Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
Selamun Aleykum. Muhtemelen mezkur sinek kanadı hadisini aranızda bilmeyen yoktur. Uzun süredir üzerinde kafa patlatılan,tartışılan bir hadistir sinek hadisi. Hadisin metni şöyledir :
"Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur."(Ebû Dâvud, Et'ime 49; Buhârî, Tıbb 58, Bed'ü'l-Halk 14; İbnu Mâce, Tıb 31; Nesâî, Fera' 11)
Müslümanlar bu hadisi hep bilimin verilerinden yararlanarak açıklamaya çaba sarf etmişlerdir. ateistler gibi inkarcı kimseler ise bu hadisi doğru göstermek için ortaya atılan makale ve çalışmaları küçümsüyorlar ve bilimsel olmamak ile itham ediyorlar ( Makale yazarlarından bazılarının arap asıllı olmasının da etkisi var) . Açıkçası kim doğru söylüyor bilmiyorum işin bilimsel kısmı hakkında bilgim yok. Ancak bu hadise yapılmış farklı bir yorumu sizinle paylaşmak istiyorum. buna tasavvufi şerh de deniliyor yanılmıyorsam. İnşaallah bu açıklama hadisi kabul eden ve etmeyen müslümanlar arasındaki kavgayı bitirme yolunda bir nebze fayda eder.
Bazılarının anladığına göre Rasûlullah'ın (s.a) amacı böylece yersiz bir kibiri tedavi etmekti. Çünkü bazı kimseler sinek düşünce sütü ya da bütün yemeği bırakıp içmez ya da yemezlerdi ve ye*meği ya atarlardı ya da hizmetçilerine yedirirlerdi. Bunun içindir ki Rasûlullah (s.a) yemeğe bir sinek düştüğünde onu yemeğin içine batırıp yemeğin yenmesini buyurmuştur. Çünkü "sineğin bir kanadında hastalık vardır" demek, sine*ği görünce içinizde kibir hastalığı doğmaktadır demektir. Diğer kanadında şifa vardır demek ise, onun yüzünden yiye*cek ve içeceklerinizi döktüğünüz ya da hizmetçilerinize yedirdiğiniz gurur ve kibir hastalığının ilacı vardır demektir. Bu manayı başka hadisler de teyid ediyor. Bu hadislerin bi*rinde rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a) tabakta yemek bırakılmasını sevmezdi. Peygamberimiz (s.a) tabağı iyi*ce temizledikten sonra sofradan kalkmayı emretmiştir. Bu emrin sebebi, tabağında yemek bırakan kişinin geri kalan yemeğinin ya atılmasını ya da bir başkası tarafından yenil*mesini istemiş olmasıdır. (Ebu'l-Ala el-Mevdudi, Fetvalar c. 1; Tercüman'ul Kur'an, Muharrem-Sefer, 1372/Ekim -Kasım, 1952)
Daha uzun açıklama için alttaki nakil okunabilir
1. Kelâbâzî (380/990), hadiste geçen “الداء “ifadesinin “fitne”, “şifâ” ifadesinin de “ruh-i tıp” (et-tıbbu’r-rûhânî) manasına da gelebileceğini söyler. Bu tür bir tıp hakkında tabipler pek çok şey söylemişlerdir. Onun manası ise ahlâkı düzeltmek, tabiatları doğrultmak, âdet ve huyları, kötüve sâlih olanlarını ayırarak güzelleştirmek ve ıslah edebilecek olanlarını düzeltmektir. Çünkü ahlâkî hastalık ve âdetlerin hastalıklı olması dinlere, cisimlerin hastalığı ise bedenlere zarar verir. Bedenlerin hastalığı kusurların/hataların bedelidir. Ahlâkî hastalık ise (ardında) felâketleri (miras) bırakır.
2. Kelâbâzî’nin ikinci bir yorumu şu şekildedir: İki kanadın birinde bulunan hastalığın (الداء (manâsının şeriatın ve sünnetin helal kıldığı mübahlara karşı büyüklenme ve “kibir” gösterme anlamına geldiği söylenebilir. Çünkü sünnet, kanı akmayan canlıların içerisinde öldüğü yemek kabını mübah kılmıştır. Bunda ruhsat olduğuna dair haberler gelmiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Allah ruhsatların alınmasını sevdiği gibi azimetlerin alınmasını da sever.”284 İnsan, şeriatın helal kıldığı şeyler hakkında büyüklenme ve kibir yönünden mazeret gösterdiğinde, bu dini için büyük bir fesâd olmakta ve kendi nefsini yüceltmektedir. Belki de bu yüzden içerisine sinek düşen yemeği atar suyu da döker. Böylece, Allah’ın helal kılığı bir şeyi haram kılmış, Hz. Peygamber’in sünnetine karşı büyüklenmiş ve Allah’ın nimetlerini telef etmiştir. Hz. Peygamber’in yemek kabına düşen sineğin (tamamının yemeğe) batırılmasını emretmesi, (kişinin) nefsindeki büyüklenmeyi gidermesi ve kibrini öldürmesi içindir. Sineğin yemek kabının üzerine düştüğü ilk anda sünnet ve şeriat yönünden değil, kibri ve tabiatı yönünden nefis buna karşı gurura kapılır ve onu çirkin görür. İşte bu insanın doğurduğu bir hastalıktır. İnsanın doğurduğu bu hastalık zikrettiğimiz gibi Allah’ın helal kıldığını haram kılmak, Hz. Peygamberin sünnetine karşı büyüklenmek ve Allah’ın nimetini telef etmektir. Onu (sineği yemeğe ya da suya) batırdığında, kendi nefsi çirkin görse de şeriatın kendisine helal kıldığı şey mübah hale gelmiş olur. Hakkında sünnetin izin verdiği şey makbul olmuş olur. Bunda kötülüğü emreden nefse (nefs-i emmâre) galip gelme, Allah’ın sıfatlarıyla çekişme anlamına gelen nefsi yüceltme ve kibrin kirlettiği ilâvelerden dini koruma Hz. Peygamber’in sünnetine teslim olma ve ona bağlılığın büyüklüğü söz konusu olmaktadır.
Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur."
Sineğin bir kanadında hastalık olmasını müslümanlarda kibire ve büyüklenmeye nasıl bağlamışlar ? Diğer kanadındaki şifayıda bunu yiyerek kibirden arınmaya nasıl bağlamışlar. Hadi deseler ki israftan kaçınmak için diye tamam derim de kibir ne alaka. Ben şimdi yemeğime sinek düşse yemem sünnet mi oluyor? Yemesem sünnete aykırı davranıp peygamberimize saygısızlıkla mı suçlanacağım
Çok merakla okudum. bu tartışmayı gerçekten bitirebilecek bir yazı olduğunu söylediğinizden dolayı. Acaba bunları böyle tevil edenler müslümanları akıl yoksunu mu sanıyorlar acaba? Güler misin ,ağlar mısın?
Yemin ediyorum bunlarla zihnimizi meşgul ettiğimiz kadar biyolojiyle ilgilenseydik en iyi biyologlar biz müslümanlardan çıkardı.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@drobooss Öncelikle Arabistan coğrafyası yiyeceğin ve içeçeğin çok kıt olduğu bir coğrafyadır. Rivayetlerde su bulamayınca yolda deve kesip bağırsaklarının sıkılıp çıkan suyu paylaşmak gibi kıtlık atmosferini yansıtan anlatılar mevcut. yemeği dökmeyip tüketmekteki asıl illet budur peygamberin niyeti buydu diyip sonra panzehir ve zehir ile ilgili kısmı sembolik vesaire olarak değerlendirip tevil edilebiliriz. Kibirden kasıt nimete nankörlüktür. Kıtlık ortamında sinek düşen o yemeği dökmek veya hizmetçilerine vermek tabiki kibir olarak değerlendirilebilir. Sineği daldırıp sonra atmak nefsi kırmak kibri yok etmek olarak panzehir ise nimeti israf etmeyip onu tüketmek olarak anlaşılabilir. Ayrıca sinek düşen yemekte mikrop olduğundan arapların haberi o dönemde henüz yoktu. Yani yemek pislendi ondan yemeyelim diye bir dertleri yok. Zaten çölde yaşayan insanın yemeğine suyuna sinek gelmemesi mümkün değil. Sürekli olan bir olay. Yani yemeği pis olduğunu düşünüyorlar diye yememezlik yapmıyorlardı yemeği hakir görüp kibirlerinden ya döküyorlar ya da hizmetçilerine yediriyorlardı. Sinek düşen yemeği hizmetçilerine yedirdikleri vakıadır. Bu yüzden kibire bağlamak pek de mantıksız değil.Şerhi yapan alimin çevreye hakimiyetini unutmamak gerek onun zamanındaki koşulları hesaba katınca gayet mantıklı bir bakış açısı. Son olarak bu Allah Rasulü'nün hadisidir müslümanların üzerine düşünmesi gerekir. Son söylediğiniz cümleye de şiddetle karşıyım zira müslümanlar hem bilim yapmalı hem de şeri ilimlerle uğraşmalı ikisini birbirinden ayırmak felaketimiz olur aynen şu an olduğu gibi. Şuan çok sık görüyoruz ki bazı bilimden anlayan insanlar ellerindeki bilgi ile islami ilimler konusunda cahil olmalarına rağmen naslara saldırıyorlar. İslami ilimlere vakıf olan bazı kimseler ise nasları öne sürüp bilimin savlarını çürütmeye çalışıyorlar. İkisi de felakettir biz her alanda yetkin olmalıyız. Hayırlı geceler
bakın böyle anlatınca benim de hoşuma gitti ama diğer türlü anlatınca sanki müslümanların aklıyla dalga geçer gibi oldu. Yani olay örgüsü başı,sebebi,sonucu,o dönemin durumu vs ile birlikte anlatılınca anlaşılır,makul ve mantıklı oldu..
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
@kurangunlukleri hocam siz biyoloji okumuşsunuz. bilimsel olarak gerçekten sineklerde böyle bir yaratılış söz konusu mu? Belki gerçekten bilimsel bir karşılığı olabilir mi?
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Sinek kanadı hadisinin bilimsel gerçekliği hakkında kısa bir araştırma yaptım. Bir araştırmada sineklerin iki kanadını mikrobiyolojik olarak araştırmışlar ve sadece sol kanatlarında mikrop olduğunu görmüşler. Araştırmacı diyor ki sağ kanatları da antibiyotik oluşturma potansiyeli açısından araştırılmalı. Belli ki kendi altyapıları bu araştırma için yetersiz.
Sonra sineğin kanadında antibiyotik var mı diye araştırdığımda ilginç sonuçlar buldum. Evet sineklerin kanadında antibiyotik elde ettiğini söyleyen çeşitli araştırmalar var. Mesela Bristol Üniversitesinden Bo Su adlı akademisyen, sinek kanadından antibiyotik çıkarmış.
Başka bir araştımada da içecekleri E. Coli bakterisi ile enfekte etmişler. Bu içeceklerin yarısına sineğin sağ kanadını koymuşlar ve diğer yarısına koymamışlar. 48 saat sonra mikrobiyolojik analizlerini yaptıklarında sinek kanadı konulan içeceklerde E. Coli bakterisi kalmadığını gözlemlemişler.
15 dakikalık araştırmayla bunları buldum. Sinek kanadı hadisi gerçek ve bir mucize gibi görünüyor.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Hatta Nature dergisindeki bir araştırma bile bazı sinek kanatlarında doğal antibiyotik bulduklarını açıklamış.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
@kurangunlukleri o zaman hocam bu hadis gerçekten çok büyük bir mucize. Müthiş birşey bu. Demekki doğru olduğu bilimsel olarakta ispatlanabiliyor. Allah razı olsun hocam. Peygamberimizin Allahın elçisi olduğunu tek başına bu hadis bile kanıtlamaya yetiyor elhamdülillah.
Ben bu hadisi hiç araştırmamıştım ama doğruluğu veya yanlışlığı hakkında da bir bilgim yoktu deve idrarı konusunu araştırmıştım ve o hadisinde doğru olduğunu öğrenmiştim.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Sinek kanadı hadisinin bilimsel gerçekliği hakkında kısa bir araştırma yaptım. Bir araştırmada sineklerin iki kanadını mikrobiyolojik olarak araştırmışlar ve sadece sol kanatlarında mikrop olduğunu görmüşler. Araştırmacı diyor ki sağ kanatları da antibiyotik oluşturma potansiyeli açısından araştırılmalı. Belli ki kendi altyapıları bu araştırma için yetersiz.
Sonra sineğin kanadında antibiyotik var mı diye araştırdığımda ilginç sonuçlar buldum. Evet sineklerin kanadında antibiyotik elde ettiğini söyleyen çeşitli araştırmalar var. Mesela Bristol Üniversitesinden Bo Su adlı akademisyen, sinek kanadından antibiyotik çıkarmış.
Başka bir araştımada da içecekleri E. Coli bakterisi ile enfekte etmişler. Bu içeceklerin yarısına sineğin sağ kanadını koymuşlar ve diğer yarısına koymamışlar. 48 saat sonra mikrobiyolojik analizlerini yaptıklarında sinek kanadı konulan içeceklerde E. Coli bakterisi kalmadığını gözlemlemişler.
15 dakikalık araştırmayla bunları buldum. Sinek kanadı hadisi gerçek ve bir mucize gibi görünüyor.
Allah razı olsun hocam içimizi ferahlattınız
Ey Vahdet! Sonsuz deniz!Dalgalanan sensin.Dalgaların çokluğu içinde görünen yine sensin.Kendine bin yüzbin çeşit isim vermişsen de, gökyüzü,felekler yalnız sensin, sen! İnsanın gözü dikkat ve titizlik...