur:
Edip Yüksel Meali
Nisâ Suresi 3. Ayet Açıklaması
* 4:3, 24-25, 36 ve 24:33, 58 ayetlerinde gecen "ma meleket eymanukum" ifadesini "Yeminlerinizin / anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları" biçiminde çevirmeliyiz. Zira "eYMaN" kelimesi "YeMYN" kelimesinin çoğulu olup, çoğul biçimiyle Kuran boyunca "sözler /anlaşmalar anlamında kullanılır (Bak: 4:33 5:89; 9:12; 16:91; 2:224-225; 16:92, 94; 30:28; 66:2; 5:53; 6:109;....). Kuran'daki bu kullanılışa bakılınca EYMAN kelimesinin "sağ el" anlamına gelen "YeMYN" kelimesinin çoğulu olarak kullanılMAdığına tanık oluyoruz. Tıpkı "AYET" kelimesinin tekili ve çoğulu arasında yapılan fark gibi. İslam'a girmeden önce veya cahiliyye dönemindeyken nikah kıymadan birlikte hayat yaşayan insanlar bu ifadede anlatılan sınıfa girer. Kuran, bu müslüman olmaya karar verdikten sonra bu insanların aralarındaki yemini ve anlaşmayı bozup birbirlerinden ayrılmalarını istemiyor. İki kız kardeşle evlenmiş olanların da bu hatayı işledikten sonra ayrılmalarını istemediği gibi... (4:23). Ortada nikahsız birlikteliğe bir teşvik yok. Sadece mevcut bir problemi daha da büyütmemek ve insanların müslüman olmalarının önüne engeller çıkarmamak amacını gütmektedir.
** Özellikle savaş anlarında dul kalan kadınlara ve yetimlere ekonomik ve psikolojik yardım sağlamak amacıyla sadece dul kadınlarla çok evliliğe izin verilir. (Ayrıca bakınız 4:127). Kuran'a inanan ve onu uygulayan Muhammed peygamberin poligami pratik etmesi bu amaç doğrultusunda olmalı. Kuşkusuz, dul kadınların "güzellikleri" ve diğer nitelikleri onlarla evlenme konusunda faktör olabilir. Çok kadınla evlenme cesaretini gösterenler onlara eşit davranmaya çalışmalı. Nitekim 4:129 ayeti, bu ideal tavra ulaşmanın imkansızlığını ifade eder. Böylece, çok evlilik, teşvik edilen bir aile biçimi olarak değil, zaruret için başvurulan ayrıklı bir durum olduğu anlaşılır. Erkeklerin genelde kendilerinden birkaç yıl genç olan kadınlarla evlenmeleri nüfusu çoğalan ülkelerde kadınlar aleyhine bir durum ortaya çıkarmaktadır: çok sayıda kadın evlenme veya evli kalma şansını kaybeder.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@serpilyucel Ben bir konuşayım kendisiyle..
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@hubeyb Hubeyb kardeş konu burada.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Genel meallerin oradaki "vzr" kelimesine "bırakmayın" manasını verme sebebi, orada önceki ifadeye atıf olması durumudur.
Yani şöyle anlatayım;
"feLA temilu=فلا تميلو=meyil ETMEYİN" cümlesinde bir "la=لا" olumsuzluk harfi var zaten, haliyle devam eden "fe tezeruha" ifadesi önceki ifadeye atıf olduğu için tekrardan "feLA tezeruha=فلا تذروها" denilmeye ihtiyaç duyulmamış. Kuranda örnekleri var aslında...
Mesela şu ayete bakalım;
Bakara 42.Ayet: وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
"Hakkı batıl ile gizlemeyin, ve hakkı bile bile saklamayın"
Burada dikkat edilirse ikinci cümle olan ("ve" kısmından sonraki) "ve tektumu=وتكتمو" ifadesinde de bir "la=لا" harfi yok. Ancak öncesinde geçen "ve LA telbisu= ولا تلبسوا" ifadesine atıf olduğu için tekrardan "la=لا" yazılmamış. "Belki mealler burada da yanlış anlam vermişler?" diye düşünebilirsiniz, ancak "tektumu=تكتمو" kelimesinin kendisi bile gramer açısından atıf olduğunu gösteriyor.
(dili bilenler için kısaca yazayım; tektumu ifadesi Meczum olduğundan dolayı la'ya atıf vardır. Yani atıf olmadığını söylemek bayağı zor. Ancak idmar veya hazf olduğunu iddia etmek gerekecektir, bu da uzak bir tevil olur)
Dolayısıyla mealler bu atıf mantığıyla Nisa 129. Ayete bu anlamı vermişler.
