
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Prof. Lawrence Krauss'un Hiç Yoktan Bir Evren isimli kitabı Liebnizci bir soru olan "Neden yokluk yerine varlık var?"
sorusunu yeniden canlandırdı ve popülerleştirdi. Krauss, bukitabında, kainatın hiçlikten neşet etmesinin makul olduğunu iddia ediyor. Kulağa oldukça garip geldiği gibi, vardığı bu sonucu daha iyi anlayabilmek için bazı varsayımlar ve açıklamalar yapılması gerekiyor.Krauss'un 'hiçlik' dediği aslında var olan bir şeydir. Kitabında hiçlik için "dengesiz/kararsız [unstable] ifadesni kullanıyor ve başka bir yerde de hiçliğin "boş fakat önceden-mevcut bir uzay"şeklinde tanımladığı fiziki bir şey olduğunu tasdik ediyor. Bu aslında çok garip bir dilsel sapma, çünkü hiçliğin [nothing] İngilizce'deki karşılığı külli anlamda bir olumsuzlama/ yokluk ifade ederken Karuss'un 'hiçlik' kavramı bir 'şey' için etiket vazifesi görüyor. Araştırmalarında'hiçlik' için zaman, mekan ve parçacıklardan yoksunluk olarak bahsederken Krauss, eğitimsiz okuyucuyu yanlış yönlendirerek, her şeye rağmen, bahsettiği hiçlikte az da olsa fiziki şeylerin var olduğunu (açıkça) tasdik etmede başarısız oluyor.Gariptir ki, Prof. Krauss, Leibniz'in o uzun ömürlü sorusuna cevap vermek için hiçliğin tanımını değiştirmişe benziyor. Bu, bütün meseleyi problematik hale getiriyor çünküKrauss'un tanımı bütün bilinen felsefi ayrımları birbirine karıştırıyor. 'Hiçlik' kavramı, her daim, varlık olmayan veyabir şeyin yokluğu anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla Krauss'un 'hiçlik' kavramına göre aşağıdaki cümleler kurulabilir:"Dün akşam harika bir akşam yemeği yedim ve hiçbir şeydi.""Dün salonda hiç kimse ile tanıştım ve bana bu odanınyolunu gösterdiler.""Hiçbir şey, tuz ve biber ile çok tatlıdır."Bu ifadeler, biri gelip de hiçliğin manasını değiştirmedikçe, mantıksız ifadelerdir ve dolayısıyla anlamsız cümleler meydana getirirler. Prof. Krauss'un hiçlik derken varolmayanları kastetmediğini söylemesi şaşılacak bir şey de değil. Kitabındaşöyle yazıyor: "Yalnız bir şey kesindir. Şimdiye kadar yaradılış hakkında münazarada bulunduğum kişilerin kuvvetli bir kanaati olan metafizik 'kaide', yani 'yokluktan ancak, yokluk çıkar' kaidesinin bilim zemininde bir karşılığı yoktur."Bu açıkça ifade ediyor ki Krauss hiçliğin anlamını başka bir şey ile değişmiştir, çünkü bilim, sadece fizik dünya ile ilgilenen bir yöntemdir. Bilim, sadece tabii fenomenler ve tabii süreçler üzerinden cevaplar üretebilir. Hayatın anlamı nedir? Ruh gerçek midir? Hiçlik nedir? gibi sorular sorduğumuzda, genel olarak, metafiziksel cevaplar bekleriz ve dolayısıyla bu cevaplar herhangi bir bilimsel açıklamanın kapsamının dışında kalır.Bilim, hiçliğin veya var olmamanın ne demek olduğunu açıklayamaz, çünkü bilim ancak müşahede sahasında [gözlemlenebilen] bulunan problemlerle sınırlıdır. Bilim felsefecisi Elliot Sober da, bu sınırlamayı tasdik ediyor. Empiricism/ Deneycilik başlıklı makalesinde şöyle bir ifadede bulunuyor:"Bilim, dikkatini, ancak müşahede/ gözlem zemininde çözülebilecek problemlerle sınırlamaya mecburdur. " Buradanda anlıyoruz ki, Profesör Krauss, bilimin kendi kapsamındaolmayan bir problemi çözebilmesi için "hiçlik" kavramının anlamını değiştirmiştir. Belki de bu sonuç, birinin bir soruya cevap verememesi anlamına geldiği için bir mağlubiyet olarak kabul edilmelidir ve bu durumda Krauss, mağlubiyeti itiraf etmek veya soruyu başkasına havale etmek yerine, sorunun anlamını değiştirme yoluna başvurmuştur.Hiçlik kavramının metafizik bir kavram olduğunu ve bilimin sadece gözlemlenebilir nesneler ile ilgilendiğini söylemek, entelektüel açıdan çok daha samimi olurdu.- Hakikatin İzinde,126. syfdan ibaret (yazılar aynı bir konudan fakat aralardaki dikkati dağıtcağını düşündüğüm pasajlari keserek, yazıyı derledim)Özetleyecek olursam, Krauss'un hiclikten evren derken kast ettiği hiçliğin (kuantum dalgalanması vb) gerçek bir hiçlik olmadığını, aksine var olan bir şey olduğunu söylüyor. Ayrıca, Krauss'un bir kavram hatası yaptığını ve bilgisiz insanları bu sebeple yanlış yönlendirdiğini söylüyor.
Harika bir pasaj ?
Hiçlik (nothing) Hamza Tzortisin de dediği gibi metafiziğin sahasına girer ve bilimin burada söz hakkı yoktur. Fakat bir ateist kendi "hiçliğini" tanımlamak için kırk dereden su getirmek zorunda kalacak. Çünkü o da hiçliğin (adem) yaygın olan manasının ne demek olduğunu gayet iyi biliyor fakat kavram ve kelime oyunlarıyla ve küçük hokus pokuslarla olayı çarpıtmak zorunda. İşte en fazla kuantum köpüğü filan diyebilir. Ki sitede bu da cevaplandı. Bunun bir "varlık" olduğu, varlık sahasına girdiği herkesin malumudur.
Çünkü o da hiçliğin (adem) yaygın olan manasının ne demek olduğunu gayet iyi biliyor
Hocam burda "adem" derken neyi kastettiniz? Anlayamadım.
Kör ile gören bir olmaz. (Fatır Suresi 19.Ayet)
Allah evreni yoktan yaratmış veya var olan maddeden yaratmış. Ne fark eder ki? Sonuçta ortada bir yaratılma, dizayn edilme, bilinç verme, kanunlar koyma, güzel bir şeyler inşa etme gerçeği var. Hatta hiçten yaratma daha havalı duruyor bizler için.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Krauss şunu söylemek istemiş bence; evren iğne deliğinden milyon kez küçük bir kütlede sıkışmış ve bigbang ile hiçlikten varlığa çıkmıştı. Hiçlik yokluk demek değildir. Boşluk da değildir. Hiçlik henüz var olmamış varlıktır.
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Krauss şunu söylemek istemiş bence; evren iğne deliğinden milyon kez küçük bir kütlede sıkışmış ve bigbang ile hiçlikten varlığa çıkmıştı. Hiçlik yokluk demek değildir. Boşluk da değildir. Hiçlik henüz var olmamış varlıktır.
Krauss bir kuantum vakum denizi olduğuna inanıyor. Bu denizde kuantum vakumu etkisiyle yeni evrenler bir kabarcık gibi oluşup yok oluyor. Yani gerçekte madde yokken, kuantum alanları sayesinde madde ve antimadde olarak oluşuyor diyor.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Krauss şunu söylemek istemiş bence; evren iğne deliğinden milyon kez küçük bir kütlede sıkışmış ve bigbang ile hiçlikten varlığa çıkmıştı. Hiçlik yokluk demek değildir. Boşluk da değildir. Hiçlik henüz var olmamış varlıktır.
Krauss bir kuantum vakum denizi olduğuna inanıyor. Bu denizde kuantum vakumu etkisiyle yeni evrenler bir kabarcık gibi oluşup yok oluyor. Yani gerçekte madde yokken, kuantum alanları sayesinde madde ve antimadde olarak oluşuyor diyor.
Bugün çok acayip bir tevafuk oldu hocam. Risale-i Nur okurken bir pasaj dikkatimi çekti.
İkinci paragrafta ilginç bir şekilde köpükten bahsedilmiş ve bunun da paragrafın başında söylenildiği gibi şeriatın nakillerinden olduğu söylenmiş. Paragrafın bütünü doğru mudur bilemem ama köpük kısmını okurken çok şaşırdım ve şöyle bir durdum. Şeriatın hangi nakilleri acaba? Eski âlimlerin söyledikleri sözleri mi kastediyor yoksa "O'nun arşı su üzerindeydi" ayetini mi? Bir sonraki sayfada buna da açıklama getirilmiş:

