
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
@serpilyucel abla kendisinden bahsetti, ben de yazayım dedim.
Yusuf İslâm, 2 Haziran 1948 yılında Katolik Hristiyan bir ailenin üyesi olarak Londra’da doğar. Adı Steven Georgiou iken on sekiz yaşında Cat Stevens olarak girdiği müzik piyasasında milyonlarca kişi tarafından dinlenen, zengin, ünlü ve başarılı bir pop yıldızı olur. Geniş hayran kitlesi, standartların üzerindeki imkânları ve başarısıyla hedeflediği her şeye sahiptir. Fakat eksik olan şey bunların dışında, Cat Stevens’ın en derininde saklı bir şeydir…
“Kur’an üzerinde çalışırken yaşadığım en muhteşem anlardan biri”
Sahip olduğu her hissin doruğundayken tüberküloz hastalığına yakalandı, belki de ilk kez kendisini ölüme bu kadar yakın hissetmişti. Tedavinin ardından tehlikeyi atlatmış olsa dahi eskisi kadar sağlıklı değildi. Zihni ise sayısı artmış sor/g/ularla doluydu… Dünyada var olmasının, sahip olduklarından başka bir nedeni olması gerektiğini sürekli sordu; çünkü içinde olduğu hayat onun, hayata sağlam bir bağla tutunmasına yetmiyordu.
Abisi David, Yahudi bir kızla evlenmesi nedeniyle Filistin’i ziyaret eder ve Yahudi, Hristiyan din adamlarının diyalogları ve çekişmeleri onu fazlasıyla etkiler. Mescid-i Aksa’yı ziyaretinin ve gözlemelerinin ardından İslâm’a dair güçlü bir sempati duygusu ve kardeşi Steven’a aldığı bir Kur’an ile Londra’ya döner. Türklerden nefret eden Kıbrıslı Katolik bir Rum babanın oğlu olan Steven Georgiou’nun ise Müslümanlığa karşı bir önyargısı vardır. Yusuf İslâm, bir sene boyunca Kur’an üzerinde yoğunlaşır, okudukça eksik olana yakınlaşmaktadır. Kur’an’ı hata arayarak okuduğunu, ancak okudukça hatanın Kur’an’da değil kendisinde olduğunu fark ettiğini söyler.
Birçok surede, hayretler içerisinde kalır ancak kim olduğunu anladığı andan ise şu şekilde bahseder: “Kur’an üzerinde çalışırken yaşadığım en muhteşem anlardan biri, Yusuf’un hikâyesini okuduğum zamandır; İncil’dekine çok benzer. En çok surenin sonuna doğru sarsıldım: Orada Yusuf’u daha önce kuyuya atmış olan kardeşleri, onunla karşı karşıyadır ama hakkında kötü konuşup ona iftira ederler. Oysa Yusuf, orada sabırla bekler. Aman Allah’ım! Bu beni çok etkilemişti; “Father & Son” şarkım için yazdığım sözlerim gibiydi: “All the times that i’ve cried, keeping all the things ı knew inside” (Bildiklerimi kendime saklayıp da ağladığım bütün o zamanlar…)
İşte o an ağladım ve gerçekten kim olduğumu anladım: Ben bir Müslüman’dım, Allah’a teslim olmuştum ve Kur’an da benim, okyanusta verdiğim sözü tutmam için benim anahtarımdı.”
Neticede Regent’s Park’ta yeni bir cami yapıldığını öğrenir ve getirdiği kelime-i şahadetten sonra kendisini karmaşıklıktan uzağa taşıyan bir merhamet bulutunun üzerinde uçmaya başladığını söyler.
Gerçek İslâm’ın ve Müslüman’ın sesini özgürce duyurmak istedi
Bunun ardından medya tarafından manevi saldırılara maruz kalsa da o, hayatını değiştirmekten vazgeçmedi. Hâlihazırda aktivist ve eğitmen olan Yusuf İslâm, 1977 yılında İslâmiyet’i kabulünün ardından İngiltere’de İslâmî eğitimin destekçilerinden biri oldu. Aynı zamanda bir yardım kuruluşu olan Muslim Aid’in de kuruculuğunu üstlendi. İngilizce ilahilere ve üreticilerine öncülük etti. Tebliğ maksadıyla çıktığı yollarda Allah’ın yardımını hep hissetti. Yoğun ısrarları neticesinde İngilitere’deki ilk Müslüman okuluna, hükümet tarafından destek ve güvence verilmesinin sağlanmasını başardı. Yine İngiltere’de kurduğu İslamic Circle grubunun çalışmaları neticesinde birçok insan Müslüman oldu.
11 Eylül ve sonrası yaşananlar üzerinden medya tarafından sürdürülen İslâm’a saldırılara bir tepki olarak, 1994 yılında Mountain of Light (Nur Dağı) adlı bir plak şirketi kurdu ve gerçek İslâm’ın ve Müslüman’ın sesini özgürce duyurmak istedi. Bu stüdyoda ‘Son Peygamberin Hayatı’ adıyla okuduğu ilahi büyük bir kitleye ulaştı.
“Teleal bedru Aleyna
Ay doğdu üzerimize
Min seniyyati-ilveda
Veda tepesinden
Vecebe’ş şükrü Aleyna
Şükür gerekti bizlere
Ma dealilahi da
Allah’a davetinden’’
Sadece müziğiyle değil kalemiyle de İslam’a çağırıyor
Yusuf İslam, tüm içtenliğiyle aktardığı hayat hikâyesinde tutkunu olduğu müziği Müslüman olduktan sonra bir çağrı aracı olarak kullandığını ifade eder. Ancak İslâm’da müziğin caiz olup olmadığı konusunda aldığı tepkiler ve zihnindeki kafa karışıklığı 2002 yılına değin silinmemiş, hatta şüphesi nedeniyle bu tarihe kadar yirmi beş yıllık bir süre boyunca gitarından uzak kalmıştır. Oğlunun yıllar sonra eve getirdiği gitar, Yusuf İslâm için kapanan sayfayı yeniden açmıştır. Bu durumu şu şekilde aktarır: “Yıllar içerisinde birçok yorum ve argümanı yakından inceleyip neticesinde anladım ki: Bu konunun da, diğer bütün konularda olduğu gibi, takdiri sadece Allah’a ve Resulüne (s.a.) ait, yalnızca onlar mutlak itaat edilme hakkına sahip. Bütün bu yıllardan sonra eski-yeni ilahiyatçı grupların birbirinden farklı görüşlerine rağmen, Kur’an’ın çok açık temellerine ve Peygamber Efendimizin gerçek sözlerine, amel ve sessiz onaylarına dönüş yaptım. İslâm’ın ilahi bilgi üzerine özgün kitâbî kaynaklarında, müziğin insan hayatında ve amaçlarında tamamen yasaklanmasını destekleyen kâfi derecede tartışmasız kanıt yoktu. İslâm’dan uzaklaşıyor değildim; 21. yüzyılda, İslâm’ı Allah’ın Kur’an’da sunduğu ezeli ve ebedi temellere dayanan yeni bir ilham ve vizyonla görüyordum.”
Müziğe döndüğü için İslâm’dan ayrıldığını sananlar olur ancak Yusuf İslâm, müzik serüvenine İslâmî değerler yükleyerek devam eder. “Benim Halkım” adlı albümü bu süreci ve maksadı yansıtan bir nihai özellik taşımaktadır. Dünya üzerindeki bölücü her harekete bir tepki olarak “insanlığı kemikleşen zorbalıktan kurtarmak” niyetiyle seslendirdiği bu parçaya sanal ortam üzerinden milyonlarca kişi eşlik eder.
World Social Award ve Man for Peace ödüllerinin sahibi olan Yusuf İslâm, eserinin son satırlarında ise bu kitabı yazmasındaki amacın, Müslüman olan ya da olmayan herkesi İslâmiyet’i tanıma ve inceleme konusunda cesaretlendirmenin yanı sıra insanlığa merhamet ve rehberlik maksadıyla nazil olunanları keşfetmeye teşvik etmek olduğunu belirtir. Kitaba olan rağbetten, yazarın, bu kez müziğinden ziyade kalemiyle amacına ulaşabileceğini tahmin etmek zor değil…
https://islamianaliz.com/haber/7478060/yusuf-islamin-otobiyografisi-nasil-musluman-oldu
Bakara 153: Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır.
Yusuf İslam bana Allah'ın rahmetinin ne kadar büyük olduğunu hatırlatıyor.
İslam'dan önceki hayatına baktığımız zaman öyle bir insanın nasıl köklü bir değişikliğe gidebildiğine şaşırıyor insan. Bunca sefahat, lüks ve fuhşiyattan sonra başa bir musibet geliyor ve o süreç kişiyi büsbütün değiştiriyor. Biz küçük bir günah işlemekten korkuyoruz adamlar günahın dibine batıyor. Fakat sonra ?... Dipten bir vesileyle aydınlığa çıkarılıyor. Büyük bir ibret vesikası ve numune/üsve oluyor insanlığa.
De ki: 'Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım ! Allahʼın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.'
Böyle insanların Avrupa ülkelerinde, materyalizmin dipte yaşandığı ülkelerden çıkması tesadüf mü? Elbette ki değil. Bu aslında Allah'ın rahmeti ve adaletinin bir tecellisi. Bu tür örneklikler doğduğumuz yerin hidayete erme sürecinde doğrudan bir etkisinin olmadığını gösteriyor.
21. yüzyılda, İslâm’ı Allah’ın Kur’an’da sunduğu ezeli ve ebedi temellere dayanan yeni bir ilham ve vizyonla görüyordum.”