Ancak fe'nin sizin verdiğiniz anlamda yani "çünkü" anlamında olması da gayet isabetli bir tespit sayılır aslında. Kuranda da örneği var.
Yasin 6.Ayet: لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ
"ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için (gönderildin). ÇÜNKÜ (ف) onlar gafildir."
Sanki Allah şöyle demiş oluyor Nisa 129. Ayette:
"tamamen meyil etmeyin, çünkü (diğerini) muallakta gibi bırakıyorsunuz"
Genel meallerin oradaki "vzr" kelimesine "bırakmayın" manasını verme sebebi, orada önceki ifadeye atıf olması durumudur.
Yani şöyle anlatayım;
"feLA temilu=فلا تميلو=meyil ETMEYİN" cümlesinde bir "la=لا" olumsuzluk harfi var zaten, haliyle devam eden "fe tezeruha" ifadesi önceki ifadeye atıf olduğu için tekrardan "feLA tezeruha=فلا تذروها" denilmeye ihtiyaç duyulmamış. Kuranda örnekleri var aslında...
Mesela şu ayete bakalım;
Bakara 42.Ayet: وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
"Hakkı batıl ile gizlemeyin, ve hakkı bile bile saklamayın"
Burada dikkat edilirse ikinci cümle olan ("ve" kısmından sonraki) "ve tektumu=وتكتمو" ifadesinde de bir "la=لا" harfi yok. Ancak öncesinde geçen "ve LA telbisu= ولا تلبسوا" ifadesine atıf olduğu için tekrardan "la=لا" yazılmamış. "Belki mealler burada da yanlış anlam vermişler?" diye düşünebilirsiniz, ancak "tektumu=تكتمو" kelimesinin kendisi bile gramer açısından atıf olduğunu gösteriyor.
(dili bilenler için kısaca yazayım; tektumu ifadesi Meczum olduğundan dolayı la'ya atıf vardır. Yani atıf olmadığını söylemek bayağı zor. Ancak idmar veya hazf olduğunu iddia etmek gerekecektir, bu da uzak bir tevil olur)
Dolayısıyla mealler bu atıf mantığıyla Nisa 129. Ayete bu anlamı vermişler.
Ancak fe'nin sizin verdiğiniz anlamda yani "çünkü" anlamında olması da gayet isabetli bir tespit sayılır aslında. Kuranda da örneği var.
Yasin 6.Ayet: لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ
"ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için (gönderildin). ÇÜNKÜ (ف) onlar gafildir."
Sanki Allah şöyle demiş oluyor Nisa 129. Ayette:
"tamamen meyil etmeyin, çünkü (diğerini) muallakta gibi bırakıyorsunuz"
Aaa hoşgeldin Hubeyb seni görmek çok güzel. İyi ki varsın cansın kardeşim.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Burada dikkat edilirse ikinci cümle olan ("ve" kısmından sonraki) "ve tektumu=وتكتمو" ifadesinde de bir "la=لا" harfi yok. Ancak öncesinde geçen "ve LA telbisu= ولا تلبسوا" ifadesine atıf olduğu için tekrardan "la=لا" yazılmamış. "Belki mealler burada da yanlış anlam vermişler?" diye düşünebilirsiniz, ancak "tektumu=تكتمو" kelimesinin kendisi bile gramer açısından atıf olduğunu gösteriyor.
(dili bilenler için kısaca yazayım; tektumu ifadesi Meczum olduğundan dolayı la'ya atıf vardır. Yani atıf olmadığını söylemek bayağı zor. Ancak idmar veya hazf olduğunu iddia etmek gerekecektir, bu da uzak bir tevil olur)
Öncelikle hoşgeldiniz, Allah razı olsun katılımınız için.
فَلَا تَمِيلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِۜ
Fe edatından sonra gelen تَذَرُو meczum olduğu için başta kullanılan لا ile okunarak لاَ تَذَرُو gibi okunması gerekir ya da fe den sonra hazf edilen bir اَنْ takdir etmek gerekir ki bu biraz zorlama olur, diyorsunuz.
Peki buradaki ها zamirine diğeri/diğerleri anlamı verilebilir mi? Bu zamirin direkt النِّسَٓاءِ kadınlara gitmesi gerekmez mi? Tabii o zaman da nisai akılsız çoğul mudur sorusu geliyor aklıma.
Tekil dişi olarak geriye doğru ararsak 128. ayetteki امْرَاَةٌ kocasının nüşüzundan ve yüz çevirmesinden korkan kadın çıkıyor karşımıza.
128. ayet erkeğin evlilik birliğinde hatalı olduğu durumu açıklayan ayet. Bu ayet ile -benim anladığım- evliliğin kurtarılması için her iki tarafın ilişkiyi yürütebileceği sulh izni veriliyor. Sulhun kapsamı eşlere bırakılmış gibi. Normal evliliklerde günah sayılabilecek şeylerin artık kopma aşamasına gelmiş bu evlilik için günah sayılmayacağı söyleniyor gibi anlıyorum bu ayeti ben.
Eğer 129 daki ها bu kadın ise ayetteki kadınlar ibaresinin anlamı daralır. Yani النِّسَٓاءِ kocası nüşuz etmiş kadınlar ve meyletmeyin-bırakmayın denilen erkekler de bu kadınlarla sulh-geçim etme için yol arayan erkekler olur mu?
Aslında daha bu paragrafın başında yer alan 127. ayette de kadınlar, yetim kadınlar ve aciz kızlar olarak baştan beri daraltılmış da olabilir.
Tekrar katılımınız ve cevaplarınız için teşekkür ediyorum. Rabbim hak yolda ayaklarınızı sabit kılsın. Videolarınızdan yararlanıyor ve her daim dua ediyorum.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
"ma meleket eymanukum"
Bu konuyu da ayrı bir başlık altında inceleyelim inşaallah. Bu konu bunca yıldır Kur'an'ın bütünü ile uyumlu bir şekilde anlaşılamamış gibi görünüyor. Biraz da zor bir konu ama gayret kuldan netice Allah'tan.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com
Burada dikkat edilirse ikinci cümle olan ("ve" kısmından sonraki) "ve tektumu=وتكتمو" ifadesinde de bir "la=لا" harfi yok. Ancak öncesinde geçen "ve LA telbisu= ولا تلبسوا" ifadesine atıf olduğu için tekrardan "la=لا" yazılmamış. "Belki mealler burada da yanlış anlam vermişler?" diye düşünebilirsiniz, ancak "tektumu=تكتمو" kelimesinin kendisi bile gramer açısından atıf olduğunu gösteriyor.
(dili bilenler için kısaca yazayım; tektumu ifadesi Meczum olduğundan dolayı la'ya atıf vardır. Yani atıf olmadığını söylemek bayağı zor. Ancak idmar veya hazf olduğunu iddia etmek gerekecektir, bu da uzak bir tevil olur)
Öncelikle hoşgeldiniz, Allah razı olsun katılımınız için.
فَلَا تَمِيلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِۜ
Fe edatından sonra gelen تَذَرُو meczum olduğu için başta kullanılan لا ile okunarak لاَ تَذَرُو gibi okunması gerekir ya da fe den sonra hazf edilen bir اَنْ takdir etmek gerekir ki bu biraz zorlama olur, diyorsunuz.
Peki buradaki ها zamirine diğeri/diğerleri anlamı verilebilir mi? Bu zamirin direkt النِّسَٓاءِ kadınlara gitmesi gerekmez mi? Tabii o zaman da nisai akılsız çoğul mudur sorusu geliyor aklıma.
Tekil dişi olarak geriye doğru ararsak 128. ayetteki امْرَاَةٌ kocasının nüşüzundan ve yüz çevirmesinden korkan kadın çıkıyor karşımıza.
128. ayet erkeğin evlilik birliğinde hatalı olduğu durumu açıklayan ayet. Bu ayet ile -benim anladığım- evliliğin kurtarılması için her iki tarafın ilişkiyi yürütebileceği sulh izni veriliyor. Sulhun kapsamı eşlere bırakılmış gibi. Normal evliliklerde günah sayılabilecek şeylerin artık kopma aşamasına gelmiş bu evlilik için günah sayılmayacağı söyleniyor gibi anlıyorum bu ayeti ben.
Eğer 129 daki ها bu kadın ise ayetteki kadınlar ibaresinin anlamı daralır. Yani النِّسَٓاءِ kocası nüşuz etmiş kadınlar ve meyletmeyin-bırakmayın denilen erkekler de bu kadınlarla sulh-geçim etme için yol arayan erkekler olur mu?
Aslında daha bu paragrafın başında yer alan 127. ayette de kadınlar, yetim kadınlar ve aciz kızlar olarak baştan beri daraltılmış da olabilir.
