Son 15 cevap

Son 10 konu

[box type= align="alignleft" class="" width=""]

İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur: 

  1. Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
  2. Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
  3. Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
  4. Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
  5.  Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
  6. Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.

Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.

[/box]

İslâm'ın Köleliğe B...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

[Çözüldü] İslâm'ın Köleliğe Bakışı (Katkı Alıntısıdır)

İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1778
Konu başlatıcı  

Köleler

Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, köleliği İslâm icad etmemiş; tam tersine Müslümanlar çok eski dönemlerden kalan ve bütün dünyaya yayılan bu müesseseyi devralmışlardı. İslâm açısından kölelik ne bir cezalandırma yolu ve ne ekonomik amaçlarla kendisinden faydalanılan bir savaş ganimetidir. Eskiden köleler insan yerine konulmazken İslâm’la birlikte kimliklerine kavuşmuşlardır.
Kur’an’ın köleliği tamamen kaldırma cihetine gitmediği ve doğrudan kaldırmaya yönelik bir çağrıda bulunmadığı doğrudur. Fakat, Kur’an-ı Kerim’de insanların köleleştirilmesine dair bir tek ayet de mevcut değildir. Buna karşılık kölelerin hürriyetlerine kavuşturul-ması teşvik edilmiştir. Olayları değerlendirirken dönemin şartları dikkate alınmalıdır. Günümüzün hayat tarzına ve anlayışına ters düşen bir hususun o günde yasaklanmış olmasını istemenin gerçeklerle bağdaşmayacağı ortadadır.
İslâmiyet kölelere hukûkî bakımdan yeni haklar tanımış, aynı zamanda bu sınıfın kaynaklarını savaş esirleriyle sınırlamıştır. Hatta düşman ordusu saflarından ayrılarak İslâm karargâhına sığınıp teslim olan savaş esirleri şayet İslâm’ı kabul ederlerse kendilikle-rinden hürriyetlerini elde etmiş sayılırlar. Taif kuşatması esnasında Peygamberimiz kaleden çıkıp kendilerine katılan kölelerin azat edileceğini duyurmuş, Bunun üzerine yirmi civarında köle kaleden çıkarak Müslüman olmuş ve Hz. Peygamber onları azat etmiştir. Geçimleri için de herbirini Müslümanlardan hali vakti yerinde olanlara vermiş ve bunlara Kur’an ve sünneti öğretmelerini emretmiştir. Aslında köleliği doğuran esas sebep savaş ve bunun doğurduğu sonuçlardır. Savaşta ele geçen esire karşılıksız serbest bırakma, kurtuluş fidyesi alınarak veya esirlerin karşılıklı değiştirilmesi suretiyle serbest bırakma veya köle statüsüne koyma işlemlerinden biri uygulanırdı. Hz. Peygamber o dönemin örfüne göre esirlerin köleleştirilmesi statüsünü de yalnız kadın ve çocuklara, onu da son derece sınırlı tutarak, uygulamış, hiçbir yetişkin erkeği köleleştirmemiştir. Kur’an-ı Kerim köleleri özgürlüğe kavuşturmayı teşvik etmiştir. 

Devlet gelirlerinden bir kısmını köle azadına ayırmıştır. Köleleri serbest bırakmayı bazı günahların keffareti olarak tövbe kapısı ve sevap kazanma yolu haline getirmiştir. Nitekim İslâmiyette kölelerden çok azatlılardan bahsedilir. Hz. Peygamber bütün kölelerini çeşitli vesilelerle azat etmiştir. Sözgelimi amcası Abbas’ın kendisine hediye ettiği Ebû Râfi’i, Abbas’ın Müslüman olduğunu duyunca azat etmiş ve onu câriyesi Selmâ ile evlendirmiştir. Ebû Râfi’ vefatına kadar Hz. Peygamber’in yakınları arasında yer almıştır. Azatlılarla hürler arasındaki sosyal statü farkını ortadan kaldırmak maksadıyla Zeyd b. Hârise’yi halasının kızı Zeyneb’le evlendirmiştir. 

Bütün bu uygulamaların sonucunda İslâm dünyasında kısa süre sonra köle ve câriyenin kalmaması ve bu müessesenin tamamen ortadan kalkması gerekirdi. Devam ettiği süre içinde de köle ve câriyeler, sahibinin kardeşi, eşi, çocuğu gibi insanca muamele görmesi icab ederdi. Oysa durum böyle olmamış; insanların irade ve isteği Allah ve Resûlünün iradesine uymamıştır. Gelenek bu konuda dinin arzusuna gâlip gelmiştir. Yüzyıllar boyunca hayvan pazarları gibi köle pazarları kurulmuştur. 

Hz. Peygamber kölelerini azat etmenin yanında devlet kademelerinde azatlılara görev dahi vermiştir. Örneğin, azatlı kölesi Zeyd b. Hârise ve onun oğlu Üsâme’yi, içinde önde gelen sahâbîlerin de bulunduğu ordulara komutan tayin etmiştir. 

Hür erkekten çocuk doğuran bir câriyenin ve çocuğunun hür olması prensibini getirmiştir. Bu uygulama, o dönemin siyâsî ve sosyal şartları dikkate alındığında çok önemli bir gelişmedir. Ünlü Alman yazarı Auguste Bebel (1840- 1913), Arap kültürünün İslâmiyetle birlikte geçirdiği gelişmeleri, özellikle de Hristiyanlığın unutturduğu ortaçağ öncesi kültür mirasını Batı’ya tanıttığı kitabında bu konuda şu insaflı değerlendirmeyi yapmaktadır: “Aslında köleliğe tamamen karşı çıkmak ve köleciliğin yok edilmesini istemek, o yüzyılların anlayışına, kavrama gücüne, örf ve âdetlerine çok aykırı ve fazla ileri gitmiş bir talep olurdu. Bilindiği gibi kölelik Avrupa’da Yeniçağ’a kadar uzanmıştır. Hz. Muhammed (s.a.s.) ayrıca köle bir kadının hür bir kimseden olan çocuğunun da hür olması kuralını getirmiştir. Bu, o dönemlerdeki Avrupa’nın, ya da Almanya’nın bu konudaki anlayışına tamamen aykırı bir yenilikti. Sözkonusu yerlerde aynı konumdaki bir çocuk hürriyetten yoksundu. Öte yandan Hz. Muhammed (s.a.s.) bu konumdaki bir çocuğun annesinin (Ümmü veled) satılabilmesi veya hediye edilebilmesi imkânını da ortadan kaldırmıştır”. Günümüzde kölelik müessesesi ortadan kalkmış olduğu için bugün artık savaş esirlerinin köle haline getirilmesi sözkonusu değildir. 

 

Kaynak:  Prof. Dr. İbrahim Sarıçam, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2020, 436. s.


   
Alıntı
Konu Etiketleri
dayssoon
(@dayssoon)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 3292
 

@kemal hocam İslam bölümüne mi taşısanız? 

Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM


   
CevapAlıntı
İbn-i Sebîl
(@ibnussebil)
Katılım : 5 sene önce
Gönderiler: 1778
Konu başlatıcı  
Gönderen: @drobooss

@kemal hocam İslam bölümüne mi taşısanız? 

Dediğinizi de düşündüm hocam fakat bunu İslam'ın bir konusu olarak görmediğim için buraya yazdım.


   
CevapAlıntı

Başa dön tuşu