
Forumdaki son iletiler
Son 15 cevap
Son 10 konu
[box type= align="alignleft" class="" width=""]
İyi bir B-Y forumu yazarı nasıl olunur:
- Öncelikle açacağınız konuya ne çok uzun ne de çok kısa ve konuyu çok iyi açıklayan bir başlık atmalısınız. Başlığı okuyan konuyu anlamalı. Daha sonra mesajınızı uzun olarak, ayrıntılandırarak yazmalısınız. Mesajı ayrıntılandırmaktan kaçınmayın, ne dediğimi herkes anladı diye düşünmeyin. Çünkü yazar öyle sansa bile, okuyucu çoğu zaman kısa yazılardan ne denmek istendiğini anlayamıyor.
- Konu açarken konu başlığını çok kısa veya uzun girmemelisiniz ve konuyla alakalı bir başlık olmalı. "Yardım edin", "Bir sorum var" gibi konunun içeriğini anlatmayan başlıklar olmamalı. Veya soruyu uzunca başlık kısmına yazmamalısınız. Başlık atarken kendinizin bu konuyu Google'da nasıl aratacaksanız o şekilde bir başlık atmanız uygun olur. Örneğin karışmayan denizleri Google'da aratan kişi "Birbirine karışmayan denizler" olarak aratır.
- Ayrıca telefondan yazsanız dahi noktalama işaretlerini kullanarak yazın ki yazdıklarınız anlaşılır ve kaliteli olsun ve cevap gecikmesin.
- Her konuyu ilgili forumda açınız. Örneğin dini soru soracaksanız "Bir sohbet aç" forumunda açmayınız.
- Her konu için ayrı konu başlığı açalım. Bir konu başlığı altında daldan dala konmayalım. Bir konuyu tartışırken aklımıza yeni bir konu gelirse, yeni bir konu olarak açalım.
- Kanunlara aykırı olarak yapılan yorumları haber vermek için yorumun altındaki rapor butonuna tıklayınız. Detaylar Kullanım koşullarında.
Üye olamıyorum: Üyelik adınızı İngilizce karakterlerle ve boşluk olmadan oluşturunuz. Sonra e-posta adresine gelen doğrulama linkini tıklayınız. E-posta gelmediyse spam veya gereksiz kutusuna bakınız.
[/box]
Kuranın Sümer tabletlerinden bakılıp yazıldığı söyleniyor “6 günlük süre Sümerler’den kalan bir astronmomik bir bilgidir Sümer ve Ataları güneş sistemine oluşurken meydana gelen termo dinamik patlamayı hesaplamış ve evrenin 6 günde güneşin yörüngesinde girdiği olduğunu bulmuştur bu sürede kutsallaştırılmışdır“ söyleniyor
7 kat semanın da Aristoteles ‘ den bakılıp yazıldığı söyleniyor
Bu iddiaların doğruluğu nedir
Önce iddianın kaynağını görelim. Kafadan sallayan ateist kaynıyor yurdum.
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
iddianın hepsi burada uzun diye atmamıştım
Şu kişiden alıntılanmıştır: AsFg Tarih: 17 Şubat 2021, 19:49
iddianın hepsi burada uzun diye atmamıştım
Arif tekin, turan Dursun, ilhan arsel, Erdoğan Aydın, erol sever, hepsi aynı şeyleri kitaplarına yazıyor?
@asfg
Yazıda şu ifade geçiyor: "Sümer inançlarında tanrı, kâinatı altı günde yarattı şeklinde bir bilgiye rastlanamadı; ancak onlara göre yaratılan ilk insanlar pek uygun çıkmamış; normal insan tipi birkaç denemeden sonra ancak ortaya çıkabilmiştir. (7)"
Sümer inançlarında altı günde yaratılış yok demiş. Senin dediğin yer neresi?
Size yardımcı olan insanlara bir teşekkürle de olsa
karşılık vermeniz iyiliğe karşı bir nezaket kuralıdır.
Forumda sizlere yardımcı olan arkadaşlarımıza
teşekkür edin ki iyilik devamlı olsun.
Kur'an'ın kopya olmadığını defalarca kanıtlamam mı gerwkiyor cidden? Bak ben Kur'an'ın kopya olmadığını Zariyat 47 üzerine ıspatlamıştım: İlk olarak şöyle bir soru geliyor aklıma: “Tevrat’taki bu bilgi nereden geliyor?” Tevrat’ta geçmesi Kuran’ı doğrular. Çünkü Kur’an Tevrat’ın da Allah’tan geldiğini söylüyor. Tevrat tahrif olmuş olsa bile hala sağlam ayetler barındırması normaldir. Hindu metinleri ise boş metinler değildir, kaynaklarının Peygamberlerden geliyor olduğuna dair veriler ve şüpheler var. [1] Allah ayette söylediği gibi her ümmete nebi göndermiştir. İnsanların bu Peygamberlere vahy edilen bu bilgileri alıp metne geçirmeleri gayet de kabul edilebilecek bir şeydir. Allah başka ayetlerde şöyle buyuruyor: Ala 18-19. “Şüphesiz ki bu (öğretiler), önceki sahifelerde de vardır. İbrahim’in ve Musa’nın Sahifelerinde.”
Şura 3. “Büyük izzet, derin hikmet sahibi olan Allah sana ve senden öncekilere işte böyle vahiy gönderiyor.”
Bu ayetlere göre Peygambere vahy edilen şeyler doğal olarak geçmişteki insanlara da vahy edilmiş olmalı. Yani eski metinlerde evrenin genişlemesi bilgisi olmasaydı bu Kur’an’ı hatalı yapardı. Yani sonuç olarak bu yine Kuran’ı doğrular. Bu tür şeyler eski kaynaklarda geçmese ateistler yine bir açık bulmak için şöyle diyeceklerdi: “Eski kavimlere Peygamber geldiyse, niye buna delillerimi yok?”
İkinci olarak peygamber efendimizin Tevrat bilgisi olmadığını çok kolay bir şekilde biliyoruz: “Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Yahudilerden bir kadınla bir erkek zina yaptılar. Birbirlerine: “Bizi şu peygambere götürün. Çünkü bir kısım hafıfletmeler getiren bir peygamberdir. Bize recm dışında fetvalar verirse kabul eder, Allah indinde O’nun hükmünü kendimize delil kılarız ve: “Peygamberlerinden bir peygamberin bize verdiği fetvalar (la amel ettik, hevamıza uymadık) deriz” dediler. Mescidde ashabıyla birlikte oturmakta olan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e gelerek: “Ey Ebü’l-Kasım, zina yapan kadın ve erkek hakkında kanaatin nedir?” dediler. O, onlara tek kelime söylemeden Beyt-i Midraslarına geldi. Kapıda durarak: “Hz. Musa (aleyhisselam)’ya kitabı indiren Allah aşkına söyleyin, muhsan olan birisi zina yapacak olursa bunun Tevrat’taki hükmü nedir?” diye sordu …” [Ebû Davud, Hudud 26, (4450, 4451).]
“Yahudiler, Hz. Peygamber‟e, “Ya Muhammed sen bizden duyduğun Ġbrahim, Musa, Ġsa peygamberler hakkında konuĢtun. Bize, Allah‟ın Tevrat‟ta sadece bir yerde andığı nebiden haber ver, bakalım.” dediler. Hz. Peygamber, “Kim o?” diye sorduğunda, “Zülkarneyn” dediler. Hz. Peygamber, “Bana ondan hiçbir bilgi gelmedi.” dedi. Gururlu ve mutlu oldukları hâlde çıktılar. Fakat evin kapısına gelmeden, Cebrail (as.) Hz. Peygamber’e, “Sana Zülkarneyn‟den sorarlar, de ki size onun kıssasını anlatacağım …” [18/Kehf, 83] ayeti nazil oldu.” [Suyuti, Kehf 83 tefsiri.]
Görüldüğü gibi, peygamberimizin Tevrat bilgisi olmadığı için, Tevrat’taki hükmü bilmiyor ve hangi Peygamberden bahsedildiğini de bilmiyor. Zülkarneyn hakkındaki hadisin devamında Yahudiler Peygamber bilmedi diye gülüyorlar, mutlu şekilde çıkıyorlar. Şimdi soru şu: Peygamber burada “evet o Peygamberi biliyorum, şunu şunu yaptı” diyerek Yahudilerin önünde hiç düşmeyerek bunu söyleyemez miydi? Bu ne demek oluyor? Peygamber kendinden bilmiyor, Allah Peygambere bildiriyor ve Allah’ın vahyine tâbidir kendisi.
Peygamberin Tevrat bilmediğini Yahudiler söylüyor: “Yahudilerden bir topluluk Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler ve ona: ″Ey Ebu’l-Kasım! Sana soracağımız bir kısım özel sorularımızı cevaplandır. Bunların cevabını Peygamber olmayan bilemez″ dediler … Bunun üzerine Yahudiler: ″Allah için doğru söyledin″ dediler.” [Sünen-i Tirmizî, Tefsir’ul-Kur’ân 14.]
Yahudiler Peygambere Tevrat’tan soru soruyorlarsa, bu, onların Peygamberin Tevrat bilmediğini bildiklerini gösterir.
Bunu destekleyen ayetlerde var, mesela: Hûd 49. “İşte bunlar, gaibe ait haberlerdir ki sana onları vahyediyoruz. Bundan önce ne sen onları biliyordun ne kavmin biliyordu, sabret artık; şüphe yok ki sonuç, çekinenlerindir.” [Benzer ayetler: Ali İmran 44; Yûsuf 102; Kasas 44.]
Bakın ayetler nettir. Ne Peygamber biliyor ne de kavmi biliyor. ateistlerin Kur’an’ın kopyalandığı hakkında iddiasını Kur’an bin dört yüz yıldır cevap veriyor bu ayetler ile. Peygamber Tevrat bilse bu ayetleri duyanlar karşı çıkıp “Peygamber yalan söylüyor ben onunlayken bu hikayeleri duymuştu” niye demiyor? Hiçbir kaynakta böyle bir bilgiye rastlamıyoruz.
Eğer bu konuya şöyle: “Peygamber çaktırmamak için böyle demiş.” itiraz edilirse, biz deriz ki: “Peygamber çaktırmamak için böyle diyorsa, niye o zaman Tevrat’tan kopya çeksin? Böyle yaparak daha fazla çaktırmış olmaz mı? Evet. Hem Peygamber böyle akıllıysa ateistlerin iddia ettiği gibi neden lehine ayetler olsun? “İnsanlar benden şüphe eder, kendi menfaatime göre ayet uydurdum” diye düşünemedi mi? ateistler bu itirazını düşünebilen biri bunu da mutlaka düşünmüştür ki zaten böyle şeyler yaşanmıştır. Ahzab 37 indiğinde Yahudiler ve Hristiyanlar böyle diyordu.” Aslında bu itiraz ateistlerin kendi içindeki çelişkiyi gösterir.
Dördüncü olarak, tüm öbür kitaplarda bilimsel hatalar varken, Kur’an’da hiçbir bilimsel hata içeren ayet yoktur. Mitoloji okuyan biri, eski kayıtlarda ne kadar saçma şeyler olduğunu görür. Antik Yunanda evren sonsuz sanılıyordu, yaratılmamış olduğu sanılıyordu. Peygamber bu kadar yanlış bilgi arasında nasıl her seferinde doğruyu seçmeye başardı? Kureyş Science dergisi ile mi?
Beşinci olarak, Araplar ümmi bir topluluktur ve Peygamber de ümmidir. Çok cahillerdir. Her şeyi ezberliyorlardı, ezberleme kuvvetleri çok iyiydi bu yüzden Kur’an’ın değiştirilmediğine en büyük delil hafızlardır. Arapçanın gramer kuralları bile yoktu, nasıl olurda o zamanlar çokça kitap olsun? Arapçanın gramer kuralları şiirler ve Kur’an’a göre belirlendi. Eğer çokça kitap olsaydı o zamanlar, o kitaplara göre de belirlenirdi gramer. Araplar yazılarını kemik, deri, taş gibi maddelerin üzerine yazarlardı. Bu şekilde yazmak zordur.
Altıncı olarak, eğer Hz. Muhammed (s.a.w.), haşa, bir intihalci olsaydı, neden pagan kültüründen nefret ettiği yaratılış efsanelerine girsin ki?
Yedinci olarak, şu an ki insanların elinin altında internet varken bile bunların yazılı olduğunu bilmezken, Peygamber nereden bilsin bunu? İnsanlar şu an bile bu bilgileri duyunca şaşırıyor. Sokaktaki orta yaşlı birini çağırsak, bunu ona söylesek, bize muhtemelen şu tepkiyi verecektir: “Nerede yazıyor bu? Hiç duymadım. Gösterir misiniz?”
Sekizinci olarak, Kur’an Tevrat’taki doğruları yanlışlardan ayırmak için inmiştir. Yani yanlış bilgileri doğru şekilde anlatır, doğru bilgileri de daha güzel şekilde anlatır. Mevdudi tefsirinde bu konu detaylı işlenmiştir, Tevrat ve Kur’an arası farklılıklara pek çok yerde değiniliyor. Bir örnek vereceksem mesela Allah Süleyman (a.s)’ın kafir olmadığını söylüyor. [Bakara 102] Fakat Tevrat’ta kafir olduğu belirtiliyor. [1. Krallar 11:4] Önemli olan nokta şu: Tevrat’ta bu bilgi varsa Kur’an’da buna benzer ayet varsa bu ne demek oluyor? Bu ayetin ilk ve en doğru anlamı “göğün genişlemesidir” çünkü Kur’an bu ayet ile Tevrat’taki ayeti tasdik ediyor.
Dokuzuncu olarak, ateistler bunu söyleyerek yine büyük bir iki yüzlülüğe imza atıyor. Hem Peygamber testisleri bilmiyordu diyerek cahil damgası vuruyorlar hem de biliyordu diyorlar. Peygamber Tevrat’tan alsa, Tevrat’taki testisler hakkında ayetleri görmedi mi? Veya Peygamber kutupları bilmiyordu diyorlar, deve hariç bir şey bilmiyordu diyorlar. “Arap çölünde bir adam nasıl bunları bilir?” diyorlar. Ama aynı anda Peygamberin bu bilgiyi öğrendiğini iddia ediyorlar. Bu apaçık bir iki yüzlülüktür.
Onuncu olarak, diyelim ki göğün genişletilmesi Sümerler de yazıyordu. Sümerler Peygamber döneminden binlerce yıl önce yaşamış insanlardır. Yazıları en eski yazı şekli olan çivi yazısıdır. Bu yazıyı taşların üzerine resim veyahut harfler ile özel bir teknikle yazarlardı. Peki son yıllarda anlaşılıp okunan sümer tabletlerini 500'lü yıllarda Dünya’da okuyabilen bir insan var mıydı? Hayır, çünkü sümer dili milattan sonra konuşulmayan bir dildir hatta milattan çok önce bitmiştir. Milattan en fazla 200 yıl sonra bu dili konuşan kalmamıştır. [2]
Bütün bunlara rağmen Arapça bile okuyamayan ateistlerin tabiriyle bir Arap bedevisinin (Peygamber) bu bilgiye ulaşması imkansızdır. Değil Peygamber, Arabistan’da olan hiçbir kimse bu bilgiye ulaşamazdı çünkü bu yazıtlar Peygamber döneminden asırlar önce okunamıyordu. Ayrıca Peygamber'in coğrafyası ve Sümerlerin coğrafyası da aynı değildir.
Kaynaklar:
1. 55# Peygamberler sadece Ortadoğu'ya mı gönderildi? Çin'e peygamber gönderildi mi? (bilimveyaratilisagaci.com)
Kısas-ı Enbiya'nın nitelikli çalışmaları var. Takibi önerilir...
Arkadaşlar dikkat ettiyseniz yeni bir başlık açmamışım. Var olan başlığı araştırıp bulup altına eklemişim.
Kur'an'ın kopya olmadığını defalarca kanıtlamam mı gerwkiyor cidden? Bak ben Kur'an'ın kopya olmadığını Zariyat 47 üzerine ıspatlamıştım: İlk olarak şöyle bir soru geliyor aklıma: “Tevrat’taki bu bilgi nereden geliyor?” Tevrat’ta geçmesi Kuran’ı doğrular. Çünkü Kur’an Tevrat’ın da Allah’tan geldiğini söylüyor. Tevrat tahrif olmuş olsa bile hala sağlam ayetler barındırması normaldir. Hindu metinleri ise boş metinler değildir, kaynaklarının Peygamberlerden geliyor olduğuna dair veriler ve şüpheler var. [1] Allah ayette söylediği gibi her ümmete nebi göndermiştir. İnsanların bu Peygamberlere vahy edilen bu bilgileri alıp metne geçirmeleri gayet de kabul edilebilecek bir şeydir. Allah başka ayetlerde şöyle buyuruyor: Ala 18-19. “Şüphesiz ki bu (öğretiler), önceki sahifelerde de vardır. İbrahim’in ve Musa’nın Sahifelerinde.”
Şura 3. “Büyük izzet, derin hikmet sahibi olan Allah sana ve senden öncekilere işte böyle vahiy gönderiyor.”
Bu ayetlere göre Peygambere vahy edilen şeyler doğal olarak geçmişteki insanlara da vahy edilmiş olmalı. Yani eski metinlerde evrenin genişlemesi bilgisi olmasaydı bu Kur’an’ı hatalı yapardı. Yani sonuç olarak bu yine Kuran’ı doğrular. Bu tür şeyler eski kaynaklarda geçmese ateistler yine bir açık bulmak için şöyle diyeceklerdi: “Eski kavimlere Peygamber geldiyse, niye buna delillerimi yok?”
İkinci olarak peygamber efendimizin Tevrat bilgisi olmadığını çok kolay bir şekilde biliyoruz: “Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Yahudilerden bir kadınla bir erkek zina yaptılar. Birbirlerine: “Bizi şu peygambere götürün. Çünkü bir kısım hafıfletmeler getiren bir peygamberdir. Bize recm dışında fetvalar verirse kabul eder, Allah indinde O’nun hükmünü kendimize delil kılarız ve: “Peygamberlerinden bir peygamberin bize verdiği fetvalar (la amel ettik, hevamıza uymadık) deriz” dediler. Mescidde ashabıyla birlikte oturmakta olan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e gelerek: “Ey Ebü’l-Kasım, zina yapan kadın ve erkek hakkında kanaatin nedir?” dediler. O, onlara tek kelime söylemeden Beyt-i Midraslarına geldi. Kapıda durarak: “Hz. Musa (aleyhisselam)’ya kitabı indiren Allah aşkına söyleyin, muhsan olan birisi zina yapacak olursa bunun Tevrat’taki hükmü nedir?” diye sordu …” [Ebû Davud, Hudud 26, (4450, 4451).]
“Yahudiler, Hz. Peygamber‟e, “Ya Muhammed sen bizden duyduğun Ġbrahim, Musa, Ġsa peygamberler hakkında konuĢtun. Bize, Allah‟ın Tevrat‟ta sadece bir yerde andığı nebiden haber ver, bakalım.” dediler. Hz. Peygamber, “Kim o?” diye sorduğunda, “Zülkarneyn” dediler. Hz. Peygamber, “Bana ondan hiçbir bilgi gelmedi.” dedi. Gururlu ve mutlu oldukları hâlde çıktılar. Fakat evin kapısına gelmeden, Cebrail (as.) Hz. Peygamber’e, “Sana Zülkarneyn‟den sorarlar, de ki size onun kıssasını anlatacağım …” [18/Kehf, 83] ayeti nazil oldu.” [Suyuti, Kehf 83 tefsiri.]
Görüldüğü gibi, peygamberimizin Tevrat bilgisi olmadığı için, Tevrat’taki hükmü bilmiyor ve hangi Peygamberden bahsedildiğini de bilmiyor. Zülkarneyn hakkındaki hadisin devamında Yahudiler Peygamber bilmedi diye gülüyorlar, mutlu şekilde çıkıyorlar. Şimdi soru şu: Peygamber burada “evet o Peygamberi biliyorum, şunu şunu yaptı” diyerek Yahudilerin önünde hiç düşmeyerek bunu söyleyemez miydi? Bu ne demek oluyor? Peygamber kendinden bilmiyor, Allah Peygambere bildiriyor ve Allah’ın vahyine tâbidir kendisi.
Peygamberin Tevrat bilmediğini Yahudiler söylüyor: “Yahudilerden bir topluluk Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler ve ona: ″Ey Ebu’l-Kasım! Sana soracağımız bir kısım özel sorularımızı cevaplandır. Bunların cevabını Peygamber olmayan bilemez″ dediler … Bunun üzerine Yahudiler: ″Allah için doğru söyledin″ dediler.” [Sünen-i Tirmizî, Tefsir’ul-Kur’ân 14.]
Yahudiler Peygambere Tevrat’tan soru soruyorlarsa, bu, onların Peygamberin Tevrat bilmediğini bildiklerini gösterir.
Bunu destekleyen ayetlerde var, mesela: Hûd 49. “İşte bunlar, gaibe ait haberlerdir ki sana onları vahyediyoruz. Bundan önce ne sen onları biliyordun ne kavmin biliyordu, sabret artık; şüphe yok ki sonuç, çekinenlerindir.” [Benzer ayetler: Ali İmran 44; Yûsuf 102; Kasas 44.]
Bakın ayetler nettir. Ne Peygamber biliyor ne de kavmi biliyor. ateistlerin Kur’an’ın kopyalandığı hakkında iddiasını Kur’an bin dört yüz yıldır cevap veriyor bu ayetler ile. Peygamber Tevrat bilse bu ayetleri duyanlar karşı çıkıp “Peygamber yalan söylüyor ben onunlayken bu hikayeleri duymuştu” niye demiyor? Hiçbir kaynakta böyle bir bilgiye rastlamıyoruz.
Eğer bu konuya şöyle: “Peygamber çaktırmamak için böyle demiş.” itiraz edilirse, biz deriz ki: “Peygamber çaktırmamak için böyle diyorsa, niye o zaman Tevrat’tan kopya çeksin? Böyle yaparak daha fazla çaktırmış olmaz mı? Evet. Hem Peygamber böyle akıllıysa ateistlerin iddia ettiği gibi neden lehine ayetler olsun? “İnsanlar benden şüphe eder, kendi menfaatime göre ayet uydurdum” diye düşünemedi mi? ateistler bu itirazını düşünebilen biri bunu da mutlaka düşünmüştür ki zaten böyle şeyler yaşanmıştır. Ahzab 37 indiğinde Yahudiler ve Hristiyanlar böyle diyordu.” Aslında bu itiraz ateistlerin kendi içindeki çelişkiyi gösterir.
Dördüncü olarak, tüm öbür kitaplarda bilimsel hatalar varken, Kur’an’da hiçbir bilimsel hata içeren ayet yoktur. Mitoloji okuyan biri, eski kayıtlarda ne kadar saçma şeyler olduğunu görür. Antik Yunanda evren sonsuz sanılıyordu, yaratılmamış olduğu sanılıyordu. Peygamber bu kadar yanlış bilgi arasında nasıl her seferinde doğruyu seçmeye başardı? Kureyş Science dergisi ile mi?
Beşinci olarak, Araplar ümmi bir topluluktur ve Peygamber de ümmidir. Çok cahillerdir. Her şeyi ezberliyorlardı, ezberleme kuvvetleri çok iyiydi bu yüzden Kur’an’ın değiştirilmediğine en büyük delil hafızlardır. Arapçanın gramer kuralları bile yoktu, nasıl olurda o zamanlar çokça kitap olsun? Arapçanın gramer kuralları şiirler ve Kur’an’a göre belirlendi. Eğer çokça kitap olsaydı o zamanlar, o kitaplara göre de belirlenirdi gramer. Araplar yazılarını kemik, deri, taş gibi maddelerin üzerine yazarlardı. Bu şekilde yazmak zordur.
Altıncı olarak, eğer Hz. Muhammed (s.a.w.), haşa, bir intihalci olsaydı, neden pagan kültüründen nefret ettiği yaratılış efsanelerine girsin ki?
Yedinci olarak, şu an ki insanların elinin altında internet varken bile bunların yazılı olduğunu bilmezken, Peygamber nereden bilsin bunu? İnsanlar şu an bile bu bilgileri duyunca şaşırıyor. Sokaktaki orta yaşlı birini çağırsak, bunu ona söylesek, bize muhtemelen şu tepkiyi verecektir: “Nerede yazıyor bu? Hiç duymadım. Gösterir misiniz?”
Sekizinci olarak, Kur’an Tevrat’taki doğruları yanlışlardan ayırmak için inmiştir. Yani yanlış bilgileri doğru şekilde anlatır, doğru bilgileri de daha güzel şekilde anlatır. Mevdudi tefsirinde bu konu detaylı işlenmiştir, Tevrat ve Kur’an arası farklılıklara pek çok yerde değiniliyor. Bir örnek vereceksem mesela Allah Süleyman (a.s)’ın kafir olmadığını söylüyor. [Bakara 102] Fakat Tevrat’ta kafir olduğu belirtiliyor. [1. Krallar 11:4] Önemli olan nokta şu: Tevrat’ta bu bilgi varsa Kur’an’da buna benzer ayet varsa bu ne demek oluyor? Bu ayetin ilk ve en doğru anlamı “göğün genişlemesidir” çünkü Kur’an bu ayet ile Tevrat’taki ayeti tasdik ediyor.
Dokuzuncu olarak, ateistler bunu söyleyerek yine büyük bir iki yüzlülüğe imza atıyor. Hem Peygamber testisleri bilmiyordu diyerek cahil damgası vuruyorlar hem de biliyordu diyorlar. Peygamber Tevrat’tan alsa, Tevrat’taki testisler hakkında ayetleri görmedi mi? Veya Peygamber kutupları bilmiyordu diyorlar, deve hariç bir şey bilmiyordu diyorlar. “Arap çölünde bir adam nasıl bunları bilir?” diyorlar. Ama aynı anda Peygamberin bu bilgiyi öğrendiğini iddia ediyorlar. Bu apaçık bir iki yüzlülüktür.
Onuncu olarak, diyelim ki göğün genişletilmesi Sümerler de yazıyordu. Sümerler Peygamber döneminden binlerce yıl önce yaşamış insanlardır. Yazıları en eski yazı şekli olan çivi yazısıdır. Bu yazıyı taşların üzerine resim veyahut harfler ile özel bir teknikle yazarlardı. Peki son yıllarda anlaşılıp okunan sümer tabletlerini 500'lü yıllarda Dünya’da okuyabilen bir insan var mıydı? Hayır, çünkü sümer dili milattan sonra konuşulmayan bir dildir hatta milattan çok önce bitmiştir. Milattan en fazla 200 yıl sonra bu dili konuşan kalmamıştır. [2]
Bütün bunlara rağmen Arapça bile okuyamayan ateistlerin tabiriyle bir Arap bedevisinin (Peygamber) bu bilgiye ulaşması imkansızdır. Değil Peygamber, Arabistan’da olan hiçbir kimse bu bilgiye ulaşamazdı çünkü bu yazıtlar Peygamber döneminden asırlar önce okunamıyordu. Ayrıca Peygamber'in coğrafyası ve Sümerlerin coğrafyası da aynı değildir.
Kaynaklar:
1. 55# Peygamberler sadece Ortadoğu'ya mı gönderildi? Çin'e peygamber gönderildi mi? (bilimveyaratilisagaci.com)
Foruma 53 sene önce nasıl katılmış bu arkadaş? @kurtuluşberzan daha hayatta bile yokken, forum yokken???
Düşünce merkezim KURAN'ı KERİM
Kılavuzum PEYGAMBERİM
Akıl defterim BİLİM
Kalp kitabım VİCDANIM
Kur'an'ın kopya olmadığını defalarca kanıtlamam mı gerwkiyor cidden? Bak ben Kur'an'ın kopya olmadığını Zariyat 47 üzerine ıspatlamıştım: İlk olarak şöyle bir soru geliyor aklıma: “Tevrat’taki bu bilgi nereden geliyor?” Tevrat’ta geçmesi Kuran’ı doğrular. Çünkü Kur’an Tevrat’ın da Allah’tan geldiğini söylüyor. Tevrat tahrif olmuş olsa bile hala sağlam ayetler barındırması normaldir. Hindu metinleri ise boş metinler değildir, kaynaklarının Peygamberlerden geliyor olduğuna dair veriler ve şüpheler var. [1] Allah ayette söylediği gibi her ümmete nebi göndermiştir. İnsanların bu Peygamberlere vahy edilen bu bilgileri alıp metne geçirmeleri gayet de kabul edilebilecek bir şeydir. Allah başka ayetlerde şöyle buyuruyor: Ala 18-19. “Şüphesiz ki bu (öğretiler), önceki sahifelerde de vardır. İbrahim’in ve Musa’nın Sahifelerinde.”
Şura 3. “Büyük izzet, derin hikmet sahibi olan Allah sana ve senden öncekilere işte böyle vahiy gönderiyor.”
Bu ayetlere göre Peygambere vahy edilen şeyler doğal olarak geçmişteki insanlara da vahy edilmiş olmalı. Yani eski metinlerde evrenin genişlemesi bilgisi olmasaydı bu Kur’an’ı hatalı yapardı. Yani sonuç olarak bu yine Kuran’ı doğrular. Bu tür şeyler eski kaynaklarda geçmese ateistler yine bir açık bulmak için şöyle diyeceklerdi: “Eski kavimlere Peygamber geldiyse, niye buna delillerimi yok?”
İkinci olarak peygamber efendimizin Tevrat bilgisi olmadığını çok kolay bir şekilde biliyoruz: “Hz. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Yahudilerden bir kadınla bir erkek zina yaptılar. Birbirlerine: “Bizi şu peygambere götürün. Çünkü bir kısım hafıfletmeler getiren bir peygamberdir. Bize recm dışında fetvalar verirse kabul eder, Allah indinde O’nun hükmünü kendimize delil kılarız ve: “Peygamberlerinden bir peygamberin bize verdiği fetvalar (la amel ettik, hevamıza uymadık) deriz” dediler. Mescidde ashabıyla birlikte oturmakta olan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)’e gelerek: “Ey Ebü’l-Kasım, zina yapan kadın ve erkek hakkında kanaatin nedir?” dediler. O, onlara tek kelime söylemeden Beyt-i Midraslarına geldi. Kapıda durarak: “Hz. Musa (aleyhisselam)’ya kitabı indiren Allah aşkına söyleyin, muhsan olan birisi zina yapacak olursa bunun Tevrat’taki hükmü nedir?” diye sordu …” [Ebû Davud, Hudud 26, (4450, 4451).]
“Yahudiler, Hz. Peygamber‟e, “Ya Muhammed sen bizden duyduğun Ġbrahim, Musa, Ġsa peygamberler hakkında konuĢtun. Bize, Allah‟ın Tevrat‟ta sadece bir yerde andığı nebiden haber ver, bakalım.” dediler. Hz. Peygamber, “Kim o?” diye sorduğunda, “Zülkarneyn” dediler. Hz. Peygamber, “Bana ondan hiçbir bilgi gelmedi.” dedi. Gururlu ve mutlu oldukları hâlde çıktılar. Fakat evin kapısına gelmeden, Cebrail (as.) Hz. Peygamber’e, “Sana Zülkarneyn‟den sorarlar, de ki size onun kıssasını anlatacağım …” [18/Kehf, 83] ayeti nazil oldu.” [Suyuti, Kehf 83 tefsiri.]
Görüldüğü gibi, peygamberimizin Tevrat bilgisi olmadığı için, Tevrat’taki hükmü bilmiyor ve hangi Peygamberden bahsedildiğini de bilmiyor. Zülkarneyn hakkındaki hadisin devamında Yahudiler Peygamber bilmedi diye gülüyorlar, mutlu şekilde çıkıyorlar. Şimdi soru şu: Peygamber burada “evet o Peygamberi biliyorum, şunu şunu yaptı” diyerek Yahudilerin önünde hiç düşmeyerek bunu söyleyemez miydi? Bu ne demek oluyor? Peygamber kendinden bilmiyor, Allah Peygambere bildiriyor ve Allah’ın vahyine tâbidir kendisi.
Peygamberin Tevrat bilmediğini Yahudiler söylüyor: “Yahudilerden bir topluluk Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler ve ona: ″Ey Ebu’l-Kasım! Sana soracağımız bir kısım özel sorularımızı cevaplandır. Bunların cevabını Peygamber olmayan bilemez″ dediler … Bunun üzerine Yahudiler: ″Allah için doğru söyledin″ dediler.” [Sünen-i Tirmizî, Tefsir’ul-Kur’ân 14.]
Yahudiler Peygambere Tevrat’tan soru soruyorlarsa, bu, onların Peygamberin Tevrat bilmediğini bildiklerini gösterir.
Bunu destekleyen ayetlerde var, mesela: Hûd 49. “İşte bunlar, gaibe ait haberlerdir ki sana onları vahyediyoruz. Bundan önce ne sen onları biliyordun ne kavmin biliyordu, sabret artık; şüphe yok ki sonuç, çekinenlerindir.” [Benzer ayetler: Ali İmran 44; Yûsuf 102; Kasas 44.]
Bakın ayetler nettir. Ne Peygamber biliyor ne de kavmi biliyor. ateistlerin Kur’an’ın kopyalandığı hakkında iddiasını Kur’an bin dört yüz yıldır cevap veriyor bu ayetler ile. Peygamber Tevrat bilse bu ayetleri duyanlar karşı çıkıp “Peygamber yalan söylüyor ben onunlayken bu hikayeleri duymuştu” niye demiyor? Hiçbir kaynakta böyle bir bilgiye rastlamıyoruz.
Eğer bu konuya şöyle: “Peygamber çaktırmamak için böyle demiş.” itiraz edilirse, biz deriz ki: “Peygamber çaktırmamak için böyle diyorsa, niye o zaman Tevrat’tan kopya çeksin? Böyle yaparak daha fazla çaktırmış olmaz mı? Evet. Hem Peygamber böyle akıllıysa ateistlerin iddia ettiği gibi neden lehine ayetler olsun? “İnsanlar benden şüphe eder, kendi menfaatime göre ayet uydurdum” diye düşünemedi mi? ateistler bu itirazını düşünebilen biri bunu da mutlaka düşünmüştür ki zaten böyle şeyler yaşanmıştır. Ahzab 37 indiğinde Yahudiler ve Hristiyanlar böyle diyordu.” Aslında bu itiraz ateistlerin kendi içindeki çelişkiyi gösterir.
Dördüncü olarak, tüm öbür kitaplarda bilimsel hatalar varken, Kur’an’da hiçbir bilimsel hata içeren ayet yoktur. Mitoloji okuyan biri, eski kayıtlarda ne kadar saçma şeyler olduğunu görür. Antik Yunanda evren sonsuz sanılıyordu, yaratılmamış olduğu sanılıyordu. Peygamber bu kadar yanlış bilgi arasında nasıl her seferinde doğruyu seçmeye başardı? Kureyş Science dergisi ile mi?
Beşinci olarak, Araplar ümmi bir topluluktur ve Peygamber de ümmidir. Çok cahillerdir. Her şeyi ezberliyorlardı, ezberleme kuvvetleri çok iyiydi bu yüzden Kur’an’ın değiştirilmediğine en büyük delil hafızlardır. Arapçanın gramer kuralları bile yoktu, nasıl olurda o zamanlar çokça kitap olsun? Arapçanın gramer kuralları şiirler ve Kur’an’a göre belirlendi. Eğer çokça kitap olsaydı o zamanlar, o kitaplara göre de belirlenirdi gramer. Araplar yazılarını kemik, deri, taş gibi maddelerin üzerine yazarlardı. Bu şekilde yazmak zordur.
Altıncı olarak, eğer Hz. Muhammed (s.a.w.), haşa, bir intihalci olsaydı, neden pagan kültüründen nefret ettiği yaratılış efsanelerine girsin ki?
Yedinci olarak, şu an ki insanların elinin altında internet varken bile bunların yazılı olduğunu bilmezken, Peygamber nereden bilsin bunu? İnsanlar şu an bile bu bilgileri duyunca şaşırıyor. Sokaktaki orta yaşlı birini çağırsak, bunu ona söylesek, bize muhtemelen şu tepkiyi verecektir: “Nerede yazıyor bu? Hiç duymadım. Gösterir misiniz?”
Sekizinci olarak, Kur’an Tevrat’taki doğruları yanlışlardan ayırmak için inmiştir. Yani yanlış bilgileri doğru şekilde anlatır, doğru bilgileri de daha güzel şekilde anlatır. Mevdudi tefsirinde bu konu detaylı işlenmiştir, Tevrat ve Kur’an arası farklılıklara pek çok yerde değiniliyor. Bir örnek vereceksem mesela Allah Süleyman (a.s)’ın kafir olmadığını söylüyor. [Bakara 102] Fakat Tevrat’ta kafir olduğu belirtiliyor. [1. Krallar 11:4] Önemli olan nokta şu: Tevrat’ta bu bilgi varsa Kur’an’da buna benzer ayet varsa bu ne demek oluyor? Bu ayetin ilk ve en doğru anlamı “göğün genişlemesidir” çünkü Kur’an bu ayet ile Tevrat’taki ayeti tasdik ediyor.
Dokuzuncu olarak, ateistler bunu söyleyerek yine büyük bir iki yüzlülüğe imza atıyor. Hem Peygamber testisleri bilmiyordu diyerek cahil damgası vuruyorlar hem de biliyordu diyorlar. Peygamber Tevrat’tan alsa, Tevrat’taki testisler hakkında ayetleri görmedi mi? Veya Peygamber kutupları bilmiyordu diyorlar, deve hariç bir şey bilmiyordu diyorlar. “Arap çölünde bir adam nasıl bunları bilir?” diyorlar. Ama aynı anda Peygamberin bu bilgiyi öğrendiğini iddia ediyorlar. Bu apaçık bir iki yüzlülüktür.
Onuncu olarak, diyelim ki göğün genişletilmesi Sümerler de yazıyordu. Sümerler Peygamber döneminden binlerce yıl önce yaşamış insanlardır. Yazıları en eski yazı şekli olan çivi yazısıdır. Bu yazıyı taşların üzerine resim veyahut harfler ile özel bir teknikle yazarlardı. Peki son yıllarda anlaşılıp okunan sümer tabletlerini 500'lü yıllarda Dünya’da okuyabilen bir insan var mıydı? Hayır, çünkü sümer dili milattan sonra konuşulmayan bir dildir hatta milattan çok önce bitmiştir. Milattan en fazla 200 yıl sonra bu dili konuşan kalmamıştır. [2]
Bütün bunlara rağmen Arapça bile okuyamayan ateistlerin tabiriyle bir Arap bedevisinin (Peygamber) bu bilgiye ulaşması imkansızdır. Değil Peygamber, Arabistan’da olan hiçbir kimse bu bilgiye ulaşamazdı çünkü bu yazıtlar Peygamber döneminden asırlar önce okunamıyordu. Ayrıca Peygamber'in coğrafyası ve Sümerlerin coğrafyası da aynı değildir.
Kaynaklar:
1. 55# Peygamberler sadece Ortadoğu'ya mı gönderildi? Çin'e peygamber gönderildi mi? (bilimveyaratilisagaci.com)
Foruma 53 sene önce nasıl katılmış bu arkadaş? @kurtuluşberzan daha hayatta bile yokken, forum yokken???
Ne sebepten anonim acaba. Birkaç kere karşılaştım bu arkadaşla
? @kurtuluşberzan daha hayatta bile yokken, forum yokken???
Arkadaşlar sakin olun kim olduğunu biliyorum. Bu forumu(daha doğrusu forumda soru soran) yazan kişi benim arkadaşımdı. Cevap veren kişi isvicredekiisik diye bir instagram hesabının sahibiydi. Hesaba gidip bakmanızı bile tavsiye etmem çünkü direk engel atıyor. Özel bir sebebi varmı bilmiyorum. Şunu yazmam da sorun olur mu bilmiyorum ama hocamız sorun görürse siler muhtemelen. 53 sene muhtemelen bir bug yada kendisi yapmış olabilir diye düşünüyorum.