Tekrar katılımınız ve cevaplarınız için teşekkür ediyorum. Rabbim hak yolda ayaklarınızı sabit kılsın. Videolarınızdan yararlanıyor ve her daim dua ediyorum.
Teşekkür ederim, hoş buldum ?
Ayetin tefsiri konusunda söylediğiniz şeylere bir şey diyemem, isabetli görünüyor bayağı ancak bu konuyla ilgili yorum yapmadan önce benim derinlemesine bir araştırma yapmam lazım.
Ancak gramerle alakalı soruya gelecek olursak,
"ha=ها" zamirine anlam itibariyle dediğiniz mana verilebilir, ki zaten öyle anlaşılmış sürekli.
"Nisa" kelimesine atamayız zamiri, doğru; çünkü Nisa gayri akil bir kelime değil. Kuranda da hiç gayri akil konumunda değerlendirilmemiş hiç. Dolayısıyla ayette, okuyucunun cümle akışından aklına gelen "diğer (o çok sevmediğiniz) eşinize" cümlesine işaret ettiğini söyleyebiliriz zamirin.
Yine bununla ilgili de bir örnek vereyim:
Bakara 161.Ayet: اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ
"küfr eden ve küffar olarak ölenlere [gelince] Allah'ın, meleklerin ve insanların tamamının laneti onların üzerinedir"
Bakara 162.Ayet: خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
"ONDA kalıcıdırlar. Azap onlardan hafifletilmez, onlara bakılmaz"
Mesela burada "onda [fiha=فيها]" ifadesi önceki ayette geçmiyor olsa da, "cehennem" kelimesine işaret ediyor. Çünkü okuyucunun aklına direkt bunu getiriyor.
Nisa 129. Ayette de bağlam itibariyle bir erkeğin iki eşinden birisine tamamen meyil edip diğerini askıda gibi bırakması durumu görünüyor. Haliyle "ha=ها" zamiri, sevmediği eşine gidiyor.
Bu arada gördüğüm kadarıyla Arapça gramer ile bayağı içli dışlı bir ekip var burada ?. Ben şu siteyi vereyim, gramerde pek çok sorumuza cevap olacak bir site.. tamamen Arapça olsa da anlaşılması kolay bir, (çünkü sürekli gramer terimleri kullanılıyor, haliyle anlaması kolay);
Bu arada gördüğüm kadarıyla Arapça gramer ile bayağı içli dışlı bir ekip var burada ?. Ben şu siteyi vereyim, gramerde pek çok sorumuza cevap olacak bir site.. tamamen Arapça olsa da anlaşılması kolay bir, (çünkü sürekli gramer terimleri kullanılıyor, haliyle anlaması kolay);
Hoş geldin kardeşim. Evet, burada Arapça gramerle ,üst düzey olmasa da, ilgilenen bir grup var. ? Verdiğin link için de teşekkür ederiz. Sanırım bir videonda önermiştin bu siteyi.
benim derinlemesine bir araştırma yapmam lazım
Çok haklısınız. Aklınızda bulunsun, insanın bakış açısı değişince başka ayetleri çalışırken bile çözüme bir adım atabiliyor.
Bakara 161.Ayet: اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ اُو۬لٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَۙ
"küfr eden ve küffar olarak ölenlere [gelince] Allah'ın, meleklerin ve insanların tamamının laneti onların üzerinedir"
Bakara 162.Ayet: خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ الْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ
"ONDA kalıcıdırlar. Azap onlardan hafifletilmez, onlara bakılmaz"
Şuraya da baktım. Tefsirlerin önemli bir kısmı oradaki ها ya لَعْنَةُ اللّٰهِ anlamı vermiş ki uygun da gözüküyor.
altafsir sitesinden de engin (!) Arapçamla anladığım kadarıyla ها ya meyil'e de gidebilir demişler. ('meyil' kelimesi tekil ve müzekker gibi geldi bana ama). O zaman ayetin anlamı 'var gücünüzle eğilmeyin, meyli asılı gibi bırakmayın' gibi oluyor. Ya da ان hafz edildiğini kabul edersek 'var gücünüzle eğilmeyin, meyli asılı gibi bırakın' gibi oluyor.
Çok sağolun, eğer bir gelişme kaydedersek buradan paylaşırız inşaallah. Rabbim yardımcımız olsun.
68 doğumlu, 4 yetişkin çocuklu, çalışan bir anneyim. Mühendisim. Tek ilgi alanım Kur'anı Kerim. Diğer ne varsa Kitabımı daha iyi anlamamı sağlar umuduyla ilgileniyorum. bvyserpilyucel@gmail.com