Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
Arkadaşlar eskiden Firavun ordusunun Nil nehrinde boğulmuş olma olasılığına pek sıcak bakmazdım ama şimdi bana daha büyük ihtimal gibi geliyor. Bunun nedenleri şöyle:
1. Kuran'da diyor ki Musa Firavun ordusunu gördükten sonra denizi yardı. Fakat Kızıldeniz'in genişliği 200 km. ve Akabe körfezi tarafındaki uçta beliren iki kolun genişliği ise 20 km. Yani 200 km'yi Firavun ordusuna yakalanmadan geçemeyecekleri gibi, 20 km'yi dahi geçemezler. Firavun ordusu atlı ve hızlı. İsrailoğulları ise çoluk, çocuk, yaşlıların da bulunduğu bir kervan. Kısa sürede yetişilmeleri lazım. Fakat suyun karşısına Firavun ordusundan önce geçiyorlar. Bu durumda ayette geçen Bahr (deniz) kelimesinin kızıl deniz olduğu düşüncesi bir yanılsama olabilir. Bildiğimiz gibi Arapçada nehir, göl, deniz gibi tüm büyük su kütlelerine Bahr deniyor.
2. Nil nehrinin genişliği birkaç yüz metre ve suları kenarlara çekilip birden boşaldığında bir orduyu boğacak kadar güçlü bir debi oluşturabilir.
3. Musa ve kavmi muhtemelen Nil boyunca ilerleyip yukarı Mısır'a gidiyorlardı. Firavun onları takip edince yakalanacaklarını anladılar. Fakat Nil'in karşısına geçmek onları kurtaracaktı. Çünkü ordu kolayca Nil'in karşısına geçemezdi. Fakat Firavun da Nil'in karşısına geçmenin kolay olduğunu düşündü çünkü birkaç yüz metre ötesini görebiliyordu. Bu mesafe onu cesaretlendirdi. Fakat koca su kütleleri birden çarpınca ordunun altını üstünü getirmeye yetecek kadar büyük bir su debisi oluşturdu, bu su debisi Nil nehrinde var.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Peki hocam neden şimdiye kadar bu "بحر" hep Kızıl Deniz olarak düşünüldü? Kur'an-ı Kerim'de ben hiç "بحر الاحمر" gibi bir ifadenin geçtiğini hatırlamıyorum. Daha doğrusu görmedim. Tevrat ve İncilde mi böyle bir bilgi var ?
Peki hocam neden şimdiye kadar bu "بحر" hep Kızıl Deniz olarak düşünüldü?
Evet bu yazıyı Twitter'da paylaştım. Orada Tevrat'ta Firavun'un boğulduğu deniz için sazlık deniz denildiğini öğrendim. Bildiğimiz gibi sazlıklar nehir ve göl gibi tatlı su kenarlarında yetişiyor. Bu yeni bilgi de Nil nehri olmasını doğruluyor.
Kızıldeniz diye bilmemiz de İsrailiyat kökenli. Yahudiler hep Firavunun boğulduğu sazlık denizin kızıl deniz olduğunu düşünmüşler. Fakat kendileri yanıldığı gibi müslümanları da yanıltmışlar. Kitaplarımıza hep Kızıldeniz diye geçmiş. Halbuki Kızıldeniz olması ne Kuran'a ne Tevrat'a uyuyor. Nil nehri olması ise Kuran'a da, Tevrat'a da uyuyor ve daha mantıklı. En doğrusunu Allah bilir.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Aklıma bir şey daha geldi. Hz Musa gece yola çıkıyor. Firavun ise gündüz peşlerine düşüyor. Yani aralarında bir günlük bile yol yok. Bu durumda Hz Musa kavmi Kızıldeniz'e ulaşamaz. Süre yeterli değil. Kızıldeniz haftalarca sürecek bir yolculuk gerektirir.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Bu durumda Hz Musa kavmi Kızıldeniz'e ulaşamaz. Süre yeterli değil.
Bir de yolculuğun nerede başladığı da önemli değil mi. Belki de başlangıç noktasına bakarak Kızıl Deniz olarak düşünülmüş olabilir. Fakat Nil Nehri akla daha yatkın geliyor.
Arkadaşlar eskiden Firavun ordusunun Nil nehrinde boğulmuş olma olasılığına pek sıcak bakmazdım ama şimdi bana daha büyük ihtimal gibi geliyor. Bunun nedenleri şöyle:
1. Kuran'da diyor ki Musa Firavun ordusunu gördükten sonra denizi yardı. Fakat Kızıldeniz'in genişliği 200 km. ve Akabe körfezi tarafındaki uçta beliren iki kolun genişliği ise 20 km. Yani 200 km'yi Firavun ordusuna yakalanmadan geçemeyecekleri gibi, 20 km'yi dahi geçemezler. Firavun ordusu atlı ve hızlı. İsrailoğulları ise çoluk, çocuk, yaşlıların da bulunduğu bir kervan. Kısa sürede yetişilmeleri lazım. Fakat suyun karşısına Firavun ordusundan önce geçiyorlar. Bu durumda ayette geçen Bahr (deniz) kelimesinin kızıl deniz olduğu düşüncesi bir yanılsama olabilir. Bildiğimiz gibi Arapçada nehir, göl, deniz gibi tüm büyük su kütlelerine Bahr deniyor.
2. Nil nehrinin genişliği birkaç yüz metre ve suları kenarlara çekilip birden boşaldığında bir orduyu boğacak kadar güçlü bir debi oluşturabilir.
3. Musa ve kavmi muhtemelen Nil boyunca ilerleyip yukarı Mısır'a gidiyorlardı. Firavun onları takip edince yakalanacaklarını anladılar. Fakat Nil'in karşısına geçmek onları kurtaracaktı. Çünkü ordu kolayca Nil'in karşısına geçemezdi. Fakat Firavun da Nil'in karşısına geçmenin kolay olduğunu düşündü çünkü birkaç yüz metre ötesini görebiliyordu. Bu mesafe onu cesaretlendirdi. Fakat koca su kütleleri birden çarpınca ordunun altını üstünü getirmeye yetecek kadar büyük bir su debisi oluşturdu, bu su debisi Nil nehrinde var.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Hocam bu Nil nehri iddiasını daha önceden dillendiren ve öne süren var mıydı yoksa sizin görüşünüz mü bu?
Vallahi iyi güzel ama nil nehrinin içerisinde bunu destekleyecek hiçbir şey bulundu mu? Kızıldeniz içerisinde bir şeyler bulunduğu haberlerini görüyorduk ama...
@mehmet53 Nil nehri sürekli akıyor. 3500 sene önce meydana gelen bir olayın kalıntıları bulunması mantıklı mı sence? Üstelik Nil nehrinin her köşesinin didik didik taranması şu an için mümkün değilken?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Fakat denizin tabanında her şeyi bulduk mu ki onları da bulmamız lazım diyelim. Nerede battığı kesin olarak bilinen titanik gemisi bile on yıllarca sonra bulunabildi. Hz Musa olayında da dev gibi bir gemi yok, nerede boğuldukları belli değil, ufak tefek savaş arabaları varsa da üzerinden binlerce yıl geçtiği için mercan resifleri altında kaybolmuşlardır, buna rağmen nasıl bulmamız lazım diyebiliriz ki? Bulursak Allah'ın lütfudur ama bulamazsak da gayet normaldir. Hatta bulunması şaşırtıcı olur. Olaylara biraz bilim insanı gözlüğü ile bakın.
Daha önce benzer bir konuya böyle bir cevap yazmışsınız.
@mehmet53 Kızıl Denizin içinde firavun ve ordusunun tüm kalıntıları 3500 sene önceki haliyle bulunsa dahi inanmayacak insanlar var. Bütün bulguların bütünüyle elimizde olmasına gerek yok. Her şey kalıntı değildir, kalıntılara takılmayalım.