
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Dostlarım zekat hakkında bir yazı hazırlıyorum. Zekatın mantığını ve gerekliliğini akla ispat eder misiniz? Birkaç cümle ile de olabilir.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
1) Zekat, ekonomik dengesizliği engeller. Günümüzde verdiğimiz vergilerin devlet işlerinde kullanıldığını biliyoruz. Halbuki zekat sisteminde yoksulların eline para geçer. Zengin fakir eşitliği sağlanır.
2) Birlik ve beraberlik ruhu artar.
3) Fakire yardım yapılırken incitilmemiş olur. Günümüzde devletten sosyal destek alanlara maalesef kötü gözle bakılıyor. Zekatta ise bu dinin emri olduğu için herkes normal karşılar.
“Allah izin verirse” demeden hiçbir şey için, “Şu işi yarın yapacağım” deme! Unuttuğun takdirde rabbini an ve “Umarım rabbim bana, doğruya bundan daha yakın yolu gösterir” de.
(Kehf 23-24)
Salamualeykum,
tefsir okurken şunları gördüm yararlı olur sizlere ; Foto çok büyük kapasiteymiş bu yüzden
Râzi, Tefsirinde [186] zekâtın vacip kılınış hikmetini açıklamış, zekât veren için oniki, alan için de sekiz yarar zikretmiştir. Onları kısaltarak aşağıya alıyorum:
Zekâtın veren için yararları şunlardır:
1- Zekât aşırı dünya tutkusunu kalbden gidermek, mala karşı aşırı düşkünlüğü kırmak, nefsin bütünüyle ona yönelmesini engellemek için yararlı bir ilaçtır. Cenab-ı Hakk'm: "Onların mallarından sadaka al ki, bununla kendilerini temizlemiş ve onları bereketlendirmiş olasın." (Tevbe, 9/103' ayetinde de bu gerçek belirtilmektedir.
2- Dünya lezzetlerine sınır koymak, Allah rızasını kazanmak için sarfet-mekle, Allah'a kulluk dünyasına ve Allah rızasını kazanmaya yöneltmek..
3- Mal azgınlığının ve kalb katılığının önünde durmak. Nitekim Cenab-ı Hak: "Çünkü insan kendisini müstağni gördü diye gerçekten azar." (Alak, 96/6-7) buyuruyor. O halde zekât, azgınlığı azaltır, kalbi Rahman'm rızasını kazanmaya çevirir.
4- Başkalarının üzüntülerini hissetme, insanlara iyilik etme, onlara hayır ulaştırmaya çalışma, onlardan afetleri giderme yoluyla nefsi terbiye etmek. Bu, Allah'ın sıfatlarmdandır. Nitekim, Peygamber (s.a.): "Allah'ın ahlakıyla ahlâklanın" buyurur.
5- Fakirlerin zenginlere sevgisini çoğaltmak. Çünkü onlara vermek sevgilerini kazandırır. İbni Adiyy, Ebu Nuaym ve Beyhakî'nin, İbni Mes'ud'dan rivayet edip sahih dediği hadiste Peygamber (s.a.): "Kalbler, iyilik edene sevgi, kötülük edene de buğz duygusu üzere yaratılmıştır" buyurur. Onu sevdikleri zaman da, ona hayır dua ederler. Bu hayır dua da, insanın nimet içinde kalmasına sebep olur. Allahü Teâlâ şöyle buyurur: "İnsanlara fayda verecek olan şeye gelince, işte bu yeryüzünde kalır" (Ra'd, 13/17). Peygamber Efendimiz de, Taberânî, Ebu Nuaym ve Hattâbî'nin İbni Mes'ud'dan rivayet ettiği hadisinde -hadis zayıftır- "Mallarınızı zekâtla koruyunuz" buyurmuştur.
6- Zekât, insanı bir şeyle zengin olduğunu zannetme derecesinden daha yüksek dereceye -her şeyden müstağni olma- yükseltir. Birincisi mahlûkatın, ikincisi hakkın sıfatıdır.
7- İyilik, hayır ve genelin yararına mal sarfetmek, dünyada sürekli övgü ve ahirette sürekli sevabı gerektirir. Bu, yok olmaya maruz -çünkü mal, yok olup gidicidir- iken, malı kabre ve kıyamete nakletmeye sebep olur.
8- Şüphesiz mal harcamak, meleklere ve peygamberlere; harcamamak ise kınanmış cimrilere benzemektir. O halde harcamak daha iyidir.
9- Hayır ve rahmet dağıtmak, Hak Teâlâ'nm sıfatlarındandır. Hayır yollarından birinde harcamada bulunmak, Allah'ın ahlakıyla ahlâklanmaya sevke-der.
10- İman ruhî, namaz bedenî mutluluğu gerçekleştirdiği gibi, maldan harcamada bulunmak da, toplum saadetini gerçekleştirir.
11- Zekât, nimete şükürdür. Nimet verene şükür ise vaciptir. Nimete şükür: Nimeti verenin rızasını kazanmaya sarfetmektir.
12- Şüphesiz zekâtın vacip oluşu, müslümanlar arasında sevgi meydana gelmesini, onlardan kinin gitmesini sağlar.
Zekâtın, alan kimseye sağladığı faydalar şunlardır:
1- Bir ihtiyacını ve bir gediğini gidermek.
2- Aslî ihtiyacından fazla olanı âtıl bırakmamak. Çünkü Allahü Teâlâ malı, istiflemek, biriktirmek ve tutmak için değil, ihtiyaçları gidermek için bir araç olarak yaratmıştır.
3- Mal, Allah'ın malı, zenginler onun hazinedarları, fakirler de Allah'ın aile fertleridir. Bu iki grubun, birbiriyle dayanışma içinde olmaları, birbirlerine acıyıp şefkat göstermeleri, birbirleriyle yardımlaşmaları ve Allah'ın kullarından muhtaçlara, Allah'ın aile fertlerine vermekle, kâinatın hakiki sahibi Allah'ın emrini uygulamak gerekir.
4- Hikmet ve rahmet, zenginin bir kısım malını, muhtaç, çalışmaktan aciz fakire sarfetmesini gerektirir. Bu, İslâm'da sosyal dayanışmayı gerçekleştirir.
5- Zekât, fakirin noksanlığını giderir. Zekât veren de, zekât vererek meydana gelen noksanlığı alış veriş yaparak giderir.
6- Suç işleme ve düşmanlığı önler. Eğer, zenginler fakirlerin ihtiyaçlarını karşılamasa, fakirler hırsızlık gibi hoş olmayan hareketlere cesaret ederler, ya da İslâm düşmanlarına katılırlar.
7- Zekât, bütün mükelleflerin hem sabır, hem de şükür sıfatıyla vasıflanmalarına yardım eder. Peygamber (s.a.), Beyhakî'nin Enes'den rivayet ettiği hadisde -hadis zayıftır-: "İman, iki yarımdır: Bir yarısı sabır, bir yarısı şükürdür" buyurur. Zengin, zekâtı verdiği zaman, nimete şükretmiş, maldan bir parçanın noksanlaşmasma sabretmiş olur; zekât fakire verildiği zaman, fakir de, sabreden kimse iken, aynı zamanda şükreden kimse olur.
8- Fakir, zekât almakla, zenginin dünyada kınanma ve ayıplanmadan, ahirette, cehennem azabından kurtulmasına yardım etmiş olur. Onun için fakir, zenginin cehennem ateşinden kurtulmasına yardım eden kimse oluyor.[187]
[Vehbe Zuhayli Tefsiri Tevbe 60, c. 